Bir kan pıhtısı ile vücut damarlarından birinin yavaş yavaş tıkanmasına "tromboz" denilir. Tıkanan kan damarlarının beslediği bölgede ciddi kan dolaşım bozuklukları meydana gelir. Hele kasık, koltuk altı damarları gibi büyük damarlarda bu tıkanma olursa, bacak ve kollarda morarmalar ve yavaş yavaş kangrenler meydana gelebilir.
Kalp, beyin, böbrek gibi hayati organlarda olan trombozlar çoğu zaman öldürücü olurlar. Trombozlar daha ziyade, kan hastalıklarında, kalp yetmezliğine bağlı kan dolaşım bozukluklarında, şeker ve damar sertliği hastalıklarında daha sık görülürler.
Teşhis, uzman tarafından konulur. Pıhtılaşan kanı eritmek için kan sulandırıcı ilâçlar kullanılır. Büyük trombozlarda, damar içindeki kan pıhtısı ameliyatla temizlenir.
27 Haziran 2015 Cumartesi
TUZ İLE DE OLMAZ TUZSUZ DA
Tuz, vücut için su kadar önemli bir maddedir. Doku ve hücrelerin hayatiyeti için tuzun bulunması şarttır. Tuz, gıdalar ile kâfi miktarda alınmadığından ayrıca yemeklere ilâve edilir. Vücut tuzsuz kaldığı vakit hâlsiz düşer ve tansiyon inmeye başlar. Böbrekler yeterli miktarda idrar yapamaz ve idrar miktarı azalır. Daha fazla tuzsuzluk hayat için tehlikeli olabilir.
Vücut tuzsuzluk karşısında bünyesinde bulunan tuzu tutma kabiliyetine de sahiptir. Bir insan günde 6-7 gram tuz almak mecburiyetindedir. (aşağı-yukarı bir adet tam cumhuriyet altını ağırlığı kadar) . Alınacak mecburi tuz, gıdalarda bulunanla, ayrıca bizim ilâve ettiğimiz tuzun toplamı kadardır. Vücutta tuz azaldığı vakit ona karşı iştah artması olur.
Vücut tuzsuzluk karşısında bünyesinde bulunan tuzu tutma kabiliyetine de sahiptir. Bir insan günde 6-7 gram tuz almak mecburiyetindedir. (aşağı-yukarı bir adet tam cumhuriyet altını ağırlığı kadar) . Alınacak mecburi tuz, gıdalarda bulunanla, ayrıca bizim ilâve ettiğimiz tuzun toplamı kadardır. Vücutta tuz azaldığı vakit ona karşı iştah artması olur.
TÜBERKÜLOZ KENDİNİ GİZLER
Tüberküloz basili ile meydana gelen bu hastalık (verem) dünyada çok yaygındır. Sağlık şartları ve gıda bakımından fakir olan memleketlerde tüberküloza daha çok rastlanır. Tüberküloz basili en çok akciğerlere yerleşir ve onu yavaş yavaş tahrip eder. "Kavern" denilen büyük boşlukların açılmasına sebep olur. Veremli hastalar devamlı zayıflarlar, kısık kısık öksürerek balgam çıkarırlar. Bazan balgam kanlıdır. İştahları azalır, kansız kalırlar, ateşleri devamlı yüksektir ve çok terlerler.
26 Haziran 2015 Cuma
MESANE URU EN KÖTÜSÜ
Göbeğin altında ve kalça boşluğunda bulunan mesanenin esas vazifesi, böbreklerin süzdüğü idrarı toplamak ve ona depo vazifesi yapmaktır. Bu organ hayati bir organ olmamakla beraber hastalıkları çok önemlidir. "Sistit" denilen iltihapları sık sık ve ağrılı idrar yapmaya, kanlı ve iltihaplı idrara ve vücutta ateşli bir hastalığa sebep olur. Ağrıdan dolayı bazı sistitliler idrar yapmaktan korkarlar. Sistit tedavi edilmezse, aylarca süren bir hastalıktır. Çoğu zaman böbreğin de iltihaplanmasına sebep olur.
MENENJİT İLE ÖLÜM YA DA ARIZA
Menenjit, "meningokok" denilen bir mikropla meydana gelir. Tüberküloz mikrobu veya diğer farklı mikroplar da menenjite sebep olabilirler. Daha çok çocuklarda ve gençlerde görülen bu hastalık beyin zarlarının bir iltihabıdır. Çok tehlikeli bir hastalıktır. Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, dalgınlık, ense sertliğiyle boynu sağa sola çevirmede zorluk, bulantı ve kusma ile kendisini gösterir.
Tüberküloz menenjitinde ateş her zaman yüksek olmaz. Hastalarda en sık rastlanan şikâyetlerden biri de görme bozukluğudur. Bazı hastalar sayıklamalar ve şuursuz hareketler gösterirler. Beyindeki kusma merkezinin uyarılmasıyla sık sık kusmalar olur. Bu hastalık hangi sebepten olursa olsun zamanında tedavi edilmezse; çoğu zaman öldürücüdür. Ölümden kurtulanlarda, göz bozuklukları, felçler, zeka bozulmaları, sinirlilik, sağırlık gibi ârızalar ömür boyu kalabilir.
Bel suyunun (omurilik sıvısı) alınıp incelenmesiyle teşhis kolaylıkla konulabilir. Antibiyotik tedavisi hastayı tamamen iyileştirir. Uzman denetiminde olmak şarttır. Erken tedavi hiçbir ârıza bırakmadan hastalığın geçmesini sağlar.
Tüberküloz menenjitinde ateş her zaman yüksek olmaz. Hastalarda en sık rastlanan şikâyetlerden biri de görme bozukluğudur. Bazı hastalar sayıklamalar ve şuursuz hareketler gösterirler. Beyindeki kusma merkezinin uyarılmasıyla sık sık kusmalar olur. Bu hastalık hangi sebepten olursa olsun zamanında tedavi edilmezse; çoğu zaman öldürücüdür. Ölümden kurtulanlarda, göz bozuklukları, felçler, zeka bozulmaları, sinirlilik, sağırlık gibi ârızalar ömür boyu kalabilir.
Bel suyunun (omurilik sıvısı) alınıp incelenmesiyle teşhis kolaylıkla konulabilir. Antibiyotik tedavisi hastayı tamamen iyileştirir. Uzman denetiminde olmak şarttır. Erken tedavi hiçbir ârıza bırakmadan hastalığın geçmesini sağlar.
MASAJ İHTİSAS İŞİDİR
Masaj, vücudun metodik bir şekilde ovulmasına ve deri ile kasların kan dolaşımını temin eden damarların daha çok kanla dolmasının temin edilmesine denilir. Bir ihtisas işidir. Kalbe dönen toplardamarların istikametinde yapılır. Ovmak veya hafif darbelerle kasları dövmek şekilleri vardır. Bazı masajlar sıcak su içinde yapılır. Özel elektrikli aletlerle de yapılan masajlar vardır.
Masaj sporda, vücudu ve adaleleri ısıtmak için yapılır.Ayrıca,adale zayıflıklarında ve eklem kireçlenmelerinde tedavi maksadıyla yapılır.
Kalp hastalarında ve yüksek tansiyonu olanlarda ağır masajlar tehlike oluşturabilir.
BRUSELLA İKİ YIL GİZLENEBİLİR
Malta humması, keçi sütü veya bu sütten yapılmış yoğurt, peynir, yağ gibi gıdalardan geçer. Hastalık sinsi başlar ve zaman zaman yüksek ateş ve terlemelerle kendini gösterir. Büyük bir hâlsizliğe, adale ve baş ağrılarına sebep olur. Ateş zaman zaman düşer ve yükselir. Hastalığı yapan "brusella" denilen bir mikroptur. Kanda bulunur ve bütün organlara yayılır. Bazan lenf bezlerinin, çoğu zaman da dalak ve karaciğerin şişmesine sebep olur. Beyinde dahi menenjite benzer bozukluklar yapabilir.
Mikrop insana geçtikten sonra hastalık iki yıl gizli kalabilir ve sonra ortaya çıkar. Birçok hastalıklarla, hattâ lösemi ile karıştırılabilir. Kesin teşhis, kan tetkikleri ve kanda mikroba ait özel bulgularla konulur. Hastanın idrarında mikrop çıkabilir ve başkasına bulaşmaya da sebep olur.
Malta humması, antibiyotik türü ilâç kullanılarak tamamen iyi olabilir.
Mikrop insana geçtikten sonra hastalık iki yıl gizli kalabilir ve sonra ortaya çıkar. Birçok hastalıklarla, hattâ lösemi ile karıştırılabilir. Kesin teşhis, kan tetkikleri ve kanda mikroba ait özel bulgularla konulur. Hastanın idrarında mikrop çıkabilir ve başkasına bulaşmaya da sebep olur.
Malta humması, antibiyotik türü ilâç kullanılarak tamamen iyi olabilir.
UYAN CEVAP VER UYU
Hastaların devamlı uyumasına sebep olan uyku hastalığının iki tipi vardır. Birincisi virüslerle meydana gelen ve salgın halinde görülen, beyin iltihabıyla beraber görülen şeklidir. Tükürük damlacıklarıyla hızla bulaşır.
