16 Aralık 2017 Cumartesi

KORDOM NEDİR?

EMBRİYONAL gelişimin ilk evrelerinde, kafatası ucundan kuyruk sokumuna kadar uzanan hücrelerden oluşan kordonun (corda dorsalis) artıklarından gelişen ve nadir görülen tümöre "kordom" denilir.

Kordom, genellikle erişkinlerde omurganın kuyruk sokum bölgesinden çıkar. Dışarı doğru gelişen bir tümseğin ortaya çıkmasıyla kendini gösterir. Daha nadir olarak, kafatası tabanını oluşturan kemiklerde veya omurganın sırt bölümünde de çıkabilir.

Kordom, yavaş büyüyen ve ender olarak uzak metastaz yapan bir tümördür. Komşu dokulara baskı yapar ve yayılır. Bu sebeple, cerrahi olarak tamamen çıkarılması imkânsızdır. Çoğu vakada tekrarlar, kötü gidişli bir tümördür.

15 Aralık 2017 Cuma

ADAM KRAFFT, eser-biyografi

ALMAN heykeltraş, 1460 yılına doğru Nürnberg'de doğdu. Gotik üslûbun Nürnberg'de son temsilcisidir. Eserleri; St.Sebaldus kilisesinde koro kısmının dış tarafındaki, Schreyer ailesinin mezar taşı; St. Lorenz kilisesinin kutsal eşya dolabı; Nürnberg müzesindeki haç yolu. Adam Krafft, 1508-09' da Schwabach'da öldü.

Adam Krafft - Haç yolu

KOROİD PLEKSUS (beyinde damar-sinir ağı)

BEYİNDEKİ  karıncıklarda yerleşmiş damar ve sinir dokusundan oluşan yapılara "koroid pleksus" denilir. Granül görünüşlü kırmızımsı kordoncuklar halindedir. Birbirine dolanmış küçük atardamarlar ve toplardamarlar ile bir kılcal damar ağından oluşur.

Damar yapıları, epitel görünümündeki ince bir sinir dokusuyla kaplıdır ve beyni saran damarlarla birleşir. Koroid pleksus'ta beyin-omurilik sıvısı yer alır; bu sıvı, karıncıklar ve örümceksizarın altındaki boşluklarda dolaşır.

Koroid pleksus'ta papillomlar (tümörler) gelişebilir. Bebeğin anne karnındayken yapılan ultrason muayenesinde, beyninde koroid pleksus kisti görülebilir. Kist, ilerleyen günlerde muhtemelen küçülür ve bebeğin beyin gelişimine veya zekâsına etkisi olmaz.

14 Aralık 2017 Perşembe

KOZMOS ÇİÇEĞİ

BAHÇELERDE süs bitkisi olarak yetiştirilen bir çiçektir. Bileşikgiller familyasındandır.

Çok parçalı ince yaprakları, parlak kırmızı, altın sarısı veya beyaz renkte çiçekleri olan bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Süs bitkisi olarak en çok yetiştirilen türü "cosmos bipinnatus" dur.

KOROİDİT (gözde koroit iltihabı)

İLTİHAP, genellikle kan dolaşımı yoluyla gelen parazit veya mikropların koroit dokusuna yerleşmesi neticesi gelişir. Verem, cüzzam, frengi, çeşitli mantarlar, parazitler iltihabın etkeni olabilir. Alerjik nitelikte veya bağışıklık sistemiyle ilgili olanları da vardır.

Koroidit tek başına ortaya çıkabileceği gibi, vücuttaki genel hastalıklarda da ortaya çıkabilir. Gözün damar tabakasında başlayan iltihap, diğer dokulara, özellikle retinaya geçebilir. Bu durumda görmedeki netlik azalır, sis arkasından görüyormuş hissi ortaya çıkar. Gözde kızarma ve ağrı olur.

13 Aralık 2017 Çarşamba

HÂZIM KÖRMÜKÇÜ (tiyatrocu)

TÜRK tiyatro ve sinema sanatçısı, 1898 yılında İstanbul'da doğdu. Öğrenimini, Şemsülmekâtip ve Kabataş idadisinde yaptı. Belediye meclisinde zabıt kâtipliği yaparken, tiyatroyla ilgilenmeye başladı. 1915' de Dârülbedayi'ye girdi.

İlk defa sahneye 1918' de Halid Ziya Uşaklıgil'in "Füruzan" adlı oyununda "uşak" rolüyle çıktı. Daha sonra Dârülbedayi'nin önde gelen sanatçıları arasına girdi. 1924-25' tiyatro sezonunda Muhsin Ertuğrul'un "Ferah" tiyatrosunda kurduğu toplulukta çalıştı.

1925-26 döneminde Raşit Rıza'nın Tepebaşı'nda temsiller verdiği topluluğa geçti. Kısa bir müddet Fikret Şâdi'nin "Milli sahnesi" ile Anadolu turnesine çıktı. 1927' de yeniden kurulan Dârülbedayi kadrosuna girdi. Musahipzade Celâl'in oyunlarıyla büyük ün kazandı. Daha sonra müzikal oyunlarda ve operetlerde rol aldı, filmler çevirdi. Hâzım Körmükçü 1944' de (yaş 46) İstanbul'da öldü.

"İntikam maçı" adlı oyunda;
 (sol. sağa)  Behzat Butak, Vasfi Rıza Zobu, Muammer Karaca, Hâzım Körmükçü 

KAFATASINDA DOĞUŞTAN ÇATLAK

KAFATASINDA doğuştan gelen çatlak, hayatın sürdürülmesine izin vermeyen ağır bir bozukluktur. Bu durumda beyin açıkta kalır. Bazen özür omurgalara da yayılır. Bu hal, çoğunlukla beyin yokluğu ve omurilikte doku eksikliğiyle veya bunların tamamlanmamış gelişimleriyle beraber görülür.

