alyuvar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alyuvar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2019 Çarşamba

1 GÜNLÜK İDRARDA ALYUVAR SAYISI

BİR günlük (24 saatlik) toplam idrardaki alyuvarakyuvar ve silindir şekilli mukoprotein kütlelerinin sayısını ölçmek; pek çok böbrek ve idrar yolları hastalığı, idrardaki alyuvar ve akyuvarların sayısını artırdığından, hastalığın durumunu ve gidişini anlamak için bu incelemeden istifade edilir.

Normal değerler: 24 saatlik idrarda; alyuvarlar 2 milyona kadar, akyuvarlar 2 milyona kadar, silindir kütleler 10 bine kadardır.

12 Haziran 2019 Çarşamba

KANDA FARKLI ŞEKİLLİ ALYUVARLAR

KANDA  dolaşan alyuvarlarda biçim çeşitliliği olması, pek çok ağır kansızlık türünde görülür. Alyuvarlar; armut, raket, oval, çevresi çentikli, küre veya düzensiz şekillerde olurlar. Büyüklük ve ihtiva ettiği hemoglobin bakımından farklılık da görülebilir. Alyuvarların olgunlaşmasında çok ağır bozuklukların bulunduğunun bir göstergesidir.

Megaloblastik kansızlıkta, Akdeniz kansızlığında, alyuvar yıkımına bağlı kansızlıkta, zehirli maddelere bağlı gelişen kansızlıkta, çok büyük çaplı damarların bozukluğuna bağlı kansızlıklarda, lösemilerin seyri sırasında görülen kansızlıklarda, kemik iliğinde bağdoku artışına bağlı olarak gelişen miyelofibrozda ortaya çıkar.

27 Eylül 2018 Perşembe

KAN ALMA

GENELLİKLE koldan, dirseğin iç yüzündeki toplardamarlardan biri uygun bir iğne ile delinerek alınır. Delmeden evvel damarın olgunlaşması için üstkol bir turnike ile sıkılır ve kanın geri dönmesi engellenir. Alınacak kan miktarı 150 ilâ 500 mililitre (yarım litre) arasında değişebilir.

Kan alma, kalbin yükünü azaltma maksadıyla, dolaşımdaki kanın azaltılması gerektiğinde tatbik edilir. Vücutta aşırı miktarda alyuvar yapımı varsa, alyuvar miktarını azaltmak için kan alınabilir. Ayrıca vücuttaki demir miktarını azaltmak, böylece demirin dokularda birikmesini engellemek için de kan alınabilir. 

29 Haziran 2018 Cuma

ALYUVAR PARÇALAYAN ETKENLER

YAŞAM süresini doldurmuş alyuvarların parçalanarak içeriğindeki hemoglobinin açığa çıkması (hemoliz) fizyolojik bir süreçtir. Bunun haricinde alyuvar parçalayan dış etkenler oldukça çeşitli olabilir. Bunlar:

  • Sıcaklık
  • İyonlaştırıcı veya morötesi ışınlar
  • Sesüstü dalgaları
  • Alyuvar stoplazmasından daha az yoğunluklu sıvılar (stoplazmaya sıvı geçer ve alyuvar şişerek parçalanır)
  • Asitler
  • Yağ çözücü maddeler
  • Stafilokok, streptokok, pnömokok gibi mikropların ürettiği zehirli maddeler
  • Birçok zehirli mantar, bakla tohumu
  • Bazı yılan, akrep, örümcek ve böcek zehirleri
  • Nitritler, gliseril eter, safra tuzları
  • Hamilelikte anneden bebeğe geçen antikorlar
Alyuvar parçalanmasının belirtileri, onu yapan etkene göre değişir. Öncelikle kan dolaşımındaki alyuvar sayısı azalır, yani hemolitik kansızlık ortaya çıkar. Alyuvar parçalanması çok miktarda ve hızla gelişirse idrarda hemoglobin çıkar. Ayrıca sarılık, böbrek hasarı ve genel bir rahatsızlık duygusu olur.

