25 Şubat 2021 Perşembe

VALERİO ADAMİ (ressam)

İTALYAN  ressam, 1935 yılında Bologna'da doğdu. Milano'daki Brera akademisinde öğrenciyken, "anlatımcılık"ın etkisinde kaldı. Bir ara "gerçeküstücülük"e yöneldiyse de zamanla "figüratif" eğilimli bir üslûbu benimsedi. 

Tablolarında "pop-art" ve "yeni gerçekçilik" akımına yakın öğelerden faydalanmasına rağmen, Adami'nin eserleri bazen G. de Chirico'nun "metafizik" resmini andırır. Çalışmasına genellikle fotoğraflarla başlayan ressam, desen yoluyla; mekân, zaman ve kişilerin "görünmez" yapısını araştırır. 

Kullandığı renkler duru sayılır. Saf renkleri hep siyah halkalarla çeviren sanatçı, gölgelerden ve tonlamadan kaçınır, donuk ve belirsiz renkleri kullanmaz. Adami, bir nesneden sağlık gereçleri yada insan gövdesinin herhangi bir parçasından yola çıkarak duygusuz ustalıkla bir mekân mimarisi oluşturur ("Victoria Station" açık helâları, "Banyo Tekneleri" dizisi).

Birçok eserinde soğuk bir erotizm egemendir. Paris, Zürich ve Londra'da açtığı sergilerde eserlerini sergiledi. Kassel'in "Documenta III"üne katıldı (1964). Ayrıca; Venedik bienaline ve New York'ta, "Dada, Gerçeküstücülük ve Mirası" adlı sergiye eser gönderdi (1968). 1971'de "Çölde Tatil" adlı uzun metrajlı ve renkli bir film yaptı.

Valerio Adami  -  Attentato

23 Şubat 2021 Salı

VİTO ACCONCİ (sanatçı)

AMERİKALI  sanatçı, 1940 yılında New York'da doğdu. Gövdesel sanatın önderidir. Önceleri şiirle uğraşıyordu. 1968-69' a doğru, sanat araştırmalarını gerçek bir mekânda sürdürmeye girişti. Gövdesini bir deney alanı olarak kullanan Acconci; M. Duchamp, Y. Klein, P. Manzoni'nin araştırmalarını sonuna kadar götürdü. 

Her eylem, her "madde" gövdesinde gerçekleştirdiği ve çoğu zaman acı veren yeni bir deneydi onun için. Kol üstünde ısırık izleri (Trademarks), göğüste hamam böceği ezme (Rubbings). 

Yöntem olarak benimsediği, ama aslında toplumun ve toplum değerlerinin bir eleştirisi olan sanat çalışmalarıyla; ya doğrudan doğruya ya da galerilerde sergilediği belgeler kanalıyla (film, fotoğraf vb.) seyirciyi tedirgin etmeye çalışır. Vito Acconci, 2017' de New York'da öldü.

Vito Acconci  -  Grass and Mouth Piece  (1970)

21 Şubat 2021 Pazar

MAGDALENA ABAKANOWİCZ (dokumacı heykeltraş)

POLONYALI  kadın dokumacı heykeltraş, 1930 yılında Falenty'de (Varşova yakınları) doğdu. Çok parçalı dokumaları; yer yer delikler, kabartmalar ve çok defa gözle görülebilen çözgülerden oluşur. 

Bazı eserlerini mekân içinde birleştirerek 3 boyutlu bir görünüm veren sanatçı, yeni Polonya halıcılığının önde gelen isimlerinden biridir. Çalışmalarını düzenli olarak bütün dünyada sergiledi. Magdalena Abakanowicz, 2017' de Varşova'da öldü. 

Magdalena Abakanowicz  -  Büyük Turuncu Abakan  (1970)

19 Şubat 2021 Cuma

YAVUZ ABADAN (hukukçu)

T
ÜRK  hukukçusu, 1905 yılında Eskişehir'de doğdu. İstanbul Hukuk fakültesini bitirdi (1929). Heidelberg (Almanya) üniversitesinde hukuk doktorası yaptı. İstanbul Hukuk fakültesinde profesör oldu (1942). 

Eskişehir'den milletvekili seçildi (1943-46). Ankara Hukuk Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi (1947), Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanı oldu (1952-54). Eşi Nermin Abadan da hukukçu olan Yavuz Abadan, 1967' de Ankara'da vefat etti.

Eserleri :  "Hukuk Başlangıcı ve Tarihi (1942)", "Amme Hukuku ve Devlet Nazariyeleri (1952)", "Hukuk Felsefesi (1954)", "Mustafa Kemal ve Çetecilik". 

17 Şubat 2021 Çarşamba

ZÜRAFA (hayvan)

Z
ÜRAFA,  geviş getiren memeli bir hayvandır (giraffa camelopardalis). Çifttoynaklılar takımından, çok uzun boyunludur. Afrika'da yaşar, ağaç yapraklarıyla beslenir. Zararsız, ürkek ve savunmasız bir hayvan olan zürafaya Afrika'nın bir süsü olarak bakmak gerekir. Birçok Afrika ülkesi avlanmasını yasaklamıştır. 

Zürafanın boyu 6 metre kadardır. Boynu çok uzun ve oldukça katıdır. Rengi, koyu kızıl-sarıdır; üzerinde açık renkli çok köşeli iri benekler bulunur. Alnında; uçları kıllı, oldukça küçük, kemik boynuzlar vardır. Su içerken; yere yakınlaşmak için, boynunu azami aşağı indirirken dört bacağını da dışarı doğru açar.

Zürafa rahvan yürür. Afrika'da az ağaçlık savanlarda yaşar. Hayvanat bahçelerinde üreyebilir. Hamilelik müddeti 445 gündür (yaklaşık 14-15 ay). Örnek türü, Çad ve Sudan'dan Oranj ırmağına kadar görülür. 

Fosil zürafalar daha da iriydi. Hindistan'ın kuzeyinde fosilleri bulunan zürafalar ise çok daha büyüktü. 

15 Şubat 2021 Pazartesi

ZÜBEYDE HANIM

M
USTAFA Kemal Atatürk'ün annesi. Sarıgöllü Hacı Sofu ailesinden Feyzullah Ağa'nın kızı. Selânik Evkaf kâtipliğinde ve Gümrük memurluğunda bulunan Ali Rıza Bey ile evlendi. Bu evlilikten Mustafa ve Makbule adlı iki çocuğu oldu.

Ali Rıza Bey vefat edince; Selânik eşrafından Hacı Süleyman Bey'in çiftliğinde kâhya olan kardeşi Hüseyin Ağa'nın yanına yerleşti. 

Oğlu Mustafa'yı, öğrenimini sürdürebilmesi için Selânik'teki büyükannesi ve teyzesinin yanına gönderdi. Mustafa'nın 1893' de gizlice Selânik Askerî rüştiyesine girmesine önce karşı çıktıysa da sonra razı oldu. 

1916' da oğlu ve kızıyla beraber İstanbul'un Şişli semtine yerleşti. Kurtuluş Savaşı sırasında oğlunun yanında bulunarak ona destek oldu. Daha sonra İzmir'e yerleşen Zübeyde Hanım, 1923' de bu şehirde vefat etti.

13 Şubat 2021 Cumartesi

FRANCİSCO DE ZURBARAN (ressam)

İSPANYOL  ressam, 1598 yılında Fuente de Cantos, Badajoz'da doğdu. Köylü çocuğuydu. Caravaggio naturalizminin ve çok renkli heykelciliğin tesirinde kaldı. Özellikle manastırlar için çalışırdı.