12 Aralık 2017 Salı

KORİNTOS SERAMİĞİ

KORİNTOS, uzun müddet Yunanistan'ın en önemli sanayi ve ticaret şehirlerinden biri olarak kaldı. Tunç ve seramik işleri şehrin refahını artırdı. Antik çağda, Mö 7. ve 6. yy. larda bütün Yunan dünyasına çok miktarda Korintos seramiği ihraç edildi.

Korintos şehri, özellikle küçük ebatlı vazoları ve küçük sütûnlu kulplu testileriyle, hayvan veya mitolojik figürlerden oluşan motiflerle bezeli frizlerinin yanı sıra, sanat eserlerindeki süs motiflerinin çokluğuyla da göze çarptı. Mimarîde kullanılan bir sütûn başlığına "Korintos tipi sütûn başı" denildi.

Korintos vazosu

KAFATASI KEMİKLERİNDE ERKEN KAYNAMA

KAFATASI kemikleri arasındaki sütürlerin vaktinden evvel kaynaması kafatasında oluşum bozukluğu meydana getirir. Neticede kafatası normal gelişimini tamamlayamaz. Kafatası belirli yönlere doğru genişleme yapar. Kafa çoğunlukla uzun, şakak kemiklerinde daralan veya öne doğru yayılan, küçük hacimli bir şekil alır.

Beyin yapıların uyumlu gelişimine de engel olan bu durum, nörolojik ve ruhî bozukluklara yol açabilir.

11 Aralık 2017 Pazartesi

KOREOGRAFİ NE DEMEK?

KOREOGRAFİ,  bir dansı, bir baleyi oluşturan çeşitli adım, hareket ve figürlerin, özel işaret ve resimlerle kağıt üzerinde gösterilmesi tekniğidir. Müziğin notalarla gösterilmesine benzer.

Dans adımlarını kâğıda geçirmeyi ilk akıl eden, Jehan Tabourot adında Langres'lı bir rahipti. 1588' de bastırdığı "Orchésographie" adlı kitabında, şekil kullanmamış, tariflerle yetinmişti. Bu boşluğu Feuillet'in "Chorégraphie" si (1701) doldurdu. Bu eserde dans adımlarının tam bir stenografisi vardır.

Noksansız denilebilecek ilk eser Magny'nin "Principes de Chorégraphie"sidir (1765). Paris operasının bale ustası Saint-Léon'un "Stenochorégraphie" de (1852) aynı seviyededir.

AKAMAYAN ÂDET KANI

ÂDET kanının dışarıya doğru akma imkânı bulamadığı durumlarda gelişen tabloya "kriptomenore" denir. Dışarı doğru tahliye olamayan kan, dölyatağı veya dölyolu boşluğunda birikerek şiddetli ağrıya sebep olur. Bu vaka çoğunlukla, doğuştan kızlık zarındaki aralığın kapalı olmasından kaynaklanır.

10 Aralık 2017 Pazar

OKATA KORİN, eser-biyografi

JAPON ressam, 1658 yılında Kyoto'da doğdu. Sotatsu ile Koetsu'dan ilham alarak lakçılık, dokumacılık, seramikçilikle bütün çağa hâkim olan bir üslûp meydana getirdi. Konularını efsaneden, tarihten alırdı; fakat çoğu zaman da gümüş ve altın zemin üzerine işlenmiş bir tek çiçekli dal bile, şaşılacak ustalığını ve süsleme dehasını göstermeye kâfi idi. Çin tekniğini ipek üzerine resim yapmada ilk kullananlardan biri olan Okata Korin, 1716' da doğduğu şehirde öldü.

Okata Korin - Karga

İNMEMİŞ TESTİS MÜDAHALE İSTER

ERBEZLERİNİN bir veya her ikisinin normal aşağı inmesinin engellenmesi, ergenlik öncesi çocukların yüzde dördünde görülür. Testisler, erbezi torbasında değil, karın boşluğunda yer alırlar. Vakaların çoğunda erbezi, kasık kanalı içinde veya yakınındadır. Sebepleri bilinmemektedir. Genetik yönü vardır.

Bazı vakalarda ise organın inmesini engelleyen spermatik kordonun kısalığı veya kasık kanalının darlığı gibi sebeplerle inemediği sanılır. Hipofiz bezinin salgıladığı gonadotrop hormonların üretimindeki bozukluğa bağlı olarak da gelişebilir.

İnmemiş testisin (erbezinin) özel bir belirtisi yoktur. Genellikle muayene neticesinde tesadüfî olarak anlaşılır. Bu duruma zamanında müdahale olmazsa, erbezinde spermatozoit üretimindeki azlıkla neticelenen doku gerilemesi olur. Her iki testis de inmemişse kısırlık söz konusudur. Hattâ erbezlerinde habis tümör olacağına dair uzman görüşleri de vardır.

9 Aralık 2017 Cumartesi

SUNA KORAD (soprano)

TÜRK koloratür sopranosu, 1935 yılında İstanbul'da doğdu. Sekiz yaşında Ankara Devlet Konservatuarı piyano bölümüne girdi. Ulvi Cemal Erkin'in öğrencisi oldu. İstanbul'da madam Paula Zavarof'tan şan dersi aldı. Ankara Devlet operasına imtihanla girdi.

1959 yılında, Hannover'de Beethoven festivalinde "Dokuzuncu Senfoni"de söyledi. Scala operası artistleriyle birlikte Montreal'deki "Verdi" festivaline katıldı (1966). Ünü kısa sürede yayıldı. Avrupa, Amerika, Afrika, Sovyet Rusya ve Afrika'da çeşitli ülkelerin başşehirlerinde televizyon ve şan konserleri verdi. 1981' de "Devlet Sanatçısı" ünvanını alan Korad 2003' de öldü.

