kalsiyum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalsiyum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2019 Cuma

ATEROSKLEROZ (damar kireçlenmesi)

ATARDAMAR duvarının esnekliğini kaybetmesine ve sertleşmesine "ateroskleroz" denilir. Başlıca ayırt edici özelliği; damar boşluğunu döşeyen endotelin altında trigliserit ve kolesterol gibi lipit yapıda maddelerin birikmesidir.

Bu durumda damar iç yüzeyinde küçük veya geniş alanlara yayılan, ihtiva ettikleri lipit sebebiyle sarımsı renkte "aterom plakları" denilen kabartılar gelişir. Aterom plâğının bulunduğu bölgedeki atardamar duvarı, lifsi bağdoku oluşumuyla değişikliğe uğrar. Sağlıklı damar yapıları yıkılırken kalsiyum tuzları birikir. Netice olarak damar duvarı sertleşir ve esnekliğini kaybeder.

Ateromlar geliştikçe damar boşluğuna doğru bir kabartı meydana getirdiklerinden damarın içini daraltırlar. Bozukluğun görüldüğü damarın iç çapı küçüldükçe ortaya çıkabilecek tehlikeler büyür (kan akımının azalması).

29 Ocak 2019 Salı

KEMİKTE KALSİYUM KAYBI

KEMİK dokusundan kalsiyum tuzlarının kaybedildiği patolojik duruma "dekalsifikasyon" denilir. Hem bütün vücudu ilgilendiren, hem de yalnızca bölgesel olarak kemiği ilgilendiren hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Vücudu ilgilendiren durumda, bütün iskelet sistemi olaydan yaygın olarak etkilenir.

Kırıklara bağlı olarak kemiğin alçıya alındığı veya başka bazı sebeplerle, kişinin uzun müddet yataktan kalkmadığı durumlar da sıklıkla dekalsifikasyona yol açar. Böyle durumlarda özellikle vücudun yükünün büyük bölümünü taşıyan ve kalsiyum depolaması açısından oldukça etkili rol üstlenen bacak kemikleri etkilenir.

Dekalsifikasyondan etkilenen kemikler süngerimsi bir görünüm kazanır ve hafif darbelerde bile kırılabilecek kadar dayanıksızlaşır. Bazı durumlarda, serbestleşen kalsiyum, kemik dışı dokulara çöker ve buralarda odaklar halinde kalsiyum birikintileri ortaya çıkar.

3 Ekim 2018 Çarşamba

MİDEDE KALSİYUM YUMAĞI

MİDEDE veya daha nadir olarak bağırsakta, bitkisel liflerin etrafında, kalsiyum tuzlarının çökmesiyle sert bir kütle oluşur. Yutulan saçların etrafında da aynı kütle oluşabilir. Bu kütle (sert yumak) küre şeklindedir veya midenin şeklini alır. Bağırsak tıkanmasına sebep olabilir.

18 Temmuz 2018 Çarşamba

KEMİKTE KALSİYUM KAYBI

KEMİKLERDEKİ kalsiyum içeriğinin azalması yerel olarak görülebildiği gibi, uzun bir süreç sonucunda yakındaki dokuları da ilgilendiren hastalık belirtilerine yol açabilir. Bu ikinci durumda, kalsiyum kaybı, kemik dokusunun travma, akut veya kronik iltihabî süreçler, hareketsizlik gibi tesirlere karşı oluşturduğu ikincil bir tepkidir.

Bazı vakalarda ise kalsiyum kaybı, tüm iskelet kemiklerine yayılmış ve kemiğin metabolizma hastalıkları neticesinde gelişmiştir. Bu tür vakalarda çekilen röntgen filminde, kemiğin şeffaflığının arttığı ve darbelere karşı kemiklerin daha kolay kırılabilir olduğu dikkati çeker.

25 Mayıs 2018 Cuma

KANDA KALSİYUM ARTIŞI

KANDA, kalsiyum seviyesinin 100 mililitre'de 12 miligram'ın üzerine çıkmasına "hiperkalsemi" denilir. Bu duruma, aşırı miktarda D vitamini alımı, paratiroid bezlerinin aşırı çalışması, bazı kemik tümörleri ve bir kırık sonrasında kemiğin uzun süre hareketsiz kalması sebep olabilir.

