28 Şubat 2020 Cuma

PİETRO TACCA (heykeltraş)

İTALYAN  heykeltraş, 1577 yılında Carrara'da doğdu. Giambologna'nın öğrencisi ve yardımcısıydı. Floransa'da "1. Cosimo'nun atlı heykelinin kabartmaları" ve Ammannati tarafından Signoria alanına yapılan çeşmede; "Neptunus'u çevreleyen vahşi hayvanlarla su tanrıçaları" onun eseridir.

Giambologna onu Paris'te Pont-Neuf'e dikilecek olan 4. Henri'nin heykelini tamamlamakla görevlendirdi. Diğer eserleri: Floransa'da "Annunziata meydanı çeşmesi", Madrid'de "İspanya kralı 3. Felipe'nin atlı heykeli (şaheseri)" ve Liverno'da "1. Ferdinando anıtı". Pietro Tacca, 1640' da Floransa'da öldü.

Pietro Tacca  -  3. Felipe'nin heykeli

26 Şubat 2020 Çarşamba

FYODOR İVANOVİÇ ŞUBİN (heykeltraş)

RUS  heykeltraş, 1740 yılında Arkangelski ilinde doğdu. Akademide Gillet'den ders gördü. Paris'e gönderildi, orada Pigalle'in etkisinde kaldı. Rusya'ya döndü, sefil bir hayat sürdü. Yalnız portre yaptığı için diğer heykeltraşlar tarafından küçümsendi.

Şubin fizyonomisttir. Büstleri bazen Houdon'unkileri andırır. Başlıca eserleri: "2. Katerina", "Potemkin", "Rumyantsev-Zadunayskiy". Şubin, 1805' de Petersburg'da öldü.

Fyodor İvanoviç Şubin  -  2. Katerina

24 Şubat 2020 Pazartesi

İBRAHİM ŞİNASİ (şair, yazar)

TÜRK  şair ve yazarı, 1826 yılında İstanbul'da doğdu. 1828 Türk-Rus savaşında şehit düşen (1829) Topçu yüzbaşı Mehmed Ağa'nın oğlu. İlköğrenimini Tophane Feyziye mektebinde yaptı. Tophane Müşiriyeti kalemine memur olarak girdi.

Burada, İbrahim Efendi adlı bir memurdan eski doğu bilimleri ve Arapça öğrendi. Müslüman olduktan sonra Reşat Bey adını alan eski bir Fransız subayından da (Châteauneuf) Fransızca öğrendi. 1849' da devlet hesabına maliye öğrenimi için Fransa'ya gönderildi. Dönüşünde bir müddet aynı kalemde vazifeye devam etti.

Reşid Paşa'nın yardımıyla Meclisi Maarif üyeliğine getirildi (1855). Önce Agâh Efendi ile beraber "Tercüman-ı Ahval" (1860), sonra tek başına "Tasvir-i Efkâr" (1862) gazetelerini çıkardı. Bu dönemde, Yusuf Kâmil Paşa, Subhi Paşa, Ahmet Vefik Paşa ile dost oldu. Onların "Tasvir-i Efkâr"a yazı yazmalarını sağladı.

22 Şubat 2020 Cumartesi

ŞİMŞİR (ağaçcık)

ŞİMŞİR  genellikle kireçli çorak yamaçlarda biten, çok sert sarı odunlu ağaçcıktır. Şimşirgiller familyasındandır (buxus sempervirens). Her zaman yeşil ve basit yapraklıdır.

Şimşirin boyu iklime göre değişim gösterir. Cüce şimşir bahçelerde kenar süsü olarak yetiştirilir. Bütün şimşir türlerinin keskin bir kokusu ve acı bir tadı vardır. Çok sıkı olan odunundan; tavla taşı, satranç taşı, müzik aleti, tarak, kaşık, kepçe vb. yapılır. 

Kafkasya ormanlarında yetişen şimşirler gravürcülük işinde kullanılır. 

20 Şubat 2020 Perşembe

ŞİGA NAOYA (romancı)

JAPON  roman yazarı, 1883 yılında Miyagi'de doğdu. Titiz üslûpçuluğuyla genç neslin çok benimsediği kısa romanlar (kurgu ve özyaşam öyküleri) yazdı. "Şirakaba" edebiyat dergisinin kurucularındandı. Tedirgin (huzursuz) bir yaratılışı vardı. Yavaş yavaş bu durumu yatıştı ve sonunda Hristiyanlık diniyle ilişkisini kesti. Şiga Naoya, 1971' de Şizuoka'da öldü.

Eserleri :  "Aru Asa (bir sabah) (1908)", "Vakai (uzlaşma) (1917)", "Han no Hanzay (hokkabazın suçu) (1913)", "Anya Koro (kara gecedeki yol) (iki bölüm halinde 1921-37)".

18 Şubat 2020 Salı

TARAS ŞEVÇENKO (şair)

UKRAYNALI  şair, 1814 yılında Morintzy, Kiev'de doğdu. Serf (toprak işçisi) ana babadan dünyaya geldi. Küçük yaşta memleketini terkederek Petersburg'a gitti. Güzel Sanatlar okulunda "resim"  öğrenimi gördü. 1840' da Ukrayna lisanıyla "Kobzar (halk şairi)" adlı bir şiir kitabı yayınladı ve büyük ün kazandı.

Ukrayna'ya dönünce Kiev üniversitesine çağrıldı (1845). Orada aşırı radikal bir tutumla toplumsal ve milliyetçi bir eyleme girişti. 1846' da "Kiril ve Metodiy" derneğinin kurulmasında öncü oldu. Bu derneğin programında; "serfliğin kaldırılması, tam bir toplumsal eşitlik ve Slav ülkelerinin federal demokratik cumhuriyetler haline getirilmesi" öngörülüyordu.

Ertesi yıl dernek Rus hükümeti tarafından kapatıldı, üyeleri sürüldü veya askere alındı. Şevçenko, Orenburg'daki bir askerî birliğe gönderildi. Çar 2. Aleksandr, 1857' de onu affetti. Taras Şevçenko, 1861' de Petersburg'da öldü.

Eserleri: "Kobzar", "Katerıyna", "Naymıyçka", "Mariya", "Haydamah" lar. İlhamını halktan alan bu eserleriyle Şevçenko, Ukrayna millî edebiyatının kurucusu sayılır.

16 Şubat 2020 Pazar

TURGAY ŞEREN (sporcu)

TÜRK  futbolcusu, 1932 yılında Ankara'da doğdu. Spora Galatasaray lisesinde "voleybol" oynayarak başladı. 1948' de Galatasaray futbol takımının kalecisi oldu. 1950' deki İran maçıyla da millî oldu. 1948' den 1968 yılına kadar Galatasaray kulübünde ve Türk millî takımında kalecilik yaptı.

