SAĞLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAĞLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Temmuz 2019 Pazar
ABAZİ nedir?
MERKEZ ve çevrel sinir sistemi hastalıkları olmadan da görülebilen, yürüme kabiliyetinin kaybedildiği bir hareket kusurudur. Tipik olarak "histerik" hastalarda rastlanır. Çoğunlukla da, ayakta dik durma ve hareket etmenin yok olduğu "astazi" ile beraber görülür.
5 Temmuz 2019 Cuma
AÇLIK-TOKLUK DENGESİ
ENERJİ ihtiyacını karşılamak için canlıyı gıda aramaya yönelten tabii fizyolojik duruma "açlık" denir. İnsanlarda bu duygu; kan şekerinin azalmasına ve midenin "açlık kasılması" da denilen şiddetli kasılmalarına bağlıdır.
Acıkma duygusu çok az gıdayla bastırılsa bile açlık, ancak enerji ihtiyacının tam olarak karşılanması durumunda tamamen ortadan kalkar.
Açlık hali, hipotalamusta bulunan sinir merkezleri tarafından düzenlenir. Bunların biri "açlık", diğeri "tokluk" merkezidir. Açlık merkezinin uyarılması açlık, tokluk merkezinin uyarılması ise tokluk duygusu uyandırır.
Açlık merkezindeki lezyonlar aşırı açlık duygusuna yol açar. Hipotalamus merkezlerindeki dengesizlik ise aşırı şişmanlığa sebep olabilir.
4 Temmuz 2019 Perşembe
UZUN MÜDDET AÇ KALMA
GIDA almayan bir vücut, enerji ihtiyacını önceden dokularında depolanmış yedek kaynaklarla sağlar. Yani vücut kendini yer. Depolanmış şeker, yağ, protein yedekleri son derece ekonomik harcanır. Yetişkin bir kişi su içmek şartıyla, 2 ay kadar açlığa dayanabilir. Yağ, kas, bağ ve destek dokularının azalmasıyla vücut, ağırlığının yüzde 40' ını kaybeder. Deri ince, kuru, esnekliğini kaybetmiş ve sarımsı kahverengidir.
İleri safhada yüz ve ayaklarda ya da yaygın olarak ödem (dokularda su toplanması) görülür. Bu safhada uygun tedbirlerle hasta iyileştirilebilirse de tam bir iyileşme olmaz. Ölümü atlatsalar bile, vücudun bağışıklığı çöktüğünden; verem, kalp zar iltihabı gibi hastalıklara daha kolay yakalanır. Karaciğer sirozu ortaya çıkabilir.
İleri safhada yüz ve ayaklarda ya da yaygın olarak ödem (dokularda su toplanması) görülür. Bu safhada uygun tedbirlerle hasta iyileştirilebilirse de tam bir iyileşme olmaz. Ölümü atlatsalar bile, vücudun bağışıklığı çöktüğünden; verem, kalp zar iltihabı gibi hastalıklara daha kolay yakalanır. Karaciğer sirozu ortaya çıkabilir.
2 Temmuz 2019 Salı
TEVFİK SAĞLAM (hekim)
TÜRK hekimi, 1882 yılında İstanbul'da doğdu. Sultanahmet Üçler mektebini (1891), Soğukçeşme rüştiyesini (1895), Askerî Tıbbiye idadisini bitirdi (1898). Askerî Tıbbiye'den yüzbaşı rütbesiyle çıktı (1903). Gülhane hastanesinde çalıştı (1903-06). Yeni kurulan Tıp Fakültesi "dahiliye laboratuarı şefi" oldu (1909).
Balkan savaşında hizmet gördü (1912-13). 1. Dünya savaşında, binbaşı rütbesiyle 3. Kolorduda "hıfzıssıha müşaviri" (1914), aynı yıl 2. Ordu "sıhhiye reisi" oldu. Savaş bitene kadar bu vazifede kaldı. Savaştan sonra Gülhane Hastanesi başhekimliğine getirildi (1919). Kurtuluş savaşında, "dahilî ve intanî hastalıklar" müfettişliğinde çalıştı. Ankara'da "sıhhiye reisliği"ne tayin edildi. Rütbesi generalliğe yükseldi.