1626' da Sevilla Dominikenleri'nden ilk önemli siparişi aldı. Yalnız iki panosu bugüne kadar gelebilen "Aziz Dominique'in Hayatı",  Fransiskenler için yaptığı "Aziz Bonaventure'ün Hayatı"nı tasvir eden 4 tablo ile ustalığını ispat etti.

Ünü gittikçe yaygınlaştı. 1634' de Madrid'e gitti ve orada dostu Velasquez ile beraber Buen Retiro'nun süslemelerinde çalıştı; (Herkül'ün İşleri). Şaheserleri; Jerez de la Frontera yakınındaki bir manastır için yaptığı resimler ile ("İsa'nın Doğumunun Meryem'e Haber Verilmesi", "Çoban Tapınması", "Sihirbazların Tapınması", "Sünnet") Guadelupe'daki (Estremadura) Hieronimit manastırındaki dizidir. 

Halk gözüyle yaptığı gözlemlerin doğruluğu, ritim ve kompozisyondaki genişlik, renklerin zarif yoğunluğu, planların temizliği, bu eserlerde mistik duygunun derinliğini ifade bakımından az rastlanır mükemmelliktedir.

Hayatının sonuna doğru, Zurbaran'ın ilhamında bir gerileme görülür. İki yüzyıl boyunca unutulan Zurbaran, "romantizm" çağında tekrar ün kazandı ve özellikle 20. yy.'da çağdaş resmin eğilimlerine ayak uyduran yapıcı ve sadeleştirilmiş üslûbu ve renk tonlarındaki parlak yoğunluk sayesinde Murillo'dan, hattâ Velasquez'den bile üstün tutuldu, modern sanatın öncülerinden biri kabul edildi. 

Son yılları sıkıntı içinde geçen Francisco de Zurbaran, 1664 yılına doğru Madrid'de öldü.

Francisco de Zurbaran  -  Azize Casilda

11 Şubat 2021 Perşembe

ZUFAOTU (bitki)

ZUFAOTU,  Akdeniz bölgesinde ve Asya'da yetişir (hyssopus officinalis), 50 cm'e kadar boylanabilir. 

Şeritsi veya mızraksı yaprakları karşılıklı dizili, uzun başak şeklinde mor, pembe, kırmızı veya beyaz renkli çiçekler açan bir yıllık bahçe bitkisidir. "Ballıbabagiller"dendir. 

Tatlı bir kokusu, acımsı ve baharlı bir lezzeti olan zufaotu, çok eskiden beri yiyecek ve içeceklere koku verici olarak katılır. Halk arasında boğaz ve akciğer hastalıklarına karşı ilâç olarak kullanılır.

9 Şubat 2021 Salı

FRANCESCO ZUCCARELLİ (ressam)

İTALYAN  ressam ve gravürcü, 1702 yılında Pitigliano'da doğdu. Marco Ricci'den ders aldı. Venedik'te, "peyzajcı" olarak tanındı. Sonra, Londra'ya giderek Thames'in en güzel yerlerinin resmini yaptı. 

5 yıl sonra İtalya'ya döndü. İç açıcı ve aydınlık peyzajlarında zarif kişiler yer alır. Francesco Zuccarelli, 1788' de Floransa'da öldü.

Francesco Zuccarelli  -  İki Centilmenli Peyzaj

7 Şubat 2021 Pazar

VASFİ RIZA ZOBU (tiyatrocu)

T
ÜRK  tiyatro ve sinema sanatçısı,  1902 yılında İstanbul'da doğdu. Beyazıt rüştiyesinde ve Kuleli Askerî lisesinde okudu. Alman Ticaret mektebine girdi. Güzel Sanatlar akademisinde okudu. 1917' de "Dârülbedayii Osmanî"nin tiyatro okuluna yazıldı.

Birkaç özel tiyatro topluluğunda çalıştı. 1923' den sonra da Şehir tiyatrosunda oyuncu, yazar ve yönetmen olarak çalışmaya başladı. Sinemada; önce 1918' de "Bican Efendi" dizisinden kısa komedilerde oynadı. 

1922-47 yıllarında Muhsin Ertuğrul'un yönettiği sinema filmlerinde rol aldı. İstanbul Şehir Tiyatroları genel sanat yönetmeni oldu. Bu kurumdan emekliye ayrıldı. 1980' de ikinci defa Şehir Tiyatroları'nın başına getirildi. 1987' de "Devlet Sanatçısı" seçilen Vasfi Rıza Zobu, 1992' de İstanbul'da vefat etti. 

Rol aldığı başlıca oyunlar : "İlk Göz Ağrısı (1921)", "Erenler", "Kafatası", "Lüküs Hayat", "Yarasa", "Müfettiş", "Leblebici Horhor", "Ayak Takımı Arasında", "Ceza Kanunu", "Yalancı", "Paydos", "Hisse-i Şayia", "Buzlar Çözülmeden (1964)"

Rol aldığı başlıca filmler : "İstanbul'da Bir Facia-i Aşk (1922)", "Ateşten Gömlek", "Leblebici Horhor Ağa", "Aynaroz Kadısı", "Bir Kavuk Devrildi", "Akasya Palas", "Kızılırmak-Karakoyun (1947)"

5 Şubat 2021 Cuma

JULES CLAUDE ZİEGLER (ressam)

FRANSIZ  ressam, 1804 yılında Langres'da doğdu. Heim ve İngres'in öğrencisiydi. Başlıca konularını tarihten alan eserler yaptı: "Duka Foscari, Tahttan Çekildikten Sonra Sarayına Dönerken", "Giotto, Cimabue'nin Atölyesinde".

Beauvais yakınında, Voisinlieu'de bir çanak-çömlek fabrikası kurdu (1838). Bu fabrika için; "Ziegler Çömlekleri" adıyla tanınan güzel vazo desenleri çizdi. 1854' de Dijon Güzel Sanatlar okulu müdürlüğüne getirilen Jules Claude Ziegler, 1856' da Paris'de öldü.

Jules Claude Ziegler
Kumtaşından buhurdanlık

3 Şubat 2021 Çarşamba

ZIRAAT VE SINAAT MADALYASI

A
YNI  adla çıkarılmış iki madalya. Bunlardan biri; Abdülaziz devrinde (1863) Sultanahmet meydanında kurulan ve zıraatle ilgili bir sergi olan "Sergii Umumii Osmanî" dolayısıyla çıkarıldı. Madalya altın, gümüş ve bakırdan yapıldı.

İkinci madalya, 2. Abdülhamid devrinde çıkarıldı. 

İki madalya da "Zıraat ve Sınaat" sergisine katılan ve bu konuda hizmetleri dokunmuş kişilere verildi.

Yandaki resimde madalyanın ön ve arka yüzü bulunmaktadır.

1 Şubat 2021 Pazartesi

ZEYBEK ve OYUNLARI

Z
EYBEK,  özellikle Batı Anadolu efelerine verilen isimdir. Zeybekler genellikle Anadolu köylüsünün niteliklerini, özelliklerini taşır, onların benimsedikleri inanç ve gelenekleri sürdürürler.

Zeybekler; işlemeli şalvar, kuşak, üste cepken, başa börk giyer veya fes üzerine çevre sararlar. Silâhlık, tozluk, yemeni veya çizme giyerler.
 
Zeybeklerin başkanına "efe", yardımcılarına "kızan" denir. Atılgan, yiğit, savaşçı kimseler olan zeybekler, Osmanlı imparatorluğu döneminde ve Kurtuluş savaşı yıllarında birçok savaşlara katılmış, yararlılıklar göstermişlerdir. 

