![]() |
| El işlemeli peşkir (19. yy.) |
31 Ocak 2020 Cuma
29 Ocak 2020 Çarşamba
SÜPÜRGEÇALISI (çiçek)
DOĞU Akdeniz çevresinde, Batı ve Güney Avrupa'da, Kuzey Afrika'da yetişen, "katırtırnağı"na benzer bir ağaççık.
Parlak sarı çiçekli, üç yaprakçıktan oluşan bileşik yaprakları vardır. Sert ve uzun dalları süpürge yapımında kullanılır.
"Baklagiller" familyasındandır (Cytisus scoparius). Yeşil meyvaları ve sapları aromatik amin grubu ihtiva ettiğinden damar genişletici (tansiyon düşürücü) özellik taşır.
Ayrıca dallarından kalp güçlendirici spartein elde edilir.
Parlak sarı çiçekli, üç yaprakçıktan oluşan bileşik yaprakları vardır. Sert ve uzun dalları süpürge yapımında kullanılır.
"Baklagiller" familyasındandır (Cytisus scoparius). Yeşil meyvaları ve sapları aromatik amin grubu ihtiva ettiğinden damar genişletici (tansiyon düşürücü) özellik taşır.
Ayrıca dallarından kalp güçlendirici spartein elde edilir.
27 Ocak 2020 Pazartesi
25 Ocak 2020 Cumartesi
SÜPREMATİZM (sanat akımı)
RUS ressam Maleviç'in kurduğu öncü sanat akımı. Maleviç, "Kübizm ve fütürizmden süprematizme" başlığını taşıyan manifestosunda (1916' da Sen Petersburg'da yayınlandı), hareketin 1913' de başladığını belirtir. "Sanatı nesnenin gereksiz ağırlığından kurtarmayı" isteyen harekettir.
Kurucusu, 1918' de Moskova'da sergilenen "Beyaz zemin üzerinde siyah kare" ve "Beyaz zemin üzerinde beyaz kare" adlı eserlerinde tanıklık ettiği gibi, geometrik şekillerin kullanılmasına dayanan soyutlamayı sonuna kadar zorladılar.
Manifestolar ve konferanslarla yayılan ve mimarîde de temsil edilen süprematizm, Bauhaus akımı üzerinde etkili oldu. Süprematizm, "geometrik soyutlama", "minimal art" ve "kavramsal sanat" gibi bazı 20. yy. sanat akımlarının da habercisidir.
Kurucusu, 1918' de Moskova'da sergilenen "Beyaz zemin üzerinde siyah kare" ve "Beyaz zemin üzerinde beyaz kare" adlı eserlerinde tanıklık ettiği gibi, geometrik şekillerin kullanılmasına dayanan soyutlamayı sonuna kadar zorladılar.
Manifestolar ve konferanslarla yayılan ve mimarîde de temsil edilen süprematizm, Bauhaus akımı üzerinde etkili oldu. Süprematizm, "geometrik soyutlama", "minimal art" ve "kavramsal sanat" gibi bazı 20. yy. sanat akımlarının da habercisidir.
![]() |
| Maleviç - "Süprematizm 418" |
23 Ocak 2020 Perşembe
SÜNNET OLMAK
ERKEK çocuğun üreme organının (penis) ucunda bulunan derinin çepeçevre kesilmesidir. Cerrah tarafından yapılan tehlikesiz bir müdahaledir.
Kur'anı Kerim'de "sünnetullah (Allah'ın sünneti)" adıyla anılan sünnet, "Tanrı yolu" mânâsına gelir. Genellikle Hz. Muhammed'in koyduğu kurallar ve müslümanlara gösterdiği yol demektir.
İslâm'a göre; bütün erkek çocuklarının bulûğa ermeden evvel sünnet edilmeleri, bu işlem esnasında dua edilmesi, Kur'an okunması, çocuğa Allah'tan iman sağlamlığı dilenmesi gereklidir. İslâm ülkelerinde çocuklar tek tek veya toplu olarak sünnet edilirler. Anadolu'da sünnet genellikle düğün veya küçük çaplı eğlenceler eşliğinde yapılır. Bazı dindar çevrelerde ise; çalgı, oyun yasak olduğu için sünnet sadece dualar okunarak yapılır.
Sünnet edilecek çocuğun yatacağı oda süslenir, döşenir. Yatağın başucuna işlemeli muhafaza içinde Kur'anı Kerim asılır. Etrafa güzel kokular serpilir. Ortaya şekerlemeler konulur. Çocuğa yakınları tarafından çeşitli hediyeler verilir ya da vadedilir.
Düğünde çocuk, sırmalı işlemeli başlık, ipekli, yakası kurdeleli entari giyer, başlığına veya omuzlarına işlemeli "Maşallah" yazısı asılır.
Sünnet düğünlerinde kurban kesme geleneği de vardı. Osmanlı saraylarında şehzadeler için büyük sünnet törenleri düzenlenmiştir. Bunların 40 gün 40 gece sürenleri de olurdu.
Sünnet, çok eski zamanlardan beri; Yahudiler, Müslümanlar ve birçok Afrika halkı tarafından uygulanmaktadır. Yahudiler'in inancına göre; "Yahve", bu âdeti, Hz. İbrahim ile bağdaşmasının görünür bir işareti olmak üzere koymuştu. Hristiyanlar'da sünneti farz sayan tek kilise Habeşistan kilisesidir.
Sünneti bir sağlık tedbiri olarak yorumlayan ilk tarihçi Herodotes'dir. Bazı toplumlarda sünnetin, delikanlıların topluma kabul edildiklerini ifade etmek için yapıldığı ileri sürülebilir. Bir görüşe göre de sünnet, bir çeşit kurban törenidir. Bu törende kişi, hayatını borçlu olduğu Tanrısına gövdesinin bir parçasını kurban eder. Philon'a göre; cinsel günahlardan vazgeçmenin sembolü olarak ortaya çıkmıştır.
İslâm'ı sonradan kabul edenler, hangi yaşta olursa olsunlar sünneti uygularlar. Sünnet olmayan bir erkek müslüman olarak kabul edilmez. Sünnet ile kesilen parça hemen toprağa gömülür.
İslâm'ı sonradan kabul edenler, hangi yaşta olursa olsunlar sünneti uygularlar. Sünnet olmayan bir erkek müslüman olarak kabul edilmez. Sünnet ile kesilen parça hemen toprağa gömülür.
21 Ocak 2020 Salı
19 Ocak 2020 Pazar
SÜLEYMAN NAZİF (şair ve yazar)
TÜRK şair ve yazarı, 1870 yılında Diyarbakır'da doğdu. Şair ve tarihçi Said Paşa'nın oğlu. Özel öğrenim gördü. Ziya Paşa ile Namık Kemal'in tesiri altında kaldı. 1897 yılında Paris'e kaçtı. Dönüşünde, 2. Abdülhamid tarafından, "vilâyet mektupçuluğu" vazifesiyle Bursa'ya gönderildi.
1908 Meşrutiyet'inden sonra, Ebuzziya Tevfik ile "Tasvir-i Efkâr" gazetesini çıkardı. 1909' da Basra, 1910' da Kastamonu, 1911' de Trabzon, 1913' de Musul, 1914' de Bağdat valiliklerinde bulundu. 1915' de görevinden ayrılarak İstanbul'da yazı hayatına devam etti.
İstanbul'un işgâli sırasında (1918), "Hadisat" gazetesinde yazdığı "Kara bir gün" adlı makalesi üzerine kurşuna dizilme tehlikesi geçirdi. Bir ara Malta'ya sürüldü (1920). Sürgünden dönünce yeniden gazeteciliğe başladı. "Resimli Gazete"de makaleler yazdı.
Süleyman Nazif, daha çok Namık Kemal ve Tanzimat edebiyatı geleneğini sürdüren bir yazardır. Dili ağır ve ağdalıydı, Osmanlıcayı ve Osmanlılığa bağlı değerleri savundu. Türkçenin, Arapça ve Farsçanın katkısı olmadan, insan duygu ve düşüncelerini ifade etmeye kâfi olmadığı görüşündeydi.
Kurtuluş savaşından sonra, Cumhuriyete, Batılılaşmaya ve yapılan tüm yeniliklere karşı çıktı. Ziya Gökalp'ın Türkçülüğünü acı bir dille eleştirdi. Süleyman Nazif, 1927' de İstanbul'da öldü.
Eserleri : Gizli Figanlar (şiirler, 1906); Malta Geceleri (nesirle karışık şiirler, 1924); Batarya ile Ateş (nesirler, 1918) ; Mehmed Âkif (inceleme, 1924); Fuzulî (inceleme, 1926); İki Dost (inceleme, 1926)
1908 Meşrutiyet'inden sonra, Ebuzziya Tevfik ile "Tasvir-i Efkâr" gazetesini çıkardı. 1909' da Basra, 1910' da Kastamonu, 1911' de Trabzon, 1913' de Musul, 1914' de Bağdat valiliklerinde bulundu. 1915' de görevinden ayrılarak İstanbul'da yazı hayatına devam etti.
İstanbul'un işgâli sırasında (1918), "Hadisat" gazetesinde yazdığı "Kara bir gün" adlı makalesi üzerine kurşuna dizilme tehlikesi geçirdi. Bir ara Malta'ya sürüldü (1920). Sürgünden dönünce yeniden gazeteciliğe başladı. "Resimli Gazete"de makaleler yazdı.
Süleyman Nazif, daha çok Namık Kemal ve Tanzimat edebiyatı geleneğini sürdüren bir yazardır. Dili ağır ve ağdalıydı, Osmanlıcayı ve Osmanlılığa bağlı değerleri savundu. Türkçenin, Arapça ve Farsçanın katkısı olmadan, insan duygu ve düşüncelerini ifade etmeye kâfi olmadığı görüşündeydi.
