DOKULARDA olağandışı hava veya gaz bulunması durumuna "amfizem" denir. Neticede; doku hacminde bir artış ve elle yapılan muayenede gaz kabarcıklarının yaptığı çıtırtı algılanır.
Amfizem, derialtı dokularında mikroplara bağlı olarak gelişen gazlı kangren enfeksiyonlarında, bazı akciğer lezyonları neticesinde boyunda ve göğüs boşluğunda gelişebilir.
doku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Haziran 2019 Çarşamba
17 Nisan 2019 Çarşamba
ATROFİ (doku gerilemesi)
DOKULARI oluşturan hücrelerin küçülmesi ve sayıca azalmasına bağlı olarak doku kütlesinin azalmasına "atrofi" denilir. Dokunun tamamen yok olmasında da atrofi terimi kullanılır.
Atrofi birçok sebebe bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bunlar arasında; beslenme bozukluğu, açlık, hipofiz bezinin salgıladığı gelişmeyle ilgili hormonun azalması, dokudaki damar ve sinir ağını ilgilendiren bozukluklar, dokunun baskı altında kalması sayılabilir. Atrofiye uğrayan doku işlevini kaybedebilir.
Atrofi birçok sebebe bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bunlar arasında; beslenme bozukluğu, açlık, hipofiz bezinin salgıladığı gelişmeyle ilgili hormonun azalması, dokudaki damar ve sinir ağını ilgilendiren bozukluklar, dokunun baskı altında kalması sayılabilir. Atrofiye uğrayan doku işlevini kaybedebilir.
31 Mart 2019 Pazar
BESLENME BOZUKLUĞU
AZ gıda alma, uzun süren açlık veya sindirim sisteminde gıdanın emilmesini engelleyen hastalıklı durumlar neticesinde ortaya çıkan genel bir güçsüzlük halidir. Lüzumlu olan maddelerin eksik alınması, vücudun ihtiyacını karşılamak için depolara yönelmesine yol açar.
Böylece vücutta enerji kaynağı olarak sırayla; yağ dokusu, karaciğerdeki glikojen deposu, kan ve kas dokusu kullanılır. Sinir dokusu ise, açlığın en ileri dönemlerinde dahi enerji kaynağı olarak kullanılmaz.
Açlık sürecinde vücuttaki yapım olaylarında da azalma olur. Böylece vücut, ağırlığının % 40' ını kaybedebilir. Daha ileri bir kayıp hayatı tehlikeye sokar. Beslenme bozukluğu; vitamin ve protein eksikliğine bağlı gelişen çeşitli hastalık tablolarının oluşmasına yol açar.
Böylece vücutta enerji kaynağı olarak sırayla; yağ dokusu, karaciğerdeki glikojen deposu, kan ve kas dokusu kullanılır. Sinir dokusu ise, açlığın en ileri dönemlerinde dahi enerji kaynağı olarak kullanılmaz.
Açlık sürecinde vücuttaki yapım olaylarında da azalma olur. Böylece vücut, ağırlığının % 40' ını kaybedebilir. Daha ileri bir kayıp hayatı tehlikeye sokar. Beslenme bozukluğu; vitamin ve protein eksikliğine bağlı gelişen çeşitli hastalık tablolarının oluşmasına yol açar.
12 Şubat 2019 Salı
EZİLME SENDROMU
AĞIR travma sebebiyle (meselâ, çöken bina enkazı altında kalma) kasları ezilen kişilerde ortaya çıkan klinik tablo. Meselâ, bacaklar gibi ezilen vücut bölümlerinde doku kanlanması önemli ölçüde azalır ve bunun neticesinde doku enfarktüsü gelişir. Üzerindeki baskının kalkmasıyla bu bölgeye kandan büyük oranda sıvı geçişi olur ve büyük bir şişlik meydana gelir.
Kandan önemli oranda sıvı çekilmesi, hem tansiyonun düşmesine, hem de kanın yoğunlaşmasına sebep olur. Dolaşımdaki kan hacminin azalması kalbe aşırı yük getirir. Böylece kalp-damar sistemi çöker.
Bunlara ilâve olarak, böbreğe giden kan akımının azalması ve hasara uğramış dokulardan çıkan büyük yapılı organik maddelerin böbreklerden geçmesi, böbrek işlevlerinin azalmasına yol açar. Önce böbrek yetmezliği sonra da idrar oluşmaması ve ölüm gelir.