Zeybek oyunları; meydanlarda, davul-zurna (şimdilerde gırnata-klarnet) ile, kapalı yerlerde de; cura, bağlama, divan sazı ve dümbelek eşliğinde oynanır.

BAŞLICA ZEYBEK OYUNLARI:

İzmir'de oynanan zeybekler :  "Ağır Zeybek", "Arpazlı Zeybeği", "Bengi", "Bergama Zeybeği", "Çakıcı Zeybeği", "Dağlı Zeybeği", "Edremit Zeybeği", "Harmandalı Zeybeği", "Kozak Zeybeği", "Ödemiş Zeybeği", "Somalı Zeybeği", "Yalı Zeybeği", "Yörük Ali Zeybeği", "Yuntdağı Zeybeği", "Soma Zeybeği".

Balıkesir'de oynanan zeybekler : "Pamukçu Bengisi", "Dörtlü Zeybek", "İkili Zeybek", "Güvende Zeybeği".

Muğla'da oynanan zeybekler : "Alıdaverin Zeybeği", "Soğukkuyu Zeybeği", "Kerimoğlu Zeybeği", "Kadoğlu Zeybeği", "Beşkaza Zeybeği".

Aydın'da oynanan zeybekler : "Aydın Zeybeği", "Harmandalı Zeybeği", "Ortaklar Zeybeği", "İki Parmak Zeybeği".

Denizli'de oynanan zeybekler : "Dokuzlu Zeybek", "Bulanık Zeybeği", "Buldan Düz Oyunu", "Kınıklı Zeybeği", "Denizli'nin Horozu", "Seymen Sekmesi Zeybeği", "Tek Parmak Zeybeği", "Alaylar Zeybeği"

Zeybek havaları; "ağır" veya "orta aksak" usülde olur ve ağır çalınır. Aksak, yani yürük olan zeybeklere Ege'de "Kadın Zeybeği" denir ve bu yürüklük, oyunun heybetiyle münasip görülmez. Zeybek temposu, aksak ve oynak usülleri çerçevesinde olmakla beraber raksa mahsustur. İcrada davul-zurna bulunması şarttır. 

30 Ocak 2021 Cumartesi

STEFAN ZEROMSKİ (yazar)

POLONYALI  romancı ve dram yazarı, 1864 yılında Kielce yakınları, Strawczyn'de doğdu. "Kargalar Birbirlerini Parçalar (1896)" adlı eserinde, bütün eserlerinin özelliği olan "aşırı duygusallık" ağır basar. "Sisyphos'un İşleri (1898)" adlı romanından sonra 1900 yılında çıkardığı "Yurtsuzlar" ile ün kazandı.

1904' de belki de en büyük eseri olan ve Napolyon'un savaşlarını anlatan lirik ve epik bir tarih yazdı: "Küller". Çağdaş toplum hayatını suçlayan "Bir Günahın Tarihi (1908)" adlı eseri büyük polemiklere yol açtı. 

Daha sonra; "Hayatın Güzelliği (1912)", "Sadık Nehir (1913)", "Deniz Rüzgârı (1922)" ve "Bahar Öncesi (1924)" adlı eserlerini yayınladı. Dram yazıları arasında "Bıldırcınım Kaçtı (1924)" sayılabilir. Asıl ününü, romanlarının dokunaklı gücüne borçlu olan Stefan Zeromski, 1925' de (yaş 61) Varşova'da öldü.

28 Ocak 2021 Perşembe

JULİA ZEMAİTE (yazar)

L
İTVANYALI  kadın romancı (Julija Beniuseviciüte-Zymantiene), 1845 yılında Gut Bukantişke'de doğdu. Bir köylüydü, 1897' de edebiyata atıldı. 

Tatlı bir halk diliyle yazdığı romanları; ("Nişanlı", "Petras Kurmelis") ve hikâyeleriyle; ("Gelin", "Yopolis") ülkesinin en iyi yazarları arasında yer aldı. Julia Zemaite, 1921' de Marijampole'de öldü. 

26 Ocak 2021 Salı

ZARGANA (balık)

ZARGANA,  silindirimsi uzun gövdeli, gaga gibi ince, sivri, uzun ağızlı, koni biçiminde sık dişli büyük bir balıktır (belone belone). Boyu  1 metreyi bulabilir. Zargananın kemikleri kendine has yeşilimsi bir renktedir. Eti pek lezzetli değildir.

Parlak gümüşsü gövdesi, çok ince ve kolayca dökülebilen pullarla kaplıdır. Ilıman ve tropik bölgelerde, denizlerin sığ kesimlerinde sürüler halinde yaşarlar. Türkiye'yi çevreleyen tüm kıyı sularında rastlanabilir. "Zurnabalığıgiller"dendir.

Kayıkla zargana avlarken; oltaya takılan yemin sürekli hareket halinde olması gerekir. Motorlu kayık, belli bir hızda peşinden oltayı (yemi) sürükleyerek giderse zargana, avını kaçırmamak için yemi yutar.  

24 Ocak 2021 Pazar

ZAPTİYE ÇAVUŞU MADALYASI

S
ULTAN  Abdülaziz devrinde (1861 - 1876) görevlerinde başarı gösteren polis ve jandarmalara verilmek üzerine çıkarılan madalya. 

Bu madalyadan sadece  4  adet basıldı. Madalya gümüştendir; 37 milimetre çapında, 24,17 gram ağırlığındadır. 

Madalyanın ön yüzünde "Zaptiye Çavuşu" yazısı, altında ise "1277" (milâdî 1861) tarihi bulunur; arka yüzünde bir "yıldız" vardır. 

Madalyanın nizamnamesi yoktur.

22 Ocak 2021 Cuma

ZAPOTEKLER

M
EKSİKA'da  kızılderili halkıdır. Zapotekler, İspanyollar'ın gelişinden çok önce, Tehuantepec ile Acapulco arasındaki dağlık bölgenin Büyük Okyanus yamacında yaşamaktaydılar. Bugün sayıları azalmış ve özellikle Oaxaca eyaletine yerleşmişlerdir. 

Zapotekler, Milâttan sonra  4. yy.' a doğru ortaya çıktılar. Mayalar'dan büyük ölçüde "takvim"i , "sayı sistemi"ni, "hiyeroglifler"i aldılar. Zapotek sanatı, üslûplaştırmada aşırılığa kaçar. Ülkenin 12. yy.' a doğru "Toltekler" tarafından işgâl edildiği sanılır.

Zapotek halkı, ölüye tapmaya dayanan bir dine bağlı olduğundan, mezar seramikleri çoktur; (iri başı tüylerle süslenmiş ayakta veya oturan bir adamla çevrili kâseler). Ölünün küllerini koymak için yapıldığı sanılan bu kâseler, mezar kapılarının üzerine oyulmuş kovuklarda bulunmuştur.

20 Ocak 2021 Çarşamba

ZAO WOU-Kİ (ressam)

ÇİN  asıllı ressam (Tsao Wou-Ki), 1920 yılında Pekin'de doğdu. Çok genç yaşta Hangcou Güzel Sanatlar okulunda, ülkesinin geleneksel tekniklerini inceledi ve 1941-47 yılları arasında bu okulda ders verdi. Daha önceleri, reprodüksiyonlar vasıtasıyla Avrupa resmini tanımış ve ondan büyük ölçüde etkilenmişti.

1948' de Paris'e gitti ve Picasso'nun, Cézanne'ın ve özellikle Paul Klee'nin etkisinde kaldı. 1953-54' den sonra daha güçlü, daha lirik olan "non-figüratif" tablolarında hem soyut "peyzajcılık"a, hem de kaligrafiye yer verdi. Zao Wou-Ki, 2013' de İsviçre'de öldü.

