20 Kasım 2017 Pazartesi
LAVMAN TATBİKİ
TEŞHİS veya tedavi maksadıyla kalınbağırsağın son bölümünden sıvı veya yarı sıvı maddelerin verilmesi işlemine "lavman" denilir. Lavman önceleri, yalnızca kabız olmuş kişilerde dışkılamayı kolaylaştırma maksadıyla tatbik edilirken, günümüzde tedavi için ilâçlı lavman, bağırsak temizleme (meselâ; hemoroid ameliyatından evvel) ve radyolojik görüntüleme (iltihap ve tümör incelenmesi) için kontrast madde verilmesi amacıyla da kullanılmaktadır.
19 Kasım 2017 Pazar
OSMANLI KIŞLALARI
OSMANLILAR'IN İstanbul'u fethinden evvel Bursa ve Edirne'de yaptıkları kışlalar hakkında pek bilgi yoktur. Osmanlılar'da bugünkü mânâda "kışla" denilen, çok sayıda askeri sürekli barındıracak binalar, yeniçeri teşkilâtı kurulduktan sonra yapıldı.
Fatih Sultan Mehmed devrinden sonra "Acemî oğlanı" kışlası, Topçular kışlası, Top dökümhanesi ve Tersane gibi binalar yapıldı. İstanbul'un fethinden sonra, biri Şehzadebaşı'nda, şimdiki Şehzade Camii yerinde ve karşısında, diğer Aksaray'da Etmeydanı'nda olmak üzere, yeniçeriler için iki kışla yaptırıldı. Birincisine "Eski odalar", ikincisine "Yeni odalar" denirdi.
Kanunî Sultan Süleyman zamanında, Eski odaların bir kısmı yıkılarak yerine Şehzade Camii yapıldı. Bu camii karşısında kalan odalara ek olarak da Çukurçeşme'ye kadar yeni odalar inşa edildi. Bunlar, geniş alanlar kaplayan tek katlı binalardı. Askerlerin ve subayların kalmasına mahsus oda ve koğuşlar bulunuyordu.
Fatih Sultan Mehmed devrinden sonra "Acemî oğlanı" kışlası, Topçular kışlası, Top dökümhanesi ve Tersane gibi binalar yapıldı. İstanbul'un fethinden sonra, biri Şehzadebaşı'nda, şimdiki Şehzade Camii yerinde ve karşısında, diğer Aksaray'da Etmeydanı'nda olmak üzere, yeniçeriler için iki kışla yaptırıldı. Birincisine "Eski odalar", ikincisine "Yeni odalar" denirdi.
Kanunî Sultan Süleyman zamanında, Eski odaların bir kısmı yıkılarak yerine Şehzade Camii yapıldı. Bu camii karşısında kalan odalara ek olarak da Çukurçeşme'ye kadar yeni odalar inşa edildi. Bunlar, geniş alanlar kaplayan tek katlı binalardı. Askerlerin ve subayların kalmasına mahsus oda ve koğuşlar bulunuyordu.
CİLTTE LEKE
DERİ yüzeyinde, çevresi sınırlı herhangi bir renk değişikliğine leke denilir. Lekelerin çoğu deride aşırı melanin birikimine bağlıdır. Melanin normal deride bulunan bir pigmenttir. Çeşitli hastalıklarda leke şeklinde görülebilir.
Bazı hallerde leke, uzun sürede iyileşmiş bir deri hastalığına işaret eder. Leke, melaninden farklı pigmentlerden de oluşabilir. Meselâ, deri kanamalarında kandaki hemoglobinin dönüşümüyle oluşan pigmentler ve metabolik kökenli pigmentler gibi.
Vitiligo hastalığında olduğu gibi tamamen renksiz (pigmentsiz) lekeler de olabilir.
Bazı hallerde leke, uzun sürede iyileşmiş bir deri hastalığına işaret eder. Leke, melaninden farklı pigmentlerden de oluşabilir. Meselâ, deri kanamalarında kandaki hemoglobinin dönüşümüyle oluşan pigmentler ve metabolik kökenli pigmentler gibi.
Vitiligo hastalığında olduğu gibi tamamen renksiz (pigmentsiz) lekeler de olabilir.
18 Kasım 2017 Cumartesi
KIZBÖCEĞİ
BÜYÜK kanatlı, ince, uzun gövdeli böcek; ağız parçaları öğütücü, gözler çok iri, duyargalar iplik gibi incedir. İleriye uzanmış duran zayıf bacaklar, yürümeye değil avını yakalamaya yarar. Uzun gövdenin ucunda bir kıskaç vardır. Dinlenme halindeyken, başın altında kalan alt dudak, avı yakalamak için hızla ileri fırlar.
Kızböceğinin kanatları büyük ve çok damarlıdır. Kurtçukları daima etçildir ve su içinde gelişir. Erişkinleri havada ömrünü tamamlar. Kurtçuğun başında bir maske ve göden kısmında solungaç vardır. Kızböcekleri iki alttakıma ayrılır. Bunlar: Zygoptera, anisoptera,
Kızböceğinin kanatları büyük ve çok damarlıdır. Kurtçukları daima etçildir ve su içinde gelişir. Erişkinleri havada ömrünü tamamlar. Kurtçuğun başında bir maske ve göden kısmında solungaç vardır. Kızböcekleri iki alttakıma ayrılır. Bunlar: Zygoptera, anisoptera,
LENFATİK KİŞİLER
LENF dokularının yaygın büyümesiyle ortaya çıkan ve özellikle çocuklarda sık görülen özel bir yatkınlıktır. "Lenfatik" olarak adlandırılan bu kişilerde özellikle boyun, koltukaltı ve kasık bölgelerindeki lenf bezlerinde büyüme görülür.
Ayrıca bademcikler ve yutak çevresindeki lenf dokusunda büyüme, dalağın hacminde de artış görülür. Bu özelliğe, kalp-damar sisteminde ve cinsel organlar sisteminde bir gelişme geriliği eşlik eder. Bu şahısların belirgin özelliklerinden biri, solgun renk ve derialtı dokusunun gevşekliğiyle beraber, derinin etli ve yumuşak olmasıdır.
Bu kişilerin kanında lenfositler ve monositler artmıştır, kemikler çok az gelişmiştir ve dayanıksızdır. Lenfatik kişiler, özellikle yaşamın ilk on yılında bronşit, verem, kızamık, kızıl gibi hastalıklara çok kolay yakalanabilirler. Verem, genellikle lenf bezlerini tutarak çok hafif belirtilere yol açar.
Lenfatik kişilerde gözlenen diğer hastalıklar: Apandisit, mide ülseri, kansızlık, romatizmal hastalıklar ve otonom sinir sistemi bozukluklarıdır.
Ayrıca bademcikler ve yutak çevresindeki lenf dokusunda büyüme, dalağın hacminde de artış görülür. Bu özelliğe, kalp-damar sisteminde ve cinsel organlar sisteminde bir gelişme geriliği eşlik eder. Bu şahısların belirgin özelliklerinden biri, solgun renk ve derialtı dokusunun gevşekliğiyle beraber, derinin etli ve yumuşak olmasıdır.
Bu kişilerin kanında lenfositler ve monositler artmıştır, kemikler çok az gelişmiştir ve dayanıksızdır. Lenfatik kişiler, özellikle yaşamın ilk on yılında bronşit, verem, kızamık, kızıl gibi hastalıklara çok kolay yakalanabilirler. Verem, genellikle lenf bezlerini tutarak çok hafif belirtilere yol açar.
Lenfatik kişilerde gözlenen diğer hastalıklar: Apandisit, mide ülseri, kansızlık, romatizmal hastalıklar ve otonom sinir sistemi bozukluklarıdır.
17 Kasım 2017 Cuma
NECİP FAZIL KISAKÜREK, biyografi
TÜRK şair ve yazarı, 1905 yılında İstanbul'da doğdu. İlk öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejinde yaptı. Bahriye mektebinde bir müddet okudu. İstanbul Dârülfünunu Felsefe bölümüne yazıldı (1922). Maarif Vekâleti'nce Paris'e gönderildi (1925). Ertesi yıl öğrenimini bırakarak geri döndü.
Hollanda, Osmanlı ve İş bankalarında çalıştı (1926-39). Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesi, Devlet konservatuarı, Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretmenlik (1939-43), gazetelerde fıkra yazarlığı yaptı. "Ağaç" ve "Büyük Doğu" dergilerini çıkardı.
Millî Mücadele yıllarında yazmaya başladığı şiirlerini, "Yeni Mecmua", "Millî Mecmua", "Varlık"ta yayınladı. 1933' den sonra oyun ve hikâyeler yazdı. 1943' den itibaren din ve siyaset mevzularında yazdı. Şiirlerinde; soyut insanın evrendeki yerini, madde ve ruh meselelerini, iç âlemin gizli duygu ve tutkularını işledi, mâneviyatçı ve bireyci şiirinin başarılı örneklerini verdi.
Yazdığı "Sabırtaşı" adlı oyunuyla (1940), Cumhuriyet Halk Partisi piyes yarışmasında birinci oldu. 1980' de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülünü, ertesi yıl "İman ve İslâm Atlası" adlı eseriyle Türk Millî Kültür Vakfı kültür armağanını kazandı. Bazı eserleri filme alınan ve televizyona uyarlanan Necip Fazıl Kısakürek 1983' de İstanbul'da öldü.
Hollanda, Osmanlı ve İş bankalarında çalıştı (1926-39). Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesi, Devlet konservatuarı, Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretmenlik (1939-43), gazetelerde fıkra yazarlığı yaptı. "Ağaç" ve "Büyük Doğu" dergilerini çıkardı.
Millî Mücadele yıllarında yazmaya başladığı şiirlerini, "Yeni Mecmua", "Millî Mecmua", "Varlık"ta yayınladı. 1933' den sonra oyun ve hikâyeler yazdı. 1943' den itibaren din ve siyaset mevzularında yazdı. Şiirlerinde; soyut insanın evrendeki yerini, madde ve ruh meselelerini, iç âlemin gizli duygu ve tutkularını işledi, mâneviyatçı ve bireyci şiirinin başarılı örneklerini verdi.
