beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2019 Cumartesi

ÇOCUKTA ABSANS HALİ

ÇOCUK,  önceden hiçbir belirti vermeden birdenbire yaptığı işi bırakır, solgunlaşır ve bulanık bakışlarla çevreden kopar. Birkaç saniye bu durumda kaldıktan sonra yeniden bilincine kavuşur ve hiçbir şey olmamış gibi davranır.

Absans geçiren çocuk, çoğu kez bu durumun farkına varmaz. Nöbet geçtikten sonra ya birşey hatırlamaz ya da anlayamadığı bir şeyler olduğunu söyler. Tüm bu süreç birkaç saniyede tamamlanır. Çırpınma veya başka bir hareket belirtisi yoktur. Bazen gözkapaklarında kısa seğirmeler olabilir.

26 Haziran 2019 Çarşamba

AGNOZİ nedir?

DUYULAR  vasıtasıyla algılanan uyarılara mânâ verme kabiliyetinin yok olmasına "agnozi" denilir. Agnozide duyu organları ve iletim yolları sağlamdır. Duyu iletileri beynin ilgili bölgelerine kusursuz iletilir, fakat beyindeki lezyonlar sebebiyle tanınamaz.

Beyindeki lezyonun yerine göre; görmeyle, işitmeyle ve dokunmayla ilgili agnoziler ortaya çıkabilir. Meselâ, kişi nesneleri görür, ama bilinç düzeyinde nesnenin özellikleriyle işlevini birleştiremez. Aynı noksanlık, seslere ve dokunulan nesnelere ilişkin de olabilir. Duyulan sesler bir mânâ ifade etmez veya dokunulan nesneler tanınamaz.

Beyindeki lezyonlar; kanama, tıkanıklık, travma ve tümör gibi etkenler olabilir. Beyinde işitme, görme ve dokunmayla ilgili bölümler farklı yerlerde konumlandığı için, her üç agnozinin beraber görülmesi çok nadir olur.

30 Mayıs 2019 Perşembe

ANEVRİZMA (damarda balonlaşma)

ATARDAMAR  duvarının yapısındaki değişimler neticesinde, atardamarın bir bölümünün belirli sınırlar içinde kalıcı olarak genişlemesine veya balonlaşmasına "anevrizma" denilir.

Sebepleri; genellikle atardamar duvarının orta tabakasında değişiklik yapan frengi gibi bir enfeksiyon hastalığı veya damar kireçlenmesidir. Yalnızca beyin atardamarlarını tutan anevrizmalarda atardamar duvarının yapısal bir zayıflığı sözkonusudur.

Anevrizmanın oluşumunda temel etken, yüksek tansiyondur. Yüksek basınçlı kan, atardamar duvarının zayıf bir noktasını iterek, dışarı doğru genişletir.

Anevrizma, orta yaş erkeklerinde daha sık görülür. En sık tuttukları damarlar; beyin, kol, bacak, iç organ atardamarları ve aortun özellikle karın bölümüdür.

Anevrizmanın varlığı, kan pıhtısı oluşup dolaşımın engellenmesi veya damar duvarının yırtılması gibi kötü neticeler ortaya çıkana kadar hasta tarafından farkedilmeyebilir.

6 Nisan 2019 Cumartesi

HEMİBALİZM nedir?

HEMEN her zaman vücudun tek tarafında görülen nadir bir bozukluk. İstem dışı, bazen yavaş, bazen hızlı, ama her zaman şiddetli ve engellenemez, hattâ uyku esnasında da ortaya çıkan; kollarda, bacaklarda, gövdede ve bazen yüzde görülen istemdışı hareketlerle farkedilir.

Bu hareketler, ilgili bölgelerin bükülmesi, büzülmesi veya eğilmesi şeklindedir. Bu durum çoğunlukla bir beyin kanaması neticesinde ortaya çıkar. İstemdışı hareketlerin şiddeti, sakinleştirici ilâç verilerek azaltılabilir.

2 Nisan 2019 Salı

BAYGINLIK GEÇİRME

TANSİYON düşmesi, solgunluk ve terlemenin eşlik ettiği geçici bilinç kaybına "bayılma" denilir. Bazı vakalarda büzgen kasların gevşemesiyle idrar veya dışkı kaçırma da görülür. Beyin kan dolaşımında geçici bir yetersizliğe bağlıdır ve çeşitli sebepleri olabilir.

Dolaşım bozuklukları (damar sertliği, düşük tansiyon, damar hareketlerinde ani değişme) veya kansızlık, ani ve şiddetli duygulanmalar, yorgunluk ve hattâ uzun müddet ayakta kalmak bayılmaya yol açabilir.