Kurtuluş savaşından sonra, Cumhuriyete, Batılılaşmaya ve yapılan tüm yeniliklere karşı çıktı. Ziya Gökalp'ın Türkçülüğünü acı bir dille eleştirdi. Süleyman Nazif, 1927' de İstanbul'da öldü.
Eserleri : Gizli Figanlar (şiirler, 1906); Malta Geceleri (nesirle karışık şiirler, 1924); Batarya ile Ateş (nesirler, 1918) ; Mehmed Âkif (inceleme, 1924); Fuzulî (inceleme, 1926); İki Dost (inceleme, 1926)
17 Ocak 2020 Cuma
SÜLEYMANİYE CAMİİ
KANUNÎ Sultan Süleyman'ın emriyle, Mimar Sinan tarafından, İstanbul, Süleymaniye semtinde inşa edilmiş cami. 1550 - 1557 yılları arasında yapıldı. Klâsik Osmanlı mimarisinin en büyük eserlerinden biri olan bu cami, Mimar Sinan'ın ikinci önemli camisidir. İnşasına 60 yaşında başladığı bu camiyi Sinan, "kalfalık" eseri olarak sayar.
Boğaz ve Haliç'e hâkim bir tepe üzerinde yer alan cami, çevresindeki binalarla beraber büyük bir "külliye" halindedir. Bu, İstanbul'da Fatih külliyesinden sonra kurulmuş ikinci büyük külliyedir. Külliyenin merkezini meydana getiren caminin planı, biri avlu diğeri esas cami olmak üzere iki kareden oluşan bir dikdörtgen şeklindedir. Caminin çevresinde; dârüttıp, medreseler, dârülkurra, sıbyan mektebi, hamam, imaret, bimarhane ve çarşı gibi sosyal yapılar yer almıştır.
15 Ocak 2020 Çarşamba
13 Ocak 2020 Pazartesi
LÉOPOLD SURVAGE [STURZWAGE] (ressam)
RUS asıllı ressam, 1879 yılında Moskova'da doğdu. Moskova Güzel Sanatlar okuluna gitmeden evvel, piyano yapımcısı olan babasının atölyesinde marangozluk öğrendi. 1908' de Paris'e yerleşti ve 1911' de Bağımsız Ressamlar Salonu'na (kübistlerin salonu) girdi.
İlk özel sergisinin kataloğunda "Guillaume Apollinaire" imzasıyla bir tanıtım yazısı yer alıyordu. 1912' den sonra "Renkli ahenk" adıyla 7 "Senfoni" maketini yaptı (bunlardan 5 tanesi New York modern sanatlar müzesindedir). Bunların, nonfigüratif sanatın sinemaya girmesine yol açtığı sanılır.
Sanatçı, süsleyici bölümlere ayırarak mekâna yeni bir anlam kazandırırken, eserlerinde düşünceye de büyük yer verdi ("İkaros'un düşüşü", "İnsan yarı hayvan yarı melek"). Liège Kongre sarayına 24 x 5 metre ebadında büyük bir fresk yaptı (1959). Birçok eser resimledi, Rus baleleri için dekorlar ve elbise modelleri hazırladı. Léopold Survage, 1968' de Paris'te öldü.
İlk özel sergisinin kataloğunda "Guillaume Apollinaire" imzasıyla bir tanıtım yazısı yer alıyordu. 1912' den sonra "Renkli ahenk" adıyla 7 "Senfoni" maketini yaptı (bunlardan 5 tanesi New York modern sanatlar müzesindedir). Bunların, nonfigüratif sanatın sinemaya girmesine yol açtığı sanılır.
Sanatçı, süsleyici bölümlere ayırarak mekâna yeni bir anlam kazandırırken, eserlerinde düşünceye de büyük yer verdi ("İkaros'un düşüşü", "İnsan yarı hayvan yarı melek"). Liège Kongre sarayına 24 x 5 metre ebadında büyük bir fresk yaptı (1959). Birçok eser resimledi, Rus baleleri için dekorlar ve elbise modelleri hazırladı. Léopold Survage, 1968' de Paris'te öldü.
![]() |
| Léopold Survage - Balıkçı (1927) |
11 Ocak 2020 Cumartesi
İSTANBUL SURLARI
BİZANS devrine ait en önemli sur İstanbul'dadır. İstanbul'un ilk surları şehrin kuruluş tarihlerinde yapıldı (Milattan önce: 657). Bu surlar Sirkeci yakınlarından başlayarak Sarayburnu ve Marmara kıyılarını takip eder; burnu dolaşarak bugünkü Sultanahmet Camii'nin deniz tarafından bugün Ayasofya'nın bulunduğu tepelere doğru ilerler ve Sarayburnu tepesini kısmen içine aldıktan sonra tekrar Sirkeci'de son bulur.
Roma imparatoru Septimus Severus (hükümdarlığı: 193 - 211 yılları arası), Bizans'ı işgâli sırasında bu surları tahrip etti. Sirkeci çevresinde bu ilk surlara ait parçalar son zamanlara kadar duruyordu. Sultan Abdülaziz devrinde (hükümdarlığı: 1861 - 1876) demiryolu yapılırken bu surlar da ortadan kaldırıldı.
Septimus Severus, İstanbul'da bazı binalarla beraber yine Sirkeci yakınlarından başlayan Sarayburnu'nu ve Sultanahmet meydanını içine aldıktan sonra karaya yönelerek Ayasofya yakınında son bulan bir sur yaptırdı. Daha sonra Büyük Constantinus (hükümdarlığı: 306 - 337), Marmara kıyısında Ahırkapı'dan başlayarak Samatya'ya kadar uzanan ve buradan karaya yönelen, Cerrahpaşa ve Fatih bölgelerini içine aldıktan sonra Haliç'e uzanan ve Haliç'ten Sirkeci'ye kadar devam eden bir surla şehir çevrildi.
Roma imparatoru Septimus Severus (hükümdarlığı: 193 - 211 yılları arası), Bizans'ı işgâli sırasında bu surları tahrip etti. Sirkeci çevresinde bu ilk surlara ait parçalar son zamanlara kadar duruyordu. Sultan Abdülaziz devrinde (hükümdarlığı: 1861 - 1876) demiryolu yapılırken bu surlar da ortadan kaldırıldı.
Septimus Severus, İstanbul'da bazı binalarla beraber yine Sirkeci yakınlarından başlayan Sarayburnu'nu ve Sultanahmet meydanını içine aldıktan sonra karaya yönelerek Ayasofya yakınında son bulan bir sur yaptırdı. Daha sonra Büyük Constantinus (hükümdarlığı: 306 - 337), Marmara kıyısında Ahırkapı'dan başlayarak Samatya'ya kadar uzanan ve buradan karaya yönelen, Cerrahpaşa ve Fatih bölgelerini içine aldıktan sonra Haliç'e uzanan ve Haliç'ten Sirkeci'ye kadar devam eden bir surla şehir çevrildi.
9 Ocak 2020 Perşembe
SULUBOYA RESİM
SULANDIRILMIŞ boya ile kâğıt veya mukavva üzerine yapılmış resim. Renklerinin saydamlığını kaybeden guvaştan farklı olarak, suluboya yalaması saydam kalır. Suluboya resimde, kâğıdın beyazlığı, renkler arasında sezilir ve açık renkler olduğu gibi kalır.
Suluboya ile guvaşı birleştirmek için bazı çabalar gösterilmiştir. Bunlara "guvaşlı suluboya" denilir. Suluboyalar berraktır ve çabuk bozulur. Buna karşılık onlarda bir tazelik vardır ve hızla yapılmaları mümkündür.
Turner, Bonington ve Fielding kardeşler, suluboya sanatını Fransa'ya getirmişlerdir. Géricault, Decamps, Eugène Lami ve özellikle Delacroix gibi romantik ressamların çoğu suluboya resimler yapmışlardır. Hayvanları eserlerine konu eden ressam ve heykeltraş Barye dışında, Barbizon okulunun manzara uzmanı ressamları, yağlıboyayı suluboyaya tercih etmişlerdir.
"İzlenimciler", gelip geçici izlenimleri tespit etmek için akıcı olan ve çabukluk sağlayan suluboyadan geniş ölçüde faydalanmışlardır. Önceleri Bonington'un oynadığı öncülük rolünü, o sıralarda Jongkind oynamıştır. Monet'nin öğretmeni olan Eugène Boudin, daha sonraları Seurat, Signac ve Cross gibi "yeni-izlenimciler" ve Dunoyer de Segonzac suluboya resmin ustalarıdır.
Suluboya ile guvaşı birleştirmek için bazı çabalar gösterilmiştir. Bunlara "guvaşlı suluboya" denilir. Suluboyalar berraktır ve çabuk bozulur. Buna karşılık onlarda bir tazelik vardır ve hızla yapılmaları mümkündür.
Turner, Bonington ve Fielding kardeşler, suluboya sanatını Fransa'ya getirmişlerdir. Géricault, Decamps, Eugène Lami ve özellikle Delacroix gibi romantik ressamların çoğu suluboya resimler yapmışlardır. Hayvanları eserlerine konu eden ressam ve heykeltraş Barye dışında, Barbizon okulunun manzara uzmanı ressamları, yağlıboyayı suluboyaya tercih etmişlerdir.
"İzlenimciler", gelip geçici izlenimleri tespit etmek için akıcı olan ve çabukluk sağlayan suluboyadan geniş ölçüde faydalanmışlardır. Önceleri Bonington'un oynadığı öncülük rolünü, o sıralarda Jongkind oynamıştır. Monet'nin öğretmeni olan Eugène Boudin, daha sonraları Seurat, Signac ve Cross gibi "yeni-izlenimciler" ve Dunoyer de Segonzac suluboya resmin ustalarıdır.
