KALP ritminde bozulma; miyokardiyoskleroz, enfarktüs, akut eklem romatizması, zehirlenmeler, hipertiroidizm, bunalım içindeki nevrotik kişilerde olan sinir sistemi dengesizlikleri sebebiyle olabilir.
Soluma ritminde bozulma; genellikle zehirlenmeler, ağır metabolizma hastalıkları, beyin kanamaları, menenjit ve enfeksiyon gibi omurilik bölgesindeki soluma merkezlerini etkileyen hastalıklar neticesi gelişir.
kalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mayıs 2019 Cuma
19 Nisan 2019 Cuma
ATEROSKLEROZ (damar kireçlenmesi)
ATARDAMAR duvarının esnekliğini kaybetmesine ve sertleşmesine "ateroskleroz" denilir. Başlıca ayırt edici özelliği; damar boşluğunu döşeyen endotelin altında trigliserit ve kolesterol gibi lipit yapıda maddelerin birikmesidir.
Bu durumda damar iç yüzeyinde küçük veya geniş alanlara yayılan, ihtiva ettikleri lipit sebebiyle sarımsı renkte "aterom plakları" denilen kabartılar gelişir. Aterom plâğının bulunduğu bölgedeki atardamar duvarı, lifsi bağdoku oluşumuyla değişikliğe uğrar. Sağlıklı damar yapıları yıkılırken kalsiyum tuzları birikir. Netice olarak damar duvarı sertleşir ve esnekliğini kaybeder.
Ateromlar geliştikçe damar boşluğuna doğru bir kabartı meydana getirdiklerinden damarın içini daraltırlar. Bozukluğun görüldüğü damarın iç çapı küçüldükçe ortaya çıkabilecek tehlikeler büyür (kan akımının azalması).
Bu durumda damar iç yüzeyinde küçük veya geniş alanlara yayılan, ihtiva ettikleri lipit sebebiyle sarımsı renkte "aterom plakları" denilen kabartılar gelişir. Aterom plâğının bulunduğu bölgedeki atardamar duvarı, lifsi bağdoku oluşumuyla değişikliğe uğrar. Sağlıklı damar yapıları yıkılırken kalsiyum tuzları birikir. Netice olarak damar duvarı sertleşir ve esnekliğini kaybeder.
Ateromlar geliştikçe damar boşluğuna doğru bir kabartı meydana getirdiklerinden damarın içini daraltırlar. Bozukluğun görüldüğü damarın iç çapı küçüldükçe ortaya çıkabilecek tehlikeler büyür (kan akımının azalması).
16 Şubat 2019 Cumartesi
AMELİYAT KOMPLİKASYONU
AMELİYAT edilen bir hastanın fizyolojik dengesini bozabilecek tüm durumlara "komplikasyon" denir. Ameliyattan sonra hasta, gelişebilecek komplikasyon tehlikesine karşı dikkatli bir bakıma alınmalıdır. Aslında ameliyat, insanın fizyolojik bütünlüğünü bozan bir travma gibi ele alınabilir.
Buna, anestezide kullanılan ilâçların zehirli etkileri ve hastanın ameliyat sırasında kâfi oksijen alamaması da eklendiğinde ameliyatın hasta için oldukça ağır bir yük olduğu anlaşılır. Bütün bu etkenler ameliyat sonrasında görülebilecek hastalıklara zemin hazırlayabilir.
Ateş, idrar zorluğu veya böbreklerin yeterince idrar üretememesi, beyindeki solunum merkezlerinin durması, kalp atışının hızlanması, tansiyon düşmesi, kanda pıhtılaşma bozukluklarına bağlı emboli ve tromboz, bronş salgısının aşırı ölçüde artarak bronş-akciğer iltihabına yol açması gibi durumlar ameliyat sonrasında görülebilir.
Hastanın ameliyattan sonra dikkatle izlenerek klinik ve laboratuar bulgularının hemen değerlendirilmesi, muhtemel enfeksiyonlara karşı koruyucu antibiyotik tedavisi, ameliyat yarasının sürekli kontrol edilmesi ve hastanın erken aşamada yürütülmesiyle ameliyat komplikasyon tehlikesi en aza indirilebilir.