30 Mart 2019 Cumartesi

BEYİN SARSINTISI GEÇİRME

KAFA travmasından hemen sonra geçici bilinç kaybıyla beraber görülen ve beyinde herhangi lezyon olmadan beliren klinik tabloya "beyin sarsıntısı" adı verilir. Darbe esnasında oluşan dalgaların kafatası tabanında yoğunlaşması ve uyanıklık durumunu sağlayan beynin üst bölümündeki merkezlerin geçici olarak durması neticesinde gelişen işlevsel bir felç durumudur.

Bilinç kaybına ilâve olarak otonom sinir sistemini ilgilendiren nefes darlığı, renk solması, terleme ve tansiyon düşmesi gibi belirtiler de görülür. Kişi kendine geldikten sonra mide bulantısı, kusma, baş dönmesi, ağrı ve hemen her zaman hafıza bozuklukları görülür. Hasta travma anını hatırlamaz. Bazen kendine gelme dakikalarını da hatırlamayabilir.

Beyin sarsıntısı tipik olarak boks maçlarında "nakavt" olan boksörde görülür. Bilinç kaybının uzunluğu, vakanın ciddiyetini belirler.

27 Mart 2019 Çarşamba

BİLİNÇ BULANIKLIĞI

FARKLI derecelerde yer ve zaman duygusu kaybı, kişileri tanımama, gerçekle hayâli ayırt edememe ve bazen halüsinasyonla da desteklenen hezeyanlarla ortaya çıkar. Beyindeki bilinç faaliyetini düzenleyen yapılardaki bozukluklardan kaynaklanır.

Genel enfeksiyon hastalıkları, zehirlenmeler, beyin tümörleri, menenjit, ensefalit gibi hastalıklar sırasında veya kafa travmaları neticesinde ortaya çıkabilir. Baş ağrısı, uykusuzluk, bunaltı ve manik tipte taşkınlık gibi belirtilerle çoğunlukla ani olarak başlar.

Bazen bu ilk belirtilerle beraber halüsinasyonlar, hezeyanlar ve istemsiz davranışlar görülür. Daha sonra tipik tablo yerleşir. Görünüşü taşkın veya uyuşuk olabilen hasta; saati, günü, ayı bilmez, bulunduğu yeri tanımaz, hafıza bozuklukları ve özellikle dikkat eksikliği gösterir. Uyanıkken hayâl görme halleri olur.

1 Mart 2019 Cuma

BEYİN ZARINDA TAHRİŞ VAR MI?

MENENJİTİN farklı biçimlerinde, tümör veya kanamalara bağlı beyin zarı tahrişinde sık rastlanan bir belirti de "Brudzinski bulgusu"dur.

Yatar konumdayken hastanın başı öne bükülerek çenesi göğsüne değdirilmeye çalışılır. Bunu yaparken hasta, bacaklarını karnına doğru çekiyorsa ve kalçasını baseni üzerine büküyorsa bulgunun var olduğuna işaret eder.

Yine yatar pozisyonda, hastanın bir bacağı gövdesi üzerine büküldüğünde diğer bacak da aynı yöne doğru kendiliğinden hareket ediyorsa yine bulgunun var olduğunu gösterir.

16 Şubat 2019 Cumartesi

AMELİYAT KOMPLİKASYONU

AMELİYAT edilen bir hastanın fizyolojik dengesini bozabilecek tüm durumlara "komplikasyon" denir. Ameliyattan sonra hasta, gelişebilecek komplikasyon tehlikesine karşı dikkatli bir bakıma alınmalıdır. Aslında ameliyat, insanın fizyolojik bütünlüğünü bozan bir travma gibi ele alınabilir.

Buna, anestezide kullanılan ilâçların zehirli etkileri ve hastanın ameliyat sırasında kâfi oksijen alamaması da eklendiğinde ameliyatın hasta için oldukça ağır bir yük olduğu anlaşılır. Bütün bu etkenler ameliyat sonrasında görülebilecek hastalıklara zemin hazırlayabilir.

Ateş, idrar zorluğu veya böbreklerin yeterince idrar üretememesi, beyindeki solunum merkezlerinin durması, kalp atışının hızlanması, tansiyon düşmesi, kanda pıhtılaşma bozukluklarına bağlı emboli ve tromboz, bronş salgısının aşırı ölçüde artarak bronş-akciğer iltihabına yol açması gibi durumlar ameliyat sonrasında görülebilir.