RENKLERİ FARKLI GÖRME

RENKLERİ algılama bozukluğuna "kromatopsi" denir. Hasta, normal insanın beyaz gördüğü yüzeyleri veya cisimleri renkli görür. Çoğunlukla zehirlenmelerden sonra olur. Meselâ; metil alkol zehirlenmesinde kırmızı görme, mantar zehirlenmesinde mor görme, sarılık hastalığında veya santonin zehirlenmesinde sarı görme, gözde merceğin yokluğunda ise mavimsi görme olur.

8 Aralık 2017 Cuma

KONSTRÜKTİVİZM SANAT AKIMI

KONSTRÜKTİVİZM, heykeltraş Antoine Pevsner ve kardeşi Naum Gabo'nun, 1920 yılında Moskova'da yayınladıkları "konstrüktivizm manifestosu" ile ortaya attıkları bir sanat akımıdır. Bu anlayışa göre; heykel sanatında "kitle" estetiği, yerini, boşluğu çevreleyen çizgiler ve planlar estetiğine bırakacaktır. 

Kübizme ve fütürizme yakın olan konstrüktivistler taklitçiliği reddederler ve çağla uyumlu sanat anlayışını savunurlar. Sanatta metal, cam, plastik kullanılmasını savunurlardı. O dönemde, SSCB' nin teknolojik geriliği gibi çeşitli sebeplerle, sunulan pek çok proje gerçekleşmedi. Konstrüktivist estetik, mimarînin yanı sıra tiyatro dekorlarını ve tipografiyi de etkiledi.

Naum Gabo - Bir doğru üstünde konstrüksiyon 

GÖZKAPAĞINDA LEKE

GÖZKAPAKLARININ derisinde ortaya çıkan koyu sarı renkteki leke, hafif kabarık veya düz olabilir. Bu leke, lipit yüklü histiyositlerin (makrofaj) birikimiyle oluşur.

Özellikle karaciğer bozuklukları, şeker hastalığı, lipit metabolizması bozukluğu olan, çoğunluğu kadın, yetişkin veya yaşlılarda görülür. Bu leke, herhangi rahatsızlık yapmaz, fakat estetik sebeplerle ameliyat gerekebilir.

7 Aralık 2017 Perşembe

RESİMDE KOMPOZİSYON

KOMPOZİSYON, manzara, natürmort veya figür tablosunun çeşitli görünümlerini hesaplı bir şekilde biraraya getiren esere denilir. Manzara, natürmort veya figür resminin kendi başına kompozisyon sayılması için, sanatçının, dış gerçeğin sadık kopyasından az veya çok uzaklaşması gerekir.

Kompozisyon sanatı, dış gerçeğin geçici ve tesadüfi görünüşlerini, insan zihninin tasarladığı ve geometrinin açıkladığı bir evrensel düzene göre ayarlamak demektir. Meselâ, yatayla dik açı yapan bir düşey, hareketsizliğin, köşegen ise hareketin ideal işaretleridir. Abstre veya soyut denilen ressamlar, dış gerçeğin görüntüleriyle direk olarak ilişkisi olmayan, birtakım plastik unsuların birleşimine dayanan eserlerini bu ilkeye göre hazırlarlar.

Carl Buchheister - Kompozisyon

ETRAFI SARI GÖRME

ÇEVREDEKİ cisimlerin, sarı renkli bir cam arkasından bakılıyormuş gibi sarı görünmesiyle kendini belli eden görme bozukluğuna "ksantopsi" denir. Bu durum, karbonmonoksit zehirlenmesi, barbitürat zehirlenmesi ve dijital zehirlenme gibi vakalarda ortaya çıkar.

6 Aralık 2017 Çarşamba

KOMMAGENE KRALLIĞI

KAPPADOKİA, Kilikya, Kuzey Suriye arasında kalan bölgeye asurca "Kumnuhi" denirdi. Bugün, Türkiye'nin Adıyaman, Gaziantep, Kahramanmaraş illerinin yer aldığı bölgedir.  Sargon devrinde bir Asur eyaleti olan Kommagene'nin tarihi konusunda fazla bilgi yoktur. Bir zamanlar Selefki krallığına bağlı bulunan bölge halkı, Mö 162' ye doğru isyan ederek bağımsızlığını kazandı.

GÖZDE KONJUNKTİVA KURULUĞU

KONJUNKTİVA epiteli gözkapağı içinden başlayarak epiderm (üstderi) özelliği kazanır ve keratinleşme sürecinden geçer. Neticede, konjunktiva mat ve kuru bir görünüm alır. Bu duruma; A vitamini yetersizliği, trahom veya kronik iltihaplar, terapik ışın, göz fırlaklığı, tam kapanmayan gözkapağı ve yetersiz gözyaşı gibi etkenler sebep olabilir.

5 Aralık 2017 Salı

KOMANDO TİTİZLİKLE SEÇİLİR

KOMANDO, Portekizce'den gelme bir kelimedir. Müstakil olarak çalışan ve baskın, sabotaj vb. özel görevler yapan az sayıda eğitilmiş askerden kurulu birliklerdir.

Boerler savaşı sırasında (1899-1902), İngiliz kıtalarına karşı gerilla savaşı veren ve genellikle atlı olan bağımsız müfrezelere "komando" deniliyordu. 2. Dünya Savaşı esnasında bu deyim, önce Almanlar, daha sonra Anglosaksonlar tarafından çeşitli anlamlarda kullanıldı.


