11 Ocak 2018 Perşembe

TAM SAĞIRLIK (kofoz)

SAĞIRLIĞIN en ağır ve tam şekline "kofoz" denilir. Kulağın işitme kısımlarından salyangoz, corti organı veya işitme sinirinin bulunmamasından ya da tahribinden kaynaklanır. Doğuştan veya hayatın ilk yıllarında iki taraflı olarak görülen şekillerinde sağırlık ve dilsizlik bir arada bulunur.

Sonradan edinilmiş sağırlık; travmalara, labirentin tahribine yol açan ağır iltihabî süreçlere, zehirlenmelere veya enfeksiyonlara bağlı sinir iltihaplarına, duyma sinirinin tümörlerine bağlı olabilir. Bir kez yerleştiğinde kofozu tedavi etmek imkânsız denilecek kadar zordur.

10 Ocak 2018 Çarşamba

RENÉ LALİQUE, eser-biyografi

FRANSIZ süslemecisi, 1860 yılında Ay'da doğdu. 1900 Sergisi'nde sembolist şiirden ve Japon sanatından ilham alarak yaptığı mücevherlerle başarı kazandı. Tabiattan aldığı motiflere abartılı bir hava vererek özgün mücevherler yaptı (özellikle Sarah Bernhardt için çalıştı).

Daha sonra camı kalıba dökme tekniğini uyguladı; böylece ucuz parfüm şişeleri, sofra takımları, lâmbalar ve mimarlık malzemesi yapmayı başardı. Dekoratif sanatlar müzesinde ve yurt içi, yurt dışı özel koleksiyonlarda eserleri olan René Lalique, 1945' de Paris'te öldü.

René Lalique  -  Kızböceği kadın  (mücevher)

UYLUK BAŞI NEKROZU (koksa plana)

UYLUK (femur) kemiği başı nekrozu (doku ölümü) çoğunlukla 4-10 yaş arası erkek çocuklarda ortaya çıkar. Nekroz tek taraflı olup, nadiren de çift taraflı olabilir. Uyluk başı epifizindeki bu değişiklik, zamanla uyluk başında düzleşmeye ve uyluk boynunun kısalmasına yol açar. Hastada topallama, ağrı, eklem hareketinin kısıtlanması ve bazen de baldır kasında erime görülür.

Tedavide, alçılama veya yatak istirahatiyle eklemin dinlenmeye alınması sağlanır. Dinlenme esnasında ölen kemik dokusu emilir, yerine yeni kemik dokusu gelir. Hafif vakalarda, yeni oluşan kemik dokusu, hasara uğrayan kısmın tüm özelliklerini yeniden kazanabilir.

9 Ocak 2018 Salı

WİFREDO LAM, eser-biyografi

KÜBA'LI ressam, 1902 yılında Sagua la Grande'da (Küba) doğdu. 1928-36 yılları arasında Madrid'de kaldı, orada Alvarez de Sotomayor ve Vazquez Diaz ile resim çalıştı. Sonra Paris'e giderek, Picasso ve gerçeküstücü ressam ve şairlerle yakınlık kurdu, kitap resimledi, onlardan büyük ölçüde etkilendi.

Lam, eserlerinde daha çok hayalî konuları işledi ve gittikçe soyuta yöneldi. Küba'ya döndükten sonra (1941), resimlerinde, Antil efsaneleri, siyah Afrika sanatı vb, gibi etkilere yer verdi. Caracas üniversitesinde ve Havana İşçi yurdundaki freskleri ünlüdür. Wifredo Lam, 1982' de Paris'te öldü.

Wifredo Lam  -  Cangıl  (1942)

KALÇA KEMİĞİ İLTİHABI (koksit)

KALÇA kemiği iltihabı, verem (tüberküloz) basilinin bu bölgeye yerleşmesiyle olur. Hastalığa "kalça veremi" de denilir. Veremin vücutta yerleşebileceği en uygun kısımlardan biri de kalça eklemidir. Bu hastalık genellikle çocuklukta 4-10 yaşlar arasında ve her zaman tek taraflı olarak ortaya çıkar.

Tüberküloz basili bu bölgeye kan yoluyla, çoğunlukla akciğer odaklarından gelir. İltihap süreci, kemik veya sinovya zarında başlar, giderek yayılarak eklem kıkırdağını veya bağlarını tutar. İltihabın yayılması, yapılarda yıkıma, cerahat benzeri bir maddenin oluşumuna, eklem başında  çıkığa sebep olur. Cerahat benzeri madde daha sonra dokuların arasından geçerek deriye kadar ulaşabilir.

Hastalık genellikle kendiliğinden durur. Eklem yüzeylerinin bozulmasıyla yürüme engellenir. Kalça kemiği iltihabı, çoğunlukla gençlerde görüldüğünden, bacağın büyüme ve gelişiminde belirgin bozukluklara sebep olur.

8 Ocak 2018 Pazartesi

PRENSES LAMBALLE'iN KATLİ

MARİE-Thérese-Louise de Savoie (Madame Lamballe) 1749 yılında Torino'da (İtalya) doğdu. 18 yaşında Lamballe Prensi'nden dul kaldı. Evinde kendisine başkâhyalık vazifesi veren kraliçe Marie-Antoinette'in dostuydu (1774). 1792' de Force cezaevine hapsedildi. Kendisinden kraliçeye bağlılık yemininden vazgeçmesi istendi. Kabul etmeyince eylül katliamında Paris'te (Fransa) katledildi. Kafası, Marie-Antoinette'in hapsedildiği Temple'ın pencereleri önünde teşhir edildi.

