AKDENİZ bölgesi, Kuzey Avrupa ve Güney Afrika'da yetişen, takribi 600 türü bulunan, çiçeklerinin taç kısmı çan, çıngırak veya huni biçiminde, pembe, mor, beyaz veya yeşilimsi renktedir. Yaprak dökmeyen, genellikle alçak boylu, çalımsı bir bitki cinsidir.
Fundaların Güney Afrika'da beş yüz kadar türü vardır. Avrupa'da on altı türüne rastlanmıştır. Bunlardan bazıları (funda, katmerli zakkum, açelya) bahçelerde ve evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Akdeniz bölgesinde yaygın olan bir türü, iğne yapraklı, beyaz çiçekli bir çalıdır. Dallarından süpürge yapıldığı için süpürge çalısı olarak da bilinir.
Fundalar, "funda toprağı" olarak adlandırılan, silisli kum ve çürümüş funda döküntülerinden oluşan asitli toprakları sever. Fundagillerin genellikle kapsül biçimindeki meyvası, kocayemiş ve yaban mersininde üzümsü yemiş şeklindedir ve yenebilir.
5 Mart 2017 Pazar
4 Mart 2017 Cumartesi
JAN FYT, eser-biyografi
FLAMAN ressam, 1611 yılında Anvers'de doğdu. Franz Snyders'in öğrencisi oldu, sonra Fransa ve İtalya'ya gittiği sanılır. Natürmort ustalarından biri oldu, hoş renkleriyle dikkat çekti. Av hayvanları, çiçek, yemiş, sebze, av sahnesini canlandıran eserler bıraktı. Jan Fyt, 1661' de doğduğu şehirde öldü.
![]() |
| Jan Fyt - Mantarlar (Belçika) |
3 Mart 2017 Cuma
TÜRKİYE'NİN İLK MAÇI
2 Mart 2017 Perşembe
RETİNOBLASTOM (habis göz tümörü)
ÇOCUKLUK çağında görülen nadir ve kötü huylu göz tümörüdür. Retinanın (ağtabaka) sinir dokusundan kaynaklanır ve embriyonel özellikler gösterir.
Çoğunlukla doğuştan ve bazen iki gözü de etkileyen bu tümör, genetik olarak geçtiğinden, ailenin diğer bireylerinde de görülebilir. Tümör, gelişmesi esnasında retinanın ayrılmasına sebep olur; daha sonra göz yapılarına ve görme sinirine sıçrayarak bunlarda yıkım yapar. Son olarak da merkezi sinir sistemine metastaz yapar.
Çoğunlukla doğuştan ve bazen iki gözü de etkileyen bu tümör, genetik olarak geçtiğinden, ailenin diğer bireylerinde de görülebilir. Tümör, gelişmesi esnasında retinanın ayrılmasına sebep olur; daha sonra göz yapılarına ve görme sinirine sıçrayarak bunlarda yıkım yapar. Son olarak da merkezi sinir sistemine metastaz yapar.
1 Mart 2017 Çarşamba
FÜTÜRİZM SANAT AKIMI
FÜTÜRİZM, İtalyan yazarı Marinetti'nin çevresinde toplanan bir grup genç yazar ve sanatçının, akademizme karşı şiddetli bir tepki olarak yarattığı edebiyat ve sanat akımıdır. Fütürizmin ilk bildirisi 20 şubat 1909' da Fransa'da Figaro gazetesinde yayınlandı. Şiir, müzik, resim, heykel dallarını içeriyordu. Fütüristler: "Eskiye ait herşeye sırt çevirmeliyiz" dediler.
Sanatı baştan başa değiştireceklerini ifade eden fütüristler, Marinetti ve genç arkadaşları Buzzi, Palazzeschi, Govoni, Folgore, Papini, Soffici, Carra, Boccioni, Severini ve Pratella idiler.
Şubat 1911' de Marinetti'nin tanıttığı fütürist topluluk, Paris'te Bernhein-Jeune galerisinde sanat görüşünü ilk olarak ortaya koydu. Topluluk beş ressam ve heykeltraştan meydana gelmişti: Boccioni, Carra, Russolo, Balla ve Severini. İlkeleri; duyularla bunların uyandırdığı fikirlerin zamandaşlığını dile getirmekti.
"Koşan bir atın dört değil, yirmi bacağı vardır", "otobüs, arasından geçtiği evlerin içine dalar, evler de otobüsün üzerine üşüşür ve onunla kaynaşır" diyorlardı.
Sanatı baştan başa değiştireceklerini ifade eden fütüristler, Marinetti ve genç arkadaşları Buzzi, Palazzeschi, Govoni, Folgore, Papini, Soffici, Carra, Boccioni, Severini ve Pratella idiler.
Şubat 1911' de Marinetti'nin tanıttığı fütürist topluluk, Paris'te Bernhein-Jeune galerisinde sanat görüşünü ilk olarak ortaya koydu. Topluluk beş ressam ve heykeltraştan meydana gelmişti: Boccioni, Carra, Russolo, Balla ve Severini. İlkeleri; duyularla bunların uyandırdığı fikirlerin zamandaşlığını dile getirmekti.
"Koşan bir atın dört değil, yirmi bacağı vardır", "otobüs, arasından geçtiği evlerin içine dalar, evler de otobüsün üzerine üşüşür ve onunla kaynaşır" diyorlardı.
![]() |
| Gino Severini - Dans eden deniz (1913) |
25 Şubat 2017 Cumartesi
FUJİTA, eser-biyografi
JAPON asıllı ressam (Tsuguharu ve Tsuguci), 1886 yılında Tokyo'da doğdu. 1913 yılında Paris'e yerleşti. Yaptığı natürmort, figür, çıplak insan vücudu ve portrelerdeki detay ve ince üslûpla doğu geleneğini sürdürdü.
Paris'te, üniversite sitesindeki Japon pavyonuyla Müttefik Ülkeler merkezinin süslemelerini yaptı. 1950' den beri üslûbu; parlak renkli, süslemeci ve kıvrak bir gerçekçiliğe yöneldi. Özellikle dini konuları işledi. Kendi planlarına dayanılarak gerçekleştirilen Notr-Dame-de-la Paix şapelinin dekorasyonunu yaptı.
1959 yılında Katolik olup, "Léonard" ismini alan Fujita, 1968' de Zürich'te öldü.
Paris'te, üniversite sitesindeki Japon pavyonuyla Müttefik Ülkeler merkezinin süslemelerini yaptı. 1950' den beri üslûbu; parlak renkli, süslemeci ve kıvrak bir gerçekçiliğe yöneldi. Özellikle dini konuları işledi. Kendi planlarına dayanılarak gerçekleştirilen Notr-Dame-de-la Paix şapelinin dekorasyonunu yaptı.
1959 yılında Katolik olup, "Léonard" ismini alan Fujita, 1968' de Zürich'te öldü.
![]() |
| Fujita - Ressamın portresi (1928) |
24 Şubat 2017 Cuma
23 Şubat 2017 Perşembe
EUGENE FROMENTİN, eser-biyografi
FRANSIZ ressam ve yazarı, 1820 yılında La Rochelle'de doğdu. Hukuk tahsili yaptı. Edebiyat hayatına atılmaya karar verdiği sırada, Marilhat'nın doğu manzaralarını işleyen tablolarının etkisinde kalarak 1844' de resim sanatını seçti, Cabat'nın öğrencisi oldu.
1846' da ilk kez Cezayir'e bir yolculuk yaptı; 1848 ve 1852 yıllarında oraya iki defa daha gitti; 1876' da Mısır'a seyahat etti. Gördüklerini, bütün ayrıntılarıyla yansıtan tabloları ve peyzajlarıyla tanındı. Fromentin, edebiyattan tamamen vazgeçmedi. Sahra dünyasının renkli görünümlerini, renkli bir anlatımla tasvir eden kitaplar ("Sahra'da bir yaz","Sahilde bir yıl") yazdı. "Eski Zaman Ustaları" adlı eserinde, Belçika ve Hollanda müzelerinde yaptığı incelemelerdeki sağlam estetik görüşü ve derin resim bilgisiyle güçlü bir sanat tenkitçisi olduğunu ortaya koydu.
1846' da ilk kez Cezayir'e bir yolculuk yaptı; 1848 ve 1852 yıllarında oraya iki defa daha gitti; 1876' da Mısır'a seyahat etti. Gördüklerini, bütün ayrıntılarıyla yansıtan tabloları ve peyzajlarıyla tanındı. Fromentin, edebiyattan tamamen vazgeçmedi. Sahra dünyasının renkli görünümlerini, renkli bir anlatımla tasvir eden kitaplar ("Sahra'da bir yaz","Sahilde bir yıl") yazdı. "Eski Zaman Ustaları" adlı eserinde, Belçika ve Hollanda müzelerinde yaptığı incelemelerdeki sağlam estetik görüşü ve derin resim bilgisiyle güçlü bir sanat tenkitçisi olduğunu ortaya koydu.
20 Şubat 2017 Pazartesi
RETİNİT (retina iltihabı)
Retina (ağtabaka) iltihabı, birincil (direk temas yoluyla) veya genel bir enfeksiyon sırasında mikropların kan yoluyla buraya ulaşmasıyla ikincil olarak görülebilir. Çeşitli bakteri türleri, virüsler, mantarlar ve asalak kurtlar retinite sebep olabilir.