Diğer tipi, Afrika'da yaşayan "çeçe sinekleri" ile bulaşan ve "Afrika uyku hastalığı" da denilen şeklidir.
Her iki hastalık tipinde de ateş, başağrısı, yorgunluk, kırgınlık, iştahsızlık vardır. Hastalar konuşulduğu zaman uyanırlar, cevap verir tekrar uyurlar. Afrika uyku hastalığı, zaman zaman gerilemeler gösterse de sinsice ilerlemeye devam eder ve hastaları çok zayıflatarak deri-kemik haline getirir. Beyin iltihabıyla olan uyku hastalığı ise geçtikten sonra bile, el titremeleri, sallanmalar, yüz felci, konuşma bozuklukları gibi arızalar bırakır.
Hekim tedavisi gerektirir. Özel bir ilâcı yoktur. Salgınlarda yakın teması önlemek lâzımdır. Afrika tipi, Türkiye'de rastlanmamıştır. Bu iki tipin dışında "Narkolepsi" denilen aşırı uyku düşkünlüğünün ise sebebi belirsizdir. İrsi veya bağışıklık sistemiyle alâkalı olduğu düşünülür.
Diğer tipi, Afrika'da yaşayan "çeçe sinekleri" ile bulaşan ve "Afrika uyku hastalığı" da denilen şeklidir.
Her iki hastalık tipinde de ateş, başağrısı, yorgunluk, kırgınlık, iştahsızlık vardır. Hastalar konuşulduğu zaman uyanırlar, cevap verir tekrar uyurlar. Afrika uyku hastalığı, zaman zaman gerilemeler gösterse de sinsice ilerlemeye devam eder ve hastaları çok zayıflatarak deri-kemik haline getirir. Beyin iltihabıyla olan uyku hastalığı ise geçtikten sonra bile, el titremeleri, sallanmalar, yüz felci, konuşma bozuklukları gibi arızalar bırakır.
Hekim tedavisi gerektirir. Özel bir ilâcı yoktur. Salgınlarda yakın teması önlemek lâzımdır. Afrika tipi, Türkiye'de rastlanmamıştır. Bu iki tipin dışında "Narkolepsi" denilen aşırı uyku düşkünlüğünün ise sebebi belirsizdir. İrsi veya bağışıklık sistemiyle alâkalı olduğu düşünülür.
25 Haziran 2015 Perşembe
UYKU VE UYKUSUZLUK
Uyku insan sinir sisteminin ve beynin dinlenmesi için çok önemli bir olaydır. Uyku ihtiyacı yaşa göre değişir. Çocuklarda ve gençlerde 9-10 saat uykuya ihtiyaç vardır. Orta yaşlarda 8 saate iner. Bu ihtiyacı organizma kendisi ayarlar. Yaş ilerledikçe uyku ihtiyacı azalır ve 7 saate kadar düşer. Fakat çok yaşlılarda da uykuya karşı fazla eğilim vardır.
Uyku esnasında beyin ve sinir sistemiyle beraber, kalp, karaciğer ve böbrek faaliyeti de azalır. Metabolizma ve hücre faaliyetleri yavaşlar. Enerji harcanması en aza iner ve böylece yıpranmış doku ve hücreler için hızlı tamir süreci de başlamış olur.
Uyku esnasında beyin ve sinir sistemiyle beraber, kalp, karaciğer ve böbrek faaliyeti de azalır. Metabolizma ve hücre faaliyetleri yavaşlar. Enerji harcanması en aza iner ve böylece yıpranmış doku ve hücreler için hızlı tamir süreci de başlamış olur.
LUMBAGO, TÜM BEL AĞRILARI
Bütün bel ağrılarına "lumbago" denir. Özel bir hastalık şekli değildir. Belkemiği kireçlenmeleri, iltihapları, çarpmayla ezilmeler, romatizma, omurga fıtıkları, disk kaymaları, belin kas ve sinir hastalıkları lumbago ağrısına sebep olurlar. Bu ağrı bazan "siyatik" sinirini tutarak ayak topuğuna kadar çekilme ağrılarına sebep olabilir. Lumbago denilen ağrılar hareketle artarlar, sıcakta hafiflerler.
Tedavisi, lumbagonun şekline ve yerine bağlıdır. Yüzeysel olan ağrılarda, ısıtıcı ve ağrı dindirici pomadlar ağrıyı hafifletirler. Daha şiddetli ağrılarda, ağrıyan bölgeye iğne yapmak gerekir. Esas tedavi lumbagonun sebebine göre yapılır. Romatizmaya bağlı ağrılarda aspirin en ideal ilâçtır ve tok almak lâzımdır. Sıcak uygulaması da kasları gevşetir ve ağrıyı hafifletir.
LÖSEMİ AKYUVAR ÇOĞALMASI
Halk arasında kan kanseri olarak adlandırılan "lösemi", tehlikeli ve öldürücü bir hastalıktır. Sebebi belli değildir. Her yaşta görülebilir. Bulaşıcı olmadığı kabul edilmektedir. Akut ve müzmin olmak üzere iki tipi vardır. Akut olanı ani, yüksek ateş ve boğaz iltihaplarıyla başlar. Bütün tedavilere rağmen ateş düşmez, ağız, burun, vücut kanamaları olur ve çok ağır hâlsizlik yapar. Teşhis ancak kan tahlili ile konur. Kandaki beyaz hücreler (akyuvarlar) , normal değerlerin 20-30 katına çıkar. Bu hücrelerin çoğu anormal yapıdadır.
Müzmin lösemi şekli sinsi başlar. Bazan lenf bezlerinin şişmesi, bazan dalak ve karaciğer büyümesi, hâlsizlik, kansızlık dikkati çeker. Kan muayenesiyle bu hastalık teşhis edilir.
Kesin tedavisi olmamakla beraber, birçok ilâçlardan istifade edilir ve hastalığın seyri düzeltilir. Müzmin olanlarda yeni lösemi ilâçlarıyla veya ilik nakliyle hayatı 5-10 sene uzatmak mümkündür.
LOĞUSA HUMMASI DOĞUM SONRASI
Loğusa humması, doğumdan sonra görülür. Yeni doğum yapan kadın, birden ateşlenir, sayıklamaya başlar ve yüzü gözü kızarır. Bunun için bu hastalığa halk arasında "al bastı" da denilir. Hasta yalnız bırakılmaz. Ateş ve sayıklamalarla beraber kanamalar da olur. Zaten hâlsiz ve kan kaybetmiş olan hasta mikroplara karşı mukavemetini kaybetmiştir.
Loğusa humması tamamen mikrobik ve kirli doğumların neticesinde ortaya çıkar. Dezenfeksiyona dikkat edilmeyen ve evde yapılan doğumlarda bu hastalığa yakalanma riski daha fazladır. Yaralı olan rahimden giren mikroplar kolayca kana karışırlar ve "septisemi" ismi verilen ağır bir duruma sebep olurlar. Zaten doğum sarsıntısı geçirmiş kadın, bu ikinci enfeksiyona fazla dayanamaz.
Günümüzde artık evde doğum diye bir şey kalmamıştır. Bütün doğumlar hastane şartlarında gerçekleşmektedir. Ateşlenen her loğusa mutlaka uzmana gösterilmelidir. Loğusa hummasından antibiyotik tedavisiyle kurtulabilinir.
Loğusa humması tamamen mikrobik ve kirli doğumların neticesinde ortaya çıkar. Dezenfeksiyona dikkat edilmeyen ve evde yapılan doğumlarda bu hastalığa yakalanma riski daha fazladır. Yaralı olan rahimden giren mikroplar kolayca kana karışırlar ve "septisemi" ismi verilen ağır bir duruma sebep olurlar. Zaten doğum sarsıntısı geçirmiş kadın, bu ikinci enfeksiyona fazla dayanamaz.
Günümüzde artık evde doğum diye bir şey kalmamıştır. Bütün doğumlar hastane şartlarında gerçekleşmektedir. Ateşlenen her loğusa mutlaka uzmana gösterilmelidir. Loğusa hummasından antibiyotik tedavisiyle kurtulabilinir.
LENFOMA KEMOTERAPİYLE İYİLEŞİR
Lenfomalar, lenf bezlerinin büyümesine sebep olan çeşitli hastalıklara verilen isimdir. Bunların bir kısmı mikrobiktir, bir kısmının sebebi bilinmemektedir. Bir kısım lenfomalar selimdir, bir kısmı da habistir. Bunlar kanser hastalıkları arasında incelenir.
Lenfomaların erken teşhis edilmesi çok önemlidir. Vücudunun herhangi bir yerinde bezesi şişmiş bir insanda, vücudun bütün boyun, koltuk altı, kasık bezleri de kontrol edilmelidir. Bu bezlerin hepsinin birden şişmesi, çoğu zaman lenfomayı düşündürür. Derhal doktora müracaat etmek lâzımdır.
Lenfomanın en ağır ve kanser grubundan olan bir şekli de "lenfosarkom" dur. Sebebi belirsizdir. Küçük bir şişlikle başlar ve hızla büyüyerek yayılır. Gençlerde daha çok görülür. Kısa sürede ölüm gelir. Şişlik farkedilince hemen uzmana gitmek gerekir.