Almanya'da savaş esirlerinden veya stalag'lara (esir kampları) bağlı işçilerden meydana gelen küçük müfrezelere "arbeitskommando" (iş komandosu) veya sadece komando deniliyordu. Bazı komandolar sabitti; değişik

AĞIZDA KURULUK

AĞIZ boşluğu mukozasının anormal kuruluğu, tükürük bezlerinin yetersiz tükürük salgılamasına bağlıdır. Salgıbezleriyle ilgili hastalıklar neticesinde ortaya çıkabilir. Bunlar; kronik iltihaplar, radyoterapi hasarları, bezlerde taş veya yaşlanmaya bağlı doku gerilemesi olabilir. Ağız kuruluğu, bazen ruhî sebeplerden veya sempatik sinir sistemini uyaran ilâçların kullanılmasıyla da olabilir.

4 Aralık 2017 Pazartesi

İLHAN KOMAN, eser-biyografi

TÜRK heykeltraş, 1920 yılında Edirne'de doğdu. Edirne Lisesini (1941) ve Güzel Sanatlar Akademisi Heykel bölümünü bitirdi (1946). Paris'e gönderildi, prof. Belling'in öğrencisi oldu. Julian Akademisinde, Gimozod atölyesinde çalıştı.

Türkiye'ye dönünce (1950), Akademi heykel bölümüne asistan oldu. Başlangıçta figüratif heykel türünde eserler verdi. 1948' den sonra "soyut"a yöneldi. Daha sonra, taş yerine demir çubuklar, demir kitlelerle çalışarak modern plastik araştırmalar yaptı.

Anıtkabir kabartma çalışmalarına katılan Koman, İsveç'e yerleşti. Stockholm'da Tatbikî Sanatlar Yüksek Okulu'nda ders verdi. Stockholm, Sundswall'daki alan düzenleme yarışmasında birinci oldu. Türkiye'de ve başka ülkelerde sergiler açtı. 1970' lerden sonra "Sonsuz" adı altında bir dizi anıtsal heykel yaptı. İstanbul Resim ve Heykel müzesi, New York modern sanatlar müzesiyle özel koleksiyonlarda eserleri olan İlhan Koman, 1986' da Stockholm'da öldü.

İlhan Koman - Akdeniz

KALPTE KULAKÇIK-KARINCIK UYUMSUZLUĞU

KALP kasının kasılması için uyarıların doğduğu iki ayrı merkezin aynı andaki faaliyetiyle oluşan kalp ritmi bozukluğudur.

Sinüs-kulakçık düğümü uyarının doğduğu normal merkez, kulakçık-karıncık düğümü ise, ritm bozukluğuna sebep olan bağımsız uyarının kaynaklandığı merkezdir.

Bu bozukluk, çoğunlukla romatizmal hastalıklara, koroner damar hastalıklarına ve kalp kifayetsizliğinde kullanılan ilâçlara bağlı olarak ortaya çıkar.

3 Aralık 2017 Pazar

KOLOMB ÖNCESİ SANAT

KOLOMBÖNCESİ, 1492' de Kristof Kolomb'un varışından evvelki Amerika'yı, sanatını, medeniyetini vb. anlatmak için kullanılır.

Amerika'nın eski sanatları, ancak 20. yy. başında tanınmaya başladı. Bu konuda, birbirinden çok farklı görüşler öne sürülmüştür. Orta Amerika'nın yerli olmayan ve Asya'dan kuzey yoluyla gelmiş olduğu sanılan halkının burada aşağı yukarı 20 bin yıllık bir geçmişi olduğu sanılır.

İlk medeniyet kalıntılarının Mö 1500 yıllarına dayandığı düşüncesi yaygındır. Avrupalıların kıtaya ayak bastıkları dönemde Amerikalılar henüz demiri bilmiyorlardı; tekerleği, çömlekçi tornasını ve koşum hayvanı kullanmayı daha keşfetmemişlerdi. Seramik özellikle kadınların işiydi ve kullanılan metodlar ya bir topak alarak içini boşaltmak veya kalıplama ya da sepette kalıba dökmeydi.

7-10. yy. Maya sanatı - Güneş tanrısı başı süslemeli vazo

KULAK KİRİ DEDİĞİMİZ

DIŞKULAK yolundaki özel deri bezlerinin salgıladığı yağlı, yarı katı, rengi sarıdan kahveye doğru değişen, suda erimiş inorganik tuzlardan, yağlardan ve proteinlerden oluşan maddeye "kulak kiri" diyoruz.

Bu madde, dışkulak yolunun derisini nemlendirerek darbelerden ve kurumaktan korur. Yani "kir" dediğimiz şey, aslında koruyucu bir örtüdür.

Normal olarak kulak kiri yavaş yavaş dışarı doğru itilir ve sertleşir, burada da yıkanmayla temizlenir. Birçok kişide bu madde aşırı miktarda salgılandığından, yeterince eriyemediğinden veya dışarı doğru itilemediğinden dolayı, dışkulak yolunda toplanır ve dökülen epitel hücrelerine karışarak dışkulak yolunu tıkar.

İşitme kaybı, tıkanıklık hissi, kaşıntı ve ağrı gibi çeşitli bozukluklara yol açan sert bir tıkaç oluşturabilir. Ucu pamuklu kulak çubuğuyla temizleme yapılırken çubuk, kulak zarına temas edecek kadar içeri sokulmamalıdır. Kaba kirin alınması kâfidir, aşırı temizlik hassasiyetine lüzum yoktur.

2 Aralık 2017 Cumartesi

KOLİBRİ KUŞU

KOLİBRİ, genellikle tüyleri çok renkli küçük kuşlardır. Sinekkuşları da denilir. Kolibride baskın renk esmer yeşildir; fakat özellikle boynunda bulunan pul görünümündeki tüyler öyledir ki, ışıkta türlü renk yansımaları yapar.

Gaga çok ince, farklı uzunlukta ve düzdür. Bacakları kısa ve çelimsizdir. Farklı yapıda kanatları olduğundan dolayı her yöne hattâ geriye doğru uçabilir,

HASTALIKTA KULUÇKA DÖNEMİ

MİKROBİK hastalıklarda, hastalık yapıcı mikrobun vücuda girdiği an ile hastalığın ilk belirtilerinin (ateş, üşüme, bulantı, kırıklık, halsizlik) ortaya çıktığı zaman arasında geçen döneme "kuluçka dönemi" adı verilir. Kuluçka dönemi, hastalığa göre birkaç saatten, birkaç haftaya, hattâ aya kadar değişebilir.

