31 Aralık 2014 Çarşamba

MAHMUT CUDA, ESER VE BİYOGRAFİ


MAHMUT CUDA   (1904 – 1987)

Sanayi-i Nefise Mektebi’ni bitirdi. Paris’te Jullian Akademisi’nde Paul-Albert Laurens’in atölyesinde çalıştı (1924-1928). Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği’nin sergilerine katıldı. Detaycı, yalama bir çalışma tarzı vardır.


Mahmut Cuda - İSTANBUL'DAN (50x60 cm)

Kaynak : Batı anlayışına dönük Türk resim sanatı, Adnan Turani, İşbank kültür yayınları 1977 s.xxıv, 89

29 Aralık 2014 Pazartesi

AFT, AĞIZ KOKUSU YAPABİLİR



Birçok hastalık sırasında ortaya çıkabilen bir belirtidir. Ağzın özel bir kokusu “yoktur”. Soğan ve “sarımsak” gibi özel kokulu veya sindirimi güç yiyeceklere bağlı olarak, değişik kokular kazanabilir.

YENEN BESİNLERİN ÇÜRÜMESİ

Ağız ve diş bakımının “yapılmaması” sonucu,  ağızda artık besinlerin çürümesi fena kokuya yol açar. “Alkol” veya “tedavi amacıyla” alınan bazı maddeler de ağız kokusu yapabilir.

AĞIZ VE MİDE İLTİHAPLARI

Ağız kokusu ayrıca, bazı “patolojik” durumlarda ortaya çıkar. Bunlar arasında, ağız mukozası iltihabı, bademcik iltihabı, “diş çürüğü”, diş eti iltihabı ve kanamaları, “aft”, yanak veya dudak içi ısırmak, ülserleşmiş tümörler gibi ağız hastalıkları...

26 Aralık 2014 Cuma

ATATÜRK'ÜN SOFRASINDA BILDIRCIN

Atatürk, bir akşam, konuklarıyla Florya Köşkü’nde oturuyordu. Sofra uzun ve kalabalıktı. Bir kayık tabağın içinde, tepeleme “bıldırcın kebabı” getirerek, sofranın ortasına koydular. Başta kendisi, herkes keyifle birer tane aldı.

O sırada sofranın öbür ucunda oturan Salih Bozok, “eğlence” olsun diye, cebinden bir “canlı bıldırcın” çıkarıp sofranın kenarına koydu...

24 Aralık 2014 Çarşamba

DUL BAYANIN AKİBETİ

Kocası ölen kadınların, “şen dul” olduğu sanılmasın. Kimi ülkelerde "dul" sözcüğü, "fahişe" ya da "cadı" ile eşdeğer. Kimisinde dullar sokağa atılıyor, aç bırakılıyor, bıçaklanıyor, taşlanıyor, hatta öz oğulları tarafından yakılıyor.

Kuria, 21 Eylül 2006 gecesi küpelerini, bileziklerini, kenarı çiçekli turuncu sarisini çıkarttı. Saçlarının başladığı yerdeki parlak kırmızı sinduru sildi. Bundan böyle sadece beyaz giyecekti. Tıpkı dul kalan milyonlarca Hindu kadın gibi.

Ertesi sabah, 60 milyon nüfuslu Madya Pradeş eyaletinin Baniyani köyündeki cenaze töreninde 20-25 kişiydiler. Beyazlar içindeki Kuria, dört oğlunun arasında, boyundan büyük odun yığınının üzerinde alevler içerisinde son yolculuğuna çıkan kocasını uğurladı. Köylülerin anlattığı gibi, Kuria kendisini alevlerin içerisine mi attı, yoksa polis müdürü'nün iddia ettiği gibi, dört oğlu, analarını kollarından, bacaklarından tutup, zorla yanmakta olan kocasının yanına mı oturttular...

22 Aralık 2014 Pazartesi

ŞEFİK BURSALI, ESER VE BİYOGRAFİ


ŞEFİK BURSALI   (1903 – 1990)


İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde İbrahim Çallı’nın atölyesinde öğrenim gördü. Paris’te çalışmasını devam ettirdi. Akademi öğretim kadrosuna alındı (1943).  Devlet Resim Ödülü kazandı. Manzaralarında “temiz bir teknik” görülür. Çallı kuşağından sayılan bir ressamdır


Şefik Bursalı - TARABYA'DAN PEYZAJ

Kaynak : Adnan Turani, Batı anlayışına dönük Türk resim sanatı, İşbank kültür yayınları, 1977, s. xxıv, 79

21 Aralık 2014 Pazar

ADRENALİN HORMONUNUN GÖREVİ


“Böbreküstü bezinin” iç bölümünde bulunan “kromafin” hücrelerinin ürettiği “hormon”. Bütün organlar üzerinde etkisi vardır.