Türkiye'de "Verem savaş derneği"ni kurdu (1927). 1932' de ordudan ayrıldı. Aynı yıl, Tıp Fakültesi 3. Dahiliye kliniği profesörü ve daha sonra "ordinaryüs profesör", fakültede dekan, 1943-46 arası İstanbul Üniversitesi rektörü olan Tevfik Sağlam, 1963' de İstanbul'da vefat etti.
Eserleri: "İntanî hastalıklar (Süleyman Numan ile beraber)(1911)", "Yukarı solunum yolları hastalıkları (1920)", "Tifo aşısı (1921)", "Lekeli tifo (1921)", "Büyük harpte 3. orduda sıhhî hizmet (1941)", "İstanbul Üniversitesi 3. iç hastalıkları kliniği yıllığı (1942)", "İç salgı bezleri hastalıkları (1945)", "Klinik tanı (1946)", "Metabolizma hastalıkları ve avitaminozlar (1947)", "Nasıl okudum (1959)".
Balkan savaşında hizmet gördü (1912-13). 1. Dünya savaşında, binbaşı rütbesiyle 3. Kolorduda "hıfzıssıha müşaviri" (1914), aynı yıl 2. Ordu "sıhhiye reisi" oldu. Savaş bitene kadar bu vazifede kaldı. Savaştan sonra Gülhane Hastanesi başhekimliğine getirildi (1919). Kurtuluş savaşında, "dahilî ve intanî hastalıklar" müfettişliğinde çalıştı. Ankara'da "sıhhiye reisliği"ne tayin edildi. Rütbesi generalliğe yükseldi.
Türkiye'de "Verem savaş derneği"ni kurdu (1927). 1932' de ordudan ayrıldı. Aynı yıl, Tıp Fakültesi 3. Dahiliye kliniği profesörü ve daha sonra "ordinaryüs profesör", fakültede dekan, 1943-46 arası İstanbul Üniversitesi rektörü olan Tevfik Sağlam, 1963' de İstanbul'da vefat etti.
Eserleri: "İntanî hastalıklar (Süleyman Numan ile beraber)(1911)", "Yukarı solunum yolları hastalıkları (1920)", "Tifo aşısı (1921)", "Lekeli tifo (1921)", "Büyük harpte 3. orduda sıhhî hizmet (1941)", "İstanbul Üniversitesi 3. iç hastalıkları kliniği yıllığı (1942)", "İç salgı bezleri hastalıkları (1945)", "Klinik tanı (1946)", "Metabolizma hastalıkları ve avitaminozlar (1947)", "Nasıl okudum (1959)".
3 Nisan 2019 Çarşamba
BAŞ DÖNMESİ (vertigo)
KİŞİNİN bulunduğu ortamın veya kendi vücudunun döndüğü izlenimine kapıldığı anormal ve rahatsız edici hareket duygusuna "baş dönmesi" denilir. Mekân algısıyla ilgili bir bozukluktan kaynaklanır.
Mekân duyarlılığı; içkulaktaki alıcılardan, dokunma, işitme ve görmeyle ilgili dış alıcılardan ve kas, kiriş, eklem ve iç organlardaki iç alıcılardan gelen bir dizi bilginin merkezî sinir sisteminde işlenmesiyle ortaya çıkar.
Bunlardan "içkulak" kökenli uyarılar ayrı bir önem taşır. İçkulağın arka bölümü (dalız) normal işlev gördüğünde, iki taraftan gelen uyarılar uyumludur ve denge siniri çekirdeklerinde bütünleşir. Bir taraftaki içkulak işlevlerinin bozulmasıyla sinir uyarılarının anormal ölçüde artması, azalması veya merkezî sinir sisteminde gereken şekilde bütünleşememesi iç kulak kaynaklı baş dönmesi oluşturur.