Temple kulesinin önüne sürüklenen madam Lamballe'in cesedi  (2 eylül 1792)

KOLANJİYOM (safra yolları tümörü)

KARACİĞERDE safra yollarını döşeyen hücrelerden kaynaklı tümör. İyi veya kötü gidişli olabilir. Habis olanlarına "kolanjiyokarsinom" veya "safra hücreli karsinom" denilir. Habis olan tipi çok daha sık görülür.

Tümör, Uzakdoğu'da yaygındır. Bunun sebebi, bu bölgelerde yaşayanların safra yollarında asalak solucanlara rastlanmasıdır. Birincil karaciğer tümörlerinin yaklaşık % 20' si safra yolları tümörüdür. Görülme sıklığı 40-50 yaşlarda yükselir.

Hastalığın gidişatı oldukça kötüdür. Önce karaciğerde büyüme görülür. Tümör kısa sürede karındaki çeşitli lenf bezlerine yayılır.

7 Ocak 2018 Pazar

JEF LAMBEAUX, eser-biyografi

BELÇİKALI heykeltraş, 1852' de Anvers'de doğdu. Gerçekçiliği Jordaens'e benzetilir. Öç, Güreşçiler, Öpücük, Çılgın türkü, İnsan tutkuları, Yaralı adam, Kır tanrısıyla su perisi ve Brabo çeşmesi adlı eserleri olan Jef (Joseph) Lambeaux 1908' de Brüksel'de öldü.

Jef Lambeaux -  Güreşçiler

KOLEKSİYONOMANİ NEDİR?

KOLEKSİYONOMANİ, çeşitli nesneleri arayıp bulma ve titizlikle toplayıp saklamaya dayanan çok yaygın bir "mani" biçimidir. Klinik olarak çok endişe verici bir durum değildir. Genellikle kişilerin hobileri arasında bulunan çeşitli etkinliklerle karıştırılır.

Pullar, kartpostallar, çeşitli taşlar, koleksiyonomani nesnesi olabilir. Koleksiyonomani, şahsın düşündüğü tek aktivite haline gelmişse, açık bir patolojiye dönüşür. Bu durumda kişinin saplantılarının veya çarpıtılmış bir isteğin ifadesi olabilir.

6 Ocak 2018 Cumartesi

LAKE SANATI

UZAKDOĞU' da, özellikle de Japonya'da ve Çin'de lak denilen kahverengimsi-kırmızı renkte reçinemsi bir maddeyle birçok defa kaplanarak hazırlanmış süs eşyası veya panoya "lake" denilir. Bu iş çoğu zaman aylar gerektiriyordu, çünkü pek çok ince işlem uygulanmaktaydı.

Boyama, kabartma veya kakma bezemenin üzerine bazen, yirmi kata kadar vernik sürülüyor; bu katlar tek tek kurutulduktan sonra süngertaşıyla parlatılıyordu. Japon lakeleri çoğunlukla renkli ve gümüşîdir. Çin lakelerinde ise kırmızı, koyu yeşil ve kahverengi hâkimdir.

                                               LAKE SANATI ÖRNEKLERİ

France gemisini süsleyen lake pano  (1961)

KALINBAĞIRSAĞIN ÇIKARILMASI

KALINBAĞIRSAĞIN, bir kısmının veya tamamının çıkarılması, kalınbağırsağın ve buna bağlı yapıların çeşitli hastalıklarında tatbik edilir. Bunlar arasında; özellikle farklı bölgelere yerleşmiş tümörler, iltihap, gelişim bozukluğuyla veya doku yıkımıyla süren hastalıklar sayılabilir.

Bu ameliyatı gerektiren hastalıkla ilgili teknik zorluklar dışında, sindirim sisteminin sürekliliğini sağlama ve tekrar işlerlik kazandırma gerekliliği vardır. Kalınbağırsağın oldukça geniş bir kısmının çıkarılması gerekebilir. Uygun dikişlerle, kalan uçlar birbirlerine birleştirilir. Bu işlem imkânsız ise, bağırsağın üstte kalan bölümü vücut dışına açılarak bağırsak muhtevasının dışarı verilmesi sağlanır.

5 Ocak 2018 Cuma

JACQUES DE LAJOUE, eser-biyografi

FRANSIZ ressam ve süslemecisi, 1687 yılında Paris'te doğdu. Bir mimarın oğludur. G. Huqupier ve Charles Nicolas Cochin tarafından gravürleri hazırlanan süslemeler yaptı. Madame de Pompadour'un sevgisini kazanarak resmî binaları süsleme işini aldı. Peyzajları ve portreleri de olan Jacques de Lajoue 1761' de Paris'te öldü.

Jacques de Lajoue - Ressam ve ailesi

KOLEMİ NEDİR?

KOLEMİ, kanda safra pigmentinin aşırı derecede yüksek bulunmasıyla ilgili patolojik bir durumdur. Bazen aynı aile bireylerinde de ortaya çıkar. Kanda yüksek düzeylerde bilirubin bulunmasıyla kendini belli eden bir hastalıktır. Burada doğuştan gelen, bilirubinin karaciğer hücrelerinde dönüşümünde bozukluklar mevcuttur.

4 Ocak 2018 Perşembe

JUAN DE LA HUERTA, eser-biyografi

İSPANYOL asıllı heykeltraş, Daroca, Zaragoza'da doğdu (doğum yılı belirsiz). 1440 yılına doğru Fransa, Bourgogne'a gitti ve Chalon'a yerleşti. İyi Philippe, babası Korkusuz Jean'ın yarım kalan mezarının tamamlanması için Juan de La Huerta'ya müracaat etti.