Kalp atım sayısını, karıncıkların kasılma gücünü ve bunlara bağlı olarak pompalanan “kan hacmini” artırır.

Dolaşım sisteminin deri, böbrek ve sindirim kanalına ait damarlarında “daralmaya”, buna karşılık kas, kalp ve beyni besleyen damarlarda “genişlemeye” yol açarak kan akışını denetler. “Kan basıncını” bir ölçüde “artırır” ve organizmanın daha iyi çalışmasını sağlar.

20 Aralık 2014 Cumartesi

ATATÜRK'E GÖRE ŞARK'IN UFUKLARI


Bir akşam Atatürk, benden birkaç şiir okumamı istedi. Birkaç parça okudum... Devam etmemi söyledi. Gene iki üç parça okudum.

Paşam hatırımda bu kadar var dedim. Kendi parçalarımdan okumamı emretti. “Şarkın Ufukları” adlı manzumemi okudum. Bu şiir şöyle bitiyordu:

“Her zulmü, kahrı boğmaya bir parça kan yeter,
Ey Şark, uyan yeter; yeter ey Şark, uyan yeter.”

Sofrada bulunan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras :

Paşam, bu şiir yirmibeş yıl önce yazılmıştır. diyerek, kendi zannınca bir yanlış anlaşmanın önüne geçmek istedi. Atatürk kaşlarını çatarak şu karşılığı verdi :

“Ne demek istiyorsunuz Beyefendi!, bugün yazılmış olsa ne çıkar?...”

                                                                                      Ali Canip Yöntem
                                        
                                                                                                  
Kaynak: Atatürk'ten anılar,Kemal Arıburnu,İşbank kült. yay,1976, s. 20

19 Aralık 2014 Cuma

CİHAT BURAK, ESER, BİYOGRAFİ


CİHAT BURAK   (1915 – 1994)

İSTANBUL Güzel Sanatlar Akademisi’nde mimarlık öğrenimi aldı. Paris’te 3 yıl resim alanında çalıştı (1961-1964). Bayındırlık Bakanlığı’nda vazife aldı. Fransa, Almanya ve İngiltere’de özel sergiler açtı. Halk sanatçılarının resimlerini anlatan naif bir anlatımı vardır. Türkiye’de, Çağdaş Ressamlar Birliği yarışmasında “ödül” almıştır.


Cihat Burak - MAHYA    71x69 cm

18 Aralık 2014 Perşembe

DOKTOR "ARPACIK ÇIKMIŞ" DEDİ


Geceye doğru, uzunca bir süre tv seyrettiniz veya bilgisayar başında kaldınız. Gözleriniz yorulmuş ve “ovuşturulma ihtiyacı” hissediyor. Tatlı bir kaşıntı hissiyle gözlerinizi ovuşturdunuz. Aniden, gözlerinizi kırparken, bir toz, kıl ya da başka bir yabancı cisim kaçmış gibi, gözünüzde batma hissi oluştu. “Herhalde ovuştururken kirpik kaçmıştır” diyerek aynaya bakıyorsunuz, fakat görünürde hiçbir şey yok...

Sabah, yataktan kalkarken, batma hissini yaşadığınız gözde bir rahatsızlık farkettiniz. Aynaya bakınca; şaşırıp kaldınız. Alt veya üst kapaklardan birinin kenarında “kırmızı bir şişlik...”

17 Aralık 2014 Çarşamba

SABİHA BOZCALI, ESER VE BİYOGRAFİ


SABİHA BOZCALI   (1903 – 1998)


Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. Berlin’de Louis Corinth, Münih’te Karl Kaspar, Paris’te Paul Signac, Roma ‘da Giorgio Di Chirico gibi çağdaş ünlü ressamlarla çalıştı. Bu çalışmalardan sonra, “eski İstanbul illüstrasyonları, tarihi Türk tipleri” gibi resimler yaptı. Kitap ve dergi resimleyicisi olarak çalıştı.


Sabiha Bozcalı - BEGONYALAR

Kaynak : Batı anlayışına dönük Türk resim sanatı, Adnan Turani, İşbank kültür yayınları, 1977, s. xxıv, 80

16 Aralık 2014 Salı

ATATÜRK'E GÖRE, KADIN ERKEĞİ YÖNETİRSE

Bir akşam Mustafa Kemal Paşa’yla beraber, Gülcemal vapurunda verilen bir baloda bulunuyorduk. Ekselâns’ın bana karşı büyük bir yakınlığı vardı.
Bir aralık dalmış, yere bakıyordum. Birdenbire :

                “Madam”, dedi; “aşka tutulmuş bir kadın gibi ne düşünüyorsunuz öyle derin derin?”