İçkulaktan kaynaklanmayan baş dönmesi, görsel veya ruhî sebepten olabilir. Gözden kaynaklanan baş dönmesi, mekânı yanlış görmeye bağlıdır. Normal bir insanın yüksek yerlere çıktığındaki baş dönmesi ruhsal kökenli sayılır. Kişinin her zamanki referans noktasını kaybetmesinden kaynaklanabilir.
Mekân duyarlılığı; içkulaktaki alıcılardan, dokunma, işitme ve görmeyle ilgili dış alıcılardan ve kas, kiriş, eklem ve iç organlardaki iç alıcılardan gelen bir dizi bilginin merkezî sinir sisteminde işlenmesiyle ortaya çıkar.
Bunlardan "içkulak" kökenli uyarılar ayrı bir önem taşır. İçkulağın arka bölümü (dalız) normal işlev gördüğünde, iki taraftan gelen uyarılar uyumludur ve denge siniri çekirdeklerinde bütünleşir. Bir taraftaki içkulak işlevlerinin bozulmasıyla sinir uyarılarının anormal ölçüde artması, azalması veya merkezî sinir sisteminde gereken şekilde bütünleşememesi iç kulak kaynaklı baş dönmesi oluşturur.
İçkulaktan kaynaklanmayan baş dönmesi, görsel veya ruhî sebepten olabilir. Gözden kaynaklanan baş dönmesi, mekânı yanlış görmeye bağlıdır. Normal bir insanın yüksek yerlere çıktığındaki baş dönmesi ruhsal kökenli sayılır. Kişinin her zamanki referans noktasını kaybetmesinden kaynaklanabilir.
31 Mart 2019 Pazar
BESLENME BOZUKLUĞU
AZ gıda alma, uzun süren açlık veya sindirim sisteminde gıdanın emilmesini engelleyen hastalıklı durumlar neticesinde ortaya çıkan genel bir güçsüzlük halidir. Lüzumlu olan maddelerin eksik alınması, vücudun ihtiyacını karşılamak için depolara yönelmesine yol açar.
Böylece vücutta enerji kaynağı olarak sırayla; yağ dokusu, karaciğerdeki glikojen deposu, kan ve kas dokusu kullanılır. Sinir dokusu ise, açlığın en ileri dönemlerinde dahi enerji kaynağı olarak kullanılmaz.
Açlık sürecinde vücuttaki yapım olaylarında da azalma olur. Böylece vücut, ağırlığının % 40' ını kaybedebilir. Daha ileri bir kayıp hayatı tehlikeye sokar. Beslenme bozukluğu; vitamin ve protein eksikliğine bağlı gelişen çeşitli hastalık tablolarının oluşmasına yol açar.
Böylece vücutta enerji kaynağı olarak sırayla; yağ dokusu, karaciğerdeki glikojen deposu, kan ve kas dokusu kullanılır. Sinir dokusu ise, açlığın en ileri dönemlerinde dahi enerji kaynağı olarak kullanılmaz.
Açlık sürecinde vücuttaki yapım olaylarında da azalma olur. Böylece vücut, ağırlığının % 40' ını kaybedebilir. Daha ileri bir kayıp hayatı tehlikeye sokar. Beslenme bozukluğu; vitamin ve protein eksikliğine bağlı gelişen çeşitli hastalık tablolarının oluşmasına yol açar.
13 Temmuz 2018 Cuma
MİDEDE HAZIMSIZLIK
ÇOK sıcak veya soğuk, iyice çiğnenmeden ve aşırı miktarda gıda alınmasından veya mide üşütmesinden sonra beliren mide şikâyetlerine halk arasında "hazımsızlık" denilir.
Hazımsızlık insanda genel bir rahatsızlık duygusu, soğuk terleme, şiddetli mide bulantısı, midede ağırlık hissi ve şişkinlik gibi belirtilerle başlar. Daha sonra karnın üst bölgesinde krampa benzer ağrılar ve vakaların çoğunda, rahatlamayı sağlayan bol kusma görülür. Daha ağır bir hazımsızlıkta kısa süren ishâl de olabilir.