![]() |
| John Singer Sargent - Venedik kanalı (suluboya) |
7 Ocak 2020 Salı
SULTANAHMET CAMİİ (Mavicami)
SEDEFKÂR Mehmet Ağa tarafından, 1. Ahmed adına, İstanbul Sultanahmet meydanında yapılan cami (1609 - 1616). Caminin önü ve iki yanı, geniş bir dış avluyla çevrilidir. Çevresi pencereli bir duvarla kuşatılan bu dış avluya, 3' ü cephede olmak üzere 8 kapıdan girilir.
Caminin iki ayrı kareye yakın planı vardır. Birinci (öndeki) kare (iç avlu) 26 tane granit mermer ve porfir sütûna oturtulan 30 kubbeyle çevrilidir. Mermer döşemeli olan avluda, çevresinde 6 mermer sütûn bulunan bir şadırvan vardır. Şadırvan kemerleri, kabartmalı olarak "rumî" geçmelerle; köşebentleri de kabartma lâle ve karanfil motifleriyle süslüdür.
İç avluya, biri cepheden, ikisi yandan merdivenle çıkılan 3 kapıdan girilir. Bu kapılar ve cümle kapısı bronzdandır. İkinci kare (caminin harem kısmı) 64 x 72 metre ölçülerinde bir alanı kaplar ve çapı 24 metre, yüksekliği 43 metre olan bir orta kubbeyle örtülüdür. Bu kubbe, 4 büyük "filayağı" üzerine binen 4 büyük kemere, pandantiflerle oturur. 5 metre çapında olan bu ayaklar, aşağıdan yukarı doğru yivlidir. Bu yivler, ayaklara yumuşak bir görünüm sağlar.
3' er eksadra ile genişletilen sivri kemerli 4 yarım kubbe, caminin içine büyük bir hacim verir. Aşağıdan yukarıya 5 sıra olarak istiflenen 260 yuvarlak kemerli pencere, yapıya büyük bir hafiflik ve hiçbir camide görülmeyen bir ışık sağlar.
Caminin sol köşesinde "hünkâr mahfeli" yer alır. Mozaik ve yeşim süslemeli mihrabı, sedefli kapısı, turkuaz üzerine altın yaldızla yazılı çinileri, süsleme bakımından büyük bir değer taşır. Mahfelin oyma ve kabartma işleri, mermer korkulukları, taş işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır.
Mahfelin yanında, 1. Ahmed'in bir çilehanesi (itikaf köşesi) bulunur. Hünkâr mahfelinin camiden ve "Kasrı Hümayun"dan da girişi vardır. Mahfelin altındaki ahşap tavan da süsleme bakımından zengindir.
Caminin duvarları 16. yy. sonuyla 17. yy. başlarına ait çini panolarla kaplıdır. İnşaat defterlerine göre; burada 21 043 çini kullanıldı. Çinilerdeki motifler sayılamayacak kadar çoktur. Camideki yazılar, devrin ünlü hattatlarından Ahmed Gubarî tarafından yazıldı. Sedef işleri mimarın kendisi tarafından yapıldı. Zamanla bozulan kalem işleri, eski özelliklerini korur.
Caminin diğerlerinde olmayan özelliklerinden biri de 6 minareli olmasıdır. Ana kapının iki tarafında yer alan minareler ikişer şerefeli, köşelerde yer alanlar üçer şerefelidir. Cami bu 6 minare ve kubbesiyle, Ayasofya'nın ağırlığı karşısında, hafifliğin ve inceliğin başarılı bir örneğidir.
Cami; Sultan Ahmed'in türbesi, misafirhane, imaret, medrese, dârüşşifa, çarşı gibi yapıların merkezi durumundaydı. Atmeydanı'nın (Sultanahmet) bir ucunda yer alan bu binalar, sonradan ortadan kaldırıldı. Caminin sol tarafında bulunan Kasrı Hümayun da yandı.
Caminin iki ayrı kareye yakın planı vardır. Birinci (öndeki) kare (iç avlu) 26 tane granit mermer ve porfir sütûna oturtulan 30 kubbeyle çevrilidir. Mermer döşemeli olan avluda, çevresinde 6 mermer sütûn bulunan bir şadırvan vardır. Şadırvan kemerleri, kabartmalı olarak "rumî" geçmelerle; köşebentleri de kabartma lâle ve karanfil motifleriyle süslüdür.
İç avluya, biri cepheden, ikisi yandan merdivenle çıkılan 3 kapıdan girilir. Bu kapılar ve cümle kapısı bronzdandır. İkinci kare (caminin harem kısmı) 64 x 72 metre ölçülerinde bir alanı kaplar ve çapı 24 metre, yüksekliği 43 metre olan bir orta kubbeyle örtülüdür. Bu kubbe, 4 büyük "filayağı" üzerine binen 4 büyük kemere, pandantiflerle oturur. 5 metre çapında olan bu ayaklar, aşağıdan yukarı doğru yivlidir. Bu yivler, ayaklara yumuşak bir görünüm sağlar.
3' er eksadra ile genişletilen sivri kemerli 4 yarım kubbe, caminin içine büyük bir hacim verir. Aşağıdan yukarıya 5 sıra olarak istiflenen 260 yuvarlak kemerli pencere, yapıya büyük bir hafiflik ve hiçbir camide görülmeyen bir ışık sağlar.
Caminin sol köşesinde "hünkâr mahfeli" yer alır. Mozaik ve yeşim süslemeli mihrabı, sedefli kapısı, turkuaz üzerine altın yaldızla yazılı çinileri, süsleme bakımından büyük bir değer taşır. Mahfelin oyma ve kabartma işleri, mermer korkulukları, taş işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır.
Mahfelin yanında, 1. Ahmed'in bir çilehanesi (itikaf köşesi) bulunur. Hünkâr mahfelinin camiden ve "Kasrı Hümayun"dan da girişi vardır. Mahfelin altındaki ahşap tavan da süsleme bakımından zengindir.
Caminin duvarları 16. yy. sonuyla 17. yy. başlarına ait çini panolarla kaplıdır. İnşaat defterlerine göre; burada 21 043 çini kullanıldı. Çinilerdeki motifler sayılamayacak kadar çoktur. Camideki yazılar, devrin ünlü hattatlarından Ahmed Gubarî tarafından yazıldı. Sedef işleri mimarın kendisi tarafından yapıldı. Zamanla bozulan kalem işleri, eski özelliklerini korur.
Caminin diğerlerinde olmayan özelliklerinden biri de 6 minareli olmasıdır. Ana kapının iki tarafında yer alan minareler ikişer şerefeli, köşelerde yer alanlar üçer şerefelidir. Cami bu 6 minare ve kubbesiyle, Ayasofya'nın ağırlığı karşısında, hafifliğin ve inceliğin başarılı bir örneğidir.
Cami; Sultan Ahmed'in türbesi, misafirhane, imaret, medrese, dârüşşifa, çarşı gibi yapıların merkezi durumundaydı. Atmeydanı'nın (Sultanahmet) bir ucunda yer alan bu binalar, sonradan ortadan kaldırıldı. Caminin sol tarafında bulunan Kasrı Hümayun da yandı.
5 Ocak 2020 Pazar
LOUİS HENRİ SULLİVAN (mimar)
AMERİKALI mimar, 1856 yılında Boston'da doğdu. Çıraklığını Chicago'da, ilk gökdelenin mimarı W. Le Baron Jenney'nin yanında yaptı. Öğrenimine Paris'te Güzel Sanatlar okulunda, Vaudremer'in atölyesinde devam etti (1874).
İtalya'ya gitti, sonra Chicago'da mühendis Dankmar Adler ile ortak oldu. Bu şehirde beraber yaptıkları binaların en önemlisi; akustiğe elverişli parabolik tavanı ve eğri çatısıyla 6 bin kişilik "Auditorium"dur.
Yine ikisi birlikte, 1890' da Saint-Louis'de "Wainwright Building" adlı gökdeleni yaptılar. Sullivan, tek başına, 1899-1904 yılları arasında Chicago'da, orantıları bakımından bütünlük ve yetkinlik şaheseri sayılan "Carson", "Pirie Scott and Co" mağazalarını yaptı. Bu onun son eseridir. Kısa zamanda ayyaşlığa ve yoksulluğa düşen Louis Henri Sullivan, 1924' de Chicago'da öldü.
İtalya'ya gitti, sonra Chicago'da mühendis Dankmar Adler ile ortak oldu. Bu şehirde beraber yaptıkları binaların en önemlisi; akustiğe elverişli parabolik tavanı ve eğri çatısıyla 6 bin kişilik "Auditorium"dur.
Yine ikisi birlikte, 1890' da Saint-Louis'de "Wainwright Building" adlı gökdeleni yaptılar. Sullivan, tek başına, 1899-1904 yılları arasında Chicago'da, orantıları bakımından bütünlük ve yetkinlik şaheseri sayılan "Carson", "Pirie Scott and Co" mağazalarını yaptı. Bu onun son eseridir. Kısa zamanda ayyaşlığa ve yoksulluğa düşen Louis Henri Sullivan, 1924' de Chicago'da öldü.
![]() |
| Louis Henri Sullivan - Auditorium (Chicago) |
3 Ocak 2020 Cuma
SUCUK (gıda ürünü)
SUCUK, içine baharlı maddeler konularak yoğrulan et kıymasının, kurutulmuş bağırsaklara doldurulmasıyla yapılan bir çeşit gıda ürünüdür.
Sucuk yapımında manda, malak veya sığır eti kullanılır. Bunların içine bazen koyun eti de katılır. Yağlı ve lezzetli olması için kuyruk kıyması karıştırılır.
10 kilo sucuk yapmak için gerekli malzemeler:
5 kilo sığır kıyması, 5 kilo manda veya malak kıyması, 1 kilo koyun kuyruk kıyması, 70 gram karabiber, 40 gram kırmızı biber, 70 gram kimyon, 5 gram tarçın, 5 gram zencefil, 5 gram nitrat, 5 gram yenibahar, 100 gram ezilmiş sarımsak.
