osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2026 Cumartesi

OSMANLI SARAY CÜCESİ

OSMANLI  sarayının Enderun kısmında hizmet eden cüceler "seferli odası"na bağlıydılar. Vazifeleri, sevimli halleriyle hükümdarı eğlendirmekti. Bunlara okuma-yazma öğretilir, içlerinden kabiliyetli olanlar ayrılır, bazı memuriyetlere tayin edilirlerdi. 

Bunların "Baş cüce" denilen bir âmirleri vardı. Cüceler başlarına, kalıp işi kavuk, arkalarına kıvrık yenli kaftan giyerlerdi. Baş cüce ve padişaha musahip olanların kıyafeti ise; kontoş kürk ve başlarına giydikleri paşalı kavuğu idi.

26 Mart 2026 Perşembe

Muallim İBRAHİM CUDİ EFENDİ (şâir)

T
ÜRK  şâiri, 1850 yılında Merzifon'da doğdu. Merzifonlu Hüseyin Efendi'nin oğlu. Rüştiyede ve medresede okudu. Medrese öğrenimini tamamlamak için 1874' de İstanbul'a geldi.

1875' de imtihanla Beşiktaş askerî rüştiyesine Türkçe öğretmeni oldu. Sonra, Selânik'de açılan Terakki adlı özel okulda, Selânik idadîsi ve askerî rüştiyesinde öğretmenlik yaptı. 

1908 İnkılâbından sonra kurulan Osmanlı meclisine Amasya milletvekili olarak katıldı. 1912' de Gelenbevî ve Mercan idadîlerinde edebiyat ve Türkçe dersleri okuttu.

1915' de Bezmiâlem Valide Kız lisesi edebiyat öğretmenliğine getirildi. 1917' de Isparta milletvekili olarak Meclise girdiği zaman, kız lisesindeki derslerini de sürdürdü. 

Eylül 1921' de emekli oldu. Fransızca, Arapça ve Farsça biliyordu. Aruz ve hece vezninde şiirler yazdı. Şiirinde tasavvuf ile ilgili unsurlar vardır. Çeşitli dergilerde yayınlanan şiirleri bir kitapta toplanmadı. Muallim İbrahim Cudi Efendi, 1932' de İstanbul'da vefat etti. 

29 Eylül 2024 Pazar

CİHADİYE (para)

2. MAHMUD   zamanında (Osmanlı devri) savaş masraflarını karşılamak üzere çıkarılan para (1810). 

Eski ikilikler ağırlığında,  43  milimetre çapında,    8  dirhem,  730  ayarında ve  200  para değerindeydi.

kuruş değerinde olan cihadiyenin yarımı ve rubiyeleri de basıldı. Ön yüzünde; süslü daireler içinde, ortada  2. Mahmud'un tuğrası ve süsü vardır. 

Arka yüzünde ise; süslü daireler ortasında  "duribe fi Kostantiniye 1223"  yazısı bulunur.

Cihadiye, 2  sene sonra tekrar basıldı. 

15 Ağustos 2023 Salı

OSMANLI'DA "BÖCEKBAŞI"

BÖCEKBAŞI,  Osmanlı devlet teşkilâtında bulunan emniyet, zabıta âmirine denilirdi. 

Böcekbaşı, yakaladığı suçluları, kimliklerine ve işledikleri suça göre; ağakapısına veya yeniçeri ağasının yanına veyahut ihtisab nâzırının konağına ya da Babacafer zindanına gönderir, cezalandırılmalarını sağlardı. Ölüm cezalarını da tatbik ederdi.

Gizli zabıta vazifesi yapan Böcekbaşının emrinde, erkeklerden başka kadın memurlar da bulunurdu. 

Emrindekiler; çoğunlukla hırsızlık, yankesicilik, dolandırıcılık ile ün yapmış, fakat sonradan cezalarını çekerek bu işleri bırakmış kimselerdi. 

7 Şubat 2023 Salı

OSMANLI'DA BALYAN AİLESİ (mimar aile)

OSMANLI  devletinin son yıllarında "hassa mimarlığı" yapmış Ermeni aile. Yaklaşık üç nesil, Osmanlı modern mimarîsinde anıtsal eserler yaparak büyük izler bırakmış mimar ailesidir. Kökenlerinin hangi yöreye ait olduğu kesinleşmemekle beraber, üç bölge öne çıkmıştır. Bunlar; Maraş, Kayseri ya da Bayburt'dur.

