Batı’nın, “roman , gotik ve proto-rönesans” resminin, çizgisel kuruluş ve “düz yüzey boyama” aşamasından “modleye geçişi” ve giderek ışık-gölge modlesi anlatımından, renk ve boya soyutlamasına varışı ve bu biçimlemeler üstüne “yüzyıllar boyunca” oluşturulmuş düşüncelerle geliştirilen “zengin resim kültürü”, elbette öyle kolay çözümlenebilir, yüzeysel bir sorun olamazdı.
Zamanla çözümleyebildiğimiz bu “uçsuz bucaksız” resim kültürü birikimine karşılık, ilk asker sanatçılarımız, değerleri sonradan adeta sıfıra inen Gérome (1824 – 1904), Boulanger (1806 –1867) ve Cabanel (1823 – 1889) gibi Paris’in “klâsisist – romantik” ekolleri karışımı bir akademizmanın ölü dalgalarını yaşatan sanatçılarının yanında “eğitim” görmüşlerdi.
.jpg)
.jpg)