51 kez millî formayı taşıyarak en çok millî olan futbolcu ünvanına erişti. Futbol Federasyonu tarafından "altın şeref madalyası" ile ödüllendirildi. 10 sene Galatasaray futbol takımının, 33 maçta da Millî futbol takımının kaptanlığını yaptı.

Futbolu bıraktıktan sonra Galatasaray, Vefa, Mersin İdmanyurdu futbol takımlarında antrenörlük yaptı. Daha sonra gazete ve televizyonlarda spor yazarlığı ve yorumculuğa başladı.

Turgay Şeren, sezgi ve refleksleri güçlü, iyi yer tutan ve topu çok iyi takip eden bir kaleci olarak değerlendirildi. Şeren, 2016' da İstanbul'da öldü.

14 Şubat 2020 Cuma

ŞEMPANZE (maymun türü)

AFRİKA'NIN  Atlantik tarafında bulunan kuyruksuz büyük maymun tipidir. Erkeği  1,70 m boyunda, dişisi  1,30 m boyundadır. Şempanze (pan troglodytes), hayvanların en akıllısıdır (insansılar grubunun darburunlu maymunlar alttakımından). Kulakları büyük, yüzü çıplak, beyaz veya siyahtır. Ortalama ömrü  40  yıl kadardır.

Kolları dizlerine kadar sarkar. Ellerindeki ikinci parmak kemiğinin sırtına dayanarak dört ayak üzerinde yürür (ellerini ters basar).

Kaburgaları 13  çifttir. Çevik ve uzun boyludur. Ormanlarda yaşar, yerde oynayarak koşar, sonra dallara tırmanır. Yiyecek temini için gerektiğinde sopa gibi araçlar kullanabilir. Ağaçlarda yuva kurar. Meyve, yumurta ve böceklerle beslenirler.

Şempanzenin hamilelik müddeti  236 gündür (insanda 281,5 gün). Çok duygulu bir hayvandır. Anne-yavru ilişkileri uzun sürer. Şempanzeler Gine'de, Gambiya'da, Albert ve Victoria göllerine kadar ekvatoral Afrika ormanlarında yaşarlar.

12 Şubat 2020 Çarşamba

ŞEMSEDDİN SAMİ (yazar)

OSMANLI  yazarı ve dilci, 1850 yılında Fraşer-Yanya'da doğdu. Yanya'da Zossimaia Skoli adlı Rum lisesini bitirdi (1868). Bir süre Yanya'da "Mektubî kalemi"nde çalıştı. 1871' de İstanbul'a yerleşti. "Matbuat kalemi"ne girdi. Ebuzziya Tevfik'in çıkardığı "Sirac" gazetesinde çalıştı. "Hadika" gazetesinin yazı işlerini idare etti (1873).

Trablusgarp'ta çıkan "Vilâyet" gazetesini yönetmekle görevlendirildi (1874). Bir yıl sonra İstanbul'a dönünce bir müddet gazetelerde çalıştı. 1876' da "Sabah" adlı bir gazete çıkardı. "Cezayir-i Bahr-i Sefid" valiliğine tayin edilen Sava Paşa'nın mühürdarı olarak Rodos'a gitti (1877). Yanya'da, Rus seferi dolayısıyla Âbidin Paşa'nın başkanlığında kurulan "sevkiyat-ı askeriye" komisyonunda kâtip olarak çalıştı.

İstanbul'a döndü, Mihran Efendi'nin çıkardığı "Terceman-ı Şark" adlı gazeteye yazar olarak girdi. "Cep kütüphanesi" için küçük kitaplar hazırlandı. "Aile" ve "Hafta" dergilerini çıkardı. Mabeyinde kurulan "Teftiş'i Askeri" komisyonuna önce kâtip sonra da başkâtip oldu (1893). Hayatının sonuna kadar bu vazifede kaldı. Son yıllarında Erenköy'deki köşkünde (mecburi) ikâmete memur edilen Şemseddin Sami, 1904' de İstanbul'da vefat etti.

ESERLERİ :

Şemseddin Sami, bir yandan gazete ve dergilerde yazılarını sürdürürken, diğer yandan roman, tiyatro türünde eserler, dilbilgisi ve öğretici nitelikte kitaplar da yazdı. Türkçe-Fransızca lûgat hazırladı. Osmanlıcanın en geniş ve en güvenilir lûgatını meydana getirdi.

8 Şubat 2020 Cumartesi

ŞEFTALİ (meyve)

ŞEFTALİ,  "gülgiller" familyasındandır (Prunus persica). Anayurdu Asya'dır. Farsça ismi "şeft-alu"dur. Ilıman ve sıcak ülkelerde bahçelerde yetiştirilir. Meyvelerin olgunlaşması için bol ışık ve ısıya ihtiyaç vardır. Türkiye'nin, özellikle Bursa ve dolaylarının iklim ve toprağı şeftali yetiştirilmesine çok elverişlidir. İklimi daha serin olan Avrupa ülkelerinde, şeftali bahçelerinde dona karşı tedbirler alınır.

Şeftali bahçeleri zengin topraklarda aşılı fidanlarla kurulur. İlk yıllarda terbiye ve şekil budamaları yapılır. Ağaç şeklini almaya başladığı zaman kışın meyve budaması (kuru budama), yazın ise yeşil budama yapılır. Meyveler bir yıllık dalda oluşurlar.

Şeftali "A" vitaminince zengindir. Şeftaliler iki büyük gruba ayrılır; kabuğu havlı olanlar ve kabuğu düz olanlar. Kabuğu düz olanlar daha az makbuldür. Kabuğu havlı olan şeftalilerin eti beyaz, kırmızı veya sarı olur. Bunların çekirdeğe yapışık ve yapışık olmayan çeşitleri vardır. Eti çekirdeğe yapışık olanlara "et şeftalisi" denir. Bunlar pek makbul sayılmaz. Eti çekirdeğe yapışık olmayanlara ise "yarma şeftali" denilir.

Şeftali yaz ve sonbahar aylarında taze olarak yenilen hoş bir meyvedir. Meyve suyu olarak da içilir. Şeftali çiçeği önceleri "hafif müshil" ve "solucan düşürücü" olarak kullanılırdı. Şeftalinin; kompostosu, reçeli, şurubu ve marmelâtı yapılır. Pasta, jöle ve turtalarda garnitür olarak kullanılır.

6 Şubat 2020 Perşembe

MEHMED ŞEFİK BEY (hattat)

OSMANLI  hattatı, 1819 yılında İstanbul'da doğdu. Divanı Hümayun'a memur olarak girdi. Ali Vasfi Efendi'den sonra Kazasker Mustafa Efendi'den yazı dersleri aldı. 1835' de "Hacegânlık" rütbesini aldı. 1845' de Hademei Hümayun'a yazı hocası oldu.