Tüm bu belirtiler, mide mukozasında iltihap, kan birikmesi ve şişmeye yol açan bir tahrişin ifadesidir. Hazımsızlık birkaç saat veya birkaç gün sürebilir. 1 - 2 öğün su hariç aç kalmalı daha sonra mideyi yormayan hazmı kolay gıdalardan az yiyerek midenin normal hazım rejimine geçmesi beklenmelidir.
Hazımsızlık insanda genel bir rahatsızlık duygusu, soğuk terleme, şiddetli mide bulantısı, midede ağırlık hissi ve şişkinlik gibi belirtilerle başlar. Daha sonra karnın üst bölgesinde krampa benzer ağrılar ve vakaların çoğunda, rahatlamayı sağlayan bol kusma görülür. Daha ağır bir hazımsızlıkta kısa süren ishâl de olabilir.
Tüm bu belirtiler, mide mukozasında iltihap, kan birikmesi ve şişmeye yol açan bir tahrişin ifadesidir. Hazımsızlık birkaç saat veya birkaç gün sürebilir. 1 - 2 öğün su hariç aç kalmalı daha sonra mideyi yormayan hazmı kolay gıdalardan az yiyerek midenin normal hazım rejimine geçmesi beklenmelidir.
19 Mayıs 2018 Cumartesi
HİPERPLAZİ nedir?
HİPERPLAZİ, bir dokuda aşırı hücre çoğalması neticesi görülen hacim artışına veya doku büyümesine denilir. Bu büyüme dokuda işlev artışına yol açan uyaranların etkisiyle gerçekleşir. En sık rastlanan hiperplazi şekilleri: Kanamalardan sonra görülen kemik iliği dokusu artışı, hamilelikte memelerin büyümesi, uzun süren tahrişler karşısında üstderinin kalınlaşması, kronik böbrek hastalıklarında paratiroid bezlerde büyümedir.
Bu durumların hepsinde hiperplazi, onu yapan etkenin ortadan kalkmasıyla gerileme gösterir. Aşırı hormon uyarısına bağlı olarak gelişen geri dönüşsüz hiperplazi türleri de vardır.
Bu durumların hepsinde hiperplazi, onu yapan etkenin ortadan kalkmasıyla gerileme gösterir. Aşırı hormon uyarısına bağlı olarak gelişen geri dönüşsüz hiperplazi türleri de vardır.
18 Mayıs 2018 Cuma
REFLEKS ARTMASI
DİZKAPAĞI refleksi ve aşil refleksi gibi kiriş reflekslerinin artmasına "hiperrefleksi" denir. Beyin, beyin kabuğu, beyincik gibi refleksleri denetleyen üst merkezlerden omuriliğe giden sinir yollarında bozukluğa yol açan beyin kanaması, merkezî sinir sistemi tümörleri gibi durumlar refleks artışına yol açar.
Refleks artması, hipertroidizm, bunaltı, aşırı uyarılma gibi sinir sistemi kaynaklı olmayan etkenlere bağlı da görülebilir. Sinir sistemi lezyonlarına bağlı olarak görülmesi patolojik mânâ taşır.
Refleks artması, hipertroidizm, bunaltı, aşırı uyarılma gibi sinir sistemi kaynaklı olmayan etkenlere bağlı da görülebilir. Sinir sistemi lezyonlarına bağlı olarak görülmesi patolojik mânâ taşır.
13 Mayıs 2018 Pazar
HİPERTROFİ nedir?
BİR dokunun, organın veya bütün bir sistemin hücre hacmindeki artışa bağlı olarak büyümesine "hipertrofi" denir. Bu durum doku veya organlardaki çalışma artışına bağlı olarak oluşur. Özellikle hücrelerin sayıca çoğalma yeteneği az olan kas dokusu gibi dokulardaki faaliyet artışı hipertrofiye yol açar.
Hipertrofi, sporcularda, ağır işlerde çalışanlarda iskelet kaslarının büyümesi, yüksek tansiyonlularda kalp kası büyümesi şeklinde olur. Hamilelikte, dölyatağı kaslarında görülen hipertrofi ise hormon kaynaklıdır.
