BAĞIŞIKLIK sistemimizin, vücudun dokularını koruma ve kollama yerine, bazı dokuları hedef alarak savaşmasıyla oluşan hastalıklara "otoimmün hastalıklar" denilir.
Meselâ; pankreas bezine saldıran bağışıklık sistemi; pankreatit, diyabet gibi hastalıkları oluşturur. Mafsallara saldırı, mafsal harabiyeti ve ağrı meydana getirir. Deriye saldırı, vitiligo ve dermatitleri, sinir sistemine saldırı ise multiple skleroz (MS) gibi nörolojik hastalıkları ortaya çıkarır. Sağlıklı bir insanda, bağışıklık sistemi kendi dokularını tanıdığı için onlara zarar vermez.
Neden Tanıyamaz ?
Çocukluk çağında aşırı steril (mikroplardan arınmış) hayat yaşamak, bağışıklık sisteminin eğitilmesini aksatır.
Dayanma ömürleri birtakım sunî katkı maddeleriyle uzatılmış gıda mamûlleri, bağırsakların işleyişini zaman zaman bozarak bağışıklık sisteminin tepki göstermesine yol açar.
Şahsî bakım, temizlik, kozmetik mamûllerinin muhtevasında bulunan ve derinin emdiği endüstriyel kimyevî maddeler ile plastik şişelerden içilen su ya da bilumum meşrubatla beraber mikro plastikler de mide-bağırsak sistemine geçerek aynı tepkiyi oluşturur. İçine her tür gıda ürünü koyduğumuz, sıkça kullanılan naylon torbalar da mikro plastik içerir.
Vücutta "D" vitamini seviyesinin bâriz düşük olması, bağışıklık düzenini bozabilir. Ayrıca, uzun süren ruh sağlığı dalgalanmaları da (sabırsızlık, gerginlik, heyecan, endişe, korku, üzüntü) bağışıklığı bozucu yönde tesir yapar.
Otoimmün hastalıklarla mücadele zordur. Uzun ve isabetli tedavi süreci gerektirir.