Yazdığı "Sabırtaşı" adlı oyunuyla (1940), Cumhuriyet Halk Partisi piyes yarışmasında birinci oldu. 1980' de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülünü, ertesi yıl "İman ve İslâm Atlası" adlı eseriyle Türk Millî Kültür Vakfı kültür armağanını kazandı. Bazı eserleri filme alınan ve televizyona uyarlanan Necip Fazıl Kısakürek 1983' de İstanbul'da öldü.
LENFOEPİTELYOM
BURUN-yutakta, bademciklerde, dil tabanında, yutağın alt kısmında ortaya çıkan bir grup kötü huylu tümörü tanımlayan terim "lenfoepitelyom"dur. Bu tümörlerin başlıca özelliği, iç içe geçmiş bir lenfositler grubu ve az farklılaşmış neoplastik epitel hücrelerinden oluşmalarıdır.
Bu tümörler lenf düğümlerinde erken metastazlara yol açar ve ışın tedavisine (radyoterapi) karşı çok duyarlıdır. Aynı histolojik yapıdaki tümörler, timusta da gözlenir.
Bu tümörler lenf düğümlerinde erken metastazlara yol açar ve ışın tedavisine (radyoterapi) karşı çok duyarlıdır. Aynı histolojik yapıdaki tümörler, timusta da gözlenir.
16 Kasım 2017 Perşembe
KIRKLARIN PINARI
Efsaneye göre; Osmanlı devrinde, 14. yy' da Orhan Bey'in kardeşi Süleyman Paşa kumandasında Anadolu'dan Rumeli'ye geçen kırk cengâver, Ahırköy merasına geldiklerinde bir mola verir ve eğlenmek için aralarında güreş tutarlar. Güreşen yirmi çiftten ikisi, uzun saatler güreşmelerine rağmen yenişemezler, harab ve bîtap düşerek ölür ve o bölgeye gömülürler.
Yıllar sonra bu gazilerden hayatta kalanlar, güreşte vefat eden arkadaşlarının kabirlerini ziyaret için Ahırköy merasına gelince, kabirlerin bulunduğu yerden bir pınarın akmakta olduğunu görürler. Halk arasında "Kırkların pınarı" diye anılan bu yere sonraları Kırkpınar denildi.
Kırkpınar'da güreşirken ölen bu cengâverleri anmak için güreş müsabakaları tertiplendi. Müsabakaların hangi yıl yapılmaya başlandığı net olarak bilinmemektedir. Kırkpınar güreşleri, özellikle 19. yy'dan sonra büyük alâka gördü.
Türk güreşinin en büyük ustaları bu süre içinde Kırkpınar güreşlerinde kendilerini gösterdi. Bunlar arasında Aliço, Sultan Abdülaziz devrinden başlayarak, 2. Abdülhamid devrine kadar 26 sene aralıksız başpehlivan oldu.
Aliço'dan sonra, Koca Yusuf, Hergeleci İbrahim, Adalı Halil, Kavalalı Çolak Mümin Molla, Katrancı Halil ve Kurtdereli Mehmet, Cumhuriyet öncesinin ünlü Kırkpınar pehlivanlarıdır.
Cumhuriyetten sonra Kırkpınar güreşleri yeniden başladı ve halen devam etmektedir.
LENFOGRANÜLOM
LENF düğümleri içinde granülomatoz doku varlığıyla ortaya çıkan hastalık sürecine "lenfogranülom"denilir. Bu terim, kötü huylu lenfogranülomu veya hodgkin hastalığını belirtmek için de sık kullanılır. Ayrıca sarkoidoz veya iyi huylu lenfogranülom ve cinsî temasla bulaşan bir virüsten kaynaklanan "kasık lenfogranülomu" da lenfogranülom olarak adlandırılır.
15 Kasım 2017 Çarşamba
GÜNDÜZ KILIÇ, biyografi
TÜRK spor yazarı ve antrenörü, 1917 yılında İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesinde okurken futbola başladı; Galatasaray kulübüne girdi (1935). Ankara Stadyom, Ankara Demirspor ve tekrar Galatasaray takımlarında yer aldı. 1936-54 yılları arasında 11 kez Millî Futbol Takımı'nda oynadı. Bu maçların beşinde takım kaptanı oldu.
Gündüz Kılıç futbolu bıraktıktan sonra, antrenörlük yapmaya başladı (1955). Galatasaray, Vefa, Feriköy, Altay ve Beşiktaş kulüplerinde antrenör, menacer ve teknik direktör olarak çalıştı.
Eşfak Aykaç ve Coşkun Özarı ile beraber "Futbol, bizim dünyamız" adlı teknik bir eser hazırladı. Çeşitli gazete ve dergilere spor yazıları yazan Kılıç, 1980' de İstanbul'da öldü.
Gündüz Kılıç futbolu bıraktıktan sonra, antrenörlük yapmaya başladı (1955). Galatasaray, Vefa, Feriköy, Altay ve Beşiktaş kulüplerinde antrenör, menacer ve teknik direktör olarak çalıştı.
Eşfak Aykaç ve Coşkun Özarı ile beraber "Futbol, bizim dünyamız" adlı teknik bir eser hazırladı. Çeşitli gazete ve dergilere spor yazıları yazan Kılıç, 1980' de İstanbul'da öldü.
LENFOM (lenf tümörleri)
LENF dokusu hücrelerinden kaynaklanan tümörlere genel olarak "lenfom" denilir. Bu tümörler, saldırgan biyolojik bir hareketlilik ve vücutta yayılma eğilimi gösterir. Lenfomlar, tümör dokusunun hücresel niteliklerine göre çeşitli tiplere ayrılırlar. Bu sınıflandırma, tümör hücrelerinin farklılaşma derecesi dikkate alınarak yapılır. Tümör hücresi, ne kadar az farklılaşmışsa, tümörün yayılma eğilimi o kadar yüksek olur.
Lenfomlar grubunda; hodgkin hastalığı, akut ve kronik lenfoit lösemiler, burkitt tümörü, çeşitli foliküler lenfom türleri ve immünoblastik sarkomlar yeralır. Lenf tümörlerinin kemoterapiye (ilâç tedavisine) iyi cevap verdikleri gözlenmiştir.
Lenfomlar grubunda; hodgkin hastalığı, akut ve kronik lenfoit lösemiler, burkitt tümörü, çeşitli foliküler lenfom türleri ve immünoblastik sarkomlar yeralır. Lenf tümörlerinin kemoterapiye (ilâç tedavisine) iyi cevap verdikleri gözlenmiştir.
14 Kasım 2017 Salı
THOMAS KEYSER, eser-biyografi
UTRECHT asıllı Hollandalı sanatçı bir aileye mensup ressam ve mimardır. Babası Hendrick ve diğer iki kardeşi mimar ve heykeltraşdı. Thomas Keyser 1596-97 yılında Amsterdam'da doğdu. Frans Halls'ın daha sonra Rembrandt'ın tesirinde kaldı. Titiz bir ressamdı.
Ünlü eserleri: Anatomi dersi, 6. Willem van Hessen, Marie de Medicis'i karşılayan Amsterdam Belediye Başkanları (1638), Amsterdam gümüş oymacıları adlı toplu portreleri ünlüdür. Ressam 1667' de Amsterdam'da öldü.
Ünlü eserleri: Anatomi dersi, 6. Willem van Hessen, Marie de Medicis'i karşılayan Amsterdam Belediye Başkanları (1638), Amsterdam gümüş oymacıları adlı toplu portreleri ünlüdür. Ressam 1667' de Amsterdam'da öldü.
![]() |
| Thomas Keyser - Anatomi dersi (Amsterdam) |
LENFOPENİ (kanda lenfosit azalması)
KAN dolaşımında lenfosit sayısının azalmasına "lenfopeni" denilir. Sık görülmeyen bir bozukluktur. Daha çok lenf dokusunun yaygın yıkıcı süreçlerine bağlıdır. Bu süreçler lenfomlarda, yani bu dokunun birincil tümörlerinde gözlenir.
Lenfopeni, aşırı röntgen ışınları etkisinde kalma neticesinde, uzun müddet kortizon tedavisi sonrasında, yaralanma, kanama, akut enfeksiyon hastalıkları sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Bazı ilâçların prospektüslerinde, sürekli kullanımda lenfosit sayısını azaltabileceği ikazı bulunur.
Lenfopeni, aşırı röntgen ışınları etkisinde kalma neticesinde, uzun müddet kortizon tedavisi sonrasında, yaralanma, kanama, akut enfeksiyon hastalıkları sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Bazı ilâçların prospektüslerinde, sürekli kullanımda lenfosit sayısını azaltabileceği ikazı bulunur.
13 Kasım 2017 Pazartesi
KETZAL KUŞU
ORTA Amerika'nın nemli ormanlarında yaşayan çok uzun çatal kuyruklu ve göz alıcı parlak renkli bir kuş türü (Pharomachrus antisianus).
Aztekler ve Mayalar bu kuşu, "Hava tanrısı" olarak kabul ederlerdi.
Aztekler ve Mayalar bu kuşu, "Hava tanrısı" olarak kabul ederlerdi.
LENFOSİTOZ (kanda lenfosit artışı)
KAN dolaşımında lenfositlerin artmasıyla belirlenen duruma "lenfositoz" denir. Kronik veya akut enfeksiyonlar, karaciğer iltihabı, boğmaca, kabakulak, enfeksiyöz mononükleoz, hipertiroidizm, addison hastalığı ve birçok bulaşıcı hastalığın iyileşme döneminde ortaya çıkar.
Şiddetli lenfositoz, atipik ve olgunlaşmamış hücrelerin dolaşımda bulunduğu, kronik lenfatik lösemi ve akut lenfoblastik lösemide görülen bir durumdur.
Lenfositoz çocuklarda, yaşlılarda, âdet ve âdetten kesilme dönemlerinde, beslenme yetersizliği gibi fizyolojik şartlarda da görülebilen bir durumdur.
Şiddetli lenfositoz, atipik ve olgunlaşmamış hücrelerin dolaşımda bulunduğu, kronik lenfatik lösemi ve akut lenfoblastik lösemide görülen bir durumdur.