Retinadaki iltihabi süreç, çoğu kez damartabakaya (koroit) da yayılır ve retina dokusunda yıkıma yol açar. Daha sonra, yıkıma uğramış dokunun yerini nedbe dokusu alır. Nedbe dokusu, koroit ve retina arasında yapışıklıklara veya camsı cisimde (göz içindeki jel) büzüşmeye yol açarak, camsı cismin retinadan ayrılmasına sebep olur.
Retina iltihabının temel belirtisi, görmenin azalmasıdır. Yapılan göz muayenesinde teşhis konulur. Retinanın iltihabi olmayan diğer hastalık süreçlerine "retinopati" denilir.
RETİNOPATİ
Retinanın iltihapsız hastalıklarını tanımlamak için "retinopati" terimi kullanılır. Yaşlılıkta, retina dokusunun beslenme bozukluğuna bağlı görülen dejenerasyon; genetik hastalıklara ya da genel metabolizma hastalıklarına (meselâ yağ metabolizması bozuklukları) bağlı gelişen ve kalıtsal özellik gösteren retina dejenerasyonu; damarsal hastalıklara bağlı retina bozuklukları (meselâ, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, retina damarlarında tromboz) birer retinopati olarak tanımlanır.
Retinadaki iltihabi süreç, çoğu kez damartabakaya (koroit) da yayılır ve retina dokusunda yıkıma yol açar. Daha sonra, yıkıma uğramış dokunun yerini nedbe dokusu alır. Nedbe dokusu, koroit ve retina arasında yapışıklıklara veya camsı cisimde (göz içindeki jel) büzüşmeye yol açarak, camsı cismin retinadan ayrılmasına sebep olur.
Retina iltihabının temel belirtisi, görmenin azalmasıdır. Yapılan göz muayenesinde teşhis konulur. Retinanın iltihabi olmayan diğer hastalık süreçlerine "retinopati" denilir.
RETİNOPATİ
Retinanın iltihapsız hastalıklarını tanımlamak için "retinopati" terimi kullanılır. Yaşlılıkta, retina dokusunun beslenme bozukluğuna bağlı görülen dejenerasyon; genetik hastalıklara ya da genel metabolizma hastalıklarına (meselâ yağ metabolizması bozuklukları) bağlı gelişen ve kalıtsal özellik gösteren retina dejenerasyonu; damarsal hastalıklara bağlı retina bozuklukları (meselâ, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, retina damarlarında tromboz) birer retinopati olarak tanımlanır.
19 Şubat 2017 Pazar
FRİGYA SANATI
ANADOLU'NUN iç-batı kısmını kapsayan tarihi bölgede milâttan önce 12 ilâ 7. yy' lar arasında yaşamış krallık Frigyalılar'dır. Ankara'nın güney-batısını, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar'ın tamamını, Denizli ve Uşak'ın bir bölümünü içinde bulunduruyordu.
Bölgede yaşayan halka "Frigler" denilirdi. Frigler, Hitit İmparatorluğu'nu yıkan Deniz Halkları'ndandı. Milattan önce 12. yy' da Anadolu'nun büyük kısmını istilâ ettiler. 10. yy' da, daha sonra bölgenin başşehri olan Gordion'u ve önemli dini merkez olan Midas şehrini (Yazılıkaya) kurdular.
Milâttan önce 7. yy' da Kimmerler'in Frigya krallığını yıkmasından sonra, bölge, Lidyalılar'ın, Persler'in, Büyük İskender'in, Selefkîler'in, Bergama Krallığı'nın ve Roma'nın hâkimiyetinde kaldı.
Bölgede yaşayan halka "Frigler" denilirdi. Frigler, Hitit İmparatorluğu'nu yıkan Deniz Halkları'ndandı. Milattan önce 12. yy' da Anadolu'nun büyük kısmını istilâ ettiler. 10. yy' da, daha sonra bölgenin başşehri olan Gordion'u ve önemli dini merkez olan Midas şehrini (Yazılıkaya) kurdular.
Milâttan önce 7. yy' da Kimmerler'in Frigya krallığını yıkmasından sonra, bölge, Lidyalılar'ın, Persler'in, Büyük İskender'in, Selefkîler'in, Bergama Krallığı'nın ve Roma'nın hâkimiyetinde kaldı.
18 Şubat 2017 Cumartesi
MİKROBUN DİRENCİ
MİKROPLARIN bazı ilâçlara karşı duyarlılıklarını kaybederek dirençli hale gelmeleri neticesinde, bu ilâçların (antibiyotiklerin) tedavi edici etkilerini gösterememesine "direnç gösterme" denilir.
İki türlü direnç tanımlanabilir. Birincisi, genetik kökenli değildir; mikroplar yavaş gerçekleşen çoğalma sürecinde ilâca duyarsızdır. İkincisi, genetik kökenli dirençtir. İlâca duyarlı olan mikroplar ölüp elenirken, duyarsız olanlar ise çoğalıp yaşamaya devam ederler.
Direnç, çoğu zaman yalnızca bir ilâca yönelik değil, aynı etki mekanizmasına sahip tüm ilâçlara karşı gelişir.
İki türlü direnç tanımlanabilir. Birincisi, genetik kökenli değildir; mikroplar yavaş gerçekleşen çoğalma sürecinde ilâca duyarsızdır. İkincisi, genetik kökenli dirençtir. İlâca duyarlı olan mikroplar ölüp elenirken, duyarsız olanlar ise çoğalıp yaşamaya devam ederler.
Direnç, çoğu zaman yalnızca bir ilâca yönelik değil, aynı etki mekanizmasına sahip tüm ilâçlara karşı gelişir.
17 Şubat 2017 Cuma
OTHON FRİESZ, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, 1879 yılında Le Havre'da doğdu. Havre Güzel Sanatlar okulunda (1894-97) Charles Lhullier'in öğrencisi oldu. 1898' de burslu olarak Devlet Güzel Sanatlar Yüksek okuluna girdi. Orada Matisse, Rouault, Marquet ile tanıştı. Birlikte, Cézanne, Gaugin ve izlenimciler üzerine incelemeler yaptılar. Chatou'da biraraya gelen Vlaminck ve Derain gibi, onlar da sonradan "Fovizm" denilen sanat akımının ilkelerini ortaya koydular.
İzlenimci bir dönemden sonra Friesz'in çalışmaları 1905 den 1907' ye kadar saf bir renkçiliğe yöneldi. Sonra nesnelerin kenar çizgilerini kalınlaştırdı ve onları boşluğa süslemeci bir gözle istifledi. 1908' de yaptığı "Sonbahar" çalışmasına, kübizm öncesi bir eser olarak bakılabilir.
Portekiz'e yaptığı bir yolculuktan sonra, 1911' de üslûbu iyice belirlendi. Renklerde ölçülülük, çalışmada azami özen, Rubens veya Fragonard'ı andıran canlı bir desenle, buna ters düşen klâsik bir kompozisyon yapısı.
İzlenimci bir dönemden sonra Friesz'in çalışmaları 1905 den 1907' ye kadar saf bir renkçiliğe yöneldi. Sonra nesnelerin kenar çizgilerini kalınlaştırdı ve onları boşluğa süslemeci bir gözle istifledi. 1908' de yaptığı "Sonbahar" çalışmasına, kübizm öncesi bir eser olarak bakılabilir.
Portekiz'e yaptığı bir yolculuktan sonra, 1911' de üslûbu iyice belirlendi. Renklerde ölçülülük, çalışmada azami özen, Rubens veya Fragonard'ı andıran canlı bir desenle, buna ters düşen klâsik bir kompozisyon yapısı.
16 Şubat 2017 Perşembe
NİCOLAS FROMENT, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, 1435 yılına doğru Uzes'de doğdu. Bir İtalya yolculuğu sırasında (1461) Mugello'daki Observantin'ler tarikatı için "Lazaros'un dirilişi" adlı tabloyu yaptığı sanılıyor (Uffizi). Avignon'da kral René'nin hizmetinde çalıştı. 1475-76 yıllarında "Yanar çalı" adlı triptiği onun için yaptı (Aix katedrali).
Kral Anjou'lu René ile kraliçe Laval'li Jeanne'ın iki levha halinde portrelerini de onun yaptığı ileri sürülen Nicolas Froment 1484' de Avignon'da öldü. İtalyan tarzı perspektifin ve Flaman üslûbunun öğelerini "gerçekçi" bir bakışla bütünleştirdi.
Kral Anjou'lu René ile kraliçe Laval'li Jeanne'ın iki levha halinde portrelerini de onun yaptığı ileri sürülen Nicolas Froment 1484' de Avignon'da öldü. İtalyan tarzı perspektifin ve Flaman üslûbunun öğelerini "gerçekçi" bir bakışla bütünleştirdi.
![]() |
| Nicolas Froment - Lazarus'un dirilişi (1461) |
15 Şubat 2017 Çarşamba
FULYA ÇİÇEĞİ
NERGİS türü, sarı renkte soğançiçeği. Anavatanı Akdeniz bölgesidir, bahçelerde süs ve koku bitkisi olarak yetiştirilir. Yaprakları hasırotu yaprağına benzeyen fulyanın taç kısmı çok gelişmiş olup kokusu keskin ve belirgindir.
Fulya çiçeği yapraklarının yeşil kısımları ayrılır ve yalnız beyaz kısımları kullanılarak "fulya şurubu" yapılır.