Kandan önemli oranda sıvı çekilmesi, hem tansiyonun düşmesine, hem de kanın yoğunlaşmasına sebep olur. Dolaşımdaki kan hacminin azalması kalbe aşırı yük getirir. Böylece kalp-damar sistemi çöker.
Bunlara ilâve olarak, böbreğe giden kan akımının azalması ve hasara uğramış dokulardan çıkan büyük yapılı organik maddelerin böbreklerden geçmesi, böbrek işlevlerinin azalmasına yol açar. Önce böbrek yetmezliği sonra da idrar oluşmaması ve ölüm gelir.
19 Aralık 2018 Çarşamba
VÜCUTTA DOKU TİPLERİ
AYNI yapısal özellikleri taşıyan ve aynı işlevi yerine getirmek için bir arada bulunan hücrelere "doku" denilir. Çeşitli dokuların bir araya gelmesiyle de organlar meydana gelir. İnsan vücudunda başlıca dört tip doku bulunur:
1) Epitel dokusu: Deri yüzeyini ve içi boş organların iç yüzeyini örter. Koruyucu, emici veya salgı yapıcı nitelikte olabilir.
2) Bağdoku: Mekanik ve işlevsel olarak vücudun çeşitli bölümlerini birbirine bağlar. İşlev farklılıklarına göre; yağ dokusu, lifsi doku, ağsı doku, esnek doku, kıkırdak dokusu, kan ve lenf dokularıdır. Kan ve lenf dokusunda hücreler arası madde sıvıdır.
3) Kas dokusu: Kasılma özelliği vardır. Çeşitli organların ve vücudun tamamının hareketi kasılmayla olur. Kas dokusunun tipleri de; düz kas dokusu, çizgili kas dokusu ve kalp kasıdır.
4) Sinir dokusu: Uyarıların algılanması ve iletilmesi konusunda uzmanlaşmıştır. Çeşitli dokuların, organ ve sistemlerin işbirliğini sağlayacak şekilde örgütlenmiştir. Sinir dokusu da farklı bölgelerde yapısal olarak önemli farklılıklar gösterir.
Farklı olgulaşma dönemlerindeki, yumurta ve spermatozoit denilen üremeye yönelik hücreler ise; "üreme dokusu" denilen ayrı bir hücre topluluğu oluşturur.
18 Aralık 2018 Salı
DOKU REDDİ
FARKLI genetik yapıdaki bir insandan alınan dokunun nakli neticesinde, vücudun zamanla bu dokuyu yıkmaya yönelik olarak başlattığı reaksiyonların ortaya çıkardığı karmaşık olaylar dizisine "doku reddi" denilir.
Doku reddi, yabancı dokular karşısında vücudun kendi dokularını korumasına yönelik bir savunma mekanizmasıdır. Bu mekanizmalar aslında "bağışıklık" reaksiyonları esasına bağlıdır. Doku reddi neticesinde, nakledilen dokunun işlevi gittikçe artarak bozulur. Sonuçta doku işlevini tamamen kaybeder.
Doku reddini baskılamak veya ortadan kaldırmak için yaygın ışınlama, kortizon, bağışıklık baskılayıcı ilâçlar, lenfositlere karşı serum kullanılması gibi birçok yöntem denenmiştir. Bunların maksadı bağışıklık cevabının şiddetini azaltmaktır.
Akyuvarlardaki antijenlerin incelenerek, verici ve alıcı arasında elden geldiğince fazla doku uyumu bulunmasını sağlayacak doğru vericilerin seçilmesi de çok önemlidir. Doku uyumu en üst seviyede olduğundan emin olunan vericilerden doku nakli yapılır.
Doku reddi, yabancı dokular karşısında vücudun kendi dokularını korumasına yönelik bir savunma mekanizmasıdır. Bu mekanizmalar aslında "bağışıklık" reaksiyonları esasına bağlıdır. Doku reddi neticesinde, nakledilen dokunun işlevi gittikçe artarak bozulur. Sonuçta doku işlevini tamamen kaybeder.
Doku reddini baskılamak veya ortadan kaldırmak için yaygın ışınlama, kortizon, bağışıklık baskılayıcı ilâçlar, lenfositlere karşı serum kullanılması gibi birçok yöntem denenmiştir. Bunların maksadı bağışıklık cevabının şiddetini azaltmaktır.
Akyuvarlardaki antijenlerin incelenerek, verici ve alıcı arasında elden geldiğince fazla doku uyumu bulunmasını sağlayacak doğru vericilerin seçilmesi de çok önemlidir. Doku uyumu en üst seviyede olduğundan emin olunan vericilerden doku nakli yapılır.
