18 Ekim 2016 Salı

DOLMABAHÇE SARAYI

İSTANBUL'UN Dolmabahçe semtinde yapılmış Osmanlı Sarayı. Rönesans ve Barok karması bir üslûpta yapılmış aşırı süslemeli bir yapıdır. Bulunduğu alanda eski devirlerde birçok kasr, köşk ve sarayın yer aldığı bilinmektedir. Koy doldurulmadan evvel; önce Kanuni Sultan Süleyman devrinde kuzey-batı yamaçlarına yaptırılan Kasr-ı Cihannüma, Sayeban-ı Hümayun denilen Bayıldım Kasrı, 3. Selim'in yaptırdığı köşk vardı. Koy doldurulduktan sonra; 1. Ahmed'in av köşkü biçimindeki küçük sarayı, 4. Mehmet ile 3. Ahmed'in sarayları yapıldı.

Eski köşkü yıktırarak yerine çinilerle süslenmiş, İran üslûbunda yeni bir saray yaptıran 1. Abdülhamid, ayrıca kayıkhaneler de yaptırmıştı. 3. Ahmed devrinde, Beşiktaş Saray-ı Hümayunu adı verilen bu sarayın yeniden yapılması işi, başmimar Hafız Mehmet Efendi'ye verildi. Son sarayı ise Sultan Abdülmecid, mimar Garabet Balyan ile oğlu Nikogos Balyan'a yaptırdı (1842-1853).

Osmanlı sultanları, Dolmabahçe Sarayı yapılıncaya kadar Topkapı Sarayı'nda oturur, diğer sarayları ise düğün, av gibi törenlerde ve yazlık olarak kullanırlardı. Dolmabahçe Sarayı yapıldıktan sonra Osmanlı hanedanı tamamen bu saraya yerleşti. Sultan Abdülaziz bu sarayda tahttan indirildi, ilk Meclis-i Mebusan burada toplandı (19.3.1877). Mithat Paşa ve arkadaşları burada tutuklu kaldı.

Dolmabahçe Sarayında; Avusturya İmparatoru Karl, İmparatoriçe Eugenie, İngiltere Kralı 7. ve 8. Edward, Alman İmparatoru Wilhelm, İran Şahı Muzafferüddin, Rus Grandükü Konstantin ve Nikolay, Bulgar Kralı Ferdinand, Sırp Kralı Georgeviç ve Aleksandr, İran Şahı Rıza Pehlevî, Muhammed Rıza, Ürdün Kralı Abdullah, Irak Kralı Faysal... gibi yabancı devlet büyükleri misafir edildi.

Cumhuriyetin ilânından sonra Millî Saraylar İdaresi'ne bağlanan Dolmabahçe Sarayı'nda  2.7.1932' de Türk tarih kongresi, Birinci ve ikinci (1932-34) Türk Dil Kurultayları toplandı. Mustafa Kemal Atatürk 10.11.1938' de bu sarayın 71 no lu salonunda vefat etti.

Saray, deniz tarafında 600 metre uzunluğunda geniş bir mermer rıhtımla sınırlandırılmış, yol tarafında yüksek duvarlarla çevrilmiştir. Dolmabahçe Camii karşısında ve Dolmabahçe yolu üzerinde iki büyük kapısı vardır. Çok yüksek bezemelerle süslenmiş bu kapılardan sarayın bahçesine girilir ve geniş merdivenlerle selâmlık bölümünün birinci katına çıkılır.

Ortadaki esas yapıda muayede salonu vardır. Bunun kuzeyinde Hünkâr dairesi ve Harem, güneyinde galeriler ile bağlanan bir selâmlık vardır. Dışı kâgir, içi ahşap olarak yapılmış sarayın ahşap bölümleri son yıllarda yangına karşı kâgir ve çelik olarak yenilendi.

En büyük salon, kurşun bir çatıyla örtülü olan, tavanı kubbe biçimindeki taht salonudur. Bunun dışında 17 büyük salon ve 200 oda vardır. Sarayın içi, özellikle kullanılan malzemenin zenginliği (kristal, kaymak taşı, mermer, porfir, kakma işleri vb.) bakımından göz alıcıdır, ancak bunların işlenişi oldukça ağırdır.

Tavanlar ve duvarları, Fransız ve İtalyan sanatçılarının yağlıboya resimleri süsler. Mabeyn'in üst katında, deniz yönündeki elçiler salonunda ressam Ayvazovsky'nin "akşam" ve "sabah" tabloları dikkati çeker. Sarayda sanat bakımından çok değerli mobilya ve biblolar vardır.

Elçiler Salonu, 16. Louis üslûbundaki kırmızı takımı ile ün yapmıştır. Taht Salonu'nda 1852 yılında İngiltere'ye sipariş edilmiş 750 lâmba ile aydınlanan 4,5 ton ağırlığında bir avize bulunmaktadır. Sultan Abdülaziz'in derlediği tabloların da büyük değeri vardır.