Buna, anestezide kullanılan ilâçların zehirli etkileri ve hastanın ameliyat sırasında kâfi oksijen alamaması da eklendiğinde ameliyatın hasta için oldukça ağır bir yük olduğu anlaşılır. Bütün bu etkenler ameliyat sonrasında görülebilecek hastalıklara zemin hazırlayabilir.
Ateş, idrar zorluğu veya böbreklerin yeterince idrar üretememesi, beyindeki solunum merkezlerinin durması, kalp atışının hızlanması, tansiyon düşmesi, kanda pıhtılaşma bozukluklarına bağlı emboli ve tromboz, bronş salgısının aşırı ölçüde artarak bronş-akciğer iltihabına yol açması gibi durumlar ameliyat sonrasında görülebilir.
Hastanın ameliyattan sonra dikkatle izlenerek klinik ve laboratuar bulgularının hemen değerlendirilmesi, muhtemel enfeksiyonlara karşı koruyucu antibiyotik tedavisi, ameliyat yarasının sürekli kontrol edilmesi ve hastanın erken aşamada yürütülmesiyle ameliyat komplikasyon tehlikesi en aza indirilebilir.
12 Şubat 2019 Salı
EZİLME SENDROMU
AĞIR travma sebebiyle (meselâ, çöken bina enkazı altında kalma) kasları ezilen kişilerde ortaya çıkan klinik tablo. Meselâ, bacaklar gibi ezilen vücut bölümlerinde doku kanlanması önemli ölçüde azalır ve bunun neticesinde doku enfarktüsü gelişir. Üzerindeki baskının kalkmasıyla bu bölgeye kandan büyük oranda sıvı geçişi olur ve büyük bir şişlik meydana gelir.
Kandan önemli oranda sıvı çekilmesi, hem tansiyonun düşmesine, hem de kanın yoğunlaşmasına sebep olur. Dolaşımdaki kan hacminin azalması kalbe aşırı yük getirir. Böylece kalp-damar sistemi çöker.
Bunlara ilâve olarak, böbreğe giden kan akımının azalması ve hasara uğramış dokulardan çıkan büyük yapılı organik maddelerin böbreklerden geçmesi, böbrek işlevlerinin azalmasına yol açar. Önce böbrek yetmezliği sonra da idrar oluşmaması ve ölüm gelir.
Kandan önemli oranda sıvı çekilmesi, hem tansiyonun düşmesine, hem de kanın yoğunlaşmasına sebep olur. Dolaşımdaki kan hacminin azalması kalbe aşırı yük getirir. Böylece kalp-damar sistemi çöker.
Bunlara ilâve olarak, böbreğe giden kan akımının azalması ve hasara uğramış dokulardan çıkan büyük yapılı organik maddelerin böbreklerden geçmesi, böbrek işlevlerinin azalmasına yol açar. Önce böbrek yetmezliği sonra da idrar oluşmaması ve ölüm gelir.
8 Şubat 2019 Cuma
ÇARPINTI HİSSİ
KALP atışlarının kişi tarafından hissedilmesiyle ortaya çıkan rahatsız edici bir belirtidir. Oldukça sık rastlanan bir şikâyettir ve beraberinde kalp ritminde yavaşlama, hızlanma veya ritim bozukluğu hissedilmesi gibi bir his de bulunabilir.
Sıklıkla kalp ritminde önemsiz sayılabilecek bozukluklara, kalbin düzenli, ancak güçlü kasılmasına bağlıdır veya bedenin aşırı hareketlerde zorlanması, heyecanlanma, alkol alma, kahve veya sigaraya bağlı olarak ortaya çıkar.
Çarpıntı, çoğunlukla kalbin organik hastalıklarından çok, psikolojik sebeplere bağlı olarak ortaya çıkar. Esas olarak kalp nevrozunun temel bulgularından biridir. Otonom sinir sistemindeki dengesizliklerin yol açtığı, fakat tamamen normal sınırlar içinde olan kalp işlevindeki bir gerginlik durumudur.