Lenfositoz çocuklarda, yaşlılarda, âdet ve âdetten kesilme dönemlerinde, beslenme yetersizliği gibi fizyolojik şartlarda da görülebilen bir durumdur.
12 Kasım 2017 Pazar
BAHÇELERDE KEREVİZ
KEREVİZ, kökü ve yaprakları yemeklik sebze olarak kullanılan kokulu iki yıllık bitkidir. Maydanozgiller familyasından olup; botanikteki adı "Apium graveolens"dir.
Bahçe kerevizi, Avrupa, Akdeniz bölgesi ve Kafkasya'da yetişen yabanî kerevizden ayıklama ve ıslah yoluyla türetilmiştir; eski bir tarım bitkisidir. Yaprakları çok parçalı, yaprak sapı oluklu, kökü şişkin ve etlidir. Kökü gelişmiş olanlara "kök kereviz", sapı gelişmiş olanlara "yaprak kereviz" denilir. Kereviz ilk yıl sadece kök ve yaprak yapar, ancak ikinci yılda sap sürerek çiçek açar, tohum verir.
Türkiye'de yetiştirilen başlıca iki çeşit kök kereviz vardır: 1- Odesa kerevizi: Büyük şehirlerin sebze bahçelerinde çok yetiştirilir. Kökü iri, kabuğu hafifçe buruşuk, lezzetli ve verimlidir. 2- Sarı kereviz: Yan kökleri fazla olduğu için diğeri kadar makbul değildir.
Yaprak kerevizler, daha çok yabanî kerevize benzer ve birçok ilde yetiştirilir.
Kereviz, ılık iklimi sever. Nemli ve kuvvetli topraklarda iyi ürün verir. Kurak ve sıcak yerleri sevmez. Şubattan nisana kadar açık yastıklara ekilir. Fideler haziran veya temmuzda esas yerlerine 30 cm aralıkla dikilir. Sonbaharda ürün alınır.
Kereviz, iyi yapıldığında (özellikle zeytinyağlı kereviz) yemesi lezzetli makbul sebzelerdendir. Bileşiminde tıbbî nitelik taşıyan maddeler bulunur. Bunlar; sedanoik anhidrit, sedanolin, limonen, palmitik asit, gayakol vb. dir. Kerevizin uyarıcı ve idrar söktürücü nitelikleri ilkçağdan beri bilinir. Tohumunun yağından da istifade edilir.
Bahçe kerevizi, Avrupa, Akdeniz bölgesi ve Kafkasya'da yetişen yabanî kerevizden ayıklama ve ıslah yoluyla türetilmiştir; eski bir tarım bitkisidir. Yaprakları çok parçalı, yaprak sapı oluklu, kökü şişkin ve etlidir. Kökü gelişmiş olanlara "kök kereviz", sapı gelişmiş olanlara "yaprak kereviz" denilir. Kereviz ilk yıl sadece kök ve yaprak yapar, ancak ikinci yılda sap sürerek çiçek açar, tohum verir.
Türkiye'de yetiştirilen başlıca iki çeşit kök kereviz vardır: 1- Odesa kerevizi: Büyük şehirlerin sebze bahçelerinde çok yetiştirilir. Kökü iri, kabuğu hafifçe buruşuk, lezzetli ve verimlidir. 2- Sarı kereviz: Yan kökleri fazla olduğu için diğeri kadar makbul değildir.
Yaprak kerevizler, daha çok yabanî kerevize benzer ve birçok ilde yetiştirilir.
Kereviz, ılık iklimi sever. Nemli ve kuvvetli topraklarda iyi ürün verir. Kurak ve sıcak yerleri sevmez. Şubattan nisana kadar açık yastıklara ekilir. Fideler haziran veya temmuzda esas yerlerine 30 cm aralıkla dikilir. Sonbaharda ürün alınır.
Kereviz, iyi yapıldığında (özellikle zeytinyağlı kereviz) yemesi lezzetli makbul sebzelerdendir. Bileşiminde tıbbî nitelik taşıyan maddeler bulunur. Bunlar; sedanoik anhidrit, sedanolin, limonen, palmitik asit, gayakol vb. dir. Kerevizin uyarıcı ve idrar söktürücü nitelikleri ilkçağdan beri bilinir. Tohumunun yağından da istifade edilir.
LENFÖDEM (lenf birikimi)
VÜCUDUN bir bölümündeki dokularda lenf sıvısı birikmesiyle nitelenen hastalığa "lenfödem" denilir. Çoğunlukla eklemlerde görülür. Neticede eklemlerin hacmi artar, deri 'portakal kabuğu' görünümü alır, hastalıklı bölge zamanla sertleşir ve işlev bozukluğuyla lifsi bağdokusunda hücre artışı belirlenir. Hacim artışı bazen çok fazla olur ve "fil hastalığı" ismini alır.
Lenfödem, lenf dokusu ve damarların tıkanıklığına yol açan herhangi bir hastalık neticesinde gelişebilir. Bunlar arasında en sık görülenler; tümör infiltrasyonları, nedbeleşmiş skleroz ve asalakların lenf damarlarına yerleşmesidir.
Nadir vakalarda lenfödem, lenf damarlarının hiç oluşmaması veya kâfi gelişmemesi gibi doğuştan gelen oluşum bozukluklarına bağlı olabilir.
Lenfödem, lenf dokusu ve damarların tıkanıklığına yol açan herhangi bir hastalık neticesinde gelişebilir. Bunlar arasında en sık görülenler; tümör infiltrasyonları, nedbeleşmiş skleroz ve asalakların lenf damarlarına yerleşmesidir.
Nadir vakalarda lenfödem, lenf damarlarının hiç oluşmaması veya kâfi gelişmemesi gibi doğuştan gelen oluşum bozukluklarına bağlı olabilir.
11 Kasım 2017 Cumartesi
MÜŞFİK KENTER, biyografi
TÜRK tiyatro oyuncusu ve yönetmeni, 1932 yılında İstanbul'da doğdu. 1955' de Devlet Konservatuarını bitirdi. Devlet tiyatrosuna girdi. Ablası Yıldız Kenter ve arkadaşlarıyla Kent Oyuncuları Topluluğunu kurdu.
1959-60 döneminde, "Salıncakta İki Kişi" oyunundaki başarılı kompozisyonuyla "İlhan İskender" armağanını kazandı. Müşfik Kenter'in oynadığı oyunlar: Öfke (1960), Üç kuruşluk opera (1964), Çiçu (1970), Vanya Dayı (1978), Bir garip Orhan Veli (1981), Cyrano de Bergerac (1982), Van Gogh (1988).
Murteza (1965), Sevmek zamanı (1966), Üç Arkadaş (1971) gibi filmlerde oynadı. 1983' de Kanun Adamı adlı televizyon dizisinde oynadı. Müşfik Kenter, 1961' de radyoda yayınlanmaya başlayan ve uzun yıllar ilgiyle dinlenen "Uğurlugil Ailesi"nin Salim Bey'i idi. TV de film karakteri de seslendiren ünlü tiyatrocu 2012' de İstanbul'da öldü.
1959-60 döneminde, "Salıncakta İki Kişi" oyunundaki başarılı kompozisyonuyla "İlhan İskender" armağanını kazandı. Müşfik Kenter'in oynadığı oyunlar: Öfke (1960), Üç kuruşluk opera (1964), Çiçu (1970), Vanya Dayı (1978), Bir garip Orhan Veli (1981), Cyrano de Bergerac (1982), Van Gogh (1988).
Murteza (1965), Sevmek zamanı (1966), Üç Arkadaş (1971) gibi filmlerde oynadı. 1983' de Kanun Adamı adlı televizyon dizisinde oynadı. Müşfik Kenter, 1961' de radyoda yayınlanmaya başlayan ve uzun yıllar ilgiyle dinlenen "Uğurlugil Ailesi"nin Salim Bey'i idi. TV de film karakteri de seslendiren ünlü tiyatrocu 2012' de İstanbul'da öldü.
LENTİGO (pigment lekesi)
DERİNİN pigmentli lezyonuna (pigment, cilde koyu rengini veren maddedir) "lentigo" denir. Bir veya birkaç milim çapında, düz veya hafif kabarık, kahverengi küçük bir lekedir. Üstderinin bazal katmanlarında melanosit sayısının artmasına bağlıdır. Lentigoyla beraber ciltte yerel kalınlaşma, hafif kabuklanma da olabilir. Güneş, lekeleri daha belirgin hale getirir. Yaşlılıkta lekelenme artar.
10 Kasım 2017 Cuma
PİETER DE KEMPENEER, eser-biyografi
FLAMAN ressam, 1503 yılında Brüksel'de doğdu. Pierre Van de Velde, Pierre de Champaigne ve Pedro Campana da denilir.
En ünlü eseri, Sevilla'da katedralin camekânında bulunan "Çarmıhtan iniş" adlı tablosudur. Diğer eserleri, Palma, Cordoba ve Montpellier kiliselerindedir. Ressam, 1580' de Brüksel'de öldü.
En ünlü eseri, Sevilla'da katedralin camekânında bulunan "Çarmıhtan iniş" adlı tablosudur. Diğer eserleri, Palma, Cordoba ve Montpellier kiliselerindedir. Ressam, 1580' de Brüksel'de öldü.
![]() |
| Pieter de Kempeneer - Çarmıhtan iniş |
LEPROM (cüzzam yumrusu)
CÜZZAMIN iki klinik biçiminden birinde hastanın derisinde, özellikle yüz ve kulak kepçesinde oluşan tek veya birçok yumruya "leprom" denilir. Hastalığın bu tipine lepromlu cüzzam, diğerine tüberküloit cüzzam denilir.
Leprom, kırmızı veya sarımsı-kahve renginde olur ve deride granülomatoz iltihabının yayıldığı bölgelerde oluşur. Doku incelendiğinde, yumruların içinde hastalık mikrobu basiller bulunur.
Leprom, kırmızı veya sarımsı-kahve renginde olur ve deride granülomatoz iltihabının yayıldığı bölgelerde oluşur. Doku incelendiğinde, yumruların içinde hastalık mikrobu basiller bulunur.