Kanser grubundan olan lenfomalarda "kemoterapi" denilen ilâç tedavisi faydalı olmaktadır. Faydası görülmüş olsa dahi, nüksetme ihtimâliyle belli zaman aralıklarında hastane kontrolü gerekir.
TİFÜS BİTLERLE BULAŞIR
Tifüs, bitlerle bulaşan ve "riketsiya" denilen küre biçimli mikropların yaptığı bir hastalıktır. Çok tehlikeli ve öldürücüdür. Özellikle savaşlarda salgın yapar. Bit ısırması ile mikrop vücuda girdikten itibaren hızla çoğalır ve 10 -12 gün sonra, baş, bel ağrıları, halsizlik, kırıklık, ateş ile hastalık kendisini göstermeye başlar. Karın ağrıları ve dalak büyümesi olur. 4-5 gün sonra da karında, göğüste, kol ve bacaklarda ufak kırmızı lekeler ortaya çıkar. Ateşin yükselmesiyle hasta kendini kaybeder. İdrar ve dışkısını altına yapar.
UYUZ, TEDAVİSİZ İYİLEŞMEZ
Uyuz böceğiyle bulaşan bu hastalık daha çok ellerin ve ayakların parmak aralarında olur. Daha sonra başka kısımlara da yayılır. Deriye giren uyuz böceği, deriyi bir tünel gibi oyarak yavaş yavaş ilerler. Bu esnada şiddetli kaşıntılar meydana gelir. Deri tahriş olduğu için kolayca mikroplanarak iltihaplanır ve yaralar meydana gelir.
Uyuz bir insan hastalığı başkalarına temas veya elbiseleriyle bulaştırır. Tedavi edilmezse, kendiliğinden iyi olmayan bir hastalıktır.
Sabunla iyice yıkanan vücuda kükürtlü merhem sürülür ve her defasında çamaşırlar değiştirilerek kaynatılır. Bu arada bir sağlık kurumuna müracaat etmek gerekir.
Uyuz bir insan hastalığı başkalarına temas veya elbiseleriyle bulaştırır. Tedavi edilmezse, kendiliğinden iyi olmayan bir hastalıktır.
Sabunla iyice yıkanan vücuda kükürtlü merhem sürülür ve her defasında çamaşırlar değiştirilerek kaynatılır. Bu arada bir sağlık kurumuna müracaat etmek gerekir.
24 Haziran 2015 Çarşamba
LARENJİT SANATÇININ DERDİ
Boğazın gırtlak ve ses tellerinin bulunduğu kısmın iltihabına "larenjit" denilir. Çoğu zaman bademcik ve bütün boğaz iltihabı ile beraberdir. Larenjit en çok, ses sanatkârlarında ve tiyatro oyuncularında görülür. Ses tellerini de tuttuğu için ses kısılmalarına sebep olur. Zamanında tedavi edilmezse müzminleşir ve ses telleri kalınlaşır. Üzerinde sert düğümler (nodül) meydana gelir.
Boğazı dinlendirmek ve ses tellerini yormamak lâzımdır. İstirahatle 1-2 gün vücudu da dinlendirmek gerekir. Süt, ıhlamur, salep gibi içecekler yumuşatıcı olarak faydalıdırlar. Lüzumu halinde hekim tarafından verilen antiseptik gargara ve antibiyotik kullanılır.
Fazla sıcak veya soğuk yiyecek ve içeceklerden, alkolden, sigaradan sakınmak lâzımdır. Temiz hava faydalı olur.
Boğazı dinlendirmek ve ses tellerini yormamak lâzımdır. İstirahatle 1-2 gün vücudu da dinlendirmek gerekir. Süt, ıhlamur, salep gibi içecekler yumuşatıcı olarak faydalıdırlar. Lüzumu halinde hekim tarafından verilen antiseptik gargara ve antibiyotik kullanılır.
Fazla sıcak veya soğuk yiyecek ve içeceklerden, alkolden, sigaradan sakınmak lâzımdır. Temiz hava faydalı olur.
KUSMA SEBEPLERİ
Midenin ve yemek borusunun ters hareketleriyle midedeki maddelerin ağızdan geri gelmesine "kusma" denir. Ekseriyetle bir bulantı ile başlar. Ruhi bozukluklar, iğrenmeler, mide-bağırsak hastalıkları, üremi, apandisit, safra kesesi hastalıkları, denge bozukluklarıyla birlikte olan kulak hastalıkları, beyin iltihap ve tümörleri kusmanın belli başlı sebepleridir.
Beyindeki kusma merkezinin uyarılmasıyla meydana gelir. Mikroplu, zehirli, bozuk gıda maddeleri yendikten sonra olan kusma, bir nevi vücudun kendini savunmasıdır.
Bulantı sırasında derin derin nefes almak, bulantı önleyen ilaçlar, B6 vitamini faydalı olabilir. Esas sebebe göre tedavi yapılmalıdır. Kusma da tıpkı ishâl gibi vücuttan su ve tuz kaybına sebep olabilir. Bu durum serumlarla telâfi edilmelidir. Devam eden kusmalarda uzmana müracaat şarttır.
ERGENLİK SİVİLCELERİ
Ergenlik çağındaki gençlerde görülür. Yüz ve sırtta ufak cerahatli sivilceler şeklindedir. Güzelliği bozmaktan başka bir zararı yoktur. Ergenlik dönemi geçince sivilceler de yavaş yavaş kaybolur. Sebebi tam olarak bilinmemektedir.
Yüzü sık sık hafif sabunlu su ile yıkamak gerekir. Amaç; ciltteki yağlanmayı ve buna bağlı olarak bakterileşmeyi önlemektir. Sivilceler sıkılmamalı, oynanmamalı ve kopartılmamalıdır. Aksi taktirde, yeni ve daha derin yaralar açılmasına sebebiyet verilir ve kalıcı izler oluşur. Ergenlerin ağızdan ağır ilâçlar almaları tavsiye edilmez.
DOLAMA, PARMAK APSESİ
Parmaklarda ve özellikle tırnak kenarlarındaki deri çatlaklarından giren mikropların yaptığı parmak apseleridir. Başlangıçta, tentürdiyot veya alkol pansumanı ve antibiyotikli pomadlar önleyici bir rol oynarlar. Cerahat toplananlarda "apse" tedavisi yapılır.
ANNE SÜTÜ YETMİYORSA
Kâfi miktarda gıda alan çocuk iyi uyur, az ağlar ve hayatından memnun görünür. Eğer çocuğunuz iyi uyumuyor, çok ağlıyor ve sinirli görünüyorsa; kakası balgamlı ve kahverengi veya yeşilimsi-kahverengi ise, ihtiyacını karşılayacak kadar gıda alamadığından şüphe edebilirsiniz. Belki meme saati aralıklarını 4 saatten 3 saate indirmek gerekir. Zaten 3 saatte bir meme alıyorsa, belki yardımcı bir besin vermek gerekecektir.
Bir çocuk 24 saatte vücut ağırlığının her kilosu başına 150 gram kadar süt alır. Meselâ 4 kiloluk bir çocuk, günde 600 gram kadar süt alır. Eğer aldığı süt bunun çok altında ise o zaman takviye besine ihtiyaç olacaktır. Böylece hem anne sütü hem harici süt vererek karışık emzirme uygulanır.
Bir çocuk 24 saatte vücut ağırlığının her kilosu başına 150 gram kadar süt alır. Meselâ 4 kiloluk bir çocuk, günde 600 gram kadar süt alır. Eğer aldığı süt bunun çok altında ise o zaman takviye besine ihtiyaç olacaktır. Böylece hem anne sütü hem harici süt vererek karışık emzirme uygulanır.
KULAK HASTALIKLARI
İşitme ve denge organımız olan kulak, iç, dış ve orta kulak olmak üzere üç kısımdan müteşekkildir. Kulak kepçesi ve kulak zarına kadar olan yol, dış kulağı teşkil eder. Buranın hastalıkları daha ziyade kulak kepçesi yırtılmaları, kanamaları, kulak yolu apseleri ve tıkanmaları, kulak zarı delinmeleri şeklindedir.
Kulak yolu iltihapları çok ıstırap vericidir. Zar delinmeleri ve dış kulak iltihapları, ekseriyetle kulağa temizleme veya kaşıma amacıyla sert sivri cisimlerin sokulmasıyla olur. Kulak kiri denilen şey kulak yolunun kendi koruyucu öz salgısıdır. Kuruyarak dışarı çıkma eğilimindedir. Pamuklu kulak çubuğu ile bu salgıyı önceden temizlemeye çalışmak gereksizdir. Kirli salgının daha içeri itilmesine sebep olur, ayrıca kulak yolu korumasız kalır. Temizlik için en uygun hareket; yıkanma esnasında iki serçe parmağıyla kulakların dışa taşan kirini almaktır. Pamuklu kulak çubuğu kullanılacaksa da kulak yoluna 1,5 cm den fazla sokulmamalıdır.