Bu malzeme karıştırılarak iyice yoğrulur. Önceden kurutulmuş olan bağırsaklar ıslatılarak yumuşatılır ve karışım bağırsaklara doldurularak kurutulur. Bazı bölgelerde kıymaya daha fazla baharat karıştırılır.
Sucuk yapımında manda, malak veya sığır eti kullanılır. Bunların içine bazen koyun eti de katılır. Yağlı ve lezzetli olması için kuyruk kıyması karıştırılır.
10 kilo sucuk yapmak için gerekli malzemeler:
5 kilo sığır kıyması, 5 kilo manda veya malak kıyması, 1 kilo koyun kuyruk kıyması, 70 gram karabiber, 40 gram kırmızı biber, 70 gram kimyon, 5 gram tarçın, 5 gram zencefil, 5 gram nitrat, 5 gram yenibahar, 100 gram ezilmiş sarımsak.
Bu malzeme karıştırılarak iyice yoğrulur. Önceden kurutulmuş olan bağırsaklar ıslatılarak yumuşatılır ve karışım bağırsaklara doldurularak kurutulur. Bazı bölgelerde kıymaya daha fazla baharat karıştırılır.
1 Ocak 2020 Çarşamba
PİERRE SUBLEYRAS (ressam)
FRANSIZ ressam ve gravürcü, 1699 yılında Saint-Gilles-du-Gard'da doğdu. 1726' da Roma ödülünü aldı. Roma'ya yerleşti. Başlıca eserleri: "Styx'in gölgelerini aşan Charon", "Aziz Ambrosius imparator Theodosius'u bağışlarken", "14. Benedictus'un portresi", "Aziz Benedictus bir bahçıvanın çocuğunu diriltirken". Pierre Subleyras, 1749' da Roma'da öldü.
![]() |
| Pierre Subleyras - Aziz Benedictus bir bahçıvanın çocuğunu diriltirken (1744) |
30 Aralık 2019 Pazartesi
GİLBERT STUART (ressam)
AMERİKALI ressam, 1755 yılında Newport yakınları, Rhode İsland'da doğdu. Edinburg'da okudu, Londra'da yaşadı. 18. yy. İngiliz okulundan etkilendi. Doğallık eğilimi ve zarif fırça darbeleriyle İngiliz tarzına yakın birçok portre yaptı. Gilbert Stuart, 1828' de Boston'da öldü.
![]() |
| Gilbert Stuart - Bayan Richard Yates (1793) |
26 Aralık 2019 Perşembe
ALAJOS STROBL (heykeltraş)
MACAR heykeltraş, 1856 yılında Kiraly Lehota'da doğdu. Budapeşte Güzel Sanatlar okulunda profesör oldu. Birçok heykeltraş yetiştirdi. Çağdaşlarının büstlerini (Déak, Munkacsy) ve Budapeşte'de birçok anıt yaptı:
Buda tepesinde "Aziz Stephanus'un atlı heykeli" ; krallık şatosu yakınında "Kral Matyas avlanırken"; konservatuarın cephesinde "Franz Liszt"; merkez mezarlığında "Kossuth'un mezarı"; "Janos Arany" ve "Semmelweis"ın heykelleri. Bunlardan başka, müzede, "Meryemanamız" ve "Karoly Lotz" adlı heykelleri vardır. Alajos Strobl, 1926' da Budapeşte'de öldü.
Buda tepesinde "Aziz Stephanus'un atlı heykeli" ; krallık şatosu yakınında "Kral Matyas avlanırken"; konservatuarın cephesinde "Franz Liszt"; merkez mezarlığında "Kossuth'un mezarı"; "Janos Arany" ve "Semmelweis"ın heykelleri. Bunlardan başka, müzede, "Meryemanamız" ve "Karoly Lotz" adlı heykelleri vardır. Alajos Strobl, 1926' da Budapeşte'de öldü.
![]() |
| Alajos Strobl - Aziz Stephanus'un atlı heykeli |
23 Aralık 2019 Pazartesi
ANTONİO STRADİVARİUS (keman yapımcısı)
GELMİŞ geçmiş keman yapımcılarının en ünlüsü ve en çok taklit edileni, 1644 veya 1648 yılına doğru İtalya'nın Cremona şehrinde doğdu. İmzalı ilk eserleri 1666 tarihini taşır. Niccolo Amati'nin öğrencisiydi; fakat daha güçlü bir ses elde etmek için ustasının örneklerini bir yana bıraktı. Amacına ulaşmak için tonozlarda değişiklik yaptı, kapakların kalınlığını maharetle ayarladı ve akustik bakımdan üstün çalgılar yaparak, bu işin ustası olduğunu kabul ettirdi.Hayatının sonuna kadar, her işi kendi yapar ve oğullarına (Omobono ile Francesco) ancak ikinci derece işleri yaptırırdı. 1666-86 yılları arasında Amati'nin izinde yürüyerek, kemanın biçiminde değişikliklerle yetindi. 1686-1700 yılları arası durmadan araştırmalar yaptı, hattâ kemanın şeklini bozup, onu ince ve uzun bir çalgı aleti yaptı. Bir müddet sonra "longuet" adını alan bu kemandan vazgeçerek, 1700' e doğru yassı ve geniş, fakat sesi güçlü bir modelde karar kıldı.
En güzel kemanlarını (1100' den fazla) 1700-25 yılları arası yaptı. Bunların 400' ü dünyanın her tarafına dağılmıştır. Paris konservatuarının "Çalgılar müzesi"nde ustanın 5 kemanı, 1 cep kemanı, 1 sistresi ve atölyesinden gelme kalıpları vardır.
Avrupa'nın bütün sarayları onun müşterisiydi. Cremona'da: "Stradivarius gibi zengin" sözü dillerdeydi. Kemanlarının üstünlüğünü; tahtanın seçimi (iyi cins köknar ağacı), kemanın kapaklarını tutturan çeşitli parçaların (kapaklar, tonozlar, FF vb.) birbirlerine göre tam bir orantı ve denge içinde bulunması ve kullanılan vernik tipi sağlardı. Bir tertibe göre kendi eliyle hazırlayıp sürdüğü verniğin nasıl bir karışım olduğu bilinmemektedir.
Antonio Stradivarius, 1737' de Cremona'da öldü. Çalgılarından bazılarını tamamlayan oğulları, asla babalarının çapına ulaşamadı. Cremona müzesi, bu ünlü keman yapımcısına bir salon ayırmıştır.
22 Aralık 2019 Pazar
NİCOLAS STONE (heykeltraş)
İNGİLİZ heykeltraş ve mimar, 1587 yılında Woodbury, Exeter yakınları'nda doğdu. Bir müddet Amsterdam'da kaldı. Orada, ustası Hendrick de Keyser'in kızıyla evlendi. Sonra İngiltere'ye döndü. Burford ve Londra'da birçok anıt-mezar yaptı: Saint Paul'de, şair John Donne'ın heykeli; Westminster'de, sir Francis Vere'in mezarı. Mimar Inigo Jones tarafından Whitehall'un müteahhitliğine getirilen Nicolas Stone, 1647' de Londra'da öldü.
![]() |
| Nicolas Stone - John Donne'ın mezar heykeli |
16 Aralık 2019 Pazartesi
VEİT STOSS (heykeltraş)
1440 yılına doğru doğdu, nereli olduğuna dair kesin bilgi yoktur; sadece Nürnberg'de iken, 1477' de Krakow'daki Alman Marienkirche'nin yapımevinde mihrap arkalığını yapmak üzere çağrıldığı bilinmektedir. Kendisinden "Alemanus de Norimeerga" diye sözediliyordu, ama Nürnberg, o sıralarda kozmopolit bir sanatçılar pazarıydı, bu küçük bilgi onun nereli olduğunu belirtmeye kâfi olmadı.
Krakow'daki büyük oyma arkalık, onun gotik heykelciliğinin en büyük ustalarından biri olduğunu gösteriyor. 5,34 metre yükseklikte, 7,25 metre genişlikte olan bu arkalıkta "Meryem" ile ilgili sahneler yer almaktadır. Esas sahne, ıhlamur ağacından oyulmuş büyük figürlerden meydana gelen "Meryem'in ölümü" sahnesidir; "Meryem'in sevinci ve acısı" sahneleriyle, "Uruç" ve "Apotheosis" sahneleriyle çevrelenmiştir.
Sanatçı, rönesansın getirdiği katkılardan bilerek uzak kalmış ve mükemmel ağaç oyma tekniğinden, tamamen ortaçağa ait bir ifade yoğunluluğu ve lirizm oluşturmuştur. 1486' da bu büyük eseri bitirince, birkaç mezar heykeli daha yaptı. Sonra, Krakow'da sağladığı mühim mevkii bırakarak 1496' da Nürnberg'e döndü.
Bir kalpazanlık işine adı karıştı ve 1503' de teşhir cezasına çarptırıldı. 1505' de imparator Maximilian tarafından itibarı iade edildi. Nürnberg'de "Sankt Sebalt; Sankt Lorenz grubu"; "Karmelit mihrap arkalığı"; "Meryem'in taç giymesi" gibi eserler yapan Veit Stoss, 1533' de Nürnberg'de öldü.
Krakow'daki büyük oyma arkalık, onun gotik heykelciliğinin en büyük ustalarından biri olduğunu gösteriyor. 5,34 metre yükseklikte, 7,25 metre genişlikte olan bu arkalıkta "Meryem" ile ilgili sahneler yer almaktadır. Esas sahne, ıhlamur ağacından oyulmuş büyük figürlerden meydana gelen "Meryem'in ölümü" sahnesidir; "Meryem'in sevinci ve acısı" sahneleriyle, "Uruç" ve "Apotheosis" sahneleriyle çevrelenmiştir.