Kuluçka dönemi ayrıca, hastalık yapıcı bakterilerin sayısı, mikrobun tehlikelilik derecesi, vücudun direnci vb gibi sebeplerle de farklılık gösterebilir.

1 Aralık 2017 Cuma

OSKAR KOKOSCHKA, eser-biyografi

AVUSTURYALI ressam ve yazar, 1886 yılında Pöchlarn'da doğdu. Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenciydi. Koyu bir anlatımcı anlayışla yapılmış figürlerindeki katılık yüzünden, büyük tepki gören ilk sergisinden sonra Berlin'e kaçtı.

1914' de askere alındı, ağır yaralandı. Dinî resimler yaptı. Dresden Akademisi'nde profesör oldu (1920-24). Avrupa ve Kuzey Afrika'yı dolaştı. 2. Dünya savaşından az evvel Londra'ya yerleşti. Önceleri kullandığı karanlık renkler, sonraki eserlerinde giderek parlaklaştı. Güçlü portreler ve manzara resimleri yaptı.

Edebiyat alanında ise, gene anlatımcı anlayışta tiyatro eserleri yazan Oskar Kokoschka 1980' de İsviçre, Villeneuve'de öldü.

Oskar Kokoschka - Polperro II  (1939)

KURŞUN ZEHİRLENMESİ

KURŞUN zehirlenmesi daha çok meslekî sebeplerden dolayı olur. Subakut veya kronik yapıda olabilir. Her iki biçim de belirtiler bakımından birbirine benzer. En sık görülen belirtiler; iştah azalması, ağızda madenî bir tat, midede hazımsızlık, aniden bütün karında yaygın olarak ortaya çıkan saatlerce veya günlerce süren şiddetli karın ağrısıdır. Ağrıyla birlikte kabızlık da görülür.

Karakteristik bir belirti de diş diplerinde mavi renkte ince bir şerit oluşmasıdır. Belirli ölçüde kansızlık gözlenir. Beyin-sinir sisteminde değişiklikler olur. Nörolojik belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Davranış bozuklukları, hareketlerde eşgüdüm (senkronizasyon) bozukluğu, az veya şiddetli başağrısı olur.

KURŞUN ÖLÇÜMÜ

Akümülatör, boya, kurşun eşya vb. fabrikalarında çalışan elemanlarda, kurşun zehirlenmesinin seviyesini ölçmek maksadıyla ölçüm yapılır. Ölçüm kanda veya idrarda yapılır. Kanda, litrede 40 mikrogramın, bir günlük idrarda ise, 80 mikrogramın üzerinde ölçülen kurşun değerleri zehirlenme tehlikesinin varlığını gösterir.

30 Kasım 2017 Perşembe

HON-AMİ KOETSU, eser-biyografi

JAPON hattat ve ressam, 1545 yılında Kyoto bölgesinde doğdu. Kano'ların atölyesinde yetişti. Çay töreni üstadıydı. Birçok el sanatçısı ondan ilham aldı (kılıçlar, lakeler, çömlekler). Başta ressam Sotatsu olmak üzere sanatçılarla zanaatçıların bir araya geldiği Takagamine köyünü kurdu. Kroin'in öncüsü oldu. Koetsu, 1624' de doğduğu bölgede öldü.

Hon-Ami Koetsu - Şiirler  (Sotatsu'nun makinomosu üzerine)

VÜCUTTA KURUMA (su kaybı)

VÜCUDUN önemli miktarda su kaybettiği hastalık durumuna "kuruma" denilir. Çocuğun kusma ve ishâl ile kolayca su kaybetmesi sebebiyle, özellikle çocukluk çağında tehlikeli ve sık görülen bir problemdir.

Çocukta deri esnekliği önemli ölçüde azalır, kuruma, ateş, gözyuvarlarının çukurlaşması, bıngıldak çökmesi ve ajitasyon (ruhî bozukluğa bağlı düzensiz ve uyumsuz hareketler) durumu gelişir. Kanda sodyum ve potasyum artışıyla çoğu kez "asidoz" (kandaki asit-baz dengesinin asit lehine bozulması) gözlenir.

Sıvı elektrolit dengesinin yeniden sağlanması maksadıyla, damar yolundan hızla tuz ve sıvı verilmesi şarttır.

29 Kasım 2017 Çarşamba

VEHBİ KOÇ (sanayici)

TÜRK işadamı ve sanayici, 1901 yılında Ankara'da doğdu. İlk öğrenimini doğduğu yerde yaptı. Ortaokulu bitirdikten sonra (1916) babasının yanında ticarete başladı (1917). İlk işyeri, Ankara'da eski Karaoğlan (şimdiki Ulus Meydanı) semtinde küçük bir dükkândı.

Bir müddet Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde memur olarak çalıştı (1920-21). Ankara'nın başşehir olmasından sonra, yeniden ticaret hayatına döndü (1923). Yapı malzemesi ticaretiyle uğraşmaya başladı. Ankara'da başlayan inşaat hamleleri sırasında işleri gelişti.

Vehbi Koç, dış ticaret işleriyle de ilgilendi. Çeşitli Amerikan (Ford Motor Comp.) ve Avrupa şirketlerinin temsilciliğini aldı. Teşebbüslerini anonim şirket

KUVÖZ NE İŞE YARAR?

BİR yatak ve üzerini örten şeffaf kapaktan oluşan, iç ortamının ısı ve nemini sabit tutan, hava ve oksijen akımını düzenleyen bir sistemi bulunan aygıta "kuvöz" denir.

