Vücuttaki kan dolaşımını temin eden ve bir pompa vazifesi gören kalp, yetişkinde 300 gram cıvarı ağırlıkta, adaleden yapılmış, göğüste iki akciğer arasına yerleşmiş bir organdır. Dört gözü olan kalp, normal bir insanda dakikada 60-80 defa atar ve her seferinde de büyük dolaşıma ve akciğere giden küçük dolaşıma kan pompalar. Kalbin sağ tarafı, oksijeni azalmış kirli kanı, sol tarafı da oksijenden zengin temiz kanı taşır.
Kalbin kendine has özel bir sinir sistemi vardır. Gerektiğinde, kendi kendine sinir sisteminin kontrolünde olmadan da çalışabilir. Kalp hayati bir organ olmakla beraber; pompa görevinden başka bir görevi de yoktur.
Kalbin çeşitli hastalıkları vardır. Bu hastalıkların bir kısmı, doğuştan olan, kalp cidarlarına, kapaklarına, bölmelerine ve kalpten çıkan büyük damarlara ait bozukluklardır. Bunların büyük kısmı çocuk doğduktan sonra teşhis edilebilir.
3 Haziran 2015 Çarşamba
SAMİ YETİK, ESER, BİYOGRAFİ
SAMİ YETİK (1878 - 1945)
Harbiye'yi bitirdi (1898) . Osman Nuri Paşa ve Hoca Ali Rıza'dan ders aldı. Baytar Mektebi'ni bitirdi (1908) . Paris'e resim öğrenimine gönderildi (1908) . Balkan ve I. Dünya Savaşlarına katıldı. Berlin ve Viyana sergilerine girdi. Balkan ve Kurtuluş Savaşlarıyla ilgili kompozisyonlar yaptı. Son derece işlek bir fırçaya sahip natürmort ve kompozisyonlarında, boya hamuruna hakim bir tutumla kullanılmış büyük zevkli tuşlar yer almıştır.
Harbiye'yi bitirdi (1898) . Osman Nuri Paşa ve Hoca Ali Rıza'dan ders aldı. Baytar Mektebi'ni bitirdi (1908) . Paris'e resim öğrenimine gönderildi (1908) . Balkan ve I. Dünya Savaşlarına katıldı. Berlin ve Viyana sergilerine girdi. Balkan ve Kurtuluş Savaşlarıyla ilgili kompozisyonlar yaptı. Son derece işlek bir fırçaya sahip natürmort ve kompozisyonlarında, boya hamuruna hakim bir tutumla kullanılmış büyük zevkli tuşlar yer almıştır.
![]() |
| Sami Yetik - Eski Ankara'dan 26x19 cm |
2 Haziran 2015 Salı
YETİŞKİNDE KABIZLIK ÇARELERİ
Öğünlerini zamanında alan normal bir insan, her sabah kahvaltıdan sonra büyük abdeste hiç zorlanmadan çıkabilir. Bu çıkma ikinci güne sarkarsa çıkış biraz sertleşebilir, fakat yine de pek sorun teşkil etmez. Eğer üçüncü güne kadar uzamışsa, tam sertleşme olur ve büyük abdestin çıkışı çok zorlanabilir. Basur memelerinin (Hemoroid) ortaya çıkması veya kanamaları da bu aşamada olur. Bu yüzden büyük abdest asla ertelenmemelidir.
Bazı insanlarda, bağırsak sinirlerinin bozukluğuna bağlı doğuştan bağırsak tembellikleri vardır. Bunlar devamlı kabızdırlar ve ilâçlardan da kolay kolay istifade edemezler.
Ateşli hastalıklarda da kabızlığa sık rastlanır. Grip gibi bir enfeksiyon hastalığı geçiren kişilerde, öğünlerin aksaması ve sürekli dinlenme hali de dışkılamanın gecikmesine ve kabızlığa sebep olabilir.
Bazı insanlarda, bağırsak sinirlerinin bozukluğuna bağlı doğuştan bağırsak tembellikleri vardır. Bunlar devamlı kabızdırlar ve ilâçlardan da kolay kolay istifade edemezler.
Ateşli hastalıklarda da kabızlığa sık rastlanır. Grip gibi bir enfeksiyon hastalığı geçiren kişilerde, öğünlerin aksaması ve sürekli dinlenme hali de dışkılamanın gecikmesine ve kabızlığa sebep olabilir.
KABAKULAK KISIRLIK YAPABİLİR
Bir virüsle bulaşan bu hastalık, dünyada büyük salgınlar yapar. Hastalığa yakalananlarda kulak altında "parotis" adı verilen tükürük bezleri iltihaplanarak şişer ve ağrır. Ateş 38 dereceye kadar çıkar. Vücutta genel bir kırıklığa sebep olmaz.
Kabakulağın en büyük tehlikesi, yumurtalıklara sıçrayarak kısırlığa sebep olma ihtimâlidir.
Kabakulaktan korunmak zordur. Hastalarla temas etmemek lâzımdır. Kabakulak aşısı, Sağlık Bakanlığı'nın çocuklar için mecburi aşı sistemine dahildir. Bir aşı, ömür boyu hastalığa karşı muafiyet kazandırır.
Çocuklarda daha sık görülen bu hastalıkta, çocuklar üç hafta yatak istirahatine alınmalı ve sık sık yumurtalıkları kontrol edilmelidir. Her kabakulak hastası mutlaka kısır olmaz. Kabakulağın ilâcı yoktur.
Kabakulağın en büyük tehlikesi, yumurtalıklara sıçrayarak kısırlığa sebep olma ihtimâlidir.
Kabakulaktan korunmak zordur. Hastalarla temas etmemek lâzımdır. Kabakulak aşısı, Sağlık Bakanlığı'nın çocuklar için mecburi aşı sistemine dahildir. Bir aşı, ömür boyu hastalığa karşı muafiyet kazandırır.
Çocuklarda daha sık görülen bu hastalıkta, çocuklar üç hafta yatak istirahatine alınmalı ve sık sık yumurtalıkları kontrol edilmelidir. Her kabakulak hastası mutlaka kısır olmaz. Kabakulağın ilâcı yoktur.
CELAL UZMEN, ESER, BİYOGRAFİ
1 Haziran 2015 Pazartesi
KOCATEPE'DE HEYECANLI BEKLEYİŞ
Mustafa
Kemal Paşa, 25-26 Ağustos gecesini
Kocatepe’de geçirdi. O gece
Kocatepede bulunan Osman Çavuş
anlatıyor :
Gazi’nin
yüzüne bakmaya korkuyorduk. En yakın dostları bile kendisine birşeyler sormaya
çekiniyorlardı. Saldırı hazırlığı kesindi, fakat saldırı nerede ve ne zaman
başlayacak, bunu bilen yoktu. Komutanlar hiç kimseye bir şey söylemiyor,
herkesin ağzından aynı sözler işitiliyordu : “Çok yakında, zafer bizimdir!..” Ve bu sözün etkisine kapılarak
günlerimizi iple çekiyorduk...
Gazi
karanlıklardan korkmuyordu. Kim olduğunu şimdi hatırlayamadığım uzun boylu bir
arkadaşına Gazi soruyordu:
31 Mayıs 2015 Pazar
İŞTAH AÇAN İLAÇ YOKTUR
Vücut, ihtiyaca göre iştah mekanizmasını kendi kendine tanzim eder ve ayarlar. Bu mekanizma karmaşık olup, tam olarak bilinmemektedir ve beyinde bir iştah merkezinin olduğu kabul edilmektedir. Bu merkez sindirim organlarının ve ruhi sebeplerin etkisi altında işler. Önceden yenmiş ve beğenilmiş bir yiyeceğe karşı gelişen iştah duygusuna, yoğun bir tükürük ve mide salgısı da eşlik eder. Genellikle yenen ilk lokmalar iştah açıcı bir rol oynar. Hoşa gitmeyen gıda kokusu, o yiyeceğe karşı iştahı derhal azaltabilir hattâ yok edebilir de.
Normal bir insanın doyduktan sonra iştahı azalır. Fakat devamlı bir iştahsızlık karşısında organizmada bir rahatsızlığı düşünmek lâzımdır. Bu bozukluk, sindirim sisteminde olduğu kadar diğer sebeplerle de olur. Kansızlıklar, vitamin eksiklikleri, ateşli hastalıklar, karaciğer ve böbrek hastalıkları iştahın kesilmesine sebep olurlar.