9 Kasım 2017 Perşembe
GENE KELLY, biyografi
AMERİKALI sinema oyuncusu, koreograf ve film yönetmeni (Eugene Patrick Kelly), 1912 yılında Pittsburg'da doğdu. Bir müddet kabarelerde dans ettikten ve bale okullarında vazife aldıktan sonra, 1940' da "Pal Joey" adlı müzikli komediyle tanındı. 1942' den sonra sinema oyuncusu oldu.
Kelly, senaryo yazarlığı ve yönetmenliği yaptı. Yönetmen Vincente Minnelli ve Stanley Donen'in yardımıyla müzikli komedi filmlerine yenilikler getirdi; filmin içine sıkıştırılan dans sahnelerini, konuyla kaynaştırarak montaja has ritm ile koreografi ritminin arasında bir denge oluşturdu.
Gene Kelly'nin oynadığı filmler: Güzeller Revüsü (1946), Paris'te bir Amerikalı (1951), Eğlenceler Beldesi (1954), On the Town (1949), Yağmur Altında (1951), Hava her zaman iyidir (1955), Dansa davet (1956), Kızlar (1957), What a way to go (1964), Tatlı günler (1966).
1960' da Paris operası için "Tanrılar dansı" koreografisini hazırladı. Gene Kelly, 1996' da Los Angeles'de öldü.
Kelly, senaryo yazarlığı ve yönetmenliği yaptı. Yönetmen Vincente Minnelli ve Stanley Donen'in yardımıyla müzikli komedi filmlerine yenilikler getirdi; filmin içine sıkıştırılan dans sahnelerini, konuyla kaynaştırarak montaja has ritm ile koreografi ritminin arasında bir denge oluşturdu.
Gene Kelly'nin oynadığı filmler: Güzeller Revüsü (1946), Paris'te bir Amerikalı (1951), Eğlenceler Beldesi (1954), On the Town (1949), Yağmur Altında (1951), Hava her zaman iyidir (1955), Dansa davet (1956), Kızlar (1957), What a way to go (1964), Tatlı günler (1966).
1960' da Paris operası için "Tanrılar dansı" koreografisini hazırladı. Gene Kelly, 1996' da Los Angeles'de öldü.
LEYOMİYOM, LEYOMİYOSARKOM
LEYOMİYOM, iyi huylu düz kas tümörüdür. En sık ortaya çıktığı yerler; dölyatağı, fallop boruları, yumurtalıklar, dölyolu, geniş dölyatağı bağları ve kadın üreme sisteminin bazı yapılarıdır.
Dölyatağı leyomiyomları genellikle çok sayıda olur ve çok büyük boyutlara gelebilirler. Bu tür tümörler, sindirim sistemi, deri gibi başka dokularda da çok nadir olarak gelişebilirler.
Leyomiyosarkom, yine düz kas tümörünün habis (kötü huylu) olanıdır. Genellikle dölyatağı, sindirim sistemi, derialtı dokuları ve derin dokularda ortaya çıkar.
Dölyatağı leyomiyomları genellikle çok sayıda olur ve çok büyük boyutlara gelebilirler. Bu tür tümörler, sindirim sistemi, deri gibi başka dokularda da çok nadir olarak gelişebilirler.
Leyomiyosarkom, yine düz kas tümörünün habis (kötü huylu) olanıdır. Genellikle dölyatağı, sindirim sistemi, derialtı dokuları ve derin dokularda ortaya çıkar.
8 Kasım 2017 Çarşamba
KEL HASAN, biyografi
TÜRK tulûat oyuncusu ve tiyatro yöneticisi, 1874 yılında İstanbul'da doğdu. Sahneye, Kadıköy Kuşdili'nde Küçük İsmail'in tiyatrosunda ikinci komik olarak çıktı (1893). Agâh Efendi'yle birlikte ayrı bir kumpanya kurdu. Oyunculuğunun yanı sıra tiyatro yöneticisi olarak da başarılı oldu.
Rakibi Abdürrezzak Efendi, saraya alınınca, tulûat alanı Kel Hasan'a kaldı. Kendi bulduğu "aptal uşak" tipi halk arasında çok tutuldu. Sahneye çıkmadan evvel, boş bir gaz tenekesini sahnenin ortasına fırlatır; sonra alkış ve kahkaha sesleri arasında elindeki tavan süpürgesiyle kendisi görünürdü. Kıyafeti basmadan renkli bir elbiseydi. Başına limon kabuğu biçiminde bir fes giyerdi.
Meşrutiyetten sonra başlayan (1908) yeni tiyatro akımına ayak uyduramadı. Bir ara, Burhaneddin Tepsi ve Komik Naşid ile birleşti, ancak eski parlak başarılarına ulaşamadı. Dümbüllü İsmail, Kel Hasan'ın öğrencisidir. Kel Hasan 1929' da İstanbul'da öldü.
Rakibi Abdürrezzak Efendi, saraya alınınca, tulûat alanı Kel Hasan'a kaldı. Kendi bulduğu "aptal uşak" tipi halk arasında çok tutuldu. Sahneye çıkmadan evvel, boş bir gaz tenekesini sahnenin ortasına fırlatır; sonra alkış ve kahkaha sesleri arasında elindeki tavan süpürgesiyle kendisi görünürdü. Kıyafeti basmadan renkli bir elbiseydi. Başına limon kabuğu biçiminde bir fes giyerdi.
Meşrutiyetten sonra başlayan (1908) yeni tiyatro akımına ayak uyduramadı. Bir ara, Burhaneddin Tepsi ve Komik Naşid ile birleşti, ancak eski parlak başarılarına ulaşamadı. Dümbüllü İsmail, Kel Hasan'ın öğrencisidir. Kel Hasan 1929' da İstanbul'da öldü.
LEYDİGOM (erbezi tümörü)
ERBEZİNDE nadir görülen bir tümördür. Erbezinin iç salgı işlevinde bulunan Leydig hücrelerinden kaynaklanır. Genellikle yetişkinlerde 20-50 yaşları civarı ortaya çıkar, fakat başka yaşlarda da özellikle çocuklarda görülebilir. Tümör gelişimi, çocuklarda zamanından evvel cinsel ve bedensel gelişime yol açabilir.
7 Kasım 2017 Salı
MAZHAR KAZANCI, biyografi
TÜRK sporcusu, Mazhar Hoca da denilir. 1876 yılında Maraş'ta doğdu. 1895' de Harbiye'yi bitirdi. Türkiye'de idmancılığın ve Alman jimnastiğinin öncülüğünü yaptı. Kuleli, Edirne Harbiyesi, Harbiye Mektebi, Askerî Tıbbiye, Kuleli Askerî lisesi ve Harp Akademileri ile Galatasaray lisesinde vazife aldı.
Mazhar Kazancı, Beşiktaş kulübünün kurucularından idi. Eskrim, halter ve binicilik dallarında ün kazandı. İdman Cemiyetleri İttifakı tarafından kendisine; "İlk Türkiye cimnastik şampiyonu" ünvanı verildi. Beden Terbiyesi merkez danışma kurulu üyeliğinde bulunan Mazhar Kazancı 1957' de İstanbul'da öldü. Oğlu Esat Kazancı da babası gibi sporla ilgilendi.
Mazhar Kazancı, Beşiktaş kulübünün kurucularından idi. Eskrim, halter ve binicilik dallarında ün kazandı. İdman Cemiyetleri İttifakı tarafından kendisine; "İlk Türkiye cimnastik şampiyonu" ünvanı verildi. Beden Terbiyesi merkez danışma kurulu üyeliğinde bulunan Mazhar Kazancı 1957' de İstanbul'da öldü. Oğlu Esat Kazancı da babası gibi sporla ilgilendi.
LEZYON NEDİR?
MİKROBİK, mekanik, kimyasal, ısı gibi tesirlerle, bağımsız olarak bir organ veya dokunun yapı ve işlevinde hastalık belirtisi niteliğindeki bir değişikliğe "lezyon" denilir.
6 Kasım 2017 Pazartesi
KAYISI MEYVESi
ERİK cinsinden bir meyvedir. Gülgiller familyasındandır. Kayısının anayurdu Doğu Anadolu'dur. Boyu 4-6 metre, dalları yaygın ve dik, yaprakları az çok yürek şeklinde oval, çiçekleri pembemsi beyaz ve oldukça büyüktür, yapraklardan evvel çiçek açar.
Kayısı, Türkiye'nin hemen her tarafında çok eskiden beri yetiştirilir. Dayanıklı, bol verimli, meyvesinin kurutulması kolaydır. Ilık ve sıcak iklimlerde iyi yetişir. Fazla nemli, özellikle çiçeklenme mevsiminde sisli ve yağmurlu olan yerlerde normal meyve veremez.
Kayısının meyve bolluğu ve olgunlaşması yıldan yıla çok değişir. Kuvvetli, tınlı, süzek toprakları sever. Kireçli toprakları tercih eder; buralarda badem, ağır killi topraklarda erik üzerine aşılanır. Kayısıyı tutan hastalıkların başında kloroz, zamk, çürüme, monilyoz gelir.
Kayısı, etli, tek çekirdekli, sarı-turuncu bir meyvedir. Eti az sulu, tatlı ve hoş kokuludur. Çekirdeği pürtüksüzdür, etinden kolayca ayrılır. Çekirdeğinin içi yenilebilir olmasına rağmen, az miktar zehir ihtiva edebileceği belirtildi.
Kayısı meyvesinde bol miktarda şeker, C vitamini, A provitamini bulunur. Yaş ve kuru olarak yendiği gibi reçeli, hoşafı, kompostosu yapılır. Kayısının başlıca çeşitleri: Şekerpare, şam, tokaloğlu, imrahor, muhiddinbey, hacıkız, hasanbey, darende.
Kayısı, Türkiye'nin hemen her tarafında çok eskiden beri yetiştirilir. Dayanıklı, bol verimli, meyvesinin kurutulması kolaydır. Ilık ve sıcak iklimlerde iyi yetişir. Fazla nemli, özellikle çiçeklenme mevsiminde sisli ve yağmurlu olan yerlerde normal meyve veremez.
