14 Eylül 2018 Cuma
MİDE AĞRISI
MİDE ağrısı kramp tarzında ve kusmayla beraber olabilir. Sebepleri arasında; ülser, karsinom (mide tümörü), gastrit gibi sindirim sistemi hastalıkları olabilir veya psikolojik olarak da ortaya çıkabilir. Mide ağrısı acil tedavi gerektiren bir hastalık belirtisi olduğu gibi, basit bir gaz sancısı da olabilir.
13 Eylül 2018 Perşembe
JEAN-MİCHEL MOREAU, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, gravürcü ve kitap resimleyici (Küçük Moreau), 1741 yılında Paris'te doğdu. Ressam Louis Gabriel Moreau'nun kardeşi. Louis-Joseph le Lorrain'in öğrencisi oldu. 1758' de onunla Petersburg'a gitti. Paris'e dönünce Lebas'nın yanında gravüre çalıştı. Sanatçı, zarif ve kesin üslûbuyla, zamanının bir çeşit kronikçisi sayılabilir. Grafitle yapılmış birçok krokisi, ayrıca içinde ev hayatı, günlük hayattan sahneler ve portreler bulunan Jean-Michel Moreau, 1814' de Paris'te öldü.
![]() |
| Jean-Michel Moreau - "Şarkılar" için illüstrasyon |
MİDENİN ÇIKARILMASI (gastrektomi)
MİDENİN tamamının veya bir kısmının çıkarılmasının çeşitli şekilleri vardır:
Midenin son üçte ikilik kısmının çıkarılması; özellikle komplikasyonlu ülserlerde tatbik edilen bir ameliyattır, midede asit üretimini azaltma maksadıyla yapılır.
Midenin beşte dördünün çıkarılması; midenin gövdeyle mide kapısı kanalı arasındaki yatay bölümüne (antrum) yerleşmiş tümörler için tatbik edilir.
Mide ağzının (kardiya) çıkarılması; Mide kubbesinin küçük tümörleri için nadiren başvurulan bir ameliyattır.
12 Eylül 2018 Çarşamba
LOUİS GABRİEL MOREAU, eser-biyografi
FRANSIZ ressam (Büyük Moreau), 1740 yılında Paris'te doğdu. Demachy'nin öğrencisi oldu. Artois kontunun ressamlığını yaptı. Paris civarını canlandıran manzaralarıyla 19. yy. fransız peyzajcılarının öncüsü sayılır. Eserleri: Bellevue tepesinden manzara, Vincennes dolaylarından manzara, Vâdi manzarası. Sanatçı 1806' da Paris'te öldü.
![]() |
| Louis Gabriel Moreau - Bellevue tepesinden manzara (detay) |
MİDE İLTİHABI (gastrit)
MİDE içini döşeyen mukozanın iltihabına "gastrit" denilir. Özellikle akut (had) olanı en sık görülür. Akut mide iltihabının sebepleri arasında; mide içini tahriş eden alkol, aspirin, çok sıcak içecekler, bakteri veya virüs enfeksiyonları ve toksinleri, gıda zehirlenmesi, bazı gıdalara karşı aşırı duyarlık sayılabilir.
Mide iltihabının belirtileri; iştahsızlık, midede dolgunluk hissi, bulantı, kusma, mideye bastırınca ağrı duyma ve bazen de kanamadır.
Mide iltihabının belirtileri; iştahsızlık, midede dolgunluk hissi, bulantı, kusma, mideye bastırınca ağrı duyma ve bazen de kanamadır.
11 Eylül 2018 Salı
GUSTAVE MOREAU, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, 1826 yılında Paris'te doğdu. Bir mimarın oğluydu. François Picot'nun atölyesinde resim öğrenimi gördü. 1848' den sonra Chassériau ile beraber çalıştı. 1852 Salonu'nda Delacroix'nın etkisini taşıyan bir Pieta sergiledi. İtalya'yı dolaştı (1857), Carpaccio, Gozzoli, Mantegna ve Michelangelo'dan kopyalar yaptı.
1864 Salonu'nda sergilenen Oidipus ile Sfenks adlı tablosuyla ilk başarısını kazandı. Daha sonra 1865-66-69-76 yıllarında aynı yerde eserlerini sergiledi. 1878 Milletlerarası resim sergisine katıldıktan sonra, eserlerini Salon'da sergilemekten vazgeçti. La Fontaine'in Masallar'ını resimledi (1881).
Rembrandt'ı incelemek üzere Hollanda'ya gitti (1885). Güzel Sanatlar Yüksek okuluna profesör oldu (1892). Romanesk ve sembolik bir antikite oluşturan Gustave Moreau, gerek izlenimcilerden gerek gerçekçilerden uzak kaldı. Matisse ve Marquet, Manguin ve Camoin, René Piot, Georges Desvallières, Evenepoel ve özellikle Rouault'ya öğretmenlik yaptı.
Kendi duyguları dışında herhangi bir gerçek tanımadığı için, ona fovizmin, sonra da gerçekçiliğin babası gözüyle bakıldı. Redon, Rouault ve Dali'yi etkiledi. Devlete birçok eser bırakan Gustave Moreau, 1898' de Paris'te öldü.
1864 Salonu'nda sergilenen Oidipus ile Sfenks adlı tablosuyla ilk başarısını kazandı. Daha sonra 1865-66-69-76 yıllarında aynı yerde eserlerini sergiledi. 1878 Milletlerarası resim sergisine katıldıktan sonra, eserlerini Salon'da sergilemekten vazgeçti. La Fontaine'in Masallar'ını resimledi (1881).
Rembrandt'ı incelemek üzere Hollanda'ya gitti (1885). Güzel Sanatlar Yüksek okuluna profesör oldu (1892). Romanesk ve sembolik bir antikite oluşturan Gustave Moreau, gerek izlenimcilerden gerek gerçekçilerden uzak kaldı. Matisse ve Marquet, Manguin ve Camoin, René Piot, Georges Desvallières, Evenepoel ve özellikle Rouault'ya öğretmenlik yaptı.
Kendi duyguları dışında herhangi bir gerçek tanımadığı için, ona fovizmin, sonra da gerçekçiliğin babası gözüyle bakıldı. Redon, Rouault ve Dali'yi etkiledi. Devlete birçok eser bırakan Gustave Moreau, 1898' de Paris'te öldü.
![]() |
| Gustave Moreau - Orpheus |
MİDE VE ONİKİPARMAK İLTİHABI
MİDE ve onikiparmak bağırsağının eşzamanlı iltihabına gastritle aynı etkenler sebep olur. Fakat belirtilerin, doğru teşhis konulmasını kolaylaştıran bazı özellikleri bulunur. Onikiparmak bağırsağı mukozasında iltihap varsa, kanama çok sık ve aniden olur.
Kanamadan evvel sadece mide bölgesinde yanma ve ateş hissi vardır. Sindirim her zaman çok zordur ve yemek sonrası baş ağrılarıyla beraberdir. Doğru teşhis, kamera incelemesiyle alınan biyopsi numunesinin mikroskopta incelenmesiyle konulur.
Kanamadan evvel sadece mide bölgesinde yanma ve ateş hissi vardır. Sindirim her zaman çok zordur ve yemek sonrası baş ağrılarıyla beraberdir. Doğru teşhis, kamera incelemesiyle alınan biyopsi numunesinin mikroskopta incelenmesiyle konulur.
10 Eylül 2018 Pazartesi
GİORGİO MORANDİ, eser-biyografi
İTALYAN ressam ve gravürcü, 1890 yılında Bologna'da doğdu. 1907-13 yılları arası Bologna Güzel Sanatlar akademisinde öğrenim gördü. Gravürcülüğe 1912' de başladı, fakat grafik alanındaki çalışmalarının en yoğun dönemi 1921-24 ve 1927-34 yılları arasındadır. 1930' da Bologna akademisinde gravür öğretmeni oldu.
Çok genç yaşta Soffici'nin yazılarından, tesadüfen eline geçen reprodüksiyonlardan Cézanne'ı tanıdı ve etkisinde kaldı. İlk eserlerinden Manzara (1911) ile Natürmort (1912) adlı tabloları bu etkinin izlerini taşır. Eserlerini ilk olarak 1914' de Bologna'da, Roma'da, sonra da fütüristlerle beraber Sprovieri galerisinde sergiledi.
Morandi'nin sanatı, gerek şekil zevkini aldığı kübistlerin, gerek fütüristlerin üslûbundan uzak kaldı. Carra ve De Chirico ile, kısa bir müddet benimsediği metafizik resim, plastik ve temel değerlere duyduğu eğitimi yoğunlaştırdı ve eski hümanizm ressamlarının şiir dünyasına yaklaşmasını sağladı. Sanatçının üslûbu 1920' ye doğru en saf ve özlü mükemmelliğe erişti. Natürmortlarında (1931), sanatçı günlük hayatın en basit eşyasından, ışık-gölge karışımı sonsuz tonlar üretir.
1945' den sonra Morandi, silik, az renkli, büyük alanlı manzara resimleriyle yoğun biçimli şişe resimleri yaptı. Morandi, Sao Paulo biennale'inde, 1953' de gravür dalında ve 1957' de resim dalında büyük ödül kazandı. Giorgio Morandi, 1964' de doğduğu şehirde öldü.
Çok genç yaşta Soffici'nin yazılarından, tesadüfen eline geçen reprodüksiyonlardan Cézanne'ı tanıdı ve etkisinde kaldı. İlk eserlerinden Manzara (1911) ile Natürmort (1912) adlı tabloları bu etkinin izlerini taşır. Eserlerini ilk olarak 1914' de Bologna'da, Roma'da, sonra da fütüristlerle beraber Sprovieri galerisinde sergiledi.
Morandi'nin sanatı, gerek şekil zevkini aldığı kübistlerin, gerek fütüristlerin üslûbundan uzak kaldı. Carra ve De Chirico ile, kısa bir müddet benimsediği metafizik resim, plastik ve temel değerlere duyduğu eğitimi yoğunlaştırdı ve eski hümanizm ressamlarının şiir dünyasına yaklaşmasını sağladı. Sanatçının üslûbu 1920' ye doğru en saf ve özlü mükemmelliğe erişti. Natürmortlarında (1931), sanatçı günlük hayatın en basit eşyasından, ışık-gölge karışımı sonsuz tonlar üretir.
1945' den sonra Morandi, silik, az renkli, büyük alanlı manzara resimleriyle yoğun biçimli şişe resimleri yaptı. Morandi, Sao Paulo biennale'inde, 1953' de gravür dalında ve 1957' de resim dalında büyük ödül kazandı. Giorgio Morandi, 1964' de doğduğu şehirde öldü.