SAİT FAİK ABASIYANIK, HİKAYE, BİYOGRAFİ
SAİT FAİK ABASIYANIK (1906 - 1954)
Adapazarı'nda doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin onuncu sınıfından Bursa Lisesi'ne nakil oldu. Oradan mezun oldu. Bir süre Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Babasının isteği üzerine, ekonomi tahsili için İsviçre'ye gitti. On beş gün sonra Fransa'ya geçti. Üç yıl orada yaşadı. Geri dönünce, bir taraftan hikâye yazarlığı, bir taraftan ticaret yaptı. Doğru dürüst bir meslek sahibi olamadı. Annesiyle Burgazadası'nda yaşadı. Evlenmedi de. Vefatından sonra evi müze haline getirildi. Annesi bir Sait Faik Hikâye armağanı tesis etti. Şiir, roman ve hikâye türlerinde yazılar yazmıştır. İnsanlığın çelişkileri, bunalımları, insan-doğa ilişkileri hikâyelerinin ana temaları oldu
Hikâyeleri: Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Kumpanya, Havuzbaşı, Son Kuşlar, Alemdağında Var Bir Yılan, Şimdi Sevişme Vakti, Az Şekerli, Tüneldeki Çocuk, Mahkeme Kapısı (Adliye röportajları)
Romanları: Kayıp Aranıyor, Medarı Maişet Motoru (1952 de Birtakım İnsanlar adıyla basıldı, fakat toplatıldı)
Adapazarı'nda doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin onuncu sınıfından Bursa Lisesi'ne nakil oldu. Oradan mezun oldu. Bir süre Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Babasının isteği üzerine, ekonomi tahsili için İsviçre'ye gitti. On beş gün sonra Fransa'ya geçti. Üç yıl orada yaşadı. Geri dönünce, bir taraftan hikâye yazarlığı, bir taraftan ticaret yaptı. Doğru dürüst bir meslek sahibi olamadı. Annesiyle Burgazadası'nda yaşadı. Evlenmedi de. Vefatından sonra evi müze haline getirildi. Annesi bir Sait Faik Hikâye armağanı tesis etti. Şiir, roman ve hikâye türlerinde yazılar yazmıştır. İnsanlığın çelişkileri, bunalımları, insan-doğa ilişkileri hikâyelerinin ana temaları oldu
Hikâyeleri: Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Kumpanya, Havuzbaşı, Son Kuşlar, Alemdağında Var Bir Yılan, Şimdi Sevişme Vakti, Az Şekerli, Tüneldeki Çocuk, Mahkeme Kapısı (Adliye röportajları)
Romanları: Kayıp Aranıyor, Medarı Maişet Motoru (1952 de Birtakım İnsanlar adıyla basıldı, fakat toplatıldı)
30 Mayıs 2015 Cumartesi
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA, ŞİİR, BİYOGRAFİ
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA (1914 - 2008)
İstanbul'da doğdu. Asker okullarında yetişti. Kuleli'den sonra Harbiye'yi bitirip piyade subayı oldu. Memleketi vazifeyle dolaştı. 15 yıl hizmet gördükten sonra, 1950 yılında önyüzbaşılıktan emekliye ayrıldı. Çalışma Bakanlığı müfettişi oldu. İstanbul Aksaray'da "Kitap" adıyla bir kitabevi açarak yayıncılık hayatına girdi. Şiirleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlandı. Naaşı Karacaahmet mezarlığındadır.
Şiirlerindeki temalar; hayat, ölüm, Tanrı, zaman, düşünce-inanç-tutku çatışmaları, evrenin gizemi, insanın evrendeki yalnızlığına çözüm bulma çalışmaları olarak özetlenebilir.
ŞİİRLERİ: Havaya Çizilen Dünya, Çocuk Ve Allah, Daha, Çakırın Destanı, Taş Devri, Üç Şehitler Destanı, Toprak Ana, Kınalı Kuzu Ağıdı, Aç Yazı, İstiklâl Savaşı, Sivaslı Karınca, Anıtkabir, Âsû, Delice Böcek, Batı Acısı, Aylam, Türk Olmak, Yedi Memetler, Çanakkale Destanı, Vietnam Savaşımız, Haydi, Uzaklarla Giyinmek, Dildeki Bilgisayar, Yavaşlayan Ömür
İstanbul'da doğdu. Asker okullarında yetişti. Kuleli'den sonra Harbiye'yi bitirip piyade subayı oldu. Memleketi vazifeyle dolaştı. 15 yıl hizmet gördükten sonra, 1950 yılında önyüzbaşılıktan emekliye ayrıldı. Çalışma Bakanlığı müfettişi oldu. İstanbul Aksaray'da "Kitap" adıyla bir kitabevi açarak yayıncılık hayatına girdi. Şiirleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlandı. Naaşı Karacaahmet mezarlığındadır.
Şiirlerindeki temalar; hayat, ölüm, Tanrı, zaman, düşünce-inanç-tutku çatışmaları, evrenin gizemi, insanın evrendeki yalnızlığına çözüm bulma çalışmaları olarak özetlenebilir.
ŞİİRLERİ: Havaya Çizilen Dünya, Çocuk Ve Allah, Daha, Çakırın Destanı, Taş Devri, Üç Şehitler Destanı, Toprak Ana, Kınalı Kuzu Ağıdı, Aç Yazı, İstiklâl Savaşı, Sivaslı Karınca, Anıtkabir, Âsû, Delice Böcek, Batı Acısı, Aylam, Türk Olmak, Yedi Memetler, Çanakkale Destanı, Vietnam Savaşımız, Haydi, Uzaklarla Giyinmek, Dildeki Bilgisayar, Yavaşlayan Ömür
29 Mayıs 2015 Cuma
CEVAT ÜSKÜDARLI, ESER, BİYOGRAFİ
CEVAT ÜSKÜDARLI (1871 - 1939)
Harbiye'yi bitirdi. Hoca Ali Rıza'dan resim öğrendi. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin kurucularındandır. 1918 Viyana Sergisi'nde ilgi uyandıran bir "Büyükada" tablosu yapmıştır. Hoca Ali Rıza ve İbrahim Çallı karışımı bir izlenimciliğin örneklerini vermiştir.
![]() |
| Cevat Üsküdarlı - Savaş Gemisi 77x45,5 cm |
28 Mayıs 2015 Perşembe
İSHALDE, AÇ KAL SUSUZ KALMA
Bağırsakların çalışma bozukluğuna bağlı günde 4-5 defadan fazla sulu şekilde çıkan dışkıya "ishal" denilir. İshallerde daima bir bağırsak bozukluğu akla gelir. Bu bozukluk ince veya kalın bağırsaktadır. Çoğu zaman ince ve kalın bağırsaklar beraber bozulurlar.
En çok rastlanan ishal şekli yaz ishalleridir. Bakterilerce bozulmuş gıdaların alınmasıyla veya soğuk algınlığıyla vücut direncinin düşmesi neticesinde bağırsaklarda mikroplar çoğalır ve faydalı bakteri florasına galip gelerek çıkardıkları toksinlerle bağırsakların normal çalışma düzenini bozarlar. Bağırsaklar da bu zararlı durumdan kurtulmak için muhtevayı sulandırarak hızla dışarı atmak isterler.
En çok rastlanan ishal şekli yaz ishalleridir. Bakterilerce bozulmuş gıdaların alınmasıyla veya soğuk algınlığıyla vücut direncinin düşmesi neticesinde bağırsaklarda mikroplar çoğalır ve faydalı bakteri florasına galip gelerek çıkardıkları toksinlerle bağırsakların normal çalışma düzenini bozarlar. Bağırsaklar da bu zararlı durumdan kurtulmak için muhtevayı sulandırarak hızla dışarı atmak isterler.
27 Mayıs 2015 Çarşamba
ENFARKTÜSE KİMLER ADAYDIR
Enfarktüs, vücuttaki bir organa ait bir kısım doku parçasının ölmesine verilen isimdir. En çok kalpte görülür. Bunun haricinde, akciğerlerde, böbreklerde de görülebilir.
Kalp enfarktüsü, kalbi besleyen ve koroner damarlar ismi verilen kalbin üzerindeki ince damarlardan birinin tıkanması ile ortaya çıkar. Tıkanan damarın kan verdiği kas bölgesinde ilk önce mikropsuz iltihabi bir reaksiyon olur ve sonra doku kangrenleşir. Kangrenleşen saha bazan çok ufak, bazan çok büyük olur ve kalp vazifesini yapamaz hale gelir.
Kalp enfarktüsü, kalbi besleyen ve koroner damarlar ismi verilen kalbin üzerindeki ince damarlardan birinin tıkanması ile ortaya çıkar. Tıkanan damarın kan verdiği kas bölgesinde ilk önce mikropsuz iltihabi bir reaksiyon olur ve sonra doku kangrenleşir. Kangrenleşen saha bazan çok ufak, bazan çok büyük olur ve kalp vazifesini yapamaz hale gelir.