1448' de Mont-Sainte-Marie manastırında (Doubs), Orange Prensi Louis de Chalon'un mezarını yaptı; bu mezardan yalnızca ağlayan bir rahibe heykelciği kalmıştır. La Huerta, Korkusuz Jean'ın mezarını (Dijon) bitiremedi. Bu mezarda, hangi parçaların ona, hangi parçaların eseri tamamlayan Lemoiturier'ye ait olduğu kestirmek zordur. Heykeltraş, 1462' ye doğru Mâcon'da öldü.

Juan de La Huerta - Ağlayan rahibe

SAFRANIN KARNA YAYILMASI (koleperiton)

SAFRANIN karın zarı boşluğuna yayılmasıyla iltihaplanma ortaya çıkar. Nadir rastlanmasına karşılık ağır bir gidiş gösterir. Bu durum çoğunlukla safrakesesi ve yollarının karaciğer dışında kalan bölümünde gelişen çeşitli lezyonlara bağlıdır.

Meselâ, karna gelen kuvvetli darbeler, karna açılan derinlemesine yaralar, safrakesesi ve yollarında doku ölümüne sebep olan ağır enfeksiyonlar, asalaklara bağlı lezyonlar veya safra taşlarının sebep olduğu sürekli tahriş, koleperitona yol açabilir.

Karaciğere gelen darbeler, karaciğer dokusunda parçalanmaya yol açarak içindeki safra damarlarını yırtar ve safranın dışarı sızmasına sebep olur. Safra yollarıyla beraber kan damarları da yırtılacağından farklı şiddette kanamalar olur.

3 Ocak 2018 Çarşamba

SAFRA KESESİNİN ALINMASI

SAFRA kesesinin çalışmadığı veya vücutta kalmasının tehlike oluşturduğu durumlarda safra kesesi ameliyatla alınır. Bu ameliyatı mecbur kılan sebepler, iltihap ve taşlardır. Çoğunlukla iltihap ve taş beraber görülür.

Taşlar, safra kesesinde uzun yıllar hiçbir rahatsızlık vermeden kalabilir. Ameliyatın sebebi, taşların safra yolları boyunca hareket etmesi, ağrı ve sarılıkla ortaya çıkan tıkanmalardır. Safra kesesi çıkarma ameliyatı çok zor bir ameliyat olmamasına rağmen, ağır lezyonlara yol açabileceğinden tecrübe ve dikkat gerektirir.

Ameliyat sonrası dönemde hasta kendini çabuk toparlar ve genellikle tam bir iyileşme görülür. Ama bazen safra yollarında çalışma bozuklukları olur ve bunlar uzun süreli bir tedaviyi veya yeni bir ameliyatı gerekli kılar.

JEAN JACQUES LAGRENEE, eser-biyografi

FRANSIZ ressam, 1740 yılında Paris'te doğdu. Ressam Jean Louis François'nın (1724 - 1805) kardeşi. Abisiyle Rusya'ya (1760) ve Roma'ya (1763) gitti. 1768' e kadar Fransa akademisinde çalıştı. "Petit Trianon" tiyatrosunun tavanını, Fontainebleau'daki "Irmaktan kurtarılan Musa" ve "Kana şöleni" adlı eserleri yaptı. "Kış" ve "Üç güzeller" adlı tabloları bulunan Jean Jacques Lagrenée 1821' de Paris'te öldü.

Jean Jacques Lagrenée - Üç güzeller

2 Ocak 2018 Salı

ROGER DE LA FRESNAYE, eser-biyografi

FRANSIZ ressam, 1885 yılında Le Mans'da doğdu. Julian akademisine devam etti (1902), burada Dunoyer de Segonzac ile dostluk kurdu. Millî Güzel Sanatlar Yüksek okuluna yazıldı (1904). Burada tanıştığı Paul Véra, R. de La Fresnaye'in Ranson akademisinde, Maurice Denis ile Paul Sérusier'nin öğrencisi olmasını sağladı.

Almanya'ya ve İtalya'ya gitti (1910-11), "Salon de section d'or" a ve Putealux grubunun toplantılarına katıldı. 1914' de gönüllü olarak orduya girdi. 1815' de Protestanlığa geçti. Cambo, Durtol ve Grasse'da oturdu, Béligneux sanatoryumunda kaldı, sonra Grasse'a döndü (1924).

Roger de La Fresnaye, sanat hayatının kısalığı ve eserlerinin etkisi bakımından Géricault'ya benzetilir. Kübizmi benimsemekle beraber bu akımın ilkelerini aşırılığa kaçmadan tatbik etti. Şekilleri bakımından geometrik olarak özetlenmiş olan figürlü büyük kompozisyonların bütünlülüğü vardır. Renkler duygulu bir sanatçının eseridir. Peyzaj ve natürmortlarında da aynı duygululuk görülür.

1921' den sonra "yeni-klâsik" denebilecek üslûpta yaptığı desenlerle, Rohner gibi araştırmacı ressamların "yeni objektiflik" denilen üslûbunu müjdeler. Kitap resimlemeleri de yapan Roger de La Fresnaye'ın Paris Art Moderne müzesinde birçok eseri bulunur. Ressam 1925' de (yaş 40) Grasse'da öldü.

Roger de La Fresnaye - Kürekçi  (1912)

SAFRA BİRİKMESİ (kolestaz)

ONİKİPARMAK bağırsağına kâfi miktarda safra ulaşmaması klinik bir duruma yol açar. Deri, belirgin biçimde sarı renk alır. Bu durum, karaciğer içinden veya safra yolları tıkanması gibi karaciğer dışından sebeplerle olabilir.