Zao Wou-Ki  -  Estamplar  (gravür)

18 Ocak 2021 Pazartesi

ZAKKUM (bitki)

Z
AKKUM,  pembe veya beyaz gösterişli çiçekleri olan "zehirli" bir bitkidir (nerium oleander). Çalı görünümünde küçük bir ağaçtır. 

Boyu 5 metreyi bulabilir. Genellikle kuru dere yataklarında, su kenarında, kendiliğinden yetişir. 

Mızrak şekilli, kalın derimsi yaprakları kışın dökülmez. Süs bitkisi olarak yetiştirilen çok sayıda çeşidi bulunur. 

Zakkumgiller familyasındandır. Türkiye'de ve tüm Akdeniz havzasında bulunur.

16 Ocak 2021 Cumartesi

OSSİP ZADKİNE (heykeltraş)

RUS  asıllı heykeltraş, 1890 yılında Smolensk'de doğdu. Öğrenimini İngiltere'de yaptı, 1909' da Paris'e yerleşti. Çoğunlukla doğrudan doğruya "yontma" usulüyle (ağaç ya da taş) yaptığı heykeller vardır. Bu heykeller; nesnel gerçekle ilgisi olmayan içbükey ve dışbükey düzlemler, hattâ "saydam" diye nitelendirilen boşluklar ihtiva eder.

Bu özellikte heykelleri: "Yelpazeli Kadın (1925)", "Kuş (1927)", "Kuşlu Genç Kız (1930)".

Poissy belediye binasına bir yüksek kabartma (1936) ve Rotterdam'da, 2. Dünya savaşı sırasında şehrin yıkılışını canlandıran anıt niteliğinde bir heykel yaptı (1949). Ossip Zadkine, 1967' de Neuilly-sur-Seine'de öldü.

Ossip Zadkine  -  Anıtsal heykel

14 Ocak 2021 Perşembe

ADOLPHE YVON (ressam)

FRANSIZ  ressam, 1817 yılında Eschwiller, Lorraine'de doğdu. Önce dinî, sonra tarihî konuları işledi:  "Kulikovo Savaşı (1850)", "Napolyon Saint-Bernard Dağından İnerken (1853)", "Mareşal Ney Rusya'dan Çekilirken".

Fransız ordusuyla Kırım'a sonra İtalya'ya gitti. Büyük kompozisyonlar yaptı: "Malakoff'un Perde Hattı", "Magenta". 

Diğer tabloları: "İmparatorluk Prensi (1864)", "Amerika Birleşik Devletleri (1870)", "Reichshoffen Zırhlılarının Saldırısı (1875)".

Adolphe Yvon, 1893' de Paris'te öldü.

Adolphe Yvon  -  Mareşal Ney Rusya'dan Çekilirken

12 Ocak 2021 Salı

YÜKSÜKOTU (bitki)

Y
ÜKSÜK  biçiminde çiçekler açan, çok zehirli bir bitkidir. Yaprakları yeşil ve alt tarafı kadifemsi tüylü, çiçekleri soluk sarı veya açık firfiri olur. "Sıracagiller"dendir. 

En çok tanınan türü; "kızıl yüksükotu"dur (digitalis purpurea), 2 yıllık olup boyu 1 metreyi bulabilir. Sapın ucunda ve yanlarında yer alan salkım halindeki güzel firfiri çiçeklerinden dolayı, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. 

Balta ormanlarında, kesimden sonra çok görülen bu zehirli bitkinin yapraklarında "dijitalin" denilen ve kalp ilâcı olarak kullanılan bir alkaloit bulunur.

Kireçli topraklarda ise "sarı yüksükotu" yetişir. 

Tababette; kuru yerlerde biten yabanî bitkilerden 2 yıllık olanların, bitki tam çiçek açacağı sırada toplanan yaprakları kullanılır. 

Yüksükotu, kalp atışını yavaşlatır, kalp kasılmalarını düzgünleştirir ve güçlendirir, ayrıca idrar söktürücü etki yapar. Bu özellikler son derece zehirli bir heterozitler karışımından (dijitoksozit ve dijitonozit) ileri gelir. 

Kızıl yüksükotundan başka "tüylü yüksükotu"da tababette kullanılır. Bunda da diğerine benzeyen fakat daha zehirli heterozitler bulunur. 

Yüksükotu, toz ya da tentür halinde ağız yoluyla alınır. Etkin maddesi vücutta biriktiğinden, hekim kontrolünde kullanılması gerekir.

10 Ocak 2021 Pazar

HASAN ÂLİ YÜCEL (yazar)

T
ÜRK  yazar, eğitimci ve siyaset adamı, 1897 yılında İstanbul'da doğdu.  Mektebi Osmanî'yi bitirdi. Vefa idadîsinin son sınıfındayken askere alındı (1915). Yüksek öğrenimini, Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde tamamladı. İzmir, Kuleli, İstanbul Erkek ve Galatasaray liselerinde felsefe ve edebiyat öğretmenliği yaptı.

Teftiş kuruluna geçerek, 1 yıl için Fransa maarifini incelemek üzere Paris'e gönderildi (1930). Türkiye'ye dönerek müfettişliğe devam etti. Ortaöğretim Genel müdürlüğüne tayin edildi (1933). İzmir milletvekili seçildi (1935). Millî Eğitim bakanlığına getirildi (1938).

Bakanlığı sırasında; köy enstitülerinin kurulmasında, dünya klâsiklerinin tercüme edilerek bakanlık yayınları arasında yer almasında büyük emeği geçti. 1946' da bakanlıktan ayrıldıktan sonra, 1961' de Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. 

Yazı hayatına, aruzla yazdığı şiirlerle başlayan Yücel, daha sonra "hece vezni"ni kullandı. Şiirlerinden çok nesirleriyle tanındı. Eğitim konuları yanında; kültür, sanat, düşünce vd. alanlarda yazdı. Oğlu Can Yücel de (d.1926 - ö.1999) şâir olan Hasan Âli Yücel, 1961' de İstanbul'da vefat etti.

Başlıca eserleri : "Goethe, Bir Dehanın Romanı (inceleme)", "Türk Edebiyatına Toplu Bir Bakış (inceleme)", "Dönen Ses (şiirler)", "Pazartesi Konuşmaları (makaleler)", "Sizin İçin (çocuk şiirleri", "İçten, Dıştan (makaleler)", "Hürriyete Doğru (makaleler)", "İyi Vatandaş İyi İnsan (makaleler)", "Kıbrıs Mektupları", "Edebiyat Tarihimizden (Y. K. Karaosmanoğlu üzerine monografi)", "İngiltere Mektupları", "Hürriyet, Gene Hürriyet (makaleler)", "Dinle Benden (şiirler)", "Allah Bir (şiirler)". 

8 Ocak 2021 Cuma

YUNUS BALIĞI

Y
UNUS,  bütün denizlerde rastlanan "memeli" bir hayvandır (delphinus). Boyu 3 metreyi geçmez. En fazla 115 kg ağırlığındadır. Sürüler halinde yaşarlar. Ilık ve tropikal denizlerde daha çok görülürler. Sırtı kara, karnı beyazdır. Ağzı gaga şeklinde uzamış olup, V  biçiminde bir çizgiyle alnından ayrılır.

Yunusların en küçüğü, Yeni Gine dolaylarında yaşayan ve boyu 1,5 metreyi aşmayan pembe karınlı yunustur. Büyük, küçük bütün balinalar gibi, yunus da yağı için büyük ölçüde avlanır.