Sanatçı, rönesansın getirdiği katkılardan bilerek uzak kalmış ve mükemmel ağaç oyma tekniğinden, tamamen ortaçağa ait bir ifade yoğunluluğu ve lirizm oluşturmuştur. 1486' da bu büyük eseri bitirince, birkaç mezar heykeli daha yaptı. Sonra, Krakow'da sağladığı mühim mevkii bırakarak 1496' da Nürnberg'e döndü.
Bir kalpazanlık işine adı karıştı ve 1503' de teşhir cezasına çarptırıldı. 1505' de imparator Maximilian tarafından itibarı iade edildi. Nürnberg'de "Sankt Sebalt; Sankt Lorenz grubu"; "Karmelit mihrap arkalığı"; "Meryem'in taç giymesi" gibi eserler yapan Veit Stoss, 1533' de Nürnberg'de öldü.
![]() |
| Veit Stoss - Nürnberg bâkiresi |
![]() |
| Veit Stoss - Meryem'in ölümü |
14 Aralık 2019 Cumartesi
TOBİAS STİMMER (ressam)
İSVİÇRELİ ressam ve gravürcü, 1539 yılında Schaffhausen'de doğdu. 1560' a doğru, doğduğu şehre gelip yerleşmeden evvel Yukarı İtalya'ya geziler yaptığı sanılır. Schaffhausen'de yaptığı cephe süslemelerinden yalnız biri (Das Hausaum Ritter, 1567-70) günümüze kalmıştır.
Basel ve Strasbourg'daki basımevleri için resim taslakları yaptı. Strasbourg'daki katedral saatinin yapılışını yönetti. O devir "Germen okulu"nun en güçlü şahsiyetidir. Sağlam ve süslü üslûbu onu, barok sanatının öncülerinden biri haline getirdi. Portreci kabiliyeti de olan Tobias Stimmer, 1584' de Strasbourg'da öldü.
Basel ve Strasbourg'daki basımevleri için resim taslakları yaptı. Strasbourg'daki katedral saatinin yapılışını yönetti. O devir "Germen okulu"nun en güçlü şahsiyetidir. Sağlam ve süslü üslûbu onu, barok sanatının öncülerinden biri haline getirdi. Portreci kabiliyeti de olan Tobias Stimmer, 1584' de Strasbourg'da öldü.
![]() |
| Tobias Stimmer "Derebeyi J. Schwytzer'in karısı" |
12 Aralık 2019 Perşembe
THÉOPHİLE ALEXANDRE STEİNLEN (ressam)
İSVİÇRE asıllı ressam ve desinatör, 1859 yılında Lozan'da doğdu. Paris'e 19 yaşında gitti. Önce sanayiyle ilgili desenler çizdi. Montmartre'a yerleşerek Rodolphe Salis'in kabaresi "Chat-Noir" da kendini tanıttı (1884). İlk desenleri Chat-Noir'da yayınlandı. Daha sonra "Gil Blas İllustré" ve "Assiette au Beurre"de çalıştı.
Resimlediği eserler: Kadın şarkıları, Burjuva sevinçleri, Fakirin söylenmeleri, Barabbas.
Ayrıca; afişler, ofortlar ve yağlıboya tablolar da yaptı: 14 Temmuz, Absent, Güzel akşam, Yağmurda, Rüzgârda ve Anatole France'ın portresi.
Hür bir anlayışla, halk geleneklerini tasvir eden sahneler, manzaralar ve ustaca hayvan resimleri çizdi. Özellikle kedi resimleri çok beğenildi. Steinlen, 1923' de Paris'te öldü.
Resimlediği eserler: Kadın şarkıları, Burjuva sevinçleri, Fakirin söylenmeleri, Barabbas.
Ayrıca; afişler, ofortlar ve yağlıboya tablolar da yaptı: 14 Temmuz, Absent, Güzel akşam, Yağmurda, Rüzgârda ve Anatole France'ın portresi.
Hür bir anlayışla, halk geleneklerini tasvir eden sahneler, manzaralar ve ustaca hayvan resimleri çizdi. Özellikle kedi resimleri çok beğenildi. Steinlen, 1923' de Paris'te öldü.
![]() |
| Théophile Alexandre Steinlen - Dul (1896) |
![]() |
| Théophile A. Steinlen - Midinettes |
9 Aralık 2019 Pazartesi
JAN STEEN (ressam)
HOLLANDALI ressam, 1626 yılında Leiden'de doğdu. Utrecht'te, Nicolaus Knupfer'den; Haarlem'de, Andriaen van Ostade'den; La Haye'de, Van Goyen'den ders gördü. 1649' da Van Goyen'in kızıyla evlendi.
Resim yapmaya manzaralarla başladı. Sonra, çoğu zaman yergili ve ahlâkçı bir anlayışla günlük hayattan sahneler çizdi. Ayrıca bazı dinî konuları da işleyen Jan Steen, 1679' da Leiden'de öldü.
Halkın yaşayışını yansıtan hareket dolu resimlerinin başlıcaları: Hasta kadın, Aziz Nicolaus bayramı, Prensin doğum günü, Doktorun ziyareti, Neşeli arkadaşlık, İstiridye yiyen genç kız, Düğün, Köy cerrahı, Han avlusu, Bir handa şenlik, Yemek, Kötü arkadaşlık, Köyün simyacısı
Resim yapmaya manzaralarla başladı. Sonra, çoğu zaman yergili ve ahlâkçı bir anlayışla günlük hayattan sahneler çizdi. Ayrıca bazı dinî konuları da işleyen Jan Steen, 1679' da Leiden'de öldü.
Halkın yaşayışını yansıtan hareket dolu resimlerinin başlıcaları: Hasta kadın, Aziz Nicolaus bayramı, Prensin doğum günü, Doktorun ziyareti, Neşeli arkadaşlık, İstiridye yiyen genç kız, Düğün, Köy cerrahı, Han avlusu, Bir handa şenlik, Yemek, Kötü arkadaşlık, Köyün simyacısı
![]() |
| Jan Steen - Hasta kadın |
7 Aralık 2019 Cumartesi
MARK SPİTZ (sporcu)
AMERİKALI yüzme şampiyonu, 1950 yılında Kaliforniya'da doğdu. 17 yaşındayken katıldığı 1968 Meksiko olimpiyatlarında, 100 metre kelebekte ikincilik aldı; 4 x 100 ve 4 x 200 metre bayrak yarışını Amerika takımının kazanmasında büyük payı oldu.
1972 Münih olimpiyatlarında; 100 metre serbest, 200 metre serbest, 100 metre kelebek ve 200 metre kelebek yüzme stillerinde rekorlar kırarak olimpiyat şampiyonu oldu. Ayrıca; 4 x 100 metre serbest bayrak, 4 x 200 metre serbest bayrak, 4 x 100 metre karışık bayrakta Amerika takımının şampiyonluğunu sağlayarak 7 altın madalya kazanan Mark Spitz, olimpiyat tarihinde görülmemiş bir madalya rekoru kırdı.
1972 Münih olimpiyatlarında; 100 metre serbest, 200 metre serbest, 100 metre kelebek ve 200 metre kelebek yüzme stillerinde rekorlar kırarak olimpiyat şampiyonu oldu. Ayrıca; 4 x 100 metre serbest bayrak, 4 x 200 metre serbest bayrak, 4 x 100 metre karışık bayrakta Amerika takımının şampiyonluğunu sağlayarak 7 altın madalya kazanan Mark Spitz, olimpiyat tarihinde görülmemiş bir madalya rekoru kırdı.
5 Aralık 2019 Perşembe
CHAİM SOUTİNE (ressam)
LİTVANYA asıllı ressam, 1894 yılında Minsk yakınları, Smiloviçi'de doğdu. Vilnius Güzel Sanatlar okulunda okudu. 1911' de Paris'e gitti ve Güzel Sanatlar okulunda Cormon'un atölyesine girdi. Montparnasse'ta, Modigliani ile dost oldu, burada yoksulluk içinde yaşadı, ancak tablo taciri Zborowski sayesinde geçimini sağlayabildi.
Bu tacirin evinde tanıştığı Albert Barnes ve Paul Guillaume'dan yardım gördü. 1920-23 arasında Céret'de sonra Cagnes-sur-Mer'de kaldı. 1930' da Paris'e döndü. Bir süre Chartres yakınlarında Lèves şatosunda yaşadı. 2. Dünya savaşında Champigny-sur-Veude'e sığındı.
Anlatımcı üslûpta natürmortlar, peyzajlar, figürler ve portreler yaptı. Renkleri büyük bir titizlikle kullandı. En iyi tablolarından biri de "Derisi yüzülmüş öküz"dür. Chaim Soutine, 1943' de Paris'te öldü.
Bu tacirin evinde tanıştığı Albert Barnes ve Paul Guillaume'dan yardım gördü. 1920-23 arasında Céret'de sonra Cagnes-sur-Mer'de kaldı. 1930' da Paris'e döndü. Bir süre Chartres yakınlarında Lèves şatosunda yaşadı. 2. Dünya savaşında Champigny-sur-Veude'e sığındı.
Anlatımcı üslûpta natürmortlar, peyzajlar, figürler ve portreler yaptı. Renkleri büyük bir titizlikle kullandı. En iyi tablolarından biri de "Derisi yüzülmüş öküz"dür. Chaim Soutine, 1943' de Paris'te öldü.
![]() |
| Chaim Soutine - Mavi elbiseli kadın |
![]() |
| Chaim Soutine - Cagnes'da evler (1923) |
3 Aralık 2019 Salı
PİERRE SOULAGES (ressam)
FRANSIZ ressam, 1919 yılında Rodez'de doğdu. Modern resme 18 yaşında başladı. Henüz 27-28 yaşlarındayken, beyaz zemin üzerinde kahverengi veya siyah renkte büyük işaretler veya çizgiler bulunan ilk soyut resimlerini yaptı.