Ben o zaman, nereden hatırıma geldi bilmiyorum, hiç düşünmeden hemen karşılığını verdim.

                Paşam” dedim. “Başbakanınızın şu neşeli gülüşlerine hayranım...

                “Başbakanımın gülüşlerine hayran olmuşsunuz, benim de belki dansımdan hoşlanırsınız. Madam,  müsaade ederseniz bu valsi beraber yapalım.”

15 Aralık 2014 Pazartesi

SAMİ BOYAR, ESER VE BİYOGRAFİ


SAMİ BOYAR  ( 1880 – 1967)


Heybeliada Deniz Okulu’nu bitirdikten sonra, Sanayi-i Nefise Mektebi’ne yazıldı. Paris’te Güzel Sanatlar Akademisi’nde Cormon’un atölyesinde çalıştı (1910-1914). Avrupa’dan dönünce, ordudan ayrıldı. Kız Sanayi-i Nefise Mektebi’nde ve aynı okulun erkek kısmında öğretmenlik yaptı. Evkaf ve Ayasofya Müzeleri’nde “müdürlük” vazifesinde bulundu. “Manzaralar” ile “tarihi yapıların” resimlerini yaptı. “Türk ressamları” üzerine bir kitabı vardır. 


Sami Boyar - RUMELİHİSARI YOLU

 Kaynak : Batı anlayışına dönük Türk resim sanatı, Adnan Turani, İşbank kültür yayınları, 1977, s. xxıv,19                                        

14 Aralık 2014 Pazar

CEMAL BİNGÖL, ESER VE BİYOGRAFİ


CEMAL BİNGÖL  (1918- 1993)


Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nü bitirdi. Başarılı resim öğretmenliği sırasında, öğrencilerinin çalışmalarını Londra’da sergiledi. Resim çalışmalarına “izlenimci bir anlayışla” başlamıştır. Paris’te geçirdiği kısa bir öğrenimden sonra (1958), “soyut bir geometrizme” yöneldi. “Devlet Resim Ödülü” alan Bingöl’ün “resim eğitimi” alanında yazıları vardır.            


Cemal Bingöl - PORTRE

Kaynak : Batı anlayışına dönük Türk Resim  sanatı, Adnan Turani, İşbank Kültür Yayınları, 1977, s.xxıv,125

13 Aralık 2014 Cumartesi

AVŞA-MARMARA, MÜZİKLİ SLAYT SHOW


AVŞA - MARMARA videosunda, bu iki şirin adaya ait slayt görüntüleri yer almaktadır. 
Müzik: Pink Martini




AVŞA-MARMARA

                                                    
                                                        
Kaynak : Google Web Arşivi

12 Aralık 2014 Cuma

ATATÜRK İLE FRANSIZ BÜYÜKELÇİSİ

Kemalettin Sami Paşa anlatıyor :
Ankara’ya son gidişimde, bir akşam Gazi (Mustafa Kemal Paşa), beni Ankara Palas’a götürmüştü. Sofrada birkaç kişi daha vardı. Yedik, içtik, eğlendik. Geceyarısına doğru, Fransız Büyükelçisi pavyona geldi. Paşa bu elçiyi severdi. Sofraya çağırdı. Büyük şehirlerden, Paris’ten söz açılmıştı...

Bir ara büyükelçi, Gazi’ye ; Ekselâns!, Paris’i bir daha görmek istemez misiniz? dedi. Mustafa Kemal Paşa : “Nasıl görmek istemem. Gençlik anılarımı tazelerim” diye karşılık verdi.

Bu karşılığa sevinen Büyükelçi : Böyle bir gezi, Fransa’yı çok sevindirir. Ben de beraberinizde olmaktan şeref duyarım. En büyük Fransız zırhlısı bizi İzmir’den alır. Akdeniz donanması emrinize verilir. Marsilya’ya çıktığınızda, Fransız ordusu, komutanız altına girer. Hükümdarlara yapılmayan bir törenle karşılanırsınız...

11 Aralık 2014 Perşembe

NURULLAH BERK, ESER VE BİYOGRAFİ


NURULLAH BERK  (1906- 1982)

Sanayi-i Nefise Mektebi’ni bitirdi (1924) . Paris Güzel Sanatlar                              Akademisi’nde Ernst Laurent’in atölyesinde çalıştı. “Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği” ni kurdu (1928) . Paris’e ikinci kez gidişinde, André Lhote ve Fernand Léger’ nin özel akademilerinde çalıştı (1933) . “D grubu” kurucularındandır. Resim ve Heykel Müzesi müdürlüğü yanında, birçok dış sergilerin komiserliklerinde bulundu. “Çanakçılı” ve “Devlet Resim Ödülü” yanında, “Paris Biennali” onur madalyası aldı. Yazar olarak “Leonardo Da Vinci”, “Türk Heykeltraşları”, “Türkiye’de resim”, “La Peinture Turque” ve “Resim Bilgisi”  adlı kitapları yazmıştır.