Suya çok az direnç gösteren kaygan bir cilt yapısı vardır ve yunus, saatte max. 63 km hızla yüzebilir ve 7 metre yükseğe sıçrayabilir. Ayırt edilebilen ses ötesi bir dil kullanır ve çok gelişmiş bir ruhî yapı gösterir. Ömrü ortalama 25 yılı bulur.

Hamileliği 12 ay sürer. Yavru yunus doğduğu zaman 1 metre uzunluğunda ve 12 kg ağırlığındadır ve 18 ay meme emer.

6 Ocak 2021 Çarşamba

YONTMA TAŞ DEVRİ

Yontma taş devri âletleri
T
ARİHÖNCESİ  zamanların en eski devrine "yontma taş devri" denilir. Devrin başlangıcı; yaklaşık 1 milyon yıl kadar önceye kadar giden, ilk insanların faaliyetlerine ve bunların fosillerine dayanır.

Yontma taş devrinde iki tip taş âlet kullanılmıştır. Bunlardan biri çekirdek âlettir ve bir taş kütlesinin yontulmasıyla elde edilir. Diğeri ise, taş kütlesinin yontulmasından arta kalan küçük parçalardır. Bu devirde insanların sayıca çok az olduğu düşünülür. İnsanlar, meyve ve tohum toplayarak ve küçük hayvanları yakalayarak geçinirlerdi.

Yontma taş devrinin Mö. 50 bin yıl kadar öncesi, insanlığın hızla ilerlediği bir dönemdir. Buzul döneme rastladığı için, meyve ve tohum fazla toplanamadı. Buna karşılık büyük baş hayvan (at, ren geyiği, bizon, sığır) avcılığı giderek önem kazandı. Kemik, kullanılan bir malzeme oldu. Neandertal tipi insan bu dönemde yaşadı.

YONTMA TAŞ DEVRİNDE ANADOLU

Anadolu'da yontma taş devrine ait ilk bulgular 1894' de ele geçirildi. Birecik'te bir el baltası bulundu. 1910' da Ankara, Kayseri yakınlarında çeşitli aletler bulundu. 1927' de Adıyaman yakınlarında sanayi buluntuları ortaya çıkarıldı. 

Yontma taş devri yerleşimlerine; özellikle Ankara, Antalya, Burdur, Isparta dolaylarında, Güney Anadolu kıyı şeridinde, Kars çevresinde, Gaziantep ile Adıyaman arasındaki Fırat dolaylarında ve Antakya (Hatay) çevresinde rastlanmıştır. 

İçinde kazılar yapılan bazı mağaralar şunlardır : Antalya çevresinde; Karain, Beldibi, Öküzini, Belbaşı, Kumboğazı. Isparta yakınlarında; Kapalıin. Alanya yakınında; Kadıini. Antakya çevresinde; Tıkalımağara

4 Ocak 2021 Pazartesi

YONCA (yem bitkisi)

Y
ONCA,  baklagillerden, protein bakımından zengin, önemli bir hayvan yemi bitkisidir. Yaygın olarak yetiştirilir. Yoncayı İran'dan Yunanistan'a Büyük İskender getirdi. Bugün bütün Avrupa'da yetiştirilmektedir. 

Yonca, ip şeklinde uzun kazık köklü arsız bir bitkidir. Yaprakları üçlü, çiçekleri menekşe renginde, küçük ve kömeç biçiminde topludur. Meyvesi badıç halinde ve çoğu zaman kendi üzerine kıvrılmış durumdadır. 

İlkbaharda az nemli derin topraklara, hektar başına 20 - 25 kg hesabıyla ekilir. Tarla yılda 5 - 6 defa biçilir ve ekilen yonca yıllarca ürün verebilir. Hayvanların yeşilken yediği yonca bazen karın şişliği yapar. Bazı asalaklar (küsküt, ökseotu, mantar vb.) yoncanın köküne ve kök boynuna musallat olabilir. 

Yonca, havanın azotunu çokça biriktirdiği için "yeşil gübre" olarak kullanılabilir.

2 Ocak 2021 Cumartesi

MÜKRİMİN HALİL YINANÇ (tarihçi)

T
ÜRK  tarihçisi, 1898 yılında Elbistan'da (Kahramanmaraş) doğdu. İstanbul'da Edebiyat fakültesini ve Mülkiye mektebini bitirdi (1921). Türk Tarihi encümeninin hafızıkütüplüğünü yaptı (1921-25).  Gönderildiği Paris'te bilimsel araştırmalarda bulundu.

Türkiye'ye dönüşünde eski vazifesine devam etti. Galatasaray ve Kabataş liselerinde tarih öğretmenliği yaptı. İstanbul üniversitesi Edebiyat fakültesine "ortaçağ tarihi" doçenti tayin edildi (1933). Profesör (1941) ve ordinaryüs profesör oldu (1957). 

Çalışmaları, genellikle Türk ve İslâm tarihi alanlarındadır. Selçuklu tarihi alanında, dünyanın önde gelen uzmanlarından kabul edilir. Başta "İslâm Ansiklopedisi" olmak üzere birçok bilimsel dergide makaleleri yayınlandı. Türk Tarih kurumunun kurucu üyesiydi. Mükrimin Halil Yınanç, 1961' de İstanbul'da vefat etti. 

Eserleri : "Düsturnâmei Enverî", "Düsturnâmei Enverî'ye Medhal", "Türkiye Tarihi", "Selçuklular Devri". 

31 Aralık 2020 Perşembe

YILAN AKBABASI (hayvan)

İ
NCE  uzun gövdeli büyük bir kuş (uzunluğu 1,15 metre). Tüyleri gri, siyah ve beyazdır. Başında ince, uzun bir tepelik bulunur. "Gündüz yırtıcıları" takımından, "yılanakbabasıgiller" familyasındandır. 

Yılan akbabası (sagittarius serpentarius), tuhaf görünüşlü yırtıcı kuşlardan biridir. Bacakları çok uzun, parmakları kısa, tırnakları zayıftır. Bu haliyle, uzun kuyruklu bir bataklık kuşuna benzer. 

Afrika step ve savanlarında, yerde yaşar. Yuvasını alçak bir ağaca yapar. Özellikle yılanlarla beslenir.

29 Aralık 2020 Salı

SUUT KEMAL YETKİN (yazar)

T
ÜRK  yazar, 1903 yılında Urfa'da doğdu. Felsefe dalındaki yükseköğrenimini Fransa'da tamamladı. Ankara Dil ve Tarih Coğrafya fakültesinde görev aldı. Millî Eğitim bakanlığı Güzel Sanatlar Genel müdürlüğü görevinde bulundu. 1942' de profesör oldu.

Urfa milletvekilliği (1942-50), İlâhiyat fakültesinde profesörlük yaptı, Ankara üniversitesi rektörü oldu. Misafir profesör olarak Amerika'ya gitti (1964). Ankara Üniversitesi Eğitim fakültesinde görev aldı. 

Yazı hayatına "Suut Saffet" adıyla şiir yazarak (1921) başlayan Suut Kemal, Paris dönüşü; estetik, sanat, felsefe, resim ve İslâm sanatları konularındaki yazılarının yanı sıra deneme yazarlığıyla da tanındı. Suut Kemal Yetkin, 1980' de Ankara'da vefat etti.