1957' de iki yılda bir düzenlenen Tokyo sergisinde büyük boyutlu tuvalleriyle birinciliği aldı. Bu tuvallerinde; dikkat çekecek kadar geniş kara yüzeyler, sağlam bir ışık-gölge hakimiyetini ortaya koyan bir ışık harelenmesi içinde, mavilerle, aşıboyalarıyla, koyu kırmızılarla kaynaşır. Sanatçı, 1964' de "Carnegie" ödülünü aldı.
1957' de iki yılda bir düzenlenen Tokyo sergisinde büyük boyutlu tuvalleriyle birinciliği aldı. Bu tuvallerinde; dikkat çekecek kadar geniş kara yüzeyler, sağlam bir ışık-gölge hakimiyetini ortaya koyan bir ışık harelenmesi içinde, mavilerle, aşıboyalarıyla, koyu kırmızılarla kaynaşır. Sanatçı, 1964' de "Carnegie" ödülünü aldı.
![]() |
| Pierre Soulages - "Resim 1960" |
![]() |
| Pierre Soulages - "Resim 26 Aralık 55" |
2 Aralık 2019 Pazartesi
CAHİDE SERAP SONKU (aktris)
![]() |
| Cahide S. Sonku ve Hâdi Hün |
Sonku, 1933' de sinema oyunculuğuna başladı. 1961' de Cahit Irgat ile İstanbul'da "Ortak tiyatrosu"nu kurdu. Yeniden Şehir tiyatrosuna girdi (1963). Birkaç filmde yönetmenliği denedi. Son yılları sefalet içinde (yoksulluk ve alkol müptelâlığı) geçen Cahide Serap Sonku, 1981' de İstanbul'da öldü.
Başlıca oyunları: Müfettiş, Ayaktakımı arasında, Şamdancı, Ocak, Altı kişi yazarını arıyor.
Başlıca filmleri: Bataklı damın kızı Aysel (1933), Akasya palas (1940), Şehvet kurbanı (1941), Yayla kartalı (1945), Senede bir gün (1947), İlk ve son (1955).
30 Kasım 2019 Cumartesi
ANTONİO SOLARİO (ressam)
VENEDİK asıllı İtalyan ressam (lo Zingaro), 15 - 16. yy.' da yaşadı. 1495 - 1514 arasında çalıştı. Napoli'de Santi Severino e Sossio manastırındaki "Aziz Benedictus'un hayatı" adlı freskleri (1495' e doğru) onun Vicenzo'da, Montagna'nın yanında yetiştiğini gösterir. Manzaraları geniş olarak işleyişinden de Ombria'da kaldığı anlaşılmaktadır.
Solario, 16. yy. başlarında le Marcia'da çalıştı. Loretta yakınlarındaki Osimo'da onun imzasını taşıyan 1503 tarihli bir tablo bulunmaktadır.
Solario, 16. yy. başlarında le Marcia'da çalıştı. Loretta yakınlarındaki Osimo'da onun imzasını taşıyan 1503 tarihli bir tablo bulunmaktadır.
![]() |
| Antonio Solario -Aziz Benedictus'un hayatı (fresk detayı) |
28 Kasım 2019 Perşembe
GİOVANNİ ANTONİO BAZZİ İL SODOMA (ressam)
İTALYAN ressam, 1477 yılında Vercelli, Piemonte'de doğdu. 1497' den sonra Milano'da yaşadı ve Leonardo'nun ayrıntılı çalışma tarzını benimsedi. 1505' de Siena yakınlarında Monteolivetto Maggiore manastırında Signorelli'nin bitmemiş fresklerini (Aziz Benedictus'un hayatı) tamamlamakla görevlendirildi.
O sırada Farnesina'yı yapan dostu Peruzzi'nin daveti üzerine giderek, bu ünlü villanın süsleme işine katıldı. Yatak odasına çizdiği "İskender ile Roksane'nin düğünü" eseri Raffaello'nun etkisini taşır. Siena'ya dönünce, San Domenico kilisesinin küçük bir bölümünde (Azize Catherina'nın hayatı) ve San Bernardino kilisesinde güzel freskler yaptı. Sanatçı, 1549' da Siena'da öldü.
O sırada Farnesina'yı yapan dostu Peruzzi'nin daveti üzerine giderek, bu ünlü villanın süsleme işine katıldı. Yatak odasına çizdiği "İskender ile Roksane'nin düğünü" eseri Raffaello'nun etkisini taşır. Siena'ya dönünce, San Domenico kilisesinin küçük bir bölümünde (Azize Catherina'nın hayatı) ve San Bernardino kilisesinde güzel freskler yaptı. Sanatçı, 1549' da Siena'da öldü.
![]() |
| Sodoma - Azize Catherina'nın hayatı |
![]() |
| Sodoma - İskender ile Roksane'nin düğünü |
26 Kasım 2019 Salı
FRANS SNİJDERS (ressam)
FLAMAN ressam, 1579 yılında Anvers'de doğdu. Pieter II Bruegel ve Van Balen'den ders gördü. İtalya'ya bir yolculuk yaptı. Dengeli kompozisyonlar halinde natürmortlar yaptı. Natürmortlarında barok esinli bir dinamizm eğilimi gözlenir. Rubens ve Jordaens ile beraber çalıştı. Onların tablolarındaki hayvan ve meyva resimlerini yaptı. Buna karşılık bu ustalar ve Van Dyck, onun tablolarındaki kişileri çizdiler. Frans Snijders, 1657' de Anvers'de öldü.
![]() |
| Frans Snijders - Geyik avı |
![]() |
| Frans Snijders - Sonbahar |
25 Kasım 2019 Pazartesi
FRANCİS SMİTH (ressam)
23 Kasım 2019 Cumartesi
CLAUS SLUTER (heykeltraş)
FLAMAN asıllı Bourgogne'lu heykeltraş, 1340-1350 yılına doğru Haarlem'de doğdu. Halle bazilikasının koro yerindeki "Havariler" ile eski Brüksel belediye binasındaki "Peygamberler" ona maledilir. 1383' de Dijon'da, Champmol manastırının şantiyesinde çalıştı. 1389' da şantiye şefi oldu.
1391' de kilisenin iki penceresi arasına bourgogne üslûbunu başlatan "Meryem ile çocuk İsa"yı yerleştirdi ve yanlarını dük Atak Philippe ile düşes Marguerite'i dua ederken gösteren heykellerle destekledi. 1395-1406 arasında manastırın avlusuna "Musa'nın kuyusu" adlı heykeli yaptı.
Dük Philippe'nin mezarına başladı, bunu yeğeni Claus de Werve bitirdi. Claus Sluter, 1405 veya 1406' da Dijon'da öldü.
1391' de kilisenin iki penceresi arasına bourgogne üslûbunu başlatan "Meryem ile çocuk İsa"yı yerleştirdi ve yanlarını dük Atak Philippe ile düşes Marguerite'i dua ederken gösteren heykellerle destekledi. 1395-1406 arasında manastırın avlusuna "Musa'nın kuyusu" adlı heykeli yaptı.
Dük Philippe'nin mezarına başladı, bunu yeğeni Claus de Werve bitirdi. Claus Sluter, 1405 veya 1406' da Dijon'da öldü.
![]() |
| Claus Sluter - Musa kuyusu - İşaya |
18 Kasım 2019 Pazartesi
RENÉ MİCHEL SLODTZ (heykeltraş)
FLAMAN asıllı heykeltraş Sébastien Slodtz'un (Anvers 1655 - Paris 1726) heykeltraş olan 3 oğlundan biri. 1705 yılında Paris'te doğdu. Roma'da, Fransız akademisinde okudu ve bu şehirde 1747' ye kadar kaldı. San Pietro kilisesi için "Aziz Bruno, piskoposluğun itibarını reddederken" adlı bir tablo yaptı. Ayrıca Saint-Sulpice'te, Languet de Gergy'nin anıt mezarını, Vienne (İsère) katedralinde başpiskoposların mezarını yaptı. Ünlü eserlerinden biri de "Nicolas Vleughels" büstüdür. Sanatçı, 1764' de Paris'te öldü.
![]() |
| René Michel Slodtz |
16 Kasım 2019 Cumartesi
SKOPAS (heykeltraş)
YUNANLI mimar ve heykeltraş, milattan önce 4. yy.'da Paros adasında doğdu. Tegea'da Athena tapınağını onardı. Peloponnesos'ta çeşitli eserler yaptı (Sikyon Herakles'i, Elis Afrodit'i). Skopas usta bir bronz işçisiydi. Atina'da sonra Anadolu'da çalıştı.
Anadolu'da; Timotheos, Bryaksis, Leokhares ile beraber ünlü Bodrum (Halikarnassos) anıt mezarını yaptı. Efes Artemis'i tapınağının süslemelerine katkısı büyük oldu. Eserlerinden kalan parçaların en değerlisi, Tegea'daki Athena mabedinin batı alınlığı kalıntılarıdır (güçlü bir anlatıma sahip olan miğferli baş; tutkulu bir duygululuğu yansıtan Herakles başı).
Aynı iç kargaşalık "Keçili Mainas"ta da görülür. Bu eserin Dresden müzesinde saklanan bir kopyası vardır.
Anadolu'da; Timotheos, Bryaksis, Leokhares ile beraber ünlü Bodrum (Halikarnassos) anıt mezarını yaptı. Efes Artemis'i tapınağının süslemelerine katkısı büyük oldu. Eserlerinden kalan parçaların en değerlisi, Tegea'daki Athena mabedinin batı alınlığı kalıntılarıdır (güçlü bir anlatıma sahip olan miğferli baş; tutkulu bir duygululuğu yansıtan Herakles başı).
Aynı iç kargaşalık "Keçili Mainas"ta da görülür. Bu eserin Dresden müzesinde saklanan bir kopyası vardır.