KRİKOR AMİRA BALYAN  [d. 1764 - ö. 1831 -  (67  yaşında vefat etti)]

Eserleri :  Sarayburnu'nda yanan (1875) eski sahilsarayı,  eski Çırağan sarayı,  Dolmabahçe sarayı,  Beylerbeyi sarayı,  Arnavutköy Valide sahilsarayı,  Nusretiye camii,  Selimiye kışlası,  Davutpaşa kışlası,  Defterdar sahilsarayı,  Darphane,  eski Beyazıt yangın kulesi,  2. Mahmud bendi,  Aynalıkavak kasrı.

27 Kasım 2022 Pazar

BAYRAKTAR, ALEMDAR, SANCAKTAR

OSMANLI'DA  bayrak taşıma vazifesiyle mükellef olana "bayraktar" denilirdi. Yeniçeri ocağını meydana getiren her ortanın bir bayraktarı vardı. Diğer "kapıkulu" ocaklarını teşkil eden her ortanın da yine bir bayraktarı bulunurdu. 

Sipahilerin de özel bayrakları ve bayraktarları vardı. Ayrıca, "beylerbeyleri" ile diğer "ümera" da sefere giderken kendi bayraklarını taşıyacak özel bayraktarlara sahiptiler. 

Yeniçeri ortalarında "bayraktar", aynı zamanda subay sınıfına mensuptu. "Baş eski" denilen, orta subaylarından sayılan nefer de bayrak taşıma işinde bayraktara yardım ederdi. 

Bayraktarların "alem" taşıyanına "alemdar", "sancak" taşıyanına da "sancaktar" denilirdi. 

Bayraktar, başına alt kısmına beyaz sarık sarılmış mavi bir külâh giyerdi. Sırtına kırmızı cüppe, ince entari ve kırmızı şalvar, ayaklarına da sarma çizme giyerdi. 

29 Ağustos 2022 Pazartesi

BABANZÂDE MUSTAFA ZİHNİ PAŞA (idareci)

TÜRK  idareci ve fikir adamı, 1848 yılında Süleymaniye'de (Irak) doğdu. Midhat Paşa'ın Bağdat valiliği zamanında "mühürdarlık" yaparak idare hayatına girdi. 

Irak, Yemen, Doğu Anadolu, Şam Trablus'u, Antalya, Bolu'da mutasarrıflık, Yanya, Adana, Hicaz'da valilik yaptı. 

Yanya'da iken, Balkan harbine yakın günlerde sadarete yolladığı bir mesajda; "harbe girilmemesini çünkü Osmanlı ordusunun durumunun memleketi zafere ulaştırmaya uygun olmadığını" bildirdi. Bu ikaz iktidarın hiç hoşuna gitmedi.

Latin harflerini kullanmak isteyen Arnavutlar'a karşı İttihat hükümeti tarafından askerî sevkiyat yapıldığı ve Kuzey Arnavutluk ateş içinde kıvrandığı sırada, Güney Yanya'da vali olarak bulunan Mustafa Zihni Paşa; "latin harflerinin kullanılmasına engel olmayacağını" ilgililere bildirdi. Bu bildiriyle ateş güneye sıçramadı.

13 Temmuz 2022 Çarşamba

AYASOFYA TAMİR MADALYASI

MADALYA  altın, gümüş ve bakırdan yapılmıştır. Sultan Abdülmecid, Reşit Paşa'nın aracılığıyla, Ayasofya'nın esaslı bir biçimde tamir edilmesine karar verdi. 

Bu sıralarda Şeyhülislâm Mekkîzade Mustafa Asım Efendi vârissiz vefat etti. Hazineye geçirilen serveti paraya çevrilerek Ayasofya'nın tamirine tahsis edildi. Bu arada bir de "madalya" çıkartılarak, tamire iştirak maksadıyla para verenlere tahsis edildi. 