Kanda kalsiyum yükselmesi neticesinde vücudun çeşitli dokularında ve özellikle böbreklerde kalsiyum tuzları çökerek çalışma bozukluklarına ve idrar yollarında taş oluşmasına yol açar.

4 Mart 2018 Pazar

KALSİFİKASYON (kalsiyum depolanması)

NORMAL şartlarda kalsiyum depolanması yanız kemikdokuda görülür. Yaşın ilerlemesiyle kıkırdaklar (kaburga, gırtlak), beyindeki damar-sinir ağları, uzun kemiklerin uç kısımları ve atardamar duvarları gibi başka bölgelerde de ortaya çıkar. Çeşitli hastalıkların seyri sırasında kalsifikasyon çok sık görülür.

Genellikle iki tip kalsifikasyon vardır. Distrofik kalsifikasyon; doku ölümüne yol açan süreçler neticesinde oluşan hasarlı bölgelerde kalsiyum tuzlarının depolanmasıdır.
Metastatik kalsifikasyon; kandaki kalsiyum miktarının artması neticesinde, kalsiyumun vücuttaki çeşitli bölgelerin normal dokularına çökmesidir. En sık görüldüğü yerler, böbrek borucukları, akciğer alveollerinin duvarları ve mide mukozasıdır.

3 Mart 2018 Cumartesi

KALSİNOZ (dokularda kalsiyum birikmesi)

KALSİYUM tuzlarının deride, derialtı dokularda, daha nadir olarak kas kirişlerinde, eklem çevresi dokularında ve kaslarda depolanmasıyla belirlenen hastalığa "kalsinoz" denir. Genç kadınlarda sık görülür. Başta eller olmak üzere kolların deri ve derialtı dokularında sınırlı olarak yerleşebilir veya vücudun büyük bir bölümünde ya da tamamında yaygın halde bulunabilir.

Kalsiyum normal dokularda veya daha evvel başka hastalıklar sebebiyle yıkıma uğramış dokularda da birikebilir. Özellikle eklem çevresindeki dokular yıkıma uğramışsa; "kalkerli gut" tan bahsedilebilir.

Hastalığın sınırlı şekli genellikle çok önemli değildir. Bazen kalsiyum çökeltileri açılır ve dışarı cıvık bir madde salar. Hastalığın yaygın şeklinde ise; kaslarda sertleşme, erime ve büzülmelerden dolayı kas hareketleri önemli ölçüde bozulur ve vücudun genel durumunda da giderek artan bir bozulma olur.

2 Mart 2018 Cuma

KALSİTONİN, KALSİYUMU DENETLER

KALSİTONİN, tiroid bezinin C hücrelerinden salgılanan bir hormondur. Kalsiyumun kandaki seviyesini kontrol eder ve aşırı miktara vardığında bu "tuz" un kandaki seviyesini azaltır. Tiroid tümörü geliştiğinde kalsitonin miktarı artar. Kandaki miktarının ölçülmesi hastalığa kolayca teşhis konulmasını sağlar. Kandaki kalsitonin miktarının normal değerleri; 0 - 30 pikogram / mililitre dir.

21 Ocak 2018 Pazar

KİFOZ (kamburlaşma)

KİFOZ, omurgada görülen bir şekil bozukluğudur. Sırtın kamburlaşmasıdır, doğuştan olabilir; omur cisimleriyle yaylarında oluşan oluşum bozukluğuna bağlıdır. Sonradan olabilir; yani raşitizm, kemik veremi, kemik erimesi, omur kırıkları ile bunların yanlış kaynaması ve tümörlere bağlı patolojik süreçlerin neticesi olarak ortaya çıkar.

Çocuklarda gözlenebilen özel bir kifoz şekli de omurganın kasları ve bağlarındaki doğumsal zayıflığa bağlı olarak ortaya çıkar. Kifozun en sık yerleştiği yer, omuganın sırt bölümüdür. Bazen farkedilemeyecek kadar hafif olurken, bazı vakalarda ise estetik hasarın yanı sıra solunum ve dolaşımda bozukluğa yol açacak kadar ağır olabilir.

Geçirilen bir kemik kırığı vakasında (uyluk kemiği kırığı gibi), iyileşme döneminde kalsiyum ve D3 vitamin takviyesi almak gerekir. Aksi halde, bu eksiklik vücudun diğer kemiklerinden sağlanır ve kemik erimesiyle beraber kifoz ortaya çıkar.