![]() |
| Skopas - Menades'in mermer Roma kopyası |
11 Kasım 2019 Pazartesi
SABRİ ESAT SİYAVUŞGİL (yazar)
TÜRK şair ve yazarı, 1907 yılında İstanbul'da doğdu. Antalya Muallim mektebinde okudu. Hukuk mektebi son sınıftayken, felsefe öğrenimi için Fransa'ya gönderildi. Dijon ve Lyon üniversitelerinde öğrenim gördü (1923).
Yazarlık hayatına şiirle başladı. İlk şiirleri "Güneş" ve "Hayat" dergilerinde çıktı. 1928' de 7 arkadaşıyla beraber "Yedi Meşale" topluluğunu kurdu. Bu topluluğun çıkardığı "Yedi Meşale" adlı kitapta 11 şiiri, yine arkadaşlarıyla çıkardığı "Meşale" dergisinde 14 şiiri yayınlandı. Şiirlerinde ekspresyonizme önem verdi.
1933' de İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesine Umumî psikoloji doçenti, 1942' de profesör oldu. 1936-44 yıllarında çeşitli gazete ve dergilerde yazı ve denemeleri, psikoloji, eğitim ve folklor konularında yaptığı çalışmaları yayınlandı.
1948' den itibaren "Yeni Sabah" gazetesinde günlük fıkralar yazdı. 1967 yılında "Meydan-Larousse"un hazırlık çalışmalarına katıldı.
Eserleri: "Odalar ve sofalar (şiirler-1933)", "İstanbul'da Karagöz ve Karagöz'de İstanbul (inceleme-1938)", "Psikoloji ve terbiye bahisleri (incelemeler-1940)", "Tanzimat'ın Fransız efkâr-ı umumiyesinde uyandırdığı yankılar (inceleme-1940)", "Karagöz (psikososyolojik inceleme-1941)", "Folklor ve millî hayat (araştırma-1943)","Roman ve okuyucu (inceleme-1944)".
Ayrıca birçok eseri Türkçe'ye tercüme etti. Bunların en tanınmışı; Edmond Rostand'dan manzum ve kafiyeli olarak yaptığı "Cyrano de Bergerac" tercümesidir (1942). Sait Faik Abasıyanık'ın 41 hikâyesini "Un point sur la carte (Haritada bir nokta)" adıyla Türkçe'den Fransızca'ya çevirdi. Sabri Esat Siyavuşgil, 1968' de İstanbul'da öldü.
Yazarlık hayatına şiirle başladı. İlk şiirleri "Güneş" ve "Hayat" dergilerinde çıktı. 1928' de 7 arkadaşıyla beraber "Yedi Meşale" topluluğunu kurdu. Bu topluluğun çıkardığı "Yedi Meşale" adlı kitapta 11 şiiri, yine arkadaşlarıyla çıkardığı "Meşale" dergisinde 14 şiiri yayınlandı. Şiirlerinde ekspresyonizme önem verdi.
1933' de İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesine Umumî psikoloji doçenti, 1942' de profesör oldu. 1936-44 yıllarında çeşitli gazete ve dergilerde yazı ve denemeleri, psikoloji, eğitim ve folklor konularında yaptığı çalışmaları yayınlandı.
1948' den itibaren "Yeni Sabah" gazetesinde günlük fıkralar yazdı. 1967 yılında "Meydan-Larousse"un hazırlık çalışmalarına katıldı.
Eserleri: "Odalar ve sofalar (şiirler-1933)", "İstanbul'da Karagöz ve Karagöz'de İstanbul (inceleme-1938)", "Psikoloji ve terbiye bahisleri (incelemeler-1940)", "Tanzimat'ın Fransız efkâr-ı umumiyesinde uyandırdığı yankılar (inceleme-1940)", "Karagöz (psikososyolojik inceleme-1941)", "Folklor ve millî hayat (araştırma-1943)","Roman ve okuyucu (inceleme-1944)".
Ayrıca birçok eseri Türkçe'ye tercüme etti. Bunların en tanınmışı; Edmond Rostand'dan manzum ve kafiyeli olarak yaptığı "Cyrano de Bergerac" tercümesidir (1942). Sait Faik Abasıyanık'ın 41 hikâyesini "Un point sur la carte (Haritada bir nokta)" adıyla Türkçe'den Fransızca'ya çevirdi. Sabri Esat Siyavuşgil, 1968' de İstanbul'da öldü.
10 Kasım 2019 Pazar
YAZ GECELERİNİN DERDİ SİVRİSİNEK
![]() |
| Kan emmiş sivrisinek |
Sivrisineğin yalnız dişisi kan emmek için sokar. Erkeği bitkilerin özsuyuyla beslenir. Bulaşıcı hastalıkları yayan bellibaşlı böceklerdendir. Benekli kanatlı anofel, Türkiye'nin nemli ve ılıman bölgelerinde sıtmayı yayan başlıca etkendir.
Sivrisineklerin kurtçukları genellikle durgun sularda yaşar. Gölcükleri bulunan ülkelerde kurtçukları yiyen "gambusia" cinsinden balıklar üretmek fayda sağlar. Bu sinekler daha çok akşamları ve gece ortaya çıkar. Sivrisinekleri ortamdan uzaklaştırmak için çeşitli kimyevi maddeler üretilmiştir.
6 Kasım 2019 Çarşamba
SİSYPHOS (mitoloji)
SİSYPHOS, Yunan mitolojisinde Korinthos'un efsanevî kralı ve Aiolos'un oğlu. Atlas'ın kızı Merope ile evlendi. Odysseus'un büyükbabasıdır. Laertes'in nişanlısı Antikleia'yı baştan çıkardığı sanılır. İlyada'da hilekâr bir insan olarak gösterilir.
İsthmia oyunlarını düzenledi ve Korinthos'u kurdu. Burada öylesine mutlak bir barış sağladı ki Thanatos'u (ölüm) zincire bağlamakla suçlandı. Sisyphos'un ebedî cezası, çeşitli efsanelerde çok farklı biçimlerde yorumlanır:
"Sisyphos, cehennemde ömrü boyunca büyük bir kayayı dik bir dağın tepesine çıkarmak zorundaydı. Kaya tam tepeye varır varmaz, yeniden aşağı yuvarlanıyordu."
Sisyphos adı; neticeye ulaşamadan durmadan tekrarlanan bir işle uğraşan güçlü insanlar için kullanılır. Sonucu daima boşa giden zor bir görevi ve insanüstü bir çabayı ifade eder.
İsthmia oyunlarını düzenledi ve Korinthos'u kurdu. Burada öylesine mutlak bir barış sağladı ki Thanatos'u (ölüm) zincire bağlamakla suçlandı. Sisyphos'un ebedî cezası, çeşitli efsanelerde çok farklı biçimlerde yorumlanır:
"Sisyphos, cehennemde ömrü boyunca büyük bir kayayı dik bir dağın tepesine çıkarmak zorundaydı. Kaya tam tepeye varır varmaz, yeniden aşağı yuvarlanıyordu."
Sisyphos adı; neticeye ulaşamadan durmadan tekrarlanan bir işle uğraşan güçlü insanlar için kullanılır. Sonucu daima boşa giden zor bir görevi ve insanüstü bir çabayı ifade eder.
4 Kasım 2019 Pazartesi
ALFRED SİSLEY (ressam)
İNGİLİZ asıllı ressam, 1839 yılında Paris'te doğdu. Paris Güzel Sanatlar okulunda, Gleyre'in atölyesinde yetişti. Orada Bazille, Renoir, Monet ile tanıştı. Monet ve Corot'nun etkisinde kaldı. 1863' de bu atölyeden ayrılarak, Paris bölgesinde çalışmaya başladı. Chailly-en-Bière'e gitti, Fontainebleau ormanında, Barbizon ressamlarının eserlerini andıran manzaralar yaptı. Geçim sıkıntısı olmadığı için resimle amatör olarak ilgilenen Sisley'in bu dönemde yaptığı eserler azdır (Anthony Ananın meyhanesi - 1866; Kestane Ağaçlı Yol).
Sisley 1870' de Alman istilâsından kaçarak Monet ve Pissarro ile beraber Londra'ya gitti. Paul Durand-Ruel ile tanıştı ve bazı tuvallerini ona sattı. Ailesi savaş esnasında iflâs edince, Sisley geçimini sağlayamaz oldu ve "izlenimci" ressamların en yoksulu durumuna düştü.
Île-de-France'ın ışıklı havasını, günün her saatinde bütün detaylarıyla yakalamak için; Sen, Loing ve Yonne kıyılarında, Louveciennes, Bougival, Voisins, Marly, Meudon, Saint-Cloud'da çalıştı. 1875-79 arasında Sèvres'de oturdu, sonra Moret bölgesine göç ederek son 20 yılını orada geçirdi.
Sisley 1870' de Alman istilâsından kaçarak Monet ve Pissarro ile beraber Londra'ya gitti. Paul Durand-Ruel ile tanıştı ve bazı tuvallerini ona sattı. Ailesi savaş esnasında iflâs edince, Sisley geçimini sağlayamaz oldu ve "izlenimci" ressamların en yoksulu durumuna düştü.
Île-de-France'ın ışıklı havasını, günün her saatinde bütün detaylarıyla yakalamak için; Sen, Loing ve Yonne kıyılarında, Louveciennes, Bougival, Voisins, Marly, Meudon, Saint-Cloud'da çalıştı. 1875-79 arasında Sèvres'de oturdu, sonra Moret bölgesine göç ederek son 20 yılını orada geçirdi.
