8 Ekim 2019 Salı

SIBYAN MEKTEPLERİ

OSMANLILAR'DA  ilköğretim kurumlarına "sıbyan mektepleri" denilirdi. Sıbyan mekteplerinde "sabi" denilen  5 - 6  yaşındaki çocuklar okurdu. Bu okullara; hemen her mahallede bulunduğundan "mahalle mektebi" veya binalarının taştan yapılması sebebiyle "taşmektep" de denilirdi.

Genellikle camilerin yanında, büyükçe bir oda; bazen de camilerin bölümlerinden biri bu hizmete ayrılırdı. Ayrı bina halinde olanları büyük camilerin yanında, oda olanlar da küçük camilerin veya köy camilerinin içindeydi. Fatih sultan Mehmed, ismiyle anılan camiinin batı tarafında "Dârüttalim" adlı bir sıbyan mektebi açmıştı. Sonraları "Dârülilm", "Muallimhane", "Mektephane" adıyla anıldı. Beyazıt camiinin yanındakine de "Muallimhane" denildi.

İslâm'a göre  7  yaşında namaza başlamak farz olduğundan, çocuklara bununla ilgili bilgilerin verilmesi gerekiyordu. Bu yüzden kız ve erkek çocukları  5, 6, 7  yaşlarında sıbyan mektebine başlarlardı. Bazen daha küçük yaşta olanlar da sıbyan mektebine verilirdi.

Okula "Bedi Besmele" denilen bir törenle başlanırdı. Ziyafetler verilir, hocaya hediyeler sunulur, öğrencilere de şeker, simit dağıtılırdı. Yeni başlayan çocuk giydirilir; altın, elmas takılır, işlemeli cüz kesesi boynuna asılırdı. Eski öğrenciler, yeni başlayanları evinden alarak ilâhi ve âminlerle okula götürürlerdi. Buna "âmin alayı" denirdi.

Çocuk hocanın önünde "besmele" çekerek öğrenime başlardı. Okulda genellikle bir hoca bulunur ve hocaya yardımcı olan kalfalar olurdu. Hoca bir kısım öğrenciyle ilgilenirken kalfa da diğer kısmıyla ilgilenirdi.

Sıbyan mekteplerinde dersler; "elifba" dan başlamak üzere, Kur'an, yazı, ilmihâl ve hesaptı. Son dönemlerde 1 ay tarih ve coğrafya okunurdu. Kur'anı düzgün okumak için tecvit, lûgat için tuhfe okutulurdu. Özellikle namaz sureleri öğretilirdi.

Mektep, sabah erken açılır ve ikindiye kadar sürerdi. Teneffüs arası yoktu, yalnız öğle yemeği tatili verilirdi. Öğrencilerin evleri çoğunlukla okula yakın olduğundan bunlar yemeğe evlerine giderlerdi. Dersler aralıklı olarak verildiğinden teneffüs lüzumlu görülmezdi. Hoca, öğrencilerin bir kısmıyla ilgilenirken, diğerleri yazı yazmaya çalışır veya dinlenirdi.

Hatim indiren öğrenci, mektebi bitirmiş sayılırdı. Hatim törenle indirilirdi. Hocaya ziyafet ve hediyeler verilirdi. Bundan sonra, isteyen medreseye gider, isteyen hafızlığa çalışırdı. Bunların dışındakiler de memuriyete veya bir sanata başlardı.

Sıbyan mekteplerine veliler, maddî durumları ölçüsünde birşeyler verirlerdi. Memurlar maaşlarından, çiftçiler tahıl vs. ürünlerinden hediye ederlerdi. Çocuğun derecesi arttıkça hocaya hediye verilirdi. Hocalık şerefli bir meslek sayılırdı.

Okulda terbiye, ahlâk ve disipline çok önem verilirdi. Gerektiğinde, ders çalışmamada ve haylazlıkta ısrar eden öğrencilerin ayak tabanlarına az veya çok sopa ile vurulurdu.

Tanzimat devrinde sıbyan mektepleri de yeni bir düzene sokuldu. Sınıflara bölündü. Her sınıfta okutulacak derslerin cinsi ve dereceleri belirlendi.