Özellikle erken doğan veya zamanında doğmuş olmasına rağmen vücudunda bir kifayetsizlik bulunan bebekleri bir müddet barındırmak için kullanılır.

Bebeğin, özellikle nefes alış verişine engel olmamak ve daha iyi muayene yapmak için kuvöze çıplak olarak konur. Yanlara doğru kulplarla açılan ve ellerin içeri sokulmasına izin veren bölümler, yenidoğanın beslenmesini, temizlenmesini, tartılmasını ve kontrol edilmesini sağlar.

28 Kasım 2017 Salı

KOBRA YILANI

KOBRA yılanı, Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşar. Korkunç zehirli bir yılandır, ısırması öldürücüdür. Özellikle Hindistan'da her yıl binlerce insanın ölümüne sebep olur. Eski Mısır ve Hint anıtlarında bu yılanın resmine çok rastlanır. Eskiden kobraya tapınılırdı.

Kobraların hayli büyük olanları vardır. Bazıları 4 metreyi geçer, renkleri değişiklik gösterir, fakat kızıl, esmer ve sarı renkler baskındır. Boyun bölgesi kaburgalarını şişirerek boyun derisini kürek gibi yayvanlaştırabilir. Gece ve alacakaranlıkta avlanan çevik ve gözüpek bir hayvandır. Özellikle küçük memeliler, kurbağalar ve balıklarla beslenir. Kendini

KÜRETAJ TATBİKİ

KÜRETAJ, yaraları cerrahi olarak temizleme yöntemidir. Hırpalanmış dokuların iyileşmesini engelleyecek iltihaplı ölü dokuların veya yabancı dokuların kazınarak çıkartılmasını sağlar. Küretaj, "küret" veya "Volkmann kaşığı" ismi verilen bir aletle tatbik edilir. Küretaj işleminden sonra ilâç tatbiki gerekir.

Kemik iltihabında, ölü kemik dokusunu veya düşükten sonra dölyatağı boşluğunda kalan artıkları temizleme maksadıyla küretaj işlemi uygulanır.

27 Kasım 2017 Pazartesi

GUSTAV KLİMT, eser-biyografi

Gustav Klimt - Salome  (1909)
AVUSTURYALI ressam ve süslemeci, 1862 yılında Viyana yakınları, Baumgarten'de doğdu. "20. yy. ın Kaynakları" adlı seçme eserler sergisiyle ismini ortaya çıkardı.

Klimt, çağdaş resmi, çağdaş mimarîyle kaynaştırmaya çalıştı. Viyana'daki birçok devlet binasının dekorasyonunu yaptı.

1897' de "Viyana ayrılık grubu"nu kuranlara katıldı, 1905' e kadar bu kuruluşun başkanı oldu. Gustav Klimt, 1918' de Viyana'da öldü.

LABİRENTİT (iç kulakta labirent iltihabı)

İÇKULAĞA mikroplar veya toksinlerin girmesine bağlı olarak içkulak labirentinde oluşan iltihaba "labirentit" denir. Ortakulak iltihabına veya daha nadir olarak menenjit ya da vücuttaki genel enfeksiyon hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkar.

Aniden ortaya çıkan belirtilerin başında şiddetli baş dönmesi, bulantı, kusma, ağır denge bozuklukları, sağırlığa kadar giden işitme kaybı ve kulakta rahatsız edici ses (hışırtı-uğultu) ve gürültüler olur.

26 Kasım 2017 Pazar

LABİRENT REFLEKSİ

İÇKULAĞIN duyu organı olan labirentten kaynaklanan reflekslere "labirent refleksi" denir. Merkezî sinir sisteminde düzenlenir ve vücudun duruşu ve hareketleriyle ilgili algıyı sağlar. Bu uyarıların kaynağındaki arızalar, baş dönmesine ve denge bozukluklarına yol açabilir.

LAGOFTALMİ (tam kapanmayan gözkapağı)

GÖZKAPAKLARININ tam kapatılamadığı hastalık "lagoftalmi"dir. Yüz siniri lezyonlarına, gözdeki yuvarlak kasın felcine veya gözkapağındaki nedbe (yara iyileşmesi) gelişimine bağlı olabilir. Meselâ, gözkapağı kenarında çıkan ve iyileşmesi uzun süren arpacık gibi yaralar, gözkapağını aralık bırakabilir.

Gözkapağı yarığı açık kalır; gözyaşları yanaktan aşağı süzülür, yeterince nemlenemeyen gözün saydamtabakası (kornea), epitel örtüsünü kaybederek iltihaplanabilir.

25 Kasım 2017 Cumartesi

KLEİTİAS, eser-biyografi

YUNAN ressam ve seramikçi, Mö 6. yy.'da yaşadı. Attike'de, yuvarlak kulplu en eski vazonun süslemesini yaptı ve imzaladı. 19. yy.'da Chiusi'de bir mezarda bulunan bu büyük vazo, çömlekçi Ergotimos tarafından yoğrulup hazırlanmıştı.

Vazonun üzeri, kimlikleri yazılarla belirlenmiş insan figürleriyle süslüdür. Başlıca sahne; Thetis ile Peleus'un "Ölmezler" huzurunda yapılan düğünlerini temsil eder. Güzel, kesin ve esprili bir desenle süslenmiş olan vazo, çeşitli destan ve mitoloji sahnesini canlandırır: Kalydon'un avlanması; Akhilleus ve Troilos; Hephaistos'un Olympos'a dönüşü; pigmelerle turnaların mücadelesi, Kleitias'ın üslûbunda daha başka vazo parçalarında da rastlanmakta ise de bunlar iyi muhafaza edilmemiştir.