İç etkenler arasında en başta safra kesesi taşları gelir. Bunun dışında, iltihabî veya yaralanmalara bağlı süreçler neticesinde, safra kesesi kanalı üzerinde herhangi bir noktada veya son bölümünde daralmalar olabilir. Safra yolları tümörleri ile asalakların sebep olduğu tıkanmalar da önemlidir.

Dış etkenler ise; çevre dokularda nedbe gelişimine bağlı çekilmelere yol açan veya yakındaki lenf bezlerinin büyümesinden kaynaklanan çeşitli iltihabî ve travmatik süreçlerin safra yolları üzerinde yaptığı baskıya bağlı tıkanmalardır.

1 Ocak 2018 Pazartesi

CHARLES DE LAFOSSE, eser-biyografi

FRANSIZ ressam, 1636 yılında Paris'te doğdu. Le Brun ve gravürcü Chauveau'nun öğrencisiydi. İtalya'da, özellikle Venedik'te birkaç yıl kaldı. Büyük dekoratif panolar yapma zevkini orada kazandı. "Proserpina'nın kaçırılışı" adlı tablosu, akademiye alınmasını sağladı.

Lord Montagu tarafından Londra'daki sarayını süsleme amacıyla İngiltere'ye çağırıldı. Kendisini koruyan ve onu Le Brun'ün yerini alacak bir sanatçı gibi gören Mansart, Lafosse'u geri çağırttı. Lafosse, İnvalides'in dekorasyonunu meydana getirecek olan parçaların taslaklarını hazırladı. Mansart'ın ölümüyle, sadece kubbeleri resimlemekle görevlendirildi.

Lafosse, barok üslûpta eserler yaptı. En iyi eserleri Versailles'dadır. Ressam, 1716' da Paris'te öldü.

Charles de Lafosse -  Güneşin arabası

KOLESTEATOM (ortakulakta kütle oluşumu)

ORTAKULAK boşluğunda, daha nadir olarak şakak kemiği boşluğunda veya diğer kafa kemikleri boşluğunda ortaya çıkan hastalık.

Kolesteatom, kulak zarının kenardan yırtılmasıyla ortakulağın cerahatli iltihabî süreçleri neticesinde gelişir. Dışkulak kanalını örten epitel, bu kenar yırtığı yoluyla, ortakulak boşluğuna yavaş yavaş girer; burada büyür ve olgunlaşır. Neticede beyaz renkli bir kitle oluşur. Buna "kolesteatom" denir. Bu kitle biçimsiz, pul pul dökülen, yağ damlacıkları ve kolesterol kristallerinden meydana gelir.

Kolesteatom, daha nadir olarak bir gelişme bozukluğu neticesinde, kafa kemiklerinde kalmış epidermik tipte epitel adacıklarının büyümesine bağlı olarak da gelişebilir; kafa boşluğuna yayılabilir,  beyin veya beyin zarlarında iltihap yapabilir.

31 Aralık 2017 Pazar

JEAN EMİLE LABOUREUR, eser-biyografi

FRANSIZ  ressam ve gravürcü, 1877 yılında Nantes'da doğdu. Auguste Lepere ve Toulouse-Lautrec'in tavsiyeleri üzerine Dresden, Münih ve Berlin müzelerindeki eski gravürleri inceledi (1899-1902). Amerika ve Londra'da bir süre kaldı (1903-09).

İlk ağaç işini ve ilk ofortu 1896' da yaptı. 1909' da elde ettiği bir gezi bursuyla Türkiye, İtalya ve Yunanistan'ı dolaştı. İngiliz ordusunda geçirdiği tercümanlık yıllarını canlandıran gravürlerde (1916-18) kübizme yöneldiği görülür.

1930' da Briere peyzajlarıyla tekrar oforta döndü. 600' ü aşkın bakır üzerine, 250' si ağaç üzerine yapılmış gravürü ve 40 taşbaskısı vardır. Ayrıca 50 kitap resimledi. Ressamları, orijinal gravür yapmaya teşvik amacıyla 1922' de Bağımsız Ressamlar ve Gravürcüler derneğini kurdu. Laboureur, 1943' de Pénestin, Morbihan'da öldü.

Jean Emile Laboureur -  Denize bakan balkon

LDL (az yoğun kolesterol)

LDL (low density lipoprotein), kalp-damar sistemi hastalıklarının oluşumunda belirleyici rolü olduğu kabul edilir. LDL' nin kandaki normal değerleri 130 miligram / desilitre'nin altındadır. Bunun üzerindeki değerler damar hastalığının gelişme ihtimâlini artırır.

130 - 159 mg/dl arasındaki değerler, orta derecede hastalık tehlikesinin, 160 mg/dl üzerindeki değerler ise yüksek derecede damar hastalığı tehlikesinin işaretidir.

30 Aralık 2017 Cumartesi

FELİX LABİSSE, eser-biyografi

FRANSIZ ressam, 1905 yılında Douai'de doğdu. James Ensor'un etkisinde kalan sanatı, teknik açıdan klâsik, konular bakımından tuhaftır. Çok sayıda tiyatro oyununun dekorlarını ve kitap resimlemeleri yaptı. Bazı eserleri; "Prensin parkı (1945)", "Taçdaki inciler (1947)", "Ermenonville'in keşfi (1943)".

1949' da Dekoratif Sanatlar Yüksek Öğretmen okulu profesörlüğüne tayin edildi. 1966' da Güzel Sanatlar Akademisi'ne üye seçilen Félix Labisse 1982' de Paris'te öldü.

