glikoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
glikoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Ağustos 2018 Perşembe
BEYİN-OMURİLİK SIVISINDA ŞEKER
NORMAL değeri 0,45 - 0,90 gram/litre arasındadır. Bakteri kökenli akut menenjit ve verem menenjitlerinde bu değer düşer. Şeker hastalığında, beyin iltihaplarında, üremide ve beyin tümörlerinde ise yükselir.
29 Ağustos 2018 Çarşamba
ŞEKERİN SABİT KALMASI
ÇEŞİTLİ fizyolojik şartlarda, kandaki glikoz seviyesinin aşağı-yukarı sabit kalmasını sağlayan sistem vardır. Bütün organlar kandaki glikozu emebilecek yapıdadır, ama incebağırsak, karaciğer ve böbrek haricinde hiçbiri kana glikoz veremez.
Şekerin sabit kalması durumunda karaciğer temel bir işlev görür ve vücudun ihtiyaçlarına göre glikozu depolar veya serbestleştirir. Bu işlev çeşitli hormonlar tarafından düzenlenir. İnsülin hormonu kan şekerini düşürürken, glükagon, adrenalin ve hipofiz hormonları gibi diğerleri kan şekerini yükseltir. Bu şeker artırıcı ve azaltıcı hormonlarla kandaki şeker sabit tutulmaya çalışılır.
Vücutta şekerin sabit tutulması, insan hayatı için büyük önem arzeder. Kandaki şeker (glikoz) oranı yüksek olursa dokular vaktinden evvel yıpranır, harap olur; çok düşük olursa da beyin başta olmak üzere dokular kâfi enerji alamadıklarından vücut hareket edemez ve koma hali yaşar.
Şekerin sabit kalması durumunda karaciğer temel bir işlev görür ve vücudun ihtiyaçlarına göre glikozu depolar veya serbestleştirir. Bu işlev çeşitli hormonlar tarafından düzenlenir. İnsülin hormonu kan şekerini düşürürken, glükagon, adrenalin ve hipofiz hormonları gibi diğerleri kan şekerini yükseltir. Bu şeker artırıcı ve azaltıcı hormonlarla kandaki şeker sabit tutulmaya çalışılır.
Vücutta şekerin sabit tutulması, insan hayatı için büyük önem arzeder. Kandaki şeker (glikoz) oranı yüksek olursa dokular vaktinden evvel yıpranır, harap olur; çok düşük olursa da beyin başta olmak üzere dokular kâfi enerji alamadıklarından vücut hareket edemez ve koma hali yaşar.
28 Ağustos 2018 Salı
GLİKOZ BEYİNE LÂZIM
GLİKOZ vücudun temel enerji kaynaklarından biridir. Tatlı meyvalarda, bitkilerde, balda, hayvan ve insan dokularında, kanda kan şekeri olarak bulunur. Kandaki glikoz seviyesi insülin, adrenalin ve glükagon hormonlarıyla düzenlenir.
Glikoz, vücut hücreleri için lüzumlu olan enerjiyi sağlar. Özellikle beyin hücreleri enerji yönünden glikoza bağımlıdır. Kan ve idrardaki glikoz seviyelerinin vücuda zararlı olmaması için belirli değerlerde olması lâzımdır. Yetişkin bir insanda kandaki normal değerler; 60 - 115 miligram/desilitre, idrarda ise 0 - 0,25 gram/litre'dir.
Şeker hastalığı teşhisi konulabilmesi için açlık kan şekerinin 140 miligram/desilitre veya daha yüksek bulunması gerekir. Kanda sürekli aşırı glikoz bulunması, kan damarlarının iç yüzeylerini hırpalayarak pürüzlü hale getirir. Kayganlığını kaybetmiş pürüzlü yüzeyler daha fazla kolesterol vb. yağ bileşenlerini tutarak damar içinin daralmasına zemin hazırlar. İnsan, damarlarının açık ve akıcılığı kadar gençtir.
Glikoz, vücut hücreleri için lüzumlu olan enerjiyi sağlar. Özellikle beyin hücreleri enerji yönünden glikoza bağımlıdır. Kan ve idrardaki glikoz seviyelerinin vücuda zararlı olmaması için belirli değerlerde olması lâzımdır. Yetişkin bir insanda kandaki normal değerler; 60 - 115 miligram/desilitre, idrarda ise 0 - 0,25 gram/litre'dir.
Şeker hastalığı teşhisi konulabilmesi için açlık kan şekerinin 140 miligram/desilitre veya daha yüksek bulunması gerekir. Kanda sürekli aşırı glikoz bulunması, kan damarlarının iç yüzeylerini hırpalayarak pürüzlü hale getirir. Kayganlığını kaybetmiş pürüzlü yüzeyler daha fazla kolesterol vb. yağ bileşenlerini tutarak damar içinin daralmasına zemin hazırlar. İnsan, damarlarının açık ve akıcılığı kadar gençtir.