Ayasofya'nın tamiri, mimar Gaspare Fossati'nin (d. 1809 - ö. 1883)  nezaretinde 2 sene kadar sürdü. 1849 yılında büyük bir merasimle yeniden ibadete açılarak selâmlık resmi yapıldı.

7 Haziran 2022 Salı

TAYYARZÂDE ATÂ BEY (tarihçi)

OSMANLI  devlet adamı ve tarihçi (Ahmed Atâullah), 1810 yılında İstanbul'da doğdu. 1825' de 2. Mahmud, kendisini "Enderun"a aldı ve "Hasekiler" koğuşuna yazıldı, "süvari onbaşısı" oldu. 2. Mahmud'un İstanbul içindeki gezileri sırasında yanında bir süre "muhafızlık" yaptı. 

1828' de Okmeydanı tekkesinde kabza kavradı ve 700 adıma yakın ok attı. 1834' de saraydan ayrıldı. Bir süre dolaştıktan sonra, Dârı Şûrayı Askerî'ye "yazıcı" tayin edildi. Sonra Girit'te, vali Mustafa Nailî Paşa'nın "divan kâtipliği"ni yaptı. 

1843' de "serasker mektupçusu" oldu. 1848' de İstanbul Orduyu Hümayunu "muhasebeciliğine" tayin edildi. Bu arada özel bir görevle Tunus ve Trablus'a gönderildi. Çeşitli yerlerde "mutasarrıflık" yaptı. Hiçbir vazifede uzun müddet kalamadı.

5 Mayıs 2022 Perşembe

YAKOVAKİ RONO ARİSTİDİ PAŞA (hekim)

R
UM  asıllı Osmanlı hekim (D. 1836 - Ö. 1900 ?). 1858 yılında "binbaşı" rütbesiyle Tıbbiye'yi bitirdi. Cerrahî muallim yardımcılığına tayin edildi.

Sonra, "küçük cerrahî" ve "cerrahî" ameliyat hocası oldu. 

Klinik hocasıyken kullandığı ameliyathane, Demirkapı'daki (İstanbul, Sirkeci) Askerî Tıp mektebinin hamamıydı. 

7 Mart 2022 Pazartesi

ANADOLU MUSABÎN MADALYASI

A
NADOLU  Musabîn madalyasının tam adı; "Anadolu musabînine iane ile ibraz-ı uhuvvet edenlere mahsus madalya"dır (Anadolu'da felâkete uğramışlara yardımla kardeşlik gösterenlere mahsus madalya).

2. Abdülhamid zamanında, 1895' de gümüş ve bakır olarak çıkarıldı. Baş Vekâlet arşiv kayıtlarına göre, o zaman darphaneye bu madalyadan 1000 adet yapılması için emir verilmiştir. 

Madalyanın kurdelesi uzunlamasına olmak üzere yarısı yeşil, yarısı beyazdır.

Madalyanın ön yüzünde; defne dalları ortasında 2. Abdülhamid'in tuğrası (Tuğrayı Hümayun) ve altında "1 Şaban sene 1313" yazılıdır.

Madalyanın arka yüzünde ise; defne dalları ortasında "Nişane-i insaniyet ve hamiyet" yazısı okunmaktadır.

9 Aralık 2021 Perşembe

AKÇA KOCA (osmanlı kurucularından)

O
SMANLI  devletinin kuruluşuna katıldı, (doğum yeri ve yılı ?). Bir aşiret beyi ve Osman ve Orhan Beyler'in silâh arkadaşıydı. 1320 yılına doğru, İzmit ve Sakarya taraflarını "fetihle" görevlendirildi. Buralarda bazı yerleri aldı. 

Aşiret beylerinden Konuralp ile beraber Aydos ve Samandıra'yı fethetti. Bu başarısından ötürü kendisine Samandıra kalesi "mülk" olarak verildi. 

Daha sonra Gazi Abdurrahman ile beraber İzmit-Üsküdar arasındaki yerlere akınlar yaptı ve buraları da yeni kurulan Osmanlı toprakları içine kattı. 

Oğlu Hacı İlyas, torunu Fazlullah Paşa, onun oğlu Mevlânâ Kutbeddin ve onun da oğlu Seydi Çelebi'dir.  Bütün bu adları geçenler Osmanlı devletinin kuruluşunda ve gelişmesinde rol oynadılar. 

