 |
| Boğa şeklindeki Zeus, Europe'yi kaçırıyor (Mö 6. yy.) |
MİTOLOJİ terimi, Avrupa'da daha çok
Klâsik Eskiçağ için kullanılmışsa da, bugün
Mısır,
Yunan,
Türk,
Alman,
İskandinav,
Slav,
Pers,
Hint,
Çin,
Japon mitolojileri diye ayrımlar yapma alışkanlığı yerleşmiştir.
Mitolojinin özelliği,
eski tanrılar hakkında yorumların doğmasına imkân vermiş olmasıdır. Bu araştırmalarda da büyük zorluklarla karşılaşılır. Efsane gelenekleri, o zamanın günlük olaylarına dayandığı açıkça görülen
ekleme hikâyelerle birleşerek yere ve zamana göre şaşılacak derecede
çeşitlilik gösterir,
şekil değişikliklerine uğrar, başka unsurlarla karışır.
Bu da, masal unsurlarının yalnızca kültler ve dinî ikonografyalarla ilgili bir alan olmamasından, aynı zamanda ve daha büyük çapta,
sanat ve
edebiyatta tema olarak kullanılmasındandır. Bu bakımdan mitoloji, daha ilk çağlardan itibaren, önce
destanların, sonra
tiyatronun,
süslemecilerin (Pompei freskleri) ve
retorikçilerin bolca yararlandıkları bir
kaynak halini aldı.
Şiir (Hesiodos) veya bilimsel yazılar (Apollodoros kitaplığı, Roma çağı elkitapları) halinde,
mit derlemeleri ortaya çıktı. Mitlerin kökeni üzerine yapılan yorumlayıcı araştırmalar Milâttan önce 5. yy' a kadar uzanır. Bu çağda mitoloji uzmanları çoğalmaya başladı: Akusilaos, Pherekydes, Hellanikos, Herodotos, Mö. 4. yy' da Euhemeros mitolojiyi kurtarıcı ve site kurucusu kahramanların (meselâ Theseus) serüvenleri gibi, zamanla
şekil değiştirmiş ve
şiirleştirilmiş tarihî olaylar olarak yorumladı.