Nurullah Berk - Ütücü kadın - 80x64 cm

10 Aralık 2014 Çarşamba

BRUCE LEE, MÜZİKLİ SLAYT SHOW

"Ruhu bedenine sığmayan adam" videosunda, BRUCE LEE'nin kısa ve hızlı hayatına ait müzikli slayt geçişleri yer almaktadır. Müzik : Chuck Mangione



      

BRUCE LEE
"Ruhu, bedenine sığmayan adam"


Kaynak : Google Web Arşivi

9 Aralık 2014 Salı

ATATÜRK, RAWLİNSON'A NE CEVAP VERDİ

Erzurum kongresinin açılacağı 23 Temmuz 1335 e kadar geçen günler,
Mustafa Kemal Paşa ve bizim için, hazırlanma, yazışma, düzenleme ve ilişki kurma dönemi oldu.  Asla kolay geçmeyen, “binbir zorluk ve üzücü olaylarla” geçen bir dönem...

İlk sıkıntımızı, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Gürzon’un yeğeni olup; Erzurum’da “mütareke şartlarının tatbikine” memur olan, Kolonel Rawlinson ile geçen bir olay teşkil etti.

M. Kemal Paşa, daha Erzurum’a varmadan ve Vilâyeti Şarkıye Müdafa-i Hukuku Milliye Cemiyeti ile ilişkilerine başlamadan önce, bu dernek Erzurum’da Doğu illeri temsilcilerinden oluşan bir “kongrenin toplanmasını” kararlaştırmıştı.

8 Aralık 2014 Pazartesi

VECİH BEREKETOĞLU, ESER VE BİYOGRAFİ

VECİH BEREKETOĞLU  (1895 – 1973)

Hukuk Eğitimi almıştır. Resme ilgisi, Halil Paşa’dan ders almaya sevketmiştir. 1922-1923 de  Paris’te Julian Akademisi’ne devam etmiştir. İstanbul’da “Kurbağalıdere peyzajları” yanında, özellikle “Ankara bozkırlarına” hayat veren “kavaklı vadilerin şiirini” gösteren, hendine has “Sisley vari peyzajlar” yapmıştır.  


Vecih Bereketoğlu - ANKARA'DA BAHAR

6 Aralık 2014 Cumartesi

UZAYDAN, MÜZİKLİ SLAYT SHOW

Yedi Kandilli Süreyya adlı videoda, hubble teleskobuyla çekilmiş, müzik eşliğinde, uzay görüntüleri slayt gösterisi yer almaktadır...                                                                                



                                     
                                                         
                                             YEDİ KANDİLLİ SÜREYYA
                                                         Müzikli Video


Kaynak : nasa.gov

5 Aralık 2014 Cuma

SAİME BELİR, ESER VE BİYOGRAFİ

SAİME BELİR  (1908 – 1985)

İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde, Namık İsmail’in “öğrencisi” oldu. Çalışmaları “doğa izlenimlerini” yansıtmaktadır.


Saime Belir - BALIKÇILAR

Kaynak: Adnan Turani, Batı anlayışına dönük Türk resim sanatı, İşbank kültür yayınları,s.xxıv,111

4 Aralık 2014 Perşembe

DOKTOR, "SEBOREİK DERMATİT" DEDİ

Özellikle, yıkanmanıza yakın, başınız bazan tatlı, bazan da şiddetli bir şekilde “kaşınıyor”;  kaşıdıkça veya saçlarınızı taradıkça, omuzlarınıza “pul pul kepek” dökülüyor. Omuzlarınıza adeta kar yağmakta... Denemediğiniz “sabun ve şampuan” çeşidi kalmadı. Her kim, ne dediyse kullandınız. Bazan da;“mesele, halloldu kepek kesildi, artık dökülmüyor” dediniz. “İlerleyen haftalarda” baktınız ki; “yine olmamış”. Yıkanmanıza yakın artan bir hızla yine kepek dökülmeye başladı.


Nihayet, “bir cilt mütehassısına” görünmeye karar verdiniz. Cilt uzmanı şikâyetinizi inceledi ve “teşhisi” koydu. “Sizde seboreik dermatit var” dedi. İşte bu andan itibaren bilin ki; bu cilt problemiyle “uzun yıllar” arkadaşsınız... Maalesef, bu rahatsızlığı başlatan sebeb ve dolayısıyla da “kalıcı tedavisi”, tıbben bilinemiyor. Vakalar “kişiden kişiye” değişiklik gösteriyor. Kâh ilerleyen, kâh gerileyen dönemlerle artık “hayatınızın bir parçasıdır.”