Fulya çiçeği yapraklarının yeşil kısımları ayrılır ve yalnız beyaz kısımları kullanılarak "fulya şurubu" yapılır.
14 Şubat 2017 Salı
RİNİT (burun içi iltihabı)
BURUN boşluklarını döşeyen mukozanın iltihabına "rinit" denilir. Akut (had) veya kronik (müzmin) olabilir. Akut rinit, bakteri ve virüslere bağlı olarak gelişebileceği gibi, alerji ve yalancı alerjiler de rinite sebep olabilir. Alerjik rinite, ortamdaki sıcaklık ve nem değişiklikleri, tahriş edici gaz, toz, buharların solunması neden olabilir.
Akut rinitler arasında, soğuk algınlığına bağlı rinitin ayrı bir önemi vardır. Grip hastalığı, kızamık, kızıl, tifo, çocuk felci gibi hastalıklar esnasında da akut rinit belirtileri görülebilir.
Kronik (müzmin) rinit; akut iltihabın, yapısal yatkınlık, metabolik bozukluklar gibi genel etkenlere ya da burun eğriliği, geniz bademciklerinin büyük olması gibi lokal etkenlere bağlı olarak tekrarlaması neticesi gelişir. Ayrıca, uzun müddet tahriş edici gaz, toz ve buharların solunması, uzun müddet burna ilâç çekilmesi de müzmin rinite sebep olabilir.
Akut rinitler arasında, soğuk algınlığına bağlı rinitin ayrı bir önemi vardır. Grip hastalığı, kızamık, kızıl, tifo, çocuk felci gibi hastalıklar esnasında da akut rinit belirtileri görülebilir.
Kronik (müzmin) rinit; akut iltihabın, yapısal yatkınlık, metabolik bozukluklar gibi genel etkenlere ya da burun eğriliği, geniz bademciklerinin büyük olması gibi lokal etkenlere bağlı olarak tekrarlaması neticesi gelişir. Ayrıca, uzun müddet tahriş edici gaz, toz ve buharların solunması, uzun müddet burna ilâç çekilmesi de müzmin rinite sebep olabilir.
13 Şubat 2017 Pazartesi
RİTÜEL NEDİR?
ÖZEL durumlarda tekrarlanan ve alışkanlık özelliği kazanmış davranışlara ritüel denilir. Kişi, ritüeller vasıtasıyla, kendini belirli bir topluma ait olduğunu ortaya koyar. Günlük hayatta iletişime dair birçok ritüel vardır. Her birey ritüellerle, ait olduğu ilişki sisteminin içindeki konumuna göre iletişim sağlar.
Bir törende uyulması veya izlenmesi gereken kurallar, bir dine ilişkin uygulamalar, dini cemaatlarce düzenlenen ayinler ve bu ayinler esnasında uyulması gereken kurallar, mason localarının belirli kurallara göre düzenlediği ve mason sırlarının öğretildiği törenler vb. ritüellere örnek olarak verilebilir.
Bir törende uyulması veya izlenmesi gereken kurallar, bir dine ilişkin uygulamalar, dini cemaatlarce düzenlenen ayinler ve bu ayinler esnasında uyulması gereken kurallar, mason localarının belirli kurallara göre düzenlediği ve mason sırlarının öğretildiği törenler vb. ritüellere örnek olarak verilebilir.
12 Şubat 2017 Pazar
FRESK SANATI VE ÖRNEKLER
FRESK, taze bir duvar sıvası üzerine suyla karıştırılmış boyalarla resim yapma tekniğidir. Duvar, tavan gibi düz, temiz ve kuru olan zemin hazırlanır. Bu zemine malayla kum-kireç karışımı ince bir sıva çekilir.
Yapılacak desen ince bir kartona çizilerek desenin çizgileri üzerine iğneyle delikler açılır. Tülbent içine konulmuş renkli toz, desen kenarlarına açılmış iğne delikleri üzerine vurularak desenin zemin üzerine geçmesi sağlanır. Zemine aktarılmış desenin istenildiği renklere boyanma işlemi başlar.
İşlemin sıva tazeyken yapılması gerekiyor. Kuruma esnasında, boyarmadde parçacıkları sıvaya karışıyor ve sonuçta, dayanıklı sert bir zemin ortaya çıkıyor.
"Fresk" terimini ilk defa Cennino Cennini, 14 -15. yy' da "Sanat kitabı"nda kullandığı kabul edilir. En parlak fresk örnekleri 1300-1540 yılları arası İtalya'da yapılmıştır. Bu sanatın usta temsilcileri: Cimabue, Giotto, Masaccio, Ghirlandaio, Filippo Lippi, Pinturicchio, Signorelli, A. del Sarto, Michelangelo, A. del Castagno, S. Martini, B. Gozzoli, Raffaello gibi sanatçılardır.
Gotik dönemde, iç mimaride yapılan değişiklikler duvar yüzeylerinin azalmasına sebep olduğu için gözden düşen fresk sanatı, Barok çağda tekrar itibar gördü.
Yapılacak desen ince bir kartona çizilerek desenin çizgileri üzerine iğneyle delikler açılır. Tülbent içine konulmuş renkli toz, desen kenarlarına açılmış iğne delikleri üzerine vurularak desenin zemin üzerine geçmesi sağlanır. Zemine aktarılmış desenin istenildiği renklere boyanma işlemi başlar.
İşlemin sıva tazeyken yapılması gerekiyor. Kuruma esnasında, boyarmadde parçacıkları sıvaya karışıyor ve sonuçta, dayanıklı sert bir zemin ortaya çıkıyor.
"Fresk" terimini ilk defa Cennino Cennini, 14 -15. yy' da "Sanat kitabı"nda kullandığı kabul edilir. En parlak fresk örnekleri 1300-1540 yılları arası İtalya'da yapılmıştır. Bu sanatın usta temsilcileri: Cimabue, Giotto, Masaccio, Ghirlandaio, Filippo Lippi, Pinturicchio, Signorelli, A. del Sarto, Michelangelo, A. del Castagno, S. Martini, B. Gozzoli, Raffaello gibi sanatçılardır.
Gotik dönemde, iç mimaride yapılan değişiklikler duvar yüzeylerinin azalmasına sebep olduğu için gözden düşen fresk sanatı, Barok çağda tekrar itibar gördü.
![]() |
| Hint freski - Prenses ve hizmetçisi (6-7. yy) |
11 Şubat 2017 Cumartesi
ROMATİZMA GENİŞ KAPSAMLI
ROMATİZMA terimi, gidişatı ve belirtileri bakımından ortak özellikler gösteren ve çeşitli hastalıkları kapsayan genel bir terimdir. En önemli ortak özellik; eklem veya kirişler, kiriş bursaları gibi eklem çevresi yapılardan kaynaklanan gezici nitelikteki ağrılardır.
Romatizma; akut eklem romatizması, romatoit artrit ve çeşitleri, ankilozan spondilit gibi iltihabi süreçlerle seyreden hastalıkların yanı sıra, genelde farklı artroz (eklem kireçlenmesi) biçimleriyle ortaya çıkan ve kemik-eklem dokusunun bozulmasıyla belirlenen hastalıkları da ihtiva eder.
Romatizma; akut eklem romatizması, romatoit artrit ve çeşitleri, ankilozan spondilit gibi iltihabi süreçlerle seyreden hastalıkların yanı sıra, genelde farklı artroz (eklem kireçlenmesi) biçimleriyle ortaya çıkan ve kemik-eklem dokusunun bozulmasıyla belirlenen hastalıkları da ihtiva eder.
10 Şubat 2017 Cuma
BENJAMİN FRANKLİN (fizikçi-siyasetçi)
AMERİKALI fizikçi, yazar ve siyaset adamı, 1706 yılında Boston'da doğdu. Sofu bir çevrede yetişti, bir mum imalatçısı olan babasının yanında çıraklık yaptı, sonra matbaacı olan kardeşi James'in yanına girdi. James, yayınladığı liberal gazetede, dini idare ve sofu aristokrasi egemenliğine karşı mücadele ediyordu.
Franklin, boş zamanlarında öğrenimini tamamlamaya çalıştı. Locke'un "İnsanın anlayış gücü üzerine" ve Addison'un "Seyirci" adlı kitaplarından etkilendi. 1723 de New York ve Philadelphia'ya, sonra İngiltere'ye gitti ve Palmer ile Wall gibi matbaacılar yanında teknik bilgisini geliştirdi. 1726 yılı sonunda Amerika'ya döndü. Kendi başına bir matbaa açtı ve bir gazete çıkardı. "Zavallı Richard'ın almanağı" yazısını bu sırada yayınlamaya başladı.
Franklin, boş zamanlarında öğrenimini tamamlamaya çalıştı. Locke'un "İnsanın anlayış gücü üzerine" ve Addison'un "Seyirci" adlı kitaplarından etkilendi. 1723 de New York ve Philadelphia'ya, sonra İngiltere'ye gitti ve Palmer ile Wall gibi matbaacılar yanında teknik bilgisini geliştirdi. 1726 yılı sonunda Amerika'ya döndü. Kendi başına bir matbaa açtı ve bir gazete çıkardı. "Zavallı Richard'ın almanağı" yazısını bu sırada yayınlamaya başladı.