![]() |
| Giorgio Morandi - Natürmort (1929) |
AKUT MİDE BAĞIRSAK İLTİHABI
ÇOĞUNLUKLA gıda zehirlenmesine bağlı olan mide ve incebağırsağın akut iltihabına "gastroenterit" denilir. Gıdalarda üreyen bakterilerin toksinleri, bakteriler, virüsler, asalaklar bu hastalığın en sık rastlanan etkenleridir.
Mide-bağırsağı bozan etkenler daha çok tereyağı, et, yumurta, konserve, süt ve suda bulunur. Kuluçka dönemi 4 ilâ 48 saat arasındadır. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal (kanlı veya sümüklü olabilir), ateş ve su kaybına ilişkin belirtiler görülür.
Yüksek ateş, şiddetli kusma, karın ağrısı ve ishal aniden başlar. Bebeklerde yaz aylarında ortaya çıkan gastroenterit hızla su kaybına sebep olacağından dikkatli olunmalıdır. Ağır durumlarda hastane tedavisi gerekebilir.
Mide-bağırsağı bozan etkenler daha çok tereyağı, et, yumurta, konserve, süt ve suda bulunur. Kuluçka dönemi 4 ilâ 48 saat arasındadır. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal (kanlı veya sümüklü olabilir), ateş ve su kaybına ilişkin belirtiler görülür.
Yüksek ateş, şiddetli kusma, karın ağrısı ve ishal aniden başlar. Bebeklerde yaz aylarında ortaya çıkan gastroenterit hızla su kaybına sebep olacağından dikkatli olunmalıdır. Ağır durumlarda hastane tedavisi gerekebilir.
9 Eylül 2018 Pazar
LUİS DE MORALES, eser-biyografi
İSPANYOL ressam, 1510 yılına doğru Badajoz'da doğdu. İtalyan ve Hollanda'lı ressamlardan etkilendiği sanılır. "Küçük kuşlu Meryem (1546)" adlı eserinde Raffaello'nun izleri görülür. Aynı eserde, devrin Floransa'lı ressamlarına has incelikler de vardır.
Özellikle dinî konular üzerinde çalıştı. Kompozisyonları daha az başarılıdır. Kendisine maledilen tablolardan çoğunun atölye işi olduğu veya oğulları Cristobal ve Jeronimo'nun elinden çıktığı da ileri sürülür. Luis de Morales, 1586' da Badajoz'da öldü.
Özellikle dinî konular üzerinde çalıştı. Kompozisyonları daha az başarılıdır. Kendisine maledilen tablolardan çoğunun atölye işi olduğu veya oğulları Cristobal ve Jeronimo'nun elinden çıktığı da ileri sürülür. Luis de Morales, 1586' da Badajoz'da öldü.
![]() |
| Luis de Morales - Çarmıhını taşıyan İsa |
8 Eylül 2018 Cumartesi
ŞAZİYE MORAL (tiyatrocu)
TÜRK tiyatro ve sinema oyuncusu, 1903 yılında Kırcalı, Bulgaristan'da doğdu. Kocamustafapaşa Numune mektebi ve Dârülmuallimat'ta (1922) okudu. Mütareke yıllarında, "Yeni Sahne"de Kırık kalp oyununda rol aldı (1919). "Müslüman Türk kadını tiyatrocu olamaz" gerekçesiyle polis kovuşturmasına uğradı.
Dârülbedayi'de çalıştı (1923-27). İstanbul Şehir tiyatrosunda oynadı (1927). Film çevirmeye başladı; "Hürriyet apartmanı (1945)", "Ölmüş bir kadının evrak-ı metrukesi (1948)", "Kader böyle istedi (1968)"
Rol aldığı başlıca tiyatro oyunları: Aynaroz kadısı; Bir kavuk devrildi; Macbeth; Ayaktakımı arasında, Üç kız kardeş, Ceza kanunu; Romeo ve Jüliet; Kral Oidipus; Pembe evin kaderi; Ahududu; Reyimi sana veriyorum; Fazilet eczanesi; Dolap beygiri; Suçsuzlar.
Oynadığı rollerde ekseriyetle olgun, güngörmüş, çokbilmiş, konuşkan, nasihat vermeyi ve dedikoduyu seven bir kadın tipini canlandıran Şaziye Moral 1985' de İstanbul'da öldü.
Dârülbedayi'de çalıştı (1923-27). İstanbul Şehir tiyatrosunda oynadı (1927). Film çevirmeye başladı; "Hürriyet apartmanı (1945)", "Ölmüş bir kadının evrak-ı metrukesi (1948)", "Kader böyle istedi (1968)"
Rol aldığı başlıca tiyatro oyunları: Aynaroz kadısı; Bir kavuk devrildi; Macbeth; Ayaktakımı arasında, Üç kız kardeş, Ceza kanunu; Romeo ve Jüliet; Kral Oidipus; Pembe evin kaderi; Ahududu; Reyimi sana veriyorum; Fazilet eczanesi; Dolap beygiri; Suçsuzlar.
Oynadığı rollerde ekseriyetle olgun, güngörmüş, çokbilmiş, konuşkan, nasihat vermeyi ve dedikoduyu seven bir kadın tipini canlandıran Şaziye Moral 1985' de İstanbul'da öldü.
MİDE SARKMASI
MİDENİN normal yerinden aşağı doğru sarktığı patolojik (hastalıklı) bir durumdur. Mideyi yerinde tutan bağların doğuştan gelen zayıflığına bağlı olabilir. Tekrarlayan hamilelik halleri, fıtık sebebiyle karın duvarının aşırı gevşek olması, çocukken poposu üzerine kuvvetle düşme gibi sebeplerle de olabilir.
Hastalık çoğunlukla kas yapısı zayıf, ince uzun kadınlarda görülür. Mide aşağı doğru kaymış aynı zamanda uzamış ve gerginliği azalmıştır.
Mide sarkmasının belirtileri; yemeklerden sonra karında dolgunluk hissi, hazımsızlık, geğirme ve yenmiş gıdanın midede uzun müddet kalmasıdır.
Bazen midenin bağları üzerindeki anormal hareketleri, midenin eksenlerinden biri üzerinde dönmesine yol açar. Bu durum kendiliğinden düzelmezse ameliyata müracaat edilir.
Hastalık çoğunlukla kas yapısı zayıf, ince uzun kadınlarda görülür. Mide aşağı doğru kaymış aynı zamanda uzamış ve gerginliği azalmıştır.
Mide sarkmasının belirtileri; yemeklerden sonra karında dolgunluk hissi, hazımsızlık, geğirme ve yenmiş gıdanın midede uzun müddet kalmasıdır.
Bazen midenin bağları üzerindeki anormal hareketleri, midenin eksenlerinden biri üzerinde dönmesine yol açar. Bu durum kendiliğinden düzelmezse ameliyata müracaat edilir.
7 Eylül 2018 Cuma
HENRY MOORE, eser-biyografi
İNGİLİZ heykeltraş, 1898 yılında Castleford,Yorkshire'da doğdu. İrlanda'lı bir madencinin yedinci oğluydu. 1. Dünya savaşına katıldı. Leeds'de School of Arts'da ve Londra'da Royal College of Art'da okudu. Londra'nın Warren (1928) ve Leicester (1931) galerilerinde açtığı şahsî sergilerle hızla üne kavuştu.
Eserlerini 1945 yılından sonra İngiltere ve bazı yabancı ülkelerde sergiledi. New York Modern Art müzesindeki büyük retrospektif sergiden (1946) sonra, 1948 Venedik Biennal'inde milletlerarası heykel ödülünü kazandı. Eskiçağın sanat medeniyetleriyle ilişki kuran Moore, ilk "uzanmış figürleri"ni 1924' e doğru yaptı. Sonra "analık" temasını işledi.
2. Dünya savaşından sonra, birkaç anıt niteliğinde eserler verdi. Bu eserler, savaşın iğrençliklerinden sonra, insan figürünün kutsal yönünü ortaya koyan klâsik tarzda görüntülerdir. Ayrıca, hükümet tarafından görevlendirilerek Alman bombalarının Londra'da meydana getirdiği hasarı tespit için, belge niteliğinde suluboya resimler yaptı. Henry Moore, 1986' da Much Hadham, Hertfordshire'da öldü.
Eserlerini 1945 yılından sonra İngiltere ve bazı yabancı ülkelerde sergiledi. New York Modern Art müzesindeki büyük retrospektif sergiden (1946) sonra, 1948 Venedik Biennal'inde milletlerarası heykel ödülünü kazandı. Eskiçağın sanat medeniyetleriyle ilişki kuran Moore, ilk "uzanmış figürleri"ni 1924' e doğru yaptı. Sonra "analık" temasını işledi.
2. Dünya savaşından sonra, birkaç anıt niteliğinde eserler verdi. Bu eserler, savaşın iğrençliklerinden sonra, insan figürünün kutsal yönünü ortaya koyan klâsik tarzda görüntülerdir. Ayrıca, hükümet tarafından görevlendirilerek Alman bombalarının Londra'da meydana getirdiği hasarı tespit için, belge niteliğinde suluboya resimler yaptı. Henry Moore, 1986' da Much Hadham, Hertfordshire'da öldü.
![]() |
| Henry Moore - Anne ile çocuk |
MİDENİN KAMERAYLA İNCELENMESİ
ESNEK yapılı bir çubuğun ucundaki küçük bir kamerayla midenin içi incelenir. Bu incelemeyle beraber ufak ameliyatlar yapılabilir. Meselâ; laser ışını veya elektrikle damarlardaki kanama durdurulabilir, varsa polipler çıkarılır.
Kamerayla inceleme (gastroskopi); tekrarlayan üst sindirim sistemi rahatsızlıklarında, mide mukozası tahrişlerinde, gastrit, mide ülseri, mide polipleri, mide tümörlerinin teşhisinde tatbik edilir. Ayrıca mide hastalıklarının durumu ve uygulanan tedaviye cevabı kontrol edilebilir. Acil vakalarda, mide ve bağırsaklardaki kanamanın yeri gastroskopiyle belirlenebilir.
Kamerayla inceleme (gastroskopi); tekrarlayan üst sindirim sistemi rahatsızlıklarında, mide mukozası tahrişlerinde, gastrit, mide ülseri, mide polipleri, mide tümörlerinin teşhisinde tatbik edilir. Ayrıca mide hastalıklarının durumu ve uygulanan tedaviye cevabı kontrol edilebilir. Acil vakalarda, mide ve bağırsaklardaki kanamanın yeri gastroskopiyle belirlenebilir.