Kocaeli vilâyeti ismini Akça Koca'dan aldı. Akça Koca, 1328 yılında Kandıra'da vefat etti.

13 Kasım 2021 Cumartesi

AHMED LÜTFİ EFENDİ (vak'anüvis)

OSMANLI  vak'anüvislerinden, 1817 yılında İstanbul'da doğdu. Nalıncı esnafından Mehmed Ağa'nın oğlu. 1837' ye kadar devrin en şöhretli ilim adamlarından Arapça, Farsça, hadis, tefsir, fıkıh dersleri aldı. 

1831' de "kadılık" yapmaya hak kazandı. Vak'anüvis olarak; 1825 - 1867  devrinin tarihini yazdı. 12 ciltlik eserin, ancak 8 cildi basılmıştır. Diğerleri "yazma" olarak Türk Tarih Kurumu kütüphanesindedir. Ahmed Lütfi Efendi, 1907' de İstanbul'da vefat etti.

Diğer eserleri : İmam-ı Gazalî'nin "Talim-ül Müteallim"ini, "Tefhin-ül Müteallim" adıyla tercüme etti. "Divançe"si vardır. Başkası tarafından çevrilmiş bir "Robenson" tercümesinin dilini düzeltmiştir. 1869' da ilk 2  harfi basılan bir "Lûgat-ı Kamus" hazırlamıştır.

7 Kasım 2021 Pazar

AHMED CEVDET PAŞA (tarihçi)

OSMANLI  devlet adamı, tarihçi, hukukçu, edebiyatçı, 1822 yılında Lofça'da (Bulgaristan) doğdu. Öğrenimini Lofça müftüsü Hafız Ömer Efendi'den yaptı. 1839' da İstanbul'a gelerek, medrese öğrenimine devam etti. Murad Molla tekkesinde devrin şâir ve bilginleriyle tanıştı. 

Müderris olduktan sonra, Mustafa Reşit Paşa'nın çocuklarına ders vermeye başladı. Âli ve Fuad Paşalarla tanışarak siyasî alandaki görgüsünü artırdı. 1850' de Maarif meclisi üyesi olarak, Erkek Öğretmen okulu müdürlüğüne getirildi.

Fuad Paşa ile Bursa'ya yaptığı seyahat sırasında "Kavaid-i Osmaniye" adlı kitabı ve Şirket-i Hayriyye'nin kuruluşuna ait projeleri hazırladı. İstanbul'a dönüşünde Öğretmen okulu ve Maarif meclisinde esaslı değişiklikler yaptı. 1851' de Encümen-i Dâniş'in kurulmasına önayak oldu. 

1852' de Fuad Paşa ile Mısır'a gitti. Dönüşte, meşhur "Tarih"inin ilk 3 cildini hazırlayıp Abdülmecid'e sundu. "Süleymaniye" derecesine yükseldi ve "vakanüvis" oldu (1855). 1861' de "Meclis-i Vâlâ" üyeliğine getirildi. 2 ay sonra "fevkalade komiser" sıfatıyla İşkodra'ya, 1863' de Bosna-Hersek müfettişi olarak Bosna'ya gönderildi.

1868' de "Divan-ı Ahkâm-ı Adliye" reisliğiyle İstanbul'a çağrıldı. Mahkemelerin ıslahı ve yeni kuruluşlar bu zamanda ele alındı. Cevdet Paşa'nın başkanlığında kurulan bir ilim heyeti, Hanefî fıkhına göre hazırlanan "Mecelle"yi tamamlayıp yayınladı.

1873' de "Maarif-i Umumîye" nezaretine tayin olundu. Sıbyan, rüştiye, idadî okullarının tanzimi ve okutulacak kitapların düzenlenmesini sağladı. Birçok devlet kademesinde bulundu.

Yanya valisi, Suriye valisi oldu. Hukuk mektebinde dersler okuttu. Girit meselesiyle ilgilendi. 1890' da, 2. Abdülhamid kendisini "Meclis-i Âlî"ye memur etti. Ahmed Cevdet Paşa, 1895' de İstanbul, Bebek'te vefat etti.