3 Kasım 2019 Pazar
MARİO SİRONİ (ressam)
İTALYAN ressam, 1885 yılında Sassari'de doğdu. 1914' de "fütürist" akıma, 1922' de de "Novecento" akımına katıldı. Heykeller de yaptı. Resimlerinde genellikle bir efsane havası içinde arkaik ve sembolist unsurları birbirine karıştıran kenar mahalle manzaralarını işledi. Şehir manzaraları, duvar dekorları, mozaikler ve freskler yaptı. Mario Sironi, 1961' de Milano'da öldü.
![]() |
| Mario Sironi - Siyah beyaz kompozisyon |
1 Kasım 2019 Cuma
DAVİD ALFARO SİQUEİROS (ressam)
MEKSİKALI ressam, 1898 yılında Chihuahua'da doğdu. 1912' de ressam Alfredo Ramos Martinez tarafından kurulan Santa Anita açıkhava okulunda okudu. Orozco ile beraber devrime katıldı. 1919-22 arasında Avrupa'da dolaştı. 1921' de Barcelona'da yayınladığı bir bildiride, Eski Dünya'nın çağdaş estetiğine karşı cephe aldı ve Kolomböncesi sanatın kaynaklarına yöneldi.
Millî eğitim bakanı tarafından Meksika'ya çağrıldı. Ressamlar ve heykeltraşlar sendikasını kurdu ve proletarya sanatının nazariyecisi oldu. İspanya iç savaşında cumhuriyetçi bir tugaya kumanda etti. Tablolarında mizacının sertliği ağır basar. Hacimlerin büyüklüğü, boyutların genişliği, renk parlaklığı, teknik planda cesurca girişimler, ideolojik tezlerin etkililiği eserlerine hakimdir.
Mexico hazırlık okulunda (1922), Elektrik sendikasında (1939), Güzel Sanatlar sarayında (1940) büyük duvar kompozisyonları yaptı. "Fırtına", "Yangın" gibi eserlerinin trajik konuları, anlatımcı, gerçeküstü ve soyut sanat karışımı bir lirizmle beslidir.
Bazı eserleri: "Köylü ana (1929", "Devler (1932)", "Bir feryadın yankısı (1937)", "Etnografya (1939)", "Irkların eşitlik alegorisi (1943)", "İhanetin yüzü (1947)", "Şekillerin kasılması (1947)", "Tapma", "Yeni demokrasi", "Cuauhtemoc'un ululanması (1951).
Siqueiros, komünist partisine girdi ve 1860' daki kanlı sokak gösterilerine katıldı. 19 ay hapiste kaldı. 1962' de 8 yıla mahkûm oldu, 2 yıl sonra serbest bırakıldı. 1966' da Cuernavaca'nın şehir bahçesi için, 4600 metrekarelik duvar ve buna ek olarak 1700 metrekarelik tavan resimleri (İnsanlığın Tarihi) yaptı. Plastik malzemeden dev heykeller de yapan David Alfaro Siqueiros, 1974' de Cuernavaca'da öldü.
Millî eğitim bakanı tarafından Meksika'ya çağrıldı. Ressamlar ve heykeltraşlar sendikasını kurdu ve proletarya sanatının nazariyecisi oldu. İspanya iç savaşında cumhuriyetçi bir tugaya kumanda etti. Tablolarında mizacının sertliği ağır basar. Hacimlerin büyüklüğü, boyutların genişliği, renk parlaklığı, teknik planda cesurca girişimler, ideolojik tezlerin etkililiği eserlerine hakimdir.
Mexico hazırlık okulunda (1922), Elektrik sendikasında (1939), Güzel Sanatlar sarayında (1940) büyük duvar kompozisyonları yaptı. "Fırtına", "Yangın" gibi eserlerinin trajik konuları, anlatımcı, gerçeküstü ve soyut sanat karışımı bir lirizmle beslidir.
Bazı eserleri: "Köylü ana (1929", "Devler (1932)", "Bir feryadın yankısı (1937)", "Etnografya (1939)", "Irkların eşitlik alegorisi (1943)", "İhanetin yüzü (1947)", "Şekillerin kasılması (1947)", "Tapma", "Yeni demokrasi", "Cuauhtemoc'un ululanması (1951).
Siqueiros, komünist partisine girdi ve 1860' daki kanlı sokak gösterilerine katıldı. 19 ay hapiste kaldı. 1962' de 8 yıla mahkûm oldu, 2 yıl sonra serbest bırakıldı. 1966' da Cuernavaca'nın şehir bahçesi için, 4600 metrekarelik duvar ve buna ek olarak 1700 metrekarelik tavan resimleri (İnsanlığın Tarihi) yaptı. Plastik malzemeden dev heykeller de yapan David Alfaro Siqueiros, 1974' de Cuernavaca'da öldü.
![]() |
| David Alfaro Siqueiros - Bir feryadın yankısı |
27 Ekim 2019 Pazar
EN ÇOK ÖLÜM SİNEKTEN
ÇİFTKANATLILARDAN birtakım uçucu böceklere genellikle sinek denilir. Bunlar; karasinek, sivrisinek, at sineği vb. adlandırılır. En yaygını karasinektir (musca domestica). Kısa duyargalı, iri gözlü bir böcektir, uzunluğu 6-8 mm kadardır, ağzı küt uçlu hortuma benzer, hortumun ucu süngersi bir yastık şeklindedir, üzerinde ince kanalcıklar halinde birçok delik bulunur. Daha evvel tükürük salgılayarak sıvılaştırdığı besinleri bu deliklerle emerek beslenir.
Göğüs kısmında bir çift kanat ve üç çift bacak bulunur. Ayaklarında pürüzlü yüzeylere tutunmak için çengeller, düz yerlere tutunmak için de çekmenler vardır. Kurtçuğu çok küçük solucan şeklindedir. Karasinek, insanların yaşadığı en soğuk iklimden en sıcak iklime kadar bütün meskûn yerlerde bulunur. Çünkü bunlar yaşayabilmek için gerekli şartları, ancak insanların ve hayvanların birarada bulunduğu yerlerde elde eder.
Yarım kilo at dışkısında 1200 sineğin yetişeceği hesaplanmıştır. Lâğım sineği yumurtalarını pislik çukurlarına atar, bunlardan çıkan küçük sinekler evlerin cıvarında kaynaşır. Çeşitli insan ve hayvan hastalıklarının yayılmasında ve dünyada en çok insan ölümüne yol açmasında sineklerin rolü büyüktür. Sinek kurtçukları sıvı maddelerle beslenebilir. Bunlar katı gıdaları sıvı hale geçirmek için kendileriyle ortak yaşayan bakterilere muhtaçtır.
Sinekler çok çabuk üredikleri için bunlarla mücadele gerekir. Kimya alanındaki ilerlemelerle etkili ilâçlar elde edilmiştir.
25 Ekim 2019 Cuma
RENÉE SİNTENİS (heykeltraş)
16 Ekim 2019 Çarşamba
SEDAT SİMAVİ (gazeteci)
TÜRK gazeteci, 1896 yılında İstanbul'da doğdu. Galatasaray lisesini bitirdi (1914). "Hande" adlı haftalık bir dergi çıkararak yayın hayatına atıldı. İlk konulu Türk filmlerini yönetti (Pençe, Casus). Günlük "Dersaadet" gazetesini yayınladı (1920). Kurtuluş savaşı yıllarında çıkardığı "Güleryüz" dergisiyle Kuvayı milliyeciler'i destekledi.
1933' de "Yedigün" dergisini yayınladı. 1948' de "Hürriyet" gazetesini kurdu ve Türkiye'de yüksek tirajlı gazeteciliğin temellerini attı. Gazetesinin başyazarıydı. Karikatür çizdi, oyunlar, hikâyeler, fıkra ve makaleler yazdı. Roman (Fuji Yama) ve oyunları (Hürriyet Apartmanı, Ceza) vardır. Sedat Simavi, 1953' de İstanbul'da öldü.
Oğulları Haldun ve Erol, babalarının mesleğini uzun müddet devam ettirdiler. Haldun Simavi 1988' de, kardeşi Erol Simavi ise 1994' de Türkiye'de yayın hayatından çekildiler.
1933' de "Yedigün" dergisini yayınladı. 1948' de "Hürriyet" gazetesini kurdu ve Türkiye'de yüksek tirajlı gazeteciliğin temellerini attı. Gazetesinin başyazarıydı. Karikatür çizdi, oyunlar, hikâyeler, fıkra ve makaleler yazdı. Roman (Fuji Yama) ve oyunları (Hürriyet Apartmanı, Ceza) vardır. Sedat Simavi, 1953' de İstanbul'da öldü.
Oğulları Haldun ve Erol, babalarının mesleğini uzun müddet devam ettirdiler. Haldun Simavi 1988' de, kardeşi Erol Simavi ise 1994' de Türkiye'de yayın hayatından çekildiler.
15 Ekim 2019 Salı
GİL DE SİLOE (heykeltraş)
ANVERS asıllı Flaman heykeltraş, 1486-1501 yılları arasında Burgos'ta çalıştı. Miraflores manastırının heykel grubunu, renkli mihrap arkalığını, Portekizli 2. João'nun karısı İsabel'in ve oğlu prens Alfonso'nun mezarlarını yaptı.
En ünlü eseri; kraliçe İsabel'in "paj"ı, Juan de Padilla'nın mezarıdır. Bu eser önce Fresdelval manastırındaydı. Bugün Burgos müzesindedir. Geç gotik üslubun temsilcilerinden, son derece zengin süslemelerle belirginleşen eserler verdi.
En ünlü eseri; kraliçe İsabel'in "paj"ı, Juan de Padilla'nın mezarıdır. Bu eser önce Fresdelval manastırındaydı. Bugün Burgos müzesindedir. Geç gotik üslubun temsilcilerinden, son derece zengin süslemelerle belirginleşen eserler verdi.
![]() |
| Gil de Siloe - Burgos katedrali, Santa Anna kapellası (detay) |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















