Kulak yolu iltihapları çok ıstırap vericidir. Zar delinmeleri ve dış kulak iltihapları, ekseriyetle kulağa temizleme veya kaşıma amacıyla sert sivri cisimlerin sokulmasıyla olur. Kulak kiri denilen şey kulak yolunun kendi koruyucu öz salgısıdır. Kuruyarak dışarı çıkma eğilimindedir. Pamuklu kulak çubuğu ile bu salgıyı önceden temizlemeye çalışmak gereksizdir. Kirli salgının daha içeri itilmesine sebep olur, ayrıca kulak yolu korumasız kalır. Temizlik için en uygun hareket; yıkanma esnasında iki serçe parmağıyla kulakların dışa taşan kirini almaktır. Pamuklu kulak çubuğu kullanılacaksa da kulak yoluna 1,5 cm den fazla sokulmamalıdır.
23 Haziran 2015 Salı
MİDE ÜLSERİNE SIKI DİYET
Ülser denilince, halk arasında bir mide hastalığı anlaşılır. Ülserin gerçek mânâsı "yara" demektir. Vücudun her yerinde olur. Mide ülserleri en sık rastlanan hastalıklardan biridir. Devamlı hazımsızlıklara, ekşime ve kaynamalara, göğüs arkasında yanmalara sebep olur. Ağrılar mevsimlerle ve yemeklerle ilgilidir. Midenin içinde olan ülserler yemeklerden hemen sonra, oniki parmak bağırsağı ülserleri aç karnına ağrırlar. Ağrılar daha çok ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde ortaya çıkar.
KUDUZ İÇİN AŞILAMA ŞART
Bir virüsle meydana gelen bu hastalık daha çok köpeklerin ısırmasıyla bulaşır. Ayrıca kediler, fareler, atlar ve kuduz olan insanlar da bu hastalığı bulaştırırlar. Isırılan yerden giren virüs, sinir yollarını takip eder ve kan yoluyla da beyine yerleşir.
Hastalık sinsi başlar, ateş kendini gösterir, ısırılan yerde iltihap ve hastalanan şahısta tavır anormallikleri dikkati çeker. Bu hastalar huzursuzdur ve korku içindedirler. Bilhassa suya karşı büyük bir korku hissederler. Sulu maddeleri içemezler, bunun sebebi boğaz adalelerinin kasılması ve boğazın sıkışmasıdır. Tükürüklerini yutamadıklarından dolayı ağızlarından salya akar. Zaman zaman tüm vücutta kasılmalar olur. Bu kasılmaları, dışarıdan gelen ses ve gürültüler artırır. Hastalar sıkıntı ve endişe içinde elbiselerini, eşyalarını ısırmak isterler. Şuuru ve aklı yerindedir, uyku uyuyamaz. Bütün bu haller, gitgide sıklaşan nöbetler şeklinde gelir. Sonunda boğulma veya kalp durmasıyla ölürler.
Hastalık sinsi başlar, ateş kendini gösterir, ısırılan yerde iltihap ve hastalanan şahısta tavır anormallikleri dikkati çeker. Bu hastalar huzursuzdur ve korku içindedirler. Bilhassa suya karşı büyük bir korku hissederler. Sulu maddeleri içemezler, bunun sebebi boğaz adalelerinin kasılması ve boğazın sıkışmasıdır. Tükürüklerini yutamadıklarından dolayı ağızlarından salya akar. Zaman zaman tüm vücutta kasılmalar olur. Bu kasılmaları, dışarıdan gelen ses ve gürültüler artırır. Hastalar sıkıntı ve endişe içinde elbiselerini, eşyalarını ısırmak isterler. Şuuru ve aklı yerindedir, uyku uyuyamaz. Bütün bu haller, gitgide sıklaşan nöbetler şeklinde gelir. Sonunda boğulma veya kalp durmasıyla ölürler.
ÜREMİ, BÖBREK NAKLİNE GİDER
Üremi, en fazla böbrek bozukluklarının sonucunda görülen ağır bir hastalık halidir. Normal bir insanın kanında desilitrede 10-50 miligram üre vardır. Üreyi ve vücutta meydana gelen diğer zehirli maddeleri kandan böbrek temizler. Böbrek bu vazifeyi yapamadığı zaman, üre ve zehirli diğer maddeler kanda artar. Bu da dolaşım, solunum, beyin ve kan üzerinde zararlı etkilere sebep olur.
Büyük kanamalardan sonra ve idrar yollarının tıkanması hallerinde de üremi meydana gelebilir. Üre vücutta çok zararlı bir madde olmamakla beraber; beraberinde artan "fenol" "indol" gibi maddeler, şiddetli baş ağrılarına, bulantı ve kusmalara, iştahsızlığa, kaşıntılara, kalp bozukluklarına, beyinde tahrişlere sebep olurlar.
Büyük kanamalardan sonra ve idrar yollarının tıkanması hallerinde de üremi meydana gelebilir. Üre vücutta çok zararlı bir madde olmamakla beraber; beraberinde artan "fenol" "indol" gibi maddeler, şiddetli baş ağrılarına, bulantı ve kusmalara, iştahsızlığa, kaşıntılara, kalp bozukluklarına, beyinde tahrişlere sebep olurlar.
KALPTE KORONER SKLEROZ
Kalbi besleyen ve kalbin üzerini saran ince damarlara "koroner" damarlar ismi verilir. Kalpte sağ ve sol olmak üzere iki koroner damarı vardır. Bunlar sicim kalınlığında damarlardır ve ağaç kökü gibi dallara ayrılarak kalp kasının her tarafına yayılırlar. Ağızları kalpten çıkan aort damarına açılır.
Yaşlılarda bu damarlar bazan çok erkenden ve vücuttaki bütün damarlardan evvel kireçlenerek sertleşirler ve daralırlar. Bu vakaya "koroner sklerozu" denilir. Kan iyi dolaşamadığından, kalp de iyi beslenemez ve bu hastalar hareketle göğüs ağrılarından şikâyet ederler. Damarlar tıkandıkları vakit "enfarktüs" meydana gelir.
Damar sertliği tedavisi yapılır. Ayrıca bu hastaların yorucu hareketlerden kaçınmaları, merdiven ve yokuş çıkmamaları lâzımdır. Sinirlenmek, sigara zararlıdır. Kanın pıhtılaşmasını önleyen kan sulandırıcı ilâçlar kullanılır.
ÜRTİKER SEBEBİ ALERJİK
Halk arasında deride görülen pire ısırığı şeklinde, kaşıntılı döküntülere "ürtiker" denilir. Esası alerjik bir deri bozukluğudur. Çeşitli alerjik maddeler ve derinin tahriş olması ürtikere sebep olur. Fazla terleyen kişilerde de ürtiker sık görülür. Tehlikeli bir hastalık değildir. Bazan kendiliğinden geçer. Ilık duş ve deniz banyoları iyi gelir.
Sinirsel sebeplerle olan ürtikerlerde sakinleştirici ilâçlar faydalıdır. Basit tedbirlerde geçmeyen durumlarda "antihistaminik" ilâçlar kullanır. Bu hastalığın karaciğer bozukluğu ile yakın alâkası yoktur.
22 Haziran 2015 Pazartesi
KOMA, TAM ŞUUR KAYBI
Bir insanın tam şuur kaybıyla baygın yatmasına "koma" denir. Bir çok hastalık neticesinde meydana gelir ve ağır bir durumdur. Baygınlık hali saatler ve günlerce sürebilir. Ancak tedaviyle komadan çıkmak mümkündür. Ekseriyetle ölümle sonuçlanır.
Komanın başlıca sebepleri: Karaciğer sirozu, üremi, beyin kanamaları, şeker hastalarında kan şekerinin çok düşmesi ya da çok yükselmesi, zehirlenmeler
Komalı hastaların nefes alış-verişi hızlıdır. Parmak gözlerine yaklaştırıldığı vakit, gözlerini kırpmazlar. Kol ve bacak hareketleri yoktur. Cansız gibi yatarlar. Yalnız kalp sesleri duyulur, nabız alınır ve solunum yaptıkları görülür.
Komalı bir hasta derhal bir hastaneye nakledilmelidir. Koma sebebi teşhis edildikten sonra tedavi ona göre yapılır.
Komanın başlıca sebepleri: Karaciğer sirozu, üremi, beyin kanamaları, şeker hastalarında kan şekerinin çok düşmesi ya da çok yükselmesi, zehirlenmeler
Komalı hastaların nefes alış-verişi hızlıdır. Parmak gözlerine yaklaştırıldığı vakit, gözlerini kırpmazlar. Kol ve bacak hareketleri yoktur. Cansız gibi yatarlar. Yalnız kalp sesleri duyulur, nabız alınır ve solunum yaptıkları görülür.
Komalı bir hasta derhal bir hastaneye nakledilmelidir. Koma sebebi teşhis edildikten sonra tedavi ona göre yapılır.
VARİS, FLEBİT YAPABİLİR
Varis demek, siyah kan damarlarının (toplardamarlar) genişlemesi ve gevşeyerek vazifesini iyi yapamaması demektir. Vücudun muhtelif kısımlarında olabilir. En çok rastlandığı yerler: Bacaklar, yemek borusu, erkeklerde testis ve penis, kalın bağırsağın son kısımları (Bunlara hemoroid denilir) .