Tanzimat devrinin en büyük devlet adamlarından biri olan Ahmed Cevdet Paşa, 30 cilde yakın eser verdi. Yazdığı nizamnâme ve talimatnâmeler de ciltler tutar. 

Eserleri : "Medhal-i Kavaid (rüştiyeler için, 1851, 1874, 1875, 1884 ve tarihsiz bir basım)", "Tarih-i Cevdet (12 cilt, 1853-83, 1862-83, 1885-91, çeşitli ciltlerinin tarihli-tarihsiz yeni basımları da var)", "Beyan-ül Unvan (1856-72)", "Mukaddime-i İbn Haldun (1. cildinin 6. faslını çevirdi - 1860)", "Takvim-ül Edvar (1870, 1882)", "Kavaid-i Türkî (sıbyan okulları için 1871, 1875, 1885)", "Kısas-ı Enbiyâ Aleyhim-üs Selâm ve Tevârih-i Hülefa (12 cüz, 2 cilt, 1874-88, 1905, 1912-20; 10 cilt olarak 1945-47, tek cilt olarak 1963, 1966 Sadi Irmak yayını)", "Miyar-ı Sedad (ilkokullar için, İlm'i mantıktan, 1876, 1885)", "Talikat-i Ahmed Cevdet alâ Netayıc-ül Efkâr Şerh-ül Ezhar (1876)", "Âdâb-ı Sedad min İlm-ül Âdâb (1877, 1885)", "Belâgat-i Osmaniye (hukuk mektebinde takrir olunan derslerin özeti - 1880, 1881, 1885, 1889, 1892, 1908)", "Süruri Mecmuası (tarihçi Süruri'nin tarih mısralarını havi mecmua - 1881)", "Kavaid-i Osmanî (Keçecizade M. Fuad Paşa ile beraber - 1884, 1889, tek başına yeni tertip Kavaid-i Osmaniye -1885, 1886, 1888, 5. ve 7. basımlar 1893, tarihsiz basım var, eser Levis Sanbunci tarafından El Mirât-üs Seniye f'il Kavaid-il Osmaniye adıyla Arapçaya da çevrildi- 1867)", "Hulâsat-ül Beyan fi Telif-il Kur'an (1885)", "Şerh-i Kitab-ül Emanet (1888)", "Kırım ve Kafkas Tarihçesi (2. basım 1889)", "Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye (2.basım 1889)", "Eser-i Ahd-i Hamidî (ilkokullar için din bilgisi, 1891)", "Malûmat-ı Nafia Risalesi (tarihsiz 2 baskı var)", "Tezakir (3 cilt, 1953-63-67)".

27 Ekim 2021 Çarşamba

KAZAZYAN AGOP PAŞA (nâzır)

OSMANLI  mâliye nâzırlarından, 1832 yılında İstanbul'da doğdu. Fakir bir Ermeni ailedendi. Ciddî bir tahsil görmedi. Galata Ermeni kilisesi tahsildarıydı. Sonra Şehremaneti'ne geçti. Oradan Galata Voyvoda Kaymakamlığı'na, Osmanlı Bankası Türkçe Muhabere Kalemi müdürlüğüne, Hazine-i Hassa müdürlüğüne yükseldi. 

1885' de Mâliye Nâzırı oldu. Ödemelerde çek kullanma usulü onun zamanında başladı. Mâliyede ıslahat yaptı. Bir araziyi sahibi olmadığı halde Hünkâr çiftliği haline sokması tenkitlere sebep oldu. 

2. Abdülhamid, dürüst ve mesleğine çok bağlı olan Agop Paşa'yı ilk defa Mâliye nâzırı yaptı. Kendisine bir at hediye etmişti. İstanbul'da 1891' de Agop Paşa, kendisi üzerindeyken ürken bu attan düşerek vefat etti. 

Padişah, nâzırın annesine başsağlığı için bir adamını göndermişti. Agop Paşa'nın annesi : "bir oğlum Agop ise diğeri Padişahtır, kederimi bunu düşünerek unutuyorum" diye haber yolladı. 