22 Haziran 2018 Cuma

AKCİĞERİN KARACİĞERLEŞMESİ

AKCİĞERLERİN, hastalıklı bir süreç sonunda karaciğer dokusuna benzer bir görünüm kazanmasına "hepatizasyon" denilir. Akut akciğer iltihaplarında, özellikle akciğer lobları zatürresinin, hava keseciklerinin iltihap sıvısıyla dolu olduğu döneminde görülür.

İltihap sıvısında bol miktarda bulunan alyuvarlar, akciğer dokusuna kırmızı rengini verir (karaciğerleşme dönemi). Daha sonra bu sıvıda akyuvarların da görülmesiyle doku grimsi bir renk alır.

Hava keseciklerinin iltihap sıvısıyla dolu olduğu karaciğerleşmiş bir akciğer parçası suya bırakılınca; normal akciğer gibi yüzmez ve dibe batar.

15 Nisan 2018 Pazar

İDRAR ÇÖKELTİSİ (sedimenti)

İDRARDA erimemiş halde bulunan maddelere "idrar çökeltisi (sedimenti)" adı verilir. Normal şartlarda bu maddeler çok az olur. Değerleri beslenmeye göre değişen ürat, fosfat ve karbonat gibi tuzlardan, mesane ile siyek yollarından düşen az sayıda hücreden ve kadınlarda dölyolundan düşen hücrelerden oluşur.

Bu maddelerin değerleri, böbrek ve idrar yolu hastalıklarında çok değişir. Hastalık şartlarında, çökeltide; kandan gelen alyuvarlar, akyuvarlar, "silindir" denilen böbrek borucuklarının şeklini almış protein ve akyuvar oluşumları, amorf tuzların çökeltileri veya kristalleri, mukoza epitelinden düşen ve sayıları aşırı yüksek olan hücreler ile mesane veya idrar yolları tümörleri olan hastalarda tümör hücreleri görülür.

26 Mart 2018 Pazartesi

CERAHAT (İRİN) SIVISI

YOĞUN kıvamlı sarı-beyaz renkli sıvı. Mikroskopla incelendiğinde; bol miktarda yıkıma uğramış alyuvar ile bunlara karışmış bakteri kümeleri ve doku yıkım ürünleri görülür. Cerahat, belirli bir tip akut iltihap neticesi oluşur.

Cerahatli iltihap denilen bu tip iltihapların mikrobu genellikle stafilokok, streptokok, pnömokok, gonokok gibi bakterilerdir. Bu bakterilere cerahat yapıcı mânâsına gelen "piyojen bakteriler" denilir. Cerahat aslında bu tip iltihabın sıvısından başka bir şey değildir.

İltihap yaygın olarak bağdokuya sızabilir, vücutta akciğer zarı boşluğu, eklem boşluğu, safra kesesi boşluğu gibi tabiî bir boşlukta toplanabilir. Daha sık olarak da, alyuvarların parçalanması sırasında açığa çıkan çok miktarda protein yıkıcı maddenin etkisiyle dokuda apse oluşur.

1 Mart 2018 Perşembe

KAN GIDA DAĞITIR, ATIK TOPLAR

KAN, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan bir kanal sistemi içinde, kalbin hareketlerine dayalı itme gücünün etkisiyle dolaşan sıvıdır. Başlıca vazifesi; hücrelerin çeşitli metabolik faaliyetleri için lâzım olan maddeleri vücudun bütün organlarına taşıyıp dağıtmak ve bunlardan çıkan atık maddeleri toplamaktır. Ayrıca iç ortamın fizikî ve kimyasal özelliklerini sürdürmede önemli rol oynar.