3 Aralık 2018 Pazartesi
DERİALTINDA KAN (ekimoz)
DERİ ve derialtı dokusunun içinde kan birikmesine "ekimoz" adı verilir. Kırmızı-mor renkli bir leke görünümünde ortaya çıkar. Kırık, çıkık, ezilme gibi travmalara veya purpura, iskorbüt gibi damar duvarını bozan hastalıklara bağlı olarak gelişebilir.
29 Kasım 2018 Perşembe
ORGAN BAŞKA YERDE
BEBEĞİN anne karnında gelişimi sırasında bir organ, organ parçası veya bir dokunun ait olduğu yerin dışında gelişmesine "ektopi" denilir. En sık görüldüğü organlar böbrekler ve erbezleridir. Bu organlar, normal şartlarda da gelişimlerinin başka safhalarında yer değiştirirler.
Dalak dokusu, böbreküstü bezi dokusu, pankreas dokusu, mide mukozası adacıkları ve farklı başka tip dokular da olması gereken yerlerinde olmayabilirler.
Dalak dokusu, böbreküstü bezi dokusu, pankreas dokusu, mide mukozası adacıkları ve farklı başka tip dokular da olması gereken yerlerinde olmayabilirler.
15 Kasım 2018 Perşembe
İLTİHAP ( enflamasyon) nedir?
İLTİHAP, organizmanın dokularında çeşitli uyarılara cevap olarak gelişebilen patolojik süreçtir. Üstün yapılı organizmaların temel savunma mekanizmalarından biridir. İltihaplanma, özellikle ilgili bölgenin kan damarlarının çevresindeki bağdokuda olan değişimlerle ortaya çıkar.
Bu değişimler; uyarının yapısına, şiddetine, süresine, etkilediği bölgeye ve vücudun savunma gücüne bağlıdır, ama her vakada görülen bazı genel belirtiler de vardır. İltihaplı bölgeye kan akımının ve kılcal damarların geçirgenliğinin artmasıyla kandan dokulara hücre ve plazma geçmesi bu tür belirtilerdir. İltihaplı dokunun yüzeyinde toplanan sıvıya "iltihabî eksüda" denilir.
Travmalar, fizikî veya kimyasal tahrişler, dokulara giren tozlar ve mikroplar, iltihaba yol açabilirler.
Bu değişimler; uyarının yapısına, şiddetine, süresine, etkilediği bölgeye ve vücudun savunma gücüne bağlıdır, ama her vakada görülen bazı genel belirtiler de vardır. İltihaplı bölgeye kan akımının ve kılcal damarların geçirgenliğinin artmasıyla kandan dokulara hücre ve plazma geçmesi bu tür belirtilerdir. İltihaplı dokunun yüzeyinde toplanan sıvıya "iltihabî eksüda" denilir.
Travmalar, fizikî veya kimyasal tahrişler, dokulara giren tozlar ve mikroplar, iltihaba yol açabilirler.
17 Ekim 2018 Çarşamba
DEMİR DEPOSU FERRİTİN
VÜCUDUN birçok dokusunda bulunan ve demir deposu işlevi gören proteine "ferritin" denilir. Az miktarlarda kan dolaşımında da bulunur. Kanda ölçülmesiyle, vücuttaki demir depolarının durumu kesin olarak anlaşılabilir.
Demir eksikliği kansızlıklarında, ferritin değeri, erkenden ve belirli miktarda düşer. Bronz şeker hastalığı, çeşitli iltihap ve tümörlerin varlığında ise yüksek değerlere çıkar. Kandaki normal değerleri erkekte; 12 - 300 nanogram / mililitre, kadında; 12 - 150 nanogram / mililitre'dir. (nanogram, 1 gram'ın milyarda biridir)
Demir eksikliği kansızlıklarında, ferritin değeri, erkenden ve belirli miktarda düşer. Bronz şeker hastalığı, çeşitli iltihap ve tümörlerin varlığında ise yüksek değerlere çıkar. Kandaki normal değerleri erkekte; 12 - 300 nanogram / mililitre, kadında; 12 - 150 nanogram / mililitre'dir. (nanogram, 1 gram'ın milyarda biridir)
15 Ekim 2018 Pazartesi
FITIK BOĞULMASI
FITIĞIN en tehlikeli komplikasyonudur. Bu durum, fıtıklaşmış oluşumların fıtık kesesi içinde hapsolup kalmasıyla oluşur. Bu durumda boğulmuş iç organda ortaya çıkan dolaşım bozuklukları, atardamar dolaşımının tamamen engellenmesine, nekroz gelişimine (doku ölümüne) ve karın zarı iltihabına kadar ilerleyebilir.