Sultan Abdülmecid'in Sakız'da tamir ettirdiği caminin yazıları için bir süre orada kaldı. Özellikle "aklamı sitte" ve "divanî" yazılarda ustalaştı. Zelzeleden zarar gören Bursa Ulucamii'nin duvar yazılarını elden geçirdi. "Celi divani" ile ilginç levhalar yazdı.

Eserleri arasında: İstanbul Üniversitesi'nin kapısı üzerindeki "sülüs" ve "celî" yazıları; 2 Kur'an; 8 delaili hayrat; murakka ve kıtalar vardır. Mehmed Şefik Bey, 1880' de İstanbul'da öldü. 

4 Şubat 2020 Salı

SÜVEYŞ KANALI

KIZILDENİZ'DE  Süveyş Körfezi'ni, Mısır topraklarından geçerek Doğu Akdeniz'e bağlayan su kanalı. Süveyş şehri, ortaçağda bir ticaret transit merkeziydi.

Osmanlılar Mısır'a hâkim olunca, Padişah 1. Selim Süveyş'te bir deniz üssü kurdu. Şehre kemerlerle su getirildi. Kanalın açılmasından sonra Süveyş, Mısır'ın en büyük şehirlerinden biri oldu.

Süveyş'ten Akdeniz'e sefere elverişli bir su yolu kurmak için ilk denemeler Eskiçağda yapıldı. Firavun Neko zamanında, Milattan önce 600' e doğru; Nil, Timsah gölü ve Kızıldeniz arasında bir kanal açılmaya başlandı. 2. Ptolemaios zamanında, Mö: 3. yy.'da bitirilen bu kanal, sonraki yıllarda dönem dönem kullanıldı. 776' da kullanımı tamamen bırakıldı.

2 Şubat 2020 Pazar

SÜSEN (çiçek)

SÜSEN,  soğanlı veya köksaplı çok yıllık bir bitkidir. Pek çok melez çeşidi süs bitkisi olarak yetiştirilir. Süsenler, basit saplı veya sapları az dallı bitkilerdir. Yaprakları kınlı ve iki sıralıdır. Çiçekleri iri, kokulu ve güzel görünüşlüdür. Ilıman bölgelerde yetişir.

Bazı türleri şunlardır: Büyük sarı çiçekli bataklık süseni; pis kokulu süsen; cüce süsen vb. Eskiden hekimlikte kullanılan süsenin köksapı güzel kokar. Bundan "süsen esansı" elde edilir. Süsen esansı için en uygun tür; "İ. pallida" veya "İ. Floreutina" dır.

Süsen esansı bazı burun damlalarında kullanılır.

29 Ocak 2020 Çarşamba

SÜPÜRGEÇALISI (çiçek)

DOĞU  Akdeniz çevresinde, Batı ve Güney Avrupa'da, Kuzey Afrika'da yetişen, "katırtırnağı"na benzer bir ağaççık.

Parlak sarı çiçekli, üç yaprakçıktan oluşan bileşik yaprakları vardır. Sert ve uzun dalları süpürge yapımında kullanılır.

"Baklagiller" familyasındandır (Cytisus scoparius). Yeşil meyvaları ve sapları aromatik amin grubu ihtiva ettiğinden damar genişletici (tansiyon düşürücü) özellik taşır.

Ayrıca dallarından kalp güçlendirici spartein elde edilir.

25 Ocak 2020 Cumartesi

SÜPREMATİZM (sanat akımı)

RUS  ressam Maleviç'in kurduğu öncü sanat akımı. Maleviç, "Kübizm ve fütürizmden süprematizme" başlığını taşıyan manifestosunda (1916' da Sen Petersburg'da yayınlandı), hareketin 1913' de başladığını belirtir. "Sanatı nesnenin gereksiz ağırlığından kurtarmayı" isteyen harekettir.

Kurucusu, 1918' de Moskova'da sergilenen "Beyaz zemin üzerinde siyah kare" ve "Beyaz zemin üzerinde beyaz kare" adlı eserlerinde tanıklık ettiği gibi, geometrik şekillerin kullanılmasına dayanan soyutlamayı sonuna kadar zorladılar.

Manifestolar ve konferanslarla yayılan ve mimarîde de temsil edilen süprematizm, Bauhaus akımı üzerinde etkili oldu. Süprematizm, "geometrik soyutlama", "minimal art" ve "kavramsal sanat" gibi bazı  20. yy. sanat akımlarının da habercisidir.

Maleviç  -  "Süprematizm 418"

23 Ocak 2020 Perşembe

SÜNNET OLMAK

ERKEK  çocuğun üreme organının (penis) ucunda bulunan derinin çepeçevre kesilmesidir. Cerrah tarafından yapılan tehlikesiz bir müdahaledir.

Kur'anı Kerim'de "sünnetullah (Allah'ın sünneti)" adıyla anılan sünnet, "Tanrı yolu" mânâsına gelir. Genellikle Hz. Muhammed'in koyduğu kurallar ve müslümanlara gösterdiği yol demektir.

İslâm'a göre; bütün erkek çocuklarının bulûğa ermeden evvel sünnet edilmeleri, bu işlem esnasında dua edilmesi, Kur'an okunması, çocuğa Allah'tan iman sağlamlığı dilenmesi gereklidir. İslâm ülkelerinde çocuklar tek tek veya toplu olarak sünnet edilirler. Anadolu'da sünnet genellikle düğün veya küçük çaplı eğlenceler eşliğinde yapılır. Bazı dindar çevrelerde ise; çalgı, oyun yasak olduğu için sünnet sadece dualar okunarak yapılır. 

Sünnet edilecek çocuğun yatacağı oda süslenir, döşenir. Yatağın başucuna işlemeli muhafaza içinde Kur'anı Kerim asılır. Etrafa güzel kokular serpilir. Ortaya şekerlemeler konulur. Çocuğa yakınları tarafından çeşitli hediyeler verilir ya da vadedilir.

Düğünde çocuk, sırmalı işlemeli başlık, ipekli, yakası kurdeleli entari giyer, başlığına veya omuzlarına işlemeli "Maşallah" yazısı asılır.

Sünnet düğünlerinde kurban kesme geleneği de vardı. Osmanlı saraylarında şehzadeler için büyük sünnet törenleri düzenlenmiştir. Bunların 40 gün 40 gece sürenleri de olurdu.

Sünnet, çok eski zamanlardan beri; Yahudiler, Müslümanlar ve birçok Afrika halkı tarafından uygulanmaktadır. Yahudiler'in inancına göre; "Yahve", bu âdeti, Hz. İbrahim ile bağdaşmasının görünür bir işareti olmak üzere koymuştu. Hristiyanlar'da sünneti farz sayan tek kilise Habeşistan kilisesidir.