Félix Labisse - Prensin parkı  (1945)

KOLESTEROLOZ (kolesterol birikimi)

BİR bozukluk neticesinde dokularda kolesterol birikmesine "kolesteroloz" denir. Ksantomatozda, kandaki kolesterol seviyesinin arttığı hastalıklarda, özellikle deride ve kasların kirişlerinde görülür.

Kolesteroloz terimi genellikle safrakesesindeki özel bir bozukluğu ifade etmek için kullanılır. Mukoza tabakalarındaki kalınlaşma neticesinde, epitelin altında kolesterol yüklü histiyositler birikir. Ağır vakalarda safrakesesi mukozası, düzensiz kırmızımsı-sarı renkli kabartılarla çileğin yüzeyine benzer.

29 Aralık 2017 Cuma

KYONAGA TORİİ, eser-biyografi

JAPON ressam, Tokyo'ludur, 1752 - 1815 yılları arası yaşadı. Manzara zemini üzerine saray yosmalarını temsil eden estamplarıyla ün kazandı.

Kyonaga Torii - Yeni yılın üç sabahı

KOLİT (kalınbağırsak iltihabı)

KOLİT, kalınbağırsağın iltihaplanmasıyla ortaya çıkan hastalık halidir. Bu hastalık bütün kalınbağırsağa yayılabileceği gibi, belli bir bölgeyle de sınırlı kalabilir. Akut veya kronik biçimde olabilir.

İltihaplanma, kalınbağırsaktan kaynaklanmışsa birincil, diğer organ veya sistemlerin hastalıkları neticesinde gelişmişse ikincil kolit olarak isimlendirilir.

Kolitin başlıca sebepleri; bakteriler, protozoonlar, mantarlar, solucanlar, zehirli maddeler ve antibiyotik kullanımıyla değişen bağırsak florasıdır. Ülserli kolit ve Crohn hastalığında gelişen kolitin sebebi ise net olarak anlaşılamamıştır.

28 Aralık 2017 Perşembe

KÜPE ÇİÇEĞİ

KÜPEÇİÇEĞİ, otsu süs bitkisidir, 70 kadar türü vardır. Bu türlerin büyük çoğunluğu tropikal Amerika, bazıları Yeni Zelanda kaynaklıdır.

Küpeçiçeği yazın açık havada, verimli ve serin toprakta, gölgede yetiştirilir, çeliklemeyle üretilir.

Küpeçiçeğigiller familyasının örnek bitkisidir. Adını, küpe veya çanı andıran kırmızı veya mor renkli sarkık çiçeklerinden alır.

KOLLAJEN LİFLER ESNEKLİK VERİR

KOLLAJEN lifler, bağdokuyu meydana getiren hücrelerin aralarındaki boşlukları dolduran ve son derece esnek (fleksibıl) yapılı lifsi proteinlerdir. Muhtevasının % 30' u glisin, % 20' sini prolin ve sadece kollajende bulunan hidroksiprolin, % 11' i alanin, kalanı da diğer aminoasitlerdir.

Kollajen, "fibroblast" adı verilen özel hücrelerde üretilir. Oluştuktan ve hücreler arası boşluklara taşındıktan sonra, çok yavaş bir şekilde yıpranır. Kollajen liflerin boyutu içinde bulunduğu organa göre değişir. Bu lifler, çok daha ince lifçiklerden oluşur.

Kollajen, yaraların iyileşme sürecinde önemli bir rol oynar. Yaşlanmanın artmasıyla beraber esnekliğini kaybeder. Bu esneklik kaybı en belirgin ciltte kendini gösterir. Kırışıklıklar artar.

27 Aralık 2017 Çarşamba

KÜLTEPE KAZILARI

KÜLTEPE, Kayseri'nin 20 kilometre kuzeydoğusunda Karahöyük (Karaev) köyünün güneyinde bir höyüktür. Kültepe (Kaneş), erken çağlarda Kayseri ovasının başşehriydi. İç Anadolu'nun en büyük höyüklerinden biridir.

Külrenginde, oval biçimde 450 x 550 metre ebadında, en yüksek yeri 20 metredir. Höyükte Mö 3. bin yıldan başlayarak, Roma çağına kadar yerleşme vardır. Hemen yanında ve höyüğü çevreleyen "Kaneş Karumu" adlı ikinci bir şehir yer alır. Bu şehirde daha çok Asurlu tacirler otururdu. Kaneş Karumu, Kültepe'den çok sonra kuruldu, ancak 350 yıl kadar yaşadıktan sonra yerleşme görmedi. Roma döneminde Kültepe'nin mezarlığı olarak kullanıldı.

Kültepe, 1881' den beri arkeologların ilgisini çekti. Höyükteki ilk kazıyı 1893-94' de Fransız E. Chantre yaptı. Bunu höyükte sondajlar yapan H. Winckler takip etti (1906). Aynı yıl H. Grothe çeşitli tabakalara ait önemli buluntular çıkardı. Çek bilgini B. Hrozny burada kazı ve araştırmalar yaptı (1925).

Türk Tarih Kurumu adına, 1948' de Tahsin Özgüç tarafından başlanan ve  yönetilen kazılar 1952' ye kadar devam etti.

Kültepe - Mühür baskısı

KOLOBOM (gözbebeği yarığı)

GÖZÜN alt tabakalarında bir yarık bulunması şeklinde ortaya çıkan doğuştan oluşum bozukluğuna "kolobom" denir. En çok etkilenen doku gözün iris tabakasıdır. Bu sebepten, gözbebeği yuvarlak değil, damla şeklindedir.