Kayısının meyve bolluğu ve olgunlaşması yıldan yıla çok değişir. Kuvvetli, tınlı, süzek toprakları sever. Kireçli toprakları tercih eder; buralarda badem, ağır killi topraklarda erik üzerine aşılanır. Kayısıyı tutan hastalıkların başında kloroz, zamk, çürüme, monilyoz gelir.
Kayısı, etli, tek çekirdekli, sarı-turuncu bir meyvedir. Eti az sulu, tatlı ve hoş kokuludur. Çekirdeği pürtüksüzdür, etinden kolayca ayrılır. Çekirdeğinin içi yenilebilir olmasına rağmen, az miktar zehir ihtiva edebileceği belirtildi.
Kayısı meyvesinde bol miktarda şeker, C vitamini, A provitamini bulunur. Yaş ve kuru olarak yendiği gibi reçeli, hoşafı, kompostosu yapılır. Kayısının başlıca çeşitleri: Şekerpare, şam, tokaloğlu, imrahor, muhiddinbey, hacıkız, hasanbey, darende.
LİPİDOZ (aşırı lipit birikimi)
LİPİT metabolizmasındaki doğumsal bozukluklar neticesinde, doku ve organik sıvılarda, lipit yapısındaki maddelerin anormal ölçüde biriktiği hastalıkları tanımlayan genel terim "lipidoz" dur.
Doğuştan enzim noksanlığına bağlı olarak, vücuttan atılamayan lipit yapısındaki ana metabolizma ürünleri, dokularda birikerek merkezî sinir sistemi lezyonlarına ve iç organlarda büyümeye sebep olur. Vücutta aşırı lipit birikmesine ilişkin belirtiler çocukluk çağındayken ortaya çıkar.
Kanda kolesterol ve lipoprotein seviyelerinin yüksek olduğu biçimler, özellikle deride "ksantom" gibi lipitle dolu kitlelerin çıkmasına yol açar. Kiriş ve başka dokularda lipit birikimleri görülebilir.
Doğuştan enzim noksanlığına bağlı olarak, vücuttan atılamayan lipit yapısındaki ana metabolizma ürünleri, dokularda birikerek merkezî sinir sistemi lezyonlarına ve iç organlarda büyümeye sebep olur. Vücutta aşırı lipit birikmesine ilişkin belirtiler çocukluk çağındayken ortaya çıkar.
Kanda kolesterol ve lipoprotein seviyelerinin yüksek olduğu biçimler, özellikle deride "ksantom" gibi lipitle dolu kitlelerin çıkmasına yol açar. Kiriş ve başka dokularda lipit birikimleri görülebilir.
5 Kasım 2017 Pazar
KAYI DAMGASI
1. Süleyman'ın toplarında da bu damga vardır. Yine 16. yy.'a ait silâh ve savaş araçlarında da Kayı damgası bulunmaktadır.
LİPOM (iyi huylu yağ uru)
LİPOM, habis olmayan yağ dokusu tümörüdür. En sık görülen tümörlerdendir. Erişkin kadınlarda daha sık rastlanır. Sebebi bilinmemektedir. Vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir, ama çoğunlukla derialtı dokularda görülür. Lipom özellikle ense, önkol, koltukaltı, sırt, göğüs duvarı gibi bölgelerde olur.
Lipomlara, mide, karaciğer, kalınbağırsak gibi iç organlarda da rastlanmıştır. Lipom genellikle farklı ebatta bir kütledir, normal yağ dokusu gibi sarı renklidir ve ince fibroz dokudan bir kapsülle sınırlanmıştır.
Tedavisi, ameliyattır. Lokal anesteziyle yapılır. Belirgin büyüklüğe ulaşan lipomlar cerrah tarafından çıkarılır. İlerleyen zaman içinde yeni lipomlar oluştuğunda ameliyat tekrarlanır. Tek seansta birden fazla lipom çıkarılabilir.
Lipomlara, mide, karaciğer, kalınbağırsak gibi iç organlarda da rastlanmıştır. Lipom genellikle farklı ebatta bir kütledir, normal yağ dokusu gibi sarı renklidir ve ince fibroz dokudan bir kapsülle sınırlanmıştır.
Tedavisi, ameliyattır. Lokal anesteziyle yapılır. Belirgin büyüklüğe ulaşan lipomlar cerrah tarafından çıkarılır. İlerleyen zaman içinde yeni lipomlar oluştuğunda ameliyat tekrarlanır. Tek seansta birden fazla lipom çıkarılabilir.
4 Kasım 2017 Cumartesi
KAVUKLU HAMDİ, biyografi
TÜRK ortaoyunu ve tulûat sanatçısı, 1841 yılında doğdu (doğum yeri ?). Sahne hayatına Hacı Bekçi'nin yönetimindeki Han Kolu'nda başladı. Aynı grupta "kolbaşı" oldu. Güllü Agop, İstanbul'da yazılı metne dayanan suflörlü tiyatro oynatma imtiyazını aldığı zaman, Kavuklu Hamdi, suflörsüz oynayan "Hayâlhanei Osmanî" kumpanyasını kurdu.
Aksaray'da, Şehzadebaşı'nda, Kuledibi'nde, Pirinççi'nin "Küçük Jardin" adlı gazinosunda temsiller verdi. Bu dönemde: Talihsiz delikanlı, İşkilli Memo, Cezair, Fettan çelebi, Çalma kapıyı çalarlar kapını gibi oyunları oynadı.
Kavuklu Hamdi, asıl ustalığını ortaoyunu alanında gösterdi. Tosun Efendi, Küçük İsmail Efendi, Baba Asım gibi ünlü pişekârlarla oynadı. Zuhurî kolunu yönetti. Birçok oyun ve tekerleme yaptı. Kavuklu Hamdi 1911' de İstanbul'da öldü. 1962 yılında Metin And tarafından oyun dağarcığından üç fasıl, "Kavuklu Hamdi'den Üç Ortaoyunu" adıyla yayınlandı.
Aksaray'da, Şehzadebaşı'nda, Kuledibi'nde, Pirinççi'nin "Küçük Jardin" adlı gazinosunda temsiller verdi. Bu dönemde: Talihsiz delikanlı, İşkilli Memo, Cezair, Fettan çelebi, Çalma kapıyı çalarlar kapını gibi oyunları oynadı.
Kavuklu Hamdi, asıl ustalığını ortaoyunu alanında gösterdi. Tosun Efendi, Küçük İsmail Efendi, Baba Asım gibi ünlü pişekârlarla oynadı. Zuhurî kolunu yönetti. Birçok oyun ve tekerleme yaptı. Kavuklu Hamdi 1911' de İstanbul'da öldü. 1962 yılında Metin And tarafından oyun dağarcığından üç fasıl, "Kavuklu Hamdi'den Üç Ortaoyunu" adıyla yayınlandı.
LİPOSARKOM (habis yağ doku tümörü)
AZ veya çok farklılaşmış ve atipik yağ dokusu hücrelerinden oluşan kötü huylu tümöre "liposarkom" denir. Genellikle erişkinlerde ve derin dokularda ortaya çıkar. Daha çok bacaklarda, karın zarı arkası dokularda, omuz ve koltukaltında, bağırsak askısında görülür. Genellikle yavaş büyür, yakın dokulara yayılır ve büyük boyutlara ulaşabilir.
3 Kasım 2017 Cuma
GEORG KARPELES KARS, eser-biyografi
ÇEK ressam, 1882 yılında Prag yakınları, Kralupy'de doğdu. Münih'te Franz von Stuck'un öğrencisiydi. 1907' de Paris'e yerleşti. Daha sonra İspanya'ya bir yolculuk yaptı, burada büyük ressamların resimlerini kopya etti.
Madrid'de tanıştığı Juan Gris aracılığıyla Guillaume Apollinaire ve Pascin ile ilişki kurdu. Bir müddet kübizmin tesirinde kaldı, aynı zamanda Bohemya halk sanatından ve Cranach'tan etkilendi. Degas'ya hayrandı, Suzanne Valadon tarzında kalın çizgili desenler yaptı. Alman Nasyonal Sosyalistleri'nin Yahudi katliamına dayanamayarak 1945' de intihar etti.
Madrid'de tanıştığı Juan Gris aracılığıyla Guillaume Apollinaire ve Pascin ile ilişki kurdu. Bir müddet kübizmin tesirinde kaldı, aynı zamanda Bohemya halk sanatından ve Cranach'tan etkilendi. Degas'ya hayrandı, Suzanne Valadon tarzında kalın çizgili desenler yaptı. Alman Nasyonal Sosyalistleri'nin Yahudi katliamına dayanamayarak 1945' de intihar etti.
![]() |
| Georg Karpeles Kars - Magrip'li kadın |
KANAL VEYA ORGANDA TAŞ
BİR organ veya kanalda, bir veya daha çok taşın bulunmasıyla hastalık hali ortaya çıkar. Hastanın şikâyet ettiği başlıca belirti, hasta organın bulunduğu bölgedeki ani, yoğun ve yanma şeklindeki ağrıdır.
Taşın çevre dokulardaki tahriş edici tesiri neticesinde ortaya çıkan ağrı, taşın dışarı atılması, meselâ idrar borusunda bulunan taşın mesaneye düşmesi durumunda aniden kesilebilir. Ağrıyla beraber görülen diğer belirtiler taşın normal akıma engel olmasından kaynaklanabilir.
Meselâ, safra kanalındaki bir taş, safranın onikiparmak bağırsağına düşmesini engelleyerek sarılığa sebep olur. İdrar borularında iki taraflı bir taş, idrarın çıkmasını engeller (anüri). Buna bağlı olarak vücutta ağır bir zehirlenme görülür.
Taşlar bazen kendiliğinden atılabilir, bu atılma spazm çözücü ilâçlarla kolaylaştırılabilir, ama daha sık olarak çeşitli ameliyatlar veya taş kırma metotlarıyla mesele çözülmektedir.
Taşın çevre dokulardaki tahriş edici tesiri neticesinde ortaya çıkan ağrı, taşın dışarı atılması, meselâ idrar borusunda bulunan taşın mesaneye düşmesi durumunda aniden kesilebilir. Ağrıyla beraber görülen diğer belirtiler taşın normal akıma engel olmasından kaynaklanabilir.