4 Ekim 2018 Perşembe
FİSTÜL nedir?
FİSTÜL, vücuttaki bir doku, iç organ, boşluk veya yüzeyi başka bir doku, iç organ, boşluk ya da yüzeye bağlayan tüp şekilli anormal oluşuma denilir. Kendiliğinden iyileşme eğilimi çok azdır veya hiç yoktur. Doğuştan olabileceği gibi, bir travma veya hastalık neticesinde de ortaya çıkabilir.
Genellikle, fistül ağzından veya fistülün bağlandığı boşluktan iltihabî sıvı gelir. Ayrıca fistül bağlantısı ağır klinik belirtilere sebep olabilir. Meselâ, bronş-yemek borusu fistülü, gıdanın bronş dallarına kaçması neticesinde zatürrelere yol açar.
17 Temmuz 2018 Salı
HAMARSİ nedir?
EMBRİYONUN gelişim döneminde beliren oluşum bozukluğudur. En belirgin özelliği, birkaç anormal dokunun biraraya gelmesidir. Bozukluk çeşitli derecelerde görülebilir. Yalnızca mikroskopta incelemeyle belirlenebilen bozuklukların yanısıra, tümöre benzeyen oluşumlara (hamartom) da rastlanabilir.
Hamartom, karmaşık oluşum bozukluğu sendromlarına yol açacak kadar yaygın bir biçimde bir organ veya sisteme yerleşebilir. Basit pigmentli benler, cildin damar urları, doğuştan yağ urları, kıkırdak urları birer hamarsi örneğidir.
Hamarsiler, organizmanın diğer dokularıyla eşzamanlı bir büyüme gösterdiği gibi, iyi ya da kötü huylu tümörlere dönüşünceye kadar çevre dokulardan bağımsız olarak da büyümeye devam edebilir.
Hamartom, karmaşık oluşum bozukluğu sendromlarına yol açacak kadar yaygın bir biçimde bir organ veya sisteme yerleşebilir. Basit pigmentli benler, cildin damar urları, doğuştan yağ urları, kıkırdak urları birer hamarsi örneğidir.
Hamarsiler, organizmanın diğer dokularıyla eşzamanlı bir büyüme gösterdiği gibi, iyi ya da kötü huylu tümörlere dönüşünceye kadar çevre dokulardan bağımsız olarak da büyümeye devam edebilir.
28 Mayıs 2018 Pazartesi
KAN MİKTARINDA BÖLGESEL ARTIŞ
VÜCUDUN belirli bir bölgesinde kan miktarındaki artış, kan damarlarının genişlemesine ve buna bağlı olarak kan akımının artmasına sebep olur. Bu durum iltihabî süreçlerin gidişi sırasında ortaya çıkabilir (doku canlı kırmızı renk alır) veya kan akımını engelleyen dolaşım bozukluğundan kaynaklanabilir (göllenen kanın oksijeni dokuda tüketildiğinden doku mor renk alır).
Kan miktarında bölgesel artma, uzun müddet devam ederse, o bölgede; kılcal damar genişlemesi, bağ dokusunda artış ve pigmentasyon olabilir.
Kan miktarında bölgesel artma, uzun müddet devam ederse, o bölgede; kılcal damar genişlemesi, bağ dokusunda artış ve pigmentasyon olabilir.
25 Mayıs 2018 Cuma
KANDA KALSİYUM ARTIŞI
KANDA, kalsiyum seviyesinin 100 mililitre'de 12 miligram'ın üzerine çıkmasına "hiperkalsemi" denilir. Bu duruma, aşırı miktarda D vitamini alımı, paratiroid bezlerinin aşırı çalışması, bazı kemik tümörleri ve bir kırık sonrasında kemiğin uzun süre hareketsiz kalması sebep olabilir.
Kanda kalsiyum yükselmesi neticesinde vücudun çeşitli dokularında ve özellikle böbreklerde kalsiyum tuzları çökerek çalışma bozukluklarına ve idrar yollarında taş oluşmasına yol açar.
Kanda kalsiyum yükselmesi neticesinde vücudun çeşitli dokularında ve özellikle böbreklerde kalsiyum tuzları çökerek çalışma bozukluklarına ve idrar yollarında taş oluşmasına yol açar.