Eserleri : "Şi'ri Leyal", "Estetik", "Metafizik", "Büyük Mustaripler", "Sanat Felsefesi", "Filozofi ve Sanat", "Ahmed Haşim ve Sembolizm", "Edebî Meslekler", "Edebiyat Konuşmaları", "Sanat Meseleleri", "Leonardo da Vinci'nin Sanatı", "Edebiyat Üzerine", "İslâm Mimarîsi", "Büyük Ressamlar", "Günlerin Götürdüğü", "Düş'ün Payı", "Şiir Üzerine Düşünceler". 

27 Aralık 2020 Pazar

YEŞİM (kıymetli taş)

Y
EŞİM,  açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenir değerli taş. "Yeşimtaşı" da denilir. Yeşim, eski çağlardan beri bilinir. Böbrek hastalıklarını iyileştirdiğine inanılır ve ayrıca nazarlık olarak kullanılırdı. 

Çinliler, bugünden  3000 yıl kadar evvel, yeşimi taşların en kıymetlisi saydıkları ve bu taşın kötü ruhları uzaklaştırdığına inandıkları için, Tao'culuğun dinî törenlerinde kullandılar. Bu taştan yapılan bazı eşyalar, çeşitli sembolleri ifade ediyordu; ortası delik, yassı ve yuvarlak bir yeşim olan "pi" göğü, bir küp içine gömülü silindir şeklindeki "ts'vog" da yeri temsil ederdi.

Yeşime, yine dinî kaygıyla çeşitli şekiller verildi; ejderha, kaplan, kelebek, yarasa, ağustos böceği, kuş v.b. Daha sonraları, yeşimden yapılan küçük heykelcikler, biblolar ve buhur kabları moda oldu.

25 Aralık 2020 Cuma

YENGEÇ (hayvan)

B
RACHYURA  takımından on ayaklı kabukluların çoğuna "yengeç" adı verilir. Genel olarak karın kısmı körelmiş ve başlı göğsün altına tamamen kıvrılmış olan, kabuklu on ayaklı hayvanlardır (dörtgen yengeçler, değirmi yengeçler, üçgen yengeçler vb.).

Yengecin en çok bilinen türü "pavurya"dır. Bu yengeç Kuzey denizinde ve Atlantik'te çok yaygın, Akdeniz'de seyrektir. Genişliği bazen 30 cm'yi ağırlığı ise 6 kg'ı bulur. Avrupa ve Türkiye kıyılarının dev yengeci budur. Büyük ölçüde avcılığı yapılır. 

Kıyı yengecine "çağanoz" denir. Portunidae familyasındandır. Kuzey yarımküre ve Akdeniz'de pek yaygın olan bu yengecin boyu asla 6 cm'yi geçmez. 

Diğer başka yengeç türleri de; "palmiye yengeçleri", "deniz örümcekleri", "kara yengeçleri", "tatlısu yengeçleri", "midye yengeçleri" vb. dir. 

Kabuğunun altında hemen hemen kapalı bulunan solungaç boşluğu sayesinde yengeçler, su dışında uzun müddet yaşayabilir, hattâ bazı türleri yetişkin iken tamamen karada yaşar, ancak yumurtlama zamanı suya girer.

Yengeçlerin birçoğu, başlıgöğüslerinin genişliğinden dolayı "yan yan" yürümek zorundadır. Gözleri saplı ve çok hareketli olduğu için gidecekleri yönü görür. Çağanoz gibi bazı yengeçler, arkadaki hareket ayaklarının palet gibi geniş olması sayesinde yüzebilir.

Yengeçlerin hepsi yırtıcı etçil hayvanlardır. Ellerine ne geçerse, çoğunda pek korkunç olan kıskaçların da yardımıyla parçalayıp yer. Bazıları kamuflaja girer, kabuğunun üzeri yosun şekilleriyle kaplanır. Bazıları da çakıl taşı gibi hareketsiz kalır.

23 Aralık 2020 Çarşamba

YEDİGÖLLER (millî park)

B
OLU' nun 42 km kuzeyinde dördü daimî, üçü ise çoğu kez yaz aylarında kuruyan yedi göle verilen isim. 

1965 yılından beri, 550 hektar genişliğindeki bu ormanlık saha millî park haline getirilmiştir. Göller arasında; en büyüğü 22,5 dekar (22500 m2) yüzey alanıyla "Büyükgöl"dür. "Deringöl", "Sazlıgöl", "Nazlıgöl" adlarını taşıyan göller daha küçüktür. 

Göllerin çevresi iğne yapraklı ve yayvan yapraklı ormanlarla kuşatılmıştır. İnsanın içini açan, ruhunu ferahlatan, yaz turizmine uygun bir bölgedir. Bu ormanlarda aynı zamanda çeşitli av hayvanları olduğundan, Yedigöller av meraklıları tarafından da sık ziyaret edilen bir yer haline gelmiştir.  

21 Aralık 2020 Pazartesi

MEHMED BEHÇET YAZAR (şâir)

T
ÜRK  şâiri, 1890 yılında Halep'de (Suriye) doğdu. Edebiyat ve tarih üstüne çeşitli araştırmaları vardır. 

Beyrut, Kastamonu ve  İstanbul'da bazı liselerde edebiyat öğretmenliği yapan Mehmed Behçet Yazar, 1980' de İstanbul'da öldü.

Bazı eserleri : "Erganun (şiirler)", "Buhurdan (mensur şiirler)", "Genç Şâirlerimiz ve Eserleri (edebiyat incelemesi)", "Genç Romancılarımız ve Eserleri (inceleme)", "Edebiyatçılarımız ve Türk Edebiyatı (anket-antoloji)", "Yumak (şiirler)". 

19 Aralık 2020 Cumartesi

YASEMİN (çiçek)

Y
ASEMİN,  kokulu, beyaz veya sarı, nadiren pembe çiçekli ağaççık. Zeytingiller familyasındandır, türlerinin çoğu tırmanıcıdır. 

Batı Avrupa'nın birçok yerinde, Cezayir, İtalya, Sicilya, Calabria, Mısır, Filistin ve Suriye'de koku elde etmek için yetiştirilir. 

Yaseminden çıkarılan kokular, parfüm sanayiinde en güzel kokuların yapılmasını sağlar.


17 Aralık 2020 Perşembe

AHMET EMİN YALMAN (gazeteci)

T
ÜRK  gazeteci, 1888 yılında Selânik'te doğdu. İlköğrenimini Feyzi Sıbyanda, ortaöğrenimini Selânik Askerî rüştiyesinde yaptı. Beyoğlu Alman Lisesini bitirdi (1907). Babıâli Tercüme odasında çalıştı (1907-09). New York Columbia üniversitesini felsefe doktoru olarak bitirdi. 

Dârülfünunda, içtimaiyat (sosyoloji) müderris muavini (1914-16), Mülkiye mektebinde istatistik müderrisi oldu. Damat Ferit hükümeti tarafından Kütahya'ya, İngilizler tarafından Malta'ya sürüldü. 1922' de Türkiye'ye döndü. 

1923' de Ahmed Şükrü ve Enis Tahsin ile "Vatan" gazetesini kurdu. "Kaynak" adlı haftalık bir gazete yayınladı (1936). Türk komisyonu üyesi olarak New York sergisi neşriyat müdürlüğü yaptı (1938). 1940' da "Vatan" gazetesini tekrar çıkardı ve 1960' a kadar başyazarlığını yaptı. 1959' da bu gazetede yayınlanan yazılar sebebiyle 15 ay hapse mahkûm oldu. 

"Hürvatan" gazetesini çıkardı (1960-62). Basına yaptığı hizmetlerden dolayı California ve Georgia üniversiteleri tarafından kendisine altın plaka "üstün cesaret armağanı" verildi. Ahmet Emin Yalman, 1973' de İstanbul'da vefat etti. 