Meselâ, safra kanalındaki bir taş, safranın onikiparmak bağırsağına düşmesini engelleyerek sarılığa sebep olur. İdrar borularında iki taraflı bir taş, idrarın çıkmasını engeller (anüri). Buna bağlı olarak vücutta ağır bir zehirlenme görülür.
Taşlar bazen kendiliğinden atılabilir, bu atılma spazm çözücü ilâçlarla kolaylaştırılabilir, ama daha sık olarak çeşitli ameliyatlar veya taş kırma metotlarıyla mesele çözülmektedir.
2 Kasım 2017 Perşembe
KARİYE CAMİİ
Lâtin istilâsı sırasında çok harap olan manastır ve kilise, 2. Andronikos zamanında, Büyük Logothetes Theodoros Metokhites tarafından tamir ettirildi ve yapıya bir dış narteks ile kuzeyindeki dar geçit ve güneyindeki parakklesion ilâve edildi (1313).
Binanın 12. yy.'dan kalma olduğu anlaşılan kısmı, dört geniş kemere oturan bir kubbeyle örtülü kiborion şeklinde bir naos, bunun doğusundaki bema ve yarım daire planlı apsis'ten ibaret olan esas bina ile batısındaki iç narteks'tir. Narteks, kemerlerle dört bölüme ayrılmıştır. Bunların uçta olan iki tanesi birer kubbeyle örtülüdür.
![]() |
| Papazlar ve Meryem (14. yy. mozaiği) |
LİVEDO NEDİR?
LİVEDO, özellikle genç kadınlarda görülen, toplardamar dolaşım bozukluklarına bağlı olarak gelişen bir deri hastalığıdır. Bacaklarda normal deri alanlarını sınırlayan morumsu bir damar ağı şeklinde ortaya çıkar.
Ağsı ve salkımsı olmak üzere iki tipi bulunur. Ağsı tipi, sıcak-soğuk etkisinde kaldıktan sonra ortaya çıkar. Salkımsı tipi ise özellikle soğuk etkisine bağlıdır. Küçük toplardamarların iltihabî veya doku yıkımı şeklindeki değişimleriyle beraberdir. Çok nadir görülen doğuştan gelen bir biçimi de vardır.
Ağsı ve salkımsı olmak üzere iki tipi bulunur. Ağsı tipi, sıcak-soğuk etkisinde kaldıktan sonra ortaya çıkar. Salkımsı tipi ise özellikle soğuk etkisine bağlıdır. Küçük toplardamarların iltihabî veya doku yıkımı şeklindeki değişimleriyle beraberdir. Çok nadir görülen doğuştan gelen bir biçimi de vardır.
1 Kasım 2017 Çarşamba
KARİKATÜR SANATI
KARİKATÜR sanatı, Rönesans devrinde başladı. Özelliği, tanınabilir orijinal modelin farklılaşmasına dayanır. Şeklin bozulması veya sadeleştirilmesi, sanatçının görüş açısını yansıtır ve çoğunlukla resme konu olan kişinin niteliklerini ortaya koyar. Kişinin özelliklerinin abartılması çoğu kez hoş bir şey olmadığı için karikatür yergi maksadının gerçekleşmesine fayda sağlar.
Karikatürde, insanları veya tipleri yergili olarak canlandırma şekli ilk defa 16 ve 17. yy.'larda Agostino Carracci (1557-1602) ve Giovanni Bernini (1598-1680) tarafından yapıldı. Siyasî konuları amaç edinen karikatürler 16, 17, 18. yy.' larda gelişti. Bu tartışmalara yol açan konular arasında; Luther'ciliğin ortaya çıkışı, Mississippi Bubble malî planı ve İngiltere'de, Hannover hanedanıyla Jakobitler arasında oluşan hoşnutsuzluk sayılabilir.
18. yy.'ın en ünlü iki karikatüristi Giovanni Tiepolo (1696-1770) ile William Hogarth (1697-1764) dır. Her iki sanatçı da fertlerden çok tipleri canlandırdılar.
TÜRKİYE'DE KARİKATÜR
Türkiye'de ilk karikatür, 1870' de çıkan Diyojen dergisinde yayınlandı. Yayınlanan üç karikatürün kimlere ait olduğu bilinmemesine rağmen, Türk karikatür sanatının ilk ürünleri olarak tanınır. Diyojen dergisi çıkmadan evvel de, bir gazetenin haftalık "kadınlara mahsus" ilâvesinde karikatür yayınlanmıştır.
Karikatür alanında kendini kabul ettiren ilk imza Cem'dir. Siyaset ve ahlâk endişesiyle yüklü bir çalışmayı, güçlü çizgileriyle sürdürdü. Cem, "Cemal Nadir-Ramiz" devrine kadar uzanan ilk dönemi etkiledi. Münif Fehim ve Rıfkı bu devrin önde gelen karikatüristlerindendi.
Türk karikatür sanatında ikinci dönem, Cemal Nadir-Ramiz okuludur. Ramiz, dergi karikatürcülüğünde başarılı oldu. Cemal Nadir, günlük gazetelerdeki devamlı ve başarılı çalışmalarıyla bu sanat dalının halk arasında sevilmesini ve yaygınlaşmasını sağladı. Bu ikinci dönemde komik unsura ve günlük küçük olaylara daha çok önem verildi.
İkinci dönemde; Sedat Nuri, Sadi Dinççağ, Ratip Tahir, Necmi Rıza, Orhan Ural, A. Barhun, Şevkî, Salih imzalı karikatürler yar aldı. Cemal Nadir'den sonra 3. dönemde: Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Ali Ulvi, Mim Uykusuz, Nehar Tüblek gibi yeni sanatçılar yetişti.
Karikatürde güldürmekten çok düşündürmek maksadı güdülmeye başlandı. Böylece karikatür bir başyazı niteliği kazandı. Türk karikatürü milletlerarası üne ulaştı. Suat Yalaz, Eflâtun Nuri, Bedri, Oğuz Aral, Ferruh Doğan, Mıstık, Sinan, Yalçın Çetin, Tonguç Yaşar, Zeki Beyner, Cafer Zorlu, Ferit Öngören gibi karikatüristler yetişti.
Karikatürde, insanları veya tipleri yergili olarak canlandırma şekli ilk defa 16 ve 17. yy.'larda Agostino Carracci (1557-1602) ve Giovanni Bernini (1598-1680) tarafından yapıldı. Siyasî konuları amaç edinen karikatürler 16, 17, 18. yy.' larda gelişti. Bu tartışmalara yol açan konular arasında; Luther'ciliğin ortaya çıkışı, Mississippi Bubble malî planı ve İngiltere'de, Hannover hanedanıyla Jakobitler arasında oluşan hoşnutsuzluk sayılabilir.
18. yy.'ın en ünlü iki karikatüristi Giovanni Tiepolo (1696-1770) ile William Hogarth (1697-1764) dır. Her iki sanatçı da fertlerden çok tipleri canlandırdılar.
TÜRKİYE'DE KARİKATÜR
Türkiye'de ilk karikatür, 1870' de çıkan Diyojen dergisinde yayınlandı. Yayınlanan üç karikatürün kimlere ait olduğu bilinmemesine rağmen, Türk karikatür sanatının ilk ürünleri olarak tanınır. Diyojen dergisi çıkmadan evvel de, bir gazetenin haftalık "kadınlara mahsus" ilâvesinde karikatür yayınlanmıştır.
Karikatür alanında kendini kabul ettiren ilk imza Cem'dir. Siyaset ve ahlâk endişesiyle yüklü bir çalışmayı, güçlü çizgileriyle sürdürdü. Cem, "Cemal Nadir-Ramiz" devrine kadar uzanan ilk dönemi etkiledi. Münif Fehim ve Rıfkı bu devrin önde gelen karikatüristlerindendi.
Türk karikatür sanatında ikinci dönem, Cemal Nadir-Ramiz okuludur. Ramiz, dergi karikatürcülüğünde başarılı oldu. Cemal Nadir, günlük gazetelerdeki devamlı ve başarılı çalışmalarıyla bu sanat dalının halk arasında sevilmesini ve yaygınlaşmasını sağladı. Bu ikinci dönemde komik unsura ve günlük küçük olaylara daha çok önem verildi.
İkinci dönemde; Sedat Nuri, Sadi Dinççağ, Ratip Tahir, Necmi Rıza, Orhan Ural, A. Barhun, Şevkî, Salih imzalı karikatürler yar aldı. Cemal Nadir'den sonra 3. dönemde: Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Ali Ulvi, Mim Uykusuz, Nehar Tüblek gibi yeni sanatçılar yetişti.
Karikatürde güldürmekten çok düşündürmek maksadı güdülmeye başlandı. Böylece karikatür bir başyazı niteliği kazandı. Türk karikatürü milletlerarası üne ulaştı. Suat Yalaz, Eflâtun Nuri, Bedri, Oğuz Aral, Ferruh Doğan, Mıstık, Sinan, Yalçın Çetin, Tonguç Yaşar, Zeki Beyner, Cafer Zorlu, Ferit Öngören gibi karikatüristler yetişti.
![]() |
| Tan Oral - Kuşlar |
31 Ekim 2017 Salı
LİZOZİM GÖZÜN DOĞAL ANTİSEPTİĞİ
LİZOZİM, serumda, tükürükte, gözyaşında ve burun içi mukozasında bulunan bir enzimdir. Bakterilere ve bazı virüslere karşı etkilidir. Zona gibi, Herpes virüsünün etken olduğu hastalıklarda tedavi maksadıyla kullanılır. Ağız yoluyla verilir.
Lizozim'in balgam yumuşatıcı tesiri çok iyi olduğundan, protein eritici enzimlerle birlikte lokal iltihaplara karşı kullanımı tavsiye edilmiştir.
Lizozim'in balgam yumuşatıcı tesiri çok iyi olduğundan, protein eritici enzimlerle birlikte lokal iltihaplara karşı kullanımı tavsiye edilmiştir.