Hipertrofi, sporcularda, ağır işlerde çalışanlarda iskelet kaslarının büyümesi, yüksek tansiyonlularda kalp kası büyümesi şeklinde olur. Hamilelikte, dölyatağı kaslarında görülen hipertrofi ise hormon kaynaklıdır.
11 Mayıs 2018 Cuma
İŞİTME AZLIĞI
İŞİTME kabiliyetinin azalması, çeşitli derecelerde olabildiği gibi yalnızca tiz (ince) veya bas (kalın) sesleri ilgilendiren kısmî bir sağırlık da olabilir. Dışkulak ve ortakulaktan kaynaklanan sağırlık ile içkulak ve sinir yollarındaki bozukluklardan kaynaklanan sağırlık diye ikiye ayrılır.
27 Nisan 2018 Cuma
KAS GERGİNLİĞİ AZALMASI (hipotoni)
KAS gerginliğinde azalmaya "hipotoni" denir. Omuriliğin hareket siniri hücrelerinden kaynaklanan uyarılarla, beyinden gelen, bu hücrelere yönelik baskılayıcı uyarılar arasındaki denge, iskelet kaslarının dinlenme durumundaki normal gerginliğini sağlar.
Kaslarda gevşeklik, dirence karşı koyamama gibi belirtiler veren hipotoni, yaşlılıkta veya hiçbir bedenî faaliyet yapmayan kişilerde olabilir.
Kaslarda gevşeklik, dirence karşı koyamama gibi belirtiler veren hipotoni, yaşlılıkta veya hiçbir bedenî faaliyet yapmayan kişilerde olabilir.
26 Nisan 2018 Perşembe
KOKU ALAMAMA (hipozmi)
KOKU alma duyusunun azalmasına "hipozmi" denilir. Geçici veya kalıcı olabildiği gibi, sadece bir veya daha fazla kokuyu ilgilendirebilir. Ayrıca doğuştan gelen veya sonradan edinilmiş tek veya çift taraflı koku alamama biçimleri de vardır.
Geçici koku alamama, burundaki sinirsel duyusal mukozanın uzun müddet keskin koku almasıyla gelişir. İleri yaşlarda görülen koku alamama bir hastalık belirtisi olmayıp, yaşlanmanın fizyolojik bir neticesidir. Yaşlılık haricindeki bütün hipozmi vakalarında, koku alma işlevine katılan yapılarda bir bozukluk vardır.
Geçici koku alamama, burundaki sinirsel duyusal mukozanın uzun müddet keskin koku almasıyla gelişir. İleri yaşlarda görülen koku alamama bir hastalık belirtisi olmayıp, yaşlanmanın fizyolojik bir neticesidir. Yaşlılık haricindeki bütün hipozmi vakalarında, koku alma işlevine katılan yapılarda bir bozukluk vardır.
22 Nisan 2018 Pazar
HOMEOSTAZ (iç ortamın sabitliği)
HAYATIN devamı için düzenleyici sistemler yardımıyla vücudun iç ortamının sabit tutulmasına "homeostaz" denilir. Homeostazda rol oynayan başlıca etkenler; kan dolaşımını, vücut sıcaklığını, PH değerini, su ve elektrolit dengesini ve hormon metabolizmasını düzenleyen sistemlerdir. Meselâ soğuk bir ortama girildiğinde vücut lüzumlu değişiklikleri yaparak kendi sıcaklığını (36,5 derecede) sabit tutmaya çalışır.
21 Nisan 2018 Cumartesi
UYURKEN HORLAMA
UYKU esnasında nefes alıp verirken çıkarılan gürültülü sese "horlama" diyoruz. Yalnızca nefes alırken, verirken veya her ikisinde birden görülebilir. Havanın üst solunum yollarından geçerken bir engelle karşılaşması horlamaya yol açar.