İDRAR, GÜNDE 1,5 LİTRE NORMAL
Böbreklerin kanı süzerek yaptıkları idrarın büyük bir kısmı sudur. İçinde, başta tuzlar ve üre olmak üzere organizmaya ait çeşitli maddeler vardır. Sudan daha yoğundur ve asit bir maddedir. Yoğunluğu, alınan su ve tuz miktarına, hava sıcaklığına göre değişir.
Normal bir insan günde ortalama 1500 cm3 (1,5 litre) idrar çıkarır. 550 cm3 ün altında veya 2000 cm3 (2 litre) ün üstünde çıkarılan idrar daima bir hastalık halini veya böbreklerde bir bozukluğu düşündürmelidir.
İdrar, idrar yolları iltihabı olmadığı müddetçe mikropsuz bir sıvıdır. Normal şartlarda berrak- limon sarısı rengindedir. Kan şekeri 180 in üstüne çıkan kişilerin idrarında glikoz artar. Albüminüri (böbreğin proteini tutamaması) durumunda da idrarda protein artışı olur ve kişi köpüklü idrar yapar. İdrara irin karışırsa rengi bulanıklaşır, kan karışırsa rengi koyulaşır. Alınan bazı ilâçlar veya vitaminler de idrarın rengini değiştirebilir. Buna ait ikaz ilâcın açıklama kâğıdında belirtilir.
Normal bir insan günde ortalama 1500 cm3 (1,5 litre) idrar çıkarır. 550 cm3 ün altında veya 2000 cm3 (2 litre) ün üstünde çıkarılan idrar daima bir hastalık halini veya böbreklerde bir bozukluğu düşündürmelidir.
İdrar, idrar yolları iltihabı olmadığı müddetçe mikropsuz bir sıvıdır. Normal şartlarda berrak- limon sarısı rengindedir. Kan şekeri 180 in üstüne çıkan kişilerin idrarında glikoz artar. Albüminüri (böbreğin proteini tutamaması) durumunda da idrarda protein artışı olur ve kişi köpüklü idrar yapar. İdrara irin karışırsa rengi bulanıklaşır, kan karışırsa rengi koyulaşır. Alınan bazı ilâçlar veya vitaminler de idrarın rengini değiştirebilir. Buna ait ikaz ilâcın açıklama kâğıdında belirtilir.
TURGUT ZAİM, ESER, BİYOGRAFİ
TURGUT ZAİM (1906 - 1974)
Güzel Sanatlar Akademisi'ni bitirdi (1930) . Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği ile "D" Grubu'nun sergilerine katıldı. Devlet Tiyatrosunda dekoratör olarak çalıştı. Hiçbir dış etkide kalmadan, kendine özgü bir naif anlatımla, yerli folklorik bir atmosferi yansıtan kompozisyonlar yaptı. İki kez Devlet Resim Ödülü almıştır.
Güzel Sanatlar Akademisi'ni bitirdi (1930) . Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği ile "D" Grubu'nun sergilerine katıldı. Devlet Tiyatrosunda dekoratör olarak çalıştı. Hiçbir dış etkide kalmadan, kendine özgü bir naif anlatımla, yerli folklorik bir atmosferi yansıtan kompozisyonlar yaptı. İki kez Devlet Resim Ödülü almıştır.
![]() |
| Turgut Zaim - Hamur Açan Kadın 92x73 |
26 Mayıs 2015 Salı
CAHİT SITKI TARANCI, ŞİİR, BİYOGRAFİ
CAHİT SITKI TARANCI (1910 - 1956)
Diyarbakır'da doğdu. İlk öğrenimini doğduğu şehirde yaptı. Dört yıl Kadıköy Saint Joseph Lisesi'nde okudu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni tamamlamadan, Paris Siyasal Bilgiler Okulu'na girdi. İkinci Dünya Savaşı sebebiyle buradaki tahsili yarım kaldı. Türkiye'ye dönünce, Anadolu Ajansı mütercimliğinden Toprak Mahsulleri Ofisine, Çalışma Bakanlığı Teftiş Heyetine kadar çeşitli memurluklarda bulundu. 1954 yılı ocak ayında beyin damarlarındaki tıkanma yüzünden felçli yatalak hasta oldu. Tedavi için götürüldüğü Viyana'da iki sene sonra vefat etti.
Şiirleri, hikâye ve tercümeleri vardır. Lise yıllarında yazdığı ilk şiirleri, "Muhit", "Servet-i Fünun", "Uyanış" dergilerinde yayınlandı. Şiirlerinde aşk, güzellik, yalnızlık ve ölüm gibi temaları işledi. 1946 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin açtığı yarışmayı "Otuz Beş Yaş" şiiriyle kazandı.
Şiirleri: Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Sonrası, Ziya'ya Mektuplar
Diyarbakır'da doğdu. İlk öğrenimini doğduğu şehirde yaptı. Dört yıl Kadıköy Saint Joseph Lisesi'nde okudu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni tamamlamadan, Paris Siyasal Bilgiler Okulu'na girdi. İkinci Dünya Savaşı sebebiyle buradaki tahsili yarım kaldı. Türkiye'ye dönünce, Anadolu Ajansı mütercimliğinden Toprak Mahsulleri Ofisine, Çalışma Bakanlığı Teftiş Heyetine kadar çeşitli memurluklarda bulundu. 1954 yılı ocak ayında beyin damarlarındaki tıkanma yüzünden felçli yatalak hasta oldu. Tedavi için götürüldüğü Viyana'da iki sene sonra vefat etti.
Şiirleri, hikâye ve tercümeleri vardır. Lise yıllarında yazdığı ilk şiirleri, "Muhit", "Servet-i Fünun", "Uyanış" dergilerinde yayınlandı. Şiirlerinde aşk, güzellik, yalnızlık ve ölüm gibi temaları işledi. 1946 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin açtığı yarışmayı "Otuz Beş Yaş" şiiriyle kazandı.
Şiirleri: Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Sonrası, Ziya'ya Mektuplar
ATATÜRK İLE DÜELLO İSTEDİ
Ahmet Rüstem (Alferd) Bey, Milli
Mücadeleye katılmak üzere Ankara’ya
gelmiş ve bir ara Dışişleri Bakanlığı’na
vekillik de yapmıştı.
Bir gece Genel Kurmay’da Atatürk’ün sofrasında, Bakanlar ve bazı Milletvekilleri ile
komutanlar bulunuyordu. Sofrada bulunan Ahmet
Rüstem Bey, “yemek bitti zannıyla” sigara yaktı. Halbuki yemek
sonunda tatlı vardı. Bu sebepten
olsa gerek Atatürk :
“Sigara için acele etmeyelim” dedi
Bunun üzerine Ahmet Rüstem Bey sigarasını söndürdü ve yemekten sonra da odasına
çekildi. Bir müddet sonra, bir subayla Atatürk’e mektup gönderdi. Mektubunda, “Herkesin
içinde ‘sigara için acele etmeyelim’ demekle, sigarayı söndürmeye zorladığından
dolayı onurunun kırıldığını” öne sürüyor ve “Atatürk’ün bu hareketine
tahammül edemiyeceğinden dolayı, kendisini düelloya davet” ediyordu. “Şu
sıralar Atatürk’ün Milli Mücadele işinin başında olması sebebiyle, düelloyu bu
işin sonuna bırakabileceğini” de yazmıştı.
25 Mayıs 2015 Pazartesi
CELAL UZEL, ESER, BİYOGRAFİ
24 Mayıs 2015 Pazar
ZİYA OSMAN SABA, ŞİİR, BİYOGRAFİ
ZİYA OSMAN SABA (1910 - 1957)
İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nde okudu. Cumhuriyet gazetesi muhasebe bölümünde çalışırken Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ankara'da kısa bir süre Emlâk Bankası'nda çalıştı. Sonra İstanbul'a geldi ve Milli Eğitim Basımevi Tashih Bürosu Şefi oldu. Kalp krizi geçirdi ve oradan ayrılarak "Varlık" dergisine girdi. Tekrar kalp krizi geçirerek İstanbul Kadıköy'deki evinde vefat etti. Şiir ve hikâye türünde eserler vermiştir. Şiirlerinde, çocukluk ve gençlik hatıralarına bağlılığı ve küçük mutlulukları işledi.
Şiirleri: Sebil Ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak
Hikâyeleri: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Değişen İstanbul
İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nde okudu. Cumhuriyet gazetesi muhasebe bölümünde çalışırken Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ankara'da kısa bir süre Emlâk Bankası'nda çalıştı. Sonra İstanbul'a geldi ve Milli Eğitim Basımevi Tashih Bürosu Şefi oldu. Kalp krizi geçirdi ve oradan ayrılarak "Varlık" dergisine girdi. Tekrar kalp krizi geçirerek İstanbul Kadıköy'deki evinde vefat etti. Şiir ve hikâye türünde eserler vermiştir. Şiirlerinde, çocukluk ve gençlik hatıralarına bağlılığı ve küçük mutlulukları işledi.