Kolobom yarığı, daha nadir vakalarda; kirpiksi cismi, damartabakayı, göz merceğini, retinayı ve göz sinirini de ilgilendirebilir. Bu durum, görme keskinliğinde bir azalmaya veya görme alanının yetersizliğine sebep olur.

Kolobom, irisi ilgilendiren yaralanmalar veya cerrahî müdahaleler neticesi, sonradan edinilmiş de olabilir.

26 Aralık 2017 Salı

KÜÇÜK İSMAİL (tiyatrocu)

TÜRK tulûatçısı, ortaoyuncusu ve tiyatro yöneticisi, 1854 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaoyununda önce taklitçi rollere daha sonra pişekâr'a çıktı. Kavuklu Hamdi ile çalıştı. Kavuklu Hamdi karşısında pişekâr oldu. Bursa'da Ahmet Vefik Paşa'nın himayesinde yapılan tiyatro çalışmalarına katıldı.

Çeşitli tiyatro topluluklarıyla Edirne, Halep, Beyrut, Mersin, Trabzon, Mısır ve başka diğer yerlerde temsiller verdi. Çeşitli sanatçılarla beraber topluluklar kurdu; bunların en önemlisi "Temâşâhâne-i Osmanî" kumpanyasıdır.

Ayrıca Abdürrezzak ile çalıştı. Opera,- opera-komik, operet temsilleri verdi. Çalışmalarını Meşrutiyet döneminde de sürdüren Küçük İsmail 1928' de (yaş 74) İstanbul'da vefat etti.

KALINBAĞIRSAK SARKMASI

KALINBAĞIRSAĞI, arka karın duvarına tutturan bağdoku ve bağların esnemesiyle ortaya çıkan sarkmaya "kolonoptoz" denir. Orta yaşlı kadınlarda daha sık görülür. Yalnızca kalınbağırsağın sarkması nadir görülür. Çoğunlukla incebağırsak ve mide sarkması veya böbrek, dalak, karaciğer gibi tüm iç organların sarkmasıyla beraber olur.

Sarkmaya, şahsın yapısal yatkınlığı, peş peşe yaşanan hamilelikler, hızlı zayıflama programları gibi, organların destek sistemlerini zayıflatan etmenler sebep olabilir. Kalınbağırsak sarkması, net bir belirti vermez. Karnın alt yarısında, yemeklerden sonra ve kabızlıkta daha da artan bir ağrı belirti olabilir. Teşhis, görüntüleme filmleriyle konur.

25 Aralık 2017 Pazartesi

KÜBİZM SANAT AKIMI

KÜBİZM, 1906 yılında ortaya çıkan ve resim ile heykeli, tabiat biçimlerinin doğrudan doğruya taklidi dışında bir plastik (değişebilir) olgu olarak ele alan modern sanat akımıdır.

Kübizm adı, Georges Braque'ın 1908 Sonbahar sergisinde sergilediği bir manzara resmi karşısında Henri Matisse'in söylediği bir sözden gelir. Paul Cézanne'ın 1904' de Emile Bernard'a yazdığı mektuplar kitap halinde yayınlanmıştı.

Geleneksel perspektif kurallarını asla unutmamış, tabiata bakmadan resim yapmamış olan Paul Cézanne, bu tutumuna paralel olarak şu ilkeyi de ortaya atıyordu; "tabiattaki her şey, resimde silindir, küre ve koni gibi geometrik şekiller kullanılarak anlatılabilir".

KOLONOSKOPİ NEDİR?

KOLONOSKOPİ, makat (anüs) kanalından ucu ışıklı-kameralı, esneyebilir bir aletle girilerek tüm kalınbağırsağın içinin görüntülenmesini sağlayan inceleme metodudur. Elde edilen görüntüler anında bir monitörden gözlenir ve kaydedilir.

Bu metod sayesinde hem bağırsak hastalıklarının teşhisi konulabilir, hem de bağırsağın bu bölümü boyunca polipler veya adenomlar cerrahî yoldan alınabilir.

24 Aralık 2017 Pazar

KURTULUŞ SAVAŞI TABLOLARI


Hayri Çizel - Cepheye yardım (Ana gayreti) - Askeri müze, İstanbul

KOLOSTRUM (süt öncesi sıvı)

ANNENİN, doğumdan evvel ve doğumu takip eden 3-4 gün boyunca, süt salgılanması başlamadan önce, meme bezlerinden salgılanan sıvıya "kolostrum" denilir. Bu "ağız" sıvısı, kıvamlı ve içindeki karotenlerden dolayı sarımsı renklidir.

Kolostrum, % 30 protein, % 25 yağ, % 45 şeker ihtiva eder. Ayrıca içinde, yenidoğanın vücuduna geçerek, mikroplara karşı savunma gücünü artıran yüksek miktarda antikor da vardır.

Kolostrum, yenidoğanın yaşamının ilk günleri için en uygun besindir. Bağırsakları yumuşatıcı tesiri de vardır. Bağırsak hareketini uyararak yenidoğanın bağırsağından ilk dışkıların (mekonyum) dışarı atılmasını sağlar.

23 Aralık 2017 Cumartesi

ESKİ KUMAŞ ÖRNEKLERİ

Altın telli kemha - Topkapı Sarayı  (16. yy)

KOLPOSEL (dölyolu sarkması)

KOLPOSEL, dölyolu duvarının dölyolu boşluğuna doğru çıkıntı yapmasıdır. Tek başına nadir gelişen kolposel, genellikle "dölyatağı sarkması" tablosu içinde yer alır.

