20 Temmuz 2017 Perşembe

HAZİNE-İ HÜMAYUN

HAZİNE-İ Hümayun'un her saltanat değişikliğinde denetimi yapılırdı. Yeni padişah, cülusundan 15 gün sonra, Hırka-i Saadet dairesine gelerek öğle namazını burada kılardı.

Namazdan sonra, dârüssaade ağası, silâhtar ağa, çuhadar ağa, rikâbdar ağa, hazinedar ağası, hazine vekili, baş kapı gulâmı, musahip ağalar, tülbent ağası, peşkir ağası, arz ağaları denilenler Hazine-i Hümayun'da, kiler ve seferli kethüdaları, Bâbüssaade'den hasodabaşı, hazinedarbaşı, kilercibaşı, saray ağası, saray kethüdası, Hazine-i Hümayun başkâtibi, ikinci kâtip, başkullukçu, çantacı, nöbetçibaşı, hazine kethüdası kaftancısı Hazine-i Hümayun'un dışında, ön taraftaki sofaya gelerek kapının iki tarafına sıralanırlardı.

Hazine kapısı açılırken

Gerekli tertibatın alındığı kendisine bildirildikten sonra padişah, yanında hazine kethüdası ve diğer mabeyinciler olduğu halde gelir ve Yavuz Sultan Selim'in mührüyle mühürlenmiş olan kapıyı açardı. En önde padişah, arkasından diğer görevliler içeri girerlerdi.

Önce Hazine-i Hümayun başyazıcısının hazırladığı müfredat defteri padişaha sunulur ve hünkâr, eşyaların denetimine başlardı. Herhangi bir eşyayı görmek isterse, bu eşya derhal getirilir, sonra yerine konulurdu. Dışarıda kalan görevliler, özel olarak yerlere serilmiş şiltelere, mertebelerine göre otururlardı.

Padişah, denetimi bitirdikten sonra, diğer görevlilerin de Hazine-i Hümayun'a girmelerine izin verir ve bunlar sırayla içeri girerek eşyaları görürlerdi. Tören bitince padişah, Hazine-i Hümayun kapısını yine Yavuz Sultan Selim'in mührüyle mühürlerdi.

Hazine-i Hümayun ayda bir defa incelenerek düzene konulurdu. Eskime vb. sebeplerle elden çıkarılacak eşya, padişahın onayı ve açık artırma ile satılırdı. Satılan eşyanın kime, kaç kuruş karşılığı satıldığı özel defterlere geçirilirdi. Sonra hazine kethüdası tarafından mühürlenen bu defterler padişaha sunulurdu.

Padişahlar Dolmabahçe sarayında oturmaya başladıktan sonra da Hazine-i Hümayun itina ile muhafaza edildi. Osmanlı hanedanına ait maddî ve manevî değeri büyük olan eşya, günümüze kadar kaldı. Cumhuriyet'ten sonra, içinde hazinenin de bulunduğu Topkapı Sarayı, müze haline getirildi.