26 Ağustos 2018 Pazar
İDRARDA GLİKOZ BULUNMASI (glikozüri)
İDRARDA glikoz olması, her zaman bir hastalık belirtisidir. Normal şartlarda, böbrek glomerüllerinden idrara süzülen şeker, borucuklar tarafından tamamen geri emildiği için idrarda şeker görülmez. Kan şeker seviyesi, aşırı alıma veya çoğunlukla bir şeker metabolizması bozukluğuna bağlı olarak belirli bir seviyeyi aşarsa, glomerüllerden süzülen şeker miktarı artar ve borucuklar, süzülen şekerin hepsini geri ememez. Böylece idrarda glikoz çıkmaya başlar. Bu durum, şeker hastalığında kan şekeri seviyesinin yükseldiğini gösterir.
Böbrek kökenli glikozüride ise, kan glikoz seviyeleri ve böbreğin süzme yükü normal olsa bile idrarla glikoz atılır. Böbrek kökenli glikozüri, genetik ve iyi huylu bir bozukluktur. "Böbrekten kaynaklanan şeker hastalığı" adıyla da bilinen bu bozukluk ile şeker hastalığının gelişme ihtimâli arasında bir bağlantı yoktur ve tedavi gerektirmez.
Bunun dışında. glomerülonefrit, piyelonefrit gibi böbrek iltihaplarında, şok veya zehirlenmelere bağlı böbrek hasarı durumlarında glikozüri görülür. Hamilelikte, böbrekten süzülen glikoz miktarının artışına bağlı olarak idrarda glikoz çıkabilir.
Böbrek kökenli glikozüride ise, kan glikoz seviyeleri ve böbreğin süzme yükü normal olsa bile idrarla glikoz atılır. Böbrek kökenli glikozüri, genetik ve iyi huylu bir bozukluktur. "Böbrekten kaynaklanan şeker hastalığı" adıyla da bilinen bu bozukluk ile şeker hastalığının gelişme ihtimâli arasında bir bağlantı yoktur ve tedavi gerektirmez.
Bunun dışında. glomerülonefrit, piyelonefrit gibi böbrek iltihaplarında, şok veya zehirlenmelere bağlı böbrek hasarı durumlarında glikozüri görülür. Hamilelikte, böbrekten süzülen glikoz miktarının artışına bağlı olarak idrarda glikoz çıkabilir.
24 Temmuz 2018 Salı
GLÜKAGON HORMONU
GLÜKAGON, kan şekeri seviyesini yükselterek insüline karşıt etki gösteren bir hormondur. Pankreasın Langerhans adacık hücrelerinde üretilir. Karaciğerde glikojenin parçalanmasını ve başka maddelerden glikoz yapımını uyarır.
Glükagon ayrıca yağ dokusunu parçalayan lipaz enzimlerini etkinleştirir, protein yıkımını artırır; kalsitonin, büyüme hormonu ve bazı sindirim hormonlarının salınmasını uyarır. Mide-bağırsak hareketlerini, mide asidi yapımını, pankreas salgısını azaltır.
Glükagon salgısı, hipoglisemi, gastrin hormonu, kanda aminoasit yoğunluğunun artışı ve birçok hormon (TRH, VIP) tarafından uyarılır; büyüme hormonu ve kan şekerinin yükselmesiyle glükagon salgısı frenlenir. Bu hormon, kan şekeri düşüklüğü ve insülin fazlalığı tedavisinde kullanılır.
Glükagon ayrıca yağ dokusunu parçalayan lipaz enzimlerini etkinleştirir, protein yıkımını artırır; kalsitonin, büyüme hormonu ve bazı sindirim hormonlarının salınmasını uyarır. Mide-bağırsak hareketlerini, mide asidi yapımını, pankreas salgısını azaltır.
Glükagon salgısı, hipoglisemi, gastrin hormonu, kanda aminoasit yoğunluğunun artışı ve birçok hormon (TRH, VIP) tarafından uyarılır; büyüme hormonu ve kan şekerinin yükselmesiyle glükagon salgısı frenlenir. Bu hormon, kan şekeri düşüklüğü ve insülin fazlalığı tedavisinde kullanılır.
8 Mayıs 2018 Salı
KANDA ŞEKER AZLIĞI (hipoglisemi)
KANDAKİ şeker seviyesinin normal değerlerin (1 litre kanda 0,8 gram) altında olmasına "hipoglisemi" denilir. Uzun süren açlık veya şekerin bağırsaklardan emilmesinin yetersiz olması ve ağır karaciğer hastalıkları hipoglisemiye sebep olabilir.