Sağlıklı insanlar da, kalp ritmi veya kalbin kasılma gücü belirli bir sınırın üzerine çıktığında çarpıntı hissedebilirler. Diğer yandan, gerçek kalp hastalığı bulunan kişiler, kalp ritmi veya kalp kasılmasındaki değişimlere daha az duyarlıdırlar.
Sıklıkla kalp ritminde önemsiz sayılabilecek bozukluklara, kalbin düzenli, ancak güçlü kasılmasına bağlıdır veya bedenin aşırı hareketlerde zorlanması, heyecanlanma, alkol alma, kahve veya sigaraya bağlı olarak ortaya çıkar.
Çarpıntı, çoğunlukla kalbin organik hastalıklarından çok, psikolojik sebeplere bağlı olarak ortaya çıkar. Esas olarak kalp nevrozunun temel bulgularından biridir. Otonom sinir sistemindeki dengesizliklerin yol açtığı, fakat tamamen normal sınırlar içinde olan kalp işlevindeki bir gerginlik durumudur.
Sağlıklı insanlar da, kalp ritmi veya kalbin kasılma gücü belirli bir sınırın üzerine çıktığında çarpıntı hissedebilirler. Diğer yandan, gerçek kalp hastalığı bulunan kişiler, kalp ritmi veya kalp kasılmasındaki değişimlere daha az duyarlıdırlar.
30 Aralık 2018 Pazar
ZOR NEFES ALMA (dispne)
SOLUNUMUN az veya çok zorlukla sürdürülmesine "dispne" adı verilir. Astım nöbetinde görülen ağır solunum zorluğundan, heyecanlanınca ortaya çıkan "nefes sıkışması" hissine kadar bütün soluma zorluklarını ihtiva eder.
En sık karşılaşılan dispne sebepleri kalp hastalıklarıyla bağlantılıdır ve özellikle gece saatlerinde ortaya çıkarak hastayı zor duruma düşürür. Diğer sebepleri:
En sık karşılaşılan dispne sebepleri kalp hastalıklarıyla bağlantılıdır ve özellikle gece saatlerinde ortaya çıkarak hastayı zor duruma düşürür. Diğer sebepleri:
- Solunum yollarında akut veya kronik daralmaya yol açan bronşiyal astım
- Anfizemli veya anfizemsiz seyreden kronik bronşit
- Akciğer anfizemi
- Akciğerde hava keseciklerinin iltihaplanması
- Tüberküloz
- Sarkoidoz
- Pnömokonyoz
- Akciğer fibrozu
- Akciğer kanseri
27 Kasım 2018 Salı
ELEKTROKARDİOGRAM (EKG)
KALBİN çalışması esnasında meydana gelen elektriksel voltaj değişimlerinin milimetrik kâğıda grafik şeklinde kaydedilmesine "elektrokardiogram" denilir. Kalbin her kasılması, elektrokardiogramda belirli özellikleri olan bir dalga şeklinde görülür.
Bu dalgaların boyunun, genişliğinin, aralarındaki mesafenin incelenmesiyle birçok kalp hastalığının teşhisine yönelik değerli bilgiler elde edilir.
Bu dalgaların boyunun, genişliğinin, aralarındaki mesafenin incelenmesiyle birçok kalp hastalığının teşhisine yönelik değerli bilgiler elde edilir.
23 Kasım 2018 Cuma
YETİŞKİNDE BEBEK KALP SESİ
EMBRİYONDA birinci ve ikinci kalp seslerinin süresi ve şiddeti birbirine eşittir. Bu sesler "sarkaç ritmi" olarak tanımlanır. Yetişkin bir insandaki kalp sesleri, embriyonun kalp seslerine benziyorsa, bu her zaman bir hastalık işaretidir.
19 Kasım 2018 Pazartesi
ENDOKARDİT (kalp iç zarı iltihabı)
KALP iç zarı iltihabı, kulakçık ve karıncığın yüzeyini örten endokartta görülse de, daha çok kapakların yüzeyini kaplayan endotelde ortaya çıkar. Mitral kapak ve aortun yarımay kapakları en sık etkilenir.