9 Şubat 2017 Perşembe
FRANS II FRANCKEN, eser-biyografi
LİMBURG asıllı Flaman ressam ailesinin en güçlü üyesi, 1581 yılında Anvers'de doğdu. Konuları İncil'den, tarihten, günlük hayattan alınmış çekici ayrıntılarla dolu küçük resimlere yöneldi. Çok etkin olan atölyesi, eserlerini farklı ülkelere yaydı. Kardeşi ve oğlu da ressam olan olan Frans II, 1642' de doğduğu şehirde öldü.
![]() |
| Frans II Francken - Lût ve kızları (Madrid) |
8 Şubat 2017 Çarşamba
JEAN HONORE FRAGONARD, eser-biyografi
AİLESİ İtalyan kökenli olan Fransız ressam ve gravürcü, 1732 yılında Grasse'da doğdu. 18 yaşındayken, iflâslarına sebep olan bir davayı takip etmek maksadıyla, ailesiyle beraber Provence'dan ayrılarak Paris'e gitti. Bir müddet noter kâtipliği yaptıktan sonra, önce Chardin, sonra Boucher'den ders aldı.
1752 yılında büyük Roma ödülünü kazandı. Yetenekli öğrencileri koruma maksadıyla açılan Kraliyet okulunda üç yıl süreyle, Carle van Loo, Lépicié ve Dandré-Bardon'un derslerinden faydalandı. 1756' da Roma'ya gitti ve Hubert Robert ile arkadaşlık kurdu. Sanatsever bir din adamı olan Jean-Claude Richard, iki arkadaşa Villa d'Este'de bir süre kalma imkânı sağladı. Daha sonra onları Napoli ve Sicilya'ya götürdü.
1752 yılında büyük Roma ödülünü kazandı. Yetenekli öğrencileri koruma maksadıyla açılan Kraliyet okulunda üç yıl süreyle, Carle van Loo, Lépicié ve Dandré-Bardon'un derslerinden faydalandı. 1756' da Roma'ya gitti ve Hubert Robert ile arkadaşlık kurdu. Sanatsever bir din adamı olan Jean-Claude Richard, iki arkadaşa Villa d'Este'de bir süre kalma imkânı sağladı. Daha sonra onları Napoli ve Sicilya'ya götürdü.
7 Şubat 2017 Salı
ROMBERG TESTİ (içkulak denge testi)
BU test, içkulağın dengeyle ilgili bölümünün, yani "vestibüler" sistemin incelenmesinde kullanılan yöntemlerden biridir. Ayakta, ayaklar bitişik vaziyette, kafa dik durumda, kollar gövdeye yapışık halde duran kişiden gözlerini kapatması istenir.
Vestibüler sistemin tek yanlı bozukluklarında, vücudun o tarafındaki gövde, kol ve bacak kaslarında gerginlik azalması (hipotoni) olacağından hasta aynı tarafa düşer.
Kulak salyangozundaki tek yanlı lezyonda ise, kas gerginliği o tarafta artacağından, hasta lezyonun bulunduğu tarafın tersine düşer.
Hastanın başı bir tarafa döndürüldüğünde, hasta öne veya arkaya düşmeye meyleder.
Vestibüler sistemin tek yanlı bozukluklarında, vücudun o tarafındaki gövde, kol ve bacak kaslarında gerginlik azalması (hipotoni) olacağından hasta aynı tarafa düşer.
Kulak salyangozundaki tek yanlı lezyonda ise, kas gerginliği o tarafta artacağından, hasta lezyonun bulunduğu tarafın tersine düşer.
Hastanın başı bir tarafa döndürüldüğünde, hasta öne veya arkaya düşmeye meyleder.
SABİT FİKİRLİLİK
KİŞİNİN patolojik niteliğini bilmeden kapıldığı düşünceye "sabit fikir" denilir. Bu patolojik nitelik, saplantı ve hezeyandan ayırt edilmelidir. Patolojik nitelikteki düşüncenin sınırında, daha çok araştırmacı, bilim adamı, sanatçı gibi kişilerde bulunan saplantılar yer alır.
Bilinç bulanıklığı durumunda, manide ve melankolide görülen sabit fikirler açıkça patolojiktir. Bu düşüncelerin ihtiva ettiği konular çok çeşitli olabilir. Genellikle manide, büyüklük ve abartma konuları hakimken, melankolide, işe yaramazlık ve yıkılma konuları görülür.
Bilinç bulanıklığı durumunda, manide ve melankolide görülen sabit fikirler açıkça patolojiktir. Bu düşüncelerin ihtiva ettiği konular çok çeşitli olabilir. Genellikle manide, büyüklük ve abartma konuları hakimken, melankolide, işe yaramazlık ve yıkılma konuları görülür.
6 Şubat 2017 Pazartesi
JEAN FOUQUET, eser-biyografi
FRANSIZ ressam ve minyatürcü, 1420 yılına doğru Tours'da doğdu. Genç yaşta meşhur oldu, İtalya'ya gitti. 1447' de Papa 4. Eugenius'un portresini yaptı. Ertesi yıl Tours'a dönüşünde Agnes Sorel'in himayesine girdi ve 7. Charles'ın portresini yaptı. 1450' de hâmisinin ölümünden sonra Fransa hazinedarı Etienne Chevalier için çalıştı. Onun için tezhip sanatının harikalarından bir "Dua Kitabı" bezedi (1457' ye doğru), ayrıca portresini yaptı.
Minyatürlerinin çoğu Chantilly'de toplanmıştır ve "Kırk Fouquet" denen diziyi oluşturur. "Soylu beylerle mutsuz hanımların halleri" adlı minyatürleri bu devreden kalmadır (Münih). 7. Charles ölünce, 11. Louis'nin tezhipçisi ve minyatürcüsü oldu ve 1460' a doğru Fransa yargıcı Guillaume Juvénal des Ursins'in portresini yaptı.
Minyatürlerinin çoğu Chantilly'de toplanmıştır ve "Kırk Fouquet" denen diziyi oluşturur. "Soylu beylerle mutsuz hanımların halleri" adlı minyatürleri bu devreden kalmadır (Münih). 7. Charles ölünce, 11. Louis'nin tezhipçisi ve minyatürcüsü oldu ve 1460' a doğru Fransa yargıcı Guillaume Juvénal des Ursins'in portresini yaptı.
5 Şubat 2017 Pazar
LEONARD FOUJİTA, eser-biyografi
JAPON asıllı ressam (Fucita Tsuguharu), 1886 yılında Tokyo'da doğdu. Japon Sarayının resmi ressamıydı. 1913' de Paris'e yerleşti. Fovistlerle ve Paris Okulundan sanatçılarla arkadaşlık kurdu. Uzakdoğu geleneğiyle Batı gerçekçiliği arasında bir sentez oluşturmaya çalıştı.
Eserlerinde, çevre duyarlılığı, incelik ve gizemli bir hava hakimdir. Japon öğrenci yurdunun ve Chaillot sarayı barının duvar süslemelerini yaptı. 1959' da Katolik olduktan sonra dini temalar işleyen Léonard Foujita, 1968' de Zürich'de öldü.
Eserlerinde, çevre duyarlılığı, incelik ve gizemli bir hava hakimdir. Japon öğrenci yurdunun ve Chaillot sarayı barının duvar süslemelerini yaptı. 1959' da Katolik olduktan sonra dini temalar işleyen Léonard Foujita, 1968' de Zürich'de öldü.
![]() |
| Léonard Foujita - Montparnasse'de bir kafede (1949) |
4 Şubat 2017 Cumartesi
ANDRE FOUGERON, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, 1913 yılında Paris'te doğdu. Maden işçisi olarak çalışırken resim kurslarına giderek kendi kendini yetiştirdi. 1937' de "Surindépendant" lar grubunun sergilerine katıldı. Başlangıçta kıvrak arabesklere dayanan birtakım kompozisyon denemeleri yaptıysa da, sonradan sosyalist gerçekçiliği benimsedi.
1946' da Devlet güzel sanatlar ödülünü kazandı. Sosyalizme bağlılığı ağır basan bir sanatçı olarak 1963' de yaptığı "13 Şubat Alayı" gibi büyük kompozisyonları, Sete sitesi için hazırladığı "İnsan ve evren" gibi duvar resimlerinin yanı sıra, "Beauce'da Otomotris" gibi (1965), köy hayatıyla ilgili resimleri de ilgi çekicidir. 1967' de Almanya'da eserlerinin retrospektif sergisi düzenlenen André Fougeron 1998' de Amboise'da öldü.
1946' da Devlet güzel sanatlar ödülünü kazandı. Sosyalizme bağlılığı ağır basan bir sanatçı olarak 1963' de yaptığı "13 Şubat Alayı" gibi büyük kompozisyonları, Sete sitesi için hazırladığı "İnsan ve evren" gibi duvar resimlerinin yanı sıra, "Beauce'da Otomotris" gibi (1965), köy hayatıyla ilgili resimleri de ilgi çekicidir. 1967' de Almanya'da eserlerinin retrospektif sergisi düzenlenen André Fougeron 1998' de Amboise'da öldü.
![]() |
| André Fougeron - Rüzgâr gülü |
3 Şubat 2017 Cuma
SADİZMİN ZIDDI MAZOŞİZM
Sadizm, cinsel dürtülerin başkalarına acı çektirerek doyuma ulaştığı cinsi sapıklığa verilen isimdir. Bu terim, Fransız, Marquis de Sade'ın soyadından türetilmiş ve ilk defa Alman psikolog Richard von Krafft-Ebing tarafından kullanılmıştır.