Sünneti bir sağlık tedbiri olarak yorumlayan ilk tarihçi Herodotes'dir. Bazı toplumlarda sünnetin, delikanlıların topluma kabul edildiklerini ifade etmek için yapıldığı ileri sürülebilir. Bir görüşe göre de sünnet, bir çeşit kurban törenidir. Bu törende kişi, hayatını borçlu olduğu Tanrısına gövdesinin bir parçasını kurban eder. Philon'a göre; cinsel günahlardan vazgeçmenin sembolü olarak ortaya çıkmıştır.

İslâm'ı sonradan kabul edenler, hangi yaşta olursa olsunlar sünneti uygularlar. Sünnet olmayan bir erkek müslüman olarak kabul edilmez. Sünnet ile kesilen parça hemen toprağa gömülür

19 Ocak 2020 Pazar

SÜLEYMAN NAZİF (şair ve yazar)

TÜRK  şair ve yazarı, 1870 yılında Diyarbakır'da doğdu. Şair ve tarihçi Said Paşa'nın oğlu. Özel öğrenim gördü. Ziya Paşa ile Namık Kemal'in tesiri altında kaldı. 1897 yılında Paris'e kaçtı. Dönüşünde, 2. Abdülhamid tarafından, "vilâyet mektupçuluğu" vazifesiyle Bursa'ya gönderildi.

1908 Meşrutiyet'inden sonra, Ebuzziya Tevfik ile "Tasvir-i Efkâr" gazetesini çıkardı. 1909' da Basra, 1910' da Kastamonu, 1911' de Trabzon, 1913' de Musul, 1914' de Bağdat valiliklerinde bulundu. 1915' de görevinden ayrılarak İstanbul'da yazı hayatına devam etti.

İstanbul'un işgâli sırasında (1918), "Hadisat" gazetesinde yazdığı "Kara bir gün" adlı makalesi üzerine kurşuna dizilme tehlikesi geçirdi. Bir ara Malta'ya sürüldü (1920). Sürgünden dönünce yeniden gazeteciliğe başladı. "Resimli Gazete"de makaleler yazdı.

Süleyman Nazif, daha çok Namık Kemal ve Tanzimat edebiyatı geleneğini sürdüren bir yazardır. Dili ağır ve ağdalıydı, Osmanlıcayı ve Osmanlılığa bağlı değerleri savundu. Türkçenin, Arapça ve Farsçanın katkısı olmadan, insan duygu ve düşüncelerini ifade etmeye kâfi olmadığı görüşündeydi.

Kurtuluş savaşından sonra, Cumhuriyete, Batılılaşmaya ve yapılan tüm yeniliklere karşı çıktı. Ziya Gökalp'ın Türkçülüğünü acı bir dille eleştirdi. Süleyman Nazif, 1927' de İstanbul'da öldü.

Eserleri :  Gizli Figanlar (şiirler, 1906); Malta Geceleri (nesirle karışık şiirler, 1924); Batarya ile Ateş (nesirler, 1918) ; Mehmed Âkif (inceleme, 1924); Fuzulî (inceleme, 1926); İki Dost (inceleme, 1926)

17 Ocak 2020 Cuma

SÜLEYMANİYE CAMİİ


KANUNΠ Sultan Süleyman'ın emriyle, Mimar Sinan tarafından, İstanbul, Süleymaniye semtinde inşa edilmiş cami. 1550 - 1557  yılları arasında yapıldı. Klâsik Osmanlı mimarisinin en büyük eserlerinden biri olan bu cami, Mimar Sinan'ın ikinci önemli camisidir. İnşasına  60  yaşında başladığı bu camiyi Sinan, "kalfalık" eseri olarak sayar.

Boğaz ve Haliç'e hâkim bir tepe üzerinde yer alan cami, çevresindeki binalarla beraber büyük bir "külliye" halindedir. Bu, İstanbul'da Fatih külliyesinden sonra kurulmuş ikinci büyük külliyedir. Külliyenin merkezini meydana getiren caminin planı, biri avlu diğeri esas cami olmak üzere iki kareden oluşan bir dikdörtgen şeklindedir. Caminin çevresinde; dârüttıp, medreseler, dârülkurra, sıbyan mektebi, hamam, imaret, bimarhane ve çarşı gibi sosyal yapılar yer almıştır.

13 Ocak 2020 Pazartesi

LÉOPOLD SURVAGE [STURZWAGE] (ressam)

RUS  asıllı ressam, 1879 yılında Moskova'da doğdu. Moskova Güzel Sanatlar okuluna gitmeden evvel, piyano yapımcısı olan babasının atölyesinde marangozluk öğrendi. 1908' de Paris'e yerleşti ve 1911' de Bağımsız Ressamlar Salonu'na (kübistlerin salonu) girdi.

İlk özel sergisinin kataloğunda "Guillaume Apollinaire" imzasıyla bir tanıtım yazısı yer alıyordu. 1912' den sonra "Renkli ahenk" adıyla 7 "Senfonimaketini yaptı (bunlardan 5 tanesi New York modern sanatlar müzesindedir). Bunların, nonfigüratif sanatın sinemaya girmesine yol açtığı sanılır.

Sanatçı, süsleyici bölümlere ayırarak mekâna yeni bir anlam kazandırırken, eserlerinde düşünceye de büyük yer verdi ("İkaros'un düşüşü", "İnsan yarı hayvan yarı melek"). Liège Kongre sarayına  24 x 5  metre ebadında büyük bir fresk yaptı (1959). Birçok eser resimledi, Rus baleleri için dekorlar ve elbise modelleri hazırladı. Léopold Survage, 1968' de Paris'te öldü.

Léopold Survage  -  Balıkçı  (1927)

11 Ocak 2020 Cumartesi

İSTANBUL SURLARI

BİZANS  devrine ait en önemli sur İstanbul'dadır. İstanbul'un ilk surları şehrin kuruluş tarihlerinde yapıldı (Milattan önce: 657). Bu surlar Sirkeci yakınlarından başlayarak Sarayburnu ve Marmara kıyılarını takip eder; burnu dolaşarak bugünkü Sultanahmet Camii'nin deniz tarafından bugün Ayasofya'nın bulunduğu tepelere doğru ilerler ve Sarayburnu tepesini kısmen içine aldıktan sonra tekrar Sirkeci'de son bulur.

Roma imparatoru Septimus Severus (hükümdarlığı: 193 - 211 yılları arası), Bizans'ı işgâli sırasında bu surları tahrip etti. Sirkeci çevresinde bu ilk surlara ait parçalar son zamanlara kadar duruyordu. Sultan Abdülaziz devrinde (hükümdarlığı: 1861 - 1876) demiryolu yapılırken bu surlar da ortadan kaldırıldı.