Hastanın ameliyattan sonra dikkatle izlenerek klinik ve laboratuar bulgularının hemen değerlendirilmesi, muhtemel enfeksiyonlara karşı koruyucu antibiyotik tedavisi, ameliyat yarasının sürekli kontrol edilmesi ve hastanın erken aşamada yürütülmesiyle ameliyat komplikasyon tehlikesi en aza indirilebilir.

10 Ocak 2019 Perşembe

DİKKAT BOZUKLUĞU

DİKKATİN tamamen azalması veya dikkat kaymalarındaki artışa "dikkat bozukluğu" denilir. Aynı zamanda zihnî faaliyeti istemli olarak düzenleme yeteneğindeki kaybı anlatmak için de kullanılır.

Bu durum, beyin kabuğundaki lezyonlara veya şiddetli ruhî bozukluklara bağlı olarak görülebilir. Ruhî çöküntü (depresyon), dikkat azalmasının görüldüğü bozukluklardan biridir. Bunama vakalarının çoğunda ilk klinik bulgu dikkat bozukluğudur.

31 Aralık 2018 Pazartesi

DİSPRAKSİ nedir?

FELÇ veya ataksi olmadığı halde, insanın basit hareketleri birleştirerek karmaşık hareketlerde bulunma kabiliyetinin bozulmasına "dispraksi" denilir. Bu kabiliyet, tam veya büyük ölçüde kaybedilmişse, apraksi olarak nitelenir.

Bozukluğun sebebi, paryetal beyin kabuğu bölgesindeki lezyonlardır. Bu bölge, yapılması gereken işin zihinde tanıtılması ve hareket merkezleriyle bağlantının kurulmasıyla vazifelidir.

21 Aralık 2018 Cuma

DİZARTRİ nedir?

KELİMELERİN söylenmesi ve seslendirilmesiyle ilgili bozukluklara "dizartri" denilir. Bozukluk ağır veya hafif olabilir ve bazen "anartri" denilen tam bir bozukluğa kadar varabilir. Dizartri bazı beyin yapılarının ve beyinciğin lezyonlarına; hareketle ilgili sinirlerin çekirdeklerine; dil, yutak ve gırtlak kaslarının hareket sinirlerinin çıktığı çekirdeklere ait lezyonlara ve doğrudan bu kasların hastalıklarına bağlı olabilir.

25 Kasım 2018 Pazar

EMBOLİ ÖLÜMCÜL OLABİLİR

KİMYASAL yapısı kandan farklı olan, kanda çözünmeyen ve kan dolaşımıyla taşınarak bir damarı tıkayan yabancı maddeye "emboli" denilir.

Emboli, damar sisteminin herhangi bir yerinde oluşup, buradan kopma yoluyla dolaşıma geçebileceği gibi, zedelenmiş damar duvarındaki bir açıklıktan da dolaşıma girebilir. Katı, sıvı ve gaz embolisi şeklinde üç farklı yapıda olabilir.

Katı emboliler çoğunlukla pıhtı parçalarıdır. Daha nadir olarak, asalaklar, tümörlerden kopan hücre kümeleri, damar sertliği yapan plâğın parçaları, ölü doku artıkları vb, katı emboli oluşturur.

Sıvı emboli; yağlı bileşikler gibi kanda erimeyen ilâçların damardan verilmesiyle oluşur. Bu durum yağ ihtiva eden bir ilâcın kas içine verilirken, iğnenin kazaen bir toplardamara girmesiyle gerçekleşir. Bir kemik kırığından sonra dolaşıma geçen yağ damlaları da sıvı emboliyi oluşturur. Bu emboliler akciğerlere ulaşarak genellikle bu organda tıkanmalara yol açar. Daha ileri giderek beyne varırlarsa ani ölüme sebep olabilirler.

Gaz embolileri; kan dolaşımına hava girmesiyle oluşur. Meselâ boynun ana toplardamarının yaralandığı durumlarda, dışarıdan damar içine hava girer. Gaz embolisi çoğunlukla dalgıçlarda, yüksek basınçtan hızla normal atmosfer basıncına çıkan kişilerde görülür. Bu vakalarda, kanda çözünen hava ve özellikle de azot, kabarcıklar halinde serbest kalarak çok sayıda gaz embolisi oluşturur.

Emboli, kendi çapından daha küçük çaplı bir atardamar veya toplardamarı tıkar. Bu tıkanmanın klinik belirtileri, tıkanan damarın genişliğiyle belirlenir. Tıkanma yerel olabildiği gibi genel de olabilir. Toplardamar veya atardamar tıkanmaları olarak iki ayrı başlık altında incelenir.

