15 Temmuz 2017 Cumartesi

HASEKİ HASTANESİ

İSTANBUL'UN Haseki semtindeki hastane, 1539 yılında, Kanunî Sultan Süleyman'ın hasekisi Hürrem Sultan'ın emriyle, Mimar Sinan tarafından, Cerrahpaşa'da Bizanslılardan kalma Arkadius sütûnunun bulunduğu "Avratpazarı"denilen düzlükte yaptırıldı.

Haseki Hastanesi, Fatih Sultan Mehmed tarafından 1470 yılında yaptırılan "Fatih Dârüşşifası" ve Yavuz Sultan Selim'in Üsküdar-Karacaahmet'te açtırdığı "Miskinler Tekkesi"nden sonra kurulmuş olan üçüncü büyük sağlık tesisidir.

Haseki dârüşşifası adıyla kurulan ve kullanılan ilk tarihi bina, halen Haseki Hastanesi polikliniği olarak kullanılmaktadır. Kuruluşunda sadece 7 doktor, 2 eczacı kalfası, 29 memur ve müstahdemle faaliyete geçti. 1539-1884 yılları arası, Haseki vakıfnâmesine uygun bir kadro ile çalıştı.

Ayakta poliklinik muayeneleri yanısıra, lüzum hasıl olduğunda hastalar yatırılarak tedavi edildi. Fakir hastalardan bakım ve ilâç için ücret alınmadı. Haseki vakıfnâmesinde çok önemli maddeler vardı. Vakıfnâmede, sertabip (başhekim) dahil bütün personelin, hastalarla görüşürken onlara güzel cümlelerle hitap etmeleri ve sorularına hoşa gidecek bir şekilde cevap vermeleri de yazılı idi. Hastane çalışanlarına yüksek ücret verilmesi de kararlaştırılmıştı.

Farklı tarihlerde farklı adlar alan Haseki hastanesi, 1679' da "Haseki dârüşşifası", 1801' de "Hasekisultan dârüşşifası", 1843' de "Hasekisultankadın dârüşşifası", 1844' de "Haseki bimarhanesi", 1868' de "Haseki zindanı" (kadın hapishanesi olduğu ve âciz kadınlar konulduğu zaman), 1870' de "Hasekinisa hastanesi", 1907' de "Beranin müşahedehanesi" adlarını aldı. 1871' de Dr. Kiryako hastanenin başhekimliğine getirildi.

1848 yılında sadece doğum hastanesi olarak kullanıldı. 1878' de hastanenin idaresi Şehiremaneti'ne (belediye) devredildi. Hastanede bulunan tutuklu kadınlar, Mehterhane'de ayrıca açılan Nisa tevkifhanesine nakledildi. Bunlardan boşalan yerler fakir, kimsesiz ve dul kadın hastalara ayrıldı.

1884' de Moralı Ali Bey'in konağı alınarak hastaneye dahil edildi ve yatak sayısı 150 ye çıkarıldı. 1889' da başhekim Dr. Kiryako'nun ölümünden sonra, saraya mensup Hacı Faik Bey, 1891' de Moralı Ali Bey'in taş binasını yıktırarak bahçeye her servis için ahşap pavyonlar yaptırdı. 1894' de yine ahşap bir çamaşırhane ve bir hamam ilâve edildi.

1906' da Hacı Faik Bey emekli olunca, yerine başhekim olarak operatör Ahmed Nureddin Bey getirildi. Nureddin Bey, 1907' de Sulukonak ve arsasını satın alarak, hademe dairesi, kiler, mutfak ve poliklinik binalarını hastaneye ekledi. 1908' de yatak sayısı 250 oldu ve bazı istimlâklerle bahçe genişletildi.

1911' de "Nureddin Bey pavyonu" adıyla modern bir cerrahi pavyon yapılmasına başlandı. 1914-15  Çanakkale savunmasında, hastanenin iki pavyonu hariç, hepsi, savaş yaralılarına ayrıldı. 1. Dünya savaşı sebebiyle yarım kalan Nureddin Bey pavyonu 1922-24 yıllarında tamamlandı ve hizmete girdi.

1924' de Dr. Orhan Tahsin başhekim oldu. Aynı yıl 6 aylık süre için Haydarpaşa'daki Dârülfünun Tıp Fakültesi tedavi ve kadın doğum klinikleri, Haseki hastanesine yerleştirildi ve bu müddet zarfında başhekimlik vazifesini Prof. Dr. Âsaf Derviş Paşa yerine getirdi. Bu tarihlerde hastanenin daimi masrafı İstanbul Belediyesi tarafından karşılanmaya başlandı.

1925-33 yılları arası Dr. Esat Durusoy başhekimlik vazifesini üstüne aldı ve hastaneye Asabiye, çocuk ve patolojik anatomi bölümlerini ekledi. 1933' de Göz mütehassısı Dr. Nazmi Aziz Selcan başhekim oldu. 1933-34' de Tıp fakültesi kliniklerinden 1. Cerrahi, kadın doğum, ortopedi klinikleri Haseki hastanesine yerleştirildi. Böylece Haseki hastanesi, ilerleyen yıllarda yeni açılan bölümleriyle ilmî seviyesi yüksek modern eğitim ve tedavi merkezlerinden biri oldu.

Hastanenin diğer başhekimleri: 1953' de Dr. Şükrü Hazım Tiner, 1957' de Zühtü Kâmil Ergin, 1959' da ilk kez hastanede yapılan bir seçimle Doç. Dr. Mansur Sayın başhekim oldular.