3 Aralık 2014 Çarşamba

İSMAİL HAKKI BAHRİYELİ, ESER VE BİYOGRAFİ

İSMAİL HAKKI (BAHRİYELİ)  (1863 – 1926)


Bahriye Mektebi’ni bitirdi (1884). O zamanki Deniz Bakanlığı ile anlaşmazlığa girdi ve İstanbul’dan uzaklaştırılarak Almanya-Hamburg’a gönderildi. Sonunda istifa etmek mecburiyetinde kaldı (1897). 1908 yılına kadar Hamburg’daki gemi tezgâhlarında “mühendislik” yaptı. Almanya’da kaldığı yıllarda “deniz ressamlığı” na ilişkin eserler yaptı. Eserlerinin çoğunu, Almanya’da satmış veya hediye etmiştir. İstanbul’a dönünce (1910) , “binbaşı rütbesiyle” yeniden göreve alındı ve emekli oldu (1913).  Doğa gözleminden çok, “hayâli büyük kompozisyonlar” yapmıştır. Çalışmalarının “rutin bir işçiliği” vardır.


İsmail Hakkı Bahriyeli - DENİZ PEYZAJI   76x61 cm

Kaynak : Adnan Turani, Batı anlayışına dönük Türk resim sanatı, İşbank kültür yayınları, 1977, s.xxıv,9 

2 Aralık 2014 Salı

ATATÜRK İLE HALİDE EDİP

Bir akşam Mustafa Kemal Paşa çiftliğe geldi. Uzun uzun konuştuk. Söylediklerini pek anlayamamıştım...

Bana ; “Doğru değil mi hanımefendi ?” dedi.
Dediğinizi pek anlayamadım Paşam diye cevap verdim.

“Yanıma geliniz !, anlatayım” dedi.

1 Aralık 2014 Pazartesi

AVNİ ARBAŞ, ESER, BİYOGRAFİ

AVNİ ARBAŞ   (1919 – 2003)

İSTANBUL Güzel Sanatlar Akademisi’nde Léopold Lévy’nin atölyesinde yetişmiştir. Paris’e gitmiş (1947). Fransa’nın çeşitli kentlerinde ve New York’da özel sergiler açmıştır. Paris’te Galerie Charpentier’de, Torino’da, “Bugünün Resmi” sergilerine katılmıştır (1957). Ayrıca, İsviçre ve Almanya’daki karma sergilerde yer almıştır. Toplumsal gerçekçi eğilimde, figüratif bir anlayışta çalıştı.

Avni Arbaş - TOPHANE CAMİ

30 Kasım 2014 Pazar

FERİT APA, ESER VE BİYOGRAFİ

FERİT APA   (1909 - 2006)

Leipzig Devlet Resim ve Grafik Sanatlar Akademisi’nde öğrenimini tamamlamıştır (1937-1943). Gazi Eğitim Enstitüsü’nde “grafik sanatlar öğretmenliği” yapmıştır (1947-1951). Almanya’da Leipzig sergileriyle, Ankara’da Devlet Sergileri’ne katılmıştır. Ankara Doğuş Galerisi kurucularındandır. Çalışmaları “portre ve natürmort” alanındadır.


Ferit Apa - BÜST

29 Kasım 2014 Cumartesi

İSMAİL ALTINOK, ESER VE BİYOGRAFİ

İSMAİL ALTINOK   (1920 – 2002) 

Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nü bitirmiştir. İki kez Devlet Resim Ödülü almış, Paris ve Roma’da da çalışmalar yapmıştır. “Anadolu köy ve kasabalarının lokal atmosferini” veren çalışmalarından sonra, ansızın “pop-art geometrizmine” yönelmiştir. Resim alanında “eleştiri yazıları” ile,  okullar için bir resim kitabı yazmıştır.


İsmail Altınok - BURDUR

28 Kasım 2014 Cuma

HOCA ALİ RIZA ESER, BİYOGRAFİ

HOCA ALİ RIZA   (1864 – 1930)

Harbiye çıkışlıdır ve bu okulun resimhanesinde yetişmiştir. Öğretmen olarak yetiştirdiği öğrencileri üzerine büyük etki yapmış ve bir Hoca Ali Rıza Okulu kurmuştur. Hoca, askeri okullarda 47 yıl vazife yapmış ve birçok subayımızın “resim alanına gönül vermesinde” etkili olmuştur. Genel olarak “portre desenlerinde” sayılamayacak eserler yapmıştır. Yağlıboya ve guvajlarında, “eski İstanbul ev ve sokaklarının” lokal atmosferi yer yer görülürse de, çoğunlukla çalışmalarında “romantik, kartpostal bir sevimlilik” vardır