Ayrıca kan şekeri seviyesini düzenleyen iç salgı sisteminin çalışma bozukluklarında hipoglisemi sık görülen bir vakadır. İnsülin üreten pankreas hücrelerinin aşırı çalışması, kan şekerini yükselten hormonların yetersizliği.
Doğuştan metabolizma bozuklukları da hipoglisemiye yol açar. Hafif kan şekeri düşmesi, kişide şikâyete yol açmazken, seviyenin 1 litrede 0,4 - 0,5 gramın altına inmesi, vücut dokularına ve beyne kâfi miktarda şeker (glikoz) gitmeyeceğinden, önemli belirtilere yol açar.
Hipogliseminin ilk belirtileri açlık hissi, yorgunluk, verimsizlik, ruhî çöküntü ve başağrısıdır. Daha sonra terleme, titreme, hafıza kaybı, göz kararması ve ayakta duramama belirir. Daha ağır vakalarda bilinç kaybı (koma) görülebilir; hasta idrarını tutamaz, havale geçirir ve sinir merkezlerinin etkilendiği diğer belirtiler ortaya çıkar.
Ayrıca kan şekeri seviyesini düzenleyen iç salgı sisteminin çalışma bozukluklarında hipoglisemi sık görülen bir vakadır. İnsülin üreten pankreas hücrelerinin aşırı çalışması, kan şekerini yükselten hormonların yetersizliği.
Doğuştan metabolizma bozuklukları da hipoglisemiye yol açar. Hafif kan şekeri düşmesi, kişide şikâyete yol açmazken, seviyenin 1 litrede 0,4 - 0,5 gramın altına inmesi, vücut dokularına ve beyne kâfi miktarda şeker (glikoz) gitmeyeceğinden, önemli belirtilere yol açar.
Hipogliseminin ilk belirtileri açlık hissi, yorgunluk, verimsizlik, ruhî çöküntü ve başağrısıdır. Daha sonra terleme, titreme, hafıza kaybı, göz kararması ve ayakta duramama belirir. Daha ağır vakalarda bilinç kaybı (koma) görülebilir; hasta idrarını tutamaz, havale geçirir ve sinir merkezlerinin etkilendiği diğer belirtiler ortaya çıkar.
29 Haziran 2015 Pazartesi
ŞEKER HASTALIĞI (Diyabet)
Şeker hastalığı, pankreas bezinin çıkardığı "insülin" ismi verilen bir hormonun eksikliği neticesinde ortaya çıkan bir hastalıktır. İnsülin noksanlığında, kan şekeri, vücuttaki dokulara yeterince girip yanma imkânını bulamaz ve kanda birikmeye başlar. Bu durum iki önemli soruna yol açar. Birincisi, doku hücrelerinin kâfi derecede beslenmemesi, diğeri de kanda artan şekerin (glikozun) kan damarlarını hırpalayıp tahriş etmesi sorunudur.
Normal bir insanın kanında bir desilitrede 90-120 miligram şeker vardır. Bu şeker maddesinin cinsi glikozdur. Glikoz dokuların, özellikle beynin en önemli enerji kaynağını teşkil eder. Dokular iyi beslenemeyince vücudun genel mukavemeti düşer, bağışıklık zarar görür, mikroplara direnç azalır. Hücreler şekeri tam yakamadıkları için aç kalırlar ve şeker hastaları doymak bilmezler.
Normal bir insanın kanında bir desilitrede 90-120 miligram şeker vardır. Bu şeker maddesinin cinsi glikozdur. Glikoz dokuların, özellikle beynin en önemli enerji kaynağını teşkil eder. Dokular iyi beslenemeyince vücudun genel mukavemeti düşer, bağışıklık zarar görür, mikroplara direnç azalır. Hücreler şekeri tam yakamadıkları için aç kalırlar ve şeker hastaları doymak bilmezler.
21 Aralık 2014 Pazar
ADRENALİN HORMONUNUN GÖREVİ
“Böbreküstü bezinin” iç bölümünde bulunan “kromafin” hücrelerinin ürettiği “hormon”. Bütün organlar üzerinde etkisi vardır.
Kalp atım sayısını, karıncıkların kasılma gücünü ve bunlara bağlı olarak pompalanan “kan hacmini” artırır.
Dolaşım sisteminin deri, böbrek ve sindirim kanalına ait damarlarında “daralmaya”, buna karşılık kas, kalp ve beyni besleyen damarlarda “genişlemeye” yol açarak kan akışını denetler. “Kan basıncını” bir ölçüde “artırır” ve organizmanın daha iyi çalışmasını sağlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)