30 Ekim 2017 Pazartesi
KARATEPE KAZILARI
TÜRKİYE'de Çukurova'nın kuzeyinde, Kadirli ilçesinin 25 km güneydoğusunda bir kaledir. Burada ilk araştırma, 1946' da Prof. Bossert tarafından yapıldı. 1947-55 yılları arasında Prof. Bossert, Doçent Bahadır Alkım ve Halet Çambel tarafından kazıldı.
Yazıtlardan kalenin, Mö 730 yılında, Danunaların kralı Asitavanda tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Kalenin ebatı kuzey-güney yönünde 376 m, doğu-batı yönünde 196 m dir. Kazı sonucu bazı yerlerde tek, bazı yerlerde üç yapı katı tespit edildi.
Kale, kalınlığı 4 m olan sur duvarlarıyla çevrilidir. Moloz tekniğiyle yapılan surların özellikle nehir tarafı çok yüksektir. Surların köşelerinde bastionlar bulunur. Surun tahkimatlı ve kuleli iki kapısı olduğu anlaşıldı.
Karatepe mimarî buluntuları içinde en önemlileri; sütûnlu ve dikdörtgen şeklinde iki oda, güney yamaçta sura bitişik önde ve arkada dört odalı yapı kompleksi, "kuzey yamaç yapısı" diye tanımlanan diğer bir oda. Karatepe kabartmaları Geç Hitit sanatının en az işlenmiş eserleridir. Bu kabartmalarda Hitit, Asur ve Mısır etkileri görülür.
Seramikler tek ve çok renkli olarak iki gruba ayrılır. Karatepe kalesi, 1955' den sonra restore edilmeye başlandı. Karatepe kalesinden çıkan eser ve buluntular, Adana-Osmaniye'de Karatepe müzesindedir.
Yazıtlardan kalenin, Mö 730 yılında, Danunaların kralı Asitavanda tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Kalenin ebatı kuzey-güney yönünde 376 m, doğu-batı yönünde 196 m dir. Kazı sonucu bazı yerlerde tek, bazı yerlerde üç yapı katı tespit edildi.
Kale, kalınlığı 4 m olan sur duvarlarıyla çevrilidir. Moloz tekniğiyle yapılan surların özellikle nehir tarafı çok yüksektir. Surların köşelerinde bastionlar bulunur. Surun tahkimatlı ve kuleli iki kapısı olduğu anlaşıldı.
Karatepe mimarî buluntuları içinde en önemlileri; sütûnlu ve dikdörtgen şeklinde iki oda, güney yamaçta sura bitişik önde ve arkada dört odalı yapı kompleksi, "kuzey yamaç yapısı" diye tanımlanan diğer bir oda. Karatepe kabartmaları Geç Hitit sanatının en az işlenmiş eserleridir. Bu kabartmalarda Hitit, Asur ve Mısır etkileri görülür.Seramikler tek ve çok renkli olarak iki gruba ayrılır. Karatepe kalesi, 1955' den sonra restore edilmeye başlandı. Karatepe kalesinden çıkan eser ve buluntular, Adana-Osmaniye'de Karatepe müzesindedir.
LOB NEDİR?
BİR organın birbirinden yarık, oluk veya bölümlerle ayrılmış yuvarlağımsı parçalarını tanımlamak için anatomide "lob" terimi kullanılır. Bir organın loblara ayrılması, nasıl geliştiğine veya büyürken yüzeyinde iz bırakan yakın yapı ve organlarla da ilişkisine bağlıdır.
Akciğerler, karaciğer, beyin, prostat, troit gibi organlar loblara ayrılmıştır.
Akciğerler, karaciğer, beyin, prostat, troit gibi organlar loblara ayrılmıştır.
29 Ekim 2017 Pazar
KARAHİNDİBA UZAKLARA GİDER
Karahindibalar, rozet konumunda ve uzunlamasına dişli yapraklı, kömeç şeklinde sarı çiçekli otsu bitkilerdir. Meyvesi, üzerinde tuğcukları bulunan ve en hafif bir esintiyle sürüklenen kapıçıklar halindedir. Tohumları çok uzun mesafelere gidebilir.
Salata yapmak için, genç sürgünleri ilkbaharda toplanır. Ziraî yöntemlerle birçok türü elde edilmiştir. Öğütülen kökü, hindiba kahvesine katılır. Asya'da yetişen bir türü, halk hekimliğinde bağırsak yumuşatıcı, idrar ve safra söktürücü olarak kullanılır.
LOĞUSALIK ESKİYE DÖNÜŞ
DOĞUMDAN sonraki 30-40 günlük zaman dilimine "loğusalık dönemi" adı verilir. Bu dönem âdet kanamalarının başlamasıyla sona erer. Hamilelikle değişen bütün iç salgı ve metabolizma işlevleri, dölyatağı başta olmak üzere cinsel organlar eski haline dönerler.
Doğumun bitmesiyle, plasenta hormonlarının, özellikle de östrojen, progesteron ve gonadotropinlerin salgılanması durur. Anne vücudundaki iç salgıbezleri yeni bir denge tutturmaya çalışır. Bu dönemde hipofiz bezi, süt salgısını başlatan uyarıcı hormonu kana vermeye başlar.
Doğumun bitmesiyle, plasenta hormonlarının, özellikle de östrojen, progesteron ve gonadotropinlerin salgılanması durur. Anne vücudundaki iç salgıbezleri yeni bir denge tutturmaya çalışır. Bu dönemde hipofiz bezi, süt salgısını başlatan uyarıcı hormonu kana vermeye başlar.
28 Ekim 2017 Cumartesi
ASTENİK TİP
YAPISAL morfolojik tiplerden biri de "astenik" tipdir. Başlıca özellikleri; uzun boy, düz göğüs, dar omuzlar, narin kaslar ve iskelet, uzunlamasına gelişmiş kol ve bacaklardır. Böyle tipler solunum sistemi hastalıklarına daha kolay yakalanırlar ve ekseriyetle de kansız olarak kabul edilirler. Astenik tipin psikolojik yapısı "şizoit" yapıya yatkındır.
26 Ekim 2017 Perşembe
TULÛATTAN ÖNCE KANTO
TULÛAT tiyatrolarında, asıl oyundan evvel, çoğunlukla kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteriye "kanto" denilirdi. Kanto, Türk musıkîsinde 19. yy. ortalarından başlayarak 20. yy. başlarına kadar ilgi gördü. Tanzimattan sonra geçerli olan İtalyan yoz müziğinin etkisiyle ortaya çıktı. Günün tanınmış kantocuları olan kadınlar tarafından eğlence yerlerinde okunurdu.
Notaya alınan yüzlerce kantodan bir kısmını "Şamlı İskender" bir külliyat halinde yayınladı. Kantoların içinde güzel olanları vardır, ama çoğu açık saçık sözlü kaba-saba parçalardır. Kantocu kadınların birçoğu Türk musikîsini pek az bilir.
Güllü Agop'un Osmanlı tiyatrosundaki kantoları bu türün ilk örnekleriydi. Galata'daki tiyatrolarda da rastlanıyordu. Daha sonra tulûat topluluklarının ayrılmaz bir unsuru oldu. Bunlar allı-pullu, göğüsleri açık elbiseler içindeki süslü kadınların, daha ziyade erkek seyircilerin hayranlığını kazanan gösterileriydi.
Peruz Hanım, Şamram Hanım gibi, halkın çok tuttuğu kantocular vardı. Ayrıca tanınmış kantocular arasında: Denizkızı Eftalya, Selânikli Madam Viktorya, Büyük Amelya, Küçük Eleni, Küçük Virjini, Büyük Virjini, Minyon, Viyolet sayılabilir.
Kantonun Peruz tarafından bulunduğu söylenmekteyse de ilk kantocunun, Yoğurtçu çayırında, "Muhaciriz, biçareyiz, ama ne bahtı kareyiz" kantosunu söyleyen Aramik adında biri olduğu ileri sürülür. Sanat bakımından en üstün kantocunun Kamelya Hanım olduğu kabul edilmektedir. Kantocular tiyatro oyunlarında da rol alırlardı.
Ünlü kantolar arasında şunlar vardır: Gemici Dansı, İranlı Avcı, Çoban, Alegro, Arap, Hovarda, Oryantal, Tayfalar, Rast, Yangın Var, Kedi, Küçüksün Pek Şirinsin, Külhanbeyi, Kabak, Efe, Bülbül, Çingene, Güvercin.
Notaya alınan yüzlerce kantodan bir kısmını "Şamlı İskender" bir külliyat halinde yayınladı. Kantoların içinde güzel olanları vardır, ama çoğu açık saçık sözlü kaba-saba parçalardır. Kantocu kadınların birçoğu Türk musikîsini pek az bilir.
Güllü Agop'un Osmanlı tiyatrosundaki kantoları bu türün ilk örnekleriydi. Galata'daki tiyatrolarda da rastlanıyordu. Daha sonra tulûat topluluklarının ayrılmaz bir unsuru oldu. Bunlar allı-pullu, göğüsleri açık elbiseler içindeki süslü kadınların, daha ziyade erkek seyircilerin hayranlığını kazanan gösterileriydi.
Peruz Hanım, Şamram Hanım gibi, halkın çok tuttuğu kantocular vardı. Ayrıca tanınmış kantocular arasında: Denizkızı Eftalya, Selânikli Madam Viktorya, Büyük Amelya, Küçük Eleni, Küçük Virjini, Büyük Virjini, Minyon, Viyolet sayılabilir.
Kantonun Peruz tarafından bulunduğu söylenmekteyse de ilk kantocunun, Yoğurtçu çayırında, "Muhaciriz, biçareyiz, ama ne bahtı kareyiz" kantosunu söyleyen Aramik adında biri olduğu ileri sürülür. Sanat bakımından en üstün kantocunun Kamelya Hanım olduğu kabul edilmektedir. Kantocular tiyatro oyunlarında da rol alırlardı.
Ünlü kantolar arasında şunlar vardır: Gemici Dansı, İranlı Avcı, Çoban, Alegro, Arap, Hovarda, Oryantal, Tayfalar, Rast, Yangın Var, Kedi, Küçüksün Pek Şirinsin, Külhanbeyi, Kabak, Efe, Bülbül, Çingene, Güvercin.