Bazı vakalarda, hiçbir organik bozukluk olmamasına rağmen, burun kanalının yutağa bağlandığı bölgede ve burun deliklerinde mekanik bir engel bulunur. Çocuklarda bademciklerin büyük olması, erişkinlerde görülen burun polipleri, yaşlılarda ise geniz etinin gevşeyerek sarkması mekanik bir engel oluşturarak horlamaya sebep olur.
Sarkan geniz etinin küçültülüp sıkılaştırılması yönündeki tedaviyle horlama sesi azaltılabilir veya kesilebilir. Burun polipleri ise ameliyatla alındıklarında yeniden oluşabilirler.
Bazı vakalarda, hiçbir organik bozukluk olmamasına rağmen, burun kanalının yutağa bağlandığı bölgede ve burun deliklerinde mekanik bir engel bulunur. Çocuklarda bademciklerin büyük olması, erişkinlerde görülen burun polipleri, yaşlılarda ise geniz etinin gevşeyerek sarkması mekanik bir engel oluşturarak horlamaya sebep olur.
Sarkan geniz etinin küçültülüp sıkılaştırılması yönündeki tedaviyle horlama sesi azaltılabilir veya kesilebilir. Burun polipleri ise ameliyatla alındıklarında yeniden oluşabilirler.
18 Nisan 2018 Çarşamba
İLÂCA TEPKİ GÖSTERME
BAZI insanların vücudu çeşitli maddeleri özellikle de ilâçları kabul edemeyebilir. Bu durum, anormal ve aşırı bir tepki şeklinde ortaya çıkar. Maddenin tedavi edici bir dozda verilmesi veya maddeyle en küçük bir temas bile toksik belirtilere, genel bir fenalaşma, bulantı-kusma, tansiyonda düşme, solgunluk, solunum güçlüğü ve deride yaygın döküntülerin görüldüğü bir krize yol açar.
Vakaların büyük bölümü; aspirin, penisilin, sulfamid, streptomisin, barbitürat vb. alerjisi gibi, alerjik olaylara bağlıdır. Bazı vakalarda, vücudun tepkisi sadece aşırı, fakat normal doğrultuda gider. Sempatik sinir sistemi kolayca uyarılan kişilere "sempatikomimetik" ilâçlar, vagus siniri kolayca uyarılan kişilere "parasempatikomimetik" ilâçlar verildiğinde böyle bir durum gelişebilir.
Bazı vakalarda ise, bazı ilâçlara karşı aşırı duyarlılık doğuştan gelir ve sebebi bilinmez.
Vakaların büyük bölümü; aspirin, penisilin, sulfamid, streptomisin, barbitürat vb. alerjisi gibi, alerjik olaylara bağlıdır. Bazı vakalarda, vücudun tepkisi sadece aşırı, fakat normal doğrultuda gider. Sempatik sinir sistemi kolayca uyarılan kişilere "sempatikomimetik" ilâçlar, vagus siniri kolayca uyarılan kişilere "parasempatikomimetik" ilâçlar verildiğinde böyle bir durum gelişebilir.
Bazı vakalarda ise, bazı ilâçlara karşı aşırı duyarlılık doğuştan gelir ve sebebi bilinmez.
17 Nisan 2018 Salı
İDRAR SAĞLIK GÖSTERGESİ
İDRAR normal şartlarda berrak, limon sarısı renginde ve asidik karakterdedir. Günde yaklaşık 1,5 litre idrar vücuttan atılır, ama bu miktar normal şartlarda bile beslenme türüne, içilen sıvı miktarına ve terlemenin derecesine göre önemli ölçüde değişebilir. İdrarın % 95' i sudan, geri kalanı da çeşitli organik ve inorganik maddelerden oluşur.
Hastalık durumunda, idrarın başta görünümü ve rengi olmak üzere, fiziksel özellikleri önemli ölçüde değişir. Kan idrarın rengini koyulaştırır. İltihaptan oluşan cerahat idrarı bulanıklaştırır.
Hastalık durumunda, idrarın başta görünümü ve rengi olmak üzere, fiziksel özellikleri önemli ölçüde değişir. Kan idrarın rengini koyulaştırır. İltihaptan oluşan cerahat idrarı bulanıklaştırır.