Bakterilerle oluşan endokardit, genellikle başka bir odaktan yayılan genel bir enfeksiyonun komplikasyonu olarak gelişir. Bakterilerle oluşmayan endokardit tipleri de vardır. Bunlar da çeşitli hastalıklardan meydana gelir. En sık rastlananı, "romatizmal endokardit"tir.
Endokarditin belirtileri, seyri ve tedavisi, hastalığın tipine göre değişir. Hastalığın kapakları da etkilediği vakalarda, kapağın çalışmasının bozulduğuna dair "üfürüm" veya farklı seslerin alınması gibi bulgulara rastlanır.
Endokardit, çoğunlukla kapaklarda kalıcı bir yapı değişikliğine yol açar. Etkilenen kapakta darlık veya yetmezlik olabilir. Kapak hastalıkları, kalbin çalışmasında kalp kifayetsizliğiyle neticelenecek ağır bir bozukluğa sebep olabilir.
Bakterilerle oluşan endokardit, genellikle başka bir odaktan yayılan genel bir enfeksiyonun komplikasyonu olarak gelişir. Bakterilerle oluşmayan endokardit tipleri de vardır. Bunlar da çeşitli hastalıklardan meydana gelir. En sık rastlananı, "romatizmal endokardit"tir.
Endokarditin belirtileri, seyri ve tedavisi, hastalığın tipine göre değişir. Hastalığın kapakları da etkilediği vakalarda, kapağın çalışmasının bozulduğuna dair "üfürüm" veya farklı seslerin alınması gibi bulgulara rastlanır.
Endokardit, çoğunlukla kapaklarda kalıcı bir yapı değişikliğine yol açar. Etkilenen kapakta darlık veya yetmezlik olabilir. Kapak hastalıkları, kalbin çalışmasında kalp kifayetsizliğiyle neticelenecek ağır bir bozukluğa sebep olabilir.
27 Eylül 2018 Perşembe
KAN ALMA
GENELLİKLE koldan, dirseğin iç yüzündeki toplardamarlardan biri uygun bir iğne ile delinerek alınır. Delmeden evvel damarın olgunlaşması için üstkol bir turnike ile sıkılır ve kanın geri dönmesi engellenir. Alınacak kan miktarı 150 ilâ 500 mililitre (yarım litre) arasında değişebilir.
Kan alma, kalbin yükünü azaltma maksadıyla, dolaşımdaki kanın azaltılması gerektiğinde tatbik edilir. Vücutta aşırı miktarda alyuvar yapımı varsa, alyuvar miktarını azaltmak için kan alınabilir. Ayrıca vücuttaki demir miktarını azaltmak, böylece demirin dokularda birikmesini engellemek için de kan alınabilir.
14 Haziran 2018 Perşembe
VÜCUDA AŞIRI SU ALMA
ORGANİZMAYA aşırı su alınmasına "hidratasyon" denilir. Bu durum, aşırı su içilmesinden, su kaybının durmasından veya antidiüretik hormon alınmasından kaynaklanabilir. Aşırı su içilmesi; havale, kas güçsüzlüğü, kalp ritm bozuklukları, kusma gibi belirtilerle seyreden su zehirlenmesine yol açabilir.
Vücutta aşırı derecede su tutulması, hücre dışı sıvıdaki elektrolitlerin yoğunluğunun azalmasına sebep olarak, hücre içine sıvı geçişine yol açar. Böylece oluşan hücre ödemi, ölüm gibi ağır bir netice doğurabilir.
Vücutta aşırı derecede su tutulması, hücre dışı sıvıdaki elektrolitlerin yoğunluğunun azalmasına sebep olarak, hücre içine sıvı geçişine yol açar. Böylece oluşan hücre ödemi, ölüm gibi ağır bir netice doğurabilir.
7 Haziran 2018 Perşembe
KALP ZARINDA SIVI BİRİKMESİ
PERİKARD (kalp zarı) boşluğu içinde sıvı toplanmasına "hidroperikardium" denilir. Genellikle yaygın ödem ve organizmanın diğer seröz boşluklarında sıvı birikmesiyle seyreden kalp yetmezliği, karaciğer sirozu ve böbrek hastalıklarında görülür.