13 Ekim 2021 Çarşamba

ADLİYE ALTINI (sikke)

PADİŞAH  2. Mahmud zamanında (1808-1839) çıkarılan ve padişahın unvanı olan "Adlî" adını taşıyan altın sikke. Sikke; 19 milimetre çapında ve 20 ayarındadır (binde 830). Bu ayarda olan altın sikkeye "Atik Adliye Altını" denilirdi. 

Atik Adliye altınları tam, yarım ve çeyrek olarak basılmışlardır. Bu altınların, 2. Mahmud'un cülusunun 15. yılında darp edildiği sanılmaktadır. 

"Cevdet Tarihi"nin 1822 olaylarından öğrendiğimize göre; o sırada bir adlî altın 12 kuruş, yarımı 6 kuruş ve çeyreği 100 para idi.

CEDİD ADLİYE ALTINI

2. Mahmud'un tahta çıkışının 16. yılında yani 1823' de, 18 ayarında (binde 748) "Cedid Adliye Altını" adıyla anılan yeni bir altın sikke çıkarıldı. Bu da 19 milimetre çapındaydı. Tam, yarım ve çeyreği vardı. 

Önceden beri, adliye altınının yazısı az ve taklid edilmesi kolay olduğu için, Akdeniz adalarındaki kalpazanlar tarafından kolayca taklid edildiğini düşünen Devlet, sikkenin yazısını çoğaltmak mecburiyetinde kaldı.

Adliye altını ön yüz 
"Sultan-ül Berreyn ve
Hakan-ül Bahreyn-es Sultan ibn-üs Sultan"

Adliye altını arka yüz
"Daraba fi Konstantiniye, 1223"

Cedid Adliye altını ön yüz
"Sultan Selâtin-i Zaman Adlî Mahmud Han"

Cedid Adliye altını arka yüz
"Daraba fi Konstantiniye 1223"

25 Eylül 2021 Cumartesi

ABRAHAM PAŞA (vezir)

OSMANLI  imparatorluğunun son devrinde zenginliğiyle tanınan Ermeni vezir. 1833 yılında doğdu (doğum yeri ?). Babası Mısır'da sarraf idi. Kendisi, Hıdiv İsmail Paşa'nın İstanbul kapı kâhyalığını yaptı.

Padişah Abdülaziz'in son zamanlarında, Mısır'a ait imtiyazların genişletilmesine aracılık etti. Padişah 2. Abdülhamid onu "âyan azalığı"na tayin etti. İkinci Meşrutiyet devrine geçen üç âyan azasından biridir. 

Ömrünü İstanbul'da gösteriş ve debdebe ile geçiren Abraham Paşa, 1918' de vefat etti. Boğaziçi'nin Anadolu kıyısında, Karadeniz'e kadar uzanan korular onun adıyla anılır.

17 Eylül 2021 Cuma

ABDURRAHMAN VEFİK (maliyeci)

O
SMANLI  maliyeci, Kırım, Gözleve'de doğdu (doğum tarihi ?). Çelebizâde Abdüllâtif Efendi'nin oğlu. Babasıyla Kırım'dan Türkiye'ye göç etti. 

Kuvvetli bir özel eğitimden sonra, maliye mesleğine girdi. Muhasebeyle ilgilendi. Bazı mekteplerde ders okuttu.

Gösterdiği liyakat ve iktidar sebebiyle çabuk terfi ederek; Maliye Nezareti müsteşarı, Maliye mektebinde "tekâlif kavaidi" ve "tarih-i malî" hocası oldu. 

Osmanlı vergi sistemine dair derslerinden derlenen "Tekâlif Kavaidi" adlı 2 ciltlik eseri, zamanın araştırmacılarına çok fayda sağlamıştır. "Tarih-i Malî" adlı bir denemesi de vardır.

Gazi Ahmed Muhtar Paşa kabinesine "Maliye Nazırı" olarak girene kadar hocalıkla uğraştı. Kâmil Paşa kabinesinde yerini muhafaza etti. Bu kabine düşünce, yıllarca vazifeden uzak kaldı. 1. Dünya savaşının mütareke devresinde, Tevfik Paşa kabinelerinde "Maliye ve İaşe Nazırlığı" yaptı.