6 Eylül 2018 Perşembe
ADOLPHE MONTİCELLİ, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, 1824 yılında Marsilya'da doğdu. Önce Marsilya Güzel Sanatlar akademisinde Gustave Ricard ile çalıştı. 1846-48 ve 1863-70 yıllarında Paris'te kaldı. Kendisine Delacroix'yı tanıtan Diaz ile beraber Barbizon'a gitti.
Louvre'da Rubens'in, Veronese'nin ve özellikle Watteau'nun eserlerine hayran oldu. Hayatının geri kalan yıllarını büyük bir çalışma, maddî sıkıntı ve düzensizlik içinde Marsilya'da geçirdi. Guigou ve Cézanne ile dostluk kurdu. Van Gogh'un hayranlığını kazandı; ne var ki "fêtes galantes"ı konu alan tabloları, kalpazanlar tarafından sık sık kopya edilmesine ve çok iyi satış yapmasına rağmen, halk tarafından anlaşılamadı.
Monticelli'nin değeri ancak 20. yy'da bilindi. En yaygın eserleri, hayâlî kompozisyonlardır. Bu resimlerinde hayaleti andıran kişiler birtakım rüya bahçelerinde dolaşır. Boyanın kalın tabakalar halinde sürülmesine ve zengin renklerin seçilmesine dayanan bir teknik ve romantik bir fanteziyle benimsediği Watteau üslûbuna yenilik getirdi.
1870' den sonra, sirk sahneleri, portreler, peyzajlar, çiçekler, natürmortlar yapan Adolphe Monticelli, 1886' da Marsilya'da öldü.
Louvre'da Rubens'in, Veronese'nin ve özellikle Watteau'nun eserlerine hayran oldu. Hayatının geri kalan yıllarını büyük bir çalışma, maddî sıkıntı ve düzensizlik içinde Marsilya'da geçirdi. Guigou ve Cézanne ile dostluk kurdu. Van Gogh'un hayranlığını kazandı; ne var ki "fêtes galantes"ı konu alan tabloları, kalpazanlar tarafından sık sık kopya edilmesine ve çok iyi satış yapmasına rağmen, halk tarafından anlaşılamadı.
Monticelli'nin değeri ancak 20. yy'da bilindi. En yaygın eserleri, hayâlî kompozisyonlardır. Bu resimlerinde hayaleti andıran kişiler birtakım rüya bahçelerinde dolaşır. Boyanın kalın tabakalar halinde sürülmesine ve zengin renklerin seçilmesine dayanan bir teknik ve romantik bir fanteziyle benimsediği Watteau üslûbuna yenilik getirdi.
1870' den sonra, sirk sahneleri, portreler, peyzajlar, çiçekler, natürmortlar yapan Adolphe Monticelli, 1886' da Marsilya'da öldü.
![]() |
| Adolphe Monticelli - Serenat |
AŞIRI MİDE SALGISI
MİDE mukozasının mukus, hidroklorik asit (HCl) gibi tüm salgı işlevlerinin aşırı artması patolojik bir durumdur. Bazen asit bazen de mukus salgılaması öne çıkar. Aşırı asit salgılaması, mide duvarı iltihabını getirir. Bu iltihap da asit salgılamayı artırır. Böylece hastalığın devamını sağlayan bir çevrim ortaya çıkar.
Böyle kişilerin; midede ağırlık, yanma, geğirme ve ağıza acı su gelmesi gibi bitmeyen şikâyetleri olur. Bu şikâyetler, yemek saatlerinden bağımsız olarak ortaya çıkar.
Böyle kişilerin; midede ağırlık, yanma, geğirme ve ağıza acı su gelmesi gibi bitmeyen şikâyetleri olur. Bu şikâyetler, yemek saatlerinden bağımsız olarak ortaya çıkar.
5 Eylül 2018 Çarşamba
ÜÇ DİN İÇİN KUTSAL KUDÜS
KUDÜS'ÜN tarihi Milâttan evvel 4 bin yıllarına kadar gider. Milâttan evvel 19. ve 18. yy'lara ait metinlerde Kudüs, bir Ken'an site devleti olarak zikredilmektedir.
Hz. Ömer (İslâm Halifesi), 638 yılında Kudüs'e gelerek şehri, sağlanan can ve mal güvenliğiyle Patrik Sophronius'dan bizzat teslim almıştır. Emevîler döneminde, devlet merkezinin Şam'a nakledilmesi üzerine Suriye gibi Kudüs de kıymet kazanmış ve burada başlatılan imar faaliyetleriyle Kubbet-üs Sahra ve Mescid-î Aksa inşa edilmiştir.
878 yılında Mısır'daki Tolunoğulları hanedanının eline geçen Kudüs, 905' de İhşidîler'in, 969' da ise Fatımîler'in hâkimiyetine girer. Bundan sonra kısa bir müddet Selçuklu-Türkmen hâkimiyetinde kalan Kudüs, 1099 yılında Haçlılar'ın eline geçer. Şehirde katliamlar yapılır, mallar yağmalanır.
Hz. Ömer (İslâm Halifesi), 638 yılında Kudüs'e gelerek şehri, sağlanan can ve mal güvenliğiyle Patrik Sophronius'dan bizzat teslim almıştır. Emevîler döneminde, devlet merkezinin Şam'a nakledilmesi üzerine Suriye gibi Kudüs de kıymet kazanmış ve burada başlatılan imar faaliyetleriyle Kubbet-üs Sahra ve Mescid-î Aksa inşa edilmiştir.
![]() |
| Kudüs'te Kubbet-üs Sahra |
878 yılında Mısır'daki Tolunoğulları hanedanının eline geçen Kudüs, 905' de İhşidîler'in, 969' da ise Fatımîler'in hâkimiyetine girer. Bundan sonra kısa bir müddet Selçuklu-Türkmen hâkimiyetinde kalan Kudüs, 1099 yılında Haçlılar'ın eline geçer. Şehirde katliamlar yapılır, mallar yağmalanır.
4 Eylül 2018 Salı
JUAN MARTİNEZ MONTANES, eser-biyografi
İSPANYOL heykeltraş, 1568 yılında Alcalá la Real, Jaen'de doğdu. Heykellerini boyayan Racheco'nun dostuydu. İsa, Çocuk İsa, Lekesiz adlı heykelleri yaptı. İnce bir gerçekçiliğin ağır bastığı sanatında, Endülüs sanatının zerafetiyle şekil kusursuzluğunu birleştirdi. Juan Martinez Montanes, 1649' da Sevilla'da öldü.
![]() |
| Juan Martinez Montanes - Meryem |
GECE KÖRLÜĞÜ
BAZI insanlar, güneş batarken veya ışığın azaldığı durumlarda görme zorluğu ya da görme kaybı yaşarlar. Gündüz veya iyi ışık altında görmeleri normalleşir. Bu patolojik durum aile kuşağından genetik yolla kişiye geçmişse; doğuştan gece körlüğü söz konusudur.
Sonradan olmuş gece körlüğü sebepleri ise; ağtabakayı (retina) veya görme sinirini tahrip eden hastalıklar, A veya B2 vitamini eksiklikleridir.
Sonradan olmuş gece körlüğü sebepleri ise; ağtabakayı (retina) veya görme sinirini tahrip eden hastalıklar, A veya B2 vitamini eksiklikleridir.
3 Eylül 2018 Pazartesi
BARTOLOMEO MONTAGNA, eser-biyografi
İTALYAN ressam, 1450 yılına doğru Orzinuovi, Brescia'da doğdu. 1469-74 yılları arasında Venedik'te Giovanni Bellini ile dostluk kurdu, renk zevkini ondan aldı. 1475' de Antonello da Messina'nın Venedik'e gelişi onu büyük ölçüde etkiledi.
Padova ve Mantegna sanatının daha yaygın olduğu Veneto merkezlerinde çalıştı. İlk eserlerindeki çiğ renkler, net konturlar ressamın Verona- Mantegna eğitimini gösterir. Bu anlayışa, Giovanni Bellini'nin telkinleri de eklenir.
Montagna'nın kişiliği tam olarak bir dizi olgunluk çağı eserlerinde görülür. Pavia müzesi ve Brera resim müzesindeki büyük mihrap süsleri (1496-99), Pieta (1500), Madonna Caregiani gibi şaheser buna örnektir. Bu eserinde; ilk plandaki figürler, su katılmış süt rengindeki gökle net biçimde kontrast yapar.
Son yıllarda meydana getirdiği eserlerde, ressamın tarzca gerilemesinden doğan yorgun ve monoton bir hava vardır. Bartolomeo Montagna, 1523' de Vicenza' da öldü.
Padova ve Mantegna sanatının daha yaygın olduğu Veneto merkezlerinde çalıştı. İlk eserlerindeki çiğ renkler, net konturlar ressamın Verona- Mantegna eğitimini gösterir. Bu anlayışa, Giovanni Bellini'nin telkinleri de eklenir.
Montagna'nın kişiliği tam olarak bir dizi olgunluk çağı eserlerinde görülür. Pavia müzesi ve Brera resim müzesindeki büyük mihrap süsleri (1496-99), Pieta (1500), Madonna Caregiani gibi şaheser buna örnektir. Bu eserinde; ilk plandaki figürler, su katılmış süt rengindeki gökle net biçimde kontrast yapar.
Son yıllarda meydana getirdiği eserlerde, ressamın tarzca gerilemesinden doğan yorgun ve monoton bir hava vardır. Bartolomeo Montagna, 1523' de Vicenza' da öldü.
![]() |
| Bartolomeo Montagna - İsa'nın cesedi Meryem'in kollarında |
GEĞİRME
YEMEK borusundan veya mideden sesli bir şekilde hava çıkmasına "geğirme" diyoruz. Yemek borusundan geldiğinde hoş olmayan bir tat taşır, çünkü kısmen yutulmuş bir hava da vardır. Mideden gelen hava ise yenilmiş gıdaların veya mide asidinin tadını getirebilir.
Peş peşe geğirmeler hava yutmanın belirtisidir. Bazı insanlar yemek yerken fazla hava yutarlar. Yemekten sonra gelen geğirmelerle beraber mide şişkinliği de olur.
Peş peşe geğirmeler hava yutmanın belirtisidir. Bazı insanlar yemek yerken fazla hava yutarlar. Yemekten sonra gelen geğirmelerle beraber mide şişkinliği de olur.
2 Eylül 2018 Pazar
MONSU DESİDERİO (karıştırılan üç ressam)
NAPOLİ'Lİ üç ressam, aynı adı kullanmaları sebebiyle 17. yy' ın ilk yarısında karıştırıldı. Bu ressamların en önemlisi, FRANÇOİS NOME: 1593 yılına doğru Metz'de doğdu, 1602' de Roma'ya, 1610' a doğru Napoli'ye gitti.