Septimus Severus, İstanbul'da bazı binalarla beraber yine Sirkeci yakınlarından başlayan Sarayburnu'nu ve Sultanahmet meydanını içine aldıktan sonra karaya yönelerek Ayasofya yakınında son bulan bir sur yaptırdı. Daha sonra Büyük Constantinus (hükümdarlığı: 306 - 337), Marmara kıyısında Ahırkapı'dan başlayarak Samatya'ya kadar uzanan ve buradan karaya yönelen, Cerrahpaşa ve Fatih bölgelerini içine aldıktan sonra Haliç'e uzanan ve Haliç'ten Sirkeci'ye kadar devam eden bir surla şehir çevrildi.

9 Ocak 2020 Perşembe

SULUBOYA RESİM

SULANDIRILMIŞ  boya ile kâğıt veya mukavva üzerine yapılmış resim. Renklerinin saydamlığını kaybeden guvaştan farklı olarak, suluboya yalaması saydam kalır. Suluboya resimde, kâğıdın beyazlığı, renkler arasında sezilir ve açık renkler olduğu gibi kalır.

Suluboya ile guvaşı birleştirmek için bazı çabalar gösterilmiştir. Bunlara "guvaşlı suluboya" denilir. Suluboyalar berraktır ve çabuk bozulur. Buna karşılık onlarda bir tazelik vardır ve hızla yapılmaları mümkündür.

Turner, Bonington ve Fielding kardeşler, suluboya sanatını Fransa'ya getirmişlerdir. Géricault, Decamps, Eugène Lami ve özellikle Delacroix gibi romantik ressamların çoğu suluboya resimler yapmışlardır. Hayvanları eserlerine konu eden ressam ve heykeltraş Barye dışında, Barbizon okulunun manzara uzmanı ressamları, yağlıboyayı suluboyaya tercih etmişlerdir.

"İzlenimciler", gelip geçici izlenimleri tespit etmek için akıcı olan ve çabukluk sağlayan suluboyadan geniş ölçüde faydalanmışlardır. Önceleri Bonington'un oynadığı öncülük rolünü, o sıralarda Jongkind oynamıştır. Monet'nin öğretmeni olan Eugène Boudin, daha sonraları Seurat, Signac ve Cross gibi "yeni-izlenimciler" ve Dunoyer de Segonzac suluboya resmin ustalarıdır.

John Singer Sargent - Venedik kanalı  (suluboya)

7 Ocak 2020 Salı

SULTANAHMET CAMİİ (Mavicami)

SEDEFKÂR  Mehmet Ağa tarafından, 1. Ahmed adına, İstanbul Sultanahmet meydanında yapılan cami (1609 - 1616). Caminin önü ve iki yanı, geniş bir dış avluyla çevrilidir. Çevresi pencereli bir duvarla kuşatılan bu dış avluya, 3' ü cephede olmak üzere 8 kapıdan girilir.

Caminin iki ayrı kareye yakın planı vardır. Birinci (öndeki) kare (iç avlu)  26  tane granit mermer ve porfir sütûna oturtulan  30  kubbeyle çevrilidir. Mermer döşemeli olan avluda, çevresinde 6  mermer sütûn bulunan bir şadırvan vardır. Şadırvan kemerleri, kabartmalı olarak "rumî" geçmelerle; köşebentleri de kabartma lâle ve karanfil motifleriyle süslüdür.

İç avluya, biri cepheden, ikisi yandan merdivenle çıkılan 3  kapıdan girilir. Bu kapılar ve cümle kapısı bronzdandır. İkinci kare (caminin harem kısmı)  64 x 72  metre ölçülerinde bir alanı kaplar ve çapı 24 metre, yüksekliği 43 metre olan bir orta kubbeyle örtülüdür. Bu kubbe, 4 büyük "filayağı" üzerine binen 4 büyük kemere, pandantiflerle oturur. 5 metre çapında olan bu ayaklar, aşağıdan yukarı doğru  yivlidir. Bu yivler, ayaklara yumuşak bir görünüm sağlar.

3' er eksadra ile genişletilen sivri kemerli 4 yarım kubbe, caminin içine büyük bir hacim verir. Aşağıdan yukarıya 5 sıra olarak istiflenen 260 yuvarlak kemerli pencere, yapıya büyük bir hafiflik ve hiçbir camide görülmeyen bir ışık sağlar.

Caminin sol köşesinde "hünkâr mahfeli" yer alır. Mozaik ve yeşim süslemeli mihrabı, sedefli kapısı, turkuaz üzerine altın yaldızla yazılı çinileri, süsleme bakımından büyük bir değer taşır. Mahfelin oyma ve kabartma işleri, mermer korkulukları, taş işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır.

Mahfelin yanında, 1. Ahmed'in bir çilehanesi (itikaf köşesi) bulunur. Hünkâr mahfelinin camiden ve "Kasrı Hümayun"dan da girişi vardır. Mahfelin altındaki ahşap tavan da süsleme bakımından zengindir.

Caminin duvarları 16. yy. sonuyla 17. yy. başlarına ait çini panolarla kaplıdır. İnşaat defterlerine göre; burada  21 043  çini kullanıldı. Çinilerdeki motifler sayılamayacak kadar çoktur. Camideki yazılar, devrin ünlü hattatlarından Ahmed Gubarî tarafından yazıldı. Sedef işleri mimarın kendisi tarafından yapıldı. Zamanla bozulan kalem işleri, eski özelliklerini korur.

Caminin diğerlerinde olmayan özelliklerinden biri de  6  minareli olmasıdır. Ana kapının iki tarafında yer alan minareler ikişer şerefeli, köşelerde yer alanlar üçer şerefelidir. Cami bu 6 minare ve kubbesiyle, Ayasofya'nın ağırlığı karşısında, hafifliğin ve inceliğin başarılı bir örneğidir.

Cami; Sultan Ahmed'in türbesi, misafirhane, imaret, medrese, dârüşşifa, çarşı gibi yapıların merkezi durumundaydı. Atmeydanı'nın (Sultanahmet) bir ucunda yer alan bu binalar, sonradan ortadan kaldırıldı. Caminin sol tarafında bulunan Kasrı Hümayun da yandı.

5 Ocak 2020 Pazar

LOUİS HENRİ SULLİVAN (mimar)

AMERİKALI  mimar, 1856 yılında Boston'da doğdu. Çıraklığını Chicago'da, ilk gökdelenin mimarı W. Le Baron Jenney'nin yanında yaptı. Öğrenimine Paris'te Güzel Sanatlar okulunda, Vaudremer'in atölyesinde devam etti (1874).

İtalya'ya gitti, sonra Chicago'da mühendis Dankmar Adler ile ortak oldu. Bu şehirde beraber yaptıkları binaların en önemlisi; akustiğe elverişli parabolik tavanı ve eğri çatısıyla  6 bin kişilik "Auditorium"dur.