19 Mayıs 2018 Cumartesi
HİPERPLAZİ nedir?
HİPERPLAZİ, bir dokuda aşırı hücre çoğalması neticesi görülen hacim artışına veya doku büyümesine denilir. Bu büyüme dokuda işlev artışına yol açan uyaranların etkisiyle gerçekleşir. En sık rastlanan hiperplazi şekilleri: Kanamalardan sonra görülen kemik iliği dokusu artışı, hamilelikte memelerin büyümesi, uzun süren tahrişler karşısında üstderinin kalınlaşması, kronik böbrek hastalıklarında paratiroid bezlerde büyümedir.
Bu durumların hepsinde hiperplazi, onu yapan etkenin ortadan kalkmasıyla gerileme gösterir. Aşırı hormon uyarısına bağlı olarak gelişen geri dönüşsüz hiperplazi türleri de vardır.
Bu durumların hepsinde hiperplazi, onu yapan etkenin ortadan kalkmasıyla gerileme gösterir. Aşırı hormon uyarısına bağlı olarak gelişen geri dönüşsüz hiperplazi türleri de vardır.
25 Nisan 2018 Çarşamba
HİSTİYOSİTOM (bağdoku tümörü)
HİSTİYOSİT HÜCRELERİ
Organizmadaki bağdokuda dağınık halde bulunan hücrelere "histiyosit" hücreleri adı verilir. Bu hücreler; hücre artıklarını, yıkıma uğramış doku parçalarını ve organizmaya girmiş yabancı cisimleri içine alarak bunları öğütme özelliğine sahiptirler.
Histiyosit, yaklaşık olarak aynı işi gören "makrofaj" ile eşanlamlı olarak kabul edilebilir. Dokularda bulunan histiyositler, kandaki monositlerden kaynaklanır.
HİSTİYOSİTOM
Histiyosit içeren bağdoku tümörüdür. Tümörü oluşturan hücrelerin çeşitli biçimsel özellikler göstermesi sebebiyle, tümörün histolojik yapısı oldukça zengin bir çeşitlilik gösterir. Yüzeysel dokulardan çıkan histiyositom genellikle iyi huyludur. Çoğunlukla gerçek bir tümör olmayıp, çeşitli uyarılara cevap olarak gelişen bir hücre çoğalması görülür.
Derin dokulardan kaynaklanan histiyositom, kötü huylu özellik göstererek çevre dokulara sıçrar. Tümör alındıktan sonra, tekrarlama ve metastaz yapabilir.
Organizmadaki bağdokuda dağınık halde bulunan hücrelere "histiyosit" hücreleri adı verilir. Bu hücreler; hücre artıklarını, yıkıma uğramış doku parçalarını ve organizmaya girmiş yabancı cisimleri içine alarak bunları öğütme özelliğine sahiptirler.
Histiyosit, yaklaşık olarak aynı işi gören "makrofaj" ile eşanlamlı olarak kabul edilebilir. Dokularda bulunan histiyositler, kandaki monositlerden kaynaklanır.
HİSTİYOSİTOM
Histiyosit içeren bağdoku tümörüdür. Tümörü oluşturan hücrelerin çeşitli biçimsel özellikler göstermesi sebebiyle, tümörün histolojik yapısı oldukça zengin bir çeşitlilik gösterir. Yüzeysel dokulardan çıkan histiyositom genellikle iyi huyludur. Çoğunlukla gerçek bir tümör olmayıp, çeşitli uyarılara cevap olarak gelişen bir hücre çoğalması görülür.
Derin dokulardan kaynaklanan histiyositom, kötü huylu özellik göstererek çevre dokulara sıçrar. Tümör alındıktan sonra, tekrarlama ve metastaz yapabilir.
20 Nisan 2018 Cuma
HÜCRE nedir?
HÜCRE, canlı organizmaları meydana getiren temel yapıtaşıdır. Yan yana ve üst üste dizilerek binanın duvarlarını meydana getiren tuğlaya benzer, fakat en mühim farkı canlı olmasıdır.
Çapları yaklaşık 10 ilâ 40 mikron arasında değişen bu küçük yapılar; uyarılara cevap verme, büyüme ve çoğalma, çevreyle madde alışverişinde bulunma gibi önemli özellikleri taşır. Organizmalar arasındaki farklılıklar, tamamen onları oluşturan hücrelerin özellik ve faaliyetleri, sayıları, biraraya gelme biçimleri ve birbirleriyle ilişkileriyle izah edilir.