DİDİER BARRA: Metz'de doğdu, François'nın küçük kardeşidir. Üçüncü olan ressam, bir taklitçi olup ismini duyuramamıştır.
Bu ressamlar eserlerinde; gece manzaralarını, heykellerle kişilerin birbirine karıştığı ve gerçek dışı ışıkların aydınlattığı şehirlerin yıkılışını canlandırırlar. Orijinal bir anlatımı olan bu sanatçılar günümüzde çok beğenilir; ayrıca gerçeküstücü ressamlar da onlardan ilham almıştır. Bazı eserleri: "Kudüs'ün yıkılması ve Mısır'a kaçış", "Yeroboam, pagan tanrıların tapınağında", "Aziz Januarius'un kafasının kesilmesi".
![]() |
| Monsu Desiderio - Aziz Januarius'un kafasının kesilmesi |
DERİDE SOĞUKTAN KIZARMA
DERİDE genellikle soğuğun etkisiyle kızarma ve şişme olmasına "gelon" denilir. Tekrarlayıcı özellik gösterir. En çok etkilenen bölgeler; el ve ayak parmakları, topuklar, burun ve kulaklardır. Bu kısımlarda, soğuk mevsimlerde kırmızı-mor, hafif kabarık lekeler görülür. Lezyonların üzerini örten deri düz, parlak ve dokunulduğunda soğuktur.
Gelonlar genellikle çatlar. Böylece deride çatlaklar ve bazen de içi su dolu kesecikler ortaya çıkar. Bunların üzerine enfeksiyon yerleşmesi, yaralarla giden süreci daha da ilerletir ve lezyonlarda iltihap ve kabuklar gelişir.
Gelonlar genellikle çatlar. Böylece deride çatlaklar ve bazen de içi su dolu kesecikler ortaya çıkar. Bunların üzerine enfeksiyon yerleşmesi, yaralarla giden süreci daha da ilerletir ve lezyonlarda iltihap ve kabuklar gelişir.
1 Eylül 2018 Cumartesi
MARİLYN MONROE (sinema oyuncusu)
AMERİKA'LI kadın sinema oyuncusu (Norma Jeane Mortenson, sonra Baker), 1926 yılında Los Angeles'da doğdu. Bir müddet küçük rollerde oynadıktan sonra, ard arda çevirdiği filmlerle ün kazandı. Özel veya toplum hayatıyla ilgili yayınlar kadar, gerçek oyun gücüyle de kısa sürede büyük ün kazandı. "Çocuksu, saf vamp" tiplemesiyle sinemanın efsanesi oldu. 1962 yılında (yaş 36) intihar ederek öldü.
Başlıca filmleri: "Tehlikeli oyun (1952)", "Niagara (1953)", "Erkekler sarışınları sever (1953)", "Dönüşü olmayan nehir (1954)", "Yaz bekârı (1955)", "Otobüs durağı (1956)", "Bazıları sıcak sever (1959)", "Gel sevişelim (1960)", "Uygunsuzlar (1961)".
YAŞLILIK BİLİMİ (geriyatri)
YAŞLILIKLA ilgili hastalıkları araştıran tıp dalına "geriyatri" denilir. Yaşlanmanın çeşitli organ ve sistemlerde yol açtığı değişimlere bağlı olarak ortaya çıkan hastalıkların belirtileri farklılıklar gösterir.
İştahsızlık, düşme ve kırıklar, hafıza kayıpları, zihnî faaliyetlerde azalma, idrar veya dışkı kaçırma, ağrı ve uyku bozuklukları gibi problemler yaşlılarda sık görülür. Ayrıca, böbrek ve karaciğer işlevlerinin azalması sebebiyle kullanılan birçok ilâcın dozu da yaşa göre ayarlanmalıdır. Geriyatri yaşlılıkta her türlü hastalık sürecini araştırır.
İştahsızlık, düşme ve kırıklar, hafıza kayıpları, zihnî faaliyetlerde azalma, idrar veya dışkı kaçırma, ağrı ve uyku bozuklukları gibi problemler yaşlılarda sık görülür. Ayrıca, böbrek ve karaciğer işlevlerinin azalması sebebiyle kullanılan birçok ilâcın dozu da yaşa göre ayarlanmalıdır. Geriyatri yaşlılıkta her türlü hastalık sürecini araştırır.
31 Ağustos 2018 Cuma
DANİEL DE MONFREİD, eser-biyografi
FRANSIZ ressam ve gravürcü, 1856' da Paris'te doğdu. 1887' de Gauguin ile dost oldu. 1918' de "Paul Gauguin'in Daniel de Monfreid'e mektupları"nı yayınladı; bu eser bir belge niteliği taşır. Victor Segalen'in bir portresini ve Gauguin'in "Noa-noa"sının ağaç üzerine gravürünü yaptı (1929). Daniel de Monfreid 1929' da Corneilla-de-Conflent'de öldü.
![]() |
| Daniel de Monfreid - Natürmort |
KISA SÜRELİ BİLİNÇ KAYBI
BEYİN seviyesinde, kan akımının geçici olarak bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkan nöbetlere "geçici iskemik atak" adı verilir. Anlık bilinç kayıplarıyla kendini gösterir ve sinir dokusunda kalıcı bir yıkıma sebep olmaz.
Bu nöbetler, genellikle şahdamarında (aort) bir daralma neticesi, beyne giden kan akımında azalma olmasıyla ortaya çıkar.
30 Ağustos 2018 Perşembe
CLAUDE MONET, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, 1840 yılında Paris'te doğdu. 15 yaşındayken karikatürler çiziyor ve Le Havre'daki bir kitapçı bunları vitrininde sergiliyordu. Bu resimleri ilginç bulan ressam Eugène Boudin, bu genci yanına alarak onu Sen nehrinin denize döküldüğü yerde resim yapmaya götürdü ve 1856' da onunla beraber Rouen'da bir sergi açtı.
Monet, 1857' de Paris'e gitti ve İsviçre Akademisi'ne yazıldı. Orada Pissarro ile tanıştı. Cezayir'de askerliğini yaparken resim yapmaya devam etti. Paris'e dönünce (1862), Gleyre atölyesine girdi ve orada Renoir, Sisley ve Frédéric Bazille ile dostluk kurdu. Bu ressamlar eski formülleri bırakma gereğini duydular, paletlerine açık renkleri aldılar ve Fontainebleau ormanında tabiat üstüne çalıştılar.
1864' de Normandiya'ya döndü ve orada Jongkind ile karşılaştı. Kabiliyetli bir ressam olduğu kabul edilen Monet, özellikle oğlunun doğumundan sonra zor bir hayat geçirmeye başladı. Çocuğunun annesi, modeli ile 1870' de evlendi.
Salon'a gönderdiği resimlerin çoğu reddedilmekle beraber, sanatı bu zamanda gelişti. Figür üzerinde çalışmayı bırakarak Bougival'in ve özellikle Argenteuil'ün ışıklı peyzajlarını çizdi; bu eserler, ışığın etkilerini daha iyi verebilmek için, üzerlerinde yeni teknikleri denediği şaheserlerdir.
1870 Savaşında Londra'ya gitti. Orada Pissarro ve Sisley ile buluştu; kendilerinden yaşlı olan ressam Daubigny, onları sonradan satıcıları olacak Durand-Ruel ile tanıştırdı. Londra'da ayrıca Turner ile de tanıştılar.
Bir müddet Hollanda'da kaldıktan sonra Fransa'ya dönen Monet, Argenteuil'e gitti; Sen'i daha iyi gözlemlemek için atölye haline soktuğu bir gemide resim yaptı. Resimlerini arkadaşlarıyla birlikte açtığı sergide (izlenimcilerin sergisi) sergiledi. Grubun diğer sergilerine 1876' da 18 tuval, 1877' de 30 peyzaj, 1879' da çoğu Vétheuil'de yapılmış 29 tablo ile katıldı. 1880' de Boulevard des İtaliens'de 7 nolu binada özel bir sergi açtı.
Monet'in biçim kaygısından uzak ve tamamen renkli duyuma yönelik resim yapması, onu anlamayanların saldırısına uğramasına sebep oldu. 1883' de Giverny'ye yerleşti. Resim meraklıları ve satıcıları, uzun zaman "devrim" sayılan bu resim anlayışıyla ilgilenmeye başladılar. Monet, Akdeniz kıyılarında resim yapmaya gitti, Renoir ile Menton'dan Cenova'ya kadar gezdi.
1888' de Antibes'te birçok manzara resmi yaptı ve "diziler"ine başladı. Aynı motifin günün farklı saatlerinde resimlerini yaptı (Değirmen taşları, 1891). Rouen katedrali cephesini, çeşitli ışıklar altında kırk defa resimledi. Aynı şekilde Thames nehri kıyısında, siste güçlükle seçilebilen anıtları canlandırdı.
1908' de çalışmak için Venedik'e gitti. Son yılları, gözleri iyi görmemeye başladığı için üzüntülü geçti. Giverny'deki bahçesinin beyaz nilüferleri karşısında deneylerini en ileri noktaya taşıyan çalışmalar yaptı; bu çalışmaları, onun bazı soyut ressamlarca öncü sayılmasına yol açtı. 1923' de "Su zambakları" tablosunu devlete hediye eden Claude Monet, 1926' da Giverny, Eure'de öldü.
Monet, 1857' de Paris'e gitti ve İsviçre Akademisi'ne yazıldı. Orada Pissarro ile tanıştı. Cezayir'de askerliğini yaparken resim yapmaya devam etti. Paris'e dönünce (1862), Gleyre atölyesine girdi ve orada Renoir, Sisley ve Frédéric Bazille ile dostluk kurdu. Bu ressamlar eski formülleri bırakma gereğini duydular, paletlerine açık renkleri aldılar ve Fontainebleau ormanında tabiat üstüne çalıştılar.
1864' de Normandiya'ya döndü ve orada Jongkind ile karşılaştı. Kabiliyetli bir ressam olduğu kabul edilen Monet, özellikle oğlunun doğumundan sonra zor bir hayat geçirmeye başladı. Çocuğunun annesi, modeli ile 1870' de evlendi.
Salon'a gönderdiği resimlerin çoğu reddedilmekle beraber, sanatı bu zamanda gelişti. Figür üzerinde çalışmayı bırakarak Bougival'in ve özellikle Argenteuil'ün ışıklı peyzajlarını çizdi; bu eserler, ışığın etkilerini daha iyi verebilmek için, üzerlerinde yeni teknikleri denediği şaheserlerdir.