Eserleri : "Die Türkei", "Turkey in the World War", "Gerçekleşen Rüya", "Havalarda 50.000 km", "Naziliğin İç Yüzü", "Yarının Türkiye'sine Seyahat", "San Francisco'da Neler Gördüm", "Turkey in my Time", "Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim".

15 Aralık 2020 Salı

YABANARISI (böcek)

Y
ABANARISI  yeryüzünde özellikle Kuzey yarımkürede (ılıman ve soğuk bölgelerde) yaygın, iğneli ve zarkanatlı böcekdir. Göz alıcı parlak renklidir. Gözüpek olan bu arının sokması korkunçtur, ama yuvaları tehdit edilmedikçe veya savunma durumunda kalmadıkça saldırmaz.

Yabanarılarının yaşama şekli balarılarınınkine benzer, fakat bunlar oğul vermez, yuvalarında yiyecek bulunmaz ve yalnız ana arı kışın yaşar. Yabanarısı böcekleri avlayarak beslenir. Ayrıca, çatlak zedeli meyvelere, etlere ve bütün yiyeceklere hattâ öldürüp ballarını yemek için balarılarına dahi saldırır. Bu saldırı bazen balarısı katliamına bile dönüşür.

İşçi yabanarıları ezilmiş hayvansal maddelerden yaptıkları bir bulamaçla günü gününe kurtçukları beslerler. Bazı yabanarıları yere yuva yapar, bazıları ağaçlara asılı yuva yapar. Yabanarısının en büyüğüne "eşekarısı" denir.

13 Aralık 2020 Pazar

HÜSEYİN CAHİD YALÇIN (yazar)

T
ÜRK  yazar, 1874 yılında Balıkesir'de doğdu. İlköğrenimini Serez'de yaptı. İstanbul'da Mekteb-i Mülkiyeden mezun oldu (1896). Bir müddet Maarif nezaretinde çalıştı. Vefa idadîsi müdür yardımcılığı, Mercan idadîsi müdürlüğü yaptı. 

1908' den sonra Tevfik Fikret ile beraber "Tanin" gazetesini kurdu. İstanbul mebusu, Meclis-i Mebusan reisi, Düyunu Umumîye dayinler vekili oldu. İstanbul'un işgâli sırasında, İngilizler tarafından Malta'ya sürüldü (1919-22). Dönüşünde "Tanin"i tekrar çıkardı (1922-25). 

Siyasî sebeplerle 1,5 sene Çorum'da sürgün kaldı. İstanbul'a dönünce "Fikir Hareketleri" dergisini çıkardı. İstanbul ve Kars milletvekilliği yaptı. 1948' den beri sürdürdüğü "Ulus" gazetesi başyazarlığı görevindeyken 1957' de İstanbul'da vefat etti.

İdadî öğrenciliği sırasında "Nadide" adlı bir roman yazan Hüseyin Cahid, "Serveti Fünun" dergisinde yayınladığı hikâye, roman ve tenkît yazılarıyla ün kazandı. Eski edebiyata karşı yeni edebiyatı, Doğu kültürüne karşı Batı kültürünü savundu. "Edebiyatı Cedide" akımına yapılan saldırılara karşı, bu akımı savundu. 

1901' de Fransızcadan çevirdiği bir makaleden dolayı "Serveti Fünün" dergisinin kapatılması üzerine, diğer arkadaşlarıyla beraber yazı yazmayı bıraktı. 1908 Meşrutiyetinden sonra, siyaset yazarlığına geçti. Eserlerini gerçekçi bir görüşle yazan Hüseyin Cahid, iç ve dış gözleme önem verir. Hikâye, roman ve şiirlerinin dışında süssüz ve yapmacıksız bir dil kullanır.

Eserleri : "Nadide", "Hayat-ı Muhayyel", "Hayâl İçinde", "Hayat-ı Hakikiye Sahneleri", "Kavgalarım", "Niçin Aldatırlar", "Edebî Hatıralar", "Talat Paşa", "Seçme Makaleler". 
Ayrıca; İngilizce, İtalyanca ve Fransızcadan çevirdiği yüzlerce eseri; "Oğlumun Kütüphanesi" genel başlığıyla yayınladı.    

11 Aralık 2020 Cuma

KONRAD WİTZ (ressam)

ALMAN ressam, 1400 yılına doğru Rottweil'de doğdu. 1431' de geldiği Basel'de "Kurtuluş Aynası Çokkanatlısı"nı yaptı (1435). Birbirinden ayrılan levhalar farklı (Basel, Dijon, Berlin-Dahlem) müzelerdedir. Cenevre'de Saint Pierre katedrali için "Aziz Petrus Sunakarkalığı"nı yaptı (1443). Levhaları birbirinden ayrılan bu eserin "Mucizevî Balık Avı" levhası Cenevre Sanat ve Tarih müzesindedir. 

Şüphe olmaksızın 20 kadar tablo kendisine atfedilir. Flaman resmini de iyi tanıdığı anlaşılan sanatçı Ortaçağ resmine birtakım yenilikler getirdi. Konrad Witz, 1455' e doğru Basel veya Cenevre'de öldü.

Konrad Witz  -  Mucizevî Balık Avı  (1443)

9 Aralık 2020 Çarşamba

JAMES ABBOTT MAC NEİLL WHİSTLER (ressam)

AMERİKALI  ressam ve gravürcü, 1834 yılında Lowell, Massachusetts'de doğdu. 1855' de Paris'e giderek Gleyre'in atölyesinde çalıştı. 1863' de yaptığı "Beyazlı Genç Kız" ve 1867' de sergilediği "Porselen Ülkesinin Prensesi", "Piyano" ve "Donmuş Thames" adlı eserleriyle ün kazandı. Bir müddet İngiltere'de kalarak bazı ofortlar yaptı. 

Bundan sonra portreleri artık iki adla anılmaya başlandı: "Kadın Portresi" veya "Annesinin Portresi", "Kurşunî ve Pembeli Ahenk", "Yeşil ve Mor", "Siyah ve Altın Sarısı", "Kurşunî ve Yeşil (Okyanus)" gibi. Bu usulünü dekorasyona da uyguladı. 

Whistler'in şahsî özellikleriyle dikkat çeken portrelerini birçok Amerikalı ressam taklit etti. Whistler, 1903' de Londra'da öldü.

James Abbott Mac Neill Whistler  
"Eski Battersea Köprüsü"

7 Aralık 2020 Pazartesi

ROGER WİLD (ressam)

FRANSIZ  ressam ve desinatör, 1894 yılında Lozan'da (İsviçre) doğdu. Mallarmé, Baudelaire, Victor Hugo ve Balzac'ın eserlerini resimledi. Paris Güzel Sanatlar müzesinde, Cabinet des Estampes'ta, Bourbon sarayında, Opéra müzesinde, İle-de-France müzesinde eserleri vardır.

1967' de, Paris'te eski ve yeni tablolarını biraraya getiren "Yarım Asırlık Portreler" adlı bir sergi düzenledi. Roger Wild, 1987' de (yaş 93) Athie'de (Fransa) öldü.

Roger Wild  -  Maja

5 Aralık 2020 Cumartesi

ANTOİNE WATTEAU (ressam)

FRANSIZ  ressam, 1684 yılında Valenciennes'de doğdu. Ressam Albert Gerin'den ders aldı, ustasının ölümü üzerine Paris'e gitti (1702). Dinî tablo tacirleri hesabına çalıştıktan sonra Gillot'nun atölyesine girdi (1706). 2 yıl sonra arabesk ressam Claude Audran'ın atölyesine geçti.