Hoca Ali Rıza - Çengelköy'den    66x24 cm

27 Kasım 2014 Perşembe

MALİK AKSEL, ESER VE BİYOGRAFİ

MALİK AKSEL   (1903 – 1987)

Devlet tarafından gönderildiği Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim öğrenimini bitirdi (1928-1932). Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Resim- İş bölümünü kurdu ve yöneticiliğini yaptı Ayrıca, İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü Resim-İş bölümünde de emekli olana kadar öğretmen ve yönetici olarak görev yaptı. “Batı akımlarına itibar etmedi”. Onun ilgisi, “yöresel yaşama ve motiflere” yöneliktir. Aksel, ilgi çeken bir yazar olarak “Resim Sergisinde 30 gün” ve “halk resmi” alanında önemli araştırmaları yansıtan kitaplar yazmıştır.

Malik Aksel - KIZ ÇOCUĞU  70x50 cm

26 Kasım 2014 Çarşamba

ŞEREF AKDİK, ESER, BİYOGRAFİ

ŞEREF AKDİK   (1902 – 1972)

Hattat Kâmil Akdik’in oğludur. Sanayi-i Nefise Mektebi’ni bitirdikten sonra, Paris’te öğrenimine devam etmiştir (1924-1928). Jullian Akademisi’nde, akademist bir ressam olan Paul Albert Laurens’in atölyesinde öğrenimini bitirdikten sonra, liselerde ve İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretmenlik yapmıştır. Güzel Sanatlar Birliği üyelerinden olan Şeref Akdik, büyük ebatlı “devrim kompozisyonları, natürmortlar” ve çoğunlukla “deniz kıyısı peyzajları” yaptı.

Şeref Akdik - BAĞ BOZUMU    65x50 cm

25 Kasım 2014 Salı

ŞEKER AHMET PAŞA, ESER, BİYOGRAFİ

ŞEKER AHMET PAŞA    (1841 – 1907)

HARBİYE Resimhanesi’nden yetişmiştir. “Türk resim sanatının öncülerindendir”. Paris Güzel Sanatlar Akademisi’ne öğrenime gönderilmiş (1863-1871). Léon Gérome ve Louis Boulanger’ den resim öğrenmiştir. Korgeneralliğe gelinceye kadar, saray yaverliği, İstanbul Tıbbiye Mektebi resim öğretmenliği ve yabancı misafirler teşrifatçılığı yapmıştır.



Şeker Ahmet Paşa - Ayvalar    129x89 cm

Şeker Ahmet Paşa - Otoportre
Şeker Ahmet Paşa - Hisar ve Evler

Adnan Turani, Batı anlayışına dönük Türk resim sanatı, İşbank kültür yayınları, 1977

24 Kasım 2014 Pazartesi

ABDÜLMECİT EFENDİ, ESER VE BİYOGRAFİ

ABDÜLMECİT EFENDİ    (1868 – 1944)

Son “Osmanlı halifesi”dir. Ressam olarak,  “Fransız klâsisist” anlayışında portreler ile “Delacroix’nın ölü dalgalarını yansıtan renk anlayışıyla” kompozisyonlar yapmıştır. İstanbul Resim ve Heykel müzesi ve İş Bankası koleksiyonunda eserleri vardır.

 
Abdülmecit Efendi - PORTRE    149x116 cm
Abdülmecit Efendi - CARİYE

Adnan Turani, Batı anlayışına dönük Türk resim sanatı, İşbank kültür yayınları, 1977

23 Kasım 2014 Pazar

TÜRK RESİM TARİHİNDE STİL GRUPLARI

Resim sanatımızın güvenilir bir kesitini veren Devlet Resim ve Heykel Sergileri ile, diğer özel sergilerde yer alan çalışmaların son durumu incelendiğinde, şu stil anlayışları görülür :

Grup I : İbrahim Çallı kuşağının “akademik izlenimciliği” ile “Boğaziçi manzaraları” geleneğini sürdürenler.

Grup II : “Lhote kübizmasını yerlileştirerek” hayali doğa resmi ya da figürlü kompozisyonlar yapanlar.

Grup III : “Yöresel manzara, motif ve folklor” ile ilgili konulara bağlanıp, bunları üsluplaştıranlar.

Grup IV : “Lirik soyutlama” ile “geometrik soyutlamanın pürizmine” önem verenler.

Grup V :  Genç “pop- art” çılar.