Kanın bir kısmı plazma denilen sıvıdan oluşur. Bunun içinde asılı halde çeşitli tipte hücreler bulunur. Bunlar alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositlerdir. Kan, atardamarda canlı kırmızı, toplardamarda ise koyu kırmızı görünür. Kıvamlılığı sudan 4-5 kat fazladır. Kırmızı rengi, akyuvarlarda bulunan hemoglobin adlı maddeden kaynaklanır.

Kanın toplam miktarı, vücut ağırlığıyla orantılıdır. Yaklaşık olarak vücut ağırlığının 12 de biri kadardır. Yani, 70 kiloluk bir kişide 6 litre kadar kan bulunur.

24 Nisan 2017 Pazartesi

POLİSİTEMİ (kanda aşırı hücre artışı)

DOLAŞIMDAKİ kanda, kemik iliğinden kaynaklanan alyuvarlar, akyuvarlar, trombositler gibi tüm hücresel yapıların aşırı artmasına "polisitemi" denir. Bu durum Vaquez hastalığı veya polisitemiavera denilen bir hastalıkla ortaya çıkar. Bu, çok nadir görülen, yavaş ilerleyen ve sebepleri bilinmeyen bir hastalıktır.

Alvuvarların, bazen 7-8 milyonun üzerine çıkacak kadar artması, kanı koyulaştırır, kan daha yavaş akar. Bunun neticesinde, deri ve mukozaların koyu kırmızı renk alması, el ve ayaklarda morluk, damarda pıhtı gelişimine meyilli olma gibi hastalığın tipik belirtileri kendini gösterir.

Pıhtı oluşumu, miyokard enfarktüsü, felçler, dalak enfarktüsü gibi komplikasyonların gelişmesine yol açar. Son evrelerde hastalık, kronik miyeloit lösemiye dönüşür.

10 Aralık 2016 Cumartesi

SFEROSİTOZ (küremsi alyuvar artışı)

ALYUVARLAR (eritrositler) normalde, her iki yüzü biraz içe basık disk şeklindedir. Küremsi biçimli anormal alyuvarlara ise "sferosit" denilir. Bunlar da oksijen taşıma işlevini görürler, fakat normal alyuvarlara göre daha az dirençli olduklarından, dalakta kolaylıkla parçalanırlar.

Kanda, sferosit sayısının artmasıyla ortaya çıkan hastalık haline "sferositoz" adı verilir. "Minkowski-Chauffard" hastalığı denilen irsî, kan yıkımıyla seyreden sarılık başta olmak üzere çeşitli hemolitik (alyuvar yıkımına bağlı) hastalıklarda sferositoz görülebilir.

9 Aralık 2016 Cuma

SİDEROZ (dokuda demir birikimi)

SİDEROZ, dokularda demir veya demir ihtiva eden pigmentlerin birikmesiyle ortaya çıkan hastalık halidir. Genellikle hemolitik (alyuvar yıkımına bağlı) kansızlık ya da bir kanama sonrasında gelişen aşırı alyuvar yıkımı neticesinde ortaya çıkar.

Bu vakalarda, alyuvar yıkımı sonucu açığa çıkan hemoglobinin içindeki demir serbestleşerek, dokularda birikmeye başlar; bu duruma "hemosideroz" denilir. Demirin birikmesi, bu maddenin gıdalarla aşırı alımına da bağlı olabilir.

Ayrıca alkolizm, demirin bağırsaklardan aşırı emilmesine bağlı olarak özellikle karaciğerde aşırı demir birikmesine neden olabilir.

Siderozun bir tipi de genetikle geçen ve doğumsal bir enzim eksikliğine bağlı olarak bağırsaklardan normalden fazla demirin emilmesiyle gelişen "hemokromatoz"dur. Bu durumlarda demir özellikle karaciğerde, deride, pankreasda, böbreküstü bezi ve gonatlar gibi iç salgı bezlerinde birikerek hücre yıkımı ve fibrozla seyreden ağır lezyonlara sebep olur.