Bundan başka; dölyolu ön duvarı sarkarsa, dölyolu ile mesane (idrar torbası) arasındaki sıkı ilişkiler sebebiyle mesanede de sarkma olur. Dölyolu arka duvarı sarkarsa, dölyolu duvarıyla düzbağırsak arasındaki ilişki sebebiyle düzbağırsakta da sarkma olabilir.

Kolposel, çoğunlukla karnın alt bölümünde duyulan bir ağrı ve beyaz renkli dölyolu akıntısıyla ortaya çıkar. Çoğu kez idrar tutamama olur veya nadir olarak dışkının tutulamaması olabilir.

22 Aralık 2017 Cuma

FRANTİSEK KUPKA, eser-biyografi

ÇEK ressam, 1871 yılında Opoçno, Bohemya'da doğdu. Öğrenimini Prag Güzel Sanatlar Akademisi'nde tamamladıktan sonra 1894' de Paris'e yerleşti. Gazetelere desenler ve kitap resimlemeleri yaptı. Resimleri 1908' e kadar izlenimciliğin, daha sonra fovizmin etkisini taşır. Geometrik kompozisyonda soyut sanata yakınlık duydu. "İki renkli füg" ve "Sıcak kromatik" adlı eserleri, Fransa'da bu türde yapılmış eserlerin ilk örnekleri sayılır. Kupka, 1957' de Puteaux'da öldü.

Frantisek Kupka - Felsefî mimarî  (1913)

KOMA HALİ

KOMA, nefes alıp verme ve kalp atışının devam etmesine rağmen bilincin, hissiyatın ve istemli hareketlerde bulunma kabiliyetinin kaybedilmesiyle nitelenen ağır hastalık halidir. Hasta derin bir uykuda gibidir. Kuvvetle sarsılıp, rahatsız edilse de bu uykudan uyanamaz.

Koma, aniden veya yavaş yavaş ve ilerleyen biçimde yerleşebilir. Farklı derecelerde de olabilir. Hafif komalarda, gözbebeği, kornea, yutkunma, iskelet kasları refleksleri gibi çeşitli reflekslerin bulunmasına karşılık, derin komalarda ise bütün refleksler, tepkiler ortadan kalkabilir.

Komanın gelişebileceği hastalıklar, genellikle metabolizma hastalıkları, zehirlenmeler ve beyin hastalıklarıdır.

21 Aralık 2017 Perşembe

KUNİYOŞİ YASUO, eser-biyografi

JAPON ressam, 1893 yılında Okayama'da doğdu. Çok genç yaşta Amerika'ya göç etti. Amerika'daki günlük hayatı, dikkatli bir gerçekçilik ve alaycılıkla tasvir etti. Amerika'nın büyük şehirlerinin müze ve galerilerinde eserleri bulunur. Kuniyoşi Yasuo, 1953' de New York'ta öldü.

Kuniyoşi Yasuo - Vahiy

KOMPLEKS NEDİR?

KİŞİNİN davranışlarını ve sözlerini etkileyen, bir ölçüde veya tamamen bilinçdışı, kendi aralarında birbirine bağlı, hissî yönü kuvvetli düşünce ve tutumlar bütününe psikolojide "kompleks" denilir.

Meselâ, "aşağılık kompleksi", bilinçaltında saklı olan aşağılık, uyumsuzluk, güvensizlik duygularının dışavurumu olabilir.

20 Aralık 2017 Çarşamba

UTAGAVA İÇİYOSAY KUNİYOŞİ, eser-biyografi

JAPON gravürcü, 1798 yılında doğdu. Tiyatro veya tarih sahneleri ihtiva eden birçok estamp yaptı. Eserlerinin bir kısmında Batı etkilerinin izi göze çarpar. Kuniyoşi, 1861' de Tokyo'da öldü.

Utagava Kuniyoşi - Bir dram sahnesi (detay)

KOMPLİKASYON NEDİR?

KOMPLİKASYON, bir hastalığın gidişi sırasında, hastalığa ilâve olan ve hastalığı daha da ağırlaştıran duruma denilir. Komplikasyonlar, hastalığın alışılmış gidişinden farklı gelişirse de, esasen aynı hastalığa bağlı lezyonlardan kaynaklanır.

Meselâ, kalp enfarktüsünde pek çok komplikasyon gelişebilir. Bunlar; kalp dış zarı iltihabı, tromboz, kalp kası yırtılması gibi komplikasyonlar olabilir. Ölümcül emboli gelişebilir.

Zatürreenin komplikasyonu olarak, hastalığa sebep olan mikroplar, kan yoluyla yayılarak uzak bölgelere yerleşir ve menenjit, peritonit, artrit gibi yeni enfeksiyonlara yol açar.

Uzun müddet yatmak mecburiyetinde kalan hastalarda ise komplikasyon olarak; akciğer iltihabı, bacak toplardamarlarında varis ve tıkanma olabilir. Ölümcül emboli gelişebilir.

19 Aralık 2017 Salı

KU KLUX KLAN (gizli dernek)

AMERİKA'da, ayrılık savaşından sonra, Güney'li beyazlar, Zencilere vatandaşlık hakkı verilmesine karşı çıkarak mücadeleye giriştiler. Önce 1865' de Tennessee, Pulaski'de bir klüp ortaya çıktı. Tennessee, Nashville'de 1867' de ilk klan teşkilâtlandı, general Forrest klanın başkanı oldu.