Sadizm kavramı, psikoanaliz teorisi çerçevesinde yalnızca bir cinsi sapıklık olarak değil, aynı zamanda dürtüsel hayatın ana öğelerinden biri olarak da tanımlanır. Böylece örtülü veya simgesel olarak sadist davranışlardan da söz edilebilir.
MAZOŞİZM
Sadizmin zıddı mazoşizmdir. Ama her iki sapıklık aynı derin psikolojik süreçlere bağlanır ve çoğu kez bağlantılı olarak ele alınır.
Mazoşizm, kendine yapılan zulüm ve verilen acı sebebiyle haz ve doyum alma biçimindeki cinsi sapıklığa denilir. Bu terim, Avusturyalı yazar Leopold von Sacher-Masoch'un soyadından türetilmiştir. Çünkü bu cinsi sapıklık yazarın kendisinde de vardı.
Psikiyatrlara göre, gerçek mazoşizm vakaları oldukça nadirdir. Buna karşılık acı ya da hazzın aynı anda veya kısa süre içinde beraber yaşandığı vakalar daha sıktır. Bu tablo, daha uç noktada, karşı cinsten bir kişinin kayıtsız şartsız egemenliği altında olmaktan ve onun tarafından aşağılanmaktan zevk alan insanların davranışını da kapsar.
Sadizm kavramı, psikoanaliz teorisi çerçevesinde yalnızca bir cinsi sapıklık olarak değil, aynı zamanda dürtüsel hayatın ana öğelerinden biri olarak da tanımlanır. Böylece örtülü veya simgesel olarak sadist davranışlardan da söz edilebilir.
MAZOŞİZM
Sadizmin zıddı mazoşizmdir. Ama her iki sapıklık aynı derin psikolojik süreçlere bağlanır ve çoğu kez bağlantılı olarak ele alınır.
Mazoşizm, kendine yapılan zulüm ve verilen acı sebebiyle haz ve doyum alma biçimindeki cinsi sapıklığa denilir. Bu terim, Avusturyalı yazar Leopold von Sacher-Masoch'un soyadından türetilmiştir. Çünkü bu cinsi sapıklık yazarın kendisinde de vardı.
Psikiyatrlara göre, gerçek mazoşizm vakaları oldukça nadirdir. Buna karşılık acı ya da hazzın aynı anda veya kısa süre içinde beraber yaşandığı vakalar daha sıktır. Bu tablo, daha uç noktada, karşı cinsten bir kişinin kayıtsız şartsız egemenliği altında olmaktan ve onun tarafından aşağılanmaktan zevk alan insanların davranışını da kapsar.
2 Şubat 2017 Perşembe
DAMİAN FORMENT, eser-biyografi
İSPANYOL heykeltraşı, 1480 yılında Valencia'da doğdu. 1501 - 1538 yılları arasında, Zaragoza'da San Pablo kilisesi, Poblet manastırı (yıkıldı), Huesca, Barbastro ve Santo Domingo de la Calzada katedralleri için yaptığı mihrap arkalıklarında, gotikten uzaklaşan ve çok belirgin bir şekilde İtalyan okulunun etkisini yansıtan bir sanat eğilimi görülür. Damian Forment, 1540 yılında Santo Domingo de la Calzada'da öldü.
![]() |
| Damian Forment - Mihrap arkalığı - (Zaragoza) |
1 Şubat 2017 Çarşamba
23 Ocak 2017 Pazartesi
SAĞIRLIK, DİLSİZLİK GETİRİR
DOĞUŞTAN, veya hayatın ilk yıllarında her iki kulakta sağırlık olabilir. İnsan sesini duymamaya bağlı olarak çocuk, konuşmayı öğrenemez. Dilin öğrenilmesi, gelen seslerin işitilmesiyle şartlandırılmıştır.
Çocuk, çevresindeki kişilerin dilini duyup, bunları yeniden üreterek konuşmayı öğrenebilir. Sağır doğan çocuklar ya da doğumdan kısa bir müddet sonra sağır olanlar, işitemedikleri için konuşmayı da öğrenemezler.
Sağırlık, doğduktan 3-4 yıl içinde veya belirli bir kelime hafızası kazanıldıktan sonra, fakat sözcüklerin ifade ettiği kavramlar henüz yer etmeden evvel ortaya çıkmışsa, konuşma kabiliyeti de sağırlıkla beraber kaybedilmeye başlanır.
Sağır kişilerin, ses organlarında ve bu organların çalışmasında herhangi bir bozukluk bulunmaz. Yani gerçekte dilsiz değillerdir. İşitememeleri, onları dilsiz yapar.
Çocuk, çevresindeki kişilerin dilini duyup, bunları yeniden üreterek konuşmayı öğrenebilir. Sağır doğan çocuklar ya da doğumdan kısa bir müddet sonra sağır olanlar, işitemedikleri için konuşmayı da öğrenemezler.
Sağırlık, doğduktan 3-4 yıl içinde veya belirli bir kelime hafızası kazanıldıktan sonra, fakat sözcüklerin ifade ettiği kavramlar henüz yer etmeden evvel ortaya çıkmışsa, konuşma kabiliyeti de sağırlıkla beraber kaybedilmeye başlanır.
Sağır kişilerin, ses organlarında ve bu organların çalışmasında herhangi bir bozukluk bulunmaz. Yani gerçekte dilsiz değillerdir. İşitememeleri, onları dilsiz yapar.
21 Ocak 2017 Cumartesi
SALDIRGANLIK ENERJİ DEŞARJI
BİR şahsa, hayvana, eşyaya, nesneye zarar vermek maksadıyla yapılan yıkıcı eyleme "saldırganlık" deniliyor. Saldırganlığın görünür dışavurumu olan saldırgan davranışlar, biriken enerjinin boşalmasını sağlayan araçlardan başka bir şey değildir.
Böyle yoğun bir ruhi enerjinin birikmesi, saldırganlığın sürekli engellenmesinden kaynaklanır. Bir davranış engellendiğinde veya hayâl kırıklığı durumunda kişi öfke duyar. Bu durum insandaki gizli enerjiyi açığa çıkarır ve bu enerji, çıkış noktası aramaya başlar.
Harekete geçen ve daha sonra bastırılan enerjiler, bir saldırganlık potansiyeli meydana getirir ve engellenmeler tekrarlandıkça bu potansiyel daha da büyür. Bu birikim (kişiden kişiye değişmekle birlikte), belirli bir seviyeye ulaşınca, boşalması (deşarjı) kaçınılmaz hale gelir ve saldırgan olarak tanımlanan davranışlarla kendini açığa çıkarır.
Böyle yoğun bir ruhi enerjinin birikmesi, saldırganlığın sürekli engellenmesinden kaynaklanır. Bir davranış engellendiğinde veya hayâl kırıklığı durumunda kişi öfke duyar. Bu durum insandaki gizli enerjiyi açığa çıkarır ve bu enerji, çıkış noktası aramaya başlar.
Harekete geçen ve daha sonra bastırılan enerjiler, bir saldırganlık potansiyeli meydana getirir ve engellenmeler tekrarlandıkça bu potansiyel daha da büyür. Bu birikim (kişiden kişiye değişmekle birlikte), belirli bir seviyeye ulaşınca, boşalması (deşarjı) kaçınılmaz hale gelir ve saldırgan olarak tanımlanan davranışlarla kendini açığa çıkarır.
20 Ocak 2017 Cuma
HENRY FORD (mühendis-sanayici)
AMERİKALI sanayici, 1863 yılında Greenfield, Michigan'da doğdu. Amerikan otomobil sanayiinin öncüsü oldu. Babası William Ford, Amerika'ya göç etmiş İrlanda'lı bir çiftçiydi. Makinalara, özellikle saatçiliğe karşı aşırı bir ilgi duyan Henry Ford, Greenfield'de okudu, 1879' da Detroit'e giderek çırak olarak çalıştı.
1882' ye doğru montajcı ve tamirci oldu; tarım makinaları imalatı yapan bir atölyeye girdi. 1884' de babasından aldığı ağaçlık bir arazide hızar atölyesi kurdu. 1887' de evlendikten sonra Detroit'e dönerek Edison İlluminating şirketine başmühendis oldu.
1882' ye doğru montajcı ve tamirci oldu; tarım makinaları imalatı yapan bir atölyeye girdi. 1884' de babasından aldığı ağaçlık bir arazide hızar atölyesi kurdu. 1887' de evlendikten sonra Detroit'e dönerek Edison İlluminating şirketine başmühendis oldu.
19 Ocak 2017 Perşembe
SALİSİLAT (aspirin) ZEHİRLENMESİ
SALİSİLATLARDAN (salisilik asit olan aspirin gibi) kaynaklanan hafif bir zehirlenme vakası. Mide bulantısı, baş dönmesi, midede kaynama, üst karın bölgesinde ağrı gibi özellikle sindirim sistemini ilgilendiren belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtilerin yanısıra, kulakta uğultu-çınlama, işitme azlığı gibi rahatsızlıklar da olabilir.
Bütün bu rahatsızlıklar ilâcın kesilmesi veya dozun düşürülmesiyle çoğu zaman geriler. Bu tür zehirlenmede huzursuzluk, halüsinasyon, hezeyanlı düşünceler ve uykusuzluk gibi ruhi bozukluklar yaşanabilir. İlâç tedavisinin kesilmesiyle bunlar da ortadan kalkar.