1870 Savaşında Londra'ya gitti. Orada Pissarro ve Sisley ile buluştu; kendilerinden yaşlı olan ressam Daubigny, onları sonradan satıcıları olacak Durand-Ruel ile tanıştırdı. Londra'da ayrıca Turner ile de tanıştılar.
Bir müddet Hollanda'da kaldıktan sonra Fransa'ya dönen Monet, Argenteuil'e gitti; Sen'i daha iyi gözlemlemek için atölye haline soktuğu bir gemide resim yaptı. Resimlerini arkadaşlarıyla birlikte açtığı sergide (izlenimcilerin sergisi) sergiledi. Grubun diğer sergilerine 1876' da 18 tuval, 1877' de 30 peyzaj, 1879' da çoğu Vétheuil'de yapılmış 29 tablo ile katıldı. 1880' de Boulevard des İtaliens'de 7 nolu binada özel bir sergi açtı.
Monet'in biçim kaygısından uzak ve tamamen renkli duyuma yönelik resim yapması, onu anlamayanların saldırısına uğramasına sebep oldu. 1883' de Giverny'ye yerleşti. Resim meraklıları ve satıcıları, uzun zaman "devrim" sayılan bu resim anlayışıyla ilgilenmeye başladılar. Monet, Akdeniz kıyılarında resim yapmaya gitti, Renoir ile Menton'dan Cenova'ya kadar gezdi.
1888' de Antibes'te birçok manzara resmi yaptı ve "diziler"ine başladı. Aynı motifin günün farklı saatlerinde resimlerini yaptı (Değirmen taşları, 1891). Rouen katedrali cephesini, çeşitli ışıklar altında kırk defa resimledi. Aynı şekilde Thames nehri kıyısında, siste güçlükle seçilebilen anıtları canlandırdı.
1908' de çalışmak için Venedik'e gitti. Son yılları, gözleri iyi görmemeye başladığı için üzüntülü geçti. Giverny'deki bahçesinin beyaz nilüferleri karşısında deneylerini en ileri noktaya taşıyan çalışmalar yaptı; bu çalışmaları, onun bazı soyut ressamlarca öncü sayılmasına yol açtı. 1923' de "Su zambakları" tablosunu devlete hediye eden Claude Monet, 1926' da Giverny, Eure'de öldü.
![]() |
| Claude Monet - Argenteuil'de yelken yarışları (1872' ye doğru) |
BEYİN-OMURİLİK SIVISINDA ŞEKER
NORMAL değeri 0,45 - 0,90 gram/litre arasındadır. Bakteri kökenli akut menenjit ve verem menenjitlerinde bu değer düşer. Şeker hastalığında, beyin iltihaplarında, üremide ve beyin tümörlerinde ise yükselir.
29 Ağustos 2018 Çarşamba
PİETER MONDRİAN, eser-biyografi
HOLLANDA'LI ressam, (Piet veya Pieter Cornelis Mondrian) 1872 yılında Amersfoort, Utrecht'de doğdu. 1892-95 arasında Amsterdam akademisinde okudu. 1906' ya kadar manzara resmi, portre ve natürmortlarda Hollanda resminin geleneksel natüralizmine bağlı kaldı. Sonra Jan Toorop'un etkisiyle Matisse'ye yakınlık duydu.
1911' de Paris'e gitti. Orada kübizm, sanatçıyı basit mimarî şekil yapılarını aramaya yöneltti. Bu yoğun araştırma yıllarında Mondrian, tabiattan alınan geometrik biçim şemalarını yatay ve dikey çizgilere dönüştürdü. Bu basitleştirme, 1909-10 yıllarında yaptığı figüratif ağaç ve peyzaj etütleri dizisinde görülür.
1914' de savaş patlak verince Hollanda'ya döndü. Paris'te başladığı "basitleştirme"yi orada sürdürdü. 1916' da Theo van Doesburg ile tanıştı. Onunla beraber, dikdörtgen ve kare şeklinde sentetik kompozisyonlu tablolarla geometrizm araştırmalarını sürdürdü.
Mondrian, 1917' de bazı ressam, mimar ve heykeltıraş arkadaşlarıyla "De Stijl" grubunu kurdu. Aynı isimli dergide çalışmalar yaptı. O yıllarda yaptığı araştırmalarda, tabiattan tamamen koparak 1920' ye doğru sanatına kesin şeklini verdi. "Kompozisyon" adlı eserinde kullandığı renklerin üçü ana renk (kırmızı, mavi, sarı), diğer üçü de gerçek sayılmayan renklerdir (siyah, beyaz, gri).
Mondrian, resmi bir amaç değil, toplumda bir düzenin, bir dengenin gerçekleşmesi yolunda bir kılavuz olarak görüyordu. 1940' da resmi, yine değişime uğradı. Tablolarının çizgisel konturlarının yerini, çok renkli bir çeşit mozaikten meydana gelen kalın çizgiler almıştı.
Sanatçının bulduğu çözüm yollarının yalnız resimde değil, mimarîde de etkisi oldu. Pieter Mondrian, 1944' de New York'da öldü.
1911' de Paris'e gitti. Orada kübizm, sanatçıyı basit mimarî şekil yapılarını aramaya yöneltti. Bu yoğun araştırma yıllarında Mondrian, tabiattan alınan geometrik biçim şemalarını yatay ve dikey çizgilere dönüştürdü. Bu basitleştirme, 1909-10 yıllarında yaptığı figüratif ağaç ve peyzaj etütleri dizisinde görülür.
1914' de savaş patlak verince Hollanda'ya döndü. Paris'te başladığı "basitleştirme"yi orada sürdürdü. 1916' da Theo van Doesburg ile tanıştı. Onunla beraber, dikdörtgen ve kare şeklinde sentetik kompozisyonlu tablolarla geometrizm araştırmalarını sürdürdü.
Mondrian, 1917' de bazı ressam, mimar ve heykeltıraş arkadaşlarıyla "De Stijl" grubunu kurdu. Aynı isimli dergide çalışmalar yaptı. O yıllarda yaptığı araştırmalarda, tabiattan tamamen koparak 1920' ye doğru sanatına kesin şeklini verdi. "Kompozisyon" adlı eserinde kullandığı renklerin üçü ana renk (kırmızı, mavi, sarı), diğer üçü de gerçek sayılmayan renklerdir (siyah, beyaz, gri).
Mondrian, resmi bir amaç değil, toplumda bir düzenin, bir dengenin gerçekleşmesi yolunda bir kılavuz olarak görüyordu. 1940' da resmi, yine değişime uğradı. Tablolarının çizgisel konturlarının yerini, çok renkli bir çeşit mozaikten meydana gelen kalın çizgiler almıştı.
Sanatçının bulduğu çözüm yollarının yalnız resimde değil, mimarîde de etkisi oldu. Pieter Mondrian, 1944' de New York'da öldü.
![]() |
| Pieter Mondrian - Kompozisyon (1921) |
ŞEKERİN SABİT KALMASI
ÇEŞİTLİ fizyolojik şartlarda, kandaki glikoz seviyesinin aşağı-yukarı sabit kalmasını sağlayan sistem vardır. Bütün organlar kandaki glikozu emebilecek yapıdadır, ama incebağırsak, karaciğer ve böbrek haricinde hiçbiri kana glikoz veremez.
Şekerin sabit kalması durumunda karaciğer temel bir işlev görür ve vücudun ihtiyaçlarına göre glikozu depolar veya serbestleştirir. Bu işlev çeşitli hormonlar tarafından düzenlenir. İnsülin hormonu kan şekerini düşürürken, glükagon, adrenalin ve hipofiz hormonları gibi diğerleri kan şekerini yükseltir. Bu şeker artırıcı ve azaltıcı hormonlarla kandaki şeker sabit tutulmaya çalışılır.
Vücutta şekerin sabit tutulması, insan hayatı için büyük önem arzeder. Kandaki şeker (glikoz) oranı yüksek olursa dokular vaktinden evvel yıpranır, harap olur; çok düşük olursa da beyin başta olmak üzere dokular kâfi enerji alamadıklarından vücut hareket edemez ve koma hali yaşar.
Şekerin sabit kalması durumunda karaciğer temel bir işlev görür ve vücudun ihtiyaçlarına göre glikozu depolar veya serbestleştirir. Bu işlev çeşitli hormonlar tarafından düzenlenir. İnsülin hormonu kan şekerini düşürürken, glükagon, adrenalin ve hipofiz hormonları gibi diğerleri kan şekerini yükseltir. Bu şeker artırıcı ve azaltıcı hormonlarla kandaki şeker sabit tutulmaya çalışılır.
Vücutta şekerin sabit tutulması, insan hayatı için büyük önem arzeder. Kandaki şeker (glikoz) oranı yüksek olursa dokular vaktinden evvel yıpranır, harap olur; çok düşük olursa da beyin başta olmak üzere dokular kâfi enerji alamadıklarından vücut hareket edemez ve koma hali yaşar.
28 Ağustos 2018 Salı
AMEDEO MODİGLİANİ, eser-biyografi
İTALYAN ressam ve heykeltıraş, 1884 yılında Livorno'da doğdu. Genç yaşta sanat hayatına atıldı; 14 yaşında Giovanni Fattori'nin öğrencisi olan Livorno'lu Guglielmo Micheli'nin yanında resme başladı. İlk resimlerini empresyonistlerin tesiri altında yaptı.
1901-05 yılları arasında İtalya'yı gezdi. Bir ara Venedik Güzel Sanatlar akademisindeki dersleri izledi. Sanat alanındaki kültürü bu dönemde oluştu. İtalya'daki öncü çevrelerle bağlantı kurdu. Aynı yıllarda eski İtalyan ustalarıyla, özellikle 14. yy. Siena'lı sanatçıların eserleriyle ilgilendi.
1906' da Paris'e yerleşti. Orada Rodin ve Matisse'in desenlerindeki akıcılığın, Toulouse-Lautrec'in eserlerindeki derin psikolojik gözlemin, Picasso'nun "pembe devri"ndeki melankolik lirizmin, 1909' dan itibaren Cézanne'ın, sonra da 1909' da tanıştığı Brancusi'nin tesirinde kaldı. Zenci sanatıyla ilgilenmesinde de Picasso'nun etkisi oldu.
1906-15 yılları arasında hem resim, hem de heykel alanında çalıştı, ama daha sonra resimde karar kıldı. Heykelin her türlü renkten yoksun olmasından etkilenen Modigliani, rengi, bütün dış ve duyusal belirlemeden kurtararak onu yapısallığa ve plastiğe yöneltti. 1910-15 arası yaptığı tahta ve taş heykellerle, zenci sanatına şahsî bir yorum kattı.