OMURGANIN BÜKÜLMESİ (lordoz)
BÜKÜLME, bel ve boyun omurgasında belirgindir. Normalde insanda fizyolojik bir "lordoz" bulunur. Bükülme kamburlaşmaya doğru giderse "kifoz" adını alır. Lordozu ortaya çıkaran sebep kaldırıldığında, lordoz giderilebilir. İleri yaşlılık döneminde kemik erimesiyle veya omurga hastalıklarıyla ortaya çıkan kifoz giderilemez haldedir.
25 Ekim 2017 Çarşamba
KANO OKULU
![]() |
| Kano - (17. yy. başı) |
MUKOZADA DEĞİŞİKLİK VARSA
BİR mukoza örtüsünde hastalığa bağlı değişikliğe "lökoplazi" denilir. Pürüzlü yüzeyli, sınırlı ve düzensiz şekilli, beyaz renkli, bir veya daha fazla kabarık plağın mukozada ortaya çıkmasıyla farkedilir.
Çoğunlukla ağız boşluğu, gırtlak, vulva, dölyatağı boynu, penis mukozalarında görülür. Bu durum, epitel dokunun yapısında değişikliğe yol açan sigara dumanı, hafif, ama uzun süreli zedelenmeler, kronik enfeksiyonlar gibi uzun süreli tahriş edici etkenlerin neticesinde ortaya çıkar.
Epitel dokunun yapısındaki değişimler; kalınlık artışı ve dış katmanlarda keratin artışıdır. Bazı vakalarda bu tahriş plakları tümör gelişimine doğru ilerleyebilir. Bu sebeple, lökoplazi kanser öncesi bir değişiklik olarak kabul edilir. Bu yüzden sürekli takip edilmeli ve kansere dönüşüm belirtileri vermeye başladığında ameliyatla alınmalıdır.
Çoğunlukla ağız boşluğu, gırtlak, vulva, dölyatağı boynu, penis mukozalarında görülür. Bu durum, epitel dokunun yapısında değişikliğe yol açan sigara dumanı, hafif, ama uzun süreli zedelenmeler, kronik enfeksiyonlar gibi uzun süreli tahriş edici etkenlerin neticesinde ortaya çıkar.
Epitel dokunun yapısındaki değişimler; kalınlık artışı ve dış katmanlarda keratin artışıdır. Bazı vakalarda bu tahriş plakları tümör gelişimine doğru ilerleyebilir. Bu sebeple, lökoplazi kanser öncesi bir değişiklik olarak kabul edilir. Bu yüzden sürekli takip edilmeli ve kansere dönüşüm belirtileri vermeye başladığında ameliyatla alınmalıdır.
24 Ekim 2017 Salı
KANLIDİVANE KALINTILARI
ANADOLU'DA Kilikya bölgesinde Mersin-Silifke yolu üzerinde Kantyelis şehri bulunur. Geniş bir alana yayılmış bulunan bu şehrin kalıntıları ilk defa 19. yy. ortalarında Langlois tarafından keşfedildi.
Şehir hakkındaki en eski belgeler Mö 3. yy'a ait bazı yazıtlardır. En parlak devrini 2. Theodosius zamanında (408-450) yaşadı. Bu devirde adı "Neapolis" olarak değiştirildi. 11. yy.' da şehir terkedildi.
Şehir, merdivenlerle inilen geniş bir çukurun etrafında kurulmuştur. Şehirde saray, kilise, manastır, sarnıç, kule kalıntıları ve batı yönünde mezarlık alanı vardır. Bugünkü ismi "Kanlıdivane" olan bu şehrin çukurunda, suçluların aslanlara parçalatıldığı sanılır.
Şehir hakkındaki en eski belgeler Mö 3. yy'a ait bazı yazıtlardır. En parlak devrini 2. Theodosius zamanında (408-450) yaşadı. Bu devirde adı "Neapolis" olarak değiştirildi. 11. yy.' da şehir terkedildi.
Şehir, merdivenlerle inilen geniş bir çukurun etrafında kurulmuştur. Şehirde saray, kilise, manastır, sarnıç, kule kalıntıları ve batı yönünde mezarlık alanı vardır. Bugünkü ismi "Kanlıdivane" olan bu şehrin çukurunda, suçluların aslanlara parçalatıldığı sanılır.
LÖKORE NEDİR?
LÖKORE, dölyolundan sarı-beyaz renkli bir salgının gelmesidir. Oldukça sık görülen bu patolojik durum, hamileliğin başında veya enfeksiyon hastalıkları, endokrin bozukluklar, metabolizma hastalıkları gibi genel hastalıklar sebebiyle olabilir.
Bu salgı ayrıca; dölyolu ve dölyatağıyla ilgili yerel hastalıklarda, meselâ; enfeksiyonlar, dölyolu veya dölyatağı sarkmaları, dölyatağı boynu polipleri, dölyatağı boynundaki aşınmalar, doğumda olan yırtık nedbeleri neticesinde ortaya çıkar.
Lökore, normal şartlarda dölyolu mukozasını nemlendiren seröz sıvının, normalden fazla artışına da bağlı olabilir. İltihabî salgılar varsa, bu durumda lökore, sarı ve cerahatli görünüm alır.
Bu salgı ayrıca; dölyolu ve dölyatağıyla ilgili yerel hastalıklarda, meselâ; enfeksiyonlar, dölyolu veya dölyatağı sarkmaları, dölyatağı boynu polipleri, dölyatağı boynundaki aşınmalar, doğumda olan yırtık nedbeleri neticesinde ortaya çıkar.
Lökore, normal şartlarda dölyolu mukozasını nemlendiren seröz sıvının, normalden fazla artışına da bağlı olabilir. İltihabî salgılar varsa, bu durumda lökore, sarı ve cerahatli görünüm alır.
23 Ekim 2017 Pazartesi
VASİLİ KANDİNSKİ, eser-biyografi
RUS ressam, 1866 yılında Moskova'da doğdu. Soyut sanatın kurucularından. Çocukluğunda bir müddet İtalya'da kaldı. Önce fen, sonra da hukuk öğrenimi aldı. Avrupa ve Kuzey Afrika'da dolaştı. Münih'te resim çalıştı (1896) ve 1902' de orada bir okul açtı.
Vasili Kandinski'nin ilk eserleri izlenimci sonra da fovist eğilimli manzaralardır. 1908' den başlayarak ikona sanatının etkisi altında desenler ve suluboyalar yapmaya ve yavaş yavaş figüratif sanattan uzaklaşmaya başladı. 1910' dan sonra da figüratif eser vermedi. 1911' de "Sanatta Düşünce" adlı bir kitap yazdı ve "Mavi süvari" grubunu kurdu.
1914' de Moskova'ya döndü. 1919' da Güzel Sanatlar Akademisi profesörlüğüne ve Resim Kültürü müzesi müdürlüğüne getirildi. 1920' de Rus Bilimler ve Sanatlar akademisinin kurulmasını sağladı. 1921' de ülkesinden tekrar ayrıldı, Walter Gropius'un, Weimar ve Dessau'da kurduğu Bauhaus sanat okuluna profesör oldu (1922-32). 1889' da bir müddet kaldığı Paris'e 1933' de yerleşti.
"Klange" adı altında topladığı şiirlerini 56 tahta oymasıyla resimledi. "Düzlemde nokta ve çizgi" adlı kitabını yayınladı. Kandinski, 1944' de Neuilly-sur-Seine'de öldü.
Vasili Kandinski'nin ilk eserleri izlenimci sonra da fovist eğilimli manzaralardır. 1908' den başlayarak ikona sanatının etkisi altında desenler ve suluboyalar yapmaya ve yavaş yavaş figüratif sanattan uzaklaşmaya başladı. 1910' dan sonra da figüratif eser vermedi. 1911' de "Sanatta Düşünce" adlı bir kitap yazdı ve "Mavi süvari" grubunu kurdu.
1914' de Moskova'ya döndü. 1919' da Güzel Sanatlar Akademisi profesörlüğüne ve Resim Kültürü müzesi müdürlüğüne getirildi. 1920' de Rus Bilimler ve Sanatlar akademisinin kurulmasını sağladı. 1921' de ülkesinden tekrar ayrıldı, Walter Gropius'un, Weimar ve Dessau'da kurduğu Bauhaus sanat okuluna profesör oldu (1922-32). 1889' da bir müddet kaldığı Paris'e 1933' de yerleşti.
"Klange" adı altında topladığı şiirlerini 56 tahta oymasıyla resimledi. "Düzlemde nokta ve çizgi" adlı kitabını yayınladı. Kandinski, 1944' de Neuilly-sur-Seine'de öldü.
![]() |
| Vasili Kandinski - Göl (1910) |
BEL AĞRISI (lumbago)
BEL bölgesine yerleşen ağrıların, türüne bakmaksızın hepsine birden "lumbago" adı verilir. Lumbago çok farklı hastalıkların belirtisi olabilir. Birçok vakada ağrı kas kökenlidir ve anî eforlara, yorgunluğa, üşütmeye ve romatizmal hastalıklara bağlı olabilir.
Diğer sebepler arasında artroz, ankilozan spondilit, tüberküloz, doğuştan oluşum kusurları gibi omurganın kemik lezyonları rol oynar. Omur tümörleri, böbrek hastalıkları, aşırı bel lordozu ile duruş bozuklukları, omurlar arası disk fıtıkları da sayılabilir.
Ağrılı belirtiler bel bölgesiyle sınırlı olabilir veya tutulan omurlar seviyesinden çıkan sinir köklerinin tahrişiyle bağlantılı olarak siyatik siniri boyunca yayılan bir ağrı olabilir.
Diğer sebepler arasında artroz, ankilozan spondilit, tüberküloz, doğuştan oluşum kusurları gibi omurganın kemik lezyonları rol oynar. Omur tümörleri, böbrek hastalıkları, aşırı bel lordozu ile duruş bozuklukları, omurlar arası disk fıtıkları da sayılabilir.
Ağrılı belirtiler bel bölgesiyle sınırlı olabilir veya tutulan omurlar seviyesinden çıkan sinir köklerinin tahrişiyle bağlantılı olarak siyatik siniri boyunca yayılan bir ağrı olabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