Klanın maksadı, Zencileri çeşitli yollarla korkutarak oy kullanmalarını engellemekti. Bunun için üyeler, uzun beyaz kıyafetlerle başlarına sadece göz yerleri açık beyaz sivri kukuletalar takarak, gece açık havada garip törenler yaptılar. Bölgesel localar halinde teşkilâtlanan dernek diğer eyaletlere de yayılarak üye sayısını 500 bine çıkardı.



KONDRİT (kıkırdak iltihabı)

KIKIRDAKSI yapılarda ortaya çıkan iltihabî sürece "kondrit" denir. Vakaların çoğunda, kıkırdağa yakın bir yapıda, meselâ bir kemikte veya yumuşak dokulardaki iltihabın kıkırdağa yayılmasıyla gelişir.

18 Aralık 2017 Pazartesi

KROTON BİTKİSİ

Codiaeum türü kroton bitkisi
KROTON, sütleğengiller familyasından bir bitkidir. Anavatanı Güneydoğu Asya'dır. Özellikle Hindistan ve Malakka'da yetişir. Çok sayıda türü bulunur. Kroton meyveleri üçer kabuklu ve tek tohumlu kozalaklardır.

Tohumlarından "kroton yağı" denilen bir yağ elde edilir. Açık sarı renkte, keskin, kötü kokulu, koyu kıvamlı ve zehirli bir yağ olan kroton yağı, eskiden müshil olarak kullanılırdı.

Krotonun "codiaeum" türü küçük boylu bir ağaç gibidir. Derimsi yaprakları, içindeki antosiyaninden dolayı genellikle yeşil sarı, beyaz, turuncu, pembe, kırmızı ve mor renklerden oluşan alacalı bir görüntü verir. Görüntüsü sebebiyle süs bitkisi olarak yetiştirilir.

KONJUNKTİVİT (gözde saydam zar iltihabı)

GÖZKÜRESİNİN ön yüzünü ve gözkapaklarının arka yüzünü örten ince, parlak, saydam zara "konjunktiva" denilir. Bu zarın iltihabı çok yaygın bir hastalıktır. İltihap yapan çok çeşitli sebepler vardır. Göze yabancı cisim kaçması, gözün zehirli maddeyle teması, mikroplar, şiddetli güneş ışığına (denizde, karda, dağda) maruz kalma, çiçektozlarına ve kozmetiklere alerji veya genel zehirlenme.

Hastalık süreci akut veya müzmin gidişli olabilir. Akut tablolarda genellikle mikroplar etkilidir. Yanma hissiyle beraber göze yabancı cisim kaçmış gibi hissedilir. Gözün hareketi ve gözkapaklarının açılıp kapanmasıyla belirtilerin şiddeti artar.

Kronik konjunktivit, akut tablolardan sonra ortaya çıkar veya alerjik sebeplere bağlı olarak konjunktivanın sürekli tahrişi neticesinde gelişir. Işığa karşı dayanıksızlık, yabancı cisim varlığı gibi bir his ve kaşıntıyla kendini belli eder. Kronik konjunktivanın özel bir türü de bir bakteriye bağlı gelişen "trahom"dur.

17 Aralık 2017 Pazar

KRESİLAS, eser-biyografi

YUNAN heykeltraş, Mö 5. yy. da yaşadı. Kydonia (Girit) kökenlidir. Mö 430 yılına doğru Perikles'in büstünü yaptı. "Efesli Amazon" tipi üzerine açılan yarışmaya katılarak Feidias ve Polikleitos'a rakip oldu. Kresilas'ın eserlerinin kopyaları Vatikan, British ve Berlin müzelerindedir.

Kresilas - Efesli Amazon (kopya)

KOPROLİT BAĞIRSAĞI TIKAR

EBATI pirinç tanesinden yumurta büyüklüğüne kadar değişen ve çok su kaybı ve kalsiyum tuzları birikimiyle katı taşlara dönüşen dışkı kütlesine "koprolit" denir.

Koprolite en sık apandiste rastlanır. Burada biriken kütleler apandisit hastalığına sebep olur. Yaşlılarda ise, bağırsak hareketlerinin yavaşlamasıyla kalınbağırsakta oluşur.

Koprolitler çoğunlukla dışkılamayla atılırlar veya boyutları büyükse bağırsağı tıkayabilirler. Az su içen ve yüksek dozda kalsiyum haplarına devam eden yaşlılarda bu durum yaşanabilir.

16 Aralık 2017 Cumartesi

PADİŞAH KRAVAT TAKINCA

17. yy. da kravat
ROMALILAR boynu soğuktan korumak için uzun kumaştan yapılmış "focale" denilen bir çeşit sürme halkalı atkıyı boyunlarına sararlardı. Sonraları bu sargı, savaştaki askerler tarafından da kullanılmaya başlandı.

Osmanlılarda ilk kravat takan padişah Sultan Abdülmecid'dir. Batılılaşma hareketiyle gelişen Osmanlı'da, özellikle Fransa ve İngiltere ilişkileri neticesinde, kravat önceleri aydın tabakalarca kullanılmaya başlandı.

18. yy. da kravat
Kravatın padişah tarafından kullanılması, yüksek sivil memurların, devlet ileri gelenlerinin de kravat takmalarına yol açtı. 1. Dünya savaşı'ndan sonra devlet memurlarının çoğunluğu kravat takıyordu. Cumhuriyet'ten sonra kravat, şehir ve kasabalarda yaygınlaştı.

2. Dünya savaşı yıllarına kadar "papyon" kravat takmak da yaygındı, fakat bu moda zamanla ortadan kalktı. 

Bugün devlet memurların kravat takmaları gelenekleşti. Bazı toplantılarda ise protokol veya iç tüzük kuralları gereği kravat takmak mecburîdir