Kleitias süslemesi  (Mö 6. yy.  Floransa)

LAKTOZ (süt şekeri)

SÜTTE bulunan şekere "laktoz" denir. Bağırsakta, "laktaz" adı verilen bir enzim vasıtasıyla glikoz ve galaktoza parçalanarak emilir. Bazı bağırsak duvarı hastalıklarında veya laktaz enziminin yetersizliğinde laktoz, parçalanmadan idrara geçer.

Laktoz, emilmeden bağırsağın son bölümlerine ulaşırsa karınağrısı, ishâl veya bağırsak iltihabına yol açabilir. Böyle durumlar yaşanıyorsa laktoz içeren besinler alınmamalıdır.

Avrupalı'lar, Asyalı'lara göre sütteki laktozu daha kolay sindirirler. Asyalı bir çocuk beş yaşına gelince laktoz sindirimi iyice azalır, fakat Avrupalı bir çocukta ömür boyu devam eder. Burada genetik faktörler devreye girmektedir. Avrupalılar, ineği evcilleştirip sütünden istifade etmeye çok daha önceleri başlamışlardır.

24 Kasım 2017 Cuma

KIZ KULESİ VE EFSANELERİ

İSTANBUL Boğazında, Üsküdar, Salacak kıyısı yakınında, kayalık üzerinde bir deniz feneridir. Mö 410 yılında Peloponnes savaşları sırasında, Atinalı kumandan Alkibiades, Salacak kıyısı yakınında, Karadeniz'den gelen gemileri kontrol altında bulundurmak maksadıyla büyük kayalığın üzerine taş bir kule yaptırmıştı.

Bizans İmparatoru Manuel Komnenos (d.1118 - ö.1180), bu kontrol kulesini kale şekline çevirdi. İstanbul'un Türkler tarafından alınmasından sonra tekrar kule haline getirildi. Ahşap yapılı olan kule bir yangında tahrip olunca (1719), 3. Ahmet (d.1673 - ö.1736) devrinde taştan yapıldı. 18. yy'da cezaî hükmü kesinleşmemiş devlet adamlarının tutuklu kaldıkları yer olarak kullanılan Kız kulesi, 2. Mahmud devrinde tamir görerek (1832-33), 1857' de Fenerler idaresine verildi. Bugün turistik maksatlı kullanılmaktadır.

KIZ KULESİ EFSANELERİ

1) En eski efsaneye göre; mitoloji kahramanı Leandros, sevgilisi Hero'ya kavuşmak üzere boğazı geçerken Kız kulesi civarında boğulur ve hatırasına bu anıt yaptırılır...
                                                                   
2) Bir kâhin, imparator Konstantin'in kızının yılan sokmasıyla öleceğini söyler. Konstantin deniz ortasına yaptırdığı kulede kızını saklar, fakat kaderin önüne geçemez. Kuleye gönderilen bir üzüm sepetine saklanan yılan, kıza ulaşır ve onu sokarak öldürür...

3) Halk kahramanı Battal Gazi, İstanbul'u almak için Tekfur sarayının karşısında 7 yıl bekler. Bu bekleyişinin asıl sebebi, Üsküdar Tekfuru'nun kızına âşık olmasıdır. Battal, Şam'ın fethi için bulunduğu yerden ayrılınca; Tekfur, kızını saklamak amacıyla Kız kulesini yaptırır. Seyyid Battal Gazi, Şamdan dönünce kuleyi basar; kızı ve hazinesini alır, kaçırır...

GIRTLAK İLTİHABI (larenjit)

Gırtlak iltihabı akut, subakut veya seyirli olabilir. Akut biçimler arasında en bilineni, genellikle soğuk algınlığına; tahriş edici gazlar, tozlar vaya buharların etkisine; nefes yollarının diğer bölümlerindeki iltihapların yayılmasına bağlı olarak gelişen "kataral larenjittir".

Boğazda kuruluk ve yanma, kuru ve kesik öksürük, basit bir ses kısıklığından sesin kaybedilmesine kadar gidebilen değişimlerle nitelenir. Tüm gırtlak mukozası kızarıktır, bazen şişmiş de olabilir.

Kronik (müzmin) larenjitler, sık tekrarlayan akut iltihabî ataklar neticesinde gelişir. Sesin kötü kullanımı, sigara ve alkol alışkanlığı, tahriş eden gaz, toz ve buharların uzun müddet solunmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Az veya çok şiddetli ve kalıcı ses bozukluğu, boğazda kuruluk ve yanma hissi, daha çok sabahları görülen az balgamlı kuru öksürük olarak nitelenir.

Vereme (tüberküloz) bağlı özel kronik larenjitler de vardır.

23 Kasım 2017 Perşembe

YVES KLEİN, eser-biyografi

FRANSIZ ressam, 1928 yılında Nice'de doğdu. 1946' dan sonra mistisizmle ilgilendi, judoya çalıştı. Tek renkli resimler yapmaya yöneldi. Avrupa'yı, Uzakdoğu'yu, Japonya'yı dolaştı. 1957' de seyircinin duygu dünyasında evrenin "maddedışı" boyutluluğunu etkin bir biçimde canlandıran tek renkli mavi tablolarını sergiledi.

Daha sonra "saf ve basit boşluk"u canlandırmaya yöneldi; bu yöneliş sanat çevrelerinde tartışmalara yol açtı. 1957-59 yılları arası Gelsenkirchen operasının dekorasyonunda çalıştı (mavi polyesterle boyanmış büyük sünger panolar).

Bu arada "hava mimarîsi" adını verdiği yeryüzü uzamını iklimleştirme teorisini ortaya attı. Daha sonra mavi, pembe ve altın sarısı tek renkli resimler, antropometriler (kadın boyalı vücudunu ressamın kontrolünde tuvale bastırır), kozmogoniler (tuval, rüzgâr ve yağmura bırakılır), ateş resimleri, gezegen kabartmaları yaptı.