Yemek borusu varislerinin en büyük tehlikesi kanamalarıdır ve daha çok karaciğer sirozları bu varislere sebep olur. Bacak varislerine, kadınlarda daha fazla rastlanır. Genel olarak ayakta çok kalanlarda ve doğumdan sonra ortaya çıktığı düşünülür. Bazı kişilerde bacak varisleri derindir ve gözle görülmez. Bazılarında da mor renkli, dalgalı damarlar görülür. Fazla ayakta kalınca, bacak ağrılarına sebep olur. Bu damarlarda kan dolaşımı çok yavaşladığından ve damar cidarları bozulduğundan; kolaylıkla "Flebit" adı verilen damar iltihaplarına sebep olabilir.
Çok tehlikeli bir hastalık değildir, fakat rahatsızlık vericidir. Hafif varislerde bacak masajları, ayakları yüksek yerde tutmak faydalı olur. İlerlemiş varislerde varis çorabı giymek şarttır. Bunlardan netice alınamazsa, ameliyat yapılır.
Yemek borusu varislerinin en büyük tehlikesi kanamalarıdır ve daha çok karaciğer sirozları bu varislere sebep olur. Bacak varislerine, kadınlarda daha fazla rastlanır. Genel olarak ayakta çok kalanlarda ve doğumdan sonra ortaya çıktığı düşünülür. Bazı kişilerde bacak varisleri derindir ve gözle görülmez. Bazılarında da mor renkli, dalgalı damarlar görülür. Fazla ayakta kalınca, bacak ağrılarına sebep olur. Bu damarlarda kan dolaşımı çok yavaşladığından ve damar cidarları bozulduğundan; kolaylıkla "Flebit" adı verilen damar iltihaplarına sebep olabilir.
Çok tehlikeli bir hastalık değildir, fakat rahatsızlık vericidir. Hafif varislerde bacak masajları, ayakları yüksek yerde tutmak faydalı olur. İlerlemiş varislerde varis çorabı giymek şarttır. Bunlardan netice alınamazsa, ameliyat yapılır.
VEBA ARTIK ÖLDÜRMÜYOR
Veba, hasta fareleri ısıran pirelerle bulaşır. Çok tehlikeli ve ölümcüldür. Tarihte büyük çaplı salgınlara ve ölümlere sebep olmuştur.
Veba basili, bulaştığı insanda, "Hıyarcık" ve "Zatürree" şeklinde olmak üzere iki türlü hastalık yapar. Hıyarcık şeklinde, lenf bezleri şişer, ateş yükselir, burun kanamaları ve kan tükürmeleri meydana gelir. Hastalar dalgın ve çok ağır durumda olurlar.
Zatürree şekli de çok ağırdır. Şiddetli nefes darlıkları ve kan kusmaları olur. Ateş çok yüksek ve hastalar dalgın vaziyettedirler. Her iki şekli de çoğu zaman ölümle sonlanır. Hastalar, hastalığı etrafa çok kolay bulaştırdıklarından dolayı büyük tehlike teşkil ederler. Ölenler kireç kuyularına gömülürler veya yakılırlar.
Eskiden çok öldürücü olan bu hastalık, bugün antibiyotiklerle tamamen tedavi edilebilmektedir. Salgın sırasında aşı olmak gerekir. Fare ve pirelerle mücadele şarttır.
KOLERA VÜCUT SUYUNU TÜKETİR
"Vibriyo kolera" denilen bir mikropla meydana gelen bu hastalık çok tehlikeli ve öldürücüdür. Dünyada büyük salgınlar yapmıştır. Kirli sularla bulaşan mikroplar, ince bağırsağa yerleşirler. Hastalık, şiddetli ishâllerle başlar. Hastalar çok sık tuvalete giderler. Vücut adeta suyunu tüketir. Kolera ishâli tipik olup yıkanmış pirinç suyu şeklindedir. Ateş her zaman yüksek olmaz. Hastalar hâlsiz düşerler ve aşırı su kaybından birkaç gün içinde ölürler.
Koleranın, pek güçlü olmasa dahi bir aşısı vardır. Salgın zamanlarında aşı olmak gerekir. Vücuda yayılmış mikropları temizlemek için antibiyotik kullanılır. Ayrıca, enjeksiyon şeklinde bol su, tuz ve serum verilir. Ağızdan verilen suyun büyük bir faydası olmaz. Ölüm tehlikesi yüksektir.
VERTİGO BAŞ DÖNMESİDİR
BAŞ dönmelerine tıpda "vertigo" ismi verilir. Baş dönmeleri çok farklı sebeplerden meydana gelebilir. İç kulak iltihabı, meniyer hastalığı, göz ve beyine ait bazı hastalıklar (meselâ; parkinson başlangıcı), ruhî sebepler, vasıta tutması, kansızlık, şeker düşmesi, üremi veya çeşitli kalp hastalıkları, tansiyon düşmesi baş dönmesine sebep olabilirler.
Öncelikle baş dönmesinin sebebinin tayin edilmesi gerekir. Tedavi ona göre yapılır. İç kulak iltihabı teşhisinde antibiyotik kullanılır. Tansiyon düşüklüğü sebebiyle olan baş dönmesinde, yapılacak fazla bir şey yoktur. Tuzlu bir ayran içerek bir müddet sırtüstü yatmak gerekir. Tansiyon düşmesin diye sürekli tuzlu gıdalar almak zararlı olabilir. Greyfurt, çörekotu yağı, sarmısak gibi tansiyon düşürücü gıdalardan kaçınmalıdır.
KOLİT, MÜZMİN VE BIKTIRICI
Kalın bağırsağın iltihaplarına "kolit" adı verilir. Kolitlerin bir kısmı, bağırsağın daralıp sıkışması ile kendisini gösterir. Bunlara "spastik kolit" denir. Bazı sinirli kimselerde, mide ve bağırsak hastalıklarında görülür.
Diğer bir kolit şekli de bağırsakta ülserlerle beraber olan kolittir. Bu hastalar günde birkaç defa kanlı, sümüklü dışkı yaparlar. Karında devamlı bir buruntu hali vardır.
Spastik kolitte hastalar bazan kabız olurlar ve keçi pisliği şeklinde dışkı yaparlar. Bazan da ishâl olurlar.
Kolit müzmin ve bıktırıcı bir hastalıktır. Hastanın beslenme düzeni bozulur ve zayıflar. Devamlı hazımsızlıktan ve gazdan şikâyet ederler.
Bu hastalıkta diyet gerekir. Kalın bağırsağı yoran ve fazla posa bırakan gıdalardan, baharlı, biberli yiyeceklerden kaçınmalıdır. Bu hastalarda sinir sistemi ekseriyetle bozuk olduğundan, müsekkin ilâçlar ayrıca iyi gelir.
Diğer bir kolit şekli de bağırsakta ülserlerle beraber olan kolittir. Bu hastalar günde birkaç defa kanlı, sümüklü dışkı yaparlar. Karında devamlı bir buruntu hali vardır.
Spastik kolitte hastalar bazan kabız olurlar ve keçi pisliği şeklinde dışkı yaparlar. Bazan da ishâl olurlar.
Kolit müzmin ve bıktırıcı bir hastalıktır. Hastanın beslenme düzeni bozulur ve zayıflar. Devamlı hazımsızlıktan ve gazdan şikâyet ederler.
Bu hastalıkta diyet gerekir. Kalın bağırsağı yoran ve fazla posa bırakan gıdalardan, baharlı, biberli yiyeceklerden kaçınmalıdır. Bu hastalarda sinir sistemi ekseriyetle bozuk olduğundan, müsekkin ilâçlar ayrıca iyi gelir.
21 Haziran 2015 Pazar
FUTBOLDA CEMİL TURAN
| Cemil Turan |
Bir hücum futbolcusu olarak; zarif stili, kısa mesafelerdeki olağanüstü sürati, en karışık pozisyonlardan âdeta sihirli ayaklarıyla hızla çıkabilmesi ve golcülüğüyle şöhret kazandı. Ayrıca futbol disiplin ve terbiyesine uygun hareket etmesiyle de seyircinin takdirini kazanmıştır.
56 kez milli takımda oynadı. 1973-74, 1975-76 ve 1978-79 sezonlarında gol kralı oldu. 1977 yılında yılın sporcusu seçildi. Milli formayı 50 defadan fazla giydiği için Futbol Federasyonu tarafından altın madalya ile ödüllendirilmiştir.
ADNAN TURANİ, ESER, BİYOGRAFİ
ADNAN TURANİ (D.1925 - )
İstanbul'da doğdu. Gazi Eğitim Enstitüsü, Münih, Stuttgard ve Hamburg Akademileri'nde öğrenim gördü. Hannover, Hamburg, Batı Berlin, Tel-Aviv ve yurt içinde özel sergiler açtı. Kanada, ABD, Paris, Amsterdam, İtalya, Yugoslavya, Tokyo, Hindistan, İsviçre ve İskandinav ülkelerinde uluslararası sergilere katıldı. Lirik non-figüratif ve lirik soyutlamacı bir anlayışa sahiptir. Modern Resim Sanatının Gerçek Çehresi, Resim Üzerine, Dünya Sanat Tarihi, Çağdaş Sanat Felsefesi ile sanat terimleri sözlükleri yazmış, ayrıca Sanat Ve Sanatçılar adlı bir dergi yayınlamıştır. Gazi Eğitim Enstitüsü'nde çalıştıktan sonra (1959-70) , Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olmuştur. İki Devlet Resim Ödülü Aldı. Yurt içi ve yurt dışında duvar resimleri uyguladı. 1990 yılında emekliye ayrıldı. 1992 de Yılın Sanatçısı Ödülü, 1993 de Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü, 1998 Anadolu Üniv. Onursal Doktora Ödülü, 2001 Çağdaş Sanatçılar Vakfı Ödülü almıştır.