Şiirleri: Sebil Ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak
Hikâyeleri: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Değişen İstanbul
HİSTERİ, KADINLARDA FAZLADIR
Ruhi bir bozukluktur. Sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte, genetik (İrsi) olduğu tahmin edilmektedir. Çoğunlukla kadınlarda görülür. Özellikle yumurtalık hastalıkları olanlarda sıklığı dikkati çeker. Erkeklerde daha azdır, fakat şiddetlidir.
Histerik olanlar, bayılma taklidi yaparlar, kendilerini yerlere atarlar ve başkalarının dikkatini çekmek için ne mümkünse yaparlar. Dedikodudan ve başkaları ile meşgul olmaktan ve onlara zarar vermekten hoşlanırlar. Her renge, her kılığa girebilirler ve ikna kabiliyetleri yüksektir.
Kültür yapısının histeriklerde hiç bir etkisi yoktur. Bilâkis çevreyi daha kolay istismar ederler. Sıkışınca ağlarlar veya bayılırlar. Cinsel hayatları düzensizdir ve kolay tatmin olmazlar.
Tedavisi, ruh hastalıkları mütehassısının işidir.
HİPOKRAT PARMAĞI, TEŞHİS VERİSİ
![]() |
| Hipokrat Parmakları |
Bu durum, müzmin kalp ve akciğer hastalıklarında, doğuştan kalp bozukluklarında, "endokardit" hastalığında ve bazı karaciğer hastalıklarında görülebilir.
Tıpda teşhis için değerli bir veridir.
HİPERTROİDİ (Tiroidin Çok Çalışması)
Tiroid bezinin fazla çalışması neticesinde ortaya çıkan bir hastalık halidir. Kana karışan tiroid hormonları fazla olduğu zaman vücut metabolizması artar. Aşırı terleme, heyecan, acelecilik, ellerde ve göz kapaklarında titreme, zayıflama, kalp çarpıntısı, uykusuzluk gibi ârazlar ortaya çıkar.
Hipertiroidi genel olarak hamilelikte veya büyük bir üzüntü ve heyecandan sonra başlar.
Basedow- Graves hastalığı hipertiroidin özel bir şeklidir.
Tedavi için, istirahat, müsekkinler ve iyot damlaları iyi gelir. Tiroid bezinin çalışmasını frenleyen ilâçlar metabolizmayı derhal düşürür. Bu ilâçlar, ancak hekim kontrolünde kullanılabilir ve sık sık beyaz kan hücrelerinin sayımının yapılması gerekir.
Hipertiroidi genel olarak hamilelikte veya büyük bir üzüntü ve heyecandan sonra başlar.
Basedow- Graves hastalığı hipertiroidin özel bir şeklidir.
Tedavi için, istirahat, müsekkinler ve iyot damlaları iyi gelir. Tiroid bezinin çalışmasını frenleyen ilâçlar metabolizmayı derhal düşürür. Bu ilâçlar, ancak hekim kontrolünde kullanılabilir ve sık sık beyaz kan hücrelerinin sayımının yapılması gerekir.
SAİP TUNA, ESER, BİYOGRAFİ
23 Mayıs 2015 Cumartesi
MELİH CEVDET ANDAY, ŞİİR, BİYOGRAFİ
MELİH CEVDET ANDAY (1915 - 2002)
İstanbul'ludur. Orta tahsilini Kadıköy ve Ankara'da yaptı. Bir süre Belçika'da kaldı. Dönüşte, Milli Eğitim Bakanlığı yayın müşavirliğine tayin edildi. Sonra İstanbul'a gelerek bir müddet gazetecilik faaliyetinde bulundu. Akşam ve Tercüman
gazetelerinde, sanat sayfası yöneticiliği ve deneme yazarlığı yaptı. Belediye Konservatuarında Tiyatro Tarihi öğretmenliği yapmıştır. Orhan Veli Kanık ve Oktay Rifat'la beraber "Garip" akımının kurucusudur.
Şiirleri: Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafhane, Yan Yana, Kolları Bağlı Odysseus, Göçebe Denizi Üstünde, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış
Piyesleri: İçerdekiler, Mikado'nun Çöpleri
Romanları: Aylaklar, Gizli Emir, İsa'nın Güncesi
Denemeleri: Doğu-Batı, Yeni Tanrılar
İstanbul'ludur. Orta tahsilini Kadıköy ve Ankara'da yaptı. Bir süre Belçika'da kaldı. Dönüşte, Milli Eğitim Bakanlığı yayın müşavirliğine tayin edildi. Sonra İstanbul'a gelerek bir müddet gazetecilik faaliyetinde bulundu. Akşam ve Tercüman
gazetelerinde, sanat sayfası yöneticiliği ve deneme yazarlığı yaptı. Belediye Konservatuarında Tiyatro Tarihi öğretmenliği yapmıştır. Orhan Veli Kanık ve Oktay Rifat'la beraber "Garip" akımının kurucusudur.
Şiirleri: Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafhane, Yan Yana, Kolları Bağlı Odysseus, Göçebe Denizi Üstünde, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış
Piyesleri: İçerdekiler, Mikado'nun Çöpleri
Romanları: Aylaklar, Gizli Emir, İsa'nın Güncesi
Denemeleri: Doğu-Batı, Yeni Tanrılar
YÜKSEK TANSİYON, DÜŞÜK TANSİYON
YÜKSEK TANSİYON (Hipertansiyon)
Tansiyonun 16 dan fazla çıktığı hallere "yüksek tansiyon" hastalığı denilir. Normal bir insanın tansiyonu 10 ile 15 arasında, günün şartlarına, yorgunluğa ve istirahate göre değişir. Fakat daha fazla tansiyon yükselmesi normal değildir.
Tıpda tansiyon sebepleri iki grupta toplanır. Birinci grup; Kalbin aort kapağı yetmezliklerinde, "cushing" denilen böbrek üstü bezi hastalığında, tiroid bezinin fazla çalıştığı hallerde, böbrek hastalıklarına bağlı olan tansiyon yükselmeleri. Bunlar gerçek birer tansiyon hastalıkları değildir. Tansiyon yükselmelerine sebep olan hastalıklar tedavi edildiklerinde, yüksek tansiyon da kendiliğinden normalleşir. Özetle; sebebinin ne olduğunun iyi teşhis edilmesi gerekmektedir.
Tansiyonun 16 dan fazla çıktığı hallere "yüksek tansiyon" hastalığı denilir. Normal bir insanın tansiyonu 10 ile 15 arasında, günün şartlarına, yorgunluğa ve istirahate göre değişir. Fakat daha fazla tansiyon yükselmesi normal değildir.
Tıpda tansiyon sebepleri iki grupta toplanır. Birinci grup; Kalbin aort kapağı yetmezliklerinde, "cushing" denilen böbrek üstü bezi hastalığında, tiroid bezinin fazla çalıştığı hallerde, böbrek hastalıklarına bağlı olan tansiyon yükselmeleri. Bunlar gerçek birer tansiyon hastalıkları değildir. Tansiyon yükselmelerine sebep olan hastalıklar tedavi edildiklerinde, yüksek tansiyon da kendiliğinden normalleşir. Özetle; sebebinin ne olduğunun iyi teşhis edilmesi gerekmektedir.
BANDIRMA GEMİSİYLE SAMSUN'A ÇIKIŞ
12Mayıs 1919
günü Mustafa Kemal Paşa’nın Şişli’deki evine gittim. Heyecan
içindeydim. “Paşam” dedim.
“Sizin
Müfettiş olarak Anadolu’ya gideceğinizi öğrenmiş bulunuyorum. Ben de sizinle
beraber gelmek istiyorum. Müsaadelerinizi istirham edeceğim.”
Bir an durdu, düşünceli
bir tavırla yüzüme baktı.
“Gerçek amacımızın, millet ve memleketi boyunduruk
altından kurtarmak olduğunu biliyorsun. Yapmak istediğimiz işin büyüklüğünü
bile bile böyle konuşman beni çok memnun etti... Ama iyi düşün Hikmet!. Bu çok
büyük, fakat çok tehlikeli bir iştir. Bu işin ucunda başarılı olmak kadar ölmek
de var.” dedi.