Salisilat zehirlenmesi, salisilat tedavisi sırasında veya salisilat bağımlılığıyla gelişen bazı ilâç alma hastalığı (farmakomani) vakalarında da ortaya çıkabilir.
Bütün bu rahatsızlıklar ilâcın kesilmesi veya dozun düşürülmesiyle çoğu zaman geriler. Bu tür zehirlenmede huzursuzluk, halüsinasyon, hezeyanlı düşünceler ve uykusuzluk gibi ruhi bozukluklar yaşanabilir. İlâç tedavisinin kesilmesiyle bunlar da ortadan kalkar.
Salisilat zehirlenmesi, salisilat tedavisi sırasında veya salisilat bağımlılığıyla gelişen bazı ilâç alma hastalığı (farmakomani) vakalarında da ortaya çıkabilir.
18 Ocak 2017 Çarşamba
JEAN-LOUİS FORAİN, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, gravürcü ve desenci, 1852 yılında Reims'de doğdu. Badanacı olan babası onu bir tüccarın yanına memur olarak verdi. Forain'in 14 yaşında Louvre'da yaptığı desen çalışmaları dikkat çekti. Devlet Güzel Sanatlar Yüksek okulunda, Gérome'un atölyesine kısa bir müddet devam ederek resim çalışması yaptı.
André Gill ile tanışarak hayatını gazetelere desen çizerek kazanmaya başladı. İğneli nükteleriyle Manet ve Degas'ın hayranlığını kazandı. Raoul Pancho, Verlaine ve Rimbaud'nun portrelerini yaparak onlarla dostluk edindi. 1879' dan itibaren suluboya çalışmalarıyla izlenimcilerin gösterilerine katıldı.
Kendisini daha muhafazakâr çizgiye çeken J. K. Huysmans'ın portresini yaptı. Forain, Paris hayatını iğneleyici ve alaycı bir açıdan canlandırmayı, siyasi tartışmalara girmeyi severdi. Üç bini geçen deseni, çeşitli gazetelerde yayınlandı, bir kısmı albümler halinde basıldı (Paris komedisi, Zor günler, Tatlı memleket). Çok sayıda ofort ve litografi de yapan Jean-Louis Forain, 1931' de Paris'te öldü.
André Gill ile tanışarak hayatını gazetelere desen çizerek kazanmaya başladı. İğneli nükteleriyle Manet ve Degas'ın hayranlığını kazandı. Raoul Pancho, Verlaine ve Rimbaud'nun portrelerini yaparak onlarla dostluk edindi. 1879' dan itibaren suluboya çalışmalarıyla izlenimcilerin gösterilerine katıldı.
Kendisini daha muhafazakâr çizgiye çeken J. K. Huysmans'ın portresini yaptı. Forain, Paris hayatını iğneleyici ve alaycı bir açıdan canlandırmayı, siyasi tartışmalara girmeyi severdi. Üç bini geçen deseni, çeşitli gazetelerde yayınlandı, bir kısmı albümler halinde basıldı (Paris komedisi, Zor günler, Tatlı memleket). Çok sayıda ofort ve litografi de yapan Jean-Louis Forain, 1931' de Paris'te öldü.
![]() |
| Jean-Louis Forain - Balerinanın odasında |
17 Ocak 2017 Salı
SALPENJİT (fallop boruları iltihabı)
DÖLYATAĞI borularının birinde veya her ikisinde görülen akut ya da kronik iltihaba "salpenjit" denilir. Bu enfeksiyona en sık sebep olan mikroplar; stafilokok, streptokok, gonokok ve verem (tüberküloz) basilidir.
İltihabın yalnızca boruları etkilemesi çok nadir olur. Genelde yumurtalığı da kapsayan bir hastalık tablosu ortaya çıkar. Bu duruma "adneksit" adı verilir.
Stafilokok, streptokok gibi cerahat yapan mikroplar tarafından yapılan salpenjit daha ziyade loğusalık (loğusalık humması) veya düşük yapma sonrasında gelişir. Belsoğukluğu mikrobu olan gonokoklara bağlı enfeksiyon, genelde vücudun daha aşağısına yerleşmiş enfeksiyonun buraya yayılmasıyla ikincil olarak gelişir ve sık görülür.
İltihabın yalnızca boruları etkilemesi çok nadir olur. Genelde yumurtalığı da kapsayan bir hastalık tablosu ortaya çıkar. Bu duruma "adneksit" adı verilir.
Stafilokok, streptokok gibi cerahat yapan mikroplar tarafından yapılan salpenjit daha ziyade loğusalık (loğusalık humması) veya düşük yapma sonrasında gelişir. Belsoğukluğu mikrobu olan gonokoklara bağlı enfeksiyon, genelde vücudun daha aşağısına yerleşmiş enfeksiyonun buraya yayılmasıyla ikincil olarak gelişir ve sık görülür.
16 Ocak 2017 Pazartesi
FONT-DE-GAUME Mağarası
FRANSA, Dordogne, Eyzies-de-Tayac yakınında, duvarları tarih öncesine ait resim ve gravürlerle kaplı bir mağara. Bu resimler, uzun bir koridorun ve bir yan odanın duvarlarına yapılmıştır. Su sızıntılarından büyük ölçüde zarar görmelerine rağmen, bu eserler sayesinde Font-de-Gaume ilginç mağaralardan biridir.
En önemli resimler, bizonlar ve ren geyikleri resimleridir; bunlar manganez siyahı ve kırmızı aşı boyasıyla yapılmış Magdelaine ve Solutré-Pouilly dönemlerinin sonuna ait resimlerdir.
En önemli resimler, bizonlar ve ren geyikleri resimleridir; bunlar manganez siyahı ve kırmızı aşı boyasıyla yapılmış Magdelaine ve Solutré-Pouilly dönemlerinin sonuna ait resimlerdir.
![]() |
| Font-de-Gaume - Kaya üzerine resimler |
15 Ocak 2017 Pazar
14 Ocak 2017 Cumartesi
SANATORYUM
VEREMLE (tüberküloz) mücadelede, kanunların belirlediği şartlarda hazırlanmış ve gerekli şekilde donatılmış uzman hastaneye "sanatoryum" denilir. Tüberküloz enfeksiyonunu yayabilecek verem hastalarının toplumdan ayrılmaları ve tedavi edilmeleri maksadıyla kurulur.
Sanatoryum, havası temiz bir yerde, hastaların güneşten en çok istifade etmelerini sağlayacak yerde yapılır. Sanatoryumda, gerekli radyolojik incelemelerin ve ameliyatların yapılmasını sağlayacak donanım bulunmalıdır.
Günümüzde ilâç tedavisinin öne çıkması, sanatoryumların önemini azaltmıştır.
Sanatoryum, havası temiz bir yerde, hastaların güneşten en çok istifade etmelerini sağlayacak yerde yapılır. Sanatoryumda, gerekli radyolojik incelemelerin ve ameliyatların yapılmasını sağlayacak donanım bulunmalıdır.
Günümüzde ilâç tedavisinin öne çıkması, sanatoryumların önemini azaltmıştır.
12 Ocak 2017 Perşembe
FLEMALLE RESİM USTASI
FLAMAN Okulu ressamı, kimliği tartışma konusudur. 15. yy'ın ilk çeyreğinde yaşadığı sanılıyor. Flémalle Ustası'nın belli başlı özelliği, üslûbunun gücü, hacim anlayışı ve renklerinin saflığında ortaya çıkar.
Kimliğine gelince; en yaygın iddia, 15. yy'ın başında Tournai'de bulunan ve Van der Weyden'in ustası olan Robert Campin (d.? - ö. 1444) adlı kişidir. Başka bir iddiaya göre de, Van der Weyden'in ta kendisidir.
Ne olursa olsun, kimliği bilinmeyen bu ressamın eserleriyle, Rogier Van der Weyden'in ilk resimleri arasında benzerlikler bulunduğu kesindir. 15. yy Flaman Okulu'nun kuruluşunda Jena Van Eyck kadar, Flémalle Ustası'nın da büyük payı vardır.
Kimliğine gelince; en yaygın iddia, 15. yy'ın başında Tournai'de bulunan ve Van der Weyden'in ustası olan Robert Campin (d.? - ö. 1444) adlı kişidir. Başka bir iddiaya göre de, Van der Weyden'in ta kendisidir.
Ne olursa olsun, kimliği bilinmeyen bu ressamın eserleriyle, Rogier Van der Weyden'in ilk resimleri arasında benzerlikler bulunduğu kesindir. 15. yy Flaman Okulu'nun kuruluşunda Jena Van Eyck kadar, Flémalle Ustası'nın da büyük payı vardır.
![]() |
| Flémalle Ustası - Hz. İsa'nın doğuşu (detay) |
11 Ocak 2017 Çarşamba
sir ALEXANDER FLEMİNG (biyolog)
İNGİLİZ hekim ve bakteriyoloğu, 1881 yılında Lochfield Farm, Darvel Ayrshire 'da doğdu. Bütün hekimlik görgüsünü Londra'nın Sainte-Marie hastanesinde edindi. Bakteriyoloji profesörü oldu. Bakteriyoloji bölümü ikinci müdürlüğüne, sonra da Aşı enstitüsü müdürlüğüne getirildi.