Modigliani, 1914-15 yıllarında kişiliğini buldu ve sanatının doruğuna ulaştı. Tema bakımından bellibaşlı birkaç motif üzerinde durdu. Bunlar; ayakta, oturmuş, uzanmış, uzun endamlı ve boyunlu çıplak kadınlar ve portrelerdir. Sanatçının portrelerindeki sert duygululuğu onu kişilerin psikolojileriyle ilgili çeşitlemelere götürdü.
1917-20 yılları arasındaki hayatı büyük acılar içinde geçti. Verem hastalığına tutuldu. Paris'teki düzensiz hayatı, hastalığını ağırlaştırdı. Kendini içki ve esrara veren ve bunlarsız çalışamayan "lânetlenmiş ressam" Modigliani'nin hikâyesi, Paris'te yaşadığı bohem hayatı göz önüne alınarak incelenmelidir. Bu kötü şartlar her ne kadar sonunu hızlandırdıysa da hiçbir zaman duru ve etkili üslûp araştırmasına engel olmadı. Amedeo Modigliani, 1920' de (yaş 36) Paris'te öldü.
1901-05 yılları arasında İtalya'yı gezdi. Bir ara Venedik Güzel Sanatlar akademisindeki dersleri izledi. Sanat alanındaki kültürü bu dönemde oluştu. İtalya'daki öncü çevrelerle bağlantı kurdu. Aynı yıllarda eski İtalyan ustalarıyla, özellikle 14. yy. Siena'lı sanatçıların eserleriyle ilgilendi.
1906' da Paris'e yerleşti. Orada Rodin ve Matisse'in desenlerindeki akıcılığın, Toulouse-Lautrec'in eserlerindeki derin psikolojik gözlemin, Picasso'nun "pembe devri"ndeki melankolik lirizmin, 1909' dan itibaren Cézanne'ın, sonra da 1909' da tanıştığı Brancusi'nin tesirinde kaldı. Zenci sanatıyla ilgilenmesinde de Picasso'nun etkisi oldu.
1906-15 yılları arasında hem resim, hem de heykel alanında çalıştı, ama daha sonra resimde karar kıldı. Heykelin her türlü renkten yoksun olmasından etkilenen Modigliani, rengi, bütün dış ve duyusal belirlemeden kurtararak onu yapısallığa ve plastiğe yöneltti. 1910-15 arası yaptığı tahta ve taş heykellerle, zenci sanatına şahsî bir yorum kattı.
Modigliani, 1914-15 yıllarında kişiliğini buldu ve sanatının doruğuna ulaştı. Tema bakımından bellibaşlı birkaç motif üzerinde durdu. Bunlar; ayakta, oturmuş, uzanmış, uzun endamlı ve boyunlu çıplak kadınlar ve portrelerdir. Sanatçının portrelerindeki sert duygululuğu onu kişilerin psikolojileriyle ilgili çeşitlemelere götürdü.
1917-20 yılları arasındaki hayatı büyük acılar içinde geçti. Verem hastalığına tutuldu. Paris'teki düzensiz hayatı, hastalığını ağırlaştırdı. Kendini içki ve esrara veren ve bunlarsız çalışamayan "lânetlenmiş ressam" Modigliani'nin hikâyesi, Paris'te yaşadığı bohem hayatı göz önüne alınarak incelenmelidir. Bu kötü şartlar her ne kadar sonunu hızlandırdıysa da hiçbir zaman duru ve etkili üslûp araştırmasına engel olmadı. Amedeo Modigliani, 1920' de (yaş 36) Paris'te öldü.
![]() |
| Amedeo Modigliani - Kendi portresi |
GLİKOZ BEYİNE LÂZIM
GLİKOZ vücudun temel enerji kaynaklarından biridir. Tatlı meyvalarda, bitkilerde, balda, hayvan ve insan dokularında, kanda kan şekeri olarak bulunur. Kandaki glikoz seviyesi insülin, adrenalin ve glükagon hormonlarıyla düzenlenir.
Glikoz, vücut hücreleri için lüzumlu olan enerjiyi sağlar. Özellikle beyin hücreleri enerji yönünden glikoza bağımlıdır. Kan ve idrardaki glikoz seviyelerinin vücuda zararlı olmaması için belirli değerlerde olması lâzımdır. Yetişkin bir insanda kandaki normal değerler; 60 - 115 miligram/desilitre, idrarda ise 0 - 0,25 gram/litre'dir.
Şeker hastalığı teşhisi konulabilmesi için açlık kan şekerinin 140 miligram/desilitre veya daha yüksek bulunması gerekir. Kanda sürekli aşırı glikoz bulunması, kan damarlarının iç yüzeylerini hırpalayarak pürüzlü hale getirir. Kayganlığını kaybetmiş pürüzlü yüzeyler daha fazla kolesterol vb. yağ bileşenlerini tutarak damar içinin daralmasına zemin hazırlar. İnsan, damarlarının açık ve akıcılığı kadar gençtir.
Glikoz, vücut hücreleri için lüzumlu olan enerjiyi sağlar. Özellikle beyin hücreleri enerji yönünden glikoza bağımlıdır. Kan ve idrardaki glikoz seviyelerinin vücuda zararlı olmaması için belirli değerlerde olması lâzımdır. Yetişkin bir insanda kandaki normal değerler; 60 - 115 miligram/desilitre, idrarda ise 0 - 0,25 gram/litre'dir.
Şeker hastalığı teşhisi konulabilmesi için açlık kan şekerinin 140 miligram/desilitre veya daha yüksek bulunması gerekir. Kanda sürekli aşırı glikoz bulunması, kan damarlarının iç yüzeylerini hırpalayarak pürüzlü hale getirir. Kayganlığını kaybetmiş pürüzlü yüzeyler daha fazla kolesterol vb. yağ bileşenlerini tutarak damar içinin daralmasına zemin hazırlar. İnsan, damarlarının açık ve akıcılığı kadar gençtir.
26 Ağustos 2018 Pazar
MODA DENİLİNCE
MODA kelimesi herşeyden evvel, giyim ve davranış konularında ağır basan görüşleri, sonra da edebiyat, güzel sanatlar, ahlâk, toplum, din ve bilim alanlarındaki anlayış değişimlerini ifade eder. Bir modanın başlama ve değişme sebepleri, amaçları, oldukça karmaşık şartlara bağlıdır. Araya bir de kazanç kaygıları giriyorsa, bu karmaşıklık iyice artar.
Reklam ve satış kurumları, çeşitli yenilikler ortaya atarlar. Fakat bu yeniliklerin moda haline gelip gelmemesi kamuoyunun seçimine bağlıdır. Modayı doğuran dinamik etken, insanın yeni biçimler ortaya koyma tutkusudur.
İnsan, hayatın tek düze, sıkıcı ve zor akışından kurtulmak için biçim değişiklikleri arar. İlerlemelere bağlı değişiklikler süslemekten çok, faydalı olma isteğinden doğarlar. Halbuki moda, böyle bir ilkeye bağlı değildir. Modadaki yenilikler, sırf değişiklik için yapılan yeniliklerdir. Yani faydalı olma maksadı taşımazlar.
Reklam ve satış kurumları, çeşitli yenilikler ortaya atarlar. Fakat bu yeniliklerin moda haline gelip gelmemesi kamuoyunun seçimine bağlıdır. Modayı doğuran dinamik etken, insanın yeni biçimler ortaya koyma tutkusudur.
İnsan, hayatın tek düze, sıkıcı ve zor akışından kurtulmak için biçim değişiklikleri arar. İlerlemelere bağlı değişiklikler süslemekten çok, faydalı olma isteğinden doğarlar. Halbuki moda, böyle bir ilkeye bağlı değildir. Modadaki yenilikler, sırf değişiklik için yapılan yeniliklerdir. Yani faydalı olma maksadı taşımazlar.
İDRARDA GLİKOZ BULUNMASI (glikozüri)
İDRARDA glikoz olması, her zaman bir hastalık belirtisidir. Normal şartlarda, böbrek glomerüllerinden idrara süzülen şeker, borucuklar tarafından tamamen geri emildiği için idrarda şeker görülmez. Kan şeker seviyesi, aşırı alıma veya çoğunlukla bir şeker metabolizması bozukluğuna bağlı olarak belirli bir seviyeyi aşarsa, glomerüllerden süzülen şeker miktarı artar ve borucuklar, süzülen şekerin hepsini geri ememez. Böylece idrarda glikoz çıkmaya başlar. Bu durum, şeker hastalığında kan şekeri seviyesinin yükseldiğini gösterir.
Böbrek kökenli glikozüride ise, kan glikoz seviyeleri ve böbreğin süzme yükü normal olsa bile idrarla glikoz atılır. Böbrek kökenli glikozüri, genetik ve iyi huylu bir bozukluktur. "Böbrekten kaynaklanan şeker hastalığı" adıyla da bilinen bu bozukluk ile şeker hastalığının gelişme ihtimâli arasında bir bağlantı yoktur ve tedavi gerektirmez.
Bunun dışında. glomerülonefrit, piyelonefrit gibi böbrek iltihaplarında, şok veya zehirlenmelere bağlı böbrek hasarı durumlarında glikozüri görülür. Hamilelikte, böbrekten süzülen glikoz miktarının artışına bağlı olarak idrarda glikoz çıkabilir.
Böbrek kökenli glikozüride ise, kan glikoz seviyeleri ve böbreğin süzme yükü normal olsa bile idrarla glikoz atılır. Böbrek kökenli glikozüri, genetik ve iyi huylu bir bozukluktur. "Böbrekten kaynaklanan şeker hastalığı" adıyla da bilinen bu bozukluk ile şeker hastalığının gelişme ihtimâli arasında bir bağlantı yoktur ve tedavi gerektirmez.
Bunun dışında. glomerülonefrit, piyelonefrit gibi böbrek iltihaplarında, şok veya zehirlenmelere bağlı böbrek hasarı durumlarında glikozüri görülür. Hamilelikte, böbrekten süzülen glikoz miktarının artışına bağlı olarak idrarda glikoz çıkabilir.
25 Ağustos 2018 Cumartesi
MİTOLOJİ HAKKINDA
![]() |
| Boğa şeklindeki Zeus, Europe'yi kaçırıyor (Mö 6. yy.) |
Mitolojinin özelliği, eski tanrılar hakkında yorumların doğmasına imkân vermiş olmasıdır. Bu araştırmalarda da büyük zorluklarla karşılaşılır. Efsane gelenekleri, o zamanın günlük olaylarına dayandığı açıkça görülen ekleme hikâyelerle birleşerek yere ve zamana göre şaşılacak derecede çeşitlilik gösterir, şekil değişikliklerine uğrar, başka unsurlarla karışır.