Roma Büyük ödülü yarışmasında (1709) başarısızlığa uğradıktan sonra, "Birliklerin Hareketi" tablosunu satmayı başardı. Malplaquet savaşından kaçanlarla ve askerlerle dolup taşan Valenciennes'e döndü. Ordugâhlarda ve meyhanelerde dolaşarak krokiler çizdi. 

Hasta ve üzgün olarak Paris'e dönünce, maliyeci Pierre Crozat için "Mevsimler"i gösteren dörtlüsünü çizdi. Crozat'ın konağındaki eğlencelerde; Rubens, Tiziano, Veronese, genç kadın ve soylularla tanıştı. 1717' de "Kythera Adasına Gitmek İçin Vapura Biniş" adlı tablosuyla kraliyet akademisine alındı. Dostlarının birkaç portresini ve birkaç "nü" yaptı, fakat dehasını özellikle kompozisyonlarında gösterdi.

Verem hastalığına yakalandığı için 1719' da tedavi maksadıyla Londra'ya gitti, fakat ertesi yıl eskisinden daha kötü bir durumda döndü. Sanatını yapmaya devam etti. Flaman ve Venedik ustalarının sırrını çözen Watteau, dostu Gersaint için ölüm döşeğindeyken "Gersaint'in Alâmeti" adlı tabloyu yaptı ve 1721' de (yaş 37), 12 yıldan kısa süre içinde yapılmış pek çok eser bırakarak Nogent-sur-Marne'da öldü.

Başlıca eserleri : "Parkta Toplantı", "Kayıtsız", "Finette", "Jupiter ve Antiope", "Paris'in Yargısı", "Silâhı Alınmış Aşk", "Endişeli Âşık Kadın", "Pater'in Portresi", "Arlequin ve Colombine", "Müzik Dersi", "Aile Konseri", "Kır Eğlenceleri", "Ay Randevusu", "Sürpriz", "Hayatın Güzellikleri", "Venedik Eğlenceleri", "Müfrezenin Molası", "Alaya Katılmaya Giden Asker", "Théatre-Français'de Aşk", "Théatre İtalien'de Aşk", "Aşk Dersi", "Kır Toplantısı", "Uçan Ordugâh", "Savaş Dinlenmeleri", "Evlenme Sözleşmesi" vb.

Antoine Watteau  -  Tökezleme (detay)

3 Aralık 2020 Perşembe

ANDREW WARHOLA (ressam)

AMERİKALI  ressam (Andy Warhol), 1927 yılında Philadelphia'da doğdu. "Pop-art"ın başlıca temsilcilerinden biriydi. Serigrafi yöntemiyle; tuval, kağıt, kumaş üzerine ünlü kişilerin, birtakım nesnelerin resimlerini ve çocuklara yönelik ilüstrasyonları aktardı. Tekrarlı aktarmalarla da "imge içinde imgeler" elde etti. Andrew Warhola, 1987' de New York' da öldü.

Bazı eserleri : "Campbell Çorba Kutusu", "Marilyn Monroe", "Liz Taylor", "Elektrikli Sandalye", "Çocuk Resimleri", "Candy Bars", "Büroda Portreler", Uyku", "Chelsea Kızları" vd. 

Andrew Warhola  -  Marilyn  (1962)

1 Aralık 2020 Salı

ÉDOUARD VUİLLARD (ressam)

FRANSIZ  ressam, 1868 yılında Cuiseaux, Saône-et-Loire'da doğdu. Paris'te liseye giderken Maurice Denis, Lugné-Poe ve Pierre Veber ile dostluk kurdu. 1883' de dul kalan annesi, bir apartman dairesinde küçük bir terzi atölyesi açtı. Vuillard annesinin ölümüne kadar (1929) onunla beraber yaşadı ve orada zarif ve samimiyet dolu resimler çizmeye başladı. Hiç evlenmeyen ressam, eserlerinin çoğunu bu ortamda yaptı.

Gobelins okulunda gece derslerini takip etti. 1888' de Güzel Sanatlar Millî yüksek okuluna alındı (Gérôme'un atölyesi), fakat aynı yıl oradan ayrıldı ve Julien Akademisine girdi. Burada Paul Sérusier'den resimde sembolizmin ilkelerini öğrendi. 

Bonnard, Roussel, Maurice Denis, İbels, Ranson vd. ile "Nabi" grubunu kurdu. Vuillard bu sıralarda parlak ve canlı renklere yöneldi (Yatakta). Dekoratif sanatlarla da ilgilendi (paravanlar, mobilyalar, vitraylar, halılar, seramikler, kitaplar), resimlerinde tutkallı boya, yağlıboya ve pastel kullandı. 

"Revue Blanche" dergisinin bürolarında ve Le Barc de Boutteville'in bürosunda arkadaşlarıyla beraber ilk sergilerini açtı (1892-95). Resimlerinde yavaş yavaş Gauguin'den uzaklaşarak Claude Monet ve Degas'ya yaklaşan Édouard Vuillard, 1940' da La Baule'da öldü.

Bazı eserleri : "Salatalı Natürmort", "Kendi Portresi", "Uyku", "Dırdırcı Kadın", "Parklar", "Mallarmé'in Valvins'deki Evi", "Irmak Salcısı", "Yemekten Sonra", "Sabah Kahvaltısı", "Felix Vallotton Atelyesinde", "Etang-la-Ville'den Peyzaj", "Çiçek Vazosu", "Claude Bernheim de Villers", "Suzanne Després", "Thadée Natanson", "Kırmızı Yemek Salonu", "Ev İçi", "Kütüphane", "Nergis Buketi", "Arthur Fontaine", "Madam Vaquez", "Genevieve Bernheim de Villers", "Henri Xavier Fontaine", "Madam Bénard", "Anna de Noailles Portre Eskizi", "Boulogne Ormanında Bir Yol", "Sacré-Coeur", "Clayes'de Su Deposu".

Ayrıca; Dr. Vaquez'nin dairesi, Champ-Elysées tiyatrosu, Cenevre'deki S.D.N. sarayı için yaptığı duvar süslemeleri de vardır.

Édouard Vuillard  -  Bonnard'ın portresi için taslak

29 Kasım 2020 Pazar

SİMON VOUET (ressam)

FRANSIZ  ressam, 1590 yılında Paris'te doğdu. İlk sanat öğrenimini ressam babası Laurent Vouet'den gördü. Önce portreler yaptı. Fransa elçisiyle (baron Sancy) beraber İstanbul'a (Türkiye) geldi. Venedik, Roma, Cenova'yı gezdi. Kardinal Barberini'nin yanında vazife aldı. Uzun müddet Roma'da yaşayıp, 1627' de Paris'e döndü.

Paris'te, 13. Louis'nin hizmetine girdi. Veronese, Tiziano, İl Guido ve Carraccio'nun sanat anlayışını Fransa'da yaymaya çalıştı. Fransa'ya dönüşü, Fransız resim tarihinde bir dönüm noktası oldu. Kral, ona portreler, halı örnekleri ve Louvre, Lüksemburg sarayı vb, için resimler ısmarladı. Sanatçı, 1632' de Palais-Cardinal ve Rueil şatosunda çalışıyordu. Sonra Seguier kilisesini, Wideville şatosunun galerisini süsledi. Simon Vouet, 1649' da Paris'te öldü.

Başlıca eserleri : "İsa'nın Tapınağa Sunuluşu", "Roma Merhameti", "13. Louis", "İsa Çarmıhta", "Saint-Eustache'ın Şehit Edilmesi".

Simon Vouet  -  Zenginlik  (1640' a doğru)