Yine ikisi birlikte, 1890' da Saint-Louis'de "Wainwright Building" adlı gökdeleni yaptılar. Sullivan, tek başına, 1899-1904 yılları arasında Chicago'da, orantıları bakımından bütünlük ve yetkinlik şaheseri sayılan "Carson", "Pirie Scott and Co" mağazalarını yaptı. Bu onun son eseridir. Kısa zamanda ayyaşlığa ve yoksulluğa düşen Louis Henri Sullivan, 1924' de Chicago'da öldü.

Louis Henri Sullivan  -  Auditorium    (Chicago)

3 Ocak 2020 Cuma

SUCUK (gıda ürünü)

SUCUK,  içine baharlı maddeler konularak yoğrulan et kıymasının, kurutulmuş bağırsaklara doldurulmasıyla yapılan bir çeşit gıda ürünüdür.

Sucuk yapımında manda, malak veya sığır eti kullanılır. Bunların içine bazen koyun eti de katılır. Yağlı ve lezzetli olması için kuyruk kıyması karıştırılır.

10 kilo sucuk yapmak için gerekli malzemeler: 

5 kilo sığır kıyması, 5 kilo manda veya malak kıyması, 1 kilo koyun kuyruk kıyması, 70 gram karabiber, 40 gram kırmızı biber, 70 gram kimyon, 5 gram tarçın, 5 gram zencefil, 5 gram nitrat, 5 gram yenibahar, 100 gram ezilmiş sarımsak.

Bu malzeme karıştırılarak iyice yoğrulur. Önceden kurutulmuş olan bağırsaklar ıslatılarak yumuşatılır ve karışım bağırsaklara doldurularak kurutulur. Bazı bölgelerde kıymaya daha fazla baharat karıştırılır.

1 Ocak 2020 Çarşamba

PİERRE SUBLEYRAS (ressam)

FRANSIZ  ressam ve gravürcü, 1699 yılında Saint-Gilles-du-Gard'da doğdu. 1726' da Roma ödülünü aldı. Roma'ya yerleşti. Başlıca eserleri: "Styx'in gölgelerini aşan Charon", "Aziz Ambrosius imparator Theodosius'u bağışlarken", "14. Benedictus'un portresi", "Aziz Benedictus bir bahçıvanın çocuğunu diriltirken" Pierre Subleyras, 1749' da Roma'da öldü.

Pierre Subleyras  - Aziz Benedictus bir bahçıvanın çocuğunu diriltirken  (1744)

30 Aralık 2019 Pazartesi

GİLBERT STUART (ressam)

AMERİKALI  ressam, 1755 yılında Newport yakınları, Rhode İsland'da doğdu. Edinburg'da okudu, Londra'da yaşadı. 18. yy. İngiliz okulundan etkilendi. Doğallık eğilimi ve zarif fırça darbeleriyle İngiliz tarzına yakın birçok portre yaptı. Gilbert Stuart, 1828' de Boston'da öldü.

Gilbert Stuart  -  Bayan  Richard Yates   (1793)

26 Aralık 2019 Perşembe

ALAJOS STROBL (heykeltraş)

MACAR  heykeltraş, 1856 yılında Kiraly Lehota'da doğdu. Budapeşte Güzel Sanatlar okulunda profesör oldu. Birçok heykeltraş yetiştirdi. Çağdaşlarının büstlerini (Déak, Munkacsy) ve Budapeşte'de birçok anıt yaptı:

Buda tepesinde "Aziz Stephanus'un atlı heykeli" ; krallık şatosu yakınında "Kral Matyas avlanırken"; konservatuarın cephesinde "Franz Liszt"; merkez mezarlığında "Kossuth'un mezarı"; "Janos Arany" ve "Semmelweis"ın heykelleri. Bunlardan başka, müzede, "Meryemanamız" ve "Karoly Lotz" adlı heykelleri vardır. Alajos Strobl, 1926' da Budapeşte'de öldü.

Alajos Strobl  -  Aziz Stephanus'un atlı heykeli

23 Aralık 2019 Pazartesi

ANTONİO STRADİVARİUS (keman yapımcısı)

GELMİŞ  geçmiş keman yapımcılarının en ünlüsü ve en çok taklit edileni, 1644 veya 1648 yılına doğru İtalya'nın Cremona şehrinde doğdu. İmzalı ilk eserleri 1666 tarihini taşır. Niccolo Amati'nin öğrencisiydi; fakat daha güçlü bir ses elde etmek için ustasının örneklerini bir yana bıraktı. Amacına ulaşmak için tonozlarda değişiklik yaptı, kapakların kalınlığını maharetle ayarladı ve akustik bakımdan üstün çalgılar yaparak, bu işin ustası olduğunu kabul ettirdi.

Hayatının sonuna kadar, her işi kendi yapar ve oğullarına (Omobono ile Francesco) ancak ikinci derece işleri yaptırırdı. 1666-86 yılları arasında Amati'nin izinde yürüyerek, kemanın biçiminde değişikliklerle yetindi. 1686-1700 yılları arası durmadan araştırmalar yaptı, hattâ kemanın şeklini bozup, onu ince ve uzun bir çalgı aleti yaptı. Bir müddet sonra "longuet" adını alan bu kemandan vazgeçerek, 1700' e doğru yassı ve geniş, fakat sesi güçlü bir modelde karar kıldı.

En güzel kemanlarını (1100' den fazla) 1700-25 yılları arası yaptı. Bunların 400' ü dünyanın her tarafına dağılmıştır. Paris konservatuarının "Çalgılar müzesi"nde ustanın 5 kemanı, 1 cep kemanı, 1 sistresi ve atölyesinden gelme kalıpları vardır.

Avrupa'nın bütün sarayları onun müşterisiydi. Cremona'da: "Stradivarius gibi zengin" sözü dillerdeydi. Kemanlarının üstünlüğünü; tahtanın seçimi (iyi cins köknar ağacı), kemanın kapaklarını tutturan çeşitli parçaların (kapaklar, tonozlar, FF vb.) birbirlerine göre tam bir orantı ve denge içinde bulunması ve kullanılan vernik tipi sağlardı. Bir tertibe göre kendi eliyle hazırlayıp sürdüğü verniğin nasıl bir karışım olduğu bilinmemektedir.

Antonio Stradivarius, 1737' de Cremona'da öldü. Çalgılarından bazılarını tamamlayan oğulları, asla babalarının çapına ulaşamadı. Cremona müzesi, bu ünlü keman yapımcısına bir salon ayırmıştır.