22 Mayıs 2015 Cuma
SEYFİ TORAY, ESER, BİYOGRAFİ
SEYFİ TORAY (1902 - 1976)
Sanayi-i Nefise Mektebi'ni bitirdi (1925) . Paris'e giderek Jullian Akademisi'nde çalıştı. Dönüşünde, çeşitli okullarda ve Akademi'de öğretmenlik yaptı. Yeni izlenimcilikle bir müddet ilgilendikten sonra arıtılmış bir natürmort anlayışına devam etmiştir.
Sanayi-i Nefise Mektebi'ni bitirdi (1925) . Paris'e giderek Jullian Akademisi'nde çalıştı. Dönüşünde, çeşitli okullarda ve Akademi'de öğretmenlik yaptı. Yeni izlenimcilikle bir müddet ilgilendikten sonra arıtılmış bir natürmort anlayışına devam etmiştir.
![]() |
| Seyfi Toray - Ekmekli Natürmort 92x73 cm |
21 Mayıs 2015 Perşembe
ATATÜRK'E GÖRE HZ. MUHAMMED'İN VEFATI
Tarih araştırmalarına çalıştığımız günlerde, Atatürk, öğleden sonraları çok defa bizimle beraber bulunuyordu.
Okunan yazıları “dinliyor” ve
gereken “direktifleri” veriyordu.
Toplantılardan birinde, İslâm tarihinde “Hulefa-i Raşidin” dönemine ait bir yazı okundu. Dikkatle dinleyen Atatürk, Peygamber’in vefatından sonra beliren “halifeliğe” ait durumu özetledi.
Başkalarına haber vermeden
“aceleyle” nâşını defneylemek
yolundaki “teşebbüsleri” ve bunlara
önayak olan Hz. Ali’nin hareketini “eleştirdi” ve şöyle devam etti :
“Büyük bir devrim yaratan Hz. Muhammed’e karşı beslenilen
sevgi, ancak O’nun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla olur.”
20 Mayıs 2015 Çarşamba
OKTAY RİFAT, ŞİİR, BİYOGRAFİ
OKTAY RİFAT (1914 - 1988)
Trabzon'da doğdu. Babası şair Samih Rifat'dır. Orta tahsilini İstanbul ve Ankara'da tamamladı. Paris'te Siyasal Bilgiler tahsili yaptı. Ankara'da Basın ve Yayın Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. İstanbul'da Devlet Demiryolları Birinci İşletmesinin avukatlığını yaptı. İlk şiirlerini 1936 da yayınlamaya başlamıştır. Sonradan tiyatro eserleri de yazmıştır. İstanbul'da vefat etti.
Şiirleri: Yaşayıp Ölmek, Aşk Ve Âvârelik Üstüne Şiirler, Güzelleme, Aşağı Yukarı, Karga İle Tilki, Perçemli Sokak, Âşık Merdiveni, Elleri Var Özgürlüğün
Piyesleri: Kadınlar Arasında, Oyun İçinde Oyun, Birtakım İnsanlar, Atlar Ve Filler, Çil Horoz, Zabit Fatma'nın Kuzusu, Yağmur Sıkıntısı
Romanları: Bir Cigara İçimi, Danaburnu, Dilsiz Ve Çıplak, Bir Kadının Penceresinden, Bay Lear
Trabzon'da doğdu. Babası şair Samih Rifat'dır. Orta tahsilini İstanbul ve Ankara'da tamamladı. Paris'te Siyasal Bilgiler tahsili yaptı. Ankara'da Basın ve Yayın Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. İstanbul'da Devlet Demiryolları Birinci İşletmesinin avukatlığını yaptı. İlk şiirlerini 1936 da yayınlamaya başlamıştır. Sonradan tiyatro eserleri de yazmıştır. İstanbul'da vefat etti.
Şiirleri: Yaşayıp Ölmek, Aşk Ve Âvârelik Üstüne Şiirler, Güzelleme, Aşağı Yukarı, Karga İle Tilki, Perçemli Sokak, Âşık Merdiveni, Elleri Var Özgürlüğün
Piyesleri: Kadınlar Arasında, Oyun İçinde Oyun, Birtakım İnsanlar, Atlar Ve Filler, Çil Horoz, Zabit Fatma'nın Kuzusu, Yağmur Sıkıntısı
Romanları: Bir Cigara İçimi, Danaburnu, Dilsiz Ve Çıplak, Bir Kadının Penceresinden, Bay Lear
CEMAL TOLLU, ESER, BİYOGRAFİ
CEMAL TOLLU (1899 - 1968)
Güzel Sanatlar Akademisi'ni bitirdi. Üç yıl süre ile Fransa ve Almanya'da André Lhote, Fernand Léger, Grommaire ve Hoffman ile çalıştı. "D" Grubu kurucularındandır. Gazi Eğitim Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyeliği yaptı. Konstrüktivist kübist bir çalışmadan sonra, Hitit kabartmalarından esinlenmiş dekoratif bir inşacılığa kadar çaba harcamıştır.
Güzel Sanatlar Akademisi'ni bitirdi. Üç yıl süre ile Fransa ve Almanya'da André Lhote, Fernand Léger, Grommaire ve Hoffman ile çalıştı. "D" Grubu kurucularındandır. Gazi Eğitim Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyeliği yaptı. Konstrüktivist kübist bir çalışmadan sonra, Hitit kabartmalarından esinlenmiş dekoratif bir inşacılığa kadar çaba harcamıştır.
![]() |
| Cemal Tollu - Keçili Kompozisyon - Duvar Pano - 150x200 cm |
19 Mayıs 2015 Salı
BİTMEYEN HIÇKIRIK TEDAVİ İSTER
Kalbin arkasında ve iki akciğerin arasından geçen bir sinirin veya beyinde hıçkırık merkezinin uyarılmasıyla meydana gelir. Sebebi tam olarak bilinmiyor. Yaşamın ilk çağlarına kadar gittiği tahmin edilmektedir. Süt çocuklarında sık görülür ve normaldir.
Bazı büyüklerde de hazımsızlık neticesi veya sinirsel hıçkırıklar olur. Bunların haricinde akciğer, kalp, beyin, hava boruları, göğüsteki büyük kan damarları, diyafram denilen karın zarı hastalıklarında da hıçkırık oluşabilir.
Kalp enfarktüslerinde hıçkırık dikkati çeken bir ârazdır. Kısa süren ve geçici hıçkırıklar pek önemli değillerdir, fakat devam eden hıçkırıklar muhakkak doktor muayenesi icabettirir.
Bebeklerde limon suyundan birkaç damla verilmesi hıçkırığı keser. Büyüklerde zararsız hıçkırıklar yarım bardak su içmeyle veya gaz çıkarmayla ya da kısa bir müddet sonra kendiliğinden geçer. Uzun süren hıçkırıklarda sakinleştirici (müsekkin) ilâçlar faydalı olabilir. Kesilmeyen hıçkırıklarda hekim tedavisi şarttır.
HEPATİT KARACİĞER İLTİHABIDIR
Karaciğer iltihaplarına "Hepatit" adı verilir. En çok virüslerle meydana gelir ve buna "Viral Hepatit" denilir. Viral hepatitler A, B, C şeklinde sınıflandırılır. Bu hastalıklar bulaşıcıdır ve bazan salgınlar yapar.
Başta sarılık, gözlerin sararması, iştahsızlık, etlere karşı nefret ve ateşle başlayan hepatit genel olarak üç hafta kadar sürer. İdrarın rengi koyu çay rengindedir. Dalak ve karaciğer de büyür. Hastalar kendilerini çok halsiz hissederler ve bir şey yemek istemezler.
A tipi mikrobu, kirli su ve sütlerle bulaşır. Çocuklarda ve gençlerde daha sık görülür. B ve C tipi hepatitler ise daha ziyade kan alıp-verme yoluyla bulaşır.
Sağlık Bakanlığı, A ve B tipi hepatitleri çocuklarda "mecburi aşılama" kapsamına almıştır.
Ciddi hastalıktır. Sarılıklı hastalar tam bir yatak istirahatine alınmalıdırlar. Yağlı yiyecekler tamamen kesilir. Bol karbonhidratlı gıdalar ve vitaminler verilir. Hastalığın başkalarına bulaşmaması için de tedbir alınır. Antibiyotiklerin hepatitlerde tesiri yoktur. Tedavide dikkat edilmezse siroz tehlikesi mevcut olabilir.
Başta sarılık, gözlerin sararması, iştahsızlık, etlere karşı nefret ve ateşle başlayan hepatit genel olarak üç hafta kadar sürer. İdrarın rengi koyu çay rengindedir. Dalak ve karaciğer de büyür. Hastalar kendilerini çok halsiz hissederler ve bir şey yemek istemezler.
A tipi mikrobu, kirli su ve sütlerle bulaşır. Çocuklarda ve gençlerde daha sık görülür. B ve C tipi hepatitler ise daha ziyade kan alıp-verme yoluyla bulaşır.