Her hücre, içinde DNA' yı barındıran bir çekirdek ve onun çevresindeki sitoplazmadan oluşur. Sitoplazmada organel denilen çeşitli yapılar bulunur. Sitoplazma çok mühim işlevi olan bir zarla çevrilidir.
Çapları yaklaşık 10 ilâ 40 mikron arasında değişen bu küçük yapılar; uyarılara cevap verme, büyüme ve çoğalma, çevreyle madde alışverişinde bulunma gibi önemli özellikleri taşır. Organizmalar arasındaki farklılıklar, tamamen onları oluşturan hücrelerin özellik ve faaliyetleri, sayıları, biraraya gelme biçimleri ve birbirleriyle ilişkileriyle izah edilir.
Her hücre, içinde DNA' yı barındıran bir çekirdek ve onun çevresindeki sitoplazmadan oluşur. Sitoplazmada organel denilen çeşitli yapılar bulunur. Sitoplazma çok mühim işlevi olan bir zarla çevrilidir.
9 Nisan 2018 Pazartesi
BAĞIŞIKLIK TOLERANSI
VÜCUDUN antijen (vücudun önceden tanımadığı, yabancı) etkisi olan maddelerle karşılaştığı zaman bağışıklık tepkisi (reddetme, yoketme çalışmaları) geliştirememesine "bağışıklık toleransı" denilir. Bağışıklık sistemi genellikle vücudun kendi bileşenlerine (organ, dokular vb) karşı tepki vermez. Bunun sebebi olarak, vücudun kendisine karşı tepki veren ilkel lenfositlerin doğumdan evvel yok edildiği görüşü ileri sürülmüştür.
Bazı durumlarda, vücudun kendi dokularına karşı tepki vermesini engelleyen kısıtlamalar yetersiz kalır ve bunun neticesinde "romatoit artrit" gibi özbağışıklık hastalıkları ortaya çıkar. Vücut bu hastalıklarda kalp kası, göz merceği, eklem kıkırdağı gibi kendi dokularına karşı, bir antijene verdiği tepkiyi verir ve doku yıkımına yol açar. Ayrıca, bu kısıtlamaların yetersizliği vücudu enfeksiyonlara yatkın hale getirir.
Bazı durumlarda, vücudun kendi dokularına karşı tepki vermesini engelleyen kısıtlamalar yetersiz kalır ve bunun neticesinde "romatoit artrit" gibi özbağışıklık hastalıkları ortaya çıkar. Vücut bu hastalıklarda kalp kası, göz merceği, eklem kıkırdağı gibi kendi dokularına karşı, bir antijene verdiği tepkiyi verir ve doku yıkımına yol açar. Ayrıca, bu kısıtlamaların yetersizliği vücudu enfeksiyonlara yatkın hale getirir.
26 Şubat 2018 Pazartesi
KANSER OLUŞUMU
BİR veya daha fazla dokuda tümöre doğru dönüşmeye yol açan biyolojik süreçlerin tümüne kanser oluşumu denilir. Bağımsız ve ilerleyici özellikteki hücre çoğalmasının başlamasına sebep olur. Kanser yapıcı etken denilen onkojen etken, çeşitli yapılardaki maddelerin doku üzerindeki tesirleri neticesinde ortaya çıkar.
İnsan veya hayvanda etkili olan çok sayıda onkojen etken belirlenmiştir. Fakat bunların hangi mekanizmalarla tümör oluşumuna kapı açtıkları hâlâ büyük ölçüde belirlenememiştir. Farklı tipte tümörlerin varlığı, bunların farklı hastalıklara ait oldukları ve ortaya çıkmalarının da hem vücut dışındaki etkenlere hem de genetik yapı, bağışıklık sistemi, hormon dengesi gibi vücutla alâkalı etkenlere bağlı olduğu bilinmelidir.
İnsan veya hayvanda etkili olan çok sayıda onkojen etken belirlenmiştir. Fakat bunların hangi mekanizmalarla tümör oluşumuna kapı açtıkları hâlâ büyük ölçüde belirlenememiştir. Farklı tipte tümörlerin varlığı, bunların farklı hastalıklara ait oldukları ve ortaya çıkmalarının da hem vücut dışındaki etkenlere hem de genetik yapı, bağışıklık sistemi, hormon dengesi gibi vücutla alâkalı etkenlere bağlı olduğu bilinmelidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)