14 Kasım 2018 Çarşamba

YENİDOĞANDA BEYİN ÇIKIĞI

KAFATASI kemiğinde doğuştan oluşum bozukluğu sebebiyle gelişen boşluktan beynin bir kısmı dışarı çıkar. Yenidoğan çocuğun artkafa veya alın bölgesinde saçlı derinin altından çıkan bir şişlik halinde görülür.

Kafatası boşluğundan çıkan beyin bölümü, beyin zarı ve deriyle örtülüdür. Bu durum, beyin-omurilik sıvısının dolaşımını engelleyerek, beyin karıncıklarında aşırı beyin-omurilik sıvısı birikmesine, yani hidrosefaliye yol açabilir.

4 Kasım 2018 Pazar

EPANDİMOM ( beyin-omurilik tümörü)

BEYNİN karıncık boşluklarını ve omuriliğin orta kanalını döşeyen epandim hücrelerinden türeyen merkezî sinir sistemi tümörüne "epandimom" adı verilir. Özellikle gençlerde görülür. Daha çok 4. karıncıkta veya omuriliğin son bölümünde yerleşir. Gri, homojen bir dokudur. Karıncığın boşluğuna uzanır ve beyin-omurilik sıvısının akımını engeller.

Tümör genellikle iyi sınırlanmıştır; bu özelliği sebebiyle ameliyatla tamamı çıkarılabilir. Epandimom yavaş büyüyen bir tümördür. Az sayıda vakada yayılmacı karakter gösterir ve merkezî sinir sistemine dağılır.

21 Ekim 2018 Pazar

KOL YERİNDE HİSSİ

HASTA, kol veya bacağını kaybetmiş olmasına rağmen, organı hâlâ yerinde duruyormuş gibi hisseder. Dokunma, hareket veya ağrı duyumlarını alır. Kol veya bacakları kesilen herkeste geçici de olsa görülen bu durum, beyinde, kesilen kısımlarla ilgili hücrelerde sinirsel uyarıların devam etmesiyle izah edilir.

19 Ekim 2018 Cuma

FELÇ OLMA

FELÇ, vücutta istemli hareket kaybının ortaya çıkmasıdır. Hareket siniri demetlerindeki tahribat neticesi oluşur. Merkezî sinir sistemini ilgilendiren, kanama, tromboz, emboli, tümör gibi hastalıklardan veya çevrel sinir sistemine gelen darbelerden, çevrel sinir hastalıklarından veya sinirlerin baskıya uğramasından dolayı felç meydana gelir.

Merkezî sinir sistemi felçlerinde; kol veya bacaklardan biri, vücudun bir yarısı, her iki kol ve bacak, yalnızca iki bacak veya vücudun her iki tarafı şeklinde tutulma olur.

Çevrel sinir sistemi felçlerinde ise tutulan kasların gerginliğinde bir azalma olur, kemik kiriş refleksleri kaybolur. Spastik felçte; istemli hareket kaybının yanı sıra, tutulan kaslar kasılı halde kalır.

18 Eylül 2018 Salı

GÖZDE IŞIK ÇAKMASI

GÖZDE ışık, şimşek çakması, kıvılcım gibi görüntülerin algılanmasına "fotopsi" denilir. Gözün kornea veya konjunktiva tabakalarını tahriş eden lezyonlarda, kızamık gibi enfeksiyon hastalıkları esnasında, beynin görme merkezinin bulunduğu lobların lezyonlarında ışık çakması gibi görüntüler algılanabilir.

31 Ağustos 2018 Cuma

KISA SÜRELİ BİLİNÇ KAYBI

BEYİN seviyesinde, kan akımının geçici olarak bozulmasına  bağlı olarak ortaya çıkan nöbetlere "geçici iskemik atak" adı verilir. Anlık bilinç kayıplarıyla kendini gösterir ve sinir dokusunda kalıcı bir yıkıma sebep olmaz. 

Bu nöbetler, genellikle şahdamarında (aort) bir daralma neticesi, beyne giden kan akımında azalma olmasıyla ortaya çıkar.

30 Ağustos 2018 Perşembe

BEYİN-OMURİLİK SIVISINDA ŞEKER

NORMAL değeri  0,45  -  0,90 gram/litre arasındadır. Bakteri kökenli akut menenjit ve verem menenjitlerinde bu değer düşer. Şeker hastalığında, beyin iltihaplarında, üremide ve beyin tümörlerinde ise yükselir.