1922' de Allison ile beraber "lizozim" enziminin (gözyaşı) tutuklayıcı ve durdurucu özelliğini keşfetti. 1927' den sonra "penicillium" cinsinden bir küfün özelliklerini inceledi. Bu küfün, streptokok bakterilerini tutuklayıcı ve durdurucu kabiliyeti olan "penisilin" denilen bir madde çıkardığını gördü.
Fleming, 1929' da penicillium küfünün bakteriyolojik incelemesini bitirmişti, fakat araştırmalarını devam ettirecek ve penisilini kimyasal yolla elde edecek kaynaklara sahip değildi. Çalışmalarına 1939' da sir Howard Florey ve Ernest Boris Chain ilgi gösterdi. Bu iki bilgin, 1940' da penisilini deriştirerek toz haline getirmeyi başardılar.
Farmakolojik ve klinik araştırma, Oxford okulu tarafından yapıldı. Florey, penisilinin Amerika'da ilâç sanayiinde üretilmesini sağladı.
1942' de Royal Society üyeliğine seçilen, 1944' de "sir" ünvanını alan Fleming, 1945' de Chain ve Florey ile birlikte Nobel Tıp Ödülünü kazandı. Aynı yıl, "Penisilin ve pratik uygulaması" adlı eserini yayınlayan Fleming, 1955' de Londra'da öldü.
1922' de Allison ile beraber "lizozim" enziminin (gözyaşı) tutuklayıcı ve durdurucu özelliğini keşfetti. 1927' den sonra "penicillium" cinsinden bir küfün özelliklerini inceledi. Bu küfün, streptokok bakterilerini tutuklayıcı ve durdurucu kabiliyeti olan "penisilin" denilen bir madde çıkardığını gördü.
Fleming, 1929' da penicillium küfünün bakteriyolojik incelemesini bitirmişti, fakat araştırmalarını devam ettirecek ve penisilini kimyasal yolla elde edecek kaynaklara sahip değildi. Çalışmalarına 1939' da sir Howard Florey ve Ernest Boris Chain ilgi gösterdi. Bu iki bilgin, 1940' da penisilini deriştirerek toz haline getirmeyi başardılar.
Farmakolojik ve klinik araştırma, Oxford okulu tarafından yapıldı. Florey, penisilinin Amerika'da ilâç sanayiinde üretilmesini sağladı.
1942' de Royal Society üyeliğine seçilen, 1944' de "sir" ünvanını alan Fleming, 1945' de Chain ve Florey ile birlikte Nobel Tıp Ödülünü kazandı. Aynı yıl, "Penisilin ve pratik uygulaması" adlı eserini yayınlayan Fleming, 1955' de Londra'da öldü.
10 Ocak 2017 Salı
FONTAİNEBLEAU OKULLARI
16. yy' da Fransa krallarının emriyle Fontainebleau şatosunun süslenmesi için yapılan çalışmalar sırasında iki sanat akımı meydana gelmiştir. Birinci Fontainebleau okulu; 1. François'nın getirmiş olduğu İtalyan sanatçılar Rosso ile Primatice'nin etkisi altında doğdu. Bunlar kısa zamanda güzel sanatlar yöneticisi oldular.
Emirlerinde çalışan Pellegrini, Majorici, özellikle de Nicolo dell'Abato, Fransız sanatçılarını yeniden fresk sanatına dönmeye ve stuka tekniğini öğrenmeye teşvik ettiler. Bu yeni üslûp, Raffaello, Michelangelo, Pontormo, Bronzino ve Parmesan'dan çıkan"manierizm" akımıyla kaynaştı.
Emirlerinde çalışan Pellegrini, Majorici, özellikle de Nicolo dell'Abato, Fransız sanatçılarını yeniden fresk sanatına dönmeye ve stuka tekniğini öğrenmeye teşvik ettiler. Bu yeni üslûp, Raffaello, Michelangelo, Pontormo, Bronzino ve Parmesan'dan çıkan"manierizm" akımıyla kaynaştı.
9 Ocak 2017 Pazartesi
JOHN FLAXMAN, eser-biyografi
İNGİLİZ heykeltraş ve gravürcü, 1755 yılında York'da doğdu. Wedgwood seramik atölyesi için birçok örnek eser gerçekleştirdi. İtalya'ya gitti, kitap resimleme işleriyle uğraştı. Homeros, Aiskhylos ve Dante'nin eserlerini resimledi. Yetmişe yakın anıt mezar yaptı. W. Blake'in yeni klâsikçiliğe yönlendirdiği sanatçı, eserleri ve Londra Kraliyet Akademisi'ndeki heykel hocalığıyla bu akımın etkili temsilcilerinden biri oldu. John Flaxman, 1826' da Londra'da öldü.
![]() |
| John Flaxman - İlâhi komedya için resim -1802 |
8 Ocak 2017 Pazar
JAMES MONTGOMERY FLAGG
AMERİKALI karikatürist, 1877 yılında New York, Pelham Manor'da doğdu. 12 yaşında ilk resmini St. Nicolas dergisine sattı. 14 yaşında Life ve Judge dergilerinde sürekli çizmeye başladı. New York'ta, Sanat öğrencileri birliğinde, daha sonra İngiltere ve Fransa'da okudu; başarılı portre sergileri açtı.
New York'a yerleşen Flagg, birçok yazar, aktör ve siyasetçiyle tanıştı. 1914' de, tanıdıklarının portrelerini yaptığı "J. M. Flagg'ın gözüyle ünlü kişiler" adlı karikatür kitabını çıkardı. Flagg'ın reklâm afişleri de ünlüdür. Ona büyük ününü sağlayan, birinci dünya savaşında çizdiği "askere çağırma" afişidir.
New York'a yerleşen Flagg, birçok yazar, aktör ve siyasetçiyle tanıştı. 1914' de, tanıdıklarının portrelerini yaptığı "J. M. Flagg'ın gözüyle ünlü kişiler" adlı karikatür kitabını çıkardı. Flagg'ın reklâm afişleri de ünlüdür. Ona büyük ününü sağlayan, birinci dünya savaşında çizdiği "askere çağırma" afişidir.
7 Ocak 2017 Cumartesi
KİŞİDE SAPLANTILAR
ŞAHSIN bilincini saran ve kurtulması imkânsız tekrarlayıcı düşüncelere "saplantı (obsesyon)" denilir. Temelinde endişe yatan rahatsız edici bir duyguyla beraber görülür. Belirli bir muhtevası olması gerekmez; herhangi bir düşünce kişide saplantıya dönüşebilir.
Saplantının temelindeki endişe, genelikle bir tehlikenin ve bir sorumluluğun aşırı önemsenmesine bağlıdır. Hastanın kaygı ve korkusu, tehlikenin büyüklüğüyle orantılı değilse ya da ihtimâl dışıysa, o zaman bu durum bir hastalık özelliği taşıyor demektir.
Saplantılı hasta, bunun bir hastalık olduğunun her zaman bilincindedir, fakat devamlı mücadele etmesine rağmen, saplantısından kurtulamaz.
Saplantılı düşüncenin çeşitli şekilleri vardır. Bunlar:
a) Basit saplantı: Önemsiz sözcük, konuşma veya görüntülerin akla takılmasıdır.
b) Sorgulayıcı saplantı: Hatırlanmayan bir ismi, bir tarihi inatla araştırmaya zorlanmaktır.
c) Ketleyici saplantı: Şüphe ve kuruntuların belirli aktiviteleri engellemesi halidir.
Saplantının temelindeki endişe, genelikle bir tehlikenin ve bir sorumluluğun aşırı önemsenmesine bağlıdır. Hastanın kaygı ve korkusu, tehlikenin büyüklüğüyle orantılı değilse ya da ihtimâl dışıysa, o zaman bu durum bir hastalık özelliği taşıyor demektir.
Saplantılı hasta, bunun bir hastalık olduğunun her zaman bilincindedir, fakat devamlı mücadele etmesine rağmen, saplantısından kurtulamaz.
Saplantılı düşüncenin çeşitli şekilleri vardır. Bunlar:
a) Basit saplantı: Önemsiz sözcük, konuşma veya görüntülerin akla takılmasıdır.
b) Sorgulayıcı saplantı: Hatırlanmayan bir ismi, bir tarihi inatla araştırmaya zorlanmaktır.
c) Ketleyici saplantı: Şüphe ve kuruntuların belirli aktiviteleri engellemesi halidir.
6 Ocak 2017 Cuma
HİPPOLYTE FLANDRİN, eser-biyografi
FRANSIZ ressam, 1809 yılında Lyon'da doğdu. İngres'in öğrencisiydi. 1832' de Roma ödülünü kazandı. Bazı kilise ve şatolar için duvar resimleri yaptı. Bilgili, fakat şatafatsız üslûbu 19. yy' da dini konular için resmi dini üslûp olarak benimsendi. Vitraylar için resimler ve portreler de yapan Flandrin 1864' de Roma'da öldü.
![]() |
| Hippolyte Flandrin - Madame Vinet'nin portresi |
5 Ocak 2017 Perşembe
FLAMİNGO KUŞU
DÜNYANIN çeşitli bölgelerinde sığ sularda, kalabalık sürüler halinde yaşarlar.
Beslenme amacıyla çamurları karıştırırlar. Pembe tüylü, uzun bacaklı, perde ayaklı, ince uzun ve kıvrık boyunlu, iri yassı ve kıvrık gagalı bir kuştur.