Sağlık Bakanlığı, A ve B tipi hepatitleri çocuklarda "mecburi aşılama" kapsamına almıştır.
Ciddi hastalıktır. Sarılıklı hastalar tam bir yatak istirahatine alınmalıdırlar. Yağlı yiyecekler tamamen kesilir. Bol karbonhidratlı gıdalar ve vitaminler verilir. Hastalığın başkalarına bulaşmaması için de tedbir alınır. Antibiyotiklerin hepatitlerde tesiri yoktur. Tedavide dikkat edilmezse siroz tehlikesi mevcut olabilir.
KANIN ANA MADDESİ DEMİR
Kırmızı kan hücrelerinin (Alvuvarların) kırmızı rengini veren ve demir ihtiva eden bir maddedir. Havadan alınan oksijen bütün vücuda bu madde ile taşınır. Bağırsaktan emilen demir, karaciğerde hemoglobin haline çevrilir ve kan hücrelerinin yapımında kullanılır. Yaşlanmış hemoglobin yine karaciğerde "bilirubin" maddesine dönüşerek safra yoluyla atılır.
Bazı kansızlıklar, demir ve hemoglobin maddesinin eksikliğine bağlıdır.
Bazı kansızlıklar, demir ve hemoglobin maddesinin eksikliğine bağlıdır.
HEMOFİLİ GENETİK HASTALIKTIR
Yalnız erkek çocuklarında görülen ve büyük kanamalarla kendini belli eden bir hastalıktır. Bu hastalık genetik olarak anne ve babadan geçer. Çoğu zaman, çocuk sünnet olurken ailenin dikkatini çeker. Sebebi: Doğuştan kanın pıhtılaşmasında bir sorun olmasıdır. Kesilen yerde kısa sürede kanamanın durması gerekirken; hemofili hastalarında kanama devam eder. Kanamalar bazan bütün tedbirlere rağmen dindirilemez.
Hasta acilen bir hastaneye kaldırılmalıdır. Vaktinde müdahale olmazsa öldürücü olabilir.
18 Mayıs 2015 Pazartesi
HAZIMSIZLIĞA ÇARE İKİ ÖĞÜN YEMEK
Hazımsızlık, yemek yedikten sonra duyulan sıkıntı ve karında dolgunluk hissidir. Hazımsızlığın en büyük sebebi, bir defada çok yemek yemektir. Normal bir mide ortalama 1-1.5 Kg kadar yiyecek alır. Bazı şahıslar bir kerede 3-5 kg a kadar yemek yerler ve mide anormal derecede genişleyerek vazifesini yapamaz hale gelir.
Kirli, bayat ve çok karışık yiyecekler de hazımsızlığa sebep olur. Gastritler her zaman hazımsızlık sebebidirler. Kabızlık çekenler de sık sık hazımsızlıktan bahsederler.
Mide, bağırsak, safra kesesi, pankreas hastalıkları da devamlı hazımsızlık yaparlar.
Birçok kimseler yediklerini çıkarmakla rahat ederler. Karbonatlı maden suları kısmen rahat ettiricidir. Az yemek en iyi tedbirdir. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki öğün yemek, hazımsızlık çeken mideler için iyi bir çözümdür.
Uzun süren hazımsızlıklarda mutlaka bir uzmana görünerek gerçek sebebini öğrenmek gerekir.
Kirli, bayat ve çok karışık yiyecekler de hazımsızlığa sebep olur. Gastritler her zaman hazımsızlık sebebidirler. Kabızlık çekenler de sık sık hazımsızlıktan bahsederler.
Mide, bağırsak, safra kesesi, pankreas hastalıkları da devamlı hazımsızlık yaparlar.
Birçok kimseler yediklerini çıkarmakla rahat ederler. Karbonatlı maden suları kısmen rahat ettiricidir. Az yemek en iyi tedbirdir. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki öğün yemek, hazımsızlık çeken mideler için iyi bir çözümdür.
Uzun süren hazımsızlıklarda mutlaka bir uzmana görünerek gerçek sebebini öğrenmek gerekir.
17 Mayıs 2015 Pazar
GÜNEŞ BANYOSU VE ÇARPMA
Dünyaya hayat veren güneş, bazan insan sağlığı için zararlı olabilir. Güneş ışınları, bilhassa ultraviyole ışınlar, mikropları en iyi öldüren şifalı ışınlardır. Bu ışınlar ayrıca kemik teşekkülünde ve "D" vitamini oluşturmada önemli rol oynarlar.
Yaz aylarında ve en sıcak öğle saatlerinde gelen kuvvetli güneş ışınları, dokuları tahrip eder. Akciğerlerde ve beyinde zararlara sebep olur. Ayrıca, "melanom" denilen ölümcül cilt kanserinin de başlatıcısıdır. Baş açık güneş banyosu yapılmamalıdır. En faydalı güneş banyoları sabah ve akşam üzeri yapılan ve özellikle gölgede yapılan banyolardır. Yere veya denize çarparak yansıyan güneş ışınları daha faydalı olur. Esasen güneş banyoları günde iki saati geçmemelidir.
GUATR, ERGEN KIZLARDA NORMALDİR
Boyunda bulunan "Tiroid" bezinin büyüyerek şişkinlik yapmasına "Guatr" denir. Boynun ön kısmında kolaylıkla görülür. Guatr başlıca iki şekilde olur. Biri "basit guatr" dır. Diğer şekli ise, tiroid bezinin aşırı faaliyetiyle beraber olan hastalıklardır. Basit ve hafif bir guatr, bulûğ çağında kızlarda ve hamilelerde görülebilir. Bunlar zamanla kendiliğinden küçülürler.
Üçüncü bir guatr şekli de tiroid bezi tümörleridir. Bunlar ekseriyetle boynun bir tarafında ceviz gibi şişlikleriyle dikkat çekerler. Guatr sebebi daima bir hekim tarafından araştırılmalıdır.
Üçüncü bir guatr şekli de tiroid bezi tümörleridir. Bunlar ekseriyetle boynun bir tarafında ceviz gibi şişlikleriyle dikkat çekerler. Guatr sebebi daima bir hekim tarafından araştırılmalıdır.
16 Mayıs 2015 Cumartesi
GÖZ HASTALIKLARI VE KUSURLARI
En kıymetli organlarımızdan biri olan göz, vücuttaki birçok hastalıklarda kolayca bozulur. Damar sertliği, şeker gibi hastalıklar en erken göz muayeneleri ile teşhis edilir.
Gözün kızarmasına "Konjuktivit" denir. Çok zaman toz kaçması veya bir mikropla meydana gelir. Allerjik nezle de bahar aylarında konjuktivit ile kendini belli eder.
Göz merceğinin berraklığını kaybetmesine "Katarakt" adı verilir. Yaşlılarda sık görülür. Ameliyat ile göz merceği değiştirilir. Yerine berrak mercek takılır. Takılan mercek sabit olup, orijinal merceğin sürekli yaptığı yakına-uzağa uyum sağlama özelliği bulunmaz. Gözlük gerekir.
Gözün kızarmasına "Konjuktivit" denir. Çok zaman toz kaçması veya bir mikropla meydana gelir. Allerjik nezle de bahar aylarında konjuktivit ile kendini belli eder.
Göz merceğinin berraklığını kaybetmesine "Katarakt" adı verilir. Yaşlılarda sık görülür. Ameliyat ile göz merceği değiştirilir. Yerine berrak mercek takılır. Takılan mercek sabit olup, orijinal merceğin sürekli yaptığı yakına-uzağa uyum sağlama özelliği bulunmaz. Gözlük gerekir.
ORHAN VELİ KANIK, ŞİİR, BİYOGRAFİ
ORHAN VELİ KANIK (1914 - 1950)
İstanbul'da doğdu. Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şeflerinden Veli Kanık'ın oğludur. İlkokulun dört yılını Galatasaray'da okuduktan sonra Lise tahsilini Ankara'da yaptı, ama çok geç bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin felsefe bölümüne dinleyici öğrenci olarak devam etti. Sonra Ankara'ya giderek Milli Eğitim Bakanlığı tercüme bürosunda memur oldu. Oktay Rifat ve Melih Cevdet lise arkadaşlarıydı. İlk "sürrealist" denilen şiirleri onlar yayınladılar. İstanbul'da genç yaşta vefat etti. Mezarı Rumelihisarı'ndadır.
Vefatından sonra bütün şiirleri tek bir kitapta toplandı. Nesir yazıları da bir kitapta toplanmıştır. Tercümeleri arasında en çok okunan La Fontaine masallarıdır.