22 Aralık 2019 Pazar

NİCOLAS STONE (heykeltraş)

İNGİLİZ  heykeltraş ve mimar, 1587 yılında Woodbury, Exeter yakınları'nda doğdu. Bir müddet Amsterdam'da kaldı. Orada, ustası Hendrick de Keyser'in kızıyla evlendi. Sonra İngiltere'ye döndü. Burford ve Londra'da birçok anıt-mezar yaptı:  Saint Paul'de, şair John Donne'ın heykeli; Westminster'de, sir Francis Vere'in mezarı. Mimar Inigo Jones tarafından Whitehall'un müteahhitliğine getirilen Nicolas Stone, 1647' de Londra'da öldü.

Nicolas Stone  - John Donne'ın mezar heykeli 

16 Aralık 2019 Pazartesi

VEİT STOSS (heykeltraş)

1440 yılına doğru doğdu, nereli olduğuna dair kesin bilgi yoktur; sadece Nürnberg'de iken, 1477' de Krakow'daki Alman Marienkirche'nin yapımevinde mihrap arkalığını yapmak üzere çağrıldığı bilinmektedir. Kendisinden "Alemanus de Norimeerga" diye sözediliyordu, ama Nürnberg, o sıralarda kozmopolit bir sanatçılar pazarıydı, bu küçük bilgi onun nereli olduğunu belirtmeye kâfi olmadı.

Krakow'daki büyük oyma arkalık, onun gotik heykelciliğinin en büyük ustalarından biri olduğunu gösteriyor. 5,34 metre yükseklikte, 7,25 metre genişlikte olan bu arkalıkta "Meryem" ile ilgili sahneler yer almaktadır. Esas sahne, ıhlamur ağacından oyulmuş büyük figürlerden meydana gelen "Meryem'in ölümü" sahnesidir; "Meryem'in sevinci ve acısı" sahneleriyle, "Uruç" ve "Apotheosis" sahneleriyle çevrelenmiştir.

Sanatçı, rönesansın getirdiği katkılardan bilerek uzak kalmış ve mükemmel ağaç oyma tekniğinden, tamamen ortaçağa ait bir ifade yoğunluluğu ve lirizm oluşturmuştur. 1486' da bu büyük eseri bitirince, birkaç mezar heykeli daha yaptı. Sonra, Krakow'da sağladığı mühim mevkii bırakarak 1496' da Nürnberg'e döndü.

Bir kalpazanlık işine adı karıştı ve 1503' de teşhir cezasına çarptırıldı. 1505' de imparator Maximilian tarafından itibarı iade edildi. Nürnberg'de "Sankt Sebalt; Sankt Lorenz grubu"; "Karmelit mihrap arkalığı"; "Meryem'in taç giymesi" gibi eserler yapan Veit Stoss, 1533' de Nürnberg'de öldü.

Veit Stoss  -  Nürnberg bâkiresi

Veit Stoss  -  Meryem'in ölümü

14 Aralık 2019 Cumartesi

TOBİAS STİMMER (ressam)

İSVİÇRELİ  ressam ve gravürcü, 1539 yılında Schaffhausen'de doğdu. 1560' a doğru, doğduğu şehre gelip yerleşmeden evvel Yukarı İtalya'ya geziler yaptığı sanılır. Schaffhausen'de yaptığı cephe süslemelerinden yalnız biri (Das Hausaum Ritter, 1567-70) günümüze kalmıştır.

Basel ve Strasbourg'daki basımevleri için resim taslakları yaptı. Strasbourg'daki katedral saatinin yapılışını yönetti. O devir "Germen okulu"nun en güçlü şahsiyetidir. Sağlam ve süslü üslûbu onu, barok sanatının öncülerinden biri haline getirdi. Portreci kabiliyeti de olan Tobias Stimmer, 1584' de Strasbourg'da öldü.

Tobias Stimmer
"Derebeyi  J. Schwytzer'in karısı"

12 Aralık 2019 Perşembe

THÉOPHİLE ALEXANDRE STEİNLEN (ressam)

İSVİÇRE  asıllı ressam ve desinatör, 1859 yılında Lozan'da doğdu. Paris'e 19 yaşında gitti. Önce sanayiyle ilgili desenler çizdi. Montmartre'a yerleşerek Rodolphe Salis'in kabaresi "Chat-Noir" da kendini tanıttı (1884). İlk desenleri Chat-Noir'da yayınlandı. Daha sonra "Gil Blas İllustré" ve "Assiette au Beurre"de çalıştı.

Resimlediği eserler: Kadın şarkıları, Burjuva sevinçleri, Fakirin söylenmeleri, Barabbas.
Ayrıca; afişler, ofortlar ve yağlıboya tablolar da yaptı: 14 Temmuz, Absent, Güzel akşam, Yağmurda, Rüzgârda ve Anatole France'ın portresi.

Hür bir anlayışla, halk geleneklerini tasvir eden sahneler, manzaralar ve ustaca hayvan resimleri çizdi. Özellikle kedi resimleri çok beğenildi. Steinlen, 1923' de Paris'te öldü.

Théophile Alexandre Steinlen  -  Dul  (1896)

Théophile A. Steinlen  -  Midinettes

9 Aralık 2019 Pazartesi

JAN STEEN (ressam)

HOLLANDALI  ressam, 1626 yılında Leiden'de doğdu. Utrecht'te, Nicolaus Knupfer'den; Haarlem'de, Andriaen van Ostade'den; La Haye'de, Van Goyen'den ders gördü. 1649' da Van Goyen'in kızıyla evlendi.

Resim yapmaya manzaralarla başladı. Sonra, çoğu zaman yergili ve ahlâkçı bir anlayışla günlük hayattan sahneler çizdi. Ayrıca bazı dinî konuları da işleyen Jan Steen, 1679' da Leiden'de öldü.

Halkın yaşayışını yansıtan hareket dolu resimlerinin başlıcaları: Hasta kadın, Aziz Nicolaus bayramı, Prensin doğum günü, Doktorun ziyareti, Neşeli arkadaşlık, İstiridye yiyen genç kız, Düğün, Köy cerrahı, Han avlusu, Bir handa şenlik, Yemek, Kötü arkadaşlık, Köyün simyacısı 


Jan Steen  -  Hasta kadın

7 Aralık 2019 Cumartesi

MARK SPİTZ (sporcu)

AMERİKALI  yüzme şampiyonu, 1950 yılında Kaliforniya'da doğdu. 17 yaşındayken katıldığı 1968 Meksiko olimpiyatlarında, 100 metre kelebekte ikincilik aldı;  4 x 100  ve  4 x 200  metre bayrak yarışını Amerika takımının kazanmasında büyük payı oldu.

1972 Münih olimpiyatlarında; 100 metre serbest, 200 metre serbest, 100 metre kelebek ve 200 metre kelebek yüzme stillerinde rekorlar kırarak olimpiyat şampiyonu oldu. Ayrıca; 4 x 100 metre serbest bayrak, 4 x 200 metre serbest bayrak, 4 x 100 metre karışık bayrakta Amerika takımının şampiyonluğunu sağlayarak  7  altın madalya kazanan Mark Spitz, olimpiyat tarihinde görülmemiş bir madalya rekoru kırdı.