17 Aralık 2017 Pazar

KOPROLİT BAĞIRSAĞI TIKAR

EBATI pirinç tanesinden yumurta büyüklüğüne kadar değişen ve çok su kaybı ve kalsiyum tuzları birikimiyle katı taşlara dönüşen dışkı kütlesine "koprolit" denir.

Koprolite en sık apandiste rastlanır. Burada biriken kütleler apandisit hastalığına sebep olur. Yaşlılarda ise, bağırsak hareketlerinin yavaşlamasıyla kalınbağırsakta oluşur.

Koprolitler çoğunlukla dışkılamayla atılırlar veya boyutları büyükse bağırsağı tıkayabilirler. Az su içen ve yüksek dozda kalsiyum haplarına devam eden yaşlılarda bu durum yaşanabilir.

20 Ağustos 2017 Pazar

BÖBREKTE KİREÇLENME (nefrokalsinoz)

ÖZELLİKLE borucuk epiteli olmak üzere, böbrek dokusunun yaygın olarak kireçlenmesine (kalsifikasyon) "nefrokalsinoz" denir. Çeşitli sebeplerle, idrarla dışarı atılan kalsiyum miktarında bir artış olunca gelişir. Kalsiyum miktarındaki artış, iç salgı sistemini ilgilendiren bir hastalıkta, hiperparatiroidizmde ve kalsiyum alışverişini etkileyen başka bozukluklara bağlı olarak gelişir.

Kemik erimesine karşı yapılan yüksek dozlu kalsiyum tedavisinde, böbrek düzeyinde tortuların dibe çökmesiyle, idrarla kalsiyum atımında artış görülür. Ayrıca, kronik böbrek hastalıklarına veya zehirlenmeye bağlı olarak da nefrokalsinoz gelişebilir.

18 Mart 2017 Cumartesi

RAŞİTİZM ( iskelet hastalığı)

ÇOCUKLARDA, özellikle de kemik büyümesinin en hızlı olduğu hayatın birinci yılında ortaya çıkan bir hastalıktır. Nadir olarak 4-14 yaş arası çocuklarda da görülebilir.

Kemikte trikalsiyum fosfat depolama yetersizliğine bağlı olarak mekanik yüklemelere karşı kemiğin direncinin azalmasıyla ve kemiğin kolayca deforme olmasıyla kendini belli eden iskelet hastalığıdır.

Bu hastalığın erişkin yaşta görülenine "osteomalazi" denir.

Raşitizm, D vitamininin besinlerle alımının, vücutta sentezlenmesinin veya bağırsaklarda emiliminin yetersizliğine bağlı olarak gelişir. D vitamini, bağırsaklarda kalsiyumun emilmesi bakımından vücudun "olmazsa olmaz"ıdır. Vücutta kalsiyum ve fosfor metabolizmasının dengede olması, hidroksi apatit kristallerinin oluşup kemiğe oturması için de D vitamini lâzımdır.

18 Ağustos 2016 Perşembe

TİROİT BEZİ ÇOK İŞLEVLİ

Boynun ve gırtlağın önünde, nefes borusunun üstünde yer alan bir iç salgı bezidir. Sağ ve sol olmak üzere iki lobdan oluşmuştur; iki lobu önde istmust denilen bir bölüm birleştirir. Embriyonun gelişmesi sırasında tiroit, boyundaki diğer oluşumların arasında dilin tabanında oluşur; bir müddet ince bir kanalla dile bağlı kaldıktan sonra bu kanal kapanır.

TİROİT BEZİNİN YAPISI

Erişkin insanda ağırlığı 20 ilâ 30 gram kadardır. Tiroit bezi folikül adlı çok sayıda küçük küremsi oluşumdan yapılmıştır; bu oluşumların çapı 0,015 - 0,5 milimetre arasındadır. Her biri kübik epitel hücresi katmanıyla sınırlıdır ve koloit denilen jelâtinimsi bir madde ihtiva eder. Foliküller arasında kan ve lenf damarları, sinirler ve parafoliküler hücreler (C hücreleri) adını alan ve folikül hücrelerinden bağımsız hücre grupları içeren az miktarda bağ dokusu bulunur.