10 Nisan 2018 Salı
İMMATÜRİTE (olgunlaşmadan doğma)
BEBEĞİN olgunlaşmadan doğmasına "immatürite" denilir. Doğumda ağırlığı 2,5 kilonun altında olan bebekler "immatür" olarak tanımlanır. Zamanından evvel doğmuş bebeklerin, yani prematürelerin birçoğu bu sınıfa girer. Bazen prematüre bir bebeğin ağırlığı 2,5 kilonun üzerinde olabilir.
Zamanında doğmuş bebeklerin bir bölümü "immatür" sınıfına girebilir. Uygulamada immatür ve prematüre terimleri sıkça birbiri yerine kullanılır. İmmatür yenidoğanlarda, normal doğan bebeklere göre ölüm oranı daha yüksektir. Bunun sebebi, nefes alma bozukluklarının daha sık olması ve enfeksiyon hastalıklarına daha kolay yakalanmalarıdır.
İmmatür bebeklerin vücut ısıları da genellikle düşüktür. Bu sebeple çevrenin sıcaklık değişimlerine iyi uyum sağlayamazlar. Bakımlarının, ortamın nem oranının ve sıcaklığın kontrol altına alınabildiği ve aseptik şartların güvenli olduğu özel merkezlerde yapılması gerekir. Bu merkezler, immatür bebeklerin her bakımdan normal hale gelebilmeleri için özel bir beslenme programı tatbik ederler.
Zamanında doğmuş bebeklerin bir bölümü "immatür" sınıfına girebilir. Uygulamada immatür ve prematüre terimleri sıkça birbiri yerine kullanılır. İmmatür yenidoğanlarda, normal doğan bebeklere göre ölüm oranı daha yüksektir. Bunun sebebi, nefes alma bozukluklarının daha sık olması ve enfeksiyon hastalıklarına daha kolay yakalanmalarıdır.
İmmatür bebeklerin vücut ısıları da genellikle düşüktür. Bu sebeple çevrenin sıcaklık değişimlerine iyi uyum sağlayamazlar. Bakımlarının, ortamın nem oranının ve sıcaklığın kontrol altına alınabildiği ve aseptik şartların güvenli olduğu özel merkezlerde yapılması gerekir. Bu merkezler, immatür bebeklerin her bakımdan normal hale gelebilmeleri için özel bir beslenme programı tatbik ederler.
20 Ocak 2018 Cumartesi
TAŞIT TUTMASI (kinetoz)
TAŞITLA yolculuk yaparken, düzensiz hareketlerin vücut dengesiyle ilgili organlarda geçici çalışma bozukluğuna yol açmasına "taşıt tutması" denilir. Başlıca belirtisi mide bulantısıdır ve otonom sinir sistemini ilgilendiren bir rahatsızlıktır.
Genellikle otobüs tutması, vapur tutması, tren tutması gibi, binilen vasıtaya göre farklı adlar kullanılır. Daha nadir olarak; ata binme, salıncakta sallanma, asansörle çıkıp-inme gibi durumlarda da ortaya çıkabilir.
Bütün bu durumlarda vücudun denge sistemi düzensiz ve karmaşık titreşimlerle uyarılır. Ayrıca beyincik, damarlar ve iç organlardan gerilmelere bağlı olarak uyarılar çıkar. Aşırı sıcak, kirli hava, egsoz dumanı, kötü kokular ve rahatsız edici gürültüler de taşıt tutmasını kolaylaştırıcı tesir yapar.
Taşıt tutması özellikle çocuklar arasında yaygındır. Otonom sinir sistemi dengesiz, karaciğer işlevleri bozuk olanlar veya mide-bağırsak problemleri bulunanlar ve hamile kadınlarda da taşıt tutmasıyla sık karşılaşılır.
Rahatsızlık farklı şiddette olabilir. Halsizlik veya fenalık hissinden tam bir bitkinliğe kadar varabilen bunaltı ve depresyon durumu görülebilir. Daha sonra baş dönmesi, rengin sararması, terleme, aşırı tükürük salgısı, bulantı ve kusma başlar. Bütün bu belirtiler, uyarıların kesilmesinden kısa bir müddet sonra ortadan kalkar.