Osmanlı maliyecileri arasında; malî iş ve muamelelerdeki derin bilgisiyle, maliyenin her şubesine ait işleri, o şube uzmanlarından daha iyi bilmekle tanınmıştır. Bazı çağdaşlarının fikrine göre, geniş bir maliye siyaseti güdecek kavrayıştan çok, malî konuları teferruatı ile bilen bir devlet adamıydı. 

Abdurrahman Vefik, 1956' da İstanbul'da vefat etti.

3 Şubat 2021 Çarşamba

ZIRAAT VE SINAAT MADALYASI

A
YNI  adla çıkarılmış iki madalya. Bunlardan biri; Abdülaziz devrinde (1863) Sultanahmet meydanında kurulan ve zıraatle ilgili bir sergi olan "Sergii Umumii Osmanî" dolayısıyla çıkarıldı. Madalya altın, gümüş ve bakırdan yapıldı.

İkinci madalya, 2. Abdülhamid devrinde çıkarıldı. 

İki madalya da "Zıraat ve Sınaat" sergisine katılan ve bu konuda hizmetleri dokunmuş kişilere verildi.

Yandaki resimde madalyanın ön ve arka yüzü bulunmaktadır.

1 Şubat 2021 Pazartesi

ZEYBEK ve OYUNLARI

Z
EYBEK,  özellikle Batı Anadolu efelerine verilen isimdir. Zeybekler genellikle Anadolu köylüsünün niteliklerini, özelliklerini taşır, onların benimsedikleri inanç ve gelenekleri sürdürürler.

Zeybekler; işlemeli şalvar, kuşak, üste cepken, başa börk giyer veya fes üzerine çevre sararlar. Silâhlık, tozluk, yemeni veya çizme giyerler.
 
Zeybeklerin başkanına "efe", yardımcılarına "kızan" denir. Atılgan, yiğit, savaşçı kimseler olan zeybekler, Osmanlı imparatorluğu döneminde ve Kurtuluş savaşı yıllarında birçok savaşlara katılmış, yararlılıklar göstermişlerdir. 

Zeybek oyunları; meydanlarda, davul-zurna (şimdilerde gırnata-klarnet) ile, kapalı yerlerde de; cura, bağlama, divan sazı ve dümbelek eşliğinde oynanır.

BAŞLICA ZEYBEK OYUNLARI:

İzmir'de oynanan zeybekler :  "Ağır Zeybek", "Arpazlı Zeybeği", "Bengi", "Bergama Zeybeği", "Çakıcı Zeybeği", "Dağlı Zeybeği", "Edremit Zeybeği", "Harmandalı Zeybeği", "Kozak Zeybeği", "Ödemiş Zeybeği", "Somalı Zeybeği", "Yalı Zeybeği", "Yörük Ali Zeybeği", "Yuntdağı Zeybeği", "Soma Zeybeği".

Balıkesir'de oynanan zeybekler : "Pamukçu Bengisi", "Dörtlü Zeybek", "İkili Zeybek", "Güvende Zeybeği".

Muğla'da oynanan zeybekler : "Alıdaverin Zeybeği", "Soğukkuyu Zeybeği", "Kerimoğlu Zeybeği", "Kadoğlu Zeybeği", "Beşkaza Zeybeği".

Aydın'da oynanan zeybekler : "Aydın Zeybeği", "Harmandalı Zeybeği", "Ortaklar Zeybeği", "İki Parmak Zeybeği".

Denizli'de oynanan zeybekler : "Dokuzlu Zeybek", "Bulanık Zeybeği", "Buldan Düz Oyunu", "Kınıklı Zeybeği", "Denizli'nin Horozu", "Seymen Sekmesi Zeybeği", "Tek Parmak Zeybeği", "Alaylar Zeybeği"

Zeybek havaları; "ağır" veya "orta aksak" usülde olur ve ağır çalınır. Aksak, yani yürük olan zeybeklere Ege'de "Kadın Zeybeği" denir ve bu yürüklük, oyunun heybetiyle münasip görülmez. Zeybek temposu, aksak ve oynak usülleri çerçevesinde olmakla beraber raksa mahsustur. İcrada davul-zurna bulunması şarttır.