İstanbul'da doğdu. Gazi Eğitim Enstitüsü, Münih, Stuttgard ve Hamburg Akademileri'nde öğrenim gördü. Hannover, Hamburg, Batı Berlin, Tel-Aviv ve yurt içinde özel sergiler açtı. Kanada, ABD, Paris, Amsterdam, İtalya, Yugoslavya, Tokyo, Hindistan, İsviçre ve İskandinav ülkelerinde uluslararası sergilere katıldı. Lirik non-figüratif ve lirik soyutlamacı bir anlayışa sahiptir. Modern Resim Sanatının Gerçek Çehresi, Resim Üzerine, Dünya Sanat Tarihi, Çağdaş Sanat Felsefesi ile sanat terimleri sözlükleri yazmış, ayrıca Sanat Ve Sanatçılar adlı bir dergi yayınlamıştır. Gazi Eğitim Enstitüsü'nde çalıştıktan sonra (1959-70) , Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olmuştur. İki Devlet Resim Ödülü Aldı. Yurt içi ve yurt dışında duvar resimleri uyguladı. 1990 yılında emekliye ayrıldı. 1992 de Yılın Sanatçısı Ödülü, 1993 de Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü, 1998 Anadolu Üniv. Onursal Doktora Ödülü, 2001 Çağdaş Sanatçılar Vakfı Ödülü almıştır.
![]() |
| Adnan Turani - Piktografi 100x80,5 cm |
20 Haziran 2015 Cumartesi
VİTAMİNLER VE EKSİKLİKLERİ
Vitaminler, gıdalarımızın en önemli maddelerindendir. Vücutta az miktarda yapıldıkları veya hiç yapılmadıkları için dışarıdan alınmaları lâzımdır. Eksikliklerinde çeşitli hastalıkların meydana gelmesine sebep olurlar. Vitaminlerin bir kısmı yağda, bir kısmı da suda erirler. Yağda eriyenleri "A, D, K, E" vitaminleridir. Bunlar; yağlarda, pişmemiş sebzelerde, tahıllarda, tereyağında, balıkyağı ve balık karaciğerinde, kaymak ve sütte bulunur. Karaciğerimizde depolanırlar. Suda eriyen vitaminler "B" grubu vitaminleri ile "C" vitaminidir. Bunlar depolanmaz, bağırsaktan emildikten sonra fazlası idrar yoluyla dışarı atılır.
19 Haziran 2015 Cuma
KÖPEK SALYASINDA KİST HİDATİK
Kist hidatik, köpeklerden bulaşır. Akciğer, karaciğer, dalak, böbrek, beyin gibi organlarda ve karın boşluğunda yerleşir. Bazan kalpte de görülür. Bulaşan kistten yavru kistler meydana gelir ve vücudun her tarafına yayılırlar. Zamanla iltihaplanarak ciddi ağır, ateşli hastalıklara sebep olurlar. Patladıkları zaman şok ile ölüm tehlikesi gösterirler. Köpekler bu hastalığın yumurtalarını, ağızlarında ve salyalarında taşırlar.
Ameliyatla kistlerin çıkarılması gerekir. Kistler çok sayıda ve yaygın olurlarsa ameliyatla temizlemek zorlaşır.
KİSTLER
Kistler, bir kese şeklindeki boşluklardır. İçlerinde bazan hava bazan sıvı bulunur. Büyüklükleri, mercimekten insan başına kadar değişir. Vücudun her tarafında ve çoğunlukla karaciğer, akciğer, böbrek, beyin, yumurtalık gibi organlarda bulunur.
Kistler, organlara baskı yaparak ve iltihaplanarak hastalıklara sebep olurlar. Uzun zaman vücutta saklanan kistlerden kanser bile meydana çıkabilir. Kanserleşmeyen kistler, hava kistleridir.
Kistlerin ameliyatla çıkarılmaları lâzımdır.
Kistler, organlara baskı yaparak ve iltihaplanarak hastalıklara sebep olurlar. Uzun zaman vücutta saklanan kistlerden kanser bile meydana çıkabilir. Kanserleşmeyen kistler, hava kistleridir.
Kistlerin ameliyatla çıkarılmaları lâzımdır.
KIZIL, BÖBREĞİ BOZABİLİR
Kızıl, mikropların boğazda yerleşip üremesi neticesinde meydana gelen ve çocuklarda görülen bir hastalıktır. Yüksek ateş ve boğaz ağrısıyla başlar, sonra bütün vücut derisi kırmızı renk alır. Derinin bu rengi kızıl teşhisi için tipiktir. Derinin kızarmasıyla beraber bütün organlar da aynı derecede hastalanırlar.
Kızıl, en büyük zararı böbrekler üzerinde yapar ve "nefrit" denilen böbrek hastalığına sebep olur. Hastalığın başlamasından 2-4 hafta sonra yüz ve bacaklarda şişme, idrarın kanlı olması, böbrek rahatsızlığının başladığına işarettir. Kızıl ayrıca kalp bozukluklarına ve kulak iltihaplarına da sebep olabilir. Bulaşıcı bir hastalıktır. Salgın şeklinde görülebilir.
Tedavisinde antibiyotik kullanılır. Teşhis koyulur koyulmaz hemen tedaviye başlamak gerekir. Hastalar ağız ve boğaz temizliğine dikkat etmelidir. İdrar sık sık kontrol edilmeli, böbrek bozukluğu şüphesi varsa, tuzu kesmelidir.
Kızıl, en büyük zararı böbrekler üzerinde yapar ve "nefrit" denilen böbrek hastalığına sebep olur. Hastalığın başlamasından 2-4 hafta sonra yüz ve bacaklarda şişme, idrarın kanlı olması, böbrek rahatsızlığının başladığına işarettir. Kızıl ayrıca kalp bozukluklarına ve kulak iltihaplarına da sebep olabilir. Bulaşıcı bir hastalıktır. Salgın şeklinde görülebilir.
Tedavisinde antibiyotik kullanılır. Teşhis koyulur koyulmaz hemen tedaviye başlamak gerekir. Hastalar ağız ve boğaz temizliğine dikkat etmelidir. İdrar sık sık kontrol edilmeli, böbrek bozukluğu şüphesi varsa, tuzu kesmelidir.
KIZAMIK AĞIR, KIZAMIKÇIK HAFİF
Çocuk hastalıkları içinde bulunan kızamık, daha önce bu hastalığı geçirmemiş büyüklerde de olur. Ekseriyetle 2 - 10 yaş aralığı hastalığıdır. Daha çok kış aylarında salgınlar yapar. Nezle ve yüksek ateşle başlar, ağız içinde "koplik lekeleri" adı verilen beyaz lekeler, erken teşhisi temin eder.
Ateşten 1-2 gün sonra, bütün vücudu pire ısırığı şeklinde kırmızı lekeler kaplar. Haftasına deri pul pul olur ve dökülür. Ateş düşmeye başlar. Bu lekeler ufak kanamalardır ve deriden başka vücudun bütün organlarında da vardır.
Kızamık virüs hastalığıdır, çok bulaşıcıdır, havadan solunum yolu veya hastayla temas neticesinde bulaşır.
Ateşten 1-2 gün sonra, bütün vücudu pire ısırığı şeklinde kırmızı lekeler kaplar. Haftasına deri pul pul olur ve dökülür. Ateş düşmeye başlar. Bu lekeler ufak kanamalardır ve deriden başka vücudun bütün organlarında da vardır.
Kızamık virüs hastalığıdır, çok bulaşıcıdır, havadan solunum yolu veya hastayla temas neticesinde bulaşır.
18 Haziran 2015 Perşembe
VİTİLİGO HASTALIĞI TEDAVİSİZ
Vitiligo, yüzde, göğüste, kol ve ellerde olan harita şeklinde açık renk lekelerdir. Lekeler ilerleyen yaşla beraber genişleme ve farklı bölgeleri de tutma eğilimi gösterir. Vücudun bağışıklık sistemindeki bir bozukluktan kaynaklanır. Bağışıklık hücreleri, deriye rengini veren pigmenti üreten melanosit hücrelerine saldırırarak yok etmekte ve üremesine imkân tanımamaktadır. Asabi menşeyli olduğu kabul edilir. Sinirli kişi, bu hastalığa yakalanınca, morali daha da çöktüğünden hastalığın yayılma hızı da artar.
Çocukluk çağında da vitiligo ortaya çıkabilir. Çocuk gelişme çağında olduğu için çoğu zaman ilerleyen yıllarda geriler hattâ kaybolur. Kaybolmayıp inatla devam edenleri de vardır.