Şiirleri: Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı
İstanbul'da doğdu. Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şeflerinden Veli Kanık'ın oğludur. İlkokulun dört yılını Galatasaray'da okuduktan sonra Lise tahsilini Ankara'da yaptı, ama çok geç bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin felsefe bölümüne dinleyici öğrenci olarak devam etti. Sonra Ankara'ya giderek Milli Eğitim Bakanlığı tercüme bürosunda memur oldu. Oktay Rifat ve Melih Cevdet lise arkadaşlarıydı. İlk "sürrealist" denilen şiirleri onlar yayınladılar. İstanbul'da genç yaşta vefat etti. Mezarı Rumelihisarı'ndadır.
Vefatından sonra bütün şiirleri tek bir kitapta toplandı. Nesir yazıları da bir kitapta toplanmıştır. Tercümeleri arasında en çok okunan La Fontaine masallarıdır.
Şiirleri: Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı
SELAHATTİN TEOMAN, ESER, BİYOGRAFİ
15 Mayıs 2015 Cuma
İNSAN İHTİYACI BEŞ GIDA
İnsan vücudunun ihtiyaç duyduğu başlıca beş gıda grubu vardır. Bunlar:
- Karbonhidratlar (Şekerler)
- Yağlar
- Proteinler (Et, Süt, Yumurta)
- Tuzlar (Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Demir, Bakır vesaire)
- Vitaminler (A, B, C, D, E, H, PP )
14 Mayıs 2015 Perşembe
NECİP FAZIL KISAKÜREK, ŞİİR, BİYOGRAFİ
NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905 - 1983)
İstanbul'da doğdu. Denizcilik Okulu'nu tamamlamadan ayrıldı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe öğrenimini yarıda bıraktı. Felsefe öğrenimi için Paris'e gittiyse de tamamlayamadan yurda döndü. Banka memuru ve müfettiş oldu. Daha sonra Belediye Konservatuarında ücret karşılığı öğretmenlik yaptı. Bir yandan da şiir yazmaya devam ediyordu. Sonunda gazetelere fıkra yazmaya, siyasi dergi çıkarmaya başladı. Birkaç kere de mahkûm oldu, hapse girdi. Tiyatro ve makale türünde de yazıları vardır.
İlk şiirlerinde halk şiirinin ve Fransız şiirinin etkisinde kaldı. Maneviyatçı ve bireyci şiirin örneklerini verdi. Daha sonra İslâmiyet'e yöneldi ve sanatını bu değerleri savunmada kullanmaya başladı. Görüşlerini, Ağaç ve Büyük Doğu dergilerinde yayınladı. Son Posta ve İstanbul gazetelerinde makaleler yazdı. "Sabırtaşı" adlı piyesiyle Cumhuriyet Halk Partisi piyes yarışmasında birincilik aldı. 1980 de Kültür Bakanlığı Büyük ödülünü aldı. Bir yıl sonra da "İman Ve İslâm Atlası" adlı eseriyle, Türk Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanını kazandı. Bazı eserleri filme alınıp televizyona uyarlandı.
İstanbul'da doğdu. Denizcilik Okulu'nu tamamlamadan ayrıldı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe öğrenimini yarıda bıraktı. Felsefe öğrenimi için Paris'e gittiyse de tamamlayamadan yurda döndü. Banka memuru ve müfettiş oldu. Daha sonra Belediye Konservatuarında ücret karşılığı öğretmenlik yaptı. Bir yandan da şiir yazmaya devam ediyordu. Sonunda gazetelere fıkra yazmaya, siyasi dergi çıkarmaya başladı. Birkaç kere de mahkûm oldu, hapse girdi. Tiyatro ve makale türünde de yazıları vardır.
İlk şiirlerinde halk şiirinin ve Fransız şiirinin etkisinde kaldı. Maneviyatçı ve bireyci şiirin örneklerini verdi. Daha sonra İslâmiyet'e yöneldi ve sanatını bu değerleri savunmada kullanmaya başladı. Görüşlerini, Ağaç ve Büyük Doğu dergilerinde yayınladı. Son Posta ve İstanbul gazetelerinde makaleler yazdı. "Sabırtaşı" adlı piyesiyle Cumhuriyet Halk Partisi piyes yarışmasında birincilik aldı. 1980 de Kültür Bakanlığı Büyük ödülünü aldı. Bir yıl sonra da "İman Ve İslâm Atlası" adlı eseriyle, Türk Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanını kazandı. Bazı eserleri filme alınıp televizyona uyarlandı.
ÇOCUKTA GELİŞİM BOZUKLUĞU
Çocuklarda gelişme bozuklukları, çocuğun yaşına göre zayıf, kısa boylu ve ergenliğinin gecikmesi şekillerinde kendisini gösterir. Çoğunlukla iyi beslenmeme neticesinde ortaya çıkar. Müzmin hastalıklar ve hormon bozukluları ve çocuklarda görülen şeker hastalığı da gelişme bozukluğunun en önemli sebepleridir.
Çocuk herşeyden evvel bulûğ çağına gelmeden bir hekime gösterilmelidir.
Çocuk herşeyden evvel bulûğ çağına gelmeden bir hekime gösterilmelidir.
13 Mayıs 2015 Çarşamba
ÇOCUKTA GECE İŞEMESİ
Çocuklarda aileyi üzen bu durum çok zaman senelerce sürer. Sebebi ekseriyetle asabidir ve sinirli çocuklarda görülür. Bazı belkemiği (omurga) bozukluklarında da gece işemelerine rastlanır. Çocuklara yatmaya yakın fazla su vermemelidir. Aynı şekilde kavun, karpuz gibi bol sulu meyvaları yatmadan önce yemesi işemeye davetiye çıkarır.
Çocuk mümkünse gece sık sık idrara kaldırılmalıdır. Uykudan uyanmanın verdiği sıkıntı, çocukta yarattığı şartlanmayla bu huydan vazgeçmesine sebep olabilir. Gece işemelerinin bir müddet kesildiği zamanlar olsa da yeniden başlayabilir.
Hekim muayenesinden geçmek gerekir. Bazan basit bir tıbbi müdahale ile bu problem ortadan kalkar.
Çocuk mümkünse gece sık sık idrara kaldırılmalıdır. Uykudan uyanmanın verdiği sıkıntı, çocukta yarattığı şartlanmayla bu huydan vazgeçmesine sebep olabilir. Gece işemelerinin bir müddet kesildiği zamanlar olsa da yeniden başlayabilir.
Hekim muayenesinden geçmek gerekir. Bazan basit bir tıbbi müdahale ile bu problem ortadan kalkar.
12 Mayıs 2015 Salı
GASTRİT TEDAVİSİ SABIR İSTER
Midenin iltihaplarına "Gastrit" adı verilir. Had ve müzmin olmak üzere iki şekli vardır. Had şekli genel olarak mideyi tahriş edici yemeklerden veya mikroplu gıdalardan sonra âni olarak ve şiddetli mide ağrıları ile ortaya çıkar. Beraberinde bulantı ve kusma vardır. İştah azalır.
Müzmin gastrit en çok rastlanan gastrit şeklidir ve dünyada çok yaygın bir hastalıktır. Tıbbi istatistiklere göre insanların yüzde yetmişi gastritten rahatsızdır.
Her türlü mide ve bağırsak hastalıkları, apandis, safra kesesi ve pankreas hastalıkları, kadınlarda yumurtalık hastalıkları, kansızlık ve iltihabi hastalıklar, kalp yetmezlikleri, ağır böbrek hastalıkları, bağırsak kurtları, sinirsel nedenler, fazla alkol ve sigara, soğuk ve sıcak içecekler müzmin gastrite sebep olurlar.
Müzmin gastrit en çok rastlanan gastrit şeklidir ve dünyada çok yaygın bir hastalıktır. Tıbbi istatistiklere göre insanların yüzde yetmişi gastritten rahatsızdır.
Her türlü mide ve bağırsak hastalıkları, apandis, safra kesesi ve pankreas hastalıkları, kadınlarda yumurtalık hastalıkları, kansızlık ve iltihabi hastalıklar, kalp yetmezlikleri, ağır böbrek hastalıkları, bağırsak kurtları, sinirsel nedenler, fazla alkol ve sigara, soğuk ve sıcak içecekler müzmin gastrite sebep olurlar.
TAHSİN DİYARBAKIRLI, ESER VE BİYOGRAFİ
11 Mayıs 2015 Pazartesi
FRENGİ BÜTÜN ORGANLARI ETKİLER
Cinsi temasla, "spiroket" adı verilen bir mikropla bulaşan bu hastalık sinsice ilerleyerek vücutta ağır bozukluklara sebep olur. Mikrobun bulaşmasından sonra cinsi organlarda "Şankr" denilen yaralar meydana gelir. Burada üreyen mikroplar daha sonra kana karışarak bütün vücuda yerleşirler.