Flamingo kuşu, kazsılar takımının flamangiller familyasındandır.
4 Ocak 2017 Çarşamba
LEONOR FİNİ, eser-biyografi
ARJANTİN'Lİ kadın ressam, 1908 yılında Buenos Aires'de doğdu. Daha çok Fransa'da çalıştı. Portreler, çok sayıda tiyatro ve film dekorları yaptı, kitaplar resimledi. Eserlerinde klâsik tarzla gerçeküstücülüğü kaynaştırmaya çalışan Leonor Fini, 1996 yılında Fransa, Aubervilliers' de öldü.
![]() |
| Leonor Fini - Baudelaire'in "Elem çiçekleri" |
3 Ocak 2017 Salı
FİORENZO Dİ LORENZO, eser-biyografi
İTALYAN ressam, 1440 yılına doğru Perugia'da doğdu. Perugino ile Benozzo Gozzoli'nin etkisinde çalıştı. Genellikle dini konuları işleyen eserlerinin çoğu Perugia'daki Pinacoteca'dadır. Bunlar; "Çobanların tapınması", "Presepio", çeşitli "Meryem"ler ve birçok hristiyan azizinin portreleridir. Perugia'nın önde gelen ressamlarından olan Fiorenzo di Lorenzo, 1525 yılına doğru doğduğu şehirde öldü.
![]() |
| Fiorenzo di Lorenzo - Çobanların tapınması (tablo) |
UYUZ HASTALIĞI
KAŞINTIYA yol açan bu hastalığı "sarcoptes scabiei" denilen bir akar asalak yapar. Bu akarın bulaşması, uyuza yakalanmış kişiyle direk temas veya bu kişinin elbiselerini kullanma yoluyla gerçekleşir.
Bu asalak, parmaklar arasına, el bileği, koltukaltı, üreme bölgesi, ve kaba et bölgelerinin derisine yerleşir. Asalağın dişisi deriye girdikten sonra derinin keratin tabakasında kendine bir tünel yaparak ilerler ve bu tünel küçük bir kabarcıkla nihayet bulur. Asalak bu kabarcığın içine yerleşir.
Dişi asalak açtığı tünele yumurtalarını bırakır, daha sonra bu yumurtalardan önce larvalar, sonra da yetişkin asalaklar gelişir.
Uyuz, özellikle geceleri şiddetli kaşıntı yapar. Kaşıntıya, aşırı kaşımanın oluşturduğu deri tahriş ve lezyonları eşlik eder. Şiddetli kaşımayla, deride kızarma, kabarcıklar, kabuklar oluşur.
Hattâ ciltteki tırnak tahriş ve çiziklerinden bakteriler de girerek yeni üst enfeksiyonlar meydana getirebilirler. Bazen bu enfeksiyon ve lezyonlar hakiki hastalığı maskeleyerek teşhiste zorluk çıkarabilirler.
Bu asalak, parmaklar arasına, el bileği, koltukaltı, üreme bölgesi, ve kaba et bölgelerinin derisine yerleşir. Asalağın dişisi deriye girdikten sonra derinin keratin tabakasında kendine bir tünel yaparak ilerler ve bu tünel küçük bir kabarcıkla nihayet bulur. Asalak bu kabarcığın içine yerleşir.
Dişi asalak açtığı tünele yumurtalarını bırakır, daha sonra bu yumurtalardan önce larvalar, sonra da yetişkin asalaklar gelişir.
Uyuz, özellikle geceleri şiddetli kaşıntı yapar. Kaşıntıya, aşırı kaşımanın oluşturduğu deri tahriş ve lezyonları eşlik eder. Şiddetli kaşımayla, deride kızarma, kabarcıklar, kabuklar oluşur.
Hattâ ciltteki tırnak tahriş ve çiziklerinden bakteriler de girerek yeni üst enfeksiyonlar meydana getirebilirler. Bazen bu enfeksiyon ve lezyonlar hakiki hastalığı maskeleyerek teşhiste zorluk çıkarabilirler.
2 Ocak 2017 Pazartesi
FİL HASTALIĞI ASALAKTAN
FİL hastalığı, "filaryoz" adıyla bilinen asalak hastalıklarının bir tipidir. Özellikle bacakların fil bacağı gibi kalınlaşmasına ve üreme organlarının şişerek büyümesine yol açar. Daha çok tropik memleketlerde görülür.
Çoğunlukla sivrisineklerin taşıdığı "Bencroft filaryası" insana bulaşınca; kendine yaşam yeri olarak lenf damarlarını seçer ve bulundukları yere göre lenf varisleri, lenf düğümü iltihapları, apse gibi çeşitli bozukluklara sebep olurlar.
Erişkin asalak lenf dolaşımını engeller ve duyarlı dokularda alerjik tepkilere yol açar. Zamanla lenf düğümleri büyür, lenf kanalları genişler, birkaç yıl içinde lifsi bağdokuyla iyice dolarak sertleşir ve tıkanır.
Zamanında tedavi uygulanmazsa, erbezi torbalarının ve bilhassa bacakların aşırı derecede kalınlaşmasına yol açtığı için bu filaryoz tipine "fil hastalığı" denilmiştir.
Çeşitli asalak öldürücü ilâçlar denenirse de ileri vakalarda en iyi tedavi yolu ameliyattır.
Çoğunlukla sivrisineklerin taşıdığı "Bencroft filaryası" insana bulaşınca; kendine yaşam yeri olarak lenf damarlarını seçer ve bulundukları yere göre lenf varisleri, lenf düğümü iltihapları, apse gibi çeşitli bozukluklara sebep olurlar.
Erişkin asalak lenf dolaşımını engeller ve duyarlı dokularda alerjik tepkilere yol açar. Zamanla lenf düğümleri büyür, lenf kanalları genişler, birkaç yıl içinde lifsi bağdokuyla iyice dolarak sertleşir ve tıkanır.
Zamanında tedavi uygulanmazsa, erbezi torbalarının ve bilhassa bacakların aşırı derecede kalınlaşmasına yol açtığı için bu filaryoz tipine "fil hastalığı" denilmiştir.
Çeşitli asalak öldürücü ilâçlar denenirse de ileri vakalarda en iyi tedavi yolu ameliyattır.
ANTONİO FİLARETE, eser-biyografi
İTALYAN mimar ve heykeltraş, (Averulino da denir) 1400 yılında Floransa'da doğdu. 1433-45 yılları arası Roma'daki San Pietro kilisesinin bronz kapısını yaptı. 1451' de Milano'ya çağrıldı, burada Castello Sforzesco'nun orta kulesiyle Maggiore hastanesini inşa etti (1456-65).
"Trattato di Architettura" adlı eseri (1464), gotik sanata karşı yeni mimarlık ilkelerinin bir savunucusudur. Ayrıca Bergamo katedralinde ve Bellinzona surlarında çalıştı, Cremona'da bir zafer takı yapan mimar 1469 yılına doğru Roma'da öldü.
"Trattato di Architettura" adlı eseri (1464), gotik sanata karşı yeni mimarlık ilkelerinin bir savunucusudur. Ayrıca Bergamo katedralinde ve Bellinzona surlarında çalıştı, Cremona'da bir zafer takı yapan mimar 1469 yılına doğru Roma'da öldü.
![]() |
| Antonio Filarete - San Pietro bronz kapısı (detay) |
1 Ocak 2017 Pazar
SARHOŞLUK EVRELERİ
AŞIRI içkiyle alınan "etil alkol"ün vücutta yol açtığı akut zehirlenme durumuna sarhoşluk denilir. Birbirini takibeden üç farklı safhadan meydana gelir. Bunlar:
a) Aşırı keyif duyma ve zindelik veya aşırı duyarlılık safhası.
b) Uyuşukluk, zihinsel kifayetsizlik, hareketlerde güvensizlik, derin uyku ve koma safhası.
c) Baş ağrısı, bulantı, genel fenalık hali ve hafıza kaybının görüldüğü uyanma safhasıdır.
Sarhoşluk genellikle 24 saat sürer. Adli tıpda sarhoşluk, kandaki alkol seviyesinin binde 1,5 grama ulaşmasıyla başlar. Bu seviye, araba kullanan kişi için tehlike sınırını oluşturur.
Alkolün kandan temizlenme işinde karaciğer önemli vazife üstlenir. Kifayetsiz kaldığında siroz veya pankreas kanseri gibi iyileşmesi çok zor olan hastalıklara sebebiyet verir.
a) Aşırı keyif duyma ve zindelik veya aşırı duyarlılık safhası.
b) Uyuşukluk, zihinsel kifayetsizlik, hareketlerde güvensizlik, derin uyku ve koma safhası.
c) Baş ağrısı, bulantı, genel fenalık hali ve hafıza kaybının görüldüğü uyanma safhasıdır.
Sarhoşluk genellikle 24 saat sürer. Adli tıpda sarhoşluk, kandaki alkol seviyesinin binde 1,5 grama ulaşmasıyla başlar. Bu seviye, araba kullanan kişi için tehlike sınırını oluşturur.
Alkolün kandan temizlenme işinde karaciğer önemli vazife üstlenir. Kifayetsiz kaldığında siroz veya pankreas kanseri gibi iyileşmesi çok zor olan hastalıklara sebebiyet verir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