Toplanan sıvı, burada normalde bulunan sıvıyla aynı niteliktedir, ama yaklaşık 20 - 30 mililitre olan kalp zarı sıvısı 1 litreye kadar bile çıkabilir. Bu durumda kalp, biriken sıvının etkisiyle sıkışır ve işlevleri bozulur. Kalb gevşeme evresinde genişleyemez ve kalbe kâfi kan giremez.
Toplanan sıvı, burada normalde bulunan sıvıyla aynı niteliktedir, ama yaklaşık 20 - 30 mililitre olan kalp zarı sıvısı 1 litreye kadar bile çıkabilir. Bu durumda kalp, biriken sıvının etkisiyle sıkışır ve işlevleri bozulur. Kalb gevşeme evresinde genişleyemez ve kalbe kâfi kan giremez.
3 Haziran 2018 Pazar
AKCİĞER ZARINDA SIVI BİRİKİMİ
AKCİĞER zarı boşluğunda değişen miktarlarda sıvı birikmesine "hidrotoraks" denilir. Bu sıvı, hücre dışı alanlardaki doku sıvısı niteliğindedir. Kalp yetmezliğinin ileri dönemlerinde, karaciğer sirozunda, böbrek hastalıklarında, yaygın ödemlerle ve organizmanın diğer seröz boşluklarında sıvı birikimiyle beraber görülen bir belirtidir. Ayrıca, göğüs kafesindeki büyük toplardamara baskı uygulayarak kan akımını engelleyen patolojik süreçler de hidrotoraksa yol açabilir.
Zar boşluğunda toplanan sıvı miktarı, birkaç mililitreden 2 - 3 litreye kadar değişebilir. Biriken sıvı miktarının çok olduğu durumlarda akciğerler baskıya uğrar ve solunum işlevleri bozularak boğulma hissi, morarma, kalp atım hızında artma ve genel hal bozukluğu ortaya çıkar.
Zar boşluğunda toplanan sıvı miktarı, birkaç mililitreden 2 - 3 litreye kadar değişebilir. Biriken sıvı miktarının çok olduğu durumlarda akciğerler baskıya uğrar ve solunum işlevleri bozularak boğulma hissi, morarma, kalp atım hızında artma ve genel hal bozukluğu ortaya çıkar.
30 Mayıs 2018 Çarşamba
KANDA ÜRE ARTIŞI
KANDAKİ üre miktarı, litrede 0,4 gramın üzerine çıkması durumunda artmadan söz edilir. Bu durum; böbreklerin süzme faaliyetini bozan ağır su kayıplarında, şokta, kalp kifayetsizliğinde, akut veya kronik nefrit ve idrar akımını engelleyen hallerde belirir.
13 Mayıs 2018 Pazar
HİPERTROFİ nedir?
BİR dokunun, organın veya bütün bir sistemin hücre hacmindeki artışa bağlı olarak büyümesine "hipertrofi" denir. Bu durum doku veya organlardaki çalışma artışına bağlı olarak oluşur. Özellikle hücrelerin sayıca çoğalma yeteneği az olan kas dokusu gibi dokulardaki faaliyet artışı hipertrofiye yol açar.
Hipertrofi, sporcularda, ağır işlerde çalışanlarda iskelet kaslarının büyümesi, yüksek tansiyonlularda kalp kası büyümesi şeklinde olur. Hamilelikte, dölyatağı kaslarında görülen hipertrofi ise hormon kaynaklıdır.
Hipertrofi, sporcularda, ağır işlerde çalışanlarda iskelet kaslarının büyümesi, yüksek tansiyonlularda kalp kası büyümesi şeklinde olur. Hamilelikte, dölyatağı kaslarında görülen hipertrofi ise hormon kaynaklıdır.
22 Mart 2018 Perşembe
İSKEMİ nedir?