22 Kasım 2014 Cumartesi

TÜRK RESMİNDE D GRUBU VE MÜSTAKİLLER

İbrahim Çallı kuşağının “yeni bir yorumu” olan “D Grubu” (1933-1947) ,  Nurullah Berk, Zeki Faik İzer, Elif Naci, Abidin Dino, Cemal Tollu ve heykeltraşlardan Zühtü Müridoğlu’ndan teşkil edilmişti.  Bu grup, kendilerine özgü belirli bir görüşün temsilcileri “olmadılar”. Çünkü bu grup, böyle bir iddiada olmadığı gibi, yalnız Batı’daki kübist fov ve hatta dışa-vurumcu denebilecek anlayışların dışındaki “yeniliklere de kapılarını kapatmıyorlardı”. Onlar, yalnız bizdeki “ölü izlenimciliğe karşı” idiler

Bu nedenle, “Müstakiller ve D Grubu” üyeleri, akademide görev almaya başladıktan sonra, “Çallı kuşağının yıldızı yavaş yavaş sönmeye başladı”. Ama onlar hocalarına karşı “saygısızlık etmediler”. İbrahim Çallı ve arkadaşları da I.Devlet Sergisinde ödül istemediklerini belirttiler ve hepsini öğrencilerine verdiler. Hikmet Onat haricinde, Çallı kuşağından kimse, o sıralar “devlet ödülü almadı”.

21 Kasım 2014 Cuma

İBRAHİM ÇALLI KUŞAĞI RESİM ANLAYIŞI

1914 de “savaş sebebiyle” yurda dönen İbrahim Çallı ve arkadaşları bize, izlenimcilikle ilgili kimi renklere başkalarını da katarak, çalak fırça estetiğini, kısacası, “fırçanın bir defalık tazeliğini veren tuşları” getirmişlerdi. Hakkında bir araştırma yapılmadığı için, Halil Paşa’nın Suadiye, Bostancı, Değirmendere peyzajlarında gördüğümüz fırça tuşlarına ne zaman vardığını “bilemiyoruz”.

Halil Paşa’nın özellikle portrelerindeki yalama anlatım ile, peyzajlarında saptanan ve ayrı disiplin gösteren tuş sevgisini bağdaştırmak mümkün değildir. Bu sebeple bize, “serbest fırça estetiğinin Halil Paşa ile mi, yoksa Çallı kuşağı tarafından mı getirildiği” üzerine karanlık bir nokta saptanabilir.

20 Kasım 2014 Perşembe

HARBİYE RESİMHANESİNDE YETİŞEN DÖRTLÜ

Çallı kuşağı döneminde de büyük çabaları olmakla birlikte, Harbiye resimhanesinin önemli dört ressamı  vardır. Bunlar, adı çok geçen Hoca Ali Rıza (1858-1930) , Üsküdarlı Cevat (1871-1939) ,  Diyarbakırlı Hoca Tahsin (1874-1937)  ve Sami Yetik (1874-1945)  dir.

HOCA ALİ RIZA

Hoca Ali Rıza’nın biraz kartpostala kaçan guvaj ve yağlıboyalarına karşılık, gerçekten iyi bir portre desencisi gücü ile, “diğerlerinden ayrıldığı” gözlemlenir. Ancak taşbaskı ile, Harbiye öğrencileri için kopya örneği olarak yaptığı kartpostal anlayışındaki ölü, hayâli desenleri, onun bu “sağlam portre gözlemi” gücüyle “çelişir”. Guvaj ve yağlıboyalarında, içinde yaşadığı İstanbul’un arnavutkaldırımlı dar sokaklarını ve onların iki yanında yer alan eski ahşap evlerin yerel havasını, “sevilen romantik konular” haline getiren odur.
Resim sanatına saygı uyandıran “hocalık meziyetleri” yanında, maniyere olmuş “Boğaziçi Manzaraları” yolunun açılmasında, onun bilmeyerek “olumsuz” etkileri olduğu söylenebilir.

19 Kasım 2014 Çarşamba

İBRAHİM ÇALLI KUŞAĞI RESSAMLARI

1908 yıllarından, 1928 “Müstakiller Gurubu” nun kuruluşuna kadar olan dönem, izlenimci akıma paralel sayılabilecek bir anlayışı paylaşan Nazmi Ziya (1881-1937) , İbrahim Çallı (1882-1960)  , Hikmet Onat (1882-1977) , Feyhaman Duran (1886-1971)  gibi ressamlarımızın çalışmalarıyla hareketlenir.

Ancak; bunların yarattıkları harekete  Namık İsmail (1890-1935) , Şevket Dağ (1874-1944) , Ruhi (1880-1931) , Hüseyin Avni Lifij (1889-1927) ,  Mehmet Ali Laga (1878-1947)  ve Ahmet Ziya Akbulut (1869-1938)  gibi ressamlarımız katılır.