Yves Klein, "yeni gerçekçilik" anlayışının büyük ustalarındandı. Özellikle Alman "Sıfır" topluluğunu etkiledi. Eserlerinin kıymeti üzerine karşıt görüşler ortaya atılmaktadır. 1959' da "Sanat problematiğinin aşılması" adlı deneme kitabı yazan Klein, 1962' de (yaş 34) Paris'te öldü.

Yves Klein - Uçan İnsanlar

GIRTLAK FELCİ

GIRTLAK kaslarının felci, çoğunlukla difteri hastalığında, bazı kas hastalıklarında, kafa tabanı kırıklarında, larenjitte, sinir sistemi hastalıklarında, tiroid ameliyatlarından sonra, aort anevrizmasında, göğüs boşluğundaki tümörlerde, sol kalp büyümelerinde.

Gırtlak felcinin belirtileri; ses kısıklığı, konuşma ve yutma zorluğudur. Ses tellerinin durumuna bakılarak teşhis konulur. Tedavi için hastaya ses egzersizleri yaptırılır, elektrik uyarısı verilir veya ameliyata müracaat edilir.

22 Kasım 2017 Çarşamba

PAUL KLEE, eser-biyografi

ALMAN ressam, 1879 yılında Bern yakınları, Münchenbuchsee'de doğdu. Münih'te Knirr'in, sonra Münih Akademisi'nde Stuck'un öğrencisi oldu. 1902' de İtalya'ya yolculuk yaptı. 1906 yılına kadar kendini gravür çalışmalarına verdi. 1905' de Paris'e giderek bir müddet orada kaldı. 1911' de Münih'e yerleşti ve orada Kandinsky ile tanıştı. "Blaue Reiter" sergilerine katıldı.

1912' de Paris'te kübizmin etkisiyle "Şaşırtıcı hayvanlar" adlı bir gravür dizisi ortaya çıkardı. 1914' de Kayrevan'da kendine has bir üslûp buldu. Bu üslûbu, "ideogramlar"ında (1916-18), daha sonra yağlıboya tablolarında "Candide" için yaptığı resimlerde ve "Yaratıcı itiraf" ta ortaya koydu.

1921' de Welmar'daki, 1926' da ise Dessau'daki Bauhaus'da hocalık yaptı. Saf abstre sanatçılarla, gerçeküstücü sanatçılar arasında yer aldı. 1931' de Düsseldorf Akademisi'nde hoca olan Klee, nasyonal sosyalistlerin iktidara gelmesi üzerine Bern'e sığındı. 1937' de Münih'te "Soysuz (yoz) sanat" sergisine katıldı. 120 parça gravürleri olan Paul Klee, 1940' da Locarno yakınları, Muralto'da öldü.

Paul Klee - Ciddi tavır  (1939)

LARİNGOSEL NEDİR?

GIRTLAK mukozasının iç veya boynun yan dokularına doğru kıvrılarak içi hava dolu bir cep oluşturmasına "laringosel" denilir. Mukozanın kıvrılma yönüne göre iç ve dış laringosel şeklinde olabilir.

Bu durum, gırtlak duvarının doğuştan zayıflığına bağlı olarak gelişebildiği gibi, büyük ihtimâlle kuvvetle bir şeyi üfleyerek gırtlağı zorlama (Meselâ; üflemeli çalgı, cam üfleme vb.) özellikle yetişkin erkeklerde ortaya çıkar.

Laringosel öncelikle ses bozukluklarına sebep olur, ama önemli boyutlara ulaşınca, yutmayı ve nefes alıp vermeyi de engelleyebilir. Ayrıca, kolaylıkla iltihabî süreçlere de yol açabilir veya habis tümörlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

21 Kasım 2017 Salı

RESİMDE KLÂSİK SANAT (18. yy.)

Jean-Baptiste Chardin - Pipo, sürahi ve bardaklar

GIRTLAK DARALMASI

SES ve solunum bozukluğuyla beraber, gırtlağın daralmasına "laringostenoz" denir. Gırtlakta iltihap, difteri hastalığı, kas spazmı, ödem, yaralanma gibi sebeplere bağlı olarak gelişebilir. Akut gırtlak daralması çoğu kez acilen nefes borusuna gırtlağın altından kesik atmayı gerektirir.

Müzmin (kronik) gırtlak daralması ise; gırtlaktaki ülserlerin nedbeleşmesiyle, yaralanmayla, tümörlere ve felçlere bağlı olarak gelişebilir. 

20 Kasım 2017 Pazartesi

MOİSE KİSLİNG, eser-biyografi

POLONYA asıllı ressam, 1891 yılında Krakow'da doğdu. Hocası Josef Pankiewicz yardımıyla doğduğu şehrin Güzel Sanatlar okuluna girdi. Ustası ona Paris'e gitmesini tavsiye etti (1910). Orada kendisini Yahudi yazar Scholem Asch destekledi.

Çok geçmeden Juan Gris, Picasso, daha sonra da Derain ve Vlaminck ile dost oldu. Bir müddet Montmartre'da yaşadıktan sonra Montparnasse'ye yerleşti. 1914' de Fransa vatandaşı oldu, yabancı Lejyona girdi, yaralandı ve 1915' de çürüğe çıkarıldı. İspanya'da bir geziye çıktı, sonra 1919' da Blaise Cendrars'ın "Lüksemburg'da Savaş" adlı eserini resimledi.

Başlıca nitelikleri; sağlam ve kesin bir desen, parlak ve saydam bir boya, göz kamaştırıcı renk cümbüşü, gerçekçi olduğu kadar ritm bakımından da düzenli bir üslûp.

Moise Kisling, 1940' da New York'a sığındı, orada özellikle Michele Morgan ile piyanocu A. Rubinstein'ın portrelerini yaptı. Ressam, 1953' de Sanary-sur-Mer'de öldü.

Moise Kisling - Polonya şallı genç kadın