Bu da, masal unsurlarının yalnızca kültler ve dinî ikonografyalarla ilgili bir alan olmamasından, aynı zamanda ve daha büyük çapta, sanat ve edebiyatta tema olarak kullanılmasındandır. Bu bakımdan mitoloji, daha ilk çağlardan itibaren, önce destanların, sonra tiyatronun, süslemecilerin (Pompei freskleri) ve retorikçilerin bolca yararlandıkları bir kaynak halini aldı.
Şiir (Hesiodos) veya bilimsel yazılar (Apollodoros kitaplığı, Roma çağı elkitapları) halinde, mit derlemeleri ortaya çıktı. Mitlerin kökeni üzerine yapılan yorumlayıcı araştırmalar Milâttan önce 5. yy' a kadar uzanır. Bu çağda mitoloji uzmanları çoğalmaya başladı: Akusilaos, Pherekydes, Hellanikos, Herodotos, Mö. 4. yy' da Euhemeros mitolojiyi kurtarıcı ve site kurucusu kahramanların (meselâ Theseus) serüvenleri gibi, zamanla şekil değiştirmiş ve şiirleştirilmiş tarihî olaylar olarak yorumladı.
GLİYOBLASTOM
KÖTÜ huylu bir merkezî sinir sistemi tümörüdür. Tümör yuvarlak, iğ şeklinde veya değişken şekilli hücrelerden oluşur. Beyin yarıkürelerinde hızlı büyüme gösterir; çevre dokulara ve beyin-omurilik sıvısı yoluyla yayılarak metastaz yapar; kanamaya meyilli bir tümördür. 40 - 50 yaşları arasında sık görülür.
24 Ağustos 2018 Cuma
JOAN MİRO, eser-biyografi
İSPANYOL ressam, 1893 yılında Barcelona'da doğdu. Barcelona Güzel Sanatlar okulunda okudu. Maria Blanchard'ın, sonra kübistlerin etkisinde kaldı ve 1922' de gerçeküstücülüğü benimsedi. Önceleri tuval üzerine, birbiriyle ilgisiz, fakat tanınabilir nesneler çiziyordu. Sonra 1947' ye doğru soyut sanata yöneldi. Tek renkli bir zemini çok renkli çizgiler, gökkuşağı renginde lekeler, anlaşılmaz birtakım renkli işaretlerle süslemeye başladı.
Rus baleleri için dekor maketleri, birçok seramik eşya, döşeme kartonları yaptı. 1954 Venedik biennalinde grafik büyük ödülünü ve 1959' da Paris'te Unesco merkezindeki seramik panolarıyla (Ay duvarı, Güneş duvarı) Guggenheim ödülünü kazandı.
Harvard üniversitesi için 1950' de bir duvar resmi, 1960' ta da, seramikçi Artigas ile beraber büyük bir duvar panosu (Album 19) yaptı. Gravürleri de vardır. Miro ayrıca gerçeküstücü yazarların birçok eserini de resimledi. Joan Miro, 1983' de Mayorka'da öldü.
Rus baleleri için dekor maketleri, birçok seramik eşya, döşeme kartonları yaptı. 1954 Venedik biennalinde grafik büyük ödülünü ve 1959' da Paris'te Unesco merkezindeki seramik panolarıyla (Ay duvarı, Güneş duvarı) Guggenheim ödülünü kazandı.
Harvard üniversitesi için 1950' de bir duvar resmi, 1960' ta da, seramikçi Artigas ile beraber büyük bir duvar panosu (Album 19) yaptı. Gravürleri de vardır. Miro ayrıca gerçeküstücü yazarların birçok eserini de resimledi. Joan Miro, 1983' de Mayorka'da öldü.
![]() |
| Joan Miro - Natürmort |
BOĞAZDA BASKI HİSSİ
ARALIKLI veya devamlı olarak boğazda bir baskı hissi duymaya "globus belirtisi" denilir. Psikosomatik hastalıklarda, yemek borusu kanserleri ve divertiküllerinde, guatrda, ayrıca; ses kısıklığı ve yutma zorluğuyla beraber nörolojik hastalıklarda ortaya çıkabilir.
22 Ağustos 2018 Çarşamba
RİCHARD MİQUE, eser-biyografi
FRANSIZ mimar, 1728 yılında Nancy'de doğdu. Alsace kökenli bir ailedendir. Polonya kralı Stanislaw'ın kâtibi, daha sonra başmimarı oldu (1763). Nancy'de Sainte-Catherine ve Saint-Stanislas kapılarını yaptı. Gabriel'in çekilmesinden sonra, Marie Antoinette'in yardımıyla kralın başmimarlığına getirildi.
1782-84 yıllarında, Petit-Trianon'da süthane ve değirmen ile birlikte, Marie Antoinette'in "kır evleri"ni yaptı. Paris'te terör sırasında giyotinle başı kesildi (1794).
1782-84 yıllarında, Petit-Trianon'da süthane ve değirmen ile birlikte, Marie Antoinette'in "kır evleri"ni yaptı. Paris'te terör sırasında giyotinle başı kesildi (1794).
![]() |
| Richard Mique - Değirmen |
GÖZ TANSİYONU (glokom)
GÖZKÜRESİ içindeki sıvının basıncının artmasına "glokom" denilir. Bu durum görme işlevinde bozukluklara yol açar. Normal göziçi basıncı 15 mm cıva basıncıdır.; üst limit 22 mm cıvadır. Gün içinde göz basıncında 4 mm cıvayı aşmayan basınç değişimleri olabilir.
Akut dar açılı glokom: Göziçi basıncı ani bir şekilde yükselir. Sıklıkla 50 - 60 yaşlarındaki kadınlarda görülür. Özellikle geceleri ve az karanlıkta görme bulanıklığı olur ve ışık kaynağı etrafında renkli halkalar görülür.
Glokom krizleri stres, üzüntü, aşırı yorulma gibi vakalarla ilişkilidir. Şiddetli ağrı, bulantı, kusma, kornea şişmesi ve gözakı damarlarında belirginleşme olur. Göziçi basınç düşürülmezse, görme kaybolur.
Kronik geniş açılı glokom: Başlangıçta belirti vermez. Işık kaynağı çevresinde halkalar görülebilir. Görme alanı bozukluğu giderek artar ve görme alanı merkezinde görme kaybı olduğunda hasta bu durumu farkeder.
Göz yaralanmaları, göz merceği bozuklukları, göz iltihapları ve doğuştan gelişim kusurları neticesinde göziçi basıncı artabilir. Tedavisi, glokomun tipine göre göz basıncını düşüren ilâçlar ve ameliyattır.
Akut dar açılı glokom: Göziçi basıncı ani bir şekilde yükselir. Sıklıkla 50 - 60 yaşlarındaki kadınlarda görülür. Özellikle geceleri ve az karanlıkta görme bulanıklığı olur ve ışık kaynağı etrafında renkli halkalar görülür.
Glokom krizleri stres, üzüntü, aşırı yorulma gibi vakalarla ilişkilidir. Şiddetli ağrı, bulantı, kusma, kornea şişmesi ve gözakı damarlarında belirginleşme olur. Göziçi basınç düşürülmezse, görme kaybolur.
Kronik geniş açılı glokom: Başlangıçta belirti vermez. Işık kaynağı çevresinde halkalar görülebilir. Görme alanı bozukluğu giderek artar ve görme alanı merkezinde görme kaybı olduğunda hasta bu durumu farkeder.
Göz yaralanmaları, göz merceği bozuklukları, göz iltihapları ve doğuştan gelişim kusurları neticesinde göziçi basıncı artabilir. Tedavisi, glokomun tipine göre göz basıncını düşüren ilâçlar ve ameliyattır.
21 Ağustos 2018 Salı
İLTİHAPLI BÖBREK HASTALIKLARI (glomerülonefrit)
Glomerülonefritler klinik gidişata ve mikroskopik özelliklerine göre sınıflanır. Böbreklerin normal işlevini bozan hastalıklardır. Vakaların büyük bölümü bağışıklık tepkileri neticesinde, böbrek glomerüllerinde antijen, antikor birleşmesine bağlıdır (Glomerül, böbrekteki kılcal damar yumaklarıdır, kanın süzgecidirler).
Glomerülonefritin başlıca belirtileri; yüz ve gözlerde ödem (şişme), idrarda protein bulunması, tansiyon yüksekliği ve idrar miktarının azalmasıdır. Ağır vakalarda, vücutta su tutulmasına bağlı olarak beyin ödemi ve böbrek yetmezliğine bağlı olarak kanda üre artışı görülebilir.
Bazı glomerülonefritlerde, yıllar süren sessiz bir dönemin ardından hastada kronik böbrek yetmezliği gelişebilir. Birçok enfeksiyon hastalığının arkasından glomerülonefrit ortaya çıkabilir. Anjin gibi streptokok enfeksiyonlarından 6 - 25 gün sonra çoğunlukla çocuklarda görülebilen akut yaygın glomerülonefrit buna örnektir.
Glomerülonefritin başlıca belirtileri; yüz ve gözlerde ödem (şişme), idrarda protein bulunması, tansiyon yüksekliği ve idrar miktarının azalmasıdır. Ağır vakalarda, vücutta su tutulmasına bağlı olarak beyin ödemi ve böbrek yetmezliğine bağlı olarak kanda üre artışı görülebilir.
Bazı glomerülonefritlerde, yıllar süren sessiz bir dönemin ardından hastada kronik böbrek yetmezliği gelişebilir. Birçok enfeksiyon hastalığının arkasından glomerülonefrit ortaya çıkabilir. Anjin gibi streptokok enfeksiyonlarından 6 - 25 gün sonra çoğunlukla çocuklarda görülebilen akut yaygın glomerülonefrit buna örnektir.
19 Ağustos 2018 Pazar
GEORGES MİNNE, eser-biyografi
BELÇİKA'LI heykeltraş, 1866 yılında Gand'da doğdu. Heykellerinde başlangıçta Rodin'in, sonra da primitiflerin etkisi görülür. 1897' de Sint-Martens-Latem'e yerleşerek, burada gerçekçiliği idealize etmeyi amaçlayan bir sanatçı grubunu etkiledi.
1898' de şaheseri sayılan "Çeşme başında diz çökenler" adlı eserini, 1899' da Grand'da Rodenbach anıtını yaptı. 1908-22 yılları arasında, Constantin Meunier'nin başarılarından etkilenerek daha gerçekçi bir anlayışa yöneldi (Ramal, 1912) ve onunla rekabete girişti. Daha sonra eski sanat anlayışına dönerek grup eserleri meydana getirdi. Küçük ebattaki bu eserlerde konu maddeden belli-belirsiz ayrılmıştır; yine de güçlü bir anıtsal hava sezilir.