Aslında içlerinde izlenimciliğe en yakınları Nazmi Ziya görünür. Şehbal ve Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Mecmuası gibi dergilerde, izlenimcilikle ilgili kimi yazılar çıkar. Bu akımın savunuculuğu yapılır. Ayrıca Şebab , Tercüman-ı Hakikat ve Dergâh ta sergilerin değerlendirilmesini amaçlayan yazılar yayınlanır.

18 Kasım 2014 Salı

ŞEKER AHMET PAŞA VE BATI RESMİ

HARBİYE ÇIKIŞLI RESSAM ŞEKER AHMET PAŞA

19. Yüzyılın 2. yarısındaki Batı’ya dönük ilk ressamlarımızın yapıtları karşılaştırıldığında, “Harbiye çıkışlıların”, Mühendishane çıkışlılara oranla, yeni sanat akımlarına “yaklaşım açısından” daha “önemli çalışmalar” yaptıkları gözlemlenir. Meselâ; yanlarında öğrenim gördüğü Gérome ve Boulanger yanında, sevdiği Daubigny gibi ressamlardan da, saraya birkaç eser aldırtan Şeker Ahmet Paşa (1841 – 1907), “klâsisist – romantik” bir eğitim görmesine rağmen, yer yer Courbet anlayışına yaklaşan resimler yapmıştır.

17 Kasım 2014 Pazartesi

BATI RESMİNE GEÇİŞ VE HALİL PAŞA



Halil Paşa portre alanında, bizde önemli ilk çalışmaları yapanlar arasında yer alır. Ondan önce, Mirat-ı Mühendishane’de birer portre bırakan Hüsnü Yusuf (kendi portresi) ve Ferik İbrahim paşa’dır. (Abdülmecid resmi). İki ressamımızın stil karakterleri “net anlaşılamamıştır”.

Bir hayli portre yapıtı bırakan Halil Paşa, bizde bu alanda “portreci” bir ressam olarak da “nirengi noktası” olur. Ayrıca, kendinden önceki ressamlarımızın rutin ve derinleştirilmemiş bilgilere dayanan çalışmalarının “geçersizliğini” ilk anlayanlardan biridir. Bu nedenle, çalışmalarında yapma bir biçimleme azdır denilebilir. Klâsisist-akademik biçimlemelerde görülen önce desen, sonra boyama yöntemi de, Paşa’nın yapıtlarında, portreleri dışında yok gibidir.

16 Kasım 2014 Pazar

BATI RESİM SANATINA GEÇİŞTE ZORLUKLAR



Batı’nın, “roman , gotik ve proto-rönesans” resminin, çizgisel kuruluş ve “düz yüzey boyama” aşamasından “modleye geçişi” ve giderek ışık-gölge modlesi anlatımından, renk ve boya soyutlamasına varışı ve bu biçimlemeler üstüne “yüzyıllar boyunca” oluşturulmuş düşüncelerle geliştirilen “zengin resim kültürü”, elbette öyle kolay çözümlenebilir, yüzeysel bir sorun olamazdı.

Zamanla çözümleyebildiğimiz bu “uçsuz bucaksız” resim kültürü birikimine karşılık, ilk asker sanatçılarımız, değerleri sonradan adeta sıfıra inen Gérome (1824 – 1904), Boulanger (1806 –1867) ve Cabanel (1823 – 1889)  gibi Paris’in “klâsisist – romantik” ekolleri karışımı bir akademizmanın ölü dalgalarını yaşatan sanatçılarının yanında “eğitim” görmüşlerdi.

BORSADAN TEMETTÜ AMAÇLI HİSSE SENEDİ ALMA

“Borsa İstanbul’dan” (BİST) hisse senedi alarak  para kazanmayı düşünüyorsanız; önünüzde iki yol vardır. “Birinci yol”, hisseyi aldıktan sonra “elde tutmak” ve o şirketin vereceği “yıllık kâr payını (temettü) beklemektir.”

“İkinci yol” ise; hisse senedinin borsadaki “iniş ve çıkışlarını” takip etmek suretiyle “al-sat” yaparak “para kazanmaya” çalışmaktır. İkinci yola “daha sonra” temas edeceğiz...

HİSSE SENEDİYLE İLK TANIŞMA


Hisse senediyle “ilk defa” tanışacaksanız; yapacağınız ilk iş, güvenilir bir bankanın “menkul kıymet” alım satımı yapan bölümüne müracaat etmektir.

Öncelikle, bankada “cari hesap” açtırmak gerekir. Başlangıç için hesaba yatıracağınız para; “ihtiyaçlarınız dışında” sadece “yatırım amaçlı” olarak ayırdığınız bir para olmalıdır.