Tedavisinde, bağışıklık baskılayıcı ilâçlar kullanılsa da kesin netice alınamamaktadır. Estetiği bozmaktan başka hiçbir zararı yoktur. Yakalanan kişi moralini bozmamalı ve hastalığı pek umursamamalıdır. Kişi güneşe fazla çıkmamalı, çünkü güneş ışınları lekeleri daha da belirgin hale getirir.
Çocukluk çağında da vitiligo ortaya çıkabilir. Çocuk gelişme çağında olduğu için çoğu zaman ilerleyen yıllarda geriler hattâ kaybolur. Kaybolmayıp inatla devam edenleri de vardır.
Tedavisinde, bağışıklık baskılayıcı ilâçlar kullanılsa da kesin netice alınamamaktadır. Estetiği bozmaktan başka hiçbir zararı yoktur. Yakalanan kişi moralini bozmamalı ve hastalığı pek umursamamalıdır. Kişi güneşe fazla çıkmamalı, çünkü güneş ışınları lekeleri daha da belirgin hale getirir.
KISIRLIK KADINA HAS DEĞİL
Kısırlık, çocuk sahibi olamamaya veya yumurta döllenmesinin olmamasına denilir. Hem kadında, hem erkekte görülür. Çocuk sahibi olamayan çiftlerin başvurmadıkları çare yoktur.
Erkekte kısırlık, yumurtayı dölleyen ve "sperm hayvancıkları" adı verilen hareketli hücrelerin bozukluğuna bağlıdır. Bazı erkeklerde spermlerin kuyrukları yoktur, bazılarında şekilleri anormaldir, bazılarında da sayıları düşüktür ya da yoktur. Normal erkeğin 1 mililitre (ml) menisinde 60-200 milyon sperm hücresi bulunur.
Kadınlarda kısırlığın sebebi yumurtalık bozukluklarından çok, kanalların tıkalı olması veya rahmin küçük kalmasıdır. İltihaplı bir hastalık geçiren kadında kanallar (tüpler) tıkanır ve olgunlaşan yumurta rahime düşemez. Bu hâle daha ziyade zafiyet geçiren kadınlarda, kürtaj olanlarda sık rastlanır.
Erkeklerde de kısırlığın önemli sebepleri, önceden geçirilmiş, fakat tedavisi tam olmamış bel soğukluğu ile, prostat hastalıklarıdır. Bazılarında da doğuştan testis hataları kısırlık sebebi olur.
Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler mutlaka beraber muayene olmalıdır. Bazı ailelerde erkek veya kadının basit bir muayeneden geçmesi çocuk sahibi olmalarını sağlar. Bazıları için ise tüp bebek tedavisinden başka yapılacak tedavi yoktur.
Erkekte kısırlık, yumurtayı dölleyen ve "sperm hayvancıkları" adı verilen hareketli hücrelerin bozukluğuna bağlıdır. Bazı erkeklerde spermlerin kuyrukları yoktur, bazılarında şekilleri anormaldir, bazılarında da sayıları düşüktür ya da yoktur. Normal erkeğin 1 mililitre (ml) menisinde 60-200 milyon sperm hücresi bulunur.
Kadınlarda kısırlığın sebebi yumurtalık bozukluklarından çok, kanalların tıkalı olması veya rahmin küçük kalmasıdır. İltihaplı bir hastalık geçiren kadında kanallar (tüpler) tıkanır ve olgunlaşan yumurta rahime düşemez. Bu hâle daha ziyade zafiyet geçiren kadınlarda, kürtaj olanlarda sık rastlanır.
Erkeklerde de kısırlığın önemli sebepleri, önceden geçirilmiş, fakat tedavisi tam olmamış bel soğukluğu ile, prostat hastalıklarıdır. Bazılarında da doğuştan testis hataları kısırlık sebebi olur.
Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler mutlaka beraber muayene olmalıdır. Bazı ailelerde erkek veya kadının basit bir muayeneden geçmesi çocuk sahibi olmalarını sağlar. Bazıları için ise tüp bebek tedavisinden başka yapılacak tedavi yoktur.
SAĞLIKLI EMZİRME BİLGİSİ
Çocuğunuzu her emzirmeden evvel ve sonra göğüs başlarını kaynatılmış suyla ıslatılmış steril bir pamukla silmeyi ihmâl etmeyiniz. Bu kadar basit bir tedbirin hem sizin, hem de bebeğinizin sıhhati için büyük önemi vardır. Memeleri günde 1-2 kez sabunlu su ile yıkamalıdır.
Memeler daima kuru kalmalıdır. Emzirme bittikten ve meme temizlendikten sonra, üzerine temiz katlanmış mendil sarılır. Bu sızan sütü emer ve kolayca değiştirilir.
Anne emzirirken, ya yatakta veya rahat bir sandalyede oturmalıdır. Çocuğun başı meme verilen taraftaki kola dayandırılır ve bebek mümkün olduğu kadar dik tutulur. Serbest kalan diğer elin orta ve işaret parmakları arasında meme başı ile etrafındaki esmer hale bebeğin ağzına verilir. Bebeğin burnunun tıkanmaması için, memeye üstteki parmakla hafif baskı yapılır.
Memeler daima kuru kalmalıdır. Emzirme bittikten ve meme temizlendikten sonra, üzerine temiz katlanmış mendil sarılır. Bu sızan sütü emer ve kolayca değiştirilir.
Anne emzirirken, ya yatakta veya rahat bir sandalyede oturmalıdır. Çocuğun başı meme verilen taraftaki kola dayandırılır ve bebek mümkün olduğu kadar dik tutulur. Serbest kalan diğer elin orta ve işaret parmakları arasında meme başı ile etrafındaki esmer hale bebeğin ağzına verilir. Bebeğin burnunun tıkanmaması için, memeye üstteki parmakla hafif baskı yapılır.
KENDİLİĞİNDEN KIRIĞA DİKKAT
Kazalar neticesinde ortaya çıkan kırıklar, daha çok kol ve bacağın uzun kemiklerinde görülürler. Bunlar haricinde kafatası ve kaburga kemikleri kırıklarına da sık rastlanır. Ters bir hareket, liflerin ani çekilmesi veya kemiğin üzerine doğrudan doğruya gelen bir darbe, kemiğin çatlamasına ve ayrılmasına sebep olur.
Kendi kendine olan kırıklarda daima bir kemik urunu veya sıçramış bir kanserin tahribini düşünmek lâzımdır. Kol ve bacaklarda kırıklar meydana geldiği zaman, o organ hareket kabiliyetini kaybeder ve uzunluğu değişir ve kırık bölgesinde şiş, şiddetli ağrı meydana gelir. Bazan kan oturmaları olur. Kaburga kemiği kırıklarında nefes almakla göğüse bıçak saplanır gibi bir ağrı girer ve hareketle bu ağrı artar. Kırıklar açık ve kapalı olmak üzere iki grupta incelenir. Açık kırıklarda kaslar da parçalanır ve kemiğin uçları gözle görülür.
Kendi kendine olan kırıklarda daima bir kemik urunu veya sıçramış bir kanserin tahribini düşünmek lâzımdır. Kol ve bacaklarda kırıklar meydana geldiği zaman, o organ hareket kabiliyetini kaybeder ve uzunluğu değişir ve kırık bölgesinde şiş, şiddetli ağrı meydana gelir. Bazan kan oturmaları olur. Kaburga kemiği kırıklarında nefes almakla göğüse bıçak saplanır gibi bir ağrı girer ve hareketle bu ağrı artar. Kırıklar açık ve kapalı olmak üzere iki grupta incelenir. Açık kırıklarda kaslar da parçalanır ve kemiğin uçları gözle görülür.
17 Haziran 2015 Çarşamba
UFAK YANIKLARA BUZLU SU
Yanıklar üç derecedir. Bu dereceler yanıkların şiddetine göre ayrılmıştır. Birinci derece yanıklar yüzeysel ve ufak yanıklardır. Bu tür yanıklarda deri kalkmamışsa, yanan yeri yarım saat kadar buzlu suya sokmak lâzımdır. Soğuk suyla temas, ufak yanıklar için en pratik tedavi yöntemidir.
Üçüncü derece yanıklar, geniş ve ölümcül yanıklar. İkinci derece olanlar da bu ikisinin arasındaki tehlikeli orta şiddette yanıklardır. Yanığın sebebi ne olursa olsun üç ciddi problem vardır. İlk problem acı-ağrıdır. Yanık yerinde açık kalan sinir uçları hava ile temas edince şiddetli acı meydana gelir. Bunun için yaralar daima bir merhemle örtülmelidir. Diğer problem yaraların iltihaplanmasıdır. Bunun için hem ağrı kesici hem de antibiyotikli pomadlar kullanılır.
Son problem yanıkla beraber vücuttan fazla su kaybolması, şok ve böbrek yetmezliğidir. Bu daha çok üçüncü derece yanıklarda olur. Ciddi tıbbi tedaviyi ve hastaneye yatmayı gerektirir.
Üçüncü derece yanıklar, geniş ve ölümcül yanıklar. İkinci derece olanlar da bu ikisinin arasındaki tehlikeli orta şiddette yanıklardır. Yanığın sebebi ne olursa olsun üç ciddi problem vardır. İlk problem acı-ağrıdır. Yanık yerinde açık kalan sinir uçları hava ile temas edince şiddetli acı meydana gelir. Bunun için yaralar daima bir merhemle örtülmelidir. Diğer problem yaraların iltihaplanmasıdır. Bunun için hem ağrı kesici hem de antibiyotikli pomadlar kullanılır.