"Ana ile çocuk", Minne'in en sevdiği temadır. Bu gruplardan biri, 1937' de "Kraliçe Astrid anıtı" haline getirildi. 1938' de "baron" olan Georges Minne, 1941' de Sint-Martens-Latem'de öldü.
1898' de şaheseri sayılan "Çeşme başında diz çökenler" adlı eserini, 1899' da Grand'da Rodenbach anıtını yaptı. 1908-22 yılları arasında, Constantin Meunier'nin başarılarından etkilenerek daha gerçekçi bir anlayışa yöneldi (Ramal, 1912) ve onunla rekabete girişti. Daha sonra eski sanat anlayışına dönerek grup eserleri meydana getirdi. Küçük ebattaki bu eserlerde konu maddeden belli-belirsiz ayrılmıştır; yine de güçlü bir anıtsal hava sezilir.
"Ana ile çocuk", Minne'in en sevdiği temadır. Bu gruplardan biri, 1937' de "Kraliçe Astrid anıtı" haline getirildi. 1938' de "baron" olan Georges Minne, 1941' de Sint-Martens-Latem'de öldü.
![]() |
| Georges Minne - Yeniden diriliş |
PARMAK UCU TÜMÖRÜ (glomanjiyom)
ALTDERİNİN bağdoku içinde yer alan küçük çaplı atardamarlarla toplardamarlar arasındaki geçiş bölgesinden (glomus) kaynaklanan iyi huylu deri tümörünün en sık görüldüğü yerler parmak uçları ve özellikle tırnak yatağıdır. Tümör, mercimek büyüklüğünde kırmızı-mavimsi bir renkte ve çok ağrılı bir kütledir.
Tümörün ağrılı olması, çıktığı bölgenin sinir yapısının zengin olmasındandır. Ağrı hiçbir dış etkene bağlı olmadan görülebildiği gibi, soğuk veya sıcağın tesiriyle de başlayabilir.
Tümörün ağrılı olması, çıktığı bölgenin sinir yapısının zengin olmasındandır. Ağrı hiçbir dış etkene bağlı olmadan görülebildiği gibi, soğuk veya sıcağın tesiriyle de başlayabilir.
18 Ağustos 2018 Cumartesi
MİMETİZM (benzeşme)
![]() |
| Yaprağa benzeyen kelebek |
Mimetizm birçok çeşide ayrılabilir:
1) Homokromi: Hayvanların yaşadıkları ortamla renk benzeşikliğidir
2) Koruyucu mimetizm: Zararsız hayvanların kendilerini avlayacak tehlikeli ve saldırgan hayvanlardan korunmak için o hayvanların görünüşünü almasıdır.
3) Tehlikeli mimetizm: Etçil hayvanların görünüşte zararsız hayvanlara benzemesi
4) Bates mimetizmi: Aynı bölgelerde yaşayan ve aynı alanlarda birlikte uçuşan kelebeklerin birbirine benzemesi.
5) Müller mimetizmi: Birçok hayvanın aynı rengi almasıdır.
![]() |
| Deniz dibine göre kamufle olmuş kalkan balığı |
İnsan gözünün seçemediğini avcı hayvanın gözü pekiyi seçer. Böcekçil bir kuş, bir yaprak yığınının içinde bulunan çekirdeği kolaylıkla farkeder. Çok sık görülen mimetizm vakası ile onun hâlâ tartışılan faydasını birbirinden ayırmak gerekir.
17 Ağustos 2018 Cuma
JEAN FRANÇOİS MİLLET, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, 1814 yılında Gréville, Manche'da doğdu. Cotentin'li bir köylü ailedendi. Cherbourg'da, David'in öğrencisi Mouchel'in yanında çalıştı. 1837' de Güzel Sanatlar yüksek okulunda Paul Delaroche'un atölyesine girdi. Cherbourg'a dönüşünde portreler yaptı (Albay Javain, Kendi portresi).
Daha sonra Paris'e yerleşti. 1848 yılına kadar Correggio, Fragonard ve Diaz tarzında, süslü üslûpta "nü"ler çizdi. Bu arada 1844 Salonuna gerçekçi üslûpta işlenmiş köy konulu tablolar gönderdi. J. Jacques'ın tavsiyesi üzerine 1849' daki kolera salgınından kaçma amacıyla Barbizon'a yerleşti ve ölene kadar orada kaldı. Bu tarihten sonra genellikle ağır ve kaba bir üslûpta köylü dünyasını yansıtan resimler yapmaya başladı. Bu resimler önceleri, başta Baudelaire olmak üzere bütün çağdaşlarını şaşırttı.
Millet, 1853' de evlendi ve 9 çocuğu oldu. Yoksulluk içinde yaşadı; bu arada dostu Théodore Rousseau'dan destek gördü. Tablolarında peyzajlara giderek daha fazla yer vermeye başladı. "Angelus" (1859) adlı eseriyle büyük ün kazandı. "İlkbahar (1873) ve "Gréville kilisesi (1874)" adlı tabloları şaheserleridir.
Millet, aynı zamanda karakalemle birçok desen yaptı. Bu desenlerin sağlam yapısı ve ışık etkilerinin basitliği Pissarro'yu ve Van Gogh'u etkiledi. Aynı güçlülük pastellerinde de görülür "Papatya demeti (1874)". Jean François Millet, sanatının klâsik sadeliği, dolaysız gerçekliğiyle ve biçimlerinin heykelsi kesinliğiyle Le Nain'den sonra halk ve köy hayatının en büyük temsilcisi sayılır. Millet, 1875' de Barbizon'da öldü.
Daha sonra Paris'e yerleşti. 1848 yılına kadar Correggio, Fragonard ve Diaz tarzında, süslü üslûpta "nü"ler çizdi. Bu arada 1844 Salonuna gerçekçi üslûpta işlenmiş köy konulu tablolar gönderdi. J. Jacques'ın tavsiyesi üzerine 1849' daki kolera salgınından kaçma amacıyla Barbizon'a yerleşti ve ölene kadar orada kaldı. Bu tarihten sonra genellikle ağır ve kaba bir üslûpta köylü dünyasını yansıtan resimler yapmaya başladı. Bu resimler önceleri, başta Baudelaire olmak üzere bütün çağdaşlarını şaşırttı.
Millet, 1853' de evlendi ve 9 çocuğu oldu. Yoksulluk içinde yaşadı; bu arada dostu Théodore Rousseau'dan destek gördü. Tablolarında peyzajlara giderek daha fazla yer vermeye başladı. "Angelus" (1859) adlı eseriyle büyük ün kazandı. "İlkbahar (1873) ve "Gréville kilisesi (1874)" adlı tabloları şaheserleridir.
Millet, aynı zamanda karakalemle birçok desen yaptı. Bu desenlerin sağlam yapısı ve ışık etkilerinin basitliği Pissarro'yu ve Van Gogh'u etkiledi. Aynı güçlülük pastellerinde de görülür "Papatya demeti (1874)". Jean François Millet, sanatının klâsik sadeliği, dolaysız gerçekliğiyle ve biçimlerinin heykelsi kesinliğiyle Le Nain'den sonra halk ve köy hayatının en büyük temsilcisi sayılır. Millet, 1875' de Barbizon'da öldü.
![]() |
| Jean François Millet - Başak toplayan kadınlar (1857) |
DİL YÜZEYİNDE İLTİHAP (glossit)
DİL mukozasının genellikle tüm ağız mukozasının iltihabıyla (stomatit) beraber görülen iltihabî sürecine "glossit" denilir. Stomatit gibi, glossit de birincil veya ikincil olabilir. Daha sık görülen ikincil glossit; enfeksiyon hastalıkları, zehirlenmeler ve vitamin eksikliğine bağlıdır. Ayrıca kan, karaciğer ve deri hastalıkları sırasında da glossit oluşabilir.
Akut ve kronik biçimleri bulunan glossitin belirtileri; dilde kızarıklık, pullanma, yerel yanma ve dilin hareketlerinde zorluktur. Ağır vakalarda, dil mukozasında ileri derecede atrofi (doku gerilemesi) ve yaygın ülserleşme görülür.
Akut ve kronik biçimleri bulunan glossitin belirtileri; dilde kızarıklık, pullanma, yerel yanma ve dilin hareketlerinde zorluktur. Ağır vakalarda, dil mukozasında ileri derecede atrofi (doku gerilemesi) ve yaygın ülserleşme görülür.
16 Ağustos 2018 Perşembe
CARL MİLLES, eser-biyografi
İSVEÇ'Lİ heykeltraş, 1875 yılında Uppsala yakınlarında Lagga'da doğdu. Paris'te Rodin'in öğrencisiydi. Stockholm Güzel Sanatlar okuluna profesör oldu (1920-31), sonra Amerika'ya gitti. Tarihî portreler (Gustaf Vasa), çeşitli anıtlar ve özellikle zarif çeşmeler yaptı (Sanayi anıtı, Stockholm'de Orpheus çeşmesi). Milles, 1955' de Lidingö'de öldü.
![]() |
| Carl Milles - Küçük siren (Stockholm) |
DİL FELCİ
DİLİN istemli hareketlerini yaptıran dilaltı sinirinin (12. kafa çifti) felcidir. Felçli taraftaki dil zayıflar, sinirin sağlam olduğu tarafa doğru çekilir. Dil dışarı çıkarıldığında ise felçli tarafa doğru kayar. İki taraflı dil felcinde dil tamamen hareketsiz kalır.
Dil felcinin sebepleri arasında tümörler, amiyotrofik lateral skleroz ve ilerleyen soğanîlik felci gibi nörolojik hastalıklar, travmalar veya bir ameliyat esnasında sinirin yanlışlıkla kesilmesi sayılabilir.
Dil felcinin sebepleri arasında tümörler, amiyotrofik lateral skleroz ve ilerleyen soğanîlik felci gibi nörolojik hastalıklar, travmalar veya bir ameliyat esnasında sinirin yanlışlıkla kesilmesi sayılabilir.
14 Ağustos 2018 Salı
DİL SPAZMI
DİL kaslarının istemsiz olarak kasılmalarıyla ortaya çıkar. Sinir sisteminin ekstrapiramidal yol hastalıklarında ve sara hastalığında görülür. Dil spazmı neticesinde konuşma, çiğneme, yutma gibi dil kaslarıyla ilgili hareketler zorlaşır veya hiç yapılamaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