Genellikle otobüs tutması, vapur tutması, tren tutması gibi, binilen vasıtaya göre farklı adlar kullanılır. Daha nadir olarak; ata binme, salıncakta sallanma, asansörle çıkıp-inme gibi durumlarda da ortaya çıkabilir.
Bütün bu durumlarda vücudun denge sistemi düzensiz ve karmaşık titreşimlerle uyarılır. Ayrıca beyincik, damarlar ve iç organlardan gerilmelere bağlı olarak uyarılar çıkar. Aşırı sıcak, kirli hava, egsoz dumanı, kötü kokular ve rahatsız edici gürültüler de taşıt tutmasını kolaylaştırıcı tesir yapar.
Taşıt tutması özellikle çocuklar arasında yaygındır. Otonom sinir sistemi dengesiz, karaciğer işlevleri bozuk olanlar veya mide-bağırsak problemleri bulunanlar ve hamile kadınlarda da taşıt tutmasıyla sık karşılaşılır.
Rahatsızlık farklı şiddette olabilir. Halsizlik veya fenalık hissinden tam bir bitkinliğe kadar varabilen bunaltı ve depresyon durumu görülebilir. Daha sonra baş dönmesi, rengin sararması, terleme, aşırı tükürük salgısı, bulantı ve kusma başlar. Bütün bu belirtiler, uyarıların kesilmesinden kısa bir müddet sonra ortadan kalkar.
16 Ocak 2018 Salı
ÜREME FAALİYETİNİN DURMASI
KADINDA yumurtalıkların, erkekte erbezi işlevsel etkinliklerinin durduğu yaşam dilimine "klimakteryum (yaşdönümü)" denilir. Kadında yaklaşık 45 - 50 yaşlarına rastlar (kritik yaş). Menopoza geçiş niteliğindeki bu dönemde âdet kanamaları gittikçe düzensizleştikten sonra tamamen kesilir.
Çeşitli organ ve sistemlerde, çeşitli belirtilerle bu vakaya eşlik eden bir dizi rahatsızlığa topluca "yaşdönümü sendromu" denilir. Bu durum iç salgı sisteminde ve metabolizmanın çeşitli bölümlerinde oluşan dengesizlikten kaynaklanır. Daha çok yumurtalıkların iç salgı faaliyetinin azalmasına bağlıdır.
Erkekte yaşdönümü "andropoz" olarak da bilinir. Erbezlerindeki gerileme, genellikle kadın yumurtalıklarındaki gerilemeden çok daha ileri yaşta başlar; daha yavaş ve aşamalı olarak sürer. Spermatozoit (erkek üreme hücresi) yapımı ve erbezlerinin iç salgı faaliyeti 70 - 80 yaşına kadar devam eder. Halbuki, kadında menopozla (ortalama 53 yaş) birlikte yumurtalıklarda yumurta yapımı tamamen durur.
Çeşitli organ ve sistemlerde, çeşitli belirtilerle bu vakaya eşlik eden bir dizi rahatsızlığa topluca "yaşdönümü sendromu" denilir. Bu durum iç salgı sisteminde ve metabolizmanın çeşitli bölümlerinde oluşan dengesizlikten kaynaklanır. Daha çok yumurtalıkların iç salgı faaliyetinin azalmasına bağlıdır.
Erkekte yaşdönümü "andropoz" olarak da bilinir. Erbezlerindeki gerileme, genellikle kadın yumurtalıklarındaki gerilemeden çok daha ileri yaşta başlar; daha yavaş ve aşamalı olarak sürer. Spermatozoit (erkek üreme hücresi) yapımı ve erbezlerinin iç salgı faaliyeti 70 - 80 yaşına kadar devam eder. Halbuki, kadında menopozla (ortalama 53 yaş) birlikte yumurtalıklarda yumurta yapımı tamamen durur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