Frenginin (sifilis) ikinci evresinde deride döküntüler oluşmaya başlar ve bu evre hastalığın başkalarına bulaşması bakımından tehlikelidir. Daha sonra frenginin üçüncü evresi başlar ve kalp, beyin, karaciğer, akciğer, yumurtalık, bağırsak vs organlarda "Gom" ismi verilen şişkinlikler olur. Bu evre çeşitli organların bozulması ve hastalıkları ile kendini gösterir. Uzun yıllar devam edebilir. Akıl, sinir, kalp, kemik, karaciğer hastalıkları meydana gelir ve bunlar çoğu zaman öldürücü olur.
Tedavisinde; erken ve şankr evresinde vakit kaybetmeden hekime müracaat etmek lâzımdır. Antibiyotik tedavisi gerektirir.
10 Mayıs 2015 Pazar
FİSTÜL, MÜZMİN İLTİHAP BÖLGESİDİR
Bir iltihap neticesinde bir organın, başka bir organa veya vücudun dışına açılmasına "fistül" denir. Fistüller oluştuğu zaman, iltihap vakası da devam ettiğinden, deri fistüllerinde ekseriyetle uzun devam eden cerahat akıntıları mevcuttur.
Bazan kalın bağırsak, idrar kesesine ya da kadınların cinsi organına fistüle olur ve buralardan dışkı gelir. Karın boşluğuna olan fistüller çok tehlikelidir ve "peritonit" yaparlar. Fistüllere en çok, hemoroidi olan kişilerde makatta rastlanır. Bu kişilerde makattan kanla karışık cerahat akıntısı gelir.
Fistüller ayrıca; diş çürüğü, bademcik iltihabı gibi müzmin iltihap bölgeleri olduklarından, romatizma ve böbrek hastalıklarına da sebep olurlar.
Antibiyotik tedavisi ve ameliyat gerektirir.
Bazan kalın bağırsak, idrar kesesine ya da kadınların cinsi organına fistüle olur ve buralardan dışkı gelir. Karın boşluğuna olan fistüller çok tehlikelidir ve "peritonit" yaparlar. Fistüllere en çok, hemoroidi olan kişilerde makatta rastlanır. Bu kişilerde makattan kanla karışık cerahat akıntısı gelir.
Fistüller ayrıca; diş çürüğü, bademcik iltihabı gibi müzmin iltihap bölgeleri olduklarından, romatizma ve böbrek hastalıklarına da sebep olurlar.
Antibiyotik tedavisi ve ameliyat gerektirir.
KASIK FITIĞI TEDAVİSİ AMELİYATTIR
Vücudun ve kasların zayıf bir noktasından, organların veya diğer dokuların bulundukları yerden dışarı doğru fırlamasına "fıtık" denilir. En çok kasıklarda, göbekte görülür. "Diyafragma" denilen karın zarında da fıtıklar olur. Kasıklarda olan fıtıklardan ekseriyetle bağırsaklar çıkar ve bazan da orada bükülerek düğümlenirler. Şiddetli sancılara sebep olan bu durumlar tehlikelidir.
Bazı kimselerde fıtık doğuştan olur. Bebeklik çağında dikkat çekerler. Fıtıklar bazan da içine giren organın damarlarını sıkıştırarak kangrenlere de sebep olabilirler.
Kasık fıtıkları için kasık bağları kullanılabilir. Esas tedavi ameliyattır.
Bazı kimselerde fıtık doğuştan olur. Bebeklik çağında dikkat çekerler. Fıtıklar bazan da içine giren organın damarlarını sıkıştırarak kangrenlere de sebep olabilirler.
Kasık fıtıkları için kasık bağları kullanılabilir. Esas tedavi ameliyattır.
FİL HASTALIĞININ TEDAVİSİ ZORDUR
"Filarya" adı verilen, pis sulardan deriyi delerek bacağa giren bir kurt ile meydana gelen bu hastalık sinsi sinsi ilerler ve bacağın kalçaya kadar olan kısmını anormal bir şekilde şişirir. Bu hastalığa başka mikroplar da sebep olabilir. Olayın esası; bacaktaki "lenf" damarlarının iltihaplanarak tıkanmasıdır.
Erken teşhis edilen fil hastalığında, ilâç, ameliyat ve fizik tedavi ile şifa bulmak mümkün olabilir. Geç kalmış hastalarda tedavi çok güçtür.
Erken teşhis edilen fil hastalığında, ilâç, ameliyat ve fizik tedavi ile şifa bulmak mümkün olabilir. Geç kalmış hastalarda tedavi çok güçtür.
9 Mayıs 2015 Cumartesi
BEYİN TAHRİBATI FELÇ GETİRİR
Vücudun bir kısmının hareketsiz ve hissiz kalmasına "felç" denir. Felç ya bir kolda veya vücudun bir yarısında ya da bütün kol ve bacaklarda olur.
En sık rastlanan felçlerden biri de "yüz felçleri"dir. Yüzün yarısını tutar, bazan kol ve bacak felçleriyle beraber olur. "Boğaz felçleri" de oldukça tehlikelidir ve yutma güçlüğüne sebep olur. Ayrıca, göz ve bağırsak felçleri de vardır.
Felçlere en çok beyin kanamalarında, beyin damarlarının tıkanmasında, çocuk felci hastalığında, menenjitte, tetanos aşısından sonra ve ağır ateşli hastalıklarda rastlanır. Geçici olan yüz felçlerinde yanak kasına bağlı olan sinirlerin kısa süreli kansız kalması ağzı bir tarafa doğru çeker. Otomobil kullananlarda açık pencere hava cereyanları ekseriyetle bu duruma sebep olur.
Felç tedavilerinde; uzman hekim ve hastane ortamı gerekir.
En sık rastlanan felçlerden biri de "yüz felçleri"dir. Yüzün yarısını tutar, bazan kol ve bacak felçleriyle beraber olur. "Boğaz felçleri" de oldukça tehlikelidir ve yutma güçlüğüne sebep olur. Ayrıca, göz ve bağırsak felçleri de vardır.
Felçlere en çok beyin kanamalarında, beyin damarlarının tıkanmasında, çocuk felci hastalığında, menenjitte, tetanos aşısından sonra ve ağır ateşli hastalıklarda rastlanır. Geçici olan yüz felçlerinde yanak kasına bağlı olan sinirlerin kısa süreli kansız kalması ağzı bir tarafa doğru çeker. Otomobil kullananlarda açık pencere hava cereyanları ekseriyetle bu duruma sebep olur.
Felç tedavilerinde; uzman hekim ve hastane ortamı gerekir.
FARE ISIRIĞI HUMMASI
Ekseriyetle fare ısırmasından sonra deriden giren bir "spiril" (Spiral şeklinde mikrop) ile meydana gelir. Yüksek ateş, vücutta döküntüler ve lenf bezlerinin şişmesi ile kendisini gösterir. Bazan kedilerden de geçer. Fare ısırdıktan bir hafta sonra ortaya çıkar.
Antibiyotik tedavisi gerekir. Kalp dikkatli bir kontrol altında bulundurulmalıdır.
Antibiyotik tedavisi gerekir. Kalp dikkatli bir kontrol altında bulundurulmalıdır.
YAĞLI ENJEKSİYON DAMARA YAPILMAZ
İlâçların deri, adale ve damar yolu ile verilmesine ve bunun için iğne ile enjektör gibi aletlerin kullanılmasına "enjeksiyon" denilir.
Ağız yoluyla ilâç alamayan kişilerde veya âcil tedavi gerektiren hallerde veya ağız yoluyla verilecek ilâçların bozulması hallerinde tedavi için enjeksiyonlar tercih edilir.
Aşılar ve çok az miktarda suda eriyen ilâçlar deri altına, çok miktardaki ilâçlar ve yağlı ilâçlar adaleye, suda eriyen ve âcil kullanılması icabeden ilâçlar da damara enjekte edilirler. Yağlı ilâçların damara yapılması çok tehlikelidir.
Ağız yoluyla ilâç alamayan kişilerde veya âcil tedavi gerektiren hallerde veya ağız yoluyla verilecek ilâçların bozulması hallerinde tedavi için enjeksiyonlar tercih edilir.
Aşılar ve çok az miktarda suda eriyen ilâçlar deri altına, çok miktardaki ilâçlar ve yağlı ilâçlar adaleye, suda eriyen ve âcil kullanılması icabeden ilâçlar da damara enjekte edilirler. Yağlı ilâçların damara yapılması çok tehlikelidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









.jpg)
.jpg)