DOKULARA gelen kan akımı ve dolayısıyla oksijen miktarının azaldığını ifade eden dolaşım bozukluğuna "iskemi" denilir. İskemi, şok, kanama ve kalp durması gibi genel dolaşım kifayetsizliği neticesi ortaya çıkabilir. Bu durumda belirtiler bütün dokularda ortaya çıkar, fakat daha çok kan akımı azalmasına en duyarlı dokularda görülür.
İskemi, bölgesel bir vaka da olabilir ve vücudun bir bölümüyle sınırlı kalabilir. Damar boşluğunun daralma veya tıkanmasını sağlayan damar sertliği gibi damar duvarı hastalıkları, pıhtı veya emboli vakaları örnektir.
İskemi, bölgesel bir vaka da olabilir ve vücudun bir bölümüyle sınırlı kalabilir. Damar boşluğunun daralma veya tıkanmasını sağlayan damar sertliği gibi damar duvarı hastalıkları, pıhtı veya emboli vakaları örnektir.
6 Mart 2018 Salı
KALP SIKIŞMASI HİSSİ
KALBİ besleyen koroner damarlardaki dolaşım bozukluğuna bağlı olarak kalp kasının kâfi miktarda oksijen alamaması neticesi beliren ağrılı tabloya "kalp sıkışması" denilir.
Göğüs kemiğinin arkasında duyulan ve sıklıkla omuz ve sol kola dağılan sıkıştırıcı, baskılayıcı nitelikte çok şiddetli bir ağrıyla belirir. Ağrının müddeti değişebilir. Kalp krizi ve anjina pektoriste görülen tipik bir belirtidir.
Göğüs kemiğinin arkasında duyulan ve sıklıkla omuz ve sol kola dağılan sıkıştırıcı, baskılayıcı nitelikte çok şiddetli bir ağrıyla belirir. Ağrının müddeti değişebilir. Kalp krizi ve anjina pektoriste görülen tipik bir belirtidir.
5 Mart 2018 Pazartesi
KALP YETMEZLİĞİ NE DEMEK?
KALBİN yapısında ve çalışmasında bozukluğa yol açan süreçler neticesinde gelişen hastalık tablosuna "kalp yetmezliği" denilir. Kalp-dolaşım sistemi işlevlerindeki dengenin bozulmasıyla birlikte olur.
Koroner (kalbi besleyen damarlar) dolaşımının kifayetsiz olması veya kalp kapak hastalıkları neticesinde kalp yetmezliği gelişebilir. Kalp yetmezliği olunca, vücuttaki birçok organ ve sistemde kanlanma eksikliğine bağlı belirtiler kendini gösterir.
Koroner (kalbi besleyen damarlar) dolaşımının kifayetsiz olması veya kalp kapak hastalıkları neticesinde kalp yetmezliği gelişebilir. Kalp yetmezliği olunca, vücuttaki birçok organ ve sistemde kanlanma eksikliğine bağlı belirtiler kendini gösterir.
22 Şubat 2018 Perşembe
KALBİN YER DEĞİŞTİRMESİ
BÜYÜK damarların gerginliğinin azalmasına bağlı olarak desteksiz kalan kalbin aşağı doğru yer değiştirmesine "kardiyoptoz" denilir. Kendini çarpıntılarla, nefes darlığı veya ritim bozukluğuyla belli eden bir durumdur. Muayenede, kalp bölgesinin ve kalbin dinleme noktalarının aşağıya doğru kaydığı anlaşılır.
31 Aralık 2017 Pazar
LDL (az yoğun kolesterol)
LDL (low density lipoprotein), kalp-damar sistemi hastalıklarının oluşumunda belirleyici rolü olduğu kabul edilir. LDL' nin kandaki normal değerleri 130 miligram / desilitre'nin altındadır. Bunun üzerindeki değerler damar hastalığının gelişme ihtimâlini artırır.
130 - 159 mg/dl arasındaki değerler, orta derecede hastalık tehlikesinin, 160 mg/dl üzerindeki değerler ise yüksek derecede damar hastalığı tehlikesinin işaretidir.
130 - 159 mg/dl arasındaki değerler, orta derecede hastalık tehlikesinin, 160 mg/dl üzerindeki değerler ise yüksek derecede damar hastalığı tehlikesinin işaretidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)