Son problem yanıkla beraber vücuttan fazla su kaybolması, şok ve böbrek yetmezliğidir. Bu daha çok üçüncü derece yanıklarda olur. Ciddi tıbbi tedaviyi ve hastaneye yatmayı gerektirir.
16 Haziran 2015 Salı
İRSî KELLİK TEDAVİSİZ
Saçların tamamen dökülerek baş derisinin ortaya çıkması durumuna kellik denilir. Bu duruma değişik olaylar sebep olabilir. Çocuklarda görülen baş yaralarının yaptığı mikrobik bir hastalığa bağlı kellik haricinde; genç yaşlarda görülen saç dökülmelerinin sebebi ekseriyetle soya çekimdir.
Saç dökülmelerinin diğer bir sebebi de vitamin eksikliğidir. Bilhassa, PP vitamini, A ve D vitamini eksikliklerinde, saç derisinin yağlanmasına bağlı saç dökülmeleri görülür.
Halk arasında "saçkıran" adı verilen bölgesel kelliklerin sebebi sinirseldir. Zamanla kendiliğinden geçenleri olduğu gibi, ne yapsan dahi geçmeyenleri vardır. Bazı standart dışı sabunlar ve tuzlu deniz suyu da saçlarda dökülme yapabilir.
Saç dökülmelerinin diğer bir sebebi de vitamin eksikliğidir. Bilhassa, PP vitamini, A ve D vitamini eksikliklerinde, saç derisinin yağlanmasına bağlı saç dökülmeleri görülür.
Halk arasında "saçkıran" adı verilen bölgesel kelliklerin sebebi sinirseldir. Zamanla kendiliğinden geçenleri olduğu gibi, ne yapsan dahi geçmeyenleri vardır. Bazı standart dışı sabunlar ve tuzlu deniz suyu da saçlarda dökülme yapabilir.
KEDİ TIRMIĞI HASTALIĞI
Kedilerin, tırnakları ile deriyi çizip yaralıyarak bulaştırdıkları mikropla meydana gelen hastalıktır. Çocuklarda, kedilerle daha fazla oynadıkları için daha sık görülür.
Tırnak yerinde iltihap ve yüksek ateşle seyreden bu hastalık birçok ateşli hastalıkları taklit edebilir. Bazan döküntüler görülür. Doktor dahi teşhiste sıkıntı çeker.
Tedavisinde antibiyotik kullanılır.
KONTROLLÜ KAPLICA FAYDALI
Kaplıcalar, radyoaktif maddeleri, madenleri, mineralleri ihtiva eden tabii sıcak sulardır. Bunlar topraktan fışkırırlar. Bilhassa volkanik arazilerde çok bulunurlar. Toprağın taşıdığı maddelere göre, kükürtlü, demirli, fosforlu, kalsiyumlu olurlar.
Kaplıca tedavileri, ancak doktor kontrolü altında ve bir programa göre tatbik edildikleri zaman faydalıdırlar. Bunun haricinde bazan zararlı ve tehlikeli olabilirler. Kaplıca tedavisine girecek şahısların her şeyden evvel kalpleri ve tansiyonları normal olmalıdır. Böbrekleri ve karaciğeri hasta olanlar kaplıca banyoları yapmamalıdırlar. Sıcak suyun ve düşük dozlu (kansere sebebiyet vermeyecek dozda) radyoaktif ışının kaslar ve sinirler üzerinde faydalı etkileri vardır. Sıcak su, kan damarlarını genişletir ve dokulara daha fazla kan gitmesini sağlar.
Eklem iltihaplarında, kaplıca tedavisinin masajla birlikte faydası olur. Ağır ve akut romatizma hastalığında kaplıca tedavisi zararlıdır. Müzmin romatizma şekillerinde faydalı olabilir.
Her şeyden evvel bu tedaviyi bilen şahısların kontrolü altında yapmak gerekir.
Kaplıca tedavileri, ancak doktor kontrolü altında ve bir programa göre tatbik edildikleri zaman faydalıdırlar. Bunun haricinde bazan zararlı ve tehlikeli olabilirler. Kaplıca tedavisine girecek şahısların her şeyden evvel kalpleri ve tansiyonları normal olmalıdır. Böbrekleri ve karaciğeri hasta olanlar kaplıca banyoları yapmamalıdırlar. Sıcak suyun ve düşük dozlu (kansere sebebiyet vermeyecek dozda) radyoaktif ışının kaslar ve sinirler üzerinde faydalı etkileri vardır. Sıcak su, kan damarlarını genişletir ve dokulara daha fazla kan gitmesini sağlar.
Eklem iltihaplarında, kaplıca tedavisinin masajla birlikte faydası olur. Ağır ve akut romatizma hastalığında kaplıca tedavisi zararlıdır. Müzmin romatizma şekillerinde faydalı olabilir.
Her şeyden evvel bu tedaviyi bilen şahısların kontrolü altında yapmak gerekir.
DERİYİ TIRNAKLA KAŞIMAMALI
Vücut kaşıntıları çok zaman vücudun herhangi bir yerinde ve lokaldir. Bu kaşıntılara ekseri böcek sokmaları, kaşındırıcı bitkilerin teması veya allerjik bir maddenin değmesi sebep olur.
Ellerde, parmak aralarında, çatlak ve yaralarla olan kaşıntılar uyuz hastalığında görülür. Vücutta yaygın kaşıntılar ekseri bir allerji neticesinde ortaya çıkarlar. Bu kaşıntılar çok zaman kırmızı döküntüler ve pençe pençe kabartılarla beraberdir. Bazı kaşıntılar ürtiker şeklindedir.
Uzun süren sarılıklar da şiddetli kaşıntılara sebep olur. Kana karışan safra boyaları deriyi tahriş ederek kaşındırırlar. Aynı şekilde üremi hastalığı olanlarda da kaşıntılar olur.
Ellerde, parmak aralarında, çatlak ve yaralarla olan kaşıntılar uyuz hastalığında görülür. Vücutta yaygın kaşıntılar ekseri bir allerji neticesinde ortaya çıkarlar. Bu kaşıntılar çok zaman kırmızı döküntüler ve pençe pençe kabartılarla beraberdir. Bazı kaşıntılar ürtiker şeklindedir.
Uzun süren sarılıklar da şiddetli kaşıntılara sebep olur. Kana karışan safra boyaları deriyi tahriş ederek kaşındırırlar. Aynı şekilde üremi hastalığı olanlarda da kaşıntılar olur.
15 Haziran 2015 Pazartesi
KARACİĞER HASTALIKLARI
Karaciğer vücudumuzun en mühim organlarından biridir. Karnın sağ tarafında ve kaburgaların altında bulunan bu organ kanla dolu, gevrek ve kolay yırtılabilir bir organdır. Kan yapmaktan, vücuttaki zehirleri temizlemeye kadar birçok vazifesi olan bu organı büyük bir kimya laboratuarına benzetebiliriz. Hemen hemen organizmanın her işiyle ilgisi vardır. Karaciğersiz bir insanın yaşaması imkânsızdır. Karaciğer, özel bir damar sistemine sahiptir ve vücuttaki bütün kan buradan geçer.
Karaciğerin çeşitli hastalıkları vardır. İltihaplı hastalıklarına "hepatit" denir. Hepatitler A, B, C şeklinde sınıflandırılırlar. Bu organda iyi veya kötü huylu tümörlere, kistlere ve bilhassa kanserli hastalarda kanserin yayılmasına (metastaz) sık rastlanır. Uzak organlardan koparak, kan dolaşımı yoluyla karaciğere gelen kanser hücreleri buraya yerleşir ve yeni tümör odakları oluştururlar.
Karaciğerin çeşitli hastalıkları vardır. İltihaplı hastalıklarına "hepatit" denir. Hepatitler A, B, C şeklinde sınıflandırılırlar. Bu organda iyi veya kötü huylu tümörlere, kistlere ve bilhassa kanserli hastalarda kanserin yayılmasına (metastaz) sık rastlanır. Uzak organlardan koparak, kan dolaşımı yoluyla karaciğere gelen kanser hücreleri buraya yerleşir ve yeni tümör odakları oluştururlar.
14 Haziran 2015 Pazar
YATAKTA HASTA BAKMA
Bazı hastalıklarda, hastaların yatakta yatmaları mecburi hâle gelir. Yatalak hasta bakımında, bazı dikkat edilecek önemli noktalar vardır. Hastanın yatağı hergün havalanmalı ve yatak takımları sık değiştirilmelidir. Bunun için hasta, yatak çarşafının içinde bir divan üzerine alınır. Hastayı fazla kımıldatmadan çamaşırları da değiştirilebilir. Bu esnada hastanın bütün vücuduna bakmak lâzımdır. Herhangi bir yara veya kızartı görülünce doktora haber vermelidir. Yatak çarşafının düz ve gergin olmasına dikkat etmelidir. Çarşafın buruşuk- katlı kısmı yara açılmasına sebep olabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