5 Aralık 2019 Perşembe

CHAİM SOUTİNE (ressam)

LİTVANYA  asıllı ressam, 1894 yılında Minsk yakınları, Smiloviçi'de doğdu. Vilnius Güzel Sanatlar okulunda okudu. 1911' de Paris'e gitti ve Güzel Sanatlar okulunda Cormon'un atölyesine girdi. Montparnasse'ta, Modigliani ile dost oldu, burada yoksulluk içinde yaşadı, ancak tablo taciri Zborowski sayesinde geçimini sağlayabildi.

Bu tacirin evinde tanıştığı Albert Barnes ve Paul Guillaume'dan yardım gördü. 1920-23 arasında Céret'de sonra Cagnes-sur-Mer'de kaldı. 1930' da Paris'e döndü. Bir süre Chartres yakınlarında Lèves şatosunda yaşadı. 2. Dünya savaşında Champigny-sur-Veude'e sığındı.

Anlatımcı üslûpta natürmortlar, peyzajlar, figürler ve portreler yaptı. Renkleri büyük bir titizlikle kullandı. En iyi tablolarından biri de "Derisi yüzülmüş öküz"dür. Chaim Soutine, 1943' de Paris'te öldü.

Chaim Soutine  -  Mavi elbiseli kadın

Chaim Soutine  -  Cagnes'da evler  (1923)

3 Aralık 2019 Salı

PİERRE SOULAGES (ressam)

FRANSIZ  ressam, 1919 yılında Rodez'de doğdu. Modern resme 18 yaşında başladı. Henüz 27-28 yaşlarındayken, beyaz zemin üzerinde kahverengi veya siyah renkte büyük işaretler veya çizgiler bulunan ilk soyut resimlerini yaptı.

1957' de iki yılda bir düzenlenen Tokyo sergisinde büyük boyutlu tuvalleriyle birinciliği aldı. Bu tuvallerinde; dikkat çekecek kadar geniş kara yüzeyler, sağlam bir ışık-gölge hakimiyetini ortaya koyan bir ışık harelenmesi içinde, mavilerle, aşıboyalarıyla, koyu kırmızılarla kaynaşır. Sanatçı, 1964' de "Carnegie" ödülünü aldı.

Pierre Soulages  -  "Resim 1960"

Pierre Soulages  -  "Resim 26 Aralık 55"

2 Aralık 2019 Pazartesi

CAHİDE SERAP SONKU (aktris)

Cahide S. Sonku ve Hâdi Hün
TÜRK  tiyatro ve sinema oyuncusu, 1916 yılında Yemen'de doğdu. Cumhuriyet özel okulunu bitirdi. Bir müddet İstanbul Belediye konservatuarında okudu. Halkevlerinin temsil kollarında çalıştı. Şehir tiyatrosuna girdi ve "Yedi köyün Zeynebi" adlı oyunda sahneye çıktı. (1932), operetlerde çalıştı. Peş peşe başrol oynadığı oyunlarla ismini duyurdu.

Sonku, 1933' de sinema oyunculuğuna başladı. 1961' de Cahit Irgat ile İstanbul'da "Ortak tiyatrosu"nu kurdu. Yeniden Şehir tiyatrosuna girdi (1963). Birkaç filmde yönetmenliği denedi. Son yılları sefalet içinde (yoksulluk ve alkol müptelâlığı) geçen Cahide Serap Sonku, 1981' de İstanbul'da öldü.

Başlıca oyunları: Müfettiş, Ayaktakımı arasında, Şamdancı, Ocak, Altı kişi yazarını arıyor.
Başlıca filmleri: Bataklı damın kızı Aysel (1933), Akasya palas (1940), Şehvet kurbanı (1941), Yayla kartalı (1945), Senede bir gün (1947), İlk ve son (1955).

30 Kasım 2019 Cumartesi

ANTONİO SOLARİO (ressam)

VENEDİK  asıllı İtalyan ressam (lo Zingaro), 15 - 16. yy.' da yaşadı. 1495 - 1514  arasında çalıştı. Napoli'de Santi Severino e Sossio manastırındaki "Aziz Benedictus'un hayatı" adlı freskleri (1495' e doğru) onun Vicenzo'da, Montagna'nın yanında yetiştiğini gösterir. Manzaraları geniş olarak işleyişinden de Ombria'da kaldığı anlaşılmaktadır.

Solario, 16. yy. başlarında le Marcia'da çalıştı. Loretta yakınlarındaki Osimo'da onun imzasını taşıyan 1503 tarihli bir tablo bulunmaktadır.

Antonio Solario -Aziz Benedictus'un hayatı (fresk detayı)

28 Kasım 2019 Perşembe

GİOVANNİ ANTONİO BAZZİ İL SODOMA (ressam)

İTALYAN  ressam, 1477 yılında Vercelli, Piemonte'de doğdu. 1497' den sonra Milano'da yaşadı ve Leonardo'nun ayrıntılı çalışma tarzını benimsedi. 1505' de Siena yakınlarında Monteolivetto Maggiore manastırında Signorelli'nin bitmemiş fresklerini (Aziz Benedictus'un hayatı) tamamlamakla görevlendirildi.

O sırada Farnesina'yı yapan dostu Peruzzi'nin daveti üzerine giderek, bu ünlü villanın süsleme işine katıldı. Yatak odasına çizdiği "İskender ile Roksane'nin düğünü" eseri Raffaello'nun etkisini taşır. Siena'ya dönünce, San Domenico kilisesinin küçük bir bölümünde (Azize Catherina'nın hayatı) ve San Bernardino kilisesinde güzel freskler yaptı. Sanatçı, 1549' da Siena'da öldü.

Sodoma  -  Azize Catherina'nın hayatı

Sodoma  -  İskender ile Roksane'nin düğünü

26 Kasım 2019 Salı

FRANS SNİJDERS (ressam)

FLAMAN  ressam, 1579 yılında Anvers'de doğdu. Pieter II Bruegel ve Van Balen'den ders gördü. İtalya'ya bir yolculuk yaptı. Dengeli kompozisyonlar halinde natürmortlar yaptı. Natürmortlarında barok esinli bir dinamizm eğilimi gözlenir. Rubens ve Jordaens ile beraber çalıştı. Onların tablolarındaki hayvan ve meyva resimlerini yaptı. Buna karşılık bu ustalar ve Van Dyck, onun tablolarındaki kişileri çizdiler. Frans Snijders, 1657' de Anvers'de öldü.

Frans Snijders  -  Geyik